Telif Hukukunda Reform Yapma Gereği Üzerine*

Yıl: 1 Sayı: 1
Ocak 1998

< önceki

 
 
 
 
 

Prof. Dr. Naci KINACIOĞLU 

 
Aydiner İnşaat 
 
 
Telif Hukukunda Reform Yapma Gereği Üzerine*

           Sayın Bakanlar, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Değerli Meslektaşlarım, aziz sanatçılar; hepinizi gönülden selamlarım. 
 
           Hoş geldiniz, Toplantımızı şereflendirdiniz.  

           Ben Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda (FSEK) tespit ettiğim ve bugünkü gelişmelerin dışında kalmış anlayış ve hükümlere değineceğim. Bunu yaparken de bana verilen süreye uymaya gayret sarf edeceğim. Bu sebepten konuşmam, kısa açıklamalara rağmen ardında  bazı sorular bırakan konuşma olacaktır.  

           I - Yapılmayan Değişiklikler 

           1- Kanun Koyucu, kuralları koyarken öncelikle hareket noktasını teşkil eden temel düşüncenin başka bir deyimle teorinin mahiyetinin  ne olduğunu tespit eder. Buna göre konuya yaklaşım tarzı belirginleşir.  
 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun temelinde dualist (ikinci) teori yer almaktadır. İkinci teori, fikri hakların “kanuni terminolojiye uygun ifade edersek, manevi ve mali haklar olmak üzere ikiye ayrılır. Bu haklar birbirinden ayrıldıklarından üzerlerinde bağımsız tasarruflar yapılabilir. Hakların menşesi ise kanunumuza göre eser sahipliğidir.  

           Oysa dualist teori çoktan terk edilmiştir. Zamanımızda hakim teori monist (tekçi) teoridir. Tekçi teoriye Ulmer’in benzetmesi yüzünden ağaç teorisi de (Baumtheorie) denilmektedir. Tekçi teori fikri hakların manevi ve mali yanını unutmamaktadır. Fakat bunların tamamının birbirinden ayrı olduğunu reddederek bir ağacın kökünden fışkıran dallarına benzetmektedir. Dalları ayrı olsa da kök aynıdır. Nitelik itibariyle aynı olan hakların kaynağı aynen dualist teoride görüldüğü üzere eser sahiplidir (Werkherr Schaft) O halde ilk önce, her şeyden önce FSEK’de değişiklik yapılırken bu hususun göz önünde tutulması gerekiyordu. Bu ihmal edilmiştir. Fikren eskiyen kanun, çağdaşlaşmamıştır.  

           2- FSEK madde 13’de şöyle bir hüküm yer almaktadır. “Fikir ve Sanat Eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür” Benzer hükme FSEK.madde 20’de de rastlanmaktadır. “ Ademileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tamamına faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir.” Her ikisini de çok fazla değil, biraz dikkatle incelersek, fikri hakların kanun koyucunun eser sahibine bahşettiği hak alacak telakki edildiği sonucuna ulaşabiliriz. Geçmişte savunulan bu görüş çoktan terk edilmiştir. Yeni tarihli kanunlarda mesela, Alman Kanununda (s 11) “Telif hukuku, eser sahibini, eser ile fikri ve şahsi ilişkilerinde ve eserin intifaında korur.” hükmü öngörülmekle, fikri hakların eser sahipliğinden kaynaklandığını kabul etmiş; hukukun, kanunun değil bunu korumakla yükümlü bulunduğunu belirlemiştir. Bundan başka çağımızda çok çabuk değişen ve gelişen teknik eserler üzerindeki haklardan yararlanma imkanlarını insanlığa sunmaktadır. Kanunumuzdaki yukarıda sözünü ettiğimiz hükümler dolayısiyle eser sahibi, bu imkansızlıktan yararlanamamıyacaktır.  

           3- FSEK madde 48’e göre “Eser sahibi .......... kendilerine tanınan mali hakları ..... başkalarına devredebilir.” Bu gün bu görüş de fikri hakların maliyeti dolayısıyla itibar edilmemektedir. Doktrinde savunulan bu düşünce pozitif hukuk kuralı haline dönüştürülmüş ve fikri hakların bütün olarak devredilemeyeceği görüşü çekişmesiz kabul görmüştür. Eser sahibi, ancak bir başkasına eserden yararlanması için intifa haklarını bahşedebilir. (Alman Kanunu s31)  
  
           II- Yapılan Değişikliklerden Bazıları 

           FSEK, 1 Ocak 1952’ de yürürlüğe girdikten sonra bir 1983, diğer 1995 olmak üzere iki değişikliğe uğradı. Hiç şüphesiz beklentimiz, daha isabetli hükümler ihtiva eden bir kanuna kavuşmaktı. Çünkü değişikliğe uğrayan madde sayısı 42’yi bulmuştu. Sadece son değişiklikten 27 madde etkilenmiştir. Bazı yeni hükümlerin getirilmesine karşılık kanunumuz allak bullak olmuştur.  
           1- Bir kere terim birliği kalmamıştır.  
           2- İkincisi bugün tamamen terk edilmiş kavramlar yine muhafaza edilmiştir. Mesela FSEK 5. maddesindeki sinema eserleriyle ilgili hüküm.  
           3- Türkçe’ye çevrilmesi için bir eserin 70 yıl beklemesine ilişkin FSEK madde 28 in hükmü. Bu kraldan fazla Kralcılıktır. Dünya Telif Hukuku Anlaşmasında (Welturheberrehts Abkommun ) yedi yıldır.  
           4-  Eser sahibine tanınan hakların tahdidi (sınırlandırılması) ile ilgili hükümler hiç gözden geçirilmemiş. Mesela madde 33  
           5- Nihayet en önemlisini bu başlığın sonuna bıraktığım 42. maddesindeki yeni düzenleme teşkil eder. Hiç bir makul ve muleni bir gerekçesi bulunmayan bu değişiklik Anılan madde 1983 de değiştirilmiş ve değiştirme yapılırken FSEK in fikir ve sanat eserlerini dört grupta toplayan düzenlemesi esas alınarak fikir ve sanat eseri sahiplerinin dört mesleki birlik kuracakları öngörülmüştür. Bu sistem kısa zamanda yerleşmiş idi. Meslek birlikleri, bun suretle “kanun ile tanınmış hakların takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımı görevlerini üstlenmişler idi. Ve görevlerini de başarıyla sürdürüyorlardı. 1995 de siyasi düşünceler altında yapılan ikinci müdahale konuyu siyasi bir görüşe teslim etmiş, “aynı alanda birden fazla birlik kurulabileceği” kabul edildiğinden eser sahiplerinin haklarını koruması güçsüz, yetersiz, zayıf ve bilgisiz bir takım birliklerin eline bırakılmıştır.  
  
           Değerli konuklar, söz buraya gelmişken resim sanatıyla ilgili (!) bir iki söz söylemek istiyorum. Ressam kardeşlerim elbette sizin karşınızda hiç bu konuya girmek istemezdim. Sakın bilgiçlik ettiğimi zannetmeyin.  

           Karanlığın resmi yapılmaz. Nitekim karanlıkta da resim yapılmaz. bunun için sizler, beyni, kalbi, eli ışıkta olan insanlarsınız. Işıksız ve renksiz resin olmaz. Başka bir deyişle siyasi düşüncelerle sizlerin ışığını karartacak insanları lanetliyorum. Kruçev, bir gün Moskova’da son figüratif ressamların sergisine gitmiş. Sergi çıkışında ona saf saf sormuşlar “Resimlerimizi nasıl buldunuz efendim” Cevabı “tuval üzerinde sanki bir eşek kuyruğunu gezdirmiş gibi. Böyle resim olmaz”  Çünkü Kruçev, sanatını ideolojinin emrine vermiş insan aramıştı.  

           Siyasi düşünceler, ideolojiler, dini inançlar eser sahibinin serbestçe yaratılmasının karşısına tarihte her zaman çıkar. Artık 21. yüzyılın eşiğinde buna müsaade etmeyin.  

           III - Tekliflerimiz 
  
           FSEK’de üç beş madde değiştirilerek fikri hukuk alanındaki incelemelere ayak uydurmak mümkün değildir. Kanunumuzun bir tarafa bırakılarak yeni gelişmiş, ileri düşünceler ışığında yeni bir kanun hazırlanması daha isabetli olacağı kanaatindeyim.  

           Konuşmama çok beğendiğim küçük bir şiir ile nokta koymak istiyorum. 

 Mevsim kış, mevsim ilkbahar, 
 Mevsim yaz, mevsim sonbahar 
 Her neyse 
 Ağaçlar başka mevsim arar. 
(Hilmi EREN)
           Saygılarımla 
           Prof. Dr. Naci KINACIOĞLU 
 (*) Bu konuşma GESAM tarafından yapılan toplantıda yapılmıştır.