Yabancı Paralı Finansal Tabloların Çevirisi ve Kullanılan Yönetmler

Yıl: 1 Sayı: 10
Ekim 1998

< önceki

 
 

  

Aydın KARAPINAR 

 
 
“YABANCI PARALI FİNANSAL TABLOLARIN ÇEVİRİSİ VE KULLANILAN YÖNTEMLER” 


  
ÖZET 
            Yabancı ülkelere yatırım yapan işletmelerin sayısı gidererek artmaktadır. Bu işletmeler diğer ülkelerde kurdukları şubelerle veya ortaklıklarla faaliyet gösterebilirler. Bu işletmelerin temel problemi, , yabancı ülkelerdeki şubelerinin ve ortaklıklarının yabancı paralı finansal tablolarını kendi finansal tabloları ile birleştirebilmek veya konsolide edebilmek için kendi para birimine çevirmektir. Yabancı finansal tabloların çevirilisinde kullanılan dört yöntem mevcuttur. Bu yöntemler; cari - cari olmayan yöntem, parasal - parasal olmayan yöntem, geleneksel yöntem ve dönem sonu kuru yöntemidir. Ancak, günümüzde sadece sonu yöntem kullanım alanı bulmaktadır. Bu çalışmada, yabancı paralı finansal tabloların çevirisinde kullanılan yöntemler, kullanılacak yöntemin belirlenmesi ve çeşitli ülke uygulamaları üzerinde durulacaktır. 
 
 
ABSTRACT 
            The number of companies which invest in other countries are increasing gradually. These companies may operate in other countries with their branches and subsidiaries. The main problem of these companies is the translation of their branches’ and subsidiaries’ financial statements which are expressed in foreign currency in to their own currency in order to combine or consolidate with their  financial statements.  There are four methods which historically have been used in the translation process. These methods are the current - noncurrent, the monetary-nonmonetary, the temporal and the current rate methods. But, nowadays only the last two methods are used. In this study, the methods which are used in translation process have been overviewed, determining methods which will be used in translation process has been examined and the application in some selected  countries has been shown. 
 

            1. GİRİŞ 

            İşletmeler, yabancı ülkelerde şubeleriyle veya kurdukları ortaklıklarla veya ortak oldukları işletmelerle faaliyet gösterebilirler. Günümüzde, ülke ekonomilerini globalleşmesi, uluslararası ticaretteki engellerin kalkması ve uluslararası sermaye piyasalarındaki büyüme sonucu, bu tür işletmelerin sayısında hızlı bir artış yaşanmaktadır. 

            Muhasebe açısından olaya bakıldığında, temel sorun, yabancı bir ülkede faaliyet gösteren firmaların bu ülkedeki faaliyetlerini raporlama sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Bilindiği gibi, muhasebenin temel ilkelerinden bir olan parayla ölçülme ilkesi gereği tüm kayıtlar ulusal para biri üzerinden tutulmalıdır. Bu nedenle, ortak olunan yabancı işletmenin faaliyet sonuçlarının yani finansal tablolarının yatırım yapan ana şirkete yansıtılabilmesi için yabançı işletmenin hesaplarının yerel para biriminden yatırım yapan işletmenin para birimine çevrilmesi gereklidir. 

            Yabancı işletmenin finansal tabloların çevirisine yatırım yapan işletme, temelde konsolide mali tabloların hazırlanması, hesapların birleştirilmesi için veya özkaynak yöntemine göre muhasebeleştirilen yatırımların değerlemesi için ihtiyaç duyar (HARIED A.A, IMDIEKE L. F. VE SMITH R. E. , 1994: s.553). 

            Yatırım yapan işletme, yabancı işletmenin  üzerinde kontrol gücüne sahip olabilir. Genel olarak, yatırım yapılan işletmenin % 50’sinden daha fazla oy hakkına sahip olunması halinde kontrol gücünün var olduğu kabul edilir. İşletmeler bu tür bir bağlı ortaklığa sahip olduklarında, bu işletmenin finansal tablolarının konsolide işlemine tabi tutmak zorundadırlar. Bunun için ise yabancı paralı finansal tabloların ana şirketin kullandığı para birimine çevrilmesi gereklidir. 

            Yatırım yapan işletme, yabancı işletme üzerinde kontrol gücüne sahip olmamakta birlikte, önemli bir etkinliğe sahip olabilir. Genel olarak, yatırım yapılan işletmenin % 20’sinden az % 50’sinden fazla olmamak üzere bir oy hakkına sahip olunması halinde kontrol gücünün var olduğu kabul edilir. Bu durumda yatırım yapılan işletme özkaynak yöntemine göre muhasebeleştirilmelidir. Özkaynak yöntemine göre muhasebeleştirmesi için ise yabancı finansal tabloların çevrilmesi gereklidir. 

            Yukarıda belirttiğimiz nedenler dışında, yatırım yapılacak işletmenin değerinin belirlenmesi gibi bir çok nedenle de finansal tabloların çevirisine ihtiyaç duyulabilir. 

            Yabancı paralı finansal tablolar, çevirildikten sonra yatırım yapan işletme hesapları ile birleştirileceğinden, direkt olarak yatırım yapan firmayı etkileyecektir. Bu nedenle çeviri işlemin süreci büyük önem kazanmaktadır. Çeviride benimsenecek yanlış politikalar, yatırım yapan işletmenin durumunun, yabancı ülkedeki asıl faaliyetlerinin  dışında çeviri kazanç veya kayıplarından dolayı olduğundan  iyi veya kötü görünmesine yol açabilecektir. 

            Çalışmamızda, yabancı paralı finansal tabloların çevirisinde kullanılan yöntemler, kullanılacak yöntemin belirlenmesi ve çeşitli ülke uygulamaları üzerinde durulacaktır. 

            2. FİNANSAL TABLOLARIN ÇEVİRİSİ VE KULLANILAN YÖNTEMLER 

            Yabancı finansal tabloların çevirisi, yabancı para birimi üzerinden hazırlanmış tabloların yerel para birimi ile ifade edilmesi sürecidir. Bu süreç, ülkeler arasındaki döviz kurlarının sabit olmaması ve iki para birimi arasında bir çok kurun bulunması nedeniyle karmaşık bir hale gelmektedir. 

            Çeviride, hangi hesapların cari kurla yani bilanço tarihindeki kurla, hangi hesapların tarihi kurla yani işlem tarihinde geçerli olan kurla çevrileceği konusunda tartışmalar mevcuttur. Ayrıca, cari kurun ve tarihi kurun nasıl tespit edileceği resmi kurların mı, serbest piyasa kurlarının mı, veya alış kurlarının mı, satış kurlarının mı, kullanılacağı da tartışmalara yol açmaktadır. 

            Çeviri sürecinde diğer bir tartışmalı konu da, bazı kalemlerin tarihi kurlarla bazılarının ise cari kurlarla çevrilmesi  sonucu ortaya çıkan farkların nasıl raporlanacağına ilişkindir. 

            Tüm bu tartışmalı konular çeviri sürecini etkileyen en önemli hususlardır. Bu nedenle çeviride,  kullanılacak yöntemlerin  belirlenmesi ve dönemden döneme tutarlı bir şekilde uygulanması gereklidir. 

            Yabancı paralı finansal tabloların çevirisinde kullanılan yöntemler dört tanedir. Tarihsel gelişimi içerisinde bunlar, 

            - Cari - cari olmayan yöntem, 
            - Parasal - parasal olmayan yöntem, 
            - Geleneksel yöntem ve, 
            - Dönem sonu kuru yöntemidir. 

            İlk iki yöntemin kullanımı terk edilmiştir. Günümüzde ise, geleneksel yöntem ve dönem sonu kuru yöntemi kullanılmaktadır. 

            Bu yöntemlerin içerikleri aşağıda incelenmiştir. Ayrıca, Amerika’nın, İngiltere’nin, Avrupa Topluluğu Ülkeleri’nin konudaki düzenlemelerine ve Uluslarası Muhasebe Standartlarına yer verilmiştir. 

            2.1. Cari - Cari Olmayan Yöntem 
            Cari - cari olmayan yöntem, bilançonun temel tasnifi olan cari - cari olmayan kalemler ayrımına dayanır. Bu yönteme göre, bilançodaki cari kalemler cari kurla (bilanço tarihindeki kur), cari olmayan kalemler ise tarihi kurla (işlem tarihindeki kur) çeviriye tabi tutular. 

            Yöntem, finansal tabloların çevirisinde kullanılan ilk ve en eski yöntemdir. 1960’lı yıllardan sonra yöntem eleştiriler almaya başlamıştır. Yönteme yapılan temel eleştiri ise, stokların döviz kuru değişikliklerinden etkilendiği kabul edilerek cari kurla çeviriye tabi tutulmasına rağmen, uzun vadeli borçların döviz kuru değişliklerinden etkilenmediği kabul edilerek tarihi kurla çeviriye tabi tutulmasıdır. Oysaki uzun vadeli borçlar döviz kurlarındaki değişikliklerden etkilenirler. Döviz kurlarındaki değişmeye göre döviz cinsinden borçların tutarı azalabilir veya artabilir. Aynı durum uzun vadeli alacaklar içinde söz konusudur. 

            Bu yönteme göre uzun vadeli borçların ve alacakların tarihi kurlarla çevrilmesi,alacak ve borçların döviz cinsinden değerlerinin doğru yansıtılmamasına neden olmaktadır. Yanıltıcı sonuçlar doğuran bu uygulama nedeniyle yöntem, 1965  yılından sonra önemini yavaş yavaş yitirmeye başlamıştır. Artık günümüzde bu yöntem kullanılmamaktadır. 

            2.2. Parasal - Parasal Olmayan Yöntem 
            Cari - cari olmayan yönteme yapılan eleştirilerden sonra, bilanço kalemlerinin vadelerine göre değil, niteliklerine göre ayrılması gündeme gelmiştir. Bilanço kalemleri, döviz kuru değişikliklerinden etkilenip etkilenmemesine göre iki gruba ayrılmıştır. Paranın değerinde meydana gelen değişikliklere paralel olarak, satın alma güçleri değişen kalemlere (örneğin, alacak ve borçlar), parasal kalemler, satın alma güçleri değişmeyen kalemlere (örneğin, maddi duran varlıklar), parasal olmayan kalemler adı verilmektedir. 

            Bilanço kalemleri, parasal ve parasal olmayanlar olarak ayrıldıktan sonra, bu yönteme göre, parasal kalemler, dönem sonu kurla, parasal olmayan kalemler ise tarihi kurla çeviriye tabi tutulmaktadırlar. 

            1965 yılından sonra popülerlik kazan yöntem 1970’lı yılların sonuna kadar kadar uygulanmıştır. Ancak günümüzde uygulanan bir yöntem değildir. 

            2.3. Geleneksel (Geçici) Yöntem 
            Geleneksel yöntemde, yabancı şirketin işlemleri, ana şirket tarafından yapılmış gibi kabul edilir. Bunun yansıması olarak ta, bilançoda maliyet bedelleriyle yer olan kalemler tarihi kurla, yenileme maliyeti, net gerçekleşebilir değeri veya piyasa değeriyle yer alan kalemler ise cari kurla çeviriye tabi tutulur. 

            Yöntemde, çeviride kullanılacak kur, yabancı işletmenin her bir kalemi için kullandığı değerleme ölçüsüne göre belirlenmektedir. Böylece, bağlı ortaklığın varlıkları ve borçlarını değerlemede kullandığı muhasebe ilkeleri korunmuş olmaktadır. İşletmenin performansını değerleme de kullanılan oranlar değişmemektedir. 

            Geleneksel yöntem, parasal- parasal olamayan yöntemle büyük ölçüde aynı sonuçları verir. Yöntemler arasındaki farklılık, parasal olmayan kalemlerin bilançoda maliyet bedellerinden başka bir bedelle yer almasından kaynaklanır. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki bu yöntemler birbirlerinin aynı yöntemler değildir. Örneğin, enflasyon muhasebesi uygulandığında, geleneksel yöntem dönem sonu kuru yöntemi ile de aynı sonuçları verecektir. 

            Geleneksel yöntem, ağırlıklı olarak 1970’li yıllardan sonra kullanılmaya başlanmıştır. 1980’lı yılların başına kadar özellikle Amerika’da en çok kullanılan yöntem olmuştur. Halen yöntemin kullanılmasına devam edilmektedir. Ancak çoğu ülkede kullanımı belirli koşullara bağlanmıştır. 

            2.4. Dönem Sonu Kuru Yöntemi 
            Dönem sonu kuru yönteminde, özkaynak dışında tüm bilanço kalemleri dönem sonu kuru kullanılarak çeviriye tabi tutulur. Uygulaması, tarihi kurların takibini gereksiz kıldığı için oldukça kolay bir yöntemdir. 

            Günümüzde, dönem sonu kuru yöntemi en çok kullanılan yöntemdir. Ülkelerin büyük bir kısmı, finansal tabloların çevirisinde dönem sonu kuru yöntemini benimsemiş durumdadırlar. Geleneksel yöntemin de kullanılmasına izin verilmektedir. Ancak bu yöntemler, birbirlerinin alternatifi olarak ele alınmamaktadır. Kullanımları, yatırım yapan işletme ve yabancı işletme arasındaki ilişkiye göre belirlenmektedir. 

            3. YABANCI ÜLKE UYGULAMALARI 

            3.1. Amerika 
            Amerika’da finansal tabloların çevrilmesinde kullanılan ilk yöntem cari cari olmayan yöntemidir. 1930’lu yılların başından 1960’lı yıllara kadar cari - cari olmayan yöntem,  çeviride kullanılan en yaygın yöntemdi.  Ancak, 1960’lı yıllardan sonra yöntem eleştirilmeye başladı. Hesapların, vadelerine göre değil niteliklerine göre çevrilmesi görüşü, yani parasal - parasal olmayan yöntemin kullanılması görüşü ağırlık kazanmaya başladı. Yöntemin kullanılması ise ilk kez 1965 AICPA tarafından onaylandı. Bu onay, kullanılan ilk yöntem olan cari - cari olmayan yöntemden radikal bir ayrılış oldu (T.W. MCRAE ve D.P WALKER, 1980: s.50). Böylece, cari - cari olmayan yöntemin stoklar ve uzun vadeli borçlar konusundaki eleştirilen uygulamalarına bir çözüm getirildi. Buna rağmen, Amerika’daki işletmeler cari - cari olmayan yöntemi 1975 yılına kadar kullanamaya devam ettiler. 

            1975 yılında, uygulama birliğindeki eksikliği gidermek için FABS “Yabancı Paralı İşlemlerin ve Yabancı Paralı Finansal Tabloların Çevirisinin Muhasebeleştirilmesi adlı sekiz nolu standardı yayınladı. Bu standart bundan önceki tüm düzenlemeleri ortadan kaldırdı. 

            FASB 8, yabancı işletmenin gelir ve giderlerini belirlemedeki değerleme ölçüler ve ilkelerinin çeviri sürecinden etkilenmemesi gereği üzerinde duruyordu. Bir çok alternatif değerlendirildikten sonra, FASB bu amaca en uygun yöntem olarak geleneksel yöntemi benimsedi ve işletmelerin yabancı paralı finansal tabloları geleneksel yöntemi kullanarak çevirmelerini zorunu kıldı. 

            Geleneksel yöntemi daha önce açıklamış olmamıza rağmen, FASB 8’in üzerinde durduğu bir kaç noktanın daha belirtilmesi yararlı olacaktır.  Örneğin, FABS 8’e göre satışların maliyeti ve amortisman giderleri hariç olmak üzere gelir ve giderler ortalama  kur  kullanılarak  çevrilir.  Satışların  maliyeti  ve   amortisman    giderlerinin 
çevirisinde  ise, işlem tarihinde geçerli olan yani tarihi kurlar kullanılır. FASB 8’in gerektirdiği diğer önemli bir husus ise çeviriden doğan kazanç veya kayıpların doğrudan gelir tablosuna alınmasıdır. 

            FASB 8 uygulanmaya girdikten sonra çeşitli konularda eleştirilmeye başlandı. Eleştirilen temel konular, devir hızı oldukça yüksek olan stokların tarihi kurla çeviriye tabi tutulması ve bu kurların takibinin zor olması, duran varlıklar tarihi kurla çevrilirken uzun vadeli yabancı kaynakların cari kurla çeviriye tabi tutulması ve FASB 8’nin yürürlükten kaldırılmasına neden olan, çeviri kazanç ve kayıplarının direkt olarak gelir tablosuna alınmasıdır. Çeviri kazanç ve kayıplarının gelir tablosuna alınması, firma faaliyetlerinden bağımsız etkilenmeden, döviz kurlarındaki değişmeye bağlı olarak çeviri kazanç veya kaybının büyük ölçüde dalgalanması anlamına gelmekteydi.  Standart uygulandığında, işletmelerin karlarında  döviz kuru değişikliklerinden dolayı, büyük ölçüde dalgalanmalar görülmeye başladı (M. FISHER N. , J. TAYLOR W. ve LEER J. A., 1993: s.662).  Karların oluşumunun işletme faaliyetlerinden çok döviz kuru değişikliklerine bağlanması standardın eleştirildiği ve değişmesine neden olan temel neden oldu. 

            1970’li yılların sonunda FASB 8’in aldığı eleştiriler çeviri konusunun gözden geçirilmesini gündeme getirdi. Yapılan çalışmalar sonucunda, 1981 yılında FASB Yabancı Paralı Çeviri adlı 52 no’lu standardını yayınladı. 

            FASB 52 finansal tabloların çevirisinde hem geleneksel yöntemin hem de dönem sonu kuru yönteminin kullanılmasına izin verdi. Ancak bu yöntemlerin hangi durumlarda kullanılacağına dair açıklamalar getirdi. Halen FASB 52 yürürlükte olan ve Amerika’daki uygulamalara yön veren bir standarttır. 

            Amerika’da finansal tabloların çevirisinde kullanılan esasların anlaşılabilmesi için FASB 52 ile açıkladığı fonksiyonel para birimi, yabancı para birimi ve raporlama para birimi gibi birtakım kavramların bilmesi gerekmektedir. 

            Fonksiyonel para birimi, yabancı işletmenin faaliyet gösterdiği ana ekonomik bölgenin para birimidir.  Raporlama para birimi, ana işletmenin finansal tablolarını düzenlediği para birimidir. Yabancı para birimi ise, raporlama para birimi dışındaki herhangi bir para birimidir. 

            Bu kavramları örneklerle açıklamaya çalışalım. Bir Amerikan firmasının Türkiye’de bir bağlı ortaklığı vardır.  Bu ortaklık, Türkiye piyasasından aldığı, malları yine aynı piyasada satmaktadır. Türkiye’de faaliyet gösteren firma bütün ödeme ve tahsilatlarını TL üzerinden yapacağı için, TL ve Dolar arasındaki kurdaki değişiklikler genellikle ne bağlı ortaklığı ne de ana ortaklığın nakit akışlarını etkileyecektir. Bu nedenle TL, Türk firması açısından fonksiyonel para birimi olacaktır. Konsolide finansal tabloları düzenleyen işletmenin para birimi de yani dolar raporlama para birimi olacaktır. 

            Yukarıdaki örnekte yer alan Türk firmasının Amerika’daki firmadan mal ithal ettiğini ve bu malların satışını yaptığı düşünüldüğünde ise, Türk firması için fonksiyonel para birim dolar olacaktır. 

            Fonksiyonel para biriminin, ana işletmenin veya yabancı işletmenin ortaklığın para birimi dışında bir para birimi de olabilir. Örneğin, yukarıdaki Amerikalı bir firmanın bağlı ortaklığı olan Türk firmasının finansman kaynakları,  mal ve hizmet alış satışları  sterlin üzerinden olabilir. Bu durumda, Türk firması için fonksiyonel para birimi sterlin olacaktır. 

            Fonksiyonel para birimin belirlenmesi, kolay bir konu değildir. FASB 52 fonksiyonel para biriminin belirlenebilmesine etki eden faktörleri gruplar halinde açıklamıştır. Bunlar,  nakit akışlarına, satış fiyatına, satış yapılan piyasaya, giderlere, finanslamaya ve firmalar arasındaki işlem ve düzenlemelere ilişkin göstergelerdir. Bu faktörler, temelde ana işletme ve yabancı işletme arasındaki ilişkiyi ve yabancı işletmenin faaliyetlerinde kullandığı para birimini  ortaya koyan faktörlerdir. 

            Ana işletme, fonksiyonel para birimi belirlendikten sonra, finansal tabloların çevirisinde kullanacağı yöntemin geleneksel yöntem mi, dönem sonu kuru yöntemi mi olduğunu karar verir. (FASB’de yer alan ifadesiyle finansal tabloların çeviri işlemine mi, yoksa ölçümleme işlemine tabi tutulacağına karar verilir). Bunun nasıl belirleneceği aşağıdaki şekilde yer almaktadır (RADEBAUGH L. H. ve GRAY S. J., 1993: s. 348.). 
 
 

            Yabancı işletme kayıtlarını kendi para birimi üzerinden (yabancı para) tutabileceği gibi ana işletmenin para birimi üzerinden (raporlama para birimi) de tutabilir. Kayıtlar, raporlama para birimi üzerinden tutuluyorsa, finansal tabloların çevirisine gerek yoktur. Ancak, kayıtlar yabancı para birimi üzerinden tutuluyorsa, fonksiyonel para biriminin ne olduğuna karar vermek gerekir. 

            Ana işletme,  kayıtlarını kendi para birimi üzerinden tutan işletmenin para birimini yani yabancı para birimini fonksiyonel para birimi olarak belirler ise, finansal tabloların çevirisi dönem sonu kuru yöntemi kullanılarak yapılır. Bunun tek istisnası yabancı işletmenin hiperenflasyonist bir ekonomide, yani üç yıllık enflasyon oranının % 100 düzeyini aştığı bir ekonomide, faaliyet göstermesidir. Eğer işletme bu tür bir ekonomide faaliyet gösteriyorsa finansal tabloların çevirisinde geleneksel yöntem kullanılır. 

            Ana işletme, kayıtların yabancı para ile tutulmasına rağmen fonksiyonel para birimini kendi para birimi olarak yani raporlama  para birimi olarak belirler ise, finansal tablolar geleneksel yöntem kullanılarak raporlama para birimi üzerinden yeniden ölçülür. 

            Ana işletme, kayıtların yabancı para ile tutulmasına rağmen fonksiyonel para birimini üçüncü bir para birimi olarak belirleyebilir. Bu durumda, önce finansal tablolar geleneksel yöntem kullanılarak yabancı para biriminden üçüncü para birimine çevrilir. Daha sonra, dönem sonu kuru kullanılarak finansal tablolar raporlama para birimine çevrilir. 

            Çeviride kullanılacak yöntem belirlendikten sonra, bilanço kalemleri daha önce açıkladığımız şekilde çevrilir. Gelir tablosunu çevirisinde ise, kullanılacak kur, çeviri de kullanılan yönteme göre değişiklik arz etmektedir. Dönem sonu kuru yönteminde, gelir tablosu kalemleri dönemin ortalama kurları kullanılarak çeviriye tabi tutulur. Geleneksel yöntemde de, amortisman giderleri ve satışların maliyeti kalemleri dışında, diğer gelir ve gider kalemleri dönemin ortalama kuru ile çeviriye tabi tutulur. 

            Bilanço ve gelir tablosu çevrildikten sonra ortaya çıkan çeviri kazanç veya kayıpları iki şekilde gösterilir. Eğer dönem sonu kuru yöntemi kullanılmışsa, bu farklar öz kaynaklar grubu içinde, geleneksel yöntem kullanılmışsa  gelir tablosu içerisinde gösterilir. 

            Görüldüğü gibi, FASB 52 hem geleneksel hem de dönem sonu kuru yöntemine izin vermektedir. Bu yöntemlerin hangisinin kullanılacağını belirlenmesi ise, defter ve kayıtların tutulduğu para birimine ve fonksiyonel para birimin ne olduğuna bağlı olarak değişmektedir. 

            3.2. İngiltere 
            Yöntemlerin tarihsel gelişimi İngiltere’de de hemen hemen Amerika’daki gibi olmuştur. İngiltere’de cari - cari olmayan yöntem kullanılan ilk yöntemdir. 1960’lara kadar bu yöntem Amerika’da olduğu gibi en çok kullanılan yöntem olmaya devam etmiştir. Bu yıllardan sonra cari - cari olmayan yöntemine yapılan itirazların artması yöntemin yavaş yavaş terk edilmesine neden olmuştur. Bu noktadan sonra İngiltere’deki uygulamalar Amerika’dakinden farklı yönde gelişmeye başlamıştır. Amerika FASB 8 ile geleneksel yöntemin uygulanmasına benimserken, İngiltere 1977 yılında Muhasebe Standartları Kurulu (ASC) tarafından yayınlanan ED 21 ile konuya ilişkin bir düzenleme yapmış ancak kullanılacak yönetim ne olacağını belirtmemiştir. Böylece yöntem seçimi firmalara bırakılmıştır. Firmaların çoğunluğunun tercihi ise dönem sonu kuru yöntemi lehinde olmuştur. Az da olsa diğer yöntemler de kullanılmaya devam edilmiştir (T.W. MCRAE ve D.P WALKER, 1980: s.50). 

            1983’e gelindiğinde İngiltere Muhasebe Standartları Kurulu uygulama birliğini sağlamak için SSAP 20 ‘Yabancı Para Çevirisi’ adlı standardı yayınlamıştır. Standart, yabancı paralı finansal tabloların çevirisinde, yatırımcı ve yatırım yapılan firma arasındaki ilişkiye bağlı olarak ya geleneksel yöntemin ya da dönem sonu kuru yönteminin kullanılmasına izin vermiştir. Halen SSAP 20 yürürlükte olan ve İngiltere uygulamasına yön veren bir standarttır. 

            SSAP 20, FASB 52 ile büyük benzerlikler taşımaktadır. FASB 52 kadar detaylı ve kesin hükümler taşımaz, daha esnek bir yapıya sahiptir. Ancak uygulama sonuçları itibariyle birbirleriyle farklılaşan yanları pek yoktur. 
İki standart arasındaki hem kavramsal hem de yöntem bakımından var olan farklılıklar aşağıda incelenmiştir (BUCKLEY, Adrian,  1993: s.141-142). 

            1. Yöntemlerin Belirlenmesi; Her iki standartta hem geleneksel hem de dönem sonu kuru yönteminin kullanılmasına izin vermektedir. Kullanılacak yöntem, FASB 52’de fonksiyonel para birimine bağlanmıştır. Fonksiyonel para birimi ise asıl olarak firmalar arasındaki ilişkiye göre belirlenmektedir. SSAP 20, fonksiyonel para birimi gibi bir kavram kullanmamakla birlikte, FASB 52’ye benzer bir şekilde, yöntemin belirlenmesini direkt olarak işletmeler  arasında var olan ilişkiye bağlamaktadır. 

            2. Gelir Tablosunun Çevrilmesi: Dönem sonu kuru yöntemi kullanıldığında FASB 52’ye göre işlem tarihinde geçerli olan kura  veya dönem ortalama kuruna  göre çevrilir. SSAP 20 ise, gelir tablosunun çevrilmesinde işlem tarihinde geçerli olan kur veya dönemin ortalama kurunun kullanılmasına izin vermekle birlikte dönem sonu kurunun da kullanılmasına izin vermektedir. Ancak, seçilen metot bir dönemden diğerine değiştirilmeden tutarlı bir şekilde uygulanmak zorundadır. 

            3. Hiperenflasyonist Ekonomi: FASB 52 göre hiperenflasyon tanımlanmış ve hiperenflasyonist ekonomide faaliyet gösteren yabancı işletmenin finansal tablolarının geleneksel yöntem kullanılarak çevrileceğini belirtmiştir. SSAP 20 hiperenflasyona ilişkin bir tanım yapmamıştır. Ancak hiperenflasyonist ekonomide faaliyet gösteren yabancı işletmenin finansal tablolarının çevrilmeden önce, mümkünse cari fiyat düzeyine göre düzeltilmesini ve daha sonra dönem sonu kuru yöntemi kullanılarak çevrilmesini tavsiye etmektedir. 

            4. Finansal Tabloların Çevirisinden Doğan Çeviri Kazanç ve Kayıpları: FASB 52’ye göre çeviri kazanç ve kayıpları özkaynak grubu içerisinde ayrı bir grup olarak raporlanmalıdır. SSAP 20 ise çeviri kazanç ve kayıplarının düzeyinin açıklanması gerekmemektedir. Yani işletmeler özkaynak içerisinde çeviri kazanç ve kayıpları için ayrı bir grup açmak zorunda değildirler. Ancak firmaların grup yedeklerindeki değişiklikleri açıklamaları gerekmektedir. 

            3.3. Avrupa Topluluğu Ülkeleri 
Avrupa Topluluğu, konsolide finansal tablolara ilişkin 7 nolu yönergeyi yayınlamıştır. Ancak bu yönerge finansal tabloların çevirisine ilişkin hükümler taşımamaktadır. Bu nedenle ülke uygulamaları birbirlerinden farklılıklar taşımaktadır. 
İngiltere, İrlanda, Hollanda gibi ülkelerin konuya ilişkin standartları olmasına rağmen, Fransa ve Almanya gibi diğer ülkelerin herhangi bir standartlarının olmadığı görülmektedir. 

            Çoğu Avrupa ülkesinde hem dönem sonu kuru yöntemin hem de geleneksel yöntemin kullanılmasına izin verilmektedir. Bununla birlikte en çok kullanılan yöntem dönem sonu kuru yöntemidir. Bunun tek istisnası Almanya’dır. Almanya’da firmalar 1990’lı yılların başlarına kadar ağırlıklı olarak geleneksel yöntemi kullanma eğilimdeydiler (NOBES, Christopher, 1989: s. 96-102). Ancak, bu yıllardan sonra yavaş yavaş dönem sonu kuru yöntemi ağırlık kazanmaya başladı. Buna rağmen  halen Almanya’da geleneksel yöntem büyük ölçüde kullanılmaktadır. 

            Fransa hem dönem sonu kuru yöntemi hem de geleneksel yöntem kullanılmaktadır.  Kullanılacak yöntem, FASB ve SSAP’dekine benzer şekilde ana firma ve yavru firma arasındaki ilişkiye bağlanmıştır. Yavru firmanın faaliyetlerini ana firma ile entegre şekilde yürütmesi halinde geleneksel yöntem,  faaliyetlerini ana firmadan bağımsız olarak yürütmesi halinde dönem sonu kuru yöntemi kullanır (NOBES, Christopher, 1989: s. 96-102). 

            Avrupa topluluğunda ülkeleri arasında konuya ilişkin uygulamaları ortaya çıkarmak için yapılan bir araştırmanın sonuçları aşağıda verilmiştir (HERMAN, D. ve W. THOMAS, 1995: s. 262). Araştırma 8 ülkede toplam 217 firma üzerinde gerçekleştirilmiştir. 
 

Tablo 1: Yabancı Paralı Bilançonun Çevrilmesin Kullanılan Yöntemler
 
Belç.
Dan.
Fran.
Alm.
İrlan.
Hol.
Port.
İng.
Top.
D.S. Kuru Yön.
17
21
30
19
21
27
9
29
173
Gel. Yön.
3
0
0
11
0
1
0
0
15
Belirtmeyenler
3
9
0
0
3
2
11
1
29
 
23
30
30
30
24
30
20
30
217
  
Tablo 2: Yabancı Paralı Gelir Tablonun Çevrilmesinde Kullanılan Yöntemler
 
Belç.
Dan.
Fran.
Alm.
İrlan.
Hol.
Port.
İng.
Top.
Ort. /Gerç Kur
20
4
29
24
13
18
6
26
140
D. Sonu Kur
0
17
1
6
5
9
2
4
44
Belirtmeyenler
3
9
0
0
6
3
12
0
33
 
23
30
30
30
24
30
20
30
217
  
Tablo 3: Çeviri Kazanç veya Kaybının Gösterilmesi
 
Belç.
Dan.
Fran.
Alm.
İrlan.
Hol.
Port.
İng.
Top.
Yedekler
19
17
30
19
17
29
3
30
164
Gel. Tablosu
0
1
0
10
2
0
2
0
15
Belirtmeyenler
4
12
0
1
5
1
15
0
38
 
23
30
30
30
24
30
20
30
217
   

            Görüldüğü gibi, Avrupa Topluluğu ülkelerinin çoğunda bilançonun çevirisinde dönem sonu kur yöntemi, gelir tablosunun çevirisinde ortalama kur kullanılmakta ve çeviri kazanç veya kayıpları ise yedekler arasında gösterilmektedir. Çoğunluğun uygulamaları bu olmakta birlikte bir takım istisnai durumlar mevcuttur. Bilançonun çevirisinde diğer ülkelerin aksine, Almanya’da geleneksel yöntemin hala önemli bir ağırlığına sahip olduğu görülmektedir. Gelir tablosunun çevirisinde ise büyük çoğunluk ortalama veya gerçek kurları kullanırken, Danimarka’da dönem sonu kurları kullanılmaktadır. 

            4. ULUSLARARASI MUHASEBE STANDARTLARI 

            21 nolu ‘Kur Farklarının Muhasebeleştirilmesi’ standardı Temmuz 1983 yılında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Uluslararası Muhasebe Standardı FASB 52’yi takiben SSAP ile aynı tarihte yürürlüğe girdi. Bu standardın temel özelliği, FASB 52 ve SSAP 20’yi uzlaştırıcı bir standart olmasıdır. 

            Standart, ana işletmenin yabancı ülkelerde ortak olduğu işletmeleri ana ortaklıkla olan ilişkilerine göre sınıflandırmıştır. Ana ortaklığın ayrılmaz bir parçası olan işletmelere yabancı kuruluşlar, diğerlerine ise yabancı şirketler adı verilmiştir. Yabancı kuruluş ve yabancı şirket ayrımındaki kriterler temelde FASB ve SSAP’dekine benzer  niteliktedir. 

            Konsolidasyona alınacak ortaklığın finansal tablolarının çevrilmesinde kullanılacak yöntem yukarıdaki ayrım,  esas alınarak belirlenmektedir. Standart yabancı kuruluşların finansal tablolarının çevrilmesinde geleneksel yöntemin, yabancı şirketlerin finansal tablolarının çevrilmesinde ise dönem sonu kuru yönteminin kullanılmasını öngörmektedir. 

            Gelir tablosunun dönem sonu kuru yöntemine göre çevrilmesinde, işlem tarihinde geçerli olan kur  veya dönem ortalama kuru, geleneksel yöntem de ise işlem tarihinde geçerli olan kur kullanılır. Çeviri kazanç ve kayıpları, geleneksel yöntemde gelir tablosunda, dönem sonu kuru yönteminde ise öz kaynaklar içerisinde raporlanır. 

            Görüldüğü gibi IAS 21’in hükümleri FASB 52 ve SSAP 20 ile uyumludur. FASB 52 ile olan bir farklılığı hiperenflasyonist ekonomilerde faaliyet gösteren işletmeler ile ilgilidir. UMS’in ‘Hiperenflasyonist Ekonomilerde Finansal Raporlama’ adlı ayrı bir standart mevcuttur. Bu standartta göre, yabancı paralı finansal tablolar çevrilmeden önce enflasyona göre düzeltilmelidir. 

            5. ÜLKEMİZ UYGULAMALARI 

            Ülkemizde konsolide finansal tablolar ile ilgili düzenlemeler Sermaye Piyasası Kurulu ve Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkartılan tebliğlerden ibarettir. Ancak bu kurumların yabancı paralı finansal tabloların çevirisine ilişkin herhangi bir düzenlemeleri  bulunmamaktadır. 

            Ancak ülkemizde halen TMUDESK önderliğinde ulusal muhasebe standartlarını oluşturma çabaları sürmektedir. TMUDESK’in esas aldığı standartlar ise Uluslararası Muhasebe Standartlarıdır. 

            TMUDESK, konsolidasyona ilişkin TMS 5 ‘Konsolide Finansal Tablolar Standardı’ yayınlanmış olmasına rağmen,  finansal tabloların çevirisine ilişkin hükümler taşıyan bir standart henüz yayınlanmamıştır. Ancak, Kur Farklarına Muhasebeleştirilmesi adlı, konuya ilişkin hükümler taşıyan bir standart taslağı üzerinde çalışmalar sürmektedir. Bu taslakta da IAS 21’in esas alındığı görülmektedir. 

            6. SONUÇ 

            Dış ticaretteki engellerin kalkması, ülke ekonomilerinin liberalleşmesi gibi nedenlerle, işletmeler şubeler açarak veya  ortaklıklar kurarak kendi ülkeleri dışında yatırım yapmaya başladılar. Günümüzde, bu tür yatırım yapan işletmelerin sayısı ve yatırım tutarları büyük boyutlara ulaşmış durumdadır. 

            Muhasebe açısından olaya bakıldığında, temel sorun bir çok ülkede faaliyet gösteren ve bir çok para birimi üzerinden işlemler yürüten bu tür işletmelerin, işlemlerinin bir araya getirilmesi ve bir bütünlük içinde raporlanabilmesidir. Bunun sağlanabilmesi için ise ana işletmenin yatırım yaptığı işletmelerin finansal tablolarını kendi para birimine çevirmesi gerekmektedir. 
Yabancı bir işletmenin finansal tablolarının çevrilmesinde ise dört yöntem kullanılmaktadır. Bunlar, tarihsel gelişme süreçlerine göre, 

            - Cari - cari olmayan yöntem, 
            - Parasal - parasal olmayan yöntem, 
            - Geleneksel yöntem ve 
            -Dönem sonu kuru yöntemidir. 

            Günümüzde ilk iki yöntemin kullanılması terk edilmiştir. Geleneksel yöntem ve dönem sonu kuru yöntemi ise halen yabancı paralı finansal tabloların çevirisinde kullanılmakta olan yöntemlerdir. 

            Geleneksel yöntemde, yabancı şirketin işlemleri, ana şirket tarafından yapılmış gibi kabul edilir. Bunun yansıması olarak ta, bilançoda maliyet bedelleriyle yer olan kalemler tarihi kurla, yenilme maliyeti, net gerçekleşebilir değeri veya piyasa değeriyle yer alan kalemler ise cari kurla çeviriye tabi tutulur. Gelir tablosunun çevrilmesinde ise işlem tarihinde gerçekleşen kurlar veya ortalama kurlar kullanılır. Ancak amortisman giderleri ve satışların maliyeti kalemleri tarihi kurlarla çeviriye tabi tutulur. Çeviri kazanç ve kayıpları da gelir tablosunda raporlanır. 

            Dönem sonu kuru yönteminde, tüm bilanço kalemleri dönem sonu kuru kullanılarak çeviriye tabi tutulur. Gelir tablosunun çevirisinde ise, işlem tarihinde gerçekleşen kur veya ortalama kur kullanılabilir. Çeviri kazan ve kayıpları, bilançoda öz kaynaklar grubu içerisinde raporlanır. 

            Ülke uygulamalarını bakıldığında, ülkelerin, bu iki yöntemin yabancı işletme ile ana işletme arasındaki ilişkiye bağlı olarak kullanılmasına izin verdikleri görülmektedir. İki işletme arasında sıkı bir ilişki olması halinde geleneksel yöntemin, böyle bir ilişkinin bulunmaması, yani iki işletme arasında sadece bir ortaklık ilişkisinin bulunması halinde dönem sonu kuru yönteminin kullanılması istenmektedirler. Ülkeler ise bu iki işletme arasındaki ilişkinin derecesinin saptanmasına yönelik çeşitli kriterler sunmaktadırlar. Bu kriterlere göre saptanacak ilişki, kullanılacak olan yönteminde belirleyicisi olmaktadır. 

            Yöntemlerin uygulanmasında ülkeler arasında büyük farklılıklar yoktur. Ancak gelir tablosunun çevrilmesinde, ülkelerin genellikle işlem tarihindeki kurun veya ortalama kurun kullanılmasını benimsemelerine rağmen, bazı ülkelerin dönem sonu kurunun da kullanılmasına izin verdikleri görülmektedir. 

            Ülkemizde ise yabancı paralı finansal tabloların çevirisine ilişkin herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Ancak TMUDESK önderliğinde halen ulusal muhasebe standartları oluşturma çabaları devam etmektedir. Bu çalışmalarda ise Uluslararası Muhasebe Standartları esas alınmaktadır. Nitekim, yabancı paralı finansal tabloların çevirisine ilişkin hükümler taşıyan kur farklarının muhasebeleştirilmesi adlı bir standart taslağı üzerinde çalışmalar halen devam etmektedir. Bu taslakta da UMS 21’in esas aldığı görülmektedir. 

                                                                                               Aydın KARAPINAR 
                                                                                          T.C. Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F. 
                                                                                    Muhasebe - Finansman Anabilim Dalı 
                                                                                                Araştırma Görevlisi 
 

             KAYNAKÇA                 :

 
BUCKLEY, Adrian  
1993
Multinational Finance, New York
HARIED A.A, IMDIEKE L. F. VE SMITH R. E  
1994
Advanced Accounting, New York
HERMAN, D. ve W. THOMAS  
1995
Harmonisation of Accounting Measurement Practices in the European Comminty, Accounting and Business Research, Vol. 2
M. FISHER N. , J. TAYLOR W. ve LEER J. A.  
1993
Advanced Accounting, Cincinati
NOBES, Christopher  
1994
International Europenan Financial Statements Toward 1992, London
RADEBAUGH L. H. ve GRAY S. J.  
1993
International Accounting and Multinational Enterprises, New York
T. W. MCRAE ve D. P. WALKER  
1980
Foreign Exchange, London