Vergi Kaçakçılık Suçlarında Gizleme Eylemi

Yıl: 1 Sayı: 11
Kasım 1998

< önceki

 
 
  
  
   

İsmet IŞIKLI

  
Vergi Kaçakçılık Suçlarında Gizlenme Eylemi 
 
           213 Sayılı Vergi Usul kanununda Kaçakçılık suçu kasıtlı olarak vergi ziyaına sebebiyet vermek olarak belirlenmektedir.   

           Gelir ve Kurumlar Vergisi gerçek ve tüzel kişilerin vergileme dönemindeki beyan ettikleri kazanca göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilmektedir.  

           Mükelleflerin yaptıkları beyanların doğruluğunun bu konuda düzenlenmesi öngörülen kayıt ve belgelerle de kanıtlanması gerekmektedir.  

           Vergi İdarelerince yapılan beyanların, öngörülen kayıt ve belgelere uygunluğu bakımından yapılan denetimlerde Söz konusu belgelerin görevlilere ibraz edilmeyişinde GİZLEME eyleminde bulunulduğu öne sürerek mükellefler hakkında kaçakçılık suçu raporu düzenlenmektedir.  

           Kanunda; mevcudiyeti noter tasdik kayıtları veya sair suretle tespit edilen kayıt ve belgelerin istendiğinde görevlilere ibraz edilmemesi gizleme olarak tanımlanmaktadır.  

           Çeşitli nedenlerle yapılan vergi denetimlerinde gizleme eylemi ile karşılaşılmasında, mükelleflerin tarh dosyalarında bulunan belgelere göre yapılan incelemelerde,  

           Gelir vergisi ziyaına sebebiyet verilmiş olduğu her zaman kesin olarak tespit olunamamaktadır.  

           Katma Değer Vergisi yönünden durum farklı bulunmaktadır.  

           KDV Kanununda yer alan hükümlere göre mükelleflerin ticari faaliyetleri nedeniyle alışlarda ödedikleri KDV’ni satışlarda tahsil ettikleri KDV’nin belgelerine dayanak olarak kayıtlarında da göstermekle yükümlüdürler.  

           Gizleme eylemini oluşturan kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde, mükellefin ödediği ve mahsup ettiği KDV’ne ilişkin beyanları dayanaksız kaldığından mahsup edilen KDV’si kadar vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olduğu ortaya çıkmaktadır.  
  
           Böyle bir olayda ilgi kurmak istediğimiz husus ibraz edilemeyiş nedeniyle kanunda yer alan hükümlere göre ortaya çıkan vergi ziyaında kasıt unsurunun bulunup bulunmadığıdır.  
  
           İbraz edilmeyişlerin her zaman mükelleflerin vergi ziyaına sebebiyet vermek kastına dayalı öne sürmenin gerçekçi bir yaklaşım olmadığı kanısındayız.  

           Bu konuda haklarında düzenlenen kaçakçılık suçu raporlarına dayalı olarak yargı organlarına intikal eden davalardan bir çoğunda gözlemlenenlerle,  

           İşyerini terk eden veya mükellefiyet şekli değişen mükelleflerin durumu vergi idarelerine bildirme tarihini takip eden yıldan itibaren 5 yıl süre ile saklamakla yükümlü oldukları kayıt ve belgeleri, çoğunlukla bilgi eksikliğinden veya saklanacak mekan ve koşulların yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerle saklayamadıkları görülmektedir.  

           Mükellefçe yanma, çalınma, su baskını ve deprem gibi doğal afet sonucu yok olan kayıt ve belgeleri ilgili Vergi İdaresine bildirip, yazılı basında ilan etmesine karşılık belli edilen sürede yitiklik belgesi alınmadığından yaptığı diğer işlemler kanuni geçerlilik taşımamaktadır.  
  
           Saklama mekan ve koşulların yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerle yok olmalardan mükellef sözü edilen belgelerin kendisinden istenmesine kadar haberdar bile olmamaktadır.  

           Ailenin tüm fertlerinin elverişsiz mekanların bir yerinde bez veya naylon poşet içerisinde bulundurulan belgelerin herhangi bir nedenle yok olmalarında mükellefçe vergi ziyaına sebebiyet vermek kastı ile yapılmış olduğunu öne sürmekte iyi niyet kurallarıyla bağdaşmamaktadır.  

           Bir hukuk devleti olan ülkemizde kanunların işlerliği esas olmakla birlikte, bir hakkın kötüye kullanılmasının da savunulamayacağı  
  
           Konunun mükelleflerle idare yönünden hakça çözümlenmesi bakımından  
 Mükelleflerin işyerlerini terk veya mükellefiyet şeklini değiştirdiklerine ilişkin vergi idarelerine yaptıkları bildirimlerde 

           1- Mükelleflerin mükellefiyet dönemlerine ilişkin kayıt ve belgelerin incelenmesine öncelik verilerek,  
 Ya idarenin görevlilerince Ya da kanunların yetki verdiği kişi ve kuruluşlara Yeminli Mali Müşavirlik kuruluşları inceletilip sonuçlandırmaları 

           2- Yukarıdaki önlemlerin alınmaması veya yetersiz kalmaları halinde,  
 Ya idarenin denetiminde  
 Ya da mükelleflerin bağlı oldukları mesleki teşekküllerin veya mükelleflerle vergi idareleri arasında organik bağlantı olan muhasebe ve mali müşavirlik müesseselerinin denetiminde saklama mekanlarının oluşturularak kayıt ve belgelerin saklanmasında güvenliğin sağlanması  
  
           Yukarıda açıklanan önlemlerin alınması durumunda mükelleflerle idare arasında meydana gelen bir çok sürtüşme ortadan kalkacak zaman ve emek israfının önüne geçileceği gibi,  

           Gerek incelenip sonuçlandırılarak, gerekse kanunda belli edilen sürelerde saklandıktan sonra, bu kağıtlardan tekrar, yararlanma sağlanarak ekonomiye kazandırılmasının mümkün olacağı ayrıca çevre kirlenmesinin de önüne geçilmiş olacağı düşünülebilir  

    İsmet IŞIKLI 
    YMM VE Sayıştay Eski Üyesi