Yerel Yönetimlerin Hazinedarlık İşlemleri

Yıl: 1 Sayı: 2
Şubat 1998

< önceki

 
  
  
Atilla İNAN
 
YEREL YÖNETİMLERİN HAZİNEDARLIK İŞLEMLERİ 

            GİRİŞ
            14 Ocak 1970 tarih ve 1211 sayılı Merkez Bankası Kanununun 4inci maddesi, bankanın görevlerini saymış olup, bunları:

            I.- Mali ve Ekonomik Müşavirlik,
            II.-Mali Ajanlık 
            III.-Hazinedarlık olarak belirlemişlerdir. 

            Söz konusu yasa hükmünün hazinedarlık başlığını taşıyan fıkrasında aynen;

             “Banka, hükümetin hazinedarıdır. Bu sıfatla, özelikle, Devletin gerek içerde ve gerekse yabancı memleketlerde tahsilat ve tediyatını ve bütün mazine işlemlerini ve memleket içi ve dışı her nevi para nakil ve havale işlemlerini ücretsiz yapar.

            Hazine ve katma bütçeli idarelerde, Özel İdare ve belediyelere ait paraların kurulu olduğu mahallerde bankaya, kurulu bulunmadığı yerlerde muhabirlerine yatırılması zorunludur. 

             “Banka ve tevdiata faiz ödenemez” denilmektedir. Hükümden anlaşılacağı gibi Merkez Bankasının devletin hazinedarı olduğu belirtilmiş; bunun gereği olarak yuriçi ve yurtdışı  bütün tahsilat ve tediye işlemlerinin, para iletişim işlerinin, ücretsiz yapılacağı belirtilmiştir. Daha sonra Devlet tanımı yapılarak, genel bütçeli kuruluşların özel idare ve belediyelerin yasa kapsamına girdiği açıklanmıştır.

            Hazine işlemlerinin ücretsiz yapılması karşılığında, söz konusu kuruluşların bankaya yatıracağı tevdiata faiz uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.

            Hazine birliği ilkesi para basma yetkisi gibi hemen bütün dünyada Devletin tekelinde olan bir ilkedir. İdari hukukumuza kaynaklık veren Fransız Yönetiminde Hazine’nin birliği ilkesinden hemen hemen hiç taviz verilmemektedir. Türkiye’de ise Hazine birliği ilkesinden sapmalar olmakta hatta bu konuda resmi düzenlemeler bile yapılabilmektedir.

            Hazine birliği ilkesinden bu noktaya varan sapmalar karşısında bazı tedbirler almak zorunlu hale gelmiştir. Son olarak 27.12.l997 tarih ve 23213 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1998 yılı Bütçe Kanununun 7 nci maddesine Merkez Bankası Kuruluş Kanunu yanında hazine birliğini pekiştiren bir hüküm konulmuştur. Söz konusu madde hükmünde;

             “Genel bütçeli daireler, katma bütçeli idareler,özel bütçeli kuruluşlar, döner sermayeler, fonlar, kefalet sandıkları,bütçenin yatırım ve transfer tertibinden yadım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları (kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmeleri, özelleştirme kapsamına veya programına alışmış kuruluşlar .kamu bankaları, belediyeler ile özel kanunla kurulmuş akmu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve yardımlaşma sandıkları hariç); kendi bütçeleri veya tasarrufları ltında bulunan bütün kaynaklarını T.C. Merkez Bankası veya muhabiri olan T.C. Ziraat Bankası nezdinde kendi adlarına açtıracakları Türk Lirası cinsinden ve vadesiz hesaplarda toplanırlar.

            Bu kurumlar tahakkuk etmiş tüm ödemelerini bu hesaplardan yaparlar.

            İlgili kamu kurum ve kuruluşları tasarrufları altında bulunan tüm kaynaklarını, 15 Ocak 1998 tarihine kadar anılan banka nezdinde açtıracakları kaynakları hesaplarda toplamak ve bu banka şubelerini ve hesap numaralarını belirten tarihten itibaren bir hafta içerisinde hazine müsteşarlığına bildirmek zorundadırlar.

            İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri ile saymanlar yukarıda bahsi geçen hükümlerin yerine getirilmesinden bizzat sorumludurlar.

            Bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak esas ve usulleri belirlemeye, kaynaklar ve kurumlar itibarıyle istisnalar getirmeye Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ve Maliye Bakanının müşterek teklifi üzerine Başbakan yetkilidir.” denilmektedir.

            Bütçe kanununa ancak normal presödür içerisinde çıkarılacak kanunlara konulabilecek hükümlerin korulması  anayasaya uygunluk açısından tartışılabilir. Söz konusu hükmün Merkez Bankası Kuruluş Kanunundaki hükmün tekrarı niteliğinde olması karşılığında söz konusu iddia anlamını yitirecektir. Ancak tek hazinedarlık ilkesine getirilen istisnalar açısından anayasaya aykırılık iddiaları ciddiyeti korumaktadır. 

            Bu yazımızda Kamu Hazinedarlığı konusunda Bütçe Kanunuyla yapılan son düzenleme karşısında özel idareler ve belediyelerin durumunu incelemeye çalışılacaktır.

            I.- İL ÖZEL İDARELERİNİN HAZİNEDARLIK İŞLEMLERİ
            1998 yılı Bütçe Kanunuyla getirilen düzenlemeyle, hazinedarlık işlemlerini T.C. Merkez Bankası veya onun muhabiri olarak T.C.Ziraat Bankası aracılığıyla yapacak genel bütçeli kuruluşlar, karma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar  v.b. arasında özel bütçeli kuruluşlar da sayılmıştır. Özel bütçeli kuruluşlar arasına isr söz konusu yasayla ilgili 561 sıra no.lu Muhasebat Genel Müdürlüğü genel tebliğinde il özel idarelerinin özellikle dahil olduğu belirtilmiş bulunmaktadır.

            İl Özel İdaresi Kanununun değişik 80 inci maddesine göre, il özel idarelerinin Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan bankalarda hesap açtırmaları özel bir kanuna dayanmaktadır. 561 seri nolu tebliğdeki özel kanunların verdiği izne dayanarak diğer bankalara yatırılan paraların Merkez Bankası ve T.C.Ziraat Bankası nezdindeki hesaba aktarılması açıkça belirtildiğine göre il özel idarelerinin de hazine birliği kapsamına alındığı görülmektedir. Kanımızca genelgenin bu hükmü Özel İdare Kanununun 80 inci maddesi hükmü karşısında geçerli olmayacağından, il özel idarelerinin hazinedarlık işlerinin bu konuyu eskiden beri düzenleyen Bankalar Kurulu kararlarına göre yapılması uygun olacaktır.

            II.- BELEDİYELERİN HAZİNEDARLIK İŞLEMLERİ
            1998 yılı Bütçe Kanununun 7 inci maddesi birinci fıkrasında hazine birliği ilkesinden istisna edilen kuruluşlar arasında belediyeler açıkça sayıldığından, belediyelerin hazinedarlık işlemleri eskisi gibi yürütülmeye devam edilecektir. Belediyeler için Başbakanlığın 12.07.1997 tarih ve B.02.OPPG.0.12.383-14697 (l997/30) sayılı genelgesi ile tanınan imkanlar hala geçerlidir. Bir başka değişle belediyelerin döviz hesabı açma yetkisi yatırdıkları paraların vadelerini, faizlerini ve türlerini serbestçe belirleye bilme yetkisi ayrıca hesap açılan bankalarda repo yapma yetkisi devam etmektedir.