YATIRIMCILARIN HİSSE SENEDİ FİYATLARINI DEĞERLENDİRMELERİ SÜRECİNDE

Yıl: 3 Sayı:25
Ocak 2000

< önceki

 
 
Yrd.Doç.Dr. Gökhan ÖZER
 
YATIRIMCILARIN HİSSE SENEDİ FİYATLARINI DEĞERLENDİRMELERİ SÜRECİNDE ENFLASYONA AYARLANMIŞ FİNANSAL TABLOLAR TARİHİ MALİYETLİ FİNANSAL TABLOLARDAN DAHA YARARLI BİR BİLGİ SAĞLIYOR MU?: AMERİKA VE İNGİLTERE DENEYİMİ

             ÖZET
             Bu çalışmada, çeşitli sebeplerden dolayı başarısız olan Amerika ve İngiltere’deki enflasyon muhasebesi deneyiminin, piyasa katılımcıları açısından incelenerek, ülkemiz bakımından bir değerlendirme yapılması hedeflenmiştir.

             ABSTRACT
             In this study, it is aimed at evaluating for Turkey failed experinces of inflation accounting in the USA and UK due to various reasons by examining these experiences from the view point of the market participants.

             GİRİŞ
             Herhangi bir zaman noktasındaki bir hisse senedinin fiyatı, yatırımcıların beklentileri hususunda ulaşmış oldukları uzlaşmanın parasal değerini; bu değer ise, gelecekte beklenen net nakit akımları ve nakit elde etme kapasitesindeki değişmelerin bu günkü değerini temsil eder. Hisse senedi fiyatlarındaki değişme ise, beklentilerle ilgili ulaşılmış kanıların değişmesine yol açacak bir bilgi edinimine ve bu yüzden uzlaşmanın derecesinde meydana gelecek olan azalmaya bağlıdır.(1)

             Muhasebe teorisinde genelde finansal raporlamanın ve özellikle kâr ölçümlerinin amacı; yatırımcılara ..., gelecekte beklenen net nakit girişlerinin tutarı, zamanlaması ve belirsizliği hususunda yararlı olan bilgiyi(2) sağlayarak, onların rasyonel yatırım ... kararları(3) vermeleri sürecinde yardımcı olmak biçiminde ifade edilmektedir. Ayrıca, beklenen net nakit girişlerinin en iyi ölçüsünü, bir dönem içerisinde sağlanan ya da ödenen nakitten ziyade, o dönem içerisinde meydana gelen işlem, olay ve koşullardan parasal öneme sahip olanlarının işletme üzerindeki etkilerini kaydetmeye çalışan tahakkuk muhasebesi yoluyla elde edilmiş (dönem içerisinde gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin bir özetini ortaya koyan) kârların ve onunun unsurlarının temsil ettiği belirtilmektedir. Bu açıdan bakıldığında kârların;(4) (1) yönetimin performansının değerlendirilmesinde, (2) kazanç elde etme gücünün tahmin edilmesinde, (3) gelecekteki kârların öngörüsünde ve (4) işletmeye yapılan yatırımın riskine değer biçilmesinde kullanılması mümkündür.

             Bu noktada, firma yönetiminin içinde bulunduğu koşullar çerçevesinde vermiş olduğu üretim, yatırım ve finanslama kârarları ile bir yıllık faaliyet döneminde ortaya koyduğu faaliyet sonuçlarının gözlemlenmiş (firmalar üzerindeki dışsal faktörler ile iç dinamiklerin ortaya çıkartacağı firma orijinli bilgi kalemlerinin özet bir) değeri olan kârların ve onun unsurlarının, yatırımcıların beklentilerinin olasılık dağılımını tekrar gözden geçirmelerinde en önemli değişken olacağı sonucuna ulaşmak zor olmayacaktır.(5) Eğer bu yargı doğru ise, yani yatırımcılar muhasebe değerlerini hisse senedi fiyatlarının oluşumunda öncelikli değişken olarak dikkate alıyorlarsa, o zaman kârlar ve onun unsurlarının hisse senedi fiyatlarıyla önemli derecede bir bağıntısı (bilgi içeriğinin) olması gerekir.

             Kârların (ve unsurlarının) bilgi içeriğinin olup olmadığı ya da yatırımcıların kârlardaki değişmeleri hisse senedi fiyatlarına yansıtıp yansıtmadığı hususu ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda, tarihi maliyetli kârlardaki ve onun unsurlarındaki değişmelerin yatırımcıların beklentilerinin olasılık dağılımını etkilediği ve hisse senedi fiyatlarında değişmelerin tutarı ve işaretiyle doğru orantılı bir farklılaşmaya yol açtığı hususu, yapılan çok sayıda araştırmada ve çeşitli araştırma yöntemleri çerçevesinde ortaya konmuştur.(6)

             Hisse senedi araştırmalarında gözlemlenen en sağlam deneysel sonuçlardan biri olan bu bulgu, firmalarla ilgili olarak gelecekteki kazanma gücü ve nakit akımlarında meydana gelen değişmeler hakkında kârların bilgi sağladığı(7) görüşünü desteklemektedir.

             Ancak özellikle 1970’li yıllarla birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinin karşı karşıya kaldıkları fiyatlar genel seviyesindeki yüksek artışlar, tarihi maliyetlerin geçerli olduğu muhasebe uygulamalarının ciddi eksikliklerinin ortaya çıkmasına neden olmuş ve bu eksiklikler, yoğun eleştirilerin odağı haline gelmiştir.

             Tarihi maliyetli muhasebe uygulamalarına yöneltilen başlıca eleştiriler, stoklar ve satılan malın maliyeti, duran varlıklar ve onların amortismanları, parasal çalışma sermayesi ile borçların (net borçlanma) belirlenmesi ve değerlenmesi sırasında fiyat düzeyindeki değişmelerin dikkatte alınmayarak gelecekte beklenen net nakit girişlerinin tutarı, zamanlaması ve belirsizliği üzerinde çok önemli bir katkı sağlayan finansal bilginin yararlılık derecesini düşürmek ve kullanıcıların bu değerleri kararlarında kullanma oranını sınırlandırmak noktasında toplanmaktadır.

             Enflasyona ayarlanmış kârın çeşitli biçimlerinin, firmaların performansı hakkında tarihi maliyetli kârlarla sağlananın ötesinde ilave ve gerçekçi bilgi sağladığı yargısı, teorik olarak tüm ilgililer tarafından doğru kabul edilmekte ve geniş bir kabul görmektedir.

             Gerçekten de tarihi maliyet uygulamalarının yüksek dereceli enflasyonun bulunduğu zamanlarda ve ülkelerde ekonomik realiteyi yansıtmakta başarısız olduğu hususunda kimsenin şüphesi bulunmamaktadır.

             Bununla birlikte, piyasa katılımcıları ile hisse senedi fiyatları üzerinde yapılan araştırmalar, teorik olarak doğruluğu genel kabul gören sonucun, uygulamalı bir biçimde elde edilmesi hususunda çeşitli sorunlarla karşı karşıya bulunulduğunu ortaya koymaktadır.

             Bu çerçevede çalışmanın kapsamında, literatürde özellikle Amerika ve İngiltere ile ilgili olarak ortaya konmuş bulgular ve konuyla ilgili çeşitli sorunlara değinilerek ülkemiz açısından bir değerlendirme yapılması hedeflenmiştir.

             Özellikle bu iki ülkenin uygulamalarının sonuçları üzerinde durulmasının nedeni, (1) konuyla ilgili olarak sermaye piyasası katılımcıları hem de hisse senedi fiyatları üzerinde (tarihi maliyetli değerlerle karşılaştırmalı olarak) yapılan çok sayıdaki araştırma bulunması ve (2) zorunlu olan uygulama sonucu (Amerika’da ASR 190 ve SFAS 33; İngiltere’de ise, SSAP 16) ortaya çıkan, standartlardan ve bu ülkelerdeki ekonomik gelişmelerden kaynaklanan problemlerin, uzun süredir yüksek enflasyon ortamında bulunan ülkemiz açısından bir değerlendirmeye tabi tutulmasının yararlı olacağına inanılmasıdır.

             1. LİTERATÜRDEKİ BULGULAR
             Özellikle yüksek derecede enflasyonun bulunduğu ortamlarda, finansal tabloların hangi değerleme seçeneğine göre raporlanması gerektiği üzerinde, önemli tartışmalar yapılmaktadır. Genel olarak diğer seçeneklerin, tarihi maliyetli değerlere oranla bir üstünlüğe sahip olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte daha önemli olan bir başka husus, bu değerlerin yatırımcılara yararlı olup olmadığı ya da onlarca yararlı olarak algılanıp algılanmadığıdır. Eğer yatırımcılar, satın alma, elde tutma ve satma kararlarında mevcut veri arasından genellikle tarihi maliyetli değerleri kullanıyorlarsa, diğer seçeneklerin teorik bir üstünlüğe sahip olması, finansal bilgilerin raporlanmasından beklenen yararların elde edilmesi açısından pratik bir sonuç doğurmayacaktır.

             Bu çerçevede konuyla ilgili olarak yapılmış iki uygulamalı araştırma türü ve bu araştırmaların sonuçları üzerinde durulacaktır: (1) enflasyon muhasebesi ilkelerine göre düzenlenmiş muhasebe rakamları ile tarihi maliyetli muhasebe rakamlarının, yatırımcıların ve yatırımcılara destek veren grupların kararlarında kullanılma derecesini araştırmak için yapılan anket çalışmaları ve (2) tarihi maliyetli değişkenlerle enflasyona ayarlanmış değişkenlerin ilişkisini ve tahmin gücünü ortaya koymaya çalışan araştırmaların yanı sıra hisse senetlerinin fiyatları ile yatırımcılara raporlanan enflasyona ayarlanmış ve tarihi maliyete göre düzenlenmiş faaliyet sonuçlarının arasındaki değerleme ilişkisini ve birbirlerine üstünlüklerini ortaya koyan ilişki çalışmaları.

             1.1. Anket Çalışmaları
             Bu kategorideki araştırmalar bireysel ve kurumsal yatırımcıların (ve onlara destek veren analistlerin) enflasyona ayarlanmış muhasebe rakamlarını yatırım kararlarında kullanılma derecesini ölçmek üzere yapılmış çalışmalardır.

             Amerika'da ASR 190 ile ilgili olarak bireysel kullanıcılar üzerine odaklanan araştırmaların büyük bir çoğunluğu, 1978-1980 yılları arasında yapılmıştır. Bu araştırmalar, Frishkoff(8) tarafından özetlenerek analiz edilmiştir. Kırkın üzerindeki araştırmanın yaklaşık % 70’i, ASR 190 açıklamalarının yatırımcılara hiç yararı bulunmadığı ya da çok az yararı olduğu bulgusunu ortaya koymaktadır.

             Brenner yatırımcılar ve finansal analistlere cari değerle ilgili bilgililerin yararlılığı hakkındaki görüşlerini sorduğu araştırmasında; hisse senedi sahipleri cari değerli HBK rakamlarından yana ya da aleyhine açık bir tutum belirleyemezken, finansal analistlerin % 80'ni cari değerli hisse başına kâr rakamının yararlı olmadığını, % 12'si ise yararlı bulduğunu  ortaya koymuştur.(9)

             İngiltere’de Lee ve Tweedie’nin kurumsal yatırımcılar üzerinde yaptığı araştırmada yıllık raporun 9 önemli bölümü içerisinden ilave cari maliyetli muhasebe verisinin önem derecesinin 7, ilave cari satın alma gücüne göre düzenlenmiş muhasebe verisinin önem derecesinin ise, 8 olduğu sonucuna ulaşılmıştır.(10)

             Arnold ve Moizer'in İngiltere'deki 202 yatırım analisti üzerinde yaptıkları araştırma,(11) yatırım analistlerinin hangi varlık değerleme temeline dayalı olarak elde ettikleri bilgileri kullanmayı tercih ettiklerini ortaya koymaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulguların, tüm piyasa katılımcılarının tercihleri için iyi bir gösterge olduğu düşünülebilir.(12)
 

Değerleme Seçeneği Türü
Genellikle
Bazen
Ender Olarak
Tarihi Maliyetli Bi­lanço Değerleri
137
42
12
Sabit Varlıklar ve Stokların Cari Maliyeti İçin Düzeltilmiş Değer
75
60
53
Genel satın alma Gücü Değişmeleri İçin Ayarlanmış Değer
23
48
105
Gerçekleşebilir Değer
54
76
62

             Kaynak: Arnold ve Moizer, "A Survey of the Methods Used by UK Investment Analysts to Appraise Investments in Ordinary Shares", s. 201.

             Arnold ve Moizer'in sonuçları, yatırım analistlerinin genellikle kullandıkları değerleme seçeneğinin, tarihi maliyetli bilanço değeri olduğunu göstermektedir. İkinci ve tarihi maliyetli bilanço değerlerine en yakın değerleme seçeneği ise, kısmen ayarlanmış bilanço değerleridir. Aynı çalışmada yatırım analistleri için yıllık raporlar bölümlerinin önemine göre sıralanması istendiğinde tarihi maliyetli gelir tablosu ve bilançonun ilk iki sırayı paylaşmasına ve çok önemli olarak sınıflandırılmasına karşın, cari maliyetli verinin raporlandığı bölümün önem sırası 7’dir. Arnold, Moizer ve Noreen’in(13) Amerika ve İngiltere’deki finansal analistler üzerinde yaptığı karşılaştırmalı bir çalışmada, cari maliyetli verinin önem derecesinin 10 ve 11. sırada görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Analistler üzerinde Berliner ve Norby tarafından yapılan araştırmalar da Arnold ve Moizer'in sonuçlarını desteklemektedir. Bu araştırmaya göre de analistler, enflasyona göre düzenlenmiş muhasebe verisine pek ilgi göstermemektedir.(14) Nitekim, SRI International tarafından yapılan bir başka araştırmada, enflasyona ayarlanmış faaliyet sonuçlarının kullanışlı olmadığı, ... hem bireysel hem de kurumsal yatırımcıların, enflasyona ayarlanmış faaliyet sonuçlarının bir değer taşımadığı(15) görüşüne ulaştıkları ifade edilmektedir.

             Bu bulgulardan, tüm yatırımcıların enflasyona ayarlanmış veriyle pek ilgilenmedikleri sonucunu çıkartmak mümkündür. Anlama düzeyi çok düşük ya da çok yüksek olsun tüm yatırımcılar ve yatırımcılara destek veren gruplar, gerçeği daha iyi yansıtıp yansıtmadığı tartışmalarına bakmaksızın, hisse senedi fiyatlarını belirlerken ve yatırımlarıyla ilgili kararlar verirken, tarihi maliyetli değerleri temel değişken olarak kullanmaktadır.

             1.2. İlişki Çalışmaları
             İlişki çalışmaları iki açıdan incelemeye tabi tutulabilir. Bunlardan ilki, muhasebe oranlarıyla yapılan çalışmalar ve diğeri ise, hisse senedi fiyatlarına dayalı olarak yapılan çalışmalardır.

             1.2.1. Oranlar Kullanılarak Yapılan Çalışmalar
             Bu çalışmalarda genellikle tarihi maliyetli oranlar ile enflasyon ayarlaması yapıldıktan sonra hesaplanan oranlar arasındaki ilişki ve bunların tahmin gücündeki değişmeler konu edilmiştir. Bu araştırmaların hisse senedi fiyatlarını açıklamak amacıyla yapılmadığı açıktır. Ancak tarihi maliyetli oranlarla bir karşılaştırma içermesi nedeniyle incelediğimiz konuda bir fikir vermesi bakımından değerli görülmektedir.

             Örneğin Gombola ve Ketz, enflasyona ayarlanmış veriden elde edilmiş oranların tarihi maliyetli oranlarla çok sıkı bir ilişki içinde olduğunu ve istatistiki olarak analiz edildiklerinde aynı kategori içinde sınıflandırıldığını ortaya koymaktadır.(16) Ashton da İngiltere’deki firmalar için yaptığı araştırmada enflasyona ayarlanmış oranlarla tarihi maliyetli oranlar arasında yüksek korelasyon olduğunu ortaya koymaktadır.(17)

             Özellikle iflasların ya da mali başarısızlıkların tahmin edilebilmesi için yapılan çalışmalarda sıklıkla oran kullanılmış ve her iki temele dayalı olarak belirlenmiş oranlar arasında genel açıklama gücü, tahmin hatası, iflas etmiş ve etmemiş şirketlerin doğru olarak sınıflandırılması hususlarında bir karşılaştırma yapılmıştır.

             Ketz, bağımlı değişkenin açıklama gücü ve tahmin hatası ile iflas etmemiş şirketleri doğru tahmin etme açısından gerek tarihi gerekse enflasyona ayarlanmış oranlar arasında önemli bir farklılık bulunmadığı, buna karşın iflas etmiş şirketleri doğru tahmin etme ve toplam sınıflama hata maliyeti açısından düzeltilmiş verile)rle daha başarılı olunduğu sonucuna ulaşmıştır.(18) Norton ve Smith(19) genel fiyat düzeyine, Mensah(20) ise özel fiyat düzeyine ayarlanmış veri kullanarak iflasların tahmin edilmesi aşamasında iki değişken arasında küçük bir fark bulunduğunu ortaya koymuşlardır. Keasey ve Watson(21) ise, cari maliyet ayarlamalarından önce ve sonra İngiltere’deki küçük şirketleri kullanarak oranların tahmin gücünü incelemişlerdir. Ulaşılan sonuç, Norton ve Smith ile Mensah’ınkine benzerdir.

             Başarısızlık ya da iflasların tahmini ile ilgili çalışmalar genel olarak değerlendirildiğinde düzeltilmiş oranlar ile tarihi maliyetli oranların arasında yüksek bir korelasyon bulunduğu, buna karşın tahmin güçleri arasında önemli bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşmak mümkündür. Böyle bir sonuç, tarihi maliyetli veriyi düzeltirken ortaya çıkacak maliyet ile ayarlanmış verinin sağlayacağı yararın karşılaştırılması gereğini de ortaya koymaktadır.

             1.2.2. Hisse Senedi Fiyatları Kullanılarak Yapılan Araştırmalar
             Hisse senedi fiyatlarına dayalı olarak yapılan araştırmalarda  ise, ortaya atılan problemler ve araştırmaların konusunu oluşturan sorular şu şekilde sıralanabilir:

             1. Öncelikle, enflasyona ayarlanmış değişkenlerin tarihi maliyetli değişken ya da değişkenlere oranla hisse senedi verimlerini açıklama derecesinin ne olduğu,

             2. İki değişken gurubunun da hisse senedi verimlerini açıklamada birbirlerine ilave açıklama gücü bulunup bulunmadığı ve

             3. Kârlarla dayalı olarak alınan kararlar üzerinde, hangi değişken grubunun daha etkili olduğudur.

             1. Amerika
             Amerika’da enflasyonun finansal tablolar ürenideki etkilerini kullanıcıların değerlendirebilmeleri için önerilmiş alternatifler sırasıyla; ARS 190, SFAS 33, SFAS 82 ve SFAS 89’dur.

             a. ARS 190
             1976 yılından başlayarak büyük Amerikan firmalarının bir kısmı stoklar, Satılan malin maliyeti ile duran varlıklar ve amortismanları için ayrıca yenileme maliyetli ilanlar yapmaya SEC tarafından mecbur tutulmuşlardır.

             Şirketlerin bu zorunluluk nedeniyle yapmış oldukları yenileme maliyetli veri ilanlarının hisse senedi fiyatları üzerindeki etkileri, tarihi maliyetli veriyle karşılaştırılarak, yatırımcıların kararlarını etkileme biçimleri bir çok araştırmacı tarafından analiz edilmiştir. Gheyara ve Boatsman(22) Beaver, Christie ve Griffin(23) ve Ro(24) ’nun çalışmalarının ulaştığı sonuç, zorunlu olarak yapılması gereken enflasyona ayarlanmış ilanlara, istatistiki olarak anlamlı herhangi bir fiyat tepkisinin bulunmadığı şeklindedir. Ro,(25) enflasyona ayarlanmış muhasebe verisinin ilanlarına hisse senetlerinin işlem hacmi tepkisinin olup olmadığını araştırdığı çalışmasında açıklamalara istatistiki olarak anlamlı bir işlem hacmi tepkisinin bulunmadığını raporlamaktadır(26). Lustgarten(27) ise, yenileme maliyetli veriye bir piyasa tepkisi olduğunu bulmasına karşın, sonuçları hisse senedi fiyatları üzerindeki etkilerin resmi ilan tarihinden bir kaç ay önceden ortaya çıktığını göstermektedir. Bu durum piyasa kalımcılarının yenileme maliyetli veri açıklanmadan önce bu bilgiyi başka kaynaklardn edindiğini, dolayısı ile böyle bir ilana gerek olmadığını ortaya koymaktadır.

             Bu sonuçlar SEC’in piyasa katılımcılarının firmaları daha iyi değerlendirmeleri için zorunlu olarak ilan edilmesini istediği yenileme maliyetli verinin, yararlı bulunmadığını ortaya koymaktadır.

           b. SFASS 33
             FASB 1979 yılında ASR 190’dan alınan derslerin sonucunda oluşturulan SFAS 33’ü yayınlayarak başlattığı uygulamada firmalar, cari maliyetli veriyi kamuya ilan etmek zorundaydılar.

             SFAS 33 ile ilgili olarak yapılan ilk araştırmalarda (Beaver, Griffin ve Ryan;(28) FAS;(29) Schaefer;(30) Beaver ve Ryan(31) ile Murdoch(32)), hisse senedi verimlerinin açıklanmasında tarihi maliyetli kârın cari maliyetli kâr değişkenlerine oranla büyük bir üstünlüğünün olduğu, hiç bir cari maliyetli kâr değişkenlerinin tarihi maliyetli kâr değişkenine ilave bir açıklama sağlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmalarda cari maliyetli kâr değişkenlerinin bilgi içeriği reddedilmektedir. McDonald ve Morris(33) ise, firmaların enflasyondan etkilenme derecelerinin birbirinden farklı olduğunu, bununla birlikte anlamlı ilişkiler kurulan piyasanının enflasyona duyarlılığının SFAS 33 verisene dayalı enflasyon duyarlık ölçüleri ile hiç bir biçimde ilişkili bulunmamıştır.

             Freeman(34) ise, bu sonucun normal olduğunu, çünkü cari maliyetli verinin sağlayacağı bilginin endüstri genelindeki muhasebeyle ilgili olmayan veri kaynaklarından edinildiğini, bu yüzden de cari maliyetli kâr değişkenlerine eş zamanlı bir hisse senedi fiyat tepkisinin ortaya konulamayacağını ifade etmektedir.(35)

             Bununla birlikte bu alanda yapılan tüm çalışmalarda aynı sonuçlara ulaşmak mümkün olmamıştır.

             Bublitz, Frecka ve McKeown, cari maliyetli kâr değişkenlerinin ilave açıklama gücü olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak ana örnek, endüstri kollarına ayrıldığında sonuçlar güçlü değildir.(36) Bernard ve Rulland'a göre, tüm örnek üzerinden hisse senedi verimleriyle tarihi maliyetli kâr daha yüksek bir ilişki içindedir. Ancak bu durum endüstri kolları dikkate alındığında kısmen değişmektedir. Bu araştırmada ilgi çekici bir başka sonuç, her iki değişkenin de anlamlı olduğu endüstrilerde, parametrelerin birbirine zıt işaretler taşımasıdır. Araştırmacılara göre tarihi maliyetli kâr baskın olsa bile, çoğu endüstri için her iki kâr değişkeni de büyük oranda aynı bilgiyi taşımaktadır.(37) Bernard'a göre ise, hem cari maliyetli hem de tarihi maliyetli kârın ilave bilgi içeriğinin olmadığı yokluk denencesini reddetmek mümkün değildir. Her iki kâr ölçüsü neredeyse birbirlerini mükemmel derecede temsil edebilmektedirler.(38)

             Hopwood ve Schaefer, maliyetlerdeki artışa yüksek tepki veren firmalar örneğinde cari maliyetli, düşük tepki veren grupta ise, tarihi maliyetli kâr değişkenleri hisse senedi verimlerini önemli derecede açıklamakta olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Yazarlar bunu, firmaların faaliyet kârlarını sürdürebilme yeteneğine bağlamaktadırlar.(39) Lobo ve Song, cari maliyetli kâr değişkenleri (6 değişken) ile nakit akımlarının bilgi içeriğini karşılaştırdığı çalışmalarında, cari maliyetli kâr değişkenlerinin çoğunun nakit akım değişkenine ilave açıklama gücü sağlarken, aynı açıklama derecesinin nakit akım değişkeni için geçerli olmadığı sonucuna ulaşmışlardır. Araştırmacıların diğer bulgularına göre, cari maliyetli kâr değişkenleri yalnız endüstrilerin bir alt grubu için bilgi taşıyabilmektedir.(40)

             Thomson ve Watson ise, yöneticilerin kârpayı kararlarında tarihi maliyetli veriden mi yoksa cari maliyetli veriden mi yararlandıklarını araştırmıştırdıkları çalışmalarında "genelde tarihi maliyetli kârların cari maliyetli kârlara tercih edildiği"(41) sonucuna ulaşmışlardır. Bu çalışma, kâr payı dağıtım kararının verilmesinde -her iki değişken yüksek bir şekilde ilişkili olmalarına rağmen- tarihi maliyetli kârların kullanılmakta olduğunu ortaya koymaktadır.

             Ancak Amerika’da 1979-1980 döneminde iki haneli olan yıllık enflasyon oranının 1980’li yılların ortalarında % 5’den de aşağıya düşmesi, uygulamanın karmaşıklığı ve yukarıdaki araştırmaların kullanıcıların çok kısıtlı yararlar sağladığını ortaya koyması,(42) FASB’ın önce 1984 yılında SFAS 82’yi arkasından da 1986 yılında SFAS 89’u yayınlayarak, ilanları zorunlu olmaktan çıkartıp ihtiyari hale getirmesiyle sonuçlanmıştır.

             2. İngiltere
             1970’li yıllardaki yüksek enflasyon oranları İngiliz Muhasebe Standartları Komitesinin  büyük şirketlerin uyguladığı cari maliyetler muhasebesi standardını (SSAP 16) yayınlamaya zorlamıştır.

             Board ve Walker,(43) cari maliyetli verinin hisse senedi verimlerini açıklama gücünü ve tarihi maliyetli veri ile cari maliyetli verinin hangisinin ilave açıklama gücüne sahip olduğunu araştırdığı çalışmasında, enflasyona ayarlanmış muhasebe değerlerinin yayınlanmasına küçük bir piyasa tepkisi bulunduğunu ortaya koymaktadır. Buna ek olarak tarihi maliyetli verinin piyasa getirileriyle daha yakın ilişkiye sahip olduğu ve cari maliyetli verinin ilave bilgi içeriği bulunmadığı da araştırmacılar tarafından elde edilen sonuçlar arasındadır.

             Ancak İngiltere’de gerek anket çalışmaları (Lee ve Tweedie; Arnold ve Moizer ile Arnold Moizer ve Horeen) gerek oran kullanılarak yapılan çalışmalar (Keasey ve Watson; Ashton) gerekse de Board ve Walker tarafından yapılan ilişki çalışması sonucu SSAP 16 1986 yılında desteğini kaybederek zorunlu olarak uygulanan bir standart olmaktan çıkartılmıştır.

             İngilterede SSAP 16 deneyiminin başarısız olmasının genel ve özel sebepleri bulunmaktadır. Genel sebepler arasında enflasyon oranının düşmesi, bu yüzden ekonomik güdünün yokluğu ve İngiliz hükümetinin enflasyon muhasebesi hesaplamalarını verginin belirlenmesi sırasında kullanımını kabul etmemesi sayılabilir. Özel sebepler arasında ise, çoğu uygulamacının pratikte zorluk çekmesi ve kullanıcıların enflasyona ayarlanmış veriyi anlamakta zorlanması sayılabilir.(44)

             SONUÇ
             Enflasyona ayarlanmış muhasebe verisinin ilanını önceleri zorunlu, ardından ise ihtiyari hale getiren ve konuyla ilgili en çok araştırmanın yapıldığı iki ülke olan Amerika ve İngiltere’deki deneyim, uygulamanın başarısız olduğunu ortaya koymaktadır.

             Bu ülkelerde yapılan hem anket hem de ilişki araştırmaları, anlama düzeyleri çok yüksek ya da düşük olsun yatırımcılar ve onlara destek veren grupların genel olarak tarihi maliyetli değerleri enflasyona ayarlanmış değerlere yeğlediklerini ortaya koymaktadır. Araştırmalardan elde edilen sonuçlar, hisse senedi getirilerini açıklamada enflasyona ayarlanmış verinin ilave bilgi içeriğinin (a) bulunmadığını ya da (b) çok düşük veya marjinal olma eğiliminde olduğunu göstermektedir.

             Her iki ülke deneyiminden elde edilen bu başarısız sonuç için, olası açıklamalar aşağıdaki gibi yapılabilir:

             1- Piyasa katılımcıları, enflasyona ayarlanmış veriyi hisse senedi fiyatının belirlenmesi bakımından ilgisiz olarak algılanmaktadır (genelde ya da en azından incelenen örnekler açısından).

             2- Enflasyona ayarlanmış veri ilgili olarak algılanmakla birlikte, (a) hisse senedi fiyatları hali hazırda rakip bilgi kaynakları (örneğin aylık ve yıllık enflasyon açıklamaları) yolu ile bu bilgiyi yansıtmaktadır, (b) enflasyona ayarlanmış değişkenlerle tarıhi maliyetli değişkenler arasındaki (neredeyse mükemmele yakın) yüksek korelasyon, katılımcıların yalnızca enflasyona ayarlanmış veriyle aynı bilgiyi yansıtan tarihi maliyetli ve alışılmış veriyi kullanmak biçiminde bir davranış geliştirmesine sebep olmuştur, (c) hisse senedi fiyat ayarlamalarının büyüklüğü, uygulanan araştırma yöntemlerini kullanarak belirlenememektedir, (d) enflasyona ayarlanmış veri ilanları sermaye piyasasına hiç yeni bilgi sağlayamayacak derecede ölçüm hatası içermektedir.

             3- Finansal tabloların enflasyona ayarlanması ve ayarlama sürecinde ortaya çıkan yeni muhasebe değişkenleri, sermaye piyasası için alışılmış ve yorumlanabilir kavramlardan değildir. Ayrıca tarihi maliyetli değişkenlerle oldukça açık olan hisse senedi fiyatları arasındaki teorik ilişkilerin enflasyona ayarlanmış değişkenlerle bağlantılı olarak henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu iki husus dikkate alındığında, hisse senedi fiyatları yolu ile bu tür açıklamalara tepki gösterilmesini izlemek için piyasa katılımcılarının bu değişkenleri nasıl yorumlayarak analiz edeceğini ve satınalma, elde tutma ve satış kararlarında nasıl kullanacağını öğrenmesi gereklidir.

             Ancak ülkemiz açısından bu sonuçları dikkatle yorumlamamızı gerektiren bazı hususların varlığına da işaret etmek gerekir.

             4- İncelenen her iki ülkede de finansal değişkenlerin enflasyona ayarlanma ve ilan sürecinin zorunlu olduğu dönemlerde (70’li yılların ortalarından 80’li yılların ortalarına kadar) enflasyon oranları % 20’leri geçmemiştir. Bu uygulamaların ihtiyari hale getirilmesi ise, enflasyonun % 5’lerin altına düştüğü dönemlere rastlamaktadır.

             5- Araştırmalardaki örnek, enflasyondan daha fazla etkilenen ve etkilenmeyen sektörlere ayrıldığında, enflasyondan daha fazla etkilenen sektörlerde enflasyona ayarlanmış veri ile tarihi maliyetli veri arasındaki korelasyon düşmekte ve bu sektörlerde enflasyona ayarlanmış verinin bilgi içeriği daha yüksek olmaktadır.

             6- Yıllık enflasyon oranları arttıkça, tarihi maliyetli ve enflasyona ayarlanmış değerler arasındaki korelasyon derecesi ciddi biçimde düşmektedir.

             7- Yapılan çalışmaların çoğunda kolay çözülenemeyecek ekonometrik sorunlar bulunması, daha farklı araştırma yöntemi ve portföy kullanımının sonuçları değiştirebileceği yönünde izlenim edinilmesine yol açmaktadır.

             8- Bu ülkelerdeki uygulamanın başarısızlığı uğramasının bir nedeni, vergi kanunlarının uygulama yönünde düzenlenmemesi ve uygulamacıların standarları pratiğe geçirmede yaşadıkları güçlükler sonucunda oluşan yoğun tepki ve lobi faaliyetleridir.

             Konu ülkemiz açısından değerlendirildiğinde ise, uzun süredir oldukça yüksek enflasyon koşulları içinde bulunmamız, enflasyon muhasebesi uygulamalarını zorunlu hale getirerek piyasa katılımcılarına ilave ve değerlendirilebilir bilgi sunumu yapmakta geciktiğimiz söylenebilir. Son zamanlarda enflasyon oranlarının düşme eğilimine girmiş olması, arzu edilen uygulamanın hayata geçirilmesini engellememelidir. Çünkü, şu günlerde telafuz ettiğimiz, hedeflediğimiz ya da gelecekte beklediğimiz enflasyon oranları, Amerika ve İngiltere’de enflasyona ayarlanmış verinin ilanının zorunlu olduğu dönemlerde ortaya çıkan enflasyon oranlarının oldukça üzerindedir. Ayrıca, 2010’larda ya da en geç 2020’ye kadar ortaya çıkması beklenen enerji krizinin özellikle gelişmekte olan ülkeler üzerinde oluşturacağı enflasyonist baskı düşünüldüğünde, ülkemizin de bazı dönemlerde yüksek enflasyon oranlarıyla başbaşa kalabileceği tahmininde bulunmak mümkündür.

             Bu şartlar çerçevesinde en azından SPK’nun tartışmaya açtığı ve yüksek enflasyon dönemlerinde uygulanması (büyük şirketler için) zorunlu olacak bir standarda (ya da tebliğe) sahip olmamız önemsenmelidir. Ancak önemsenmesi gereken yalnız böyle bir standardın uygulamaya sokulması değil, aynı zamanda diğer düzenlemelerin yapılması ve piyasa katılımcılarının öğrenme sürecinin kısaltılması olduğu da unutulmamalıdır.

             YARARLANILAN KAYNAKLAR
             Arnold, John ve Peter Moizer. “A Survey of the Methods Used by UK Investment Analysts to Appraise Investments in Ordinary Shares”, Accounting and Business Research, Summer 1984, s. 195-207.

             Arnold, J., P. Mozier ve E. Noreen. “Investment Appraisal Methods of Financial Analysts: A Comparative Study of US and UK Practies”, International Journal of Accounting, Vol. 19, no. 2 1984, s. 1-18.

             Ashton, R. “The Effect of Ssap 16 on Performance Measurement”, Accounting and Business Research, Autumn 1985, s. 259-264.

             Ran Barniv. “The Value Relevance of Inflation-Adjusted and Historical-Cost Earnings During Hyperinflation”, Journal of International Accounting, Auditing&Taxation, 8(2) 1999, s. 269-287.

             Barniv, Ran. “The Value Relevance of Inflation-Adjusted and Historical-Cost Earnings During Hyperinflation”, Journal of International Accounting, Auditing&Taxation, 8(2) 1999, s. 269-287.

             Beaver, William H. ve Stephan G. Ryan. "How Well Do Statement No. 33 Earnings Explain Stock Returns?", Financial Analysts Journal, September-October 1985, s. 66-71.

             Beaver, William H., Paul A. Griffin ve Wayne R. Landsman. "The Incremental Information Content of Replacement Cost Earnings", The Modern Theory of Financial Reporting içinde (eds) Lawrence D. Brown, Businnes Publications, Inc., 1987, s. 269-289.

             Beaver, W. H., A. Christie ve P. A. Griffin. “The Information Content of SEC Accounting Series Release No. 190” Journal of Accounting and Economics, 2 1980, s.

             Beaver, William H. ve Wayne R. Landsman. Incremental Information Content of Statement 33 Disclosures: Research Report, Stamford, Conn.: FASB, November 1983

             Berliner, Robert W. "Do Analists Use Inflation-Adjusted Information? Results of a Survey", Financial Analist Journal, March/April 1983, s. 26-39

             Bernard, Victor L. ve Robert G. Ruland. "The Incremental Information Content of Historical Cost and Current Cost Income Numbers: Time-Series Analyses for 1962-1980" The Accounting Review, October 1987, s. 707-722.

             Bernard, Victor L. "Cross-sectional Dependence And Problems in Inference in Market Based Accounting Research", Journal of Accounting Research, Spring 1987, s.1-48.

             Bernard, Victor L. ve Robert G. Ruland. "The Incremental Information Content of Historical Cost and Current Cost Income Numbers: Time-Series Analyses for 1962-1980" The Accounting Review, October 1987, s. 707-722.

             Board, J. ve M. Walker. “The Information Content of SSAP 16 Earnings Changes”, Accounting and Business Research, Winter 1985, s. 69-72.

             Brenner, Vincent C. "Financial Statement Users' Views of the Desirability of Reporting Current Cost Information", Journal of Accounting Research, Autumn 1970, s. 159-166.

             Bublitz, Bruce, Thomas J. Frecka, ve James C. McKeown. "Market Association Tests and FASB Statement No. 33 Disclosures: A Reexamination", Journal of Accounting Research, Supplement 1985, s. 1-23.

             FASB. "Objectives of Financial Reporting by Business Enterprises", Original Pronouncements, Accounting Standards as of June 1, 1990, Volume II, 1990/91 Edition, Irwin 1990.

             FASB. Statement of Financial Accounting Concepts No. 5, Recognition and Measurement in Financial Statements of Business Enterprises, 1984.

             Freeman, Robert N. “The Disclosure of Replacement Cost Accounting Data and Its Effect on Transaction Volumes: A Comment”, The Accounting Review, January 1981, s. 177-180;

             Freeman, Robert N. "Alternative Measures of Profit Margin: An Empirical Study of the Potential Information Content of Current Cost Accounting", Journal of Accounting Resaarch, Spring 1983, s. 42-64.

             Frishkoff, Paul. Financial Reporting and Changing Prices: A Review of Empirical Research, FASB, 1982.

             Gheyara, K. ve J. Boatsman. “Market Reaction to the 1976              Replacement Cost Disclosures”, Journal of Accounting and Economics, 2 1980, s. 107-126.

             Gombola, M. ve J. Ketz. “A note on Cash Flow and Classification Patterns of Financial Ratios”, The Accounting Review, January 1983, s. 105-114.

             Hopwood, William ve Thomas Schaefer. "Firm-Specific Responsiveness to Imput Price Changes and the Incremental Information in Current Cost Income", The Accounting Review, April 1989, s. 313-328.

             Keasey, K. ve R. Watson. “Current Cost Accounting and the Prediction of Small Company Performance”, Journal of Business Finance and Accounting, Spring 1986, s. 51-70.

             Ketz, J. E. “The Effect of General Price-Level Adjustment on the Predictive Ability of Financial Ratios”, Journal of Accounting Research, Supplement 1978, s. 273-284.

             Lee, T. A. ve D. P. Tweedie. “The Institutional Investor and Financial Information: A Report Sponsored by the Institute of Chartered Accountants in England an Wales”, Shareholder Use and Understanding of Financial Information, Garland Publishing, 1990, s. 1-209.

             Lobo, Gerald J. ve In-Man Song. "The Incremental Information in SFAS No. 33 Income Disclosures Over Historical Cost Income and Its Cash and Accrual Components", The Accounting Review, April 1989, s.329-343.

             Lustgarten, S. “The Impact of Replacement Cost Disclosure on Security Prices: New Evidence” Journal of Accounting and Economics, October 1982, s. 121-141.

             McDonald, Bill ve Michael H. Morris. “The Relevance of SFASS 33 Inflation Accounting Disclosures in the Adjustment of Stock Prices to Inflation”, The Accounting Review, July 1984, s. 432-446.

             Mensah, Y. “Differential Bankruptcy Predictive Ability of Specific Price Level Adjustments: Some Empirical Evidence”, The Accounting Review, April 1983, s. 228-246.

             Murdoch, Brock. "The Information Content of FAS 33 Returns on Equity" The Accounting Review, April 1986, s. 273-287.

             Norby, William C. "Applications of Inflation-Adjusted Accounting Data", Financial Analysts Journal, March/April 1983. s. 33-39.

             Norton C. L. ve R. E. Smith. “A Comparison of General Price Level and Historical Cost Financial Statements in the Prediction of Bankruptcy”, The Accounting Review, January 1979, s. 72-87.

             Norton, Curtis L. ve Ralph E. Smith. “A Comparison of General Price Level and Historical Cost Financial Statements in the Prediction of Bankruptcy: A Reply”, The Accounting Review, July 1980, s. 516-521.

             Özer, Gökhan. Muhasebe Kârları ile Hisse Senedi Verimleri Arasındaki İlişkiler : İMKB'da Deneysel Bir Analiz, Sermaye Piyasası Yayını, Yayın No. 31, 1996.

             Ro, Byung T. “The Adjustment of Security Returns to the Disclosure of Replacement Cost Accounting Information”, Journal of Accounting and Economics, 2 1980, s. 150-189.

             Ro, Byung T. “The Disclosure of Replacement Cost Accounting Data and Its Effect on Transaction Volumes: A Reply”, The Accounting Review, January 1981, s. 181-187.

             Ro, Byung T. “The Disclosure of Replacement Cost Accounting Data and Its Effect on Transaction Volumes”, The Accounting Review, January 1981, s. 70-84.

             Schaefer, T. F. "The Information Content of Current Cost Income Relative to Dividends and Historical Cost Income", Journal of Accounting Research, Autumn 1984, s. 647-656.

             Solomon, Ira ve Paul J. Beck. “A Comparison of General Price Level and Historical Cost Financial Statements in the Prediction of Bankruptcy: A Comment”, The Accounting Review, July 1980, s. 511-515

             SRI International. Investor Information Needs and the Annual Report, Financial Executives Research Foundation, 1987.

             Thomson, Lydria and Robert Watson. "Historic Cost Earnings, Current Cost Earnings and Dividend Decision", Journal of Business Finance & Accounting, Spring 1989, s. 1-24.

             Whittington, Geoffrey. “Deprival Value and Price Change Accounting in the U.K.”, Abacus, Vol 34, No. 1, 1998, s. 28-30

           DİPNOTLAR
           (1) Gökhan Özer, Muhasebe Kârları ile Hisse Senedi Verimleri Arasındaki İlişkiler: İMKB’da Deneysel Bir Analiz, Sermaye Piyasası Kurulu Yayın No. 31, 1996, s.2. 

           (2) FASB, "Objectives of Financial Reporting by Business Enterprises", Original Pronouncements, Accounting Standards as of June 1, 1990, Volume II, 1990/91 Edition, Irwin 1990, para. 34. Finansal tablolar ve finansal raporlamanın amaçları için ayrıca bkz., FASB, Statement of Financial Accounting Concepts No. 5, Recognition and Measurement in Financial Statements of Business Enterprises, 1984, para. 10-12.

           (3) FASB, “Objective ... Enterprises”, para. 34.

           (4)FASB, “Objective ... Enterprises”, para. 47.

           (5) Daha fazla bilgi için bkz., Özer, a.g.k., s. 44-47

           (6) Bkz. diğer çalışmalar arasından beklenmeyen kârlar ile hisse senedi verimleri arasındaki ilişkiler konusundaki kanıtlar için,  Gökhan Özer, Muhasebe Kârları ile Hisse Senedi Verimleri Arasındaki İlişkiler: İMKB'de Deneysel Bir Analiz, SPK Yayını, Yayın No. 31, 1996, 49-152.

           (7) William H. Beaver ve Stephen G. Ryan, "How Well Do Statement No. 33 Earning Explain Stock Returns?", Financial Analist Journal, March/April, s. 66.

           (8) Bkz., Paul Friskhkoff, Financial Reporting and Changing Prices: A Review of Empirical Research, FASB, 1982.

           (9) Bkz., Vincent C. Brenner, "Financial Statement Users' Views of the Desirability of Reporting Current Cost Information", Journal of Accounting Research, Autumn 1970, s. 161.

           (10) Bkz., T. A. Lee ve D. P. Tweedie, “The Istitutional Investor and Financial Information: A Report Sponsored by the Institute of Chartered Accountants in England an Wales”, Shareholder Use and Understanding of Financial Information, Garland Publishing, 1990, s. 81.

           (11) John Arnold ve Peter Moizer, “A Survey of the Methods Used by UK Investment Analysts to Appraise Investments in Ordinary Shares”, Accounting and Business Research, Summer 1984, s. 195-207.

           (12) Bu ifadenin özellikle bireysel yatırımcılar için önemli olduğu söylenebilir. Çünki bireysel yatırmcılar kurumsal yatırımcılar ve analistler arasında yapılan anket çalışmalarında ortaya çıkan sonuçlar bireysel yatırımcıların işletmelerin finansal tablolarını daha az okuduğu ve değerlendirmede daha az başarılı olduğu yönündedir. Ancak bireysel yatırımcılar, muhasebe bilgi sisteminden sağlanan bilgilerin işlenmesinde yatırım analistlerinde yararlanabilirler.

           (13) J. Arnold, P. Mozier ve E. Noreen, "Investment Appraisal Methods of Financial Analysts: A Comparative Study of US and UK Practies", International Journal of Accounting, Vol. 19, no. 2 1984, s. 1-18.

           (14) Bkz., Robert W. Berliner, "Do Analists Use Inflation-Adjusted Information? Results of a Survey", Financial Analist Journal, March/April 1983, s. 26-39 ve William C. Norby, "Applications of Inflation-Adjusted Accounting Data", Financial Analysts Journal, March/April 1983. s. 33-39.

           (15) SRI International, Investor Information Needs and the Annual Report, Financial Executives Research Foundation, 1987, s. 56.

           (16) M. Gombola ve J. Ketz, “A note on Cash Flow and Classification Patterns of Financial Ratios”, The Accounting Review, January 1983, s. 105-114.

           (17) R. Ashton, “The Effect of Ssap 16 on Performance Measurement”, Accounting and Business Research, Autumn 1985, s. 259-264.

           (18) J. E. Ketz, “The Effect of General Price-Level Adjustment on the Predictive Ability of Financial Ratios”, Journal of Accounting Research, Supplement 1978, s. 273-284.

           (19) C. L. Norton ve R. E. Smith, “A Comparison of General Price Level and Historical Cost Financial Statements in the Prediction of Bankruptcy”, The Accounting Review, January 1979, s. 72-87. Bu çalışmaya Solomon ve Beck tarafından yöneltilen eleştiriler ve NS’nin cevabı için bkz., Ira Solomon ve Paul J. Beck, “A Comparison of General Price Level and Historical Cost Financial Statements in the Prediction of Bankruptcy: A Comment”, The Accounting Review, July 1980, s. 511-515 ve Curtis L. Norton ve Ralph E. Smith, “A Comparison of General Price Level and Historical Cost Financial Statements in the Prediction of Bankruptcy: A Reply”, The Accounting Review, July 1980, s. 516-521.

           (20) Y. Mensah, “Differential Bankruptcy Predictive Ability of Specific Price Level Adjustments: Some Empirical Evidence”, The Accounting Review, April 1983, s. 228-246.

           (21) K. Keasey ve R. Watson, “Current Cost Accounting and the Prediction of Small Company Performance”, Journal of Business Finance and Accounting, Spring 1986, s. 51-70.

           (22) K. Gheyara and J. Boatsman, “Market Reaction to the 1976 Replacement Cost Disclosures”, Journal of Accounting and Economics, 2 1980, s. 107-126.

           (23) W. H. Beaver, A. Christie ve P. A. Griffin, “The Information Content of SEC Accounting Series Release No. 190” Journal of Accounting and Economics, 2 1980, s. 127-157.

           (24) Byung T. Ro, “The Adjustment of Security Returns to the Disclosure of Replacement Cost Accounting Information”, Journal of Accounting and Economics, 2 1980, s. 150-189.

           (25) Byung T. Ro, “The Disclosure of Replacement Cost Accounting Data and Its Effect on Transaction Volumes”, The Accounting Review, January 1981, s. 70-84.

           (26) Ro’nun bu çalışmasına Freeman’ın özellikle büyüklük etkisi ve diğer hususlarda yönelttiği eleştiriler ve Ro’nun cevabı için bkz., Robert N. Freeman, “The Disclosure of Replacement Cost Accounting Data and Its Effect on Transaction Volumes: A Comment”, The Accounting Review, January 1981, s. 177-180; Byung T. Ro, “The Disclosure of Replacement Cost Accounting Data and Its Effect on Transaction Volumes: A Reply”, The Accounting Review, January 1981, s. 181-187.

           (27) S. Lustgarten, “The Impact of Replacement Cost Disclosure on Security Prices: New Evidence” Journal of Accounting and Economics, October 1982, s. 121-141.

           (28) William H. Beaver, Paul A. Griffin ve Wayne R. Landsman, "The Incremental Information Content of Replacement Cost Earnings", The Modern Theory of Financial Reporting içinde (eds) Lawrence D. Brown, s. 269-289. Araştırmacılara göre, "yenileme maliyetli kârlar, tarihi maliyetli kârların tahrif edilmiş bir versiyonudur (s. 270)".

           (29) FASB"ca açìklanan bu bulgular, William H. Beaver and Wayne R. Landsman, "Incremental Information Content of Statement 33 Disclosures: Research Report", Stamford, Conn.: FASB, November 1983"deki görüşlerini yansıtmaktadır. FASB'a göre; "tarihi maliyetli kârlar hisse senedi verimleriyle, cari maliyetli kârlardan çok daha yüksek bir biçimde ilişkilidir (s. 16)".

           (30) T. F. Schaefer, "The Information Content of Current Cost Income Relative to Dividends and Historical Cost Income", Journal of Accounting Research, Autumn 1984, s. 647-656. Schaefer'e göre, "cari maliyetli kâr değişkenleri hisse senedi verimlerini açıklamaktadır (s. 652). Ancak tarihi maliyetli kâr dikkate alınır alınmaz, diğer tüm değişkenlerin bilgi içeriği kaybolmaktadır (s. 654 ve 655).

           (31) William H. Beaver ve Stephan G. Ryan, "How Well Do Statement No. 33 Earnings Explain Stock Returns?", Financial Analysts Journal, September-October 1985, s. 66-71. Yazarlara göre hiç bir cari maliyetli kâr değişkeni, hisse senedi verimlerini açıklamada tarihi maliyetli kârlara ilave bir açıklama gücü sağlayamamaktadır (bkz. s.69).

           (32) Brock Murdoch, "The Information Content of FAS 33 Returns on Equity" The Accounting Review, April 1986, s. 273-287. Murdoch'a göre, "cari maliyetli değişkenlerin hiç biri ile hisse senetlerinin açıklanmasında tarihi maliyetli kâr değişkeninden daha yüksek bir ilişki elde edilememiştir(Bkz., s. 273 ve 286).

           (33) Bill McDonald ve Michael H. Morris, “The Relevance of SFASS 33 Inflation Accounting Disclosures in the Adjustment of Stock Prices to Inflation”, The Accounting Review, July 1984, s. 432-446.

           (34) Robert N. Freeman, "Alternative Measures of Profit Margin: An Empirical Study of the Potential Information Content of Current Cost Accounting", Journal of Accounting Resaarch, Spring 1983, s. 42-64.

           (35) Ancak Freemanın bu görüşü oldukça dar bir verim aralığında geçerli olsa bile, geniş verim aralıkları dikkate alındığında hiç bir değeri olmayacaktır.

           (36) Bruce Bublitz, Thomas J. Frecka, ve James C. McKeown, "Market Association Tests and FASB Statement No. 33 Disclosures: A Reexamination", Journal of Accounting Research, Supplement 1985, s. 22.

           (37) Victor L. Bernard ve Robert G. Ruland, "The Incremental Information Content of Historical Cost and Current Cost Income Numbers: Time-Series Analyses for 1962-1980" The Accounting Review, October 1987, s. 707. 

           (38) Victor L. Bernard, "cross-sectional Dependence And Problems in Inference in Market Based Accounting Research", Journal of Accounting Research, Spring 1987, s. 36.

           (39) William Hopwood ve Thomas Schaefer, "Firm-Specific Responsiveness to Imput Price Changes and the Incremental Information in Current Cost Income", The Accounting Review, April 1989, s. 327.

           (40) Gerald J. Lobo ve In-Man Song, "The Incremental Information in SFAS No. 33 Income Disclosures Over Historical Cost Income and Its Cash and Accrual Components", The Accounting Review, April 1989, s.342,

           (41) Lydria Thomson and Robert Watson, "Historic Cost Earnings, Current Cost Earnings and Dividend Decision", Journal of Business Finance & Accounting, Spring 1989, s. 20.

           (42) Ran Barniv, “The Value Relevance of Inflation-Adjusted and Historical-Cost Earnings During Hyperinflation”, Journal of International Accounting, Auditing&Taxation, 8(2) 1999, s. 271-272.

           (43) J. Board ve M. Walker, “The Information Content of SSAP 16 Earnings Changes”, Accounting and Business Research, Winter 1985, s. 69-72.

           (44) Geoffrey Whittington, “Deprival Value and Price Change Accounting in the U.K.”, Abacus, Vol. 34, No. 1, 1998, s. 28.