Türk Mevzuatında Bedelsiz Hisse Senetlerinin Niteliği, Değerlemesi ve Muhasebeleştirilmesi

Yıl: 3 Sayı:27
Mart 2000

< önceki

 
 
Doç. Dr. Binnur ÇELİK
 
TAKAS - MAHSUP FARKLILIĞI VE TAKASIN KAMU ALACAKLARINI KORUYAN BİR MÜESSESE OLMASININ NEDENLERİ


            I. TAKAS KAVRAMI, ŞARTLARI VE USULÜ
            A. TAKAS KAVRAMI
            Takas, karşılıklı, birbirine benzer ve istenebilir iki borcu, ayrı ayrı ödenmeksizin, bir beyanla, (borçların eşit olması durumunda tamamen, eşit olmamaları durumunda küçük olanı oranında) hesaben tahsil eden ve borcu sona erdiren bir yol olarak tanımlanabilir.(1)

            Takasın tanımına 6183 Sayılı Kanunda yer verilmemiştir, ancak Borçlar Kanunu’nun 118. maddesinde takas ile ilgili bir hüküm bulunmaktadır. Bu hüküm ile, iki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı veya benzer malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç da muaccel ise, iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebileceği belirtilmiştir.

            B. ŞARTLARI
            1. Karşılıklı İki Muaccel Alacak Olmalı
            Takasın yapılabilmesi için gerekli şartlardan ilki, bir tarafta kamu idaresinin mükellefe iade etmesi gereken bir borcunun bulunması, diğer tarafta mükellefin kamu idaresine muaccel bir borcunun bulunmasıdır.

            2. Takas Talebi Olmalı
            Takas için gerekli bir diğer şart, bir takas talebinin bulunmasıdır. 6183 Sayılı Kanun’da kimin takas talebinde bulunacağına yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, hem kamu idaresinin hem de mükellefin menfaati ile ilgili olması nedeniyle her iki tarafın da takas talebinde bulunabileceğini kabul etmek gereklidir. Konu ile ilgili genel tebliğlerde usul kuralları mükelleflerin takas talebine yönelik olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

            Hazineden hem alacaklı, hem de vergi borçlusu olan gerçek veya tüzel kişilerin takas talepleri yeterli tutarda ödeme emrinin bulunması şartıyla kabul edilmektedir.

            Gerçek veya tüzel kişilerin başkalarından temlik yoluyla devir aldıkları alacakların, bu kişilerin vergi borçlarına takası taleplerinin kabul edilmesi için bazı şartlar bulunmaktadır. Bu şartlar;

            - Aynı sermaye grubuna ait şirketlerin kendi aralarında temlik ettikleri alacaklar, bunların vergi borcu ile takas edilebilir,

            - Yeterli tutarda ödeme emri bulunmalıdır,

            - Temlike taraf olan şirketlerin aralarında idare ve sermaye bakımından vasıtalı veya vasıtasız ortaklık ilişkisinin birlikte bulunması zorunludur (520 Seri No’lu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği),

            - Takas öncesindeki alacağın temliki işlemleri noterde düzenlenmiş temlikname ile yapılmış olmalıdır.(2)

            Temlike taraf olan şirketler arasındaki sermaye ilişkisi hakkındaki düzenlemelere 533 Sıra No’lu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği(3) ile açıklamalar getirilmiştir. Bu genel tebliğ ile temlik ve takasa taraf olan şirketlerden birinin, diğerinin sermayesinde payı olmamasına rağmen, taraf şirketlerin aynı ortaklar veya hissedarlar tarafından kurulması ve sermayelerinin tamamının söz konusu gerçek ve tüzel kişilere ait olması durumunda temellük olunan alacakların, temellük eden ortaklığın vergi borçlarına takas edilmesi mümkün kılınmıştır.

            Görüldüğü gibi sadece aralarında idare ve sermaye bakımından ortaklık ilişkisi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin aralarındaki temlike bağlı takas işlemleri kabul edilmektedir. Bunun nedeni, taraflar arasında herhangi bir borç - alacak ilişkisi olmadığı halde alacağın muvazaalı olarak temlik edilmesine bağlı olarak yapılacak takas işlemlerinin, vergi alacaklarının nakden tahsil edilmemesine ve Hazine’ye daha az nakit girişine yol açacak olmasıdır.(4)

            3. Mükellefin Reddiyatı Yapacak Olan Kamu İdaresine Borcu Olmalı
            Takasın yapılabilmesi için gerekli olan son şart ise, mükellefin reddiyatı yapacak olan kamu idaresine borcunun bulunmasına yöneliktir.

            6183 Sayılı Kanun’un 23. maddesinde, mükelleflerin, reddiyatı yapacak olan kamu idaresine olan muaccel borçlarının takasa konu olacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu hükmün lafzi yorumunda hiç bir tartışma yoktur. Ancak, takasla ilgili olarak amaçsal yorum yapılması halinde ve vergi adaletinin sağlanması gereği göz önünde tutulduğunda mükelleflerin, reddiyatı yapacak olan kamu idaresinden başka bir kamu idaresine olan muaccel borçlarının da takasa konu olması gereği ortaya çıkmaktadır. Nitekim Danıştay da bu görüştedir.

            C. USULÜ
            Vergi borçlusu, “Vergi Borçlarının Alacaklara Takas Suretiyle Mahsubuna İlişkin Talep Formu”nun kendisine ait bölümünü doldurup bağlı bulunduğu vergi dairesine başvuracaktır. Vergi dairesi, formun ilgili bölümlerini, vergi alacağının asıl ve fer’ilerini gösterecek şekilde doldurup onayladıktan sonra formu vergi borçlusuna iade edecektir. Vergi borçlusu bu formla birlikte alacaklı oldukları idarenin tahakkuk dairesine başvuracaktır. Tahakkuk dairesi konuyu inceledikten sonra tahakkuk müzekkeresi ve verile emri düzenleyecek ve takas edilecek tutarı bu belgelerin üzerinde gösterecektir. Daha sonra bu belgeleri saymanlığa gönderecektir. Saymanlık takasda bir sakınca görmediği takdirde takas işlemini gerçekleştirecektir (520 Seri No’lu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği).

            Takasın usulüne yönelik olan bir konu da başvuru süresi ve takas işlemlerinin yerine getirilmesine yönelik süre ile ilgilidir. 6183 Sayılı Kanun’da bu konularla ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, Vergi Usul Kanunu’nda bu konu ile ilgili iki süre bulunmaktadır. Birincisi, vergi hatalarının düzeltilmesinde düzenlenen düzeltme fişinin mükellefe tebliğinden başlayarak bir yıl içinde mükellef tarafından paranın geri alınması için müracaat edilmemesi halinde hak düşüren süredir (VUK., md. 120). İkincisi ise, hataların düzeltilmesinde zamanaşımı süresidir (VUK., md. 126).

            II. TAKASIN MAHSUPTAN FARKLARI
            6183 Sayılı Kanun’un 23. maddesinde, tahsil edilip de kanuni nedenlerle reddi gereken kamu alacaklarının, mükelleflerin, reddiyatı yapacak olan kamu idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek yoluyla reddolunacağı ifade edilmektedir. Bu hükümdeki mahsup kelimesi ile aslında takas ifade edilmek istenmektedir.  Zira, yukarıda anılan Borçlar Kanunu’nun 118. maddesinde görüldüğü gibi takas istenebilmesi için iki şahsın birbirine borçlu olması ve borçların muaccel olması gereklidir. 6183 Sayılı Kanun’un 23. maddesinde de iki muaccel borçtan bahsedilmektedir. Bunlardan birisi tahsil edilip de kanuni nedenlerle reddi gereken kamu alacaklarıdır. Diğeri ise, mükelleflerin kamu idaresine olan borçlarıdır. Mahsup ise, bir alacağın (veya borcun) tutarının belirlenmesine yönelik bir matematik işlemidir. Mahsup edilen miktarlar karşılıklı birer alacak değildir. Sonuç olarak takas borçluluğu sona erdiren bir yoldur ve takasta karşılıklı alacak vardır; mahsup ise, bir alacağın (veya borcun) tutarının belirlenmesine yönelik bir matematik işlemidir ve mahsupda karşılıklı alacak yoktur.

            Takasla mahsubun arasındaki bir başka farklılık ise uygulandıkları zamanda ortaya çıkmaktadır. Takas ödeme aşamasında (tahsil) yapılırken mahsup borcun hesaplanması (tarh) aşamasında yapılmaktadır.(5)

            Takasla mahsubun arasındaki son fark ise, takasın kamu alacağını koruyan bir yol olması, mahsubun ise kamu alacağının korunmasıyla ilgili olmamasıdır.

            III. TAKASIN KAMU ALACAKLARINI KORUYAN BİR MÜESSESE OLMASI NEDENLERİ
            Tahsil edilip de kanuni nedenlerle reddi gereken kamu alacakları ile mükelleflerin muaccel borçları takas edilerek Devletten para çıkması engellenmiş olmakta, kamu alacağının tahsili garanti altına alınmakta, zaman kaybından ve gereksiz işlemlerden kurtulunmaktadır.

            Takas müessesesi ile, mükelleflerin kamu idaresine olan muaccel borçlarının ödenmemesi riski ortadan kaldırılmakta, bir anlamda kamu idaresinin iade etmesi gerekli tutar, mükellefin kamu idaresine olan muaccel borçlarının teminatı sayılmaktadır.

            Alacağın tahsil edilmeyerek zamanaşımına girmesi olasılığı veya işlem yaparken yanlışlık yaparak eksik vergi alma olasılığının da ortadan kalkabileceği düşünüldüğü takdirde, takas müessesesinin kamu alacaklarının korunması açısından çok önemli bir uygulama olduğu ortaya çıkmaktadır.

            KAYNAKÇA

            ARABACI, Mehmet: “Devletin Vergi Alacakları İle Borçlarının Mahsubu”, Yaklaşım, S. 38, Şubat 1996.

            ÖNCEL, Mualla – KUMRULU, Ahmet – ÇAĞAN, Nami: Vergi Hukuku, 7. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 1999.

            ÖZDEN, Murat: “Kamu Alacakları İçin Bir Güvence Önlemi; Takas”, G.Ü. İ.İ.B.F. Dergisi, C. 3, Yıl. 1987, S. 1-2, G.Ü. Yayın No: 119, İ.İ.B.F. Yayın No: 48.

           (1) Murat ÖZDEN, “Kamu Alacakları İçin Bir Güvence Önlemi; Takas”, G.Ü. İ.İ.B.F. Dergisi, C. 3, Yıl. 1987, S. 1-2, G.Ü. Yayın No: 119, İ.İ.B.F. Yayın No: 48, s. 232.

           (2) R.G., T. 12.08.1994, S. 22019.

            (3) R.G., T. 26.12.1995, S. 22505.

           (4) Mehmet ARABACI, “Devletin Vergi Alacakları İle Borçlarının Mahsubu”, Yaklaşım, S. 38, Şubat 1996, s. 59.

           (5) Mualla ÖNCEL – Ahmet KUMRULU – Nami ÇAĞAN, Vergi Hukuku, 7. Bası, Ankara, 1999, s. 146.