Türk Mevzuatında Bedelsiz Hisse Senetlerinin Niteliği, Değerlemesi ve Muhasebeleştirilmesi

Yıl: 3 Sayı:31
Temmuz 2000

< önceki

 
 
Dr. Yavuz ÇİFTÇİ
 
TÜRK MEVZUATINDA BEDELSİZ HİSSE SENETLERİNİN NİTELİĞİ, DEĞERLEMESİ VE MUHASEBELEŞTİRİLMESİ


            ÖZET
            Ülkemizde sermaye piyasasının gösterdiği gelişmeler ve yasal düzenlemelerin teşviki, şirketleri iç kaynaklardan sermaye artırımına yöneltmektedir. İMKB'de işlem gören şirketler incelendiğinde, sermaye artırımlarında sadece dış kaynaklardan değil, önemli bir tutarda iç kaynaklardan da yararlandıkları görülmektedir. Bu durum, ülkemizde iç kaynaklardan sermaye artırımı uygulamasının yerleştiğini ve şirketler tarafından daha çok tercih edildiğini göstermektedir.

            I. GİRİŞ
            Günümüz ekonomik ortamında, dünyada ve ülkemizde şirketlerarası yatırım ve birleşmelerin her geçen gün arttığı, holding türü gruplaşmaların oldukça yaygınlaştığı görülmektedir. Bu durum, şirketlerin bilançolarındaki “iştirakler” kaleminin de büyük önem kazanmasına yol açmıştır.

            Kâr payı dağıtımı denildiğinde, genellikle ilk akla gelen “nakit” kâr payı dağıtımıdır. Oysa, bazı şirketler önceki dönemlerde alıkoymuş oldukları kârların bir kısmını, yeri geldikçe sermayelerine ekleyerek mevcut ortaklarına payları oranında “bedel karşılığı olmaksızın” hisse senedi vermektedir. Bu uygulama sonucu, ortaklara dağıtılan hisse senetleri literatürde “bedelsiz hisse senetleri” olarak adlandırılır.

            Bu çalışmada, bedelsiz hisse senetlerinin; niteliği, değerlemesi ve muhasebeleştirilmesi ele alınmaktadır.

            II. BEDELSİZ HİSSE SENETLERİNİN NİTELİĞİ
            Anglo-sakson hukukunda “stock dividends”, Alman hukukunda ise “Gratisaktie” olarak adlandırılan bedelsiz hisse senetlerinin, gerçekten “bedelsiz” olup olmadığı hukuk literatüründe tartışmalıdır. Türk mevzuatında, konuyla ilgili düzenlemelere daha çok vergi kanun ve tebliğlerinde yer verildiği görülmektedir.

            Hukuk literatüründe, “iç kaynaklardan esas sermaye artırımı” olarak adlandırılan bu uygulama konusunda TTK’nda açık hüküm bulunmadığından, işlemin hukuki niteliğine ilişkin farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bir görüş; iç kaynaklardan sermaye artırımının, “ortaklara kâr payı ödemesi ve ortaklardan şirkete sermaye olarak geri ödeme” şeklinde ikili bir işlem olduğunu ve bunun sonucunda dağıtılan hisse senetlerinin “bedelsiz” olarak nitelendirilemeyeceğini savunmaktadır. Diğer bir görüş ise; yapılan işlemle, ortaklara herhangi bir ödeme yapılmadan özkaynak unsurlarının sermayeye dönüştürüldüğünü ve iç kaynaklardan sermaye artırımının basit bir “muhasebe işlemi” olduğunu savunmaktadır.(1)

            İç kaynaklardan sermaye artırılması uygulamasında, yeni hisse senetleri çıkarılarak ortaklara bedelsiz olarak dağıtılabileceği gibi, bunun yerine mevcut hisse senetlerinin nominal değerlerinin arttırılması da söz konusu olabilir. Hisse senetlerinin nominal değerlerinin arttırılması yoluyla iç kaynaklardan sermaye artırımı gerçekleştirilmesi durumunda, mevcut hisse senetlerinin nominal değeri, artırım konusu tutar oranında artırılır ve yeni değer, mevcut hisse senetlerinin üzerine damga vurulmak suretiyle belirlenebilir.(2)

            Bedelsiz hisse senedi verilmesine sebep olan sermaye artırımları, şirketlerin iç kaynaklarını oluşturan “sermaye yedekleri” ve “kâr yedekleri”nden yapılmaktadır. Sermaye yedekleri; hisse senedi ihraç primleri, iptal edilen ortaklık payları, yeniden değerleme veya maliyet artışı yapılması sonucu oluşan fonlardan oluşmaktadır. Kâr yedekleri ise; yasal, statü ve olağanüstü yedekler ile yedek niteliğindeki karşılıklar, özel fonlar vb. işletmenin faaliyetleri sonucu elde edilen karların dağıtılmamış kısmını ifade eder.

            Vergi mevzuatımızda, çeşitli vergi avantajları sağlanmak suretiyle şirketlerin sermaye artırımı yapmaları teşvik edilmiştir. Sermaye yedeği olarak nitelendirilen ve sermayeye ilavesi kâr dağıtımı; sermayeye ilavesi sonucu ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi kâr payı sayılmayan durumlar şunlardır:(3)

            - Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yeniden değerlemesi nedeniyle oluşan yeniden değerleme fonlarının sermayeye ilavesi,

            - İştirak hisselerinin, gayrimenkullerin ve amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışında, maliyet bedellerinin artırılması sonucu oluşan maliyet artış fonunun sermayeye ilavesi,

            - Anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibari değerinin üzerinde elden çıkarılmalarından sağlanan kazançların sermayeye ilavesi,

            - Kesilip satılmak üzere ağaç yetiştiriciliğinde aktifleştirilen giderlerin yeniden değerleme oranında artırılması sonucu oluşan gider artış fonunun sermayeye ilavesi.

            TTK. m.466’yla düzenlenmiş olan yasal yedek akçeler, kanunun belirlediği şartlarda ayrılır ve kullanılırlar. Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla kaldırılmaları veya sınırlandırılmaları söz konusu değildir. Dolayısıyla, yasal yedekler ve yasal yedek niteliği gösteren yedekler, iç kaynaklardan sermaye artırımında kullanılamazlar.(4)

            Mevzuatımıza göre, sermaye artırımında kullanılabilecek iç kaynaklar aşağıdaki gibidir:(5)

            - Olağanüstü yedek akçeler

            - Önceki yıl kârları

            - Son yıl kârı

            - Maliyet Artış Fonu

            - Yeniden Değerleme Değer Artış Fonu

            - Değer artış kazançları

            İç kaynaklardan yapılan sermaye arttırımı, gerçekte şirket özsermayesi üzerinde sonuç doğurucu bir işlem değildir. Şirketlerin ortaklarına bedelsiz hisse senedi dağıtması, muhasebe açısından özsermaye grubundaki hesapların karşılıklı değişimidir ve bu işlemin sonucunda ortakların şirketteki sahiplik oranında bir değişiklik meydana gelmemektedir.

            Nakit kâr payı dağıtımı yerine, ortaklara bedelsiz hisse senedi dağıtılmasının gerek yatırımcılar gerekse yatırım konusu şirket açısından çeşitli olumlu etkileri vardır. Bu olumlu etkiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:(6)

            Yatırımcılar açısından;

            - Bazı yatırımcılar için, bedelsiz hisse senedi elde etme, açıktan gelen bir kazanç görünümündedir. Dolayısıyla, bu düşüncedeki yatırımcılar için, bedelsiz hisse senedi dağıtılması, psikolojik yönden olumlu etki yapar.

            - Eğer yatırım konusu şirket, bedelsiz hisse senedi dağıttıktan sonra, hisse başına kâr payı tutarında değişiklik yapmamışsa, bu durumda yatırımcıların kazancı artmış olur. Örneğin; bir yatırımcının elinde 100 adet hisse senedi olduğunu ve hisse başına 100 TL nakit kâr payı aldığını varsayalım. Eğer firma %10 oranında bedelsiz hisse senedi dağıtmış ve hisse başına kâr payı tutarının değişmediğini bildirmişse, bu durumda yatırımcı 10.000 TL (100 adetx100 TL) yerine 11.000 TL (110 adetx100 TL) nakit kâr payı elde edecektir.

            - Bedelsiz hisse senedi dağıtılması uygulamasına, genellikle büyüme potansiyeli içindeki şirketlerde rastlanır. Dolayısıyla mevcut ve potansiyel yatırımcılar, bu tür şirketlerin gelecek dönemlerdeki kazanç düzeyinde artış olacağı düşüncesinde olacaktır.

            Yatırım konusu şirket açısından;

            - İç kaynaklardan sermaye artırımı sonucu ortaklarına bedelsiz hisse senedi dağıtan şirketler, nakit sıkıntısına girmemiş ve böylece yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesinde kullanılacak fon kaynaklarını daraltmamış olur.

            - Bedelsiz hisse senedi dağıtımı yoluyla, şirkette alıkonulan fonlar karlı yatırımların değerlendirilmesinde kullanılabiliyorsa, bu durum hem şirket hem de yatırımcılar açısından fayda sağlayacaktır. Ancak çeşitli finansal güçlüklerden dolayı bedelsiz hisse senedi dağıtmak zorunda kalınmışsa, kısa ve uzun vadede, hisse başına kâr ve şirketin piyasa değeri olumsuz yönde etkilenecektir.

            Bedelsiz hisse senedi dağıtımının şirketler açısından diğer bir faydası da, şirket hisse senetlerinin piyasa fiyatlarının belirli bir fiyat aralığında tutulabilmesidir. Böylelikle, küçük tasarruf sahiplerinin de şirketin hisselerine yatırım yapmaları ve dolayısıyla hisselerin piyasada daha fazla talep görmesi sağlanmış olur.

            III. BEDELSİZ HİSSE SENETLERİNİN DEĞERLEMESİ
            Bedelsiz hisse senetleri için ortakların herhangi bir ödeme yapmamış olması, bu senetlerin alış bedelinin olmadığı anlamına gelmez. Her ne kadar bedelsiz olarak adlandırılmış olsa da, bu senetlerin gerçekte bir bedeli vardır. Bu bedel, sermaye artırımında bulunan şirketin kâr ya da sermaye yedekleridir. Dolayısıyla, söz konusu hisse senetlerinin alış bedeli, sermaye ya da kâr yedeklerinin nominal değeri olacaktır.(7)

            İştirak edilen şirkette yapılan yeniden değerleme sonucunda ortaya çıkan değer artışının sermayeye ilavesiyle elde edilen bedelsiz hisse senetleri “nominal değeriyle” değerlenir ve ana şirket aktifindeki elde etme bedeline bu tutarın eklenmesiyle yeni iştirak değeri bulunur.

            Yeniden değerleme yapılan şirkete iştirak eden ana şirketin aktifinde, bedelsiz hisse senedi elde edilmesi sebebiyle meydana gelen artışlar, bilançonun pasifinde “iştirakler yeniden değerleme artışları” hesabında gösterilir. Bu değer artışları, iştirak eden ana şirket açısından sermayenin cüz’ü kabul edilir (8) ve Kurumlar Vergisi mükellefleri tarafından sermayeye eklenebilir. Bundan sonraki aşamalarda da, iştiraklerden elde edilen bedelsiz hisse senetleri aynı şekilde işleme tabi tutulur.(9)

            İştirakler yeniden değerleme artışları, iştirak hisselerinin satılması durumunda, yeniden değerleme değer artışları gibi işlem görür. Satış işleminden önce bu fon sermayeye eklenmişse, herhangi bir işlem yapılmaz.(10)

            SPKn’na tabi ortaklıkların, yeniden değerleme konusu olan varlıklarının değerlemesinde VUK’ndaki düzenlemeler çerçevesinde işlem yapacakları hükme bağlanmıştır.(11) Yeniden değerleme sonucunda oluşan yeniden değerleme artış fonunun, bilançonun pasifinde özkaynaklar grubu içinde “Yeniden Değerleme Değer Artışı” kaleminde gösterilmesi gerekir.

            Ana ortaklık niteliğindeki şirketlerin, iştiraklerindeki iç kaynaklardan sermaye artırımı sonucu edindikleri bedelsiz hisse senetleri, “nominal değerleri üzerinden” İştirakler hesabının borcu karşılığında, özsermaye grubu içerisinde açılacak “İştirakler Yeniden Değerleme Artışları” hesabının alacağına kaydedilecektir.(12)

            Bankalarda ise, iç kaynaklardan sermaye artırımı için farklı hükümler söz konusudur. 151 No’lu VUK Genel Tebliği’ne göre, bankalar bilançolarında yer alan amortismana tabi iktisadi kıymetleri yeniden değerlemeleri sonucunda ortaya çıkan değer artışlarını;

            Nakit karşılığı hisse senedi ihraç etmek suretiyle sermaye artırımında bulunmaları,

            Taahhüt edilen pay bedellerinin ödenmiş olması

            şartlarını yerine getirmek suretiyle sermayelerine ilave edebileceklerdir. Bankaların her yıl sermayelerine ekleyebilecekleri değer artışlarının, taahhüt edilen pay bedellerinin ödenen kısmı kadar olması gerekmektedir.

            Bankalar, ayrıca yeniden değerleme sonucu iştiraklerinden elde edecekleri bedelsiz hisse senetlerini de yukarıdaki şartları yerine getirmeleri halinde sermayelerine ilave edebileceklerdir.(13)

            İç kaynaklardan sermaye artırımı nedeniyle ortaklarına bedelsiz hisse senedi veren şirketler, bu artırımın kaynaklarını ortaklarına yazılı olarak bildirmek zorundadırlar. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)’nda işlem gören hisse senetleri ile ilgili olarak bu yükümlülük, bedelsiz hisse senedi iktisabına aracılık eden borsa aracı kurumlarınca yerine getirilecektir.(14)

            IV. BEDELSİZ HİSSE SENETLERİNİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
            İç kaynaklardan sermaye artırımı sonucu elde edilen bedelsiz hisse senetlerinin muhasebeleştirilmesinde çeşitli yöntemler kullanılabilmektedir. Bu yöntemler aşağıdaki gibi sıralanabilir:(15)

            a) Bedelsiz Kayıt: Bu yöntemde şirket, sahip olduğu eski hisse senetlerinin kayıtlı değerinde, yeni elde ettiği bedelsiz hisse senetlerinden dolayı herhangi bir değişiklik yapmaz. Sadece bu durumu, bilanço dipnotlarında açıklar. Bu uygulamada bir değer artışının ortaya çıkması, ancak hisse senetlerinin yeniden değerlenmesi veya satılması durumunda söz konusu olur.

            b) Nominal Değerle Kayıt: Elde edilen bedelsiz hisse senetleri nominal değerleri üzerinden kayıtlara yansıtılır. Dolayısıyla bu durumda bir değer artışı ortaya çıkacaktır.

            c) Borsa Fiyatı İle Kayıt: İç kaynaklardan sermaye artırımında bulunan şirketin borsaya kayıtlı olması durumunda, bedelsiz hisse senetleri, işlem günündeki borsa fiyatı üzerinden de kayda alınabilir. Bu durumda da, bir değer artışı söz konusudur.

            d) Nominal Değerle Kayıt ve Karşılık Ayırma: Elde edilen bedelsiz hisse senetleri nominal değer üzerinden kayıtlara alınmakta, ortaya çıkan değer artışı tutarı için ise pasifte bir karşılık hesabı oluşturulmaktadır.

            Ülkemizde, bedelsiz hisse senetlerinin kayıtlara yansıtılmasında, “nominal değerle kayıt ve karşılık ayırma yöntemi”nin kullanıldığı söylenebilir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılması sonucu verilen bedelsiz hisse senetleri, ilgili iştirak veya bağlı ortaklık hesabının borcuna nominal bedelle kaydedilmektedir. Ancak, sermayeye ilave edilen iç kaynak unsuruna göre alacaklı hesap farklılık göstermektedir. Eğer, sermaye artırımı yasal yedekler dışındaki kâr yedeklerinden yapılmışsa, bir kâr dağıtımı söz konusu olacaktır. Sermaye artırımı, sermaye yedeklerinden yapılmışsa, herhangi bir kâr dağıtımı söz konusu değildir ve dağıtılan bedelsiz hisse senedi tutarınca pasifte bir karşılık hesabı açılacaktır. Buna göre muhasebe kayıtları aşağıdaki gibi olacaktır:

            - Bedelsiz hisse senetleri, iştirak veya bağlı ortaklığın yasal yedekler dışındaki yedek akçelerini veya dağıtılmamış karlarını sermayesine ilave etmesiyle elde edilmişse, ana şirketin yapacağı kayıt:
 
 
/
 
 
 
242 İŞTİRAKLER
(nominal değerle)
 
 
xxx
 
 
 
640 İŞTİRAKLERDEN TEMETTÜ GELİRLERİ
 
xxx
 
/
 
 
 

            - Bedelsiz hisse senetleri, iştirak veya bağlı ortaklıklar bünyesinde sermaye yedeklerinin (örneğin, yapılan yeniden değerleme sebebiyle oluşan değer artış fonlarının) sermayeye eklenmesi sonucu elde edilmişse, ana şirketin yapacağı kayıt:
 
 
/
 
 
 
242 İŞTİRAKLER (nominal değerle)
 
 
xxx
 
 
 
523 İŞTİRAKLER YENİDEN DEĞERLEME ARTIŞLARI
 
xxx
 
/
 
 
 

            THP’ne göre, iştirak edilen kurumda yeniden değerleme yapılmasına rağmen, yeniden değerleme değer artışı sermayeye eklenmediği sürece iştirak eden kurum tarafından herhangi bir kayıt yapılmaz.(16)

            MSUGT uygulamasında iştirak değeri, alış ve satışlardan başka, iştirak edilen şirkette iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı sonucu elde edilen bedelsiz hisse senetlerinden de etkilenmektedir. Buna göre, elde edilen bedelsiz hisse senetleri tutarı, ana şirket bilançosundaki iştirak defter değerine eklenir ve karşılığında özkaynaklar grubunda bir hesap açılır. Tekdüzen muhasebe sistemi uygulamasında,  elden çıkarma kazancına, elde edilen bedelsiz hisse senetleriyle ilgili olarak pasifte oluşturulan hesabın çözülmesi sonucu ortaya çıkan tutar da dahildir. Satış sırasında ana şirket tarafından yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır:
 

 
/
 
 
 
100. KASA
523. İŞTİRAKLER Y. DEĞ. ARTIŞLARI
 
 
xxx
xxx
 
 
 
242. İŞTİRAKLER
645. MENKUL KIYMET SATIŞ KARLARI
 
xxx
xxx
 
/
 
 
 

            Görüldüğü gibi, iştirakler yeniden değerleme artışları hesabı, söz konusu iştirakin satılması durumunda kapatılmakta ve kâr/zararın tespitinde dikkate alınmaktadır.

            Ülkemiz uygulamasında, İştirakler Yeniden Değerleme Artışları, Maddi Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışları gibi, ana şirket tarafından iç kaynaklardan sermaye artırımında kullanılabilmekte ve ilgili iştirak hisse senetlerinin satılması durumunda aynı işleme tabi tutulmaktadır. Dolayısıyla, iştirakler yeniden değerleme artışlarının, satıştan önce ana şirket tarafından sermayeye ilave edilmiş olması halinde bu hesap dikkate alınmaz. Bu durumda, ana şirket tarafından satışa ilişkin yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır:
 

 
/
 
 
 
100. KASA
 
 
xxx
 
 
 
242. İŞTİRAKLER
645. MENKUL KIYMET SATIŞ KARLARI
 
xxx
xxx
 
/
 
 
 

            V. SONUÇ
            Türk mevzuatına göre, bedelsiz hisse senedi verilmesine yol açan sermaye artırımının hangi özkaynak unsurundan yapıldığı muhasebeleştirme açısından önem kazanmaktadır. Kâr yedeklerinden karşılanan sermaye artırımları sonucunda ortaklarca bedelsiz hisse senedi elde edilmesi, şirket açısından kâr dağıtımı ve ortaklar açısından ise kâr payı hükmündedir. Sermaye yedeklerinin sermayeye ilavesinde ise, herhangi bir kâr dağıtımı söz konusu değildir. Çünkü sermaye yedekleri, şirketin vergiye tabi karından ayrılan bir unsur olmayıp, çeşitli değerleme farkları dolayısıyla sermayede meydana gelen kayıpları karşılamak amacıyla oluşturulan fonları ifade etmektedir. Dolayısıyla, bunların sermayeye ilavesi ile sermayede gerçek anlamda bir artış meydana gelmemektedir.

            Ülkemizde sermaye piyasasının gösterdiği gelişmeler ve yasal düzenlemelerin teşviki, şirketleri iç kaynaklardan sermaye artırımına yöneltmektedir. İMKB'de işlem gören şirketler incelendiğinde, sermaye artırımlarında sadece dış kaynaklardan değil, önemli bir tutarda iç kaynaklardan da yararlandıkları görülmektedir.(17) Bu durum, ülkemizde iç kaynaklardan sermaye artırımı uygulamasının yerleştiğini ve şirketler tarafından daha çok tercih edildiğini göstermektedir.

          KAYNAKÇA
            ARSLAN, Erdoğan, “Bedelsiz Hisse Senetleri”, Yaklaşım Dergisi, S.33, Eylül 1995.
BERZEK, Ayşe Nur, Anonim Ortaklıklarda İç Kaynaklardan Sermaye Artırımı, İsmail Akgün Vakfı Yay., İstanbul, 1990.

            CANOĞLU, Mehmet Ali, "4369 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler Sonunda Menkul Kıymetlerin Değerlemesi, Ortaya Çıkan Farklar ve Muhasebe", Mükellefin Dergisi, S.75, Mart 1999.

            ÇAĞLAR, Tülin, “Hisse Senedi Şeklinde Dividant Dağıtımı ve Türkiye’deki Uygulaması”, Muhasebe Enstitüsü Dergisi, S.6, Kasım 1976.

            ÇAMLICA, Mustafa, “Bedelsiz Hisse Senetleri Gelir Vergisi Yönünden Kâr Payı Olarak Nitelendirilebilir Mi?”, Vergi Sorunları Dergisi, S.84.

            GELİR VERGİSİ KANUNU GENEL TEBLİĞİ NO: 191, Resmi Gazete, 19.1.1996, S.22528.

            GÜNDÜZ, N.Kemal -Necati PERÇİN, Amortismanlar ve Yeniden Değerleme, Yaklaşım Yay., Ankara, 1997.

            METİN, Kazım -Hüseyin YALÇIN, Değerleme, Kılavuz Yay., İstanbul, 1996.

            SPK, "Sermaye Piyasasında Mali Tablo ve Raporlara İlişkin İlke ve Kurallar Hakkında Tebliğ, Seri:XI, No:1, m.37, Resmi Gazete, 29.1.1989, S.20064.

            SPK, http://www.imkb.gov.tr/icerik.htm, Güncelleme Tarihi: 06.03.2000.

            TEMİZER, Uygur, “Yeniden Değerleme ve Muhasebeleştirilmesi”, Yaklaşım Dergisi, S.38, Şubat 1996.

            TUGAY, Fahri, “Sermaye Piyasası Kurulu’nun Bazı Muhasebe Standartlarının Uygulanmasına İlişkin Açıklamalar”, Vergi Dünyası Dergisi, S.132, Ağustos 1992.

            ÜREL, Gürol, “Yeniden Değerleme”, Mükellefin Dergisi, S.85, Ocak 2000.

            VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ NO:151, Resmi Gazete, 15.3.1983, S.17988.

          DİPNOTLAR

          (1) Bedelsiz hisse senetlerinin niteliğine ilişkin hukuk literatüründeki tartışmalarla ilgili geniş bilgi için bkz., Erdoğan ARSLAN, “Bedelsiz Hisse Senetleri”, Yaklaşım Dergisi, S.33, Eylül 1995, s.40-41.
Mustafa ÇAMLICA, “Bedelsiz Hisse Senetleri Gelir Vergisi Yönünden Kâr Payı Olarak Nitelendirilebilir Mi?”, Vergi Sorunları Dergisi, S.84, s.71-79.
          (2) Ayşe Nur BERZEK, Anonim Ortaklıklarda İç Kaynaklardan Sermaye Artırımı, İsmail Akgün Vakfı Yay., İstanbul, 1990, s.61.
          (3) GELİR VERGİSİ KANUNU GENEL TEBLİĞİ NO: 191, Resmi Gazete, 19.1.1996, S.22528.
          (4) BERZEK, a.g.e., s.18-23.
          (5) ÇAMLICA, a.g.m., s.73.
          (6) Tülin ÇAĞLAR, “Hisse Senedi Şeklinde Dividant Dağıtımı ve Türkiye’deki Uygulaması”, Muhasebe Enstitüsü Dergisi, S.6, Kasım 1976, s.49-50.
          (7) Kazım METİN-Hüseyin YALÇIN, Değerleme, Kılavuz Yay., İstanbul, 1996, s.87.
          (8) VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ NO:151, Resmi Gazete, 15.3.1983, S.17988.
          (9) N.Kemal GÜNDÜZ-Necati PERÇİN, Amortismanlar ve Yeniden Değerleme, Yaklaşım Yay., Ankara, 1997, s.449-450.
          (10) Gürol ÜREL, “Yeniden Değerleme”, Mükellefin Dergisi, S.85, Ocak 2000, s.71.
          (11) SPK, "Sermaye Piyasasında Mali Tablo ve Raporlara İlişkin İlke ve Kurallar Hakkında Tebliğ, Seri:XI, No:1, m.37, Resmi Gazete, 29.1.1989, S.20064.
          (12) Geniş bilgi için bkz.; Fahri TUGAY, “Sermaye Piyasası Kurulu’nun Bazı Muhasebe Standartlarının Uygulanmasına İlişkin Açıklamalar”, Vergi Dünyası Dergisi, S.132, Ağustos 1992, s.47-53.
          (13) VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ NO:151.
          (14) GELİR VERGİSİ KANUNU GENEL TEBLİĞİ NO:191.
          (15) Geniş bilgi için bkz., CANOĞLU, Mehmet Ali, "4369 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler Sonunda Menkul Kıymetlerin Değerlemesi, Ortaya Çıkan Farklar ve Muhasebe", Mükellefin Dergisi, S.75, Mart 1999, s.70-71.
            (16) Uygur TEMİZER, “Yeniden Değerleme ve Muhasebeleştirilmesi”, Yaklaşım Dergisi, S.38, Şubat 1996, s.79.
           (17) Geniş bilgi için bkz., SPK, http://www.imkb.gov.tr/icerik.htm, Güncelleme tarihi: 06.03.2000.