SERMAYE PİYASASININ GELİŞMESİNDE MUHASEBE BİLGİLERİNİN ÖNEMİ

Yıl: 4 Sayı:41
Mayıs 2001

< önceki

 
 
Yrd. Doç.Dr. Yıldız AKBULUT
 
SERMAYE PİYASASININ GELİŞMESİNDE MUHASEBE BİLGİLERİNİN ÖNEMİ

            1- GİRİŞ
            Sermaye piyasası uzun vadeli fon arz ve talep edenlerin bir araya geldiği finansal bir piyasadır. Bu piyasada, tasarruflarını etkin bir şekilde değerlendirmek isteyen  tasarruf sahipleri (fon arz edenler) ile, bu tasarrufları en ekonomik  biçimde kullanmak isteyen yatırımcılar (fon talep edenler) bulunmaktadır. Sermaye piyasası, bu iki kesimi bir araya getirerek fonların hızlı bir şekilde el değiştirmesini sağlamaktadır.

            Sermaye piyasası birincil ve ikincil piyasalar olmak üzere iki piyasadan oluşmaktadır. Birincil piyasa, ilk kez dolaşıma çıkan menkul kıymetlerin işlem gördüğü, fon talebinde bulunan kesimin, fon ihtiyacını karşıladığı  piyasadır. İkincil piyasa ise, daha önce alım satıma konu olan menkul kıymetlerin  işlem gördüğü bir piyasadır. Sermaye piyasasının gelişebilmesi için, etkin bir ikincil piyasanın olması gerekir. İkincil piyasanın en önemli kurumu menkul kıymetler borsasıdır. Güvenilir bir ikincil piyasanın oluşması, menkul kıymetlerin likiditesini artırmakta, dolayısıyla sermaye piyasasının gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

            Sermaye  piyasasının gelişebilmesi için piyasada  güven ortamının sağlanması gerekmektedir. Güven ortamının sağlanmasında, piyasayı düzenleyen kuralların yanı sıra, kamunun aydınlatılması da önemli bir faktör olmaktadır.  Kamuyu aydınlatma, özellikle piyasanın taraflarından biri olan tasarruf sahipleri açısından oldukça önem arzetmektedir. Sermaye piyasası araçlarına yatırımda bulunan veya yatırım yapmayı düşünen tasarruf sahiplerine,  bu araçlar hakkında “gerçeğe uygun ve güvenilir”  bilgi sunulması gerekir. Yeterli bilgi olmaksızın, tasarruf sahiplerinin yatırım araçlarının riski ve getirisi hakkında fikir sahibi olmaları ve karar vermeleri oldukça güçtür. İşte, tasarruf sahiplerinin ihtiyaç duyduğu bu bilgilerin büyük bir bölümü muhasebe tarafından üretilmektedir.  Muhasebe; tasarruf sahiplerine, yatırım araçlarını ihraç eden işletmelerin finansal durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi sunmakta, bu bilgiler aracılığıyla yatırım araçlarının riski ve getirisi hakkında analiz yapılmasına imkan sağlamakta, dolayısıyla tasarruf sahiplerinin doğru ve isabetli karar almalarına yardımcı olmaktadır.  Muhasebenin kendinden beklenen bu fonksiyonları yerine getirebilmesi  ise, bilginin birtakım özelliklere sahip olması ile sağlanabilir.

            Bu makalede , ülke ekonomisinin kalkınmasında sermaye piyasasının rolü ve  önemi üzerinde durulacak, sermaye piyasasının gelişmesinde muhasebe bilgilerinin önemi ve bu bilgilerin sahip olması gereken özellikler incelenecektir.

            2- SERMAYE PİYASASININ ÜLKE EKONOMİSİNDEKİ ROLÜ
            Sağlıklı bir ekonominin göstergesi olan; verimliliğin arttırılması, yeniliklerin teşvik edilmesi, menkul kıymetlerin alım ve satımı ile  kredi temini ve geri ödemesi için etkili ve likit bir piyasanın oluşması, kaynakların etkin bir şekilde dağılımı ile mümkündür.(1) Ekonomide kaynakların etkin bir şekilde dağılımını sağlayan piyasa ise, sermaye piyasasıdır.

            Sermaye piyasasının amacı,  tasarrufları  artırmak ve bu tasarrufları üretimde artış sağlayan yatırımlara aktarmak yoluyla ekonomik gelişmeyi sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda, sermaye piyasasının en önemli fonksiyonu,
 

            i- Tasarrufları artırmak  yolu ile kaynak yaratmak ve

            ii- Tasarrufları üretimde artış sağlayan yatırımlara aktarmak (kaynakların etkin bir şekilde dağılımını sağlamak)  dır.

            Sermaye piyasasının ülke ekonomisindeki rolünü, kaynakları artırıcı ve bu kaynakların etkin bir şekilde dağılımını sağlama fonksiyonları açısından ele alarak irdeleyebiliriz.

            2.1- Kaynakları Artırıcı Fonksiyonu
            Sermaye piyasasının en önemli fonksiyonu, ekonomiye yeni kaynak yaratmasıdır. Sermaye piyasasının tasarrufları artırarak kaynak yaratma  fonksiyonu, bu piyasada işlem gören yatırım araçlarının getirisinin  ve likiditesinin yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.

            Bilindiği gibi, tasarruf sahipleri ileride daha fazla gelir elde etmek ümidi ile, bugünden tüketim harcamalarını kısarak tasarrufta bulunurlar ve tasarruflarını çeşitli yatırım araçlarına yatırırlar. Tasarruf sahipleri tasarruflarını yatırım araçlarına yatırırken,

            Güvenilir bir yatırım olmasını,

            Getirisinin yüksek olmasını,

            İstedikleri anda ve değerinden kaybetmeksizin nakde çevirme imkanının (likiditesi yüksek) olmasını arzu ederler.

            Tasarruf sahipleri, yatırım araçlarının istenildiğinde kolaylıkla ve değerinden kaybetmeksizin paraya dönüşeceğinden emin olduklarında, tasarruflarını likiditesi zayıf taşınmazlara, hiç gelir getirmeyen nakit ve benzerleri yerine, uzun vadeli yatırımlara bağlamayı tercih ederler.(2) Sermaye piyasası, tasarruf sahiplerinin yukarıda belirtilen tüm bu ihtiyaçlarına cevap veren bir piyasadır. Özellikle etkin bir ikincil piyasanın oluşması halinde, tasarruf sahipleri her an ellerindeki menkul kıymeti alıp satma imkanına sahip olmakta, dolayısıyla menkul kıymetin likiditesi artmaktadır.

            Tasarrufların sermaye piyasasında işlem gören yatırım araçlarına yatırılması ile, ülke ekonomisinin kalkınması açısından, bu tasarrufların reel yatırımlara aktarılması sağlanmış olmaktadır.

            Diğer bir ifadeyle, sermaye piyasası, dağınık halde bulunan ve tek başlarına ekonomik kalkınmaya yararlı olamayan küçük tasarrufları bir araya getirerek, büyük yatırımları finanse edebilecek fonların oluşturulmasına katkıda bulunmaktadır.(3) Sermaye piyasasının gelişmediği ülkelerde, küçük tasarruf sahipleri bu tasarruflarını ya atıl halde bekletecek veya ülke ekonomisine katkı sağlamayan yatırım araçlarına (döviz, altın gibi) yatıracaklardır. Halbuki, etkin bir sermaye piyasasının olması halinde, bu atıl fonlar ülke ekonomisinin kalkınmasına katkı sağlayabilecek alanlara aktarılabilecektir.

            2.2- Kaynakların Etkin Bir Şekilde Dağılımını Sağlama Fonksiyonu
            İşletmeler mevcut yatırımlarını genişletmek veya yeni yatırımlara girişmek istediklerinde ilave kaynağa ihtiyaç duyarlar. Yatırımcılar, bu kaynak ihtiyacını ya kendi özkaynaklarından karşılarlar veya dışardan ilave kaynak bulma yoluna giderler. Çoğu zaman kendi özkaynakları yetersiz kaldığından, ilave kaynak ihtiyacını sermaye piyasası veya para piyasalarından temin ederler.
 

            Gelişmiş bir sermaye piyasası, maliyeti en düşük olacak şekilde yatırımcıların kaynak sıkıntısına çözüm getirmektedir. Gelişmiş bir sermaye piyasasının bulunmasıyla, işletmeler kendi özkaynaklarının ötesinde ve çok üzerinde sermayeyi kolaylıkla ve fazla masrafa girmeden bulma imkanına sahip olmaktadırlar.(4)  Özellikle bazı sektörlerde yatırım yapabilmek için çok büyük bir sermayeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu noktada sermaye piyasası, küçük tasarruf sahiplerinin oluşturduğu büyük birikimin bu tür yatırım alanlarına kanalize edilmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla, yeni istihdam alanlarının yaratılması milli gelirde artışa neden olmakta, milli gelirin artması ise tasarrufları artırmaktadır. Etkin bir sermaye piyasasının varlığı ile bu tasarruflar  tekrar yeni yatırımlara aktarılmakta ve böylece ülke  ekonomisinin kalkınmasını sağlayan bir döngü kurulmuş olmaktadır.

            Gelişmiş bir sermaye piyasası, yatırımcıların para piyasalarından da maliyeti düşük olacak şekilde kaynak temin etmelerine imkan sağlamaktadır. Bunun nedeni ise, sermaye piyasalarının faizleri düşürücü bir fonksiyonu olmasından dolayıdır. Gelişmiş bir sermaye piyasası, tasarruf sahiplerinin ve yatırımcıların sermaye piyasasına yönelmelerine neden  olmakta, dolayısıyla para piyasalarına olan talep düşmektedir. Bu durum ise, para piyasalarındaki faizin düşmesine neden olmaktadır.

            3. SERMAYE PİYASASINDA MUHASEBE BİLGİLERİNİN ÖNEMİ
            Sermaye piyasasının yukarıda açıklanan  fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için, piyasada güven ortamının sağlanması ve bu piyasada işlem gören yatırım araçları hakkındaki bilgilerin, kamuyu aydınlatacak bir şekilde şeffaf olarak sunulması gerekmektedir. Kamuyu aydınlatmak amacıyla sunulan bilgilerin birçoğu muhasebe bilgileridir. Muhasebe bilimi tarafından üretilen bu bilgiler kamunun aydınlatılmasında önemli bir işlevi yerine getirmektedir.  Bu bilgilerin “gerçeğe uygun ve güvenilir” bilgi olması, sermaye piyasasında güven ortamının sağlanması ve kamunun aydınlatılmasında önemli bir yere sahiptir.

            Kamuyu aydınlatma açısından; ekonomide kaynakların dağılımı hakkında karar vermek durumunda olan kişi ve kuruluşlara sunulan muhasebe bilgilerinin şu özelliklere sahip olması gerekmektedir. Muhasebe bilgisi:(5)

            Kullanıcılar tarafından kolaylıkla anlaşılabilir olmalıdır,

            Kullanıcıların karar alma ihtiyaçlarına uygun olmalıdır,

            Güvenilir olmalıdır,

            Karşılaştırılabilir olmalıdır.

            İhtiyaca uygun bilgi,  kullanıcıların kararlarında bir fark yaratma kapasitesine sahip olan bilgidir.  Kullanıcıların işletmenin geçmiş, şu an  veya geleceği hakkında değerlendirmelerde bulunabilmelerine yardımcı olan bilgi, ihtiyaca uygun bilgidir. Örneğin, bir işletmenin nakit sağlama gücünü değerlendirebilmek için, cari finansal durumu, geçmişteki performansı ve nakit akışı hakkındaki bilgiler kullanıcıların ihtiyacına uygun olan bilgilerdir.

            Bir muhasebe bilgisinin , alınacak kararlarla ilgili olması ve ihtiyaca uygun olabilmesi için, geri besleme ve tahmin değerinin olması,  ayrıca zamanında sunulması gerekmektedir. Bilginin geri besleme değeri, karar verme durumunda olan kullanıcıların başlangıçtaki tahminlerini doğrulama veya düzeltmesine imkan veren bilgi olarak ifade edilebilir. Gerçekten de muhasebe bilgilerinden yararlanan kullanıcılar, geçmişe yönelik olarak analiz yapabilmekte, dolayısıyla geçmişte alınan kararların doğru ve yerinde alınmış bir karar olup olmadığını  değerlendirilebilmektedirler. Ayrıca mevcut bilgilerden yararlanarak geleceğe yönelik tahmin yapabilmektedirler.   Bilginin ihtiyaca uygun olabilmesi için gerekli olan özelliklerden bir diğeri de bilginin  zamanında sunulmasıdır. Zamanında sunulmayan bir bilginin, kullanıcılara faydasının olmayacağı açıktır.

            Bilginin güvenilir olma özelliği, bilginin olayı temsilde doğruluk, kanıtlanabilirlilik ve tarafsızlık özelliklerini taşıması ile söz konusu olur.(6) Hata ve önyargıdan makul ölçüde arınmış ve  temsil etmeyi amaçladığı şeye sadık kalarak temsil edilen bir bilgi, güvenilir bilgidir.(7) Muhasebe bilgilerinin güvenilir bilgi olmasını sağlayan özelliklerden birisi, bilginin tarafsız olmasıdır. Bilgi tarafsız değilse, güvenilirliliğini ve değerini kaybeder. Bu nedenle, muhasebeye konu olan işlemler, belirli bir kişi veya grubun değil, toplumun tüm kesimleri dikkate alınarak muhasebeleştirilmeli ve finansal tablolarda raporlanmalıdır. Zaten muhasebenin genel kabul görmüş kavramlarından biri olan ”Sosyal Sorumluluk Kavramı” da muhasebe bilgilerinin tarafsız olması gereğine dikkat çekmektedir.

            Muhasebe bilgilerinin güvenilir bilgi olması, bu bilgiyi kullananlar  açısından oldukça önem taşımaktadır. Örneğin, sermaye piyasasındaki yatırım   araçlarına yatırımda bulunmak isteyen tasarruf sahipleri  bu kararlarını vermeden önce, bu araçları ihraç eden işletmeler hakkında bilgi sahibi olmak isterler. Yine, sermaye piyasası araçlarına yatırımda bulunmuş tasarruf sahiplerinin yatırımlarını devam ettirme veya elden çıkarma kararını verebilmeleri için de muhasebe bilgilerine ihtiyaç duyarlar. Tasarruf sahiplerinin ihtiyaç duyduğu bu bilgilerin birçoğunu karşılayan muhasebe bilgilerinin, güvenilir bilgi olma özelliğine sahip olması gerekir. Muhasebe bilgilerinin güvenilir olması, tasarruf sahiplerinin isabetli  karar almalarına yardımcı olacaktır.

            Muhasebe bilgilerinin sahip olması gereken özelliklerden bir diğeri de karşılaştırılabilir olmasıdır. Bilginin karşılaştırılabilir olma özelliğine sahip olması; işletmenin sunduğu bilgilerin, farklı zamanlarda ve farklı işletmeler tarafından sunulan bilgi ile karşılaştırılabilir olmasını ifade etmektedir. Bunu sağlamak ise, işlem ve olayların kayıttan raporlamaya kadar olan süreç boyunca, benzer işlemlerin benzer şekilde muhasebeleştirilmesi ile  mümkündür.

            Muhasebe bilgilerinin anlaşılabilir, ihtiyaca uygun, güvenilir ve karşılaştırılabilir olma özelliklerine sahip olması, işlem ve olayların, muhasebenin genel kabul görmüş kavram ve ilkelerine uygun bir şekilde muhasebeleştirilmesi ile sağlanır.  Muhasebeleştirmeye yön veren esaslara ise muhasebe standartlarında yer verilmektedir. Muhasebe standartları; işletmeler, kullanıcılar ve kamuyu aydınlatma açısından, etkin bir sermaye piyasasının oluşmasında önemli bir role sahiptir. Muhasebe standartları:(8)

            Finansal tablo kullanıcıları ve bu tabloları düzenleyen işletmeler arasında genel bir terim birliği sağlamaya çalışır.

            Finansal tabloların tarafsız, önyargıdan uzak bir şekilde düzenlenmesini sağlamaya çalışır. Böylece sermaye piyasasında yer alan tarafların; tasarruf sahipleri ve işletmelerin her ikisinin de çıkarlarına uygun olarak, güvenilirliğini artırır.

            İşletmeler arasında, bilginin karşılaştırılabilir olmasını sağlar. Standartlar, işletmeler arasında terim birliği sağlar, işlem ve olayların benzer ilke,  kavram ve muhasebe politikalarına uygun bir şekilde muhasebeleştirilmesine imkan verir. Dolayısıyla bilginin karşılaştırılabilir olma özelliğine sahip olmasına neden olur.

            Bilginin denetimini sağlar. Denetçiler, raporlanan bilgilerin standartlara uygun olup olmadığını doğrulamaya çalışır. Standartlar olmaksızın yapılan denetim, anlamlı sonuçlar ortaya koyamayabilmektedir.

            Uluslararası muhasebe standartları komitesi tarafından yapılan bir çalışmada, sermaye piyasasında yer alan kişi ve kuruluşlar ile ekonomik karar alma durumunda olan diğer kişi ve kuruluşlara “yüksek kalitede muhasebe standartlarına uygun, şeffaf ve karşılaştırılabilir finansal bilgi” sunulması gereği üzerinde durulmaktadır.(9) Yüksek kalitede muhasebe standartları, uluslararası alanda karşılaştırılabilirliği artırmakta, sermaye piyasasının etkinliğini optimal hale getirmektedir. Buna göre, yüksek kalitede muhasebe standartları şu özelliklere sahip olmalıdır:(10)

            Standartların oluşturulmasına yön veren muhasebenin genel kabul görmüş kavram ve ilkeleri ile uyumlu olmalı,

            Alternatif muhasebe uygulamalarını önlemeli veya en alt düzeye indirmeli, açık ve kesin olmalıdır. Standartlarda, birbirine alternatif  olan muhasebe uygulamalarına yer verilmesi, bilginin karşılaştırılabilir ve tutarlı olma özelliğini kaybetmesine neden olmakta, dolayısıyla bilginin kullanışlılığını azaltmaktadır.

            Açık ve anlaşılabilir olmalıdır. Standardı uygulayan muhasebeciler, standarda göre denetim yapan denetçiler, kamu otoriteleri ve standarda uygun olarak üretilen muhasebe bilgisini kullanan diğer kullanıcılar, muhasebe standartlarının açık ve anlaşılabilir bir şekilde düzenlenmesi ile bu ihtiyaçlarını karşılayabilirler.

            Ayrıntılı yorumlama ve uygulama kapasitesine sahip olmalıdır. Böylece  benzer olaylar ve işlemler, farklı zamanlarda ve şirketler arasında  birbirine benzer şekilde muhasebeleştirilir.
 

            Muhasebe standartlarının bu özelliklere sahip olması, finansal tabloların da yüksek kalitede olmasına, dolayısıyla finansal tablo kullanıcılarına şeffaf  bilgi sunulmasına neden olmaktadır.

            SONUÇ
            Sermaye piyasası ülke ekonomisinin kalkınmasında önemli bir role sahiptir. Gelişmiş bir sermaye piyasası;  yatırımların en düşük maliyetle finanse edilmesini sağlamakta, faizleri düşürücü etkisi olmasından dolayı, işletmelerin  para piyasalarından daha düşük maliyetle borçlanmasını sağlamakta, piyasadaki yatırım araçlarının uzun vadeli olmasından dolayı getirisinin de yüksek olmasına, dolayısıyla küçük tasarrufların da  bu piyasaya yönelmesine neden olmaktadır.  Böylece ülke ekonomisinin gelişmesi açısından, hem ekonomiye yeni kaynak yaratmakta hem de bu kaynakların reel yatırımlara aktarılmasına aracılık etmektedir. Ülke ekonomisi açısından bu derece önemli fonksiyona sahip olan sermaye piyasasının gelişebilmesi için öncelikle piyasanın en önemli taraflarından biri olan, tasarruf sahiplerinin “gerçeğe uygun ve güvenilir” bilgi ile bilgilendirilmesi gerekir. Bunu sağlamak için ise; bu bilgiler,  muhasebe standartlarına uyumlu  ve denetlenmiş olmalıdır. Muhasebe standartları; bilginin güvenilir, anlaşılabilir, ihtiyaca uygun ve karşılaştırılabilir olmasını sağlamaktadır.

            Ülkemizde, muhasebe standartlarının oluşturulmasını sağlamak üzere 9 şubat 1994 yılında TMUDESK kurulmuş ve bu güne kadar 15 standart yayınlamıştır. Kurul yayınlamış olduğu standartların  uluslararası muhasebe standartları ile uyumlu olmasına ve Türk ekonomisi, işletmelerin yapısı ve ihtiyaçlarını karşılamasına özellikle dikkat etmiştir. 15.12.1999 tarihinde ise Sermaye Piyasası Kanunu’nda yapılan bir değişiklik ile   Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu’nun oluşturulması hükme bağlanmıştır.

            Kanunda kurulun görevi “ denetlenmiş finansal tabloların sunumunda; finansal tabloların ihtiyaca uygun, gerçek, güvenilir, dengeli, karşılaştırılabilir ve anlaşılabilir nitelikte olmaları için ulusal muhasebe ilkelerinin gelişmesi ve benimsenmesini sağlayacak ve kamu yararı için uygulanacak ulusal muhasebe standartlarını saptamak ve yayımlamak” olarak açıklanmaktadır. Henüz örgütlenmemiş olan bu kurulun, TMUDESK tarafından geliştirilen standartları benimsemesi ve diğer standartları da Uluslararası Muhasebe Standartlarına uyumlu olarak geliştirmesi (11) sermaye piyasasının gelişmesine katkıda bulunacaktır.  Ayrıca, sermaye piyasası kurulunun, standartların uygulanması konusunda işletmeleri yönlendirmesi, kamunun aydınlatılması açısından önemli bir faktör olacaktır.

            KAYNAKÇA
            AICPA, Improving Business Reporting – A Customer Focus (a.k.a. The Jenkins Report), 1999. http://www.aıcpa.org/members/dıv/acctstd/ıbr/chap 1.htm

            AKDOĞAN, Nalan ve AYDIN, Hamdi, Muhasebe Teorileri, Gazi Üniversitesi Yayın No: 98, Ankara, 1987.

            AKSOY, Ahmet, Menkul Kıymet Yatırımlarının Analizi, Ankara, 1987.

            IASC Discussion Paper: Shaping Iasc for the Future, 1998. http://www.iasc.org.uk/frame/cen 4 65.htm

            KARAKAYA, Mevlüt, Muhasebe Bilgi Sistemi ve Bilgi Teknolojisi, Ankara, 1994.

            KARGI, Nihal, Ekonomik Kalkınma, Tasarruf ve Sermaye Piyasası İlişkileri: Türkiye Örneği, SPK Yayınları No:115, Mart 1998.

            KOÇ YALKIN, Yüksel, “Avrupa Birliği Yolundaki Türkiye’de Beklenen Muhasebe Harmonizasyon Sorunları ve Çözüm Önerileri”, Muhasebe Bilim Dünyası Dergisi, Cilt:2, Sayı:1, Mart 2000, s.1-7.

            Report of The FASB, International Accounting Standard Setting: A Vision for the Future, 1998. http://www.fasb.org

           (1) AICPA, Improving Business Reporting- A Customer Focus (a.k.a. The Jenkins Report), 1999,s.1.
           (2) Ahmet Aksoy, Menkul Kıymet Yatırımlarının Analizi, Ankara, s.84.
           (3) Nihal Kargı, Ekonomik Kalkınma, Tasarruf ve Sermaye Piyasası İlişkileri: Türkiye Örneği, SPK Yayınları No:115, Mart 1998, s.45. 
           (4) Aksoy, a.g.k. s.83
           (5) IASC, Discussion Paper: Shaping Iasc for the Future, 1998, paragraf 48. 
           (6) Mevlüt Karakaya, Muhasebe Bilgi Sistemi ve Bilgi Teknolojisi, Ankara, 1994, s. 18.
           (7) Nalan Akdoğan ve Hamdi Aydın, Muhasebe Teorileri, Gazi Üniversitesi Yayın No: 98, s. 278.
           (8) AICPA, a.g.r. s.3.
           (9) IASC, a.g.p. paragraf 44.
           (10) Report of FASB, International Accounting Standard Setting: A Vision for the Future, 1998, s.7.
           (11) Yüksel Koç Yalkın, Avrupa Birliği Yolundaki Türkiye’de Beklenen Muhasebe Harmanizasyon Sorunları ve Çözüm Önerileri, Muhasebe Bilim Dünyası Dergisi, Cilt: 2, sayı:1, Mart 2000, s.7