|
|
|
|
| Yıl: 6 Sayı:64 |
Nisan 2003 |
|
TÜRK KAMU
YÖNETİMİNDE KAMU KONUTLARI (LOJMAN) NIN SATIŞI SORUNUNA İLİŞKİN BİR
DEĞERLENDİRME
GİRİŞBarınma ihtiyacı; beslenme giyinme gibi insanın temel
ihtiyaçlarındandır. Bu ihtiyacın karşılanmasının Devletin temel
politikalarından biri haline gelmiş olması barınma sorununun çok yönlü bir
sorun olduğunu göstermektedir.
Maslow’ un ihtiyaçlar
hiyerarşisinde belirttiği gibi; kişi, bazı ihtiyaçlarını karşıladığı sürece (
veya bazı ihtiyaçları karşılandığı sürece) diğer ihtiyaçlarının tatminine
çalışır[1].
Bu tatminin kişide yarattığı faydanın oranı, kişinin başarılı olup
olmamasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu başarı ise kişilerin kendi arzu ve
istekleriyle davranarak belli bir amacı gerçekleştirmek için motive
edilmelerinin bir sonucudur[2]. Bu çerçeveden bakıldığında barınma
ihtiyacı, karşılandığı ( tatmin edildiği) sürece kişinin kendi işine sahip
çıkacağı, işini daha iyi yapacağı çıkarsaması yapılabilir. Bu çalışmada Devletin asli ve
sürekli hizmetlerini yerine getiren kamu görevlilerinin barınma ihtiyacının
Devlet tarafından karşılanmasında Cumhuriyetin ilanından sonra uygulanmaya
başlanan ve son günlerde satışları ile gündemde olan kamu konutları ( lojman)
uygulamasına değinilerek uygulamanın kamu yönetimimize getireceği artı ve
eksiler incelenecektir. KAVRAMSAL ÇERÇEVE
1.
SOSYAL KONUT Konut hakkı Anayasamızın 57 inci
maddesinde yerini bularak Devleti bu hakkın kullanımın sağlanmasında sorumlu
hale sokmuştur[3]. Nitekim maddede yer
alan, Devletin konut ihtiyacını karşılayamayanlara özel tedbirler alarak
yardımcı olacağı hükmü sosyal konut kavramını ortaya çıkarmıştır. Kartal, sosyal konutu şöyle
tanımlamaktadır.:“ Bütünü ya da önemli bir bölümü uzmanlaşmış Kamu
kurumları ya da özel kurumlar tarafından genellikle düşük gelir kümesindeki
kullanıcılar için ve kısmen de orta- alt ve orta gelir kümesine giren
kullanıcılar için kentsel alanlarda veya ülkenin başka bölümlerinde üretilen
konutlardır”[4]. 2.
KAMU KONUTU (LOJMAN) 1982 Anayasasının 128 inci
maddesinde tanımlanan[5]
memur ve diğer kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederlerken ortaya
çıkabilecek olan barınma sorununun çözebilmek, onların bu açıdan motive
edilmelerini sağlayabilmek için Kamu kurumlarınca satın alınarak veya
kiralanarak yahut yaptırılarak onlara tahsis edilen konutlardır*. B. KAMU KONUTLARININ TÜRLERİ
9 Kasım 1983 tarihinde kabul edilen
2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu[6]
ile 23 Eylül 1984’ te yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliği[7];
kamu konutlarının tahsisini, oturma sürelerini, kira, bakım, onarım ve
yönetimine ilişkin usul, esas ve ilkeleri belirlemiştir. İlgili kanun ve yönetmeli; Kamu
konutlarını tahsislerine göre; özel, görev, sıra ve hizmet tahsisli konutlar
olmak üzere 4 ayrı türe ayırmıştır. 1.
ÖZEL TAHSİSLİ KAMU KONUTLARI Bu tür kamu konutları, temsil
özelliği olan makam ve rütbe sahiplerine tahsis edilen özel nitelikteki
konutlardır. Bu konutlardan kimlerin
faydalanabileceği, yönetmeliğin 1 sayılı cetvelinde sayılmış ve konutların
ısınma giderleri, demirbaş ve mefruşat giderleri ile aydınlatma, gaz ve
telefon gibi temel ihtiyaçların giderlerinin ilgili kurum ve kuruluşlarca
karşılanacağı belirtilmiştir. Özle tahsisli konutlardan
faydalanan; Cumhurbaşkanı, Başbakan, yurtdışında görevli Büyükelçi,
Maslahatgüzar, Daimi Delegeler, Askeri Temsil Heyetleri Başkanları ve
başkonsoloslardan kira bedelinin alınmayacağı fakat Bakardan, Müsteşarlardan,
Yüksek Yargı Organları Başkanları, Milli güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden,
il Valilerinden, Diyanet İşleri Başkanından, Merkez Bankası Başkanından,
Emniyet Genel Müdüründen, Kaymakamlardan ve rütbe sahibi Kuvvet
Komutanlarından kira bedelinin alınacağı belirtilmiştir. Yönetmelik, ayrıca; Cumhurbaşkanlığı
Konseyi Üyeleri ile Milli Güvenlik Konseyi yönetimi dönemindeki başbakana da
kira bedeli alınmamak şartıyla özel nitelikte kamu konutu tahsis edileceğini
eklemiştir. Özel tahsisli konutların tahsisinde
ayrıca tahsis kararı alınsız. Yönetmeliğin 1 sayılı cetvelinde belirtilen
göreve seçilen veya atanan kimseler bu
haktan yararlanma hakkını kazanırlar. Kendisine özel nitelikte kamu konutu tahsis edilmiş
kişi, bu tahsise esas olan görevin ya da hizmetin devamı süresince bu konutta
oturabilir. Tahsise esas görevin son bulduğu tarihten itibaren iki ay
içerisinde, başka kuruma aynı veya eşdeğer bir göreve nakli yapılanların
oturdukları lojmanlar ise en geç beş gün içinde boşaltılmak zorundadır. 2.
ÖZEL TAHSİSLİ KONUTLAR Kamu kurum ve
kuruluşların yetkili makamlarınca, personelin görevinin önemi ve özelliği,
idareye yararlılığı, yetki ve sorumluluğu ile kilit bir görevde olmasından
dolayı kendilerine kamu konutu tahsis edilmiş olan kamu görevlilerinin
oturdukları konutlar görev tahsisli konut niteliğini taşır. Bu tür kamu konutların
kimlere tahsis edileceği yönetmeliğin 2 sayılı cetvelinde sayılmıştır. Görev tahsisli kamu konutlarından faydalanmak için
atama kararı yeterli olup ayrıca tahsis kararına gerek yoktur. bU hüküm,
konutta otururken görev unvanı değişmesi halinde yeni görevi aynı cetvelde
gösterilmiş olan kamu görevlisi için de geçerlidir. Ayrıca; Yönetmeliğin 3
sayılı cetvelinde kendilerine eşyalı olarak görev tahsisli kamu konutlarının
tahsis edilebileceği kimseler sayılarak bu tür konutların aydınlatma, ısınma,
tamir, bakım gibi hizmetlerin giderlerin bedellerinin ilgili kamu kurum ve
kuruluşlarınca karşılanacağı belirtilmiştir. Bu konutlardan faydalananlardan
kira bedelinin alınacağı, boşaltıldığı ve konuttan faydalanacak kimsenin
olmaması halinde konutların Yönetmeliğin 2 sayılı cetvelde görev unvanları
belirtilen kimselere belirtilen görevlerin sırasını takip etmek şartıyla
tahsis edilebileceği eklenmiştir. 3.
SIRA TAHSİSLİ KAMU KONUTLARI Bu tür kamu konutları; hizmet süresi, daha önce
kamu konutlarından faydalanma durumu ve bunun süresi, çocuklarının ve
bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin sayısı, gelir durumu, kamu
konutlarından faydalanmak için beklenen süre, eşinin de 2946 Sayılı Kanun
kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel olması gibi
hususlar dikkate alınarak Yönetmeliğin 4 sayılı cetvelinde belirtilen
puanlama esaslarına göre memurlara tahsis edilmiş konutlardır. Sıra tahsisli kamu konutları, hak sahiplerine,
yapılan puanlama sonucu puanı fazla olana, puanlar eşit ise hizmet süresi
fazla olana, o da eşit ise yetkili dağıtım komisyonunca ad çekilerek tahsis
edilir. Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) ait sıra tahsisli
kamu konutlarının hak sahiplerine tahsisi ise konutların kullanımına
verildiği askeri birlikteki personelin görev ve unvanlarına bakılmaksızın
puan sırasına göre yapılır. İlgili konutlar herhangi bir şekilde boşaltılırsa,
boşaltıldığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde hak sahiplerine tahsis
edilir. Bu tür kamu konutlarında oturma süresi azami 5 yıl
olup bu hüküm TSK personeline uygulanmaz. 5 yıllık sürenin dolması ve konut
bekleyen personelin olmaması halinde memura, belli bir süre vermeksizin
şartlı olarak oturmasına izin verilir. Sıra bekleyenin olması halinde, 5
yıldan fazla oturanlardan oturma süresi en fazla olandan başlamak şartıyla konutun, tebliğ
tarihinden itibaren 15 gün içerisinde boşaltılması gerekir. 4.
HİZMET TAHSİSLİ KAMU KONUTLARI İstasyon, haberleşme,
hudut karakolu, gözlem, araştırma, inşaat mahalli gibi meskun mahalden uzak,
sosyal ve ekonomik zorlukları bulunan, ulaşımın kısıtlı olduğu yerlerde norma
mesai saatleriyle sınırlandırılması mümkün olmadan görev başında bulunması
gerekli personel ve koruma görevlisi, makam şoförü, kapıcı, kaloriferci gibi
personel için inşa veya tefrik edilerek tahsis edilen bina, baraka, prefabrik
yapı, şantiye eklentisi, tedil edilmiş veya edilmemiş karavan, kulübe ve
benzeri konutlar olup yetkili makamlar tarafından tahsis edilen konutlara
hizmet tahsisli kamu konutu adı verilir. Yukarıda türleri
açıklanan kamu konutlarının aylık kira bedellerinin tespiti, Maliye
Bakanlığının koordinatörlüğünde Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri, Sanayi ve
Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, İmar ve İskan Bakanlıkları
temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından her takvim yılının başlangıcından
en az 3 ay önceden belirlenir. Belirlenen bu bedeller Bakanlar Kurulu
kararıyla yılbaşından itibaren uygulanmak üzere Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe konur. Kendisine kamu konutu tahsis
edilmiş biriyle evli olanlar bu konutta oturdukları sürece kamu konutlarından
yararlanamazlar. Bunun yanı sıra kamu konutlarından yararlananların
yanlarında yalnızca kendisinin veya eşinin usul ve füru ile bağlı olan
yakınları ile 3 üncü derece dahil olmak üzere hısımları veya gelenek ve ahlak
kuralları gereği bakmak ve korumakla yükümlü oldukları kimseler oturabilir. Konutlardan yararlanma
süresi sona erenler kendilerine verilen süre içerisinde oturdukları konutları
boşaltmazlar iseler, tahsise yetkili makam, ilgili askeri veya mülki
makamlara başvurarak konutu kolluk kuvveti kullanarak boşalttırır. C. KAMU KONUTLARININ BUGÜNKÜ DURUMU 26 Nisan 1996 tarihli
Resmi Gazetede yayımlanan 1996 Mali Yılı Bütçe Kanununda, Genel Bütçeli dairelerin
sahip oldukları lojman sayısı 198.787 olarak belirtilmiştir[8].
Katma bütçeli dairelerin sahip oldukları 29.191 adet lojman bu sayıya
eklenince[9]ülkemizde 227.978 adet
lojman olduğu anlaşılır. Bütçe Kanunu, yukarıdaki sayılara TBMM,
Cumhurbaşkanlığı ve Sayıştay’ın sahip olduğu lojmanları dahil
etmemiştir*. 1996 yılı Bütçe
Kanununa göre Genel Bütçeli Dairelerden en çok lojmana sahip olanlar
şunlardır[10]:
Bunun yanı sıra, lojmanların kamu konutların
türlerine göre dağılımı ise şöyledir[11]:
1999 ve 2000 yılı Bütçe Kanunlarında yer alan
sayılar şöyledir[12]:
Bu sayılardan Genel Bütçeli Dairelerden en çok
lojmana sahip olanlar şunlardır:
D. KAMU
KONUTLARINA İLİŞKİN SON GELİŞMELER Başkent ilan
edildikten sonra Ankara’yı cazip hale getirmek ve bürokratları burada
tutabilmek için Kamu Konutu veya o zamanki adıyla “memur evleri”
uygulaması fikri daha sonraları giderek “ her memura bir lojman sağlamak”
politikasına dönüşmüştür. Bu durum, bugün 230 bin sınırına ulaşan devasa bir
lojman imparatorluğunu ortaya çıkarmıştır. Devleti küçültme
esprisi hükümetlerin ekonomideki kaynak sıkıntını nasıl çözeceğine cevap
aramasıyla örtüşünce kamu kurumlarına ait konutların satılması fikrini ortaya
çıkarmıştır. Bu fikir, ilk olarak
1994 yılında 5 Nisan Kararları çerçevesinde kanunlaştırılmaya çalışılmış
fakat Cumhurbaşkanı tarafından; “ ev kiraların yüksek olduğu şehirlerde
lojman uygulamasından vazgeçilmesi, devlet memurlarını ekonomik yönden
sıkıntıya düşüreceğinden, özellikle Devletin öneme haiz personelin
istihdamında büyük güçlüklerle karşılaşılacaktır” gerekçesiyle veto
edilmiştir[13]. cumhurbaşkanının bu
satışı onaylamamasının bir başka sebebi ise satışı Sosyal Devlet ilkesine
aykırı bulması ve kamu konutlarını memurların yetmiş yıllık kazanılmış hakkı
olarak görmesi idi[14]. Kamu konutlarının
satışının tekrar gündeme gelmesi RP-DYP koalisyon hükümeti döneminde
olmuştur. TBMM satıştaki son düzenlemeleri içeren ve Kamu Kurum ve
Kuruluşlarının Mülkiyetinde bulunan, bir hizmeti için gerekli olmayan
taşınmaz malların- kamu konutları da bunun içindedir- tasfiye edilmesindeki
ilke ve yöntemlerin belirlenmesinde Bakanlar Kurulunu yetkili kılan bir Kanun
yayımlayarak satış sürecini hızlandırmıştır[15]. Bu Kanun, Genel ve
Katma Bütçeli İdareler ile İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bunların
kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlara ait
konutların, Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları hariç olmak üzere
özel kanunlarla veya bu kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan bankalar
ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarına ait konutlar ve kanunlarla kurulan fonlar,
kefalet sandıkları ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatına
ait konutların satışını içermektedir[16]. Kanun ayrıca, başta
özel tahsisli ve hizmet tahsisli konutlar olmak üzere stratejik öneme sahip,
savunma ve güvenlik hizmetlerinde kullanılan konutların satılamayacağını
belirtmiştir. Kamu gereksinmelerinin
katrilyonlarca TL’ ye dayanması ve bunun finansmanının bir kısmının
kamu konutlarının satışı ile karşılanmak istenmesi, satıştan elde edilecek
gelirin faydasının, kamu konutu uygulamasıyla elde edilen faydaya oranı ne
olabilir sorunusun akıllara getirmektedir. DEĞERLENDİRME Bütün bu bilgiler
doğrultusunda ortaya şu tablo çıkmaktadır: Öncelikle kamu
konutlarının satış süreci başladığı zaman bunların hemen satılamayacağı,
bunun uzun zaman alacağı ve kısa vadede gelir elde edilemeyeceği açıktır. Konut sorununu düşük
kira bedelleri sayesinde biraz olsun çözümleyebilen düşük gelirli memurların
sosyo-ekonomik düzeninin bu satıştan sonra bozulacağı açıktır. Kaldı ki,
satışlarda alım önceliği memurlara tanınsa bile zaten geliri az olan
memurların bu lojmanlara talip olmayacağı aşikardır. Diğer taraftan kamu
konutu uygulamasıyla nitelikli elemanları elinde tutabilen Devletin satış
sonrası bunu sağlayabilmesi de zordur. Madalyonun öbür
yüzünde şöyle bir tablo vardır: Kamu konutu hakkından
yararlananlar yararlanmayanlara oranla düşük kira bedelleri sayesinde daha
şanslı olduklarından kamu görevlileri arasında adaletsiz bir durum ortaya
çıkmaktadır. Ülkemiz için tam bir
karmaşa olan bu sorunun çözüme kavuşturulması için şunlar yapılabilir; Güvenlik için gerekli
olanlar ile stratejik öneme haiz olanlar dışındaki tüm kamu konutlarının
tasfiye edilerek satılması gerekir. Fakat, buradaki amaç ekonomide kaynak sağlamak değil mevcut
olan kaynak israfını önlemek olmalıdır. Diğer taraftan kamu
konutlarının satışı gerçekleşmediği takdirde; özellikle sıra tahsisli
konutlar için azami beş yıllık oturma süresinin iyi bir şekilde işletilmesini
sağlamak gerekir. Ne var ki; lojmana bir defa giren bir daha çıkmamaktadır.
Bunun yanında kendisine veya eşine ait bir konutu (evi) olan memurlara
kesinlikle lojmandan faydalanma hakkı verilmemelidir. Kamu konutu
uygulamasından faydalanamayan kamu görevlilerine ödenen lojman tazminatının* komik rakamlardan kurtarılarak
rasyonel seviyeye çıkarılması gerekmektedir. Bu seviye belirlenirken her
şehir için ayrı ayrı ortalama kira durumu tespit edilmeli ve bunun en az %
30’ u lojman tazminatı olarak verilmelidir. Lojmanlardan
faydalalanlardan alınan kira bedelleri de arttırılarak az önce belirlenen en
az % 50’si kira bedeli olarak alınmalıdır. Netice olarak,
hükümetlerimiz ekonomideki kaynak sıkıntısını her şeyden önce özelleştirmenin
diğer safhalarını tamamlamak suretiyle gidermeleri gerekmektedir. Ülkemizde
zarar eden bunca KİT varken bunların satışını bir kenara bırakıp lojman gibi
diğer şeylerin satışına yönelmek tutarlı bir davranış değildir. KAYNAKÇA ¨ Dereli, Toker, Organizasyonlarda Davranış, Okan yy,
İstanbul, 1985 ¨ Gözübüyük, Şeref, Yönetim Hukuku, Turhan Kitapevi,
Ankara, 199, ¨ Kartal, Kemal, “ gecekondu türü
yaklaşımlardaki değişimler ve kurumlarca üretilen sosyal konuta geçme
zorunluluğu”,Amme İdaresi Dergisi, C.18, S.3, 1985 ¨ Keleş,Ruşen, “ Türkiye’de konut
Kooperatifçiliği”, kooperatifçilik Dergisi, Ankara, 1972, S.18 ¨ Koçel, Tamer, İşletme Yöneticiliği, Beta Basım, 4.
Baskı, İstanbul, 1993 ¨ Milliyet Gazetesi, 26 Mayıs 1994 ¨ Özer, Atilla, “ 1982 Anayasasında Sosyal
Devlet anlayışı içinde konut problemi”.Konut Kooperatifçiliği Semineri,
Kooperatifçilik Kurumu yy, Ankara,1985 ¨ Radikal
Gazetesi, 8 Kasım 1996 ¨ Resmi Gazete, 11.11.1983 tarih ve 18218 sayılı. ¨ 23.09.1984 tarih ve 18524 sayılı. ¨ 26.04.1996 tarih ve 22622 sayılı (mükerrer). ¨ Resmi Gazete, 12.09.1996 tarih ve 22755 sayılı ¨ Sabah Gazetesi, 21 Temmuz 1996 ¨ Tortop, Nuri, Personel Yönetimi, İlk-san Matbaası,
Ankara, 1989 ¨ Tutum, Cahit, Personel Yönetimi, TODAİE yy, Ankara,
1979 ¨ Zaman Gazetesi, 28 Ekim 1996
|
* Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı Kontrolörü
[1] Dereli, Toker, Organizasyonlarda Davranış, Okan yy, İstanbul, 1985,s.189,
[2] Koçel, Tamer, İşletme Yöneticiliği, Beta Basım, 4. Baskı, İstanbul, 1993, s.363, Cahit Tutum, Personel Yönetimi, TODAİE yy, Ankara, 1979, s.173 vd.
[3] Özer, Atilla, “ 1982 Anayasasında Sosyal Devlet anlayışı içinde konut problemi”.Konut Kooperatifçiliği Semineri, Kooperatifçilik Kurumu yy, Ankara, 1985, s.38.
[4] Kartal, Kemal, “ gecekondu türü yaklaşımlardaki değişimler ve kurumlarca üretilen sosyal konuta geçme zorunluluğu”,Amme İdaresi Dergisi, C.18, S.3, 1985, s.161, ayrıca bkz, Keleş,Ruşen, “ Türkiye’de konut Kooperatifçiliği”, kooperatifçilik Dergisi, Ankara, 1972, S.18,s.6
[5] Gözübüyük, Şeref, Yönetim Hukuku, Turhan Kitapevi, Ankara, 1994,s.147, Tortop, Nuri, Personel Yönetimi, İlk-san Matbaası, Ankara, 1989, s.37.
* 26 Nisan 1996 ve 226222 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1996 yılı Mali Bütçe Kanununda “ kamu Konutu” yerine “ lojman” kavramı da kullanılmıştır. Bu çalışmada kamu konutu ile lojman kavramları aynı manada kullanılmıştır.
[6] Resmi Gazete, 11.11.1983 tarih ve 18218 sayılı.
[7] Resmi Gazete, 23.09.1984 tarih ve 18524 sayılı.
[8] Resmi Gazete, 26.04.1996 tarih ve 22622 sayılı (mükerrer).
[9] Radikal Gazetesi, 8 Kasım 1996
* Bu makale ilk olarak o tarihlerde satışları gündemde olduğu için 1996 yılında hazırlanmış ancak yayımlatılmamıştır. Bugün, Ülkemizdeki ekonomik açmazlara çözüm çerçevesinde kamu konutlarının satışları tekrar gündeme gelmiştir. 1996 yılındaki rakamları burada vermek bugünkü durumla karşılaştırma yapmak açısından önemlidir.
[10] Resmi Gazete, 26.04.1996 tarih ve 22622 sayılı( mükerrer)
[11] Sabah Gazetesi, 21 Temmuz 1996
[12] Bilgiler http//www.bumko.gov.tr/WEB/butcekanunu adresinden alınmıştır.
[13] Milliyet Gazetesi, 26 Mayıs 1994
[14] Zaman Gazetesi, 28 Ekim 1996
[15] Resmi Gazete, 12.09.1996 tarih ve 22755 sayılı
[16] Zaman Gazetesi, 28 Ekim 1996
* Bunun üst sınırı şu anda 600.000 TL dir.