VERGİNİN MALİ AMACI AÇISINDAN KIRGIZ VERGİ SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRMESİ

Yıl: 7 Sayı:78
Haziran 2004

< önceki

 

 

Yrd.Doç.Dr. Mehmet YÜCE[1]

 

 

 

VERGİNİN MALİ AMACI AÇISINDAN KIRGIZ VERGİ SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRMESİ


 

Evaluation of Kyrgyz Tax System in Terms of Fiscal Principle of Taxation

 

Kyrgyz Republic Tax Law, which is become law at 27 December of 1996 is generally harmonious to general principles of Tax Law. But this law is still not well adjusted with the liberal economic structure. Unclear property of this law, practical problems of law and the organization problems of law administration are the lacks of Kyrgyz Republic Tax System.

 

1. GİRİŞ

 

Bireylerin ortak ihtiyaçları olarak ifade edilen toplumsal ihtiyaçlar için, devletin yaptığı kamusal hizmetlerin karşılanması amacıyla ortaya çıkan finansman ihtiyacı kamu gelirleri ile karşılanmaktadır. En sağlıklı kamu finansman aracı ise kuşkusuz vergilerdir. Değişen ve artan devlet fonksiyonlarına bağlı olarak vergilerin kamu gelirleri içindeki önemi giderek artmaktadır. Böylece, bir yandan devamlı artış gösteren kamu harcamalarını karşılamak üzere giderek daha çok ve etkili vergi toplama ihtiyacı doğarken, bir yandan da alınan vergi ile bazı önemli ekonomik ve sosyal amaçların gözetilmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Bu durum, dinamik bir yapıda yaşanan gelişme süreci içinde vergi sistemi yapısı ile ekonomik ve sosyal yapı ilişkisini ve bu ilişkiler de uyum sorununu önemli kılmaktadır.

 

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşup, serbest piyasa ekonomisinden yana tercihini kullanan Kırgızistan’ın ekonomik, siyasal, mali ve sosyal yapısında meydana gelen değişimlere paralel olarak vergi sisteminde de reform yapılma gereği kaçınılmaz olmuştu. Bu bağlamda, başlatılan çalışmalar sonucunda hazırlanan ve 26 Haziran 1996 tarihinde devlet başkanı Askar AKAYEV tarafından Kırgız Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’ne sevk edilen Kırgız Cumhuriyeti Vergi Yasa Tasarısı, onaylanarak 27 Aralık 1996 tarihinde yasalaşmıştır.

 

Bu çalışmada bağımsızlıktan sonra yaşanan ekonomik krizler sonucunda büyük ekonomik kayıplar veren, bu kayıpları onarmak ve ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için kamu gelirine şiddetli bir şekilde ihtiyaç duyan Kırgız Cumhuriyeti Vergi Sisteminin zorunlu tasarruf sağlamadaki performansı ele alınacaktır.

 

2. GENEL ANLAMDA VERGİNİN MALİ AMACI

 

Toplum halinde yaşayan insanların kamusal gereksinimlerini karşılamak için kurulmuş bir kamu müessesesi olan devletin üstlenmiş olduğu kamusal mal ve hizmetlerinin üretilmesi, çeşitli anayasal görevlerinin yerine getirilmesi hatta demokrasinin işleyişinin sağlaması yeteri derecede kamu geliri elde edilmesiyle mümkündür. Kamu finansman sistemi, bir ülkenin çeşitli gelir kaynaklarından meydana gelen bir bütünü ifade etmektedir. Uygulamada buna gelir sistemi de denilmektedir. Kamu finansman sistemi ülkelerin milli özelliklerine, iktisadi ve sosyal yapısına uygun olarak doğar ve gelişir. Kamu gelirleri genel olarak “devletin ve diğer kamu kuruluşlarının giderlerini karşılamak üzere hükümranlık gücüne dayanarak elde ettikleri bütün ekonomik değerler” olarak ifade edilmektedir (Eker, 2000: 114). Günümüzde kamu giderlerinin finansmanında başvurulan en önemli kaynak şüphesiz vergilerdir.

 

Verginin ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıktığı ve ilk şekilleri bilinmemekle beraber, "her devrin görüş ve kuramları, genel olarak o devrin kazanılmış bilgi ve müesseselerinden doğar" düşüncesinden hareket edildiğinden vergi zaman zaman; "haraç", "hediye", "rica", "yardım", "fedakarlık" ve birkaç yüzyıldan beri de "cebri" veya "iştirak" kökünden gelen kelimelerde anlam bulmuştur (Edizdoğan, 1978: 109). Verginin mahiyetini açıklayan teoriler, kamu gelirlerinin yapısı ve bileşimine ilişkin iktisadi ve mali anlayışlar zaman içinde büyük değişikliklere uğramasına rağmen, “kamusal mal ve hizmetlerin finansmanını sağlamak” şeklinde ifade edebileceğimiz “mali amaç” halen verginin en önemli amacı olmaya devam etmektedir. Bu amaç ilk ve en eski amaç olup bugün de rasyonel bir vergi sisteminin kurulmasında önemle üzerinde durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bir ülkenin vergi sistemi, genel ekonomik, sosyal, hukuksal ve yönetsel sisteminden soyutlanamaz. Çağdaş bir vergi sisteminin varlığı, o ülkede devletin çağdaş bir yapılanma içinde olmasına bağlıdır. Çağdaş bir devlet ise, ekonomik bakımdan gelişmiş, enflasyonu kontrol altına almış, kurumları istikrar içinde ve oturmuş olan devlettir (Kırbaş, 1995: 61). Bu  devletlerde vergi yapıları politik süreç tarafından kolaylıkla değiştirilebilir ve toplumdaki tercihlere uygun bir vergi yapısı kurulabilir. Geleneksel ve geçiş dönemi toplumlarında  vergi yapısı ülkenin gelir düzeyine bağlıdır. Ülkenin gelir düzeyi ise, toplumsal yapıda meydana gelen sosyo -ekonomik değişmelerden etkilenmektedir. Toplumsal yapıda meydana gelen bu değişmeler çok sayıda değişkenlerle belirlenebilir. Bunların  içinde en önemlileri; kitle iletişim araçlarının kullanım oranı, yerleşme yerindeki değişme oranı, kentleşme oranı, tarımsal mesleklerden tarım dışı mesleklere geçiş oranı, oku-yazar oranındaki artışlar ve kişi başına gelirde meydana gelen değişmeler olarak belirlenmektedir. Vergi yapısı toplumsal yapının bir parçası olduğundan toplumsal yapı üzerinde etkili olan bu değişkenlerin vergi yapısını da belirleyeceği yadsınamaz bir gerçektir (Heper, 1981: 59).

 

Kamu harcamalarını karşılamak için yeterli ölçüde gelir elde etmek yalnız başına verginin mali amacını gerçekleştirmeye yetmemektedir. Mali nitelikteki rasyonel bir vergilendirmeyi gerçekleştirmenin yolu, aşağıda belirtilen temel şartlara uyum ile mümkündür. Bunlar (Ataç vd., 2002: 132; Turhan, 1982: 43-45; Aksoy, 1998: 171):

 

- Vergi yükü toplumu oluşturan bireyler arasında adil bir şekilde dağıtılmalıdır. Mali amaçlı rasyonel bir vergilemenin, her şeyden önce, sübjektif fedakarlığı minimum seviyede tutması, başka bir deyişle, vergi yükünü mükellefler arasında mümkün olduğu kadar adil dağıtması gerekir. Bu da yatay ve dikey adaletin sağlanmasıyla mümkün olur.

 

- Verginin Tarh ve Tahsil giderleri asgari seviyede tutulmalıdır. Buna, veri bir vergi hasılatının elde edilmesi için katlanılması gereken objektif veya reel vergi yükünü en düşük düzeyde tutma ilkesi, yani vergi tarh ve tahsilinin ucuza mal edilmesi ilkesi denir.

 

- Vergileme piyasada rekabet bakımından tarafsız olmalı, yani, toplumdaki kişilerin tüketim, tasarruf ve yatırım kararlarını etkilemek suretiyle, ekonomideki toplam tasarruf ve yatırımlar ile işgücü arzını değiştirmemesi ve piyasa mekanizmasını aksatmaması gerekir.

 

- Verginin gelir elastikiyeti yanında verginin esnekliği yüksek olmalıdır. Gerek vergilerin her biri gerekse vergi sisteminin tümü, milli gelirdeki değişikliklere otomatik olarak uyum sağlamalıdır.

 

- Vergi piyasada etkinliği bozmamalıdır. Yani vergileme girişimcilerin yatırım kararları, işgücü arzı ve tasarruf üzerinde olumsuz etki yaparak milli hasılanın azalmasına neden olmamalıdır.

 

Özetle, vergilemenin mali amacı; kamu harcamalarını karşılamak üzere herkesten mali gücüne göre, piyasa mekanizmasına zarar vermeden, rekabet eşitsizliği yaratmayacak şekilde, vergi tarh ve tahsilinin ucuza mal edilmesi ilkesine uyularak, makroekonomik kavramlarla uyumlu ve milli gelirdeki değişimle paralellik arz edecek şekilde vergi geliri sağlamaktır.

 

3. VERGİNİN MALİ AMACI AÇISINDAN KIRGIZ VERGİ SİSTEMİ

 

Devletin siyasi felsefesi ve iktisadi sistemi ne olursa olsun, içerisinde bulunduğu dönemin zorunlu kıldığı fonksiyonları ifa edebilmesi ve istenen sosyo-ekonomik hedeflere ulaşabilmesi, her şeyden önce verimli, istikrarlı ve devamlı bir gelir kaynağının mevcudiyetine bağlıdır. Bu özelliklere sahip yegane kaynak ise şüphesiz vergilerdir. Bu nedenle vergi, tarih boyunca ülkelerin hemen hepsinde gerek geleneksel kamu giderlerinin karşılanmasında, gerekse ekonomik ve sosyal politikaların uygulanmasında başvurulan temel bir araç olarak, hep gündemde kalmıştır.

 

Bu başlık altında verginin ekonomik ve sosyal gibi mali olmayan amaçları göz ardı edilip, sadece mali amacı çerçevesinde Kırgız vergi sistemini irdelemeye çalışacağız..

 

3.1.  Vergi Yükü

 

Toplumun kamu giderlerini karşılamak yükümlülük ve gayretinin bir göstergesi olan, belirli bir dönemde ödenen vergilerle, elde edilen gelirler arasındaki oransal ilişkiyi ifade eden ve kamu ekonomisinin tüm ekonomi içindeki önemini gösteren vergi yükü, fert açısından, mükelleflerin ödedikleri vergilerin gelirlerine oranını ifade ederken, makro ekonomik açıdan da, vergi ve benzeri gelirlerin GSMH (ya da GSYİH)’ya olan oranını ifade etmektedir.

 

Makro açıdan vergi yükü kavramı aslında çok geniş bir tanım içinde ele alınması gerekirken özellikle tanımlamada ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar (vergisel nitelik taşıyan ödemeler, harcamaların finansman yöntemleri ve bunların maliyetlerinin dağılımı veya kimi durumda kamu harcamalarının yetersiz yapılması ile katlanılan maliyetler, kesimlerin GSMH payları gibi) nedeniyle genel olarak dar anlamda vergi yükü ve toplam vergi yükü olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır: Dar anlamda vergi yükü konsolide bütçe vergi gelirlerinin GSMH’ ya, toplam vergi yükü kavramı ise vergi gelirleri toplamının GSMH’ ya oranlanması sonucu bulunmaktadır (DPT, 1996: 48).

 

Tablo: 1  Vergi Gelirine İlişkin Çeşitli Veriler

Milyon Som,

1998

1999

2000

2001

2002

GSYİH

34181.4

48744.0

65357.9

73883.7

75366.7

Konsolide Bütçe Gelir Toplamı (K.B.G.T.)*

6262.7

8091.5

10029.1

12539.6

14411.7

Konsolide Bütçe Gider Toplamı (K.B.Gid.T.)

7298.3

9312.0

11308.2

12255.7

15188.6

Toplam Vergi Gelirleri 

4866.0

5954.0

7675.5

9187.9

10474.7

Bütçe Dengesi

- 1035.6

- 1220.5

-1279.1

283.9

-776.9

(%)

 

 

 

 

 

K.B.G.T. / GSYİH

18.3

16,6

15,3

17,0

19.1

Toplam Vergi Gel / GSYİH

14.2

12.2

11.7

12.4

13.9

Toplam Vergi Gel / K.B.G.T.

77.7

73.5

76.5

73,3

72,7

Toplam Vergi Gel / K.B.Gid.T.

66.7

64.0

67.9

75.0

69.0

GV / GSYİH

1.18

1.12

1.15

1.30

1.44

KV/GSYİH

1.32

1.16

0.87

1.34

1.28

(GV + KV) / GSYİH

2.50

2.28

2.02

2.64

2.72

KDV/ GSYİH

5.75

4.62

4.55

5.71

6,36

Gelir Vergisi / Toplam Vergi Gel

8.33

9.17

9.82

10.45

10.34

Kurumlar Vergisi / Toplam Vergi Gel

9.29

9.53

7.46

10.81

9.23

KDV / Toplam Vergi Gel

40.39

37.84

38.77

45.94

45.76

Kaynak: Veriler htpp://nsc.bishkek.su (24.03.2004), http://eng.gateway.kg/ind_gdp_act (24.03.2004) ve Natsiyonalnıy Statistiçeskiy Komitet Kırgızskoy Respubliki, Sotsialno – Ekonomiçeskoe Polojenie  Kırgızskoy Respubliki, Bişkek, 2003’ten alınarak tarafımızdan düzenlenmiştir.

 

* Konsolide bütçe gelir toplamına bağışlar ve yardımlar da dahil edilmiştir.

 

Kırgızistan gibi gelişmekte olan ülkelerin vergi sistemlerinin temel özelliklerinden biri de mutlak rakamlarla ve göreceli olarak vergi yükünün düşük oluşudur. Bu ülkelerde kişi başına ödenen vergi miktarını Amerikan doları cinsinden ifade edildiğinde, mutlak değer olarak son derece küçük rakamlar vermekte, toplam vergi geliri GSMH’larına oranlandığında göreceli olarak toplam vergi yüklerinin düşük olduğu görülmektedir. Bu ülkelerin hemen hemen hepsinde vergi yükü %15’i geçmez (Türk, 1996: 208). Tablo 1’de görüldüğü üzere Kırgızistan’da vergi gelirinin GSYİH’a oranı oldukça düşük olup, gelişmekte olan ülkelerin karakteristik özelliğini yansımaktadır. Vergi yükü oranı özellikle OECD ve Avrupa ülkeleri ortalaması ile karşılaştırıldığında çok düşük kalmaktadır. Global vergi yükü olarak ifade edebileceğimiz bu oran 2001 yılı verilerine göre Avrupa Birliğinde %41, OECD toplam  % 36,9’dur.

 

Tablo:2 OECD Ülkelerinde Toplam Vergi Gelirinin GSYİH İçindeki Payı (2001 Yıllı )  (%)

Ülkeler
Oran

Ülkeler

Oran

Ülkeler

Oran

Ülkeler

Oran

Ülkeler

Oran

İsveç

51,4

İtalya

42,0

Çek Cum

38.4

Portekiz

33,5

Kore

27,2

Danimarka

49,8

Lüksembourg

40,7

İzlanda

36,5

Slovak  C.

32,3

Meksika

18,9

Finlandiya

46,1

Hollanda

39,5

Türkiye

36,5

İsviçre

30,6

OECD Toplam

36,9

Belçika

45,8

Macaristan

39,0

İspanya

35,2

Avustralya

30,1

OECD Amerika K.

27,6

Avusturya

45,4

İngiltere

37,3

Kanada

35,1

İrlanda

29,9

OECD Pasifik Böl.

29,6

Fransa

45,0

Yunanistan

36,9

Y. Zelanda

33,8

ABD

28,9

OECD Avrupa

39,4

Norveç

43,3

Almanya

36,8

Polonya

33,6

Japonya

27,3

AB 15

41,0

Kaynak: OECD Revenue Statistics, Paris, 2003 (Table 1-2).

 

Kişi başına milli gelir, ulaşılabilir vergi yükleri için bir ölçüt oluşturmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde gerek kişi başına milli gelirin, gerekse marjinal tasarruf eğiliminin düşük olması vergi ödeme gücünü sınırlandırmaktadır. Dolayısıyla, gelişmişlik düzeyleri farklı ekonomiler arasında vergi yükleri açısından yapılan karşılaştırmaları da bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir. Bu olgunun vergi toplama ve devletin üstleneceği işlevlerde neden olduğu kısıt ise, hedeflenecek vergi yükünün, gelişmiş ülke oranları altında belirlenmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır. (Ulaşılabilir vergi yükü çok yüksek olan ABD’de, devlete tanınan rol nedeniyle hedeflenen vergi yükü, OECD ortalamasının yaklaşık 9-10 puan altındadır ) Gereksinimlerin ve olanakların, ekonominin zenginliğine göre ters eğilimleri, az gelişmiş ekonomiler için aşılması zor bir paradoks oluşturmaktadır (DPT, 1996: 107). Bu açıdan bakıldığında bile Kırgızistan’da vergi yükü oldukça düşüktür. Vergiyle yeni tanışan, vergi ahlakı veya vergi bilinci henüz oturmamış ve vergi uyumu tam gerçekleşmemiş geçiş dönemi ekonomisi için bu durum elbette fazla yadırganmamalıdır. Ancak, ülkenin sağlıklı bir şekilde kalkınması için vergi yükünün artırılmasından başka sağlıklı bir yol olmadığını da belirtmek gerekir.

 

Kırgızistan’da vergi yükünün düşük olmasında vergilenebilir kapasitenin tam olarak kullanılmaması ve vergi gayretinin düşük oluşu da önemli birer faktör olarak rol oynamaktadır. Bilindiği üzere, bir ekonomide ulaşılabilecek azami vergi gelirinin GSMH’ya oranına vergilenebilir kapasite; bir dönemde toplanan vergi gelirinin GSMH içindeki oranına fiili vergi gayreti, fiili vergi gayretinin vergi kapasitesine oranına da vergi gayreti denir. Mevcut vergilenebilir kapasitenin hangi oranda değerlendirilebildiğinin ölçütü olan vergi gayreti, vergi idaresinin etkinliği, siyasi düzen, muhasebe sisteminin gelişmişliği gibi bir takım unsurlara bağlıdır. Kırgızistan’ın ekonomik ve mali yapısı incelendiğinde, kısa vadede, vergi kapasitesine uygun bir vergilendirmeyi sağlayacak şekilde, yapısal değişimlere gidilmesinin mümkün olmadığı görülmemektedir.

 

3.2. Vergilerin Konsolide Bütçe Giderlerini Karşılama Oranı

 

Vergilemenin mali amacını gerçekleştirmesi, kamu harcamalarını karşılama oranı ile ölçülmektedir. Böylece vergilerin gelir sağlama amacı, kamu harcamalarını ne ölçüde karşıladığına bağlı olmaktadır. Tablo 1’de görüldüğü üzere, Kırgızistan’da vergi gelirinin konsolide bütçe giderini karşılama oranı 1998 yılın %66.7, 1999 yılında %64, 2000 yılında %67.9, 2001 yılında % 75 ve 2002 yılında %69 olarak gerçekleşmiştir. Bu oranların  tatmin edici olduğunu söylemek mümkün değildir. Şunu da belirtmek gerekir ki, Kırgızistan, IMF ile yaptığı anlaşmalar sonucu, sıkı mali politikalar uygulayarak bütçe dengesi sağlamaya çalışmaktadır (Bkz Tablo: 3). Bu bağlamda kamu harcamalarına büyük kısıtlamalar getirilmiştir. Öyle ki, kamu kurumları birçok fonksiyonu neredeyse ifa edemez hale gelmiştir. Eğer gerçek anlamda kamu ihtiyacı dikkate alınıp bütçe yapılırsa, vergi gelirlerinin kamu giderlerini karşılama oranı çok daha düşük kalacağı kanısındayım.

 

Tablo 3: Kamu Maliyesine İlişkin Bazı Veriler (GSYİH, % Olarak)

 

Gerçekleşen

Planlanan (öngörülen)

1999

2000

2001

2002

2003

2004

2005

Kamu Geliri

17.7

15.4

17.1

17.8

17.8

18.5

18.9

- Toplam Vergi Geliri

12.3

11.7

12.4

13.4

13.9

14.6

15.0

Kamu Giderleri

30.4

24.7

22.8

22.3

23.0

22.4

21.5

- Faiz Ödemeleri

2.9

2.8

1.4

0.9

0.7

1.3

1.9

Bütçe Dengesi

- 11.9

- 9.3

-4.9

-5.0

- 4.7

-3.8

-2.6

Kamu Borcu / GSYİH

108.0

104.1

94.4

92.5

85.5

77.3

68.0

Kaynak: Turar Koyçuev (Glavnıy Redaktor) (2003), Ekonomika Kırgızskoy Respubliki, Bişkek: İzdaniya Kırgızskoy- Turetskoyo Universiteta “MANAS”: 24, Seriya Uçebnıh Posobiy:12, s. 325.

 

Kırgızistan’da kamu gelirleri içinde, vergi gelirinin payı da gelişmiş ülkelere göre oldukça düşüktür. Bilindiği üzere, gelişmekte olan ülkelerde kamu gelirleri içinde vergi gelirinin payı gelişmiş ülkelere nazaran daha düşüktür. Bu oran gelişmiş ülkelerde %90’ın üzerinde iken, az gelişmiş ülkelerde % 70 civarındadır (Ataç vd., 2002: 218). Kırgızistan’da vergi gelirinin kamu gelirleri içindeki payı, gelişmekte olan ülkelerin profiline uygun olarak, 1998 yılında %77,7 iken müteakip yıllarda düşüş göstermiş ve 2002 yılında %72,7 seviyesine inmiştir (Bkz. Tablo: 1).

 

Bilindiği üzere, gelişmekte olan ülkelerde milli gelir düzeyinin düşük olması devletin etkin bir şekilde vergilemeye gitmesini engeller. Zira bu ülkelerde gelir düzeyi düşük, nüfusun önemli bir kısmı fakirlik çizgisi altında olduğu için, en az geçim indirimi nedeniyle vergilendirilmemektedir. Kırgızistan bu durumu gösteren en iyi örneklerden biridir. Birleşmiş Milletlerin verilerine göre nüfusun %55’i fakirlik sınırının altında olan ülkede (UNDP, 2002:46), gelir vergisinde en az geçim indirimi cömertçe uygulanmaktadır.. Bu çerçevede her vergi mükellefi her aylık gelirinin toplamından aylık asgari ücretin 6,5 katı tutarında bir  indirimden yararlanma hakkına sahiptir (KCVK m 76/1). Ayrıca, mükellefler aile indirimi diye adlandırabileceğimiz diğer bir uygulamadan da yararlanmaktadırlar. Bu bağlamda, mükellefin ailede bakmakla yükümlü olduğu her kişi için aylık asgari ücretin bir katı tutarında (KCVK m 76/2-1), dört ve daha fazla çocuğa sahip olan aileler de annenin yılda bir defaya mahsus olmak üzere aylık asgari ücretin bir katı  tutarında (KCVK m 76/2-2) indirim kullanma hakkı vardır. Bu uygulamalar sosyal adalet açısından övgüye layık görülmekle birlikte, gelir vergisinde  yükümlü sayısını azalttığı gibi vergi hasılatını da önemli ölçüde düşürdüğü için verginin mali amacı açısından pek de rasyonel olarak görmek mümkün değildir.

 

Kırgız vergi sisteminde, gelir vergisi tarifesinde dilim sayısı az olması (iki dilim), vergi mükelleflerinin çok büyük bir kısmının gelir vergisinin ilk dilimi içinde yoğunlaşması ve artan oranlılığın sınırlı olması gelir vergisinin hasılatı üzerinde olumsuz etki yaratmış ve bu  verginin toplam vergi gelirleri içinde çok düşük bir paya sahip olmasına neden olmuştur. Ayrıca, bir taraftan ekonomik krizden etkilenen birçok yerli işletmenin üretimini durdurmuş olması, diğer taraftan yabancı sermayenin teşviki için yabancı sermayeli kurumlara tanınan bir takım vergisel kolaylıklar nedeniyle toplam vergi gelirleri içinde kurumlar vergisinin payı da oldukça düşük kalmıştır. Öyle ki, gelir ve kurumlar vergisinden sağlanan toplam hasılat, katma değer vergisinden elde edilen hasılatın yarısına bile ulaşamamıştır.

 

Sonuç olarak Tablo: 3’te görüldüğü üzere Kırgızistan’da kamu gelirlerinin, kamu giderlerini karşılayamaması sonucu oluşan finansman açığı, büyük ölçüde borçlanma ile kapatılma yoluna gidilmiştir. Ancak, vergi-borçlanma tercihi yapılırken önemli olan nokta, bir ülkede borçlanmaya başvurabilmek için o ülkenin vergi kapasitesinin tam olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti ile mümkündür. Diğer bir ifade ile vergi potansiyeli tam olarak değerlendirildikten sonra, devlet gelirleri yeterli gelmezse borçlanmaya gidilmelidir. Vergilendirilecek vergi rezervleri mevcut olduğu halde borçlanmaya başvurmak, devleti borçları ödeyememe riski ile karşı karşıya bırakabilir.

 

3.3. Vergi Esnekliği

 

Bir verginin gelir esnekliği, vergi gelirindeki nispi değişikliğin milli gelir yada GSMH daki nispi değişikliğe oranı şeklinde ifade edilir. Vergi hasılatı refah dönemlerinde kendiliğinden artıyorsa ve konjonktürel daralma dönemlerinde kendiliğinden azalıyorsa gelir esnekliğinden söz etmek mümkündür. Bir verginin gelir esnekliği olduğu gibi bir vergi sisteminin de gelir esnekliği söz konusu olmaktadır. Vergi esnekliği, bir verginin ya da vergi sisteminin gelirinde meydana gelen mutlak değişikliğin aynı dönemde milli gelirde meydana gelen mutlak değişikliğe oranını ifade eder. Bir verginin gelir esnekliği, her şeyden önce o vergi matrahının ne ölçüde ekonomik konjonktüre bağlı olduğu, vergi tarifesinin yapısı ve vergi tekniğine ilişkin diğer yapısal özellikler tarafından belirlenir.

 

Vergi gelirlerinde önemli bir kıyaslama unsuru olan ve vergi gelirlerinin milli gelirdeki değişimlere karşı duyarlılığını gösteren vergi esnekliği açısından Kırgız vergi sisteminde ciddi bir sorun bulunmaktadır. Genel kabul görmüş kurallara göre, vergi esnekliği katsayısının birin altında olması, vergi gelirlerinde azalma olduğunun somut bir göstergesidir. Vergi esnekliği 1999 yılında 0.074, 2000 yılında 0,10 ve 2001'de 0.17 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum bir taraftan vergi sisteminin gelir sağlama fonksiyonunun yetersizliğini ortaya koyarken, diğer taraftan da vergi sisteminin konjonktürel istikrar sağlayıcı etkisinin zayıf olduğu anlamına gelmektedir.

 

Maliye literatüründe gelir ve gider vergilerinin esneklik kabiliyeti yüksek olduğu görüşü kabul hakimdir  Bununla birlikte vergi matrahı içinde ücret (konjonktüre karşı pek esnek değil) ve kazanç oranındaki değişmeler ile yükümlülerin bulunduğu gelir dilimlerinin seviyesi, artan oranlı tarifenin yapısı, vergi kolaylıklarının sistem içindeki ağırlığı ve vergi tahsil yöntemleri, gelir vergisinin “konjonktürel esnekliğini” etkileyen başlıca faktörler olarak rol oynamaktadır (Turhan, 1982: 405-410). Gelir esnekliği yüksek olan bir verginin konjonktürel istikrar sağlayıcı etkisinin kuvvetli ve aynı zamanda bu verginin vergi sistemi içindeki hasılatının yüksekliğine de bağlıdır. Bu nedenle vergi sistemi içinde çok küçük bir hasılatı olan bir verginin gelir esnekliği yüksek olsa dahi, konjonktürel etkisi önemsenmeyecek düzeyde sınırlı olabilir (Aksoy, 1998: 447). Kırgız vergi sisteminde, vergisel kolaylıkların yoğunluğu, vergi tarifesinin dilim sayısı az ve artan oranlı bir yapıdan uzak olması, vergi kayıp ve kaçaklarının yüksek oluşu nedeniyle gelir vergisi esnekliği oldukça düşüktür. Zaten toplam vergi gelirleri içinde önemli bir paya sahip olmadığından dolayı esnekliği yüksek olsa bile gelir vergisinin konjonktürel istikrar sağlayıcı gücü pek önemsenecek bir durumda değildir.

 

Kırgız vergi siteminde KDV, toplam vergi gelirleri içinde daima en önemli payı almayı başarmıştır. Henüz piyasa ekonomisine adapte olamayan çalışan, sosyalist bir ekonomik sistemin mirasını tamamen bünyesinde bulunduran bir idari yapıya sahip, kayıt ve belge sisteminin yaygın ve vergi denetimlerinin etkin olmadığı ülkede, KDV’den sağlanan hasılatın neredeyse toplam vergi gelirinin yarısını teşkil etmesi, Kırgızistan’ın bu verginin uygulanması konusundaki başarısının bir göstergesidir.

 

3.4. Vergilemede Adalet İlkesi

 

Klasik maliyeler dahil olmak üzere maliye bilimi ile uğraşanların öteden beri üzerinde durdukları en önemli konulardan biri de, adil bir vergi sisteminin kurulup, vergi yükünü adil bir şekilde topluma dağıtılması sorunudur. Vergilemede adalet; yatay adalet ve dikey adalet şeklinde incelenebilir. Yatay ve dikey adalet, vergi yükünün, kişilerin ekonomik ve mali durumları dikkate alınarak dağıtılmasını ifade etmektedir. Yatay adalet, vergilendirme yönünden benzer durumda bulunan kişilerin eşit işleme tabi tutulmasını, dikey adalet ise farklı ekonomik ve mali duruma sahip olan kişilere, farklılıkları ölçüsünde değişik işlem yapılmasını gerektirir.

 

Vergi mevzuatındaki yapısal sorunlar, vergi idaresi ve yargısının etkin çalışmaması, vergi denetiminin yetersiz oluşu, vergi kayıp ve kaçaklarının yoğunluğu dolayısıyla, Kırgızistan’da  yatay ve dikey adalet kavramı dikkate alınarak vergileme yapıldığını söylemek mümkün değildir. Özellikle kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, kayıt ve belge sisteminin oturmaması, vergi yükünün belli bir kesim üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştur.

 

Kırgızistan’da toplam vergi gelirleri içinde dolaysız vergilerin payının yüksek oluşu da vergi yükünün adil dağıtılmadığının bir diğer göstergesidir. Dolaysız vergilerin şahsileştirilebilmesi yani, yükümlünün ödeme gücüne uyumlu hale getirilebilme imkanının bulunması nedeniyle dolaylı vergilerden daha adil olduğu kabul edilmektedir. Oysa tüm gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Kırgız vergi sisteminin de en bariz özelliğinden biri, vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payının oldukça yüksek olmasıdır. Kişi başına gelirin düşük olması, gelir ve kurumlar vergisinde vergi tabanının dar olması, nüfusun büyük bir kesiminin tarımla iştigal etmesi, kurumlaşma düzeyinin düşük olması, gelir vergisinin ancak düşük bir artan oranlılıkla uygulanabilmesi, teknik ve idari yetersizlikler, vergi kaçakçılığın yaygın olması ve bilhassa yabancı sermayeli kurumlara yoğun vergisel teşvikler tanınması gibi başlıca önemli faktörlerin etkisiyle ülkede dolaysız vergiler etkin bir şekilde uygulanmamaktadır.

 

4. SONUÇ

 

Bağımsızlıktan hemen sonra merkezi planlı ekonomiden, serbest piyasa ekonomisi sistemine geçiş yönünde siyasi tercihini kullanan Kırgızistan, 1991 – 1995 yılları arsında yaşadığı ekonomik kriz sonucu düştüğü tehlikeli alandan yavaş yavaş çıkarak, liberalleşme yolunda daha emin adımlar atmaktadır. Kırgızistan’ın siyasi ve ekonomik yapısında meydana gelen bu değişiklik gecikmeli de olsa ülkenin ekonomik, siyasal, mali ve sosyal koşullarıyla iç içe olan vergi sistemine yansımıştır. Bu bağlamda liberal ekonomik felsefeyle bağdaşır bir şekilde, 1980'lerden sonra batı ülkelerinde gündeme gelen vergi reformlarındaki ana yönelişler de dikkate alınarak,  çağdaş vergileme prensiplerine uygun olarak hazırlanan Kırgız Cumhuriyeti Vergi Kanunu Tasarısı, K.C. Yüksek Meclisi’nde kabul edilerek 27 Aralık 1996 tarihinde yasalaşmıştır.

 

ABD ve Batı Avrupa ülkelerinin vergi sistemleri örnek alınarak hazırlanan Kırgız vergi sistemi, beklenen ölçüde vergi tahsili sağlama başarısını gösterememiştir. Kanımca bu durumu ekonomik yapı ve toplumsal disiplinle açıklamak mümkündür. Henüz piyasa ekonomisine adapte olmaya çalışan, sosyalist bir ekonomik sistemin mirasını tamamen bünyesinde bulunduran bir idari yapılanmaya sahip, kayıt ve belge sisteminin henüz tam yerleşmediği, vergi denetimlerinin etkin yapılmadığı, imalat sektörünün henüz yeterince gelişme gösteremediği, perakende ticaretin dağınık bir şekilde köşe başlarında ve yol kenarlarında yapıldığı bir ülkede, gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerin vergi sistemi esas alınarak oluşturulan bir vergi sisteminin ekonomik yapıya uyum sağlama şansının oldukça düşük olduğu kanısındayım. K.C. vergi kanunu çağdaş vergi ilkelerine uyumlu ve gelişmiş ülkelerin vergi sistemleri esas alınarak hazırlanmış olmasına rağmen, ekonomik yapı göz ardı edildiğinden uygulamada bir takım sıkıntılar doğurmuş, bunun üzerine yasama organı henüz yeni yasallaşan vergi kanununun bir çok maddelerinde değişiklik yapmak zorunda kalmıştır. Ancak bu değişiklikler bir bütünlük içinde yapılmadığından vergi sisteminin yapısal bütünlüğü zedelenmiştir.

 

Toplumsal disiplin ise, birey ve yetkililerin kendilerine düşen yükümlülük ve sorumlulukları üstlenmesi, yasaları titiz bir biçimde uygulaması ve onlara uyması ile kamu yönetiminin koyduğu önlemlere titiz bir şekilde uymasını zorunlu kılar. Yönetimlerin etkin olmaması, altyapı hizmetlerinde, vergi sistemi ve vergi toplama düzeninde, bütçe ve program alanında ve finansal yönetimde kendini göstermektedir. Kırgızistan’ın bu anlamda önemli mesafeler almış olmasına rağmen tam anlamıyla bir toplumsal disiplinden söz etmek mümkün değildir.

 

Sonuç olarak, ekonomik yapı ve uluslararası dengeler göz önüne alınarak Kırgız vergi sisteminin yeniden revize edilmesi ihtiyacı ortadadır. Ancak vergi kanununa sürekli eklentiler yapmak yerine, vergi sistemini bir bütün olarak göz önünde bulunduran vergi mevzuatı, vergi idaresi ve vergi yargısına ilişkin kapsamlı bir düzenleme yapılmalıdır. Yapılan düzenlemelerin ülkenin planlanan iktisadi ve sosyal yapısı ile uyumlu olması, hedeflenen iktisadi ve sosyal yapıya paralel olarak değiştirilmesi ve uygulamada ortaya çıkan sorunlara ve ihtiyaçlara da cevap verebilmesi gerekir..

 

 

 

KAYNAKÇA:

 

 

 

ABDULLAYEV, B.(2003), Sbornik Dokumentov: Nalog i Nalogooblojenie v Kırgızskoy Respublike (Nalogoviy Kodeks, Zakoni, Unstruktsii, Polojeniya).Bişkek.

 

AKSOY, Şerafettin (1998), Kamu Maliyesi, 3. Baskı, İstanbul: Filiz Kitabevi.

 

ATAÇ, Beyhan vd., Kamu Maliyesi (Ünite : 1–23), 7. Baskı, Eskişehir: Anadolu Ünv.A.Ö.F. Yayınları No: 519.

 

DPT (1996), Vergi Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara: T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Yayın No:Dpt : 2454 – ÖİK: 510.

 

EDİZDOĞAN, Nihat (Mart,1978),"Bir Vergi Suçu ve Cezası Olarak Vergi Kaçakçılığı", Bursa İ.T.İ.A.Dergisi, Cilt :VII, Sayı :1-2.

 

EKER, Aytaç-Metin Meriç (2000), Devlet Borçları (Kamu Kredisi), İzmir: Anadolu Matbaası.

 

HEPER, Fethi (1981),Toplumsal Yapı ile Vergi Yapıları Arasındaki İlişkiler, Eskişehir: İ.T.İ.A.Yayınları.

 

KIRBAŞ, Sadık(Haziran 1995), "Çağdaş Bir Vergi Sistemine Yaklaşım", Yaklaşım, Sayı: 30.

 

KOYÇUEV, Turar (Glavnıy Redaktor) (2003), Ekonomika Kırgızskoy Respubliki, Bişkek: İzdaniya Kırgızskoy- Turetskoyo Universiteta “MANAS”: 24, Seriya Uçebnıh Posobiy:12.

 

Natsiyonalnıy Statistiçeskiy Komitet Kırgızskoy Respubliki (2003), Sotsialno – Ekonomiçeskoe Polojenie  Kırgızskoy Respubliki, Bişkek.

 

TURHAN, Salih (1982), Vergi Teorisi, İstanbul: İstanbul Ünv. Yayınları No: 2913.

 

TÜRK, İsmail (1996), Kamu Maliyesi, 2. Baskı, Ankara: Turhan Kitabevi.

 

UNDP (2002), Natsionalnıy Otçöt, Çeloveçeskoye Razvitiye v Gornıh Regionah Kırgızskoy Respubliki, Bişkek.

 

 

 

 

 



[1] Kommersiyalık Enstitüsü Türk Dünyası İşletme Fakültesi Misafir Öğretim Üyesi ve Uludağ Üniversitesi, İİBF, Maliye Bölümü Öğretim Üyesi