T.C. MERKEZ BANKASI YASASI ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK KRİTERLERİNE UYGUN MU?

Yıl: 7 Sayı:78
Haziran 2004

< önceki

 

 

Yrd. Doç. Dr. Seyfettin ERDOĞAN

 

 

 

T.C. MERKEZ BANKASI YASASI ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK KRİTERLERİNE UYGUN MU?


Abstract

Is the Law of the Central Bank of the Republic of Turkey Suitable for  Transparency and Accountability Criteria?

The criticism to discretionary policy applications in the monetary policy literature, as well as the negative effects of inflation costs, have lead to the emergence of a trend which makes price stability the primary goal of monetary policy. As a result, efforts at increasing the credibility have gained importance. Because, credibility affects the expectations in positive direction and facilitates to achieve the price stability goal. The suitability of central bank law for transparency and accountability criteria is an important factor for credibility.

The aim of this study is to analyze the Law of the Central Bank of the Republic of Turkey in terms of transparency and accountability criteria.

Özet

Para politikası literatüründe aktivist politikalara karşı ileri sürülen eleştirilerin yanısıra enflasyonun ortaya çıkardığı maliyetler, para politikası için birincil hedef olarak fiyat istikrarının tercih edilmesine yol açmıştır. Dolayısıyla merkez bankasının güvenilirliğini artırma çabaları önem kazanmıştır. Çünkü, güvenilirlik merkez bankasının iktisadi birimlerin beklentileri üzerinde etkili olma gücünü artırarak söz konusu hedefe ulaşmayı kolaylaştırır. Merkez Bankası Yasası’nın şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerine uygunluk düzeyinin artırılması güvenilirliğin tesisi açısından önemli bir adımdır.

Bu çalışmanın amacı, açık enflasyon hedeflemesi stratejisini uygulamayı tasarlayan T.C. Merkez Bankasının Yasası’nı şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterleri açısından analiz etmektir.

Giriş

Son yıllarda, para politikası literatüründe aktivist politikalara karşı ileri sürülen eleştirilerin yanısıra bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomide enflasyonun ortaya çıkardığı iktisadi ve sosyal sorunlar, para politikası için birincil hedef olarak fiyat istikrarının tercih edilmesine yol açmıştır. Bu gelişme ile birlikte, merkez bankasının güvenilirliğini tesis etme çabaları artmıştır. Çünkü, güvenilirlik merkez bankasının iktisadi birimlerin beklentileri üzerinde etkili olma gücünü artırarak söz konusu hedefe ulaşmayı kolaylaştırır. Merkez Bankası Yasası’nın şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerine uygunluk düzeyinin artırılması güvenilirliğin tesisi açısından önemli bir adımdır.

Bu çalışmanın amacı, açık enflasyon hedeflemesi stratejisini uygulamayı tasarlayan T.C. Merkez Bankasının Yasası’nı, ilgili literatürde yer alan çalışmaların ortaya koyduğu şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterleri açısından analiz etmektir.

Konuya ilişkin ön bilgi vermek amacıyla, söz konusu analize geçmeden önce şeffaflık ve hesap verebilirliğin tanımı yapıldıktan sonra rasyonelleri açıklanacaktır.

1. Şeffaflık ve Hesap Verebilirliğin Tanımı

Merkez bankasının şeffaflığı, parasal otoritenin kamuoyuna, para politikası hedefleri, tercihlerine ilişkin öncelikleri, ekonominin yapısı ve işleyişine ilişkin yorumları, ekonomik veriler konusundaki bilgisi, geleceğe ilişkin beklentileri, tercih ettiği politika yapma stratejisi ve karar alma süreci (toplantı tutanakları ve oylama kayıtları) hususunda sürekli bilgi akışı sağlaması, şeklinde tanımlanabilir.[1] Kısaca ifade etmek gerekir ise, merkez bankasının şeffaflığı kavramı, “para politikası yapıcıları ile iktisadi birimler arasında asimetrik enformasyonun olmaması” şeklinde tanımlanabilir.[2]

Merkez bankasının hesap verebilirliği ise, “bankanın fiyat istikrarı hedefine ulaşmak üzere uyguladığı politika uygulamalarından kamuoyu ve hükümete (parlamentoya) karşı sorumlu olması” şeklinde tanımlanabilir. Son yıllarda bağımsızlık düzeylerini artırmak üzere yasal düzenlemeler ile güçlü bir konuma getirilen merkez bankalarının demokrasinin gereği olarak politika uygulamalarına ilişkin hesap verebilirliklerinin de sağlanması zorunludur. Çünkü bağımsızlık, para politikası uygulamalarının seçimle iş başına gelmeyen bir otorite olan merkez bankasına yüklenmesine yol açar. “Demokratik açık”, problemine yol açan bu durum, bankanın faaliyetlerinden ötürü hesap verebilirliğinin sağlanması ile giderilebilir.[3]

Merkez bankasının politika uygulamalarının şeffaf hale getirilmesinin temel amacı, bankanın hesap verebilirliğini sağlamaktır. Dolayısıyla şeffaflık ve hesap verebilirlik kavramlarını birbirinden ayrı düşünmemek gerekir.

2. Şeffaflık ve Hesap Verebilirliğin Rasyonelleri

Merkez bankasının şeffaflığı ve hesap verebilirliği, enflasyon hedeflemesi stratejisinin en önemli ön koşullarından biridir. Merkez bankasının şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyinin artırılması, iktisadi birimlerin politika uygulamalarını anlama ve izleme olanağını artırdığı gibi bankaya tutarlı ve istikrarlı politikalar uyguladığını anlatma şansı da verir. Merkez bankası bu sayede güvenilirliğini artırabilir. Blinder, tarafından kamuoyunda merkez bankasının söylediklerini yapacağına ilişkin yerleşik bir inancı ifade etmek amacıyla kullanılan güvenilirlik olgusu, politika uygulamaları ile istenilen sonuçlara ulaşmayı kolaylaştırır.[4]

Esas itibariyle merkez bankasının güvenilirliğini tesis etme amacıyla gündeme gelen şeffaflık ve hesap verebilirliğin lehinde ileri sürülen temel görüşler aşağıdaki noktalarda toplanabilir:

- Şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyinin artırılması, merkez bankalarının fırsatçı eğilimler sergilemesini ya da bu tür eğilimlere aracılık etmesini zorlaştırır. Politikacıların politika uygulamalarına ilişkin sorumluluk düzeyinin artırılması, kişisel tercihlerin toplumsal tercihlerin önüne geçmesini önler.[5]

- Merkez bankasının şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyini artırılması, enflasyon değişkenliğinin ve enflasyonist beklentilerin azalmasına yol açar. Yeni Zelanda, Avusturalya, Kanada, İngiltere, İsveç ve Finlandiya ile enflasyon hedeflemesi stratejisini, temel alınan dönemde, uygulamayan ülkelerden ABD, Japonya, İsviçre, Almanya, Fransa ve Hollanda’nın hasıla açığı değişkenliği ile enflasyon değişkenliği arasındaki trade-off ilişkini açıklayan verilerini analiz eden Arestis, Caporale ve Cipollini, bu iddiayı destekler bulgular elde etmiştir. Söz konusu ülkelerin performanslarının değerlendirildiği bu çalışmada, enflasyon hedeflemesi stratejisini uygulayan ülkeler ile uygulamayan ülkelerin hasıla değişkenliği ile enflasyon değişkenliği ilişkisi karşılaştırılmış ve açık enflasyon hedeflemesi stratejisini uygulayan ülkelerin 1990’lı yıllarda göreli olarak daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Söz konusu başarıda önemli ölçüde para politikası şeffaflığının etkili olduğu ileri sürülmüştür. Yazarlara göre, para politikasının şeffaflık düzeyinin artırılmasının ortaya çıkardığı bu sonuç, merkez bankasının saygınlığının artması ile birlikte enflasyonist beklentilerin azalmasından kaynaklanmıştır.[6] Bu çalışmada yer alan ülkelerden Avusturalya ve Finlandiya’nın enflasyon hedeflemesi stratejisini uygulamasına rağmen enflasyonist beklentilerin kırılması açısından düşük bir performans sergilemesi, başka bir ifade ile, enflasyon değişkenliğini göreli olarak daha yüksek hasıla açığı değişkenliği maliyetine katlanarak düşürebilmesi, şeffaflığın önemini daha da artırmaktadır. Çünkü gerek Avusturalya gerekse Finlandiya, parasal otoritenin şeffaflık ve saygınlık düzeyini artırıcı girişimlere geç başlamışlardır. Buna karşın, İngiltere, İsveç, Kanada ve Yeni Zelanda’nın merkez bankaları enflasyon hedeflemesine geçiş ile birlikte, yayınladıkları enflasyon raporu ile planlarını ve hedeflerini açıkça ilan edip kamuoyu ile etkili bir iletişim kurmuş ve dolayısıyla hem güvenilirlik hem de hesap verebilirlik düzeylerini artırmışlardır.[7]

- Şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyinin artırılması dezenflasyon maliyetlerinin azalmasını sağlar. Çünkü politika uygulamalarının şeffaf bir şekilde yürütülmesi iktisadi birimlerin desteğini artırır. OECD ülkeleri üzerine yapılan ampirik araştırmalar bu iddianın geçerliliğini doğrulayan kanıtlar elde etmiştir. Söz konusu araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre, risk ve tahmin hatalarının tartışıldığı dökümanlar ile toplantı tutanakları ve oylama kayıtlarının yayınlanması, dezenflasyon maliyetlerinin göstergesi olan özveri rasyosunun azalması sonucunu doğurur.[8]

- Merkez bankasının şeffaflığı ve hesap verebilirliği ile finansal piyasaların etkinliği arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır: Rafferty and Tomljanovich, tarafından ABD ekonomisi için yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre, merkez bankası ile kamuoyu arasındaki iletişime ilişkin şeffaflık düzeyinin artması, finansal piyasalardaki oynaklığın azalmasına katkı sağlayarak, etkinliğin artmasına yol açar. [9]

3. Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Kriterleri ve T.C. Merkez Bankası Yasası

Şeffaflık ve hesap verebilirliğin özellikle enflasyon ile mücadele konusunda sağladığı pozitif katkılar, bir çok ülkede, parasal otorite ile ilgili bir takım reform girişimlerinin gündeme gelmesine yol açmıştır. 1211 sayılı TCMB Yasası’nda 4651 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler bu anlamda değerlendirilebilir.

Söz konusu yasal düzenlemenin Banka’nın hesap verebilirlik ve şeffaflık düzeyini ne ölçüde arttırdığı, şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterleri[10] esas alındığında aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir.

i) Para politikası için önceliği açıkça ifade edilen bir hedefin belirlenmesi

Son yıllarda iktisatçıların önemli bir bölümü para politikasının birincil hedefinin fiyat istikrarı olması gerektiği konusunda görüş birliğine varmışlardır. Bu iktisatçılara göre enflasyon ile hasıla büyüme oranı arasında ne orta ne de uzun dönemde trade-off ilişkisi mevcut değildir. Başka bir ifade ile, orta ve uzun dönemli Phillips eğrisi dikeydir. Çünkü iktisadi birimlerin sistematik hatalar yapması her zaman mümkün değildir. Dolayısıyla parasal otoritenin uygulaması gereken en makul strateji, fiyat istikrarı hedefine ulaşmaktır.[11]

Fiyat istikrarının tek ya da öncelikli hedef olarak belirlenmesi merkez bankasının performansını izleme olanağını artırır. Para politikası hedeflerinin öncelik sıralamasının yapılmaması halinde gerek yetkili otoritelerin gerekse kamuoyunun etkili bir performans denetimi yapma şansı azalır.[12] Gerçekten de birden fazla hedefin varlığı halinde, hedefler arasında çatışma olabileceği ihtimali de göz önüne alındığında, politika uygulamalarının başarısı sağlıklı bir şekilde ölçülemez.

Kimi zaman fiyat istikrarı yerine, büyüme hedefinin de tercih edilebileceği ileri sürülmektedir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, büyüme hedefinin politik baskıları önlemediği, yüksek enflasyon tecrübesi yaşayan ülkelerin önemli bir gerçeğidir. Dolayısıyla politikacıların sürpriz enflasyona yol açmalarını önlemek üzere kamuoyu tarafından kolaylıkla anlaşılan ve izlenebilen bir değişken olan fiyat istikrarının birincil hedef olarak ilan edilmesi en doğru tercihtir. Ayrıca unutmamak gerekir ki, fiyat istikrarı istikrarlı bir iktisadi büyüme performansının en temel ön koşullarından biridir.

Fiyat istikrarı hedefinin para politikası için birincil hedef olarak ilan edilmesi, doğal olarak siyasal iktidarın doğrudan ya da dolaylı yollarla finanse edilemeyeceği sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla fiyat istikrarı hedefi, merkez bankasının politik baskılarından uzak kalacağının taahhüdüdür. Söz konusu taahhüt politika uygulamalarına ilişkin sorumluluğun ortaya çıkışında ilk adım olarak kabul edilebilir.

T.C. Merkez Bankası Yasası’nda Banka’nın temel amacının fiyat istikrarı olduğu açıkça ifade edilmiştir.

ii) Hedefin nicel olarak ilan edilmesi

Merkez bankası yasasında ya da yasaya dayanan herhangi bir belgede para politikası hedeflerinin nicel olarak ifade edilmesi, parasal bir strateji olarak enflasyon hedeflemesinin uygulanmakta olduğunun göstergesidir. Sayısal enflasyon hedefi, politika uygulamalarına ilişkin sorumluluğun belirlenmesi açısından önemli bir faktördür. Çünkü politika uygulayıcılarının performansı, enflasyonun esas alınan zaman diliminin sonundaki fiili oranı ile hedeflenen oranı karşılaştırılarak ölçülür.[13]

Türkiye’de enflasyon hedeflemesi stratejine geçildiğinde, nokta hedef yerine aralık hedef tercih edilmelidir. Çünkü, son zamanlarda enflasyon oranlarında kayda değer düşüşler gözlenmekte ise de, başta fiskal baskınlık olmak üzere, enflasyonist eğilimleri tırmandıran potansiyel tehlikeler tamamen ortadan kaldırılmamıştır. Nokta hedefin ilan edilmesi halinde, enflasyonda olası bir sapma eğiliminin ortaya çıkması, enflasyonist beklentileri körükleyerek stratejinin başarısızlığına yol açabilir.

Enflasyona ilişkin sayısal hedef, Kanun’da “Banka, Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit eder” şeklinde ifade edilen düzenlemeden hareketle, merkez bankası ve hükümet tarafından ortak ilan edilmelidir. Çünkü, Türkiye ekonomisinde hükümetler politika uygulamalarının sorumluluğunu üstlenmediklerinden hiçbir istikrar programı uzun süreli uygulanmamıştır. Kısa sürede kamu mali dengesinde sağlanan kısmi düzelmeden sonra yeniden popülist politikalara başvurulmuştur. Dolayısıyla enflasyon hedeflemesi stratejisinin başarısı açısından, hükümetin merkez bankası ile birlikte sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir.

Ortak sorumluluk, para ve maliye politikalarının koordinasyonu açısından da zorunludur. Merkez bankası ile birlikte kamuoyuna enflasyona ilişkin sayısal bir hedef ilan eden hükümet, maliye politikasını popülist amaçlar ile kullanmayacağını taahhüt etmiş olmaktadır.

iii) Merkez bankasının gerek kamuoyu gerekse parlamento ile açık ve etkili bir iletişim stratejisi yürütme zorunluluğunda olması

Merkez bankalarının hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerinin gereği olarak, standart bülten ve raporlara ilaveten yayınlamak zorunda oldukları temel dökümanlar şunlardır.[14]

Enflasyon raporu

Enflasyon raporu, hesap verebilirlik sürecinde göz önünde bulundurulması gereken önemli bir belgedir. Çünkü bu belgede yetkili kurulların ekonominin cari ve gelecek dönemdeki gidişatına ilişkin düşünceleri açıkça ifade edilmektedir.[15] Enflasyon hedeflemesi stratejisini uygulayan ülkelerde kamuoyu ile iletişim kurma amacıyla kullanılan yayınlar içerisinde en yaygın olanı, enflasyon raporudur.

İlave düzenli yayınlar

Para politikası ile ilgili, raporlar, değerlendirmeler ve programlar gibi düzenli yayınlar bu kategoride yer alır.

Toplantı tutanakları ve oylama kayıtları

Merkez bankası yönetim kurulu toplantı tutanaklarının ve oylama kayıtlarının kamuoyunun bilgisine sunulmak üzere makul zamanda yayınlanması, politika uygulamalarına ilişkin sorumluluğun belirlenmesi açısından oldukça önemlidir.

Yukarıda da ifade edildiği gibi, toplantı tutanaklarının yayınlanması dezenflasyon maliyetlerinin düşmesini sağlar. Öte yandan önemle belirtmek gerekir ki, toplantı tutanakları ve oylama kayıtlarının yayınlanması, politika yapıcıların siyasi baskılara maruz kalmalarını önleyeceği gibi daha titiz çalışmalarını sağlar.

Parlamentoyu bilgilendirme raporu

Merkez bankası, faaliyetleri ile ilgili olarak yılda birkaç kez parlamentoyu bilgilendirme raporu hazırlar. Bu uygulama enflasyon hedeflemesi stratejisini uygulayan ülkelerin en çok başvurduğu iletişim yöntemlerinin başında gelmektedir. Türkiye’de de uygulanan bu yöntem ile ilgili olarak T.C.Merkez Bankası Yasası’nda aşağıdaki düzenleme yer almaktadır:

“Başkan (Guvernör) tarafından, Banka faaliyetleri ile uygulanmış ve uygulanacak olan para politikası hakkında her yıl nisan ve ekim aylarında Bakanlar Kuruluna rapor sunulur. Banka, faaliyetlerine ilişkin olarak, yılda iki defa Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunu bilgilendirir”.

Gerekçeli performans raporu

Hedeflerde sapma tehlikesi ortaya çıktığında, söz konusu durumun nedenleri, alınan önlemler ve tasarlanan süreye ilişkin bilgiler performans raporu aracılığı ile kamuoyuna duyurulur.

Enflasyon hedeflemesi stratejini uygulayan bir merkez bankası hedeflerine ne ölçüde ulaşabileceğini açıkça izah etmek zorunda olmalıdır. Söz konusu zorunluluk özellikle ilan edilen sürede hedeflere ulaşamama olasılığı belirdiğinde yerine getirilmelidir. Güvenilirliğin zedelenmemesini sağlamak için, alınması gerekli önlemlerin tutarlılığı, ayrıntıları ile açıklanmalı ve kamu oyunda endişe doğuracak eğilimlerden titizlikle kaçınılmalıdır.

T.C. Merkez Bankası Yasası’nda Banka’nın, belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamaması ya da ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde, nedenlerini ve alınması gereken önlemleri hem Hükümete yazılı olarak bildirme hem de kamuoyuna açıklama zorunluluğunda olduğunun ifade edilmesi konuya verilen önemi ortaya koymaktadır.

Hedeflere ulaşma performansını açıklayan dökümanların yayınlanmasından sonra iktisadi birimlerin beklentilerinde ciddi bir sapmanın ortaya çıkmaması, merkez bankasının güvenilirliği açısından son derece önemli bir göstergedir.

Buraya kadar yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Merkez Bankası etkili bir iletişim stratejisine büyük önem vermektedir. T.C.Merkez Bankası’nın son yıllarda yürüttüğü iletişim stratejisi esas itibariyle, Yasa’da yer alan aşağıdaki düzenlemelere dayanmaktadır.

“Para Politikası Kurulu, Para politikası hedefleri ve uygulamaları konusunda belirli dönemler itibarıyla raporlar hazırlayarak Hükümetin ve belirleyeceği esaslar doğrultusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi ile görevli ve yetkilidir”.

“Banka, para politikası hedefleri ve uygulamalarına ilişkin dönemsel raporlar hazırlar ve kamuoyuna duyurur. Raporların hangi dönemler itibarıyla hazırlanacağı, kapsamı ve açıklanma usulü Bankaca belirlenir”.

Son olarak önemle belirtilmelidir ki, Merkez Bankası’nın benimsediği etkili iletişim stratejisi, sadece yayınlar aracılığı değil, aynı zamanda Başkan ve diğer yetkililerin sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerde fiyat istikrarının önemini açıklayan konuşmalar ile de yürütülmektedir.

iv) Merkez bankasının politika uygulama sürecinde gerekli para politikası araçlarını seçme ve kendi kararlarını uygulama yetkisine sahip olması

Para politikası için birincil hedefin belirlenmesi, merkez bankasının amaç bağımsızlığına sahip olmadığı sonucunu doğurmaktadır. Bankanın para politikasının hedefini belirleme insiyatifine sahip olmaması, operasyonel bağımsızlığa sahip olmayacağı anlamına gelmez. Enflasyon hedeflemesi stratejisini uygulayan ülkelerin merkez bankaları operasyonel bağımsızlığın gereği olarak, enflasyon hedefini yakalamak için uygun gördükleri para politikası araçlarını seçerek uygulama insiyatifine sahiptir. Bu olanak, bankanın sorumluluğunun ön koşullarını sağlama gerekçesine dayanmaktadır.[16] Diğer bir ifade ile operasyonel bağımsızlık, merkez bankasının önceden belirlenen hedefe uygun araçlar seçip seçmediği hususunda sorumlu tutulmasına meşruiyet kazandırır.

T.C.Merkez Bankası Kanunu Banka’nın operasyonel bağımsızlığını aşağıdaki şekilde ifade etmiştir.

“...Banka, para politikasının uygulanmasında tek yetkili ve sorumludur”.

“...Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler”.

v) Merkez bankası başkanının politika uygulamalarına ilişkin performansından sorumlu olması

Araç bağımsızlığına sahip bir merkez bankasının politika uygulamalarından dolayı sorumlu olması, hesap verebilirliğin en önemli kriteridir. Çünkü araç bağımsızlığına sahip bir merkez bankasının uyguladığı para politikası sıradan bir bireyi bile derinden etkiler. Dolayısıyla, demokratik bir toplumda merkez bankası, hem faaliyetleri hem de ulaşmak istediği hedefleri kamu oyuna izah etmek zorundadır.[17] Aynı zamanda söz konusu politika uygulamalarının sonuçlarından da sorumlu olmalıdır.

Merkez bankasının politika uygulamalarından sorumlu olması, banka yönetiminin performansını artırma gerekçesine dayanmaktadır. Hedeflere ulaşılamaması halinde cezalandırılacağını bilen politika yapıcılar, daha titiz davranırlar. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, banka yönetiminin performansının artırılması, politika uygulayıcılarının gerektiğinde ödüllendirilmesini de zorunlu kılmaktadır.

Merkez Bankası başkanın sorumluluğuna ilişkin en ekstrem düzenleme, Yeni Zelanda Merkez Bankası için yapılmıştır. Her ne kadar fiilen uygulanmamış ise de, Yeni Zelanda Merkez Bankası Yasası ile, hedeflere ulaşılamaması halinde başkanın görevden uzaklaştırılması kararlaştırılmıştır.

T.C. Merkez Bankası başkanına yönelik bu tür bir yaptırımın uygulanması şu an için doğru bir karar değildir. Çünkü Türkiye’de enflasyonist baskılar, esas itibariyle kamu dinamiklerine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Kamu kaynaklı enflasyonist baskılar ortadan kaldırılmadan politika uygulamalarına bağlı olarak merkez bankası başkanının görevden alınması, başka bir ifade ile, başarısızlığın faturasının önceki dönemlerde de gözlendiği gibi sadece merkez bankasına yüklenmesi uygulanacak parasal stratejinin güvenilirliğini zedeler.

T.C. Merkez Bankası Yasası’nda Banka’nın sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki hükümler yer almaktadır.

“Başbakan, Bankanın işlem ve hesaplarını denetlettirebilir. Başbakanlık bu hususta her türlü bilgiyi Bankadan isteyebilir“.

“Banka, bilanço, kar ve zarar hesaplarını bağımsız denetim kuruluşlarına denetlettirebilir”.

Buraya kadar yapılan açıklamalardan sonra, şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerinin önem derecesi esas alanırak T.C. Merkez Bankası Yasası’nın söz konusu kriterlere uygunluk düzeyi aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

Şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerine göre T.C. Merkez Bankası Yasası

Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Kriterleri

T.C. Merkez Bankası Yasası

i) Para politikası için önceliği açıkça ifade edilen bir hedefin belirlenmesi

+

ii) Hedefin nicel olarak ilan edilmesi*

-

iii) Merkez Bankasının gerek kamuoyu gerekse parlamento ile açık ve etkili bir iletişim stratejisi yürütme zorunluluğunda olması**

Enflasyon raporu

İlave düzenli yayınlar

Toplantı tutanakları ve oylama kayıtları

Parlamentoyu bilgilendirme raporu

Gerekçeli performans raporu

+

iv) Merkez bankasının politika uygulama sürecinde gerekli para politikası araçlarını seçme ve kendi kararlarını uygulama yetkisine sahip olması

+

v) Merkez bankası başkanının politika uygulamalarına ilişkin performansından sorumlu olması

+

*Enflasyonist eğilimlerin ortaya çıkışında kamu dinamiklerinin belirleyici olduğu gerçeği dikkate alındığında nicel fiyat istikrarı hedefinin hükümet ve merkez bankasının ortak kararı ile ilan edilmesi sorumluluğun haklılığı açısından oldukça önemlidir. Çünkü mali disiplin sağlanmadığı sürece enflasyon oranlarının uzun süre düşük düzeylerde kalması mümkün değildir.

**Merkez bankasının iletişim performansı şu an için yeterlidir. Enflasyon hedeflemesi stratejisinin ilan edilmesi ile birlikte başta toplantı tutanaklarının yayınlanması olmak üzere, daha kapsamlı bir iletişim stratejinin uygulanacağı şimdiye kadar kaydedilen gelişmelerden açıkça anlaşılmaktadır.

Sonuç

1211 sayılı TCMB Kanunu’nda değişiklik yapan 4651 sayılı Kanun, şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerine önemli ölçüde uygundur. Her şeyden önce söz konusu Yasa’nın uygulanması ile birlikte, siyasal iktidarların doğrudan ve dolaylı yöntemler ile finanse edilmesinin yolları kapatılmış, kurum üzerindeki politik baskılar azalmıştır. Öte yandan Merkez Bankası enflasyon hedeflemesi stratejisini, henüz açıkça ilan etmemesine rağmen, yayınladığı dökümanlar sayesinde kamuoyu ile etkili bir iletişim süreci başlatmış ve güvenilirliğini kayda değer ölçüde artırmıştır.

Enflasyon hedeflemesi stratejisinin başarısı, parasal otoritenin şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyinin artırılmasının yanısıra faiz oranı, döviz kuru ve enflasyon oranı gibi değişkenlerin belirli bir düzeyde istikrar kazanmasına ve borçların çevrilebilirliğine ilişkin bir endişenin olmamasına bağlıdır. Bu anlamda siyasal iktidara büyük sorumluluklar düşmektedir. Mali disiplini bozucu ve piyasa katılımcılarının beklentilerini olumsuz yönde etkileyici faaliyetlerden özenle kaçınılmalıdır.

Yararlanılan Kaynaklar

Arestis, Philip, Guglielmo Maria Caporale and Andrea Cipollini, “Does Inflation Targeting Affect the Trade-Off Between Output Gap and Inflation Variability?”, The Manchester School, Vol:70, No:4, 2002, ss.528-45.

Artis, Mike, Paul Mizen and Zenon Kontolemis, “ Inflation Targeting: What can the ECB Learn from the Recent Experience of the Bank of England”, The Economic Journal, Vol:108, 1998, ss.1810-25.

Bernanke, Ben S. vd., Inflation Targeting: Lessons From the International Experience, Princeton Uni. Press., 1999.

Blinder, Alan S., “Central Bank Credibility . Why Do We Care? How Do We Build It?”, The American Economic Review, Vol:90, No:5, 2000, ss.1421-31.

Blinder, Alan S., Central Banking in Theory and Practice, The MIT Press., 1998.

Briault, Clive B., Andrew Haldane ve Mervyn A. King, “Independence and Accountability”, Bank of England Working Paper, No:49, 1996, ss.1-49.

Buiter, Willem H., “Alice in Euroland”, Journal of Common Market Studies, Vol:37, No:2, 1999, ss.181-209.

Chortareas, Georgios, David Stasavage ve Gabriel Sterne, “Does Monetary Policy Transparency Reduce Dısinflation Costs?”, The Manchester School, Vol:71, No:5, 2003, ss.521-40.

Eijffinger, Sylvester C.W. ve Marco Hoeberichts, “Central Bank Accountability and Transparency: Theory and Some Evidence”, International Finance, Vol:5, No:1, 2002, ss.73-96.

Fischer, Stanley, “Modern Central Banking”, The Future of Central Banking, (The Tercentenary Symposium of the Bank of England), Ed. by Forrest Capie vd., Cambridge Uni. Press, 1994, ss.262-308.

Geraats, Petra M., “Central Bank Transparency, The Economic Journal,Vol:112, 2002, ss.532-65.

Goodhart, C.A. E., The Central Bank and the Financial System, The MIT Press., 1995.

Green, Edward J., “Central Banking and the Economics of Information, Economic Perspectives, Federal Reserve Bank of Chicago, Vol:25, No:2, 2001, ss.28-37.

Mahadeva, Lavan and Gabriel Sterne, “Inflation Targets As a Stabilization Device, The Manchester School, Vol:70, No:4, 2002, ss.619-50.

Neumann, Manfred J.M., “Transparency in Monetary Policy”, Atlantic Economic Journal, Vol:30, No:4, 2002, ss.353- 65.

Nolan Charles and Eric Schaling, “Monetary Policy Uncertainty and Central Bank Accountability”, Bank of England Working Paper, No.54, 1996, ss.1-45.

Oktar Suat, Enflasyon Hedeflemesi, İstanbul:Bilim-Teknik Yayınevi, 1998.

Oktar, Suat, Merkez Bankalarının Bağımsızlığı, İstanbul:Bilim Teknik Yayınevi, 1996

Rafferty, Matthew and Marc Tomljanovich, “Central Bank Transparency and Market Efficiency: An Econometric Analysis” Journal of Economics and Finance, Vol:26, No:2, 2002, ss.150-61.

Stasavage, David, “Transparency Democratic Accountability and the Economic Consequences of Monetary Institutions”, American Journal of Political Science, Vol:47, No:3, 2003, ss.389-402.

TCMB Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Kanun No. 4651.

Truman, Edwin, M., Inflation Targeting in the World Economy, Institute for International Economics, Washington, DC., 2003.

 

 




[1] Manfred J.M. Neumann, “Transparency in Monetary Policy”, Atlantic Economic Journal, Vol:30, No:4, 2002, s.353, Edward J Green, “Central Banking and the Economics of Information, Economic Perspectives, Federal Reserve Bank of Chicago, Vol:25, No:2, 2001, ss.28-37.

[2] Petra M. Geraats, “Central Bank Transparency, The Economic Journal,Vol:112, 2002, ss.532-65.

[3] Clive B. Briault, Andrew Haldane ve Mervyn A. King, “Independence and Accountability”, Bank of England Working Paper, No:49, 1996, ss.1-49.

[4] Alan S.Blinder, “Central Bank Credibility: Why Do We Care? How Do We Build It?”, The American Economic Review, Vol:90, No:5,2000, s.1422.

[5] Charles Nolan and Eric Schaling, “Monetary Policy Uncertainty and Central Bank Accountability”, Bank of England Working Paper, No.54, 1996, s.28.

[6] Philip Arestis, Guglielmo Maria Caporale and Andrea Cipollini, “Does Inflation Targeting Affect the Trade-Off Between Output Gap and Inflation Variability?”, The Manchester School, Vol:70, No:4, 2002, ss.528-45.

[7] Arestis, Caporale and Cipollini, a.g.m., ss.541-42., Lavan Mahadeva and Gabriel Sterne, “Inflation Targets As a Stabilization Device, The Manchester School, Vol:70, No:4, 2002, s.645.

[8] Georgios Chortareas, David Stasavage and Gabriel Sterne, “Does Monetary Policy

Transparency Reduce Dısinflation Costs?”, The Manchester School, Vol:71, No:5, 2003, ss.521-40., David Stasavage, “Transparency Democratic Accountability and the Economic Consequences of Monetary Institutions”, American Journal of Political Science, Vol:47, No.3, 2003, ss.389-402.

[9] Matthew Rafferty and Marc Tomljanovich, “Central Bank Transparency and Market Efficiency: An Econometric Analysis” Journal of Economics and Finance, Vol:26, No:2, 2002, ss.150-61.

[10] Sylvester C.W.Eijffinger ve Marco Hoeberichts, “Central Bank Accountability and Transparency: Theory and Some Evidence”, International Finance, Vol:5, No:1,2002, ss.73-96., Stanley Fischer, “Modern Central Banking”, The Future of Central Banking, (The Tercentenary Symposium of the Bank of England), Ed. by Forrest Capie vd., Cambridge Uni.Press, 1994, ss. 301-302.

[11] C.A. E. Goodhart, The Central Bank and the Financial System, The MIT Press, 1995, s.216.

[12] Eijffinger ve Hoeberichts, a.g.m., s.75

[13] Bernanke, Ben S. vd. Inflation Targeting: Lessons From the International Experience, Princeton Uni. Press, 1999, s.38.

[14] Truman, Edwin, M., Inflation Targeting in the World Economy, Institute for International Economics, Washington, DC., 2003, s.67.

[15] Buiter, Willem H., “Alice in Euroland”, Journal of Common Market Studies, Vol:37, No:2, 1999, s.194.

[16] Mike Artis, Paul Mizen and Zenon Kontolemis, “ Inflation Targeting: What can the ECB Learn from the Recent Experience of the Bank of England”, The Economic Journal, Vol:108, 1998, s.1819.

[17] Alan S. Blinder, Central Banking in Theory and Practice, The MIT Press, 1998, ss.68-69.