|
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİNDE İNSAN
HAKLARININ KORUNMASI
GİRİŞ
Günümüzde insan haklarının tanınması, korunması ve
geliştirilmesi devletlerin kendi iç hukuklarını aşarak uluslararası bir
nitelik kazanmıştır. Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve Avrupa Konseyi gibi
örgütler başta olmak üzere evrensel ve bölgesel düzeyde uluslararası örgütler
insan haklarını uluslararası düzeyde korumaya yönelik faaliyetlerde
bulunmaktadır.
İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi,
İkinci Dünya Savaşının ertesinde kurulan ve BM kurucularının yaşanan iki
büyük savaşın acılarının bir kez daha yaşanmasına izin verilmemesine karar
verdikleri 1945’den bu yana Birleşmiş Milletlerin temel amaçlarından biri
olmuştur. BM Andlaşmasının ilk maddesinde örgütün ilan edilen dört amacı
arasında, ayrım yapılmaksızın herkesin insan haklarına ve temel
özgürlüklerine saygı gösterilmesinin geliştirilip desteklenmesinde
uluslararası işbirliğini sağlamak önemli bir yer tutmaktadır.
BM’nin kurulmasını takip eden dönemde de temel
insan hakları konusunda uluslararası standartların belirlenmesine yönelik
çalışmalar yapılmıştır. Nitekim BM Genel Kurulunun 10 Aralık 1948 tarihinde
kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirisi bu çalışmaların bir sonucudur.(1)
Bildiride, insan hakları ve insan onuruna saygının, “özgürlük, adalet ve
barışın temeli” olduğu kabul edilmiştir.
Birleşmiş Milletler sisteminde insan haklarının
uluslararası alanda korunması amacına yönelik düzenlemeler örgütün
faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla kurulmuş organlar bünyesinde ya da BM
öncülüğünde insan haklarının korunması amacıyla gerçekleştirilen
sözleşmelerde düzenlenmiştir. Dolayısıyla BM sisteminde insan haklarının
uluslararası alanda korunması amacıyla oluşturulmuş mekanizmalar
düzenlendikleri hukuki yapılara göre şekil ve etki bakımından farklılıklar
taşımaktadır. Bu durumda Birleşmiş Milletlerin insan haklarının uluslararası
düzeyde korunmasına yönelik işlevi BM Andlaşması çerçevesinde oluşturulan
mekanizmalar ve insan hakları ile ilgili olarak BM bünyesinde
gerçekleştirilen sözleşmelerde oluşturulan mekanizmalar olmak üzere iki
başlık altında incelenebilir.
I. İNSAN HAKLARINI KORUMAK AMACIYLA BM ANDLAŞMASI
ÇERÇEVESİNDE OLUŞTURULAN MEKANİZMALAR
İnsan haklarının korunması amacıyla BM sisteminde
çerçevesinde düzenlenen mekanizmalar BM Andlaşmasına dayanılarak oluşturulmuş
Genel Kurul, Ekonomik ve Sosyal Konsey ve Uluslararası Adalet Divanı ile
Genel Kurul tarafından kurulan BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği bağlamında
ele alınabilir.
1.
GENEL KURUL
Örgüte üye bütün devletlerin, eşit bir şekilde
temsil edildiği Genel Kurul, Andlaşma kapsamına giren ya da Andlaşmada
öngörülmüş organlardan herhangi birinin yetki ve görevine giren tüm sorunları
ya da işleri görüşmeye yetkili bir organdır. İnsan hakları da doğal olarak
Genel Kurulun yetkisi içindedir. Genel Kurulun, insan hakları ile ilgili
hususlardaki yetkisinin sınırsız olduğu söylenebilir.(2) Genel Kurulun, insan
hakları ile ilgili görevleri arasında, uluslararası siyasi işbirliği hakkında
tavsiyelerde bulunmak, uluslararası hukukun geliştirilmesine ve yazılı hale
getirilmesini sağlamak, herkes için insan hakları ve özgürlüklerin
sağlanmasına katkıda bulunmak sayılabilir. 190’dan fazla üyeye sahip bu
organ, kendisine bağlı Üçüncü. Komite (3) ve Ekonomik ve Sosyal Konseyi
tarafından bildirilen insan hakları ile ilgili hususları gözden geçirir ve
gereken çalışmaları yapar.
Diğer taraftan insan hakları ile ilgili olarak BM
bünyesinde faaliyette bulunan Ekonomik ve Sosyal Konsey, Genel Sekreter,
İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve BM içinde hazırlanan bazı insan hakları
andlaşmalarının uygulanmasının izlenmesiyle ilgili İnsan Hakları Komitesi,
Irk Ayrımının Önlenmesine Dair Komite, İşkenceye Karşı Komite, Kadınlara
Karşı Ayrımcılığın Önlenmesine Dair Komite, Çocuk Haklarına Dair Komite gibi
organlar da yürüttükleri çalışmalar ve ulaştıkları sonuçlar konusunda Genel
Kurula bilgi vermekle yükümlüdür. Belirtilmesi gereken diğer bir husus da
Genel Kurul tarafından kabul edilen metinler, her ne kadar bağlayıcı nitelikte
kabul edilmese de insan hakları alanında uluslararası standartların oluşumuna
katkıda bulunan uygulamalara yol açar bir nitelik taşımaktadır.(4)
2.
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY
Ekonomik ve Sosyal Konsey, BM’nin ve uzmanlık
kuruluşlarının ekonomik ve sosyal çalışmalarını koordine etmek için kurulan
ana organlardan biridir. Üç yıllığına seçilen 54 üyeden oluşur. Söz konusu
organın insan hakları ile ilgili görevleri arasında, herkes için insan hak ve
özgürlüklerine saygı gösterilmesini sağlamak, uluslararası ekonomik, sosyal,
kültürel, eğitim, sağlık ve diğer hususlarla ilgili araştırmalar yapmak,
raporlar hazırlamak ve tavsiyelerde bulunmak, uluslararası sözleşme metinleri
hazırlayıp Genel Kurula sunmak sayılabilir. Konsey söz konusu faaliyetlerini
kendisine bağlı değişik alt birimler aracılığıyla devam ettirir. Nitekim
Konsey bu amaçla BM Anlaşmasının verdiği yetkiye dayanarak (5) Suçun
Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonu, Kadının Statüsü Komisyonu ve İnsan
Hakları Komisyonu gibi çeşitli komisyonlar kurmuştur. Konumuz açısından en
önemlisi İnsan Hakları Komisyonudur.
A.
İnsan Hakları Komisyonu
1946’da kurulan İnsan Hakları Komisyonu, Ekonomik
ve Sosyal Konsey tarafından seçilen 53 üye devlet temsilcisinden oluşan ve
BM’nin insan hakları meseleleriyle ilgilenen ve insan hakları politikasını
belirleyen ana yardımcı kuruluşudur(6). İlk ve önemli görevi İnsan Hakları
Evrensel Bildirisinin hazırlanması olan Komisyon bu görevi yerine getirmiş ve
hazırlığı bildiri 10 Aralık 1948’de Genel Kurul tarafından kabul edilmiştir.
Bununla birlikte Komisyon birlikte uluslararası insan hakları hukukunun temel
kuralları olarak kabul edilen diğer düzenlemelerin hazırlanmasında da önemli
bir rol üstlenmiştir.
İnsan Hakları Komisyonu, Ekonomik ve Sosyal
Konseye, uluslararası bildiriler ve sözleşmeler, azınlıkların korunması, ırki
cinsiyet, dil ve din tabanlı ayrımcılığın engellenmesi ve diğer insan hakları
sorunları ilgili tavsiyeler, öneriler ve raporlar sunar. Komisyon, çeşitli
ülkelerdeki insan hakları ve ihlallerle ilgili sorunlara eğilir ve bir
bağımsız uzmandan bu ihlalleri araştırmasını veya ilgili Hükümetle birlikte
yapılacak yardımların belirlenmesini talep edebilir. Ayrıca, Ekonomik ve
Sosyal Konseyin, insan hakları ile ilgili faaliyetlerinin koordinasyonunda
yardımcı olur.
B.
İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesine Dair Alt-Komisyon
İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesine Dair
Alt-Komisyon, İnsan Hakları Komisyonu tarafından, Ekonomik ve Sosyal Konseyin
yetkisi altında, ana yardımcı organ olarak 1947’de kurulmuştur.
Alt-Komisyonun adı daha önce Azınlıklara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi ve
Azınlıkların Korunmasına Dair Alt-Komisyon olmakla birlikte 1999 yılında
yapılan bir değişikle adı değiştirilmiş ve bugünkü ismini almıştır.
Komisyonun, coğrafi temsile uygun olarak seçtiği, uzmanlardan (7) teşkil
olunan Alt-Komisyon, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi kapsamında araştırmalar
yapmak, insan hakları ve temel özgürlüklerle ilgili ayrımcılıkların önlenmesi
ve ırki, etnik, dini azınlıkların korunması hakkında İnsan Hakları
Komisyonuna tavsiyelerde bulunmak gibi görevleri vardır. Bu görevlerinde özel
raportörler, çalışma gurupları ve temsilciler kullanmaktadır.(8)
3. BM İNSAN HAKLARI YÜKSEK KOMİSERLİĞİ
İnsan haklarının korunması hakkında BM sistemi
içinde başlıca sorumluluğa sahip sayılabilecek organ BM Genel Sekreteri adına
faaliyette bulunan İnsan Hakları Yüksek Komiserliğidir. BM’nin bütün insan
hakları programlarını koordine etmek, etkilerini geliştirmek için 1993
yılında Genel Kurul tarafından kurulmuştur. İnsan Hakları Yüksek Komiserliği,
Genel Kurul tarafından atanan ve Genel Sekretere bağlı olan bir Yüksek
Komiser tarafından yönetilmektedir. İnsan haklarından sorumlu esas görevli
olan Yüksek Komiser Genel Sekreter yardımcısı derecesinde olup
faaliyetlerinden dolayı Genel Sekretere karşı sorumludur. Bununla birlikte
faaliyetleri hakkında Genel Kurul, Ekonomik ve Sosyal Konsey ve İnsan Hakları
Komisyonuna da bilgi vermek durumundadır.
Kurumun amacı, “BM çerçevesinde insanların,
uluslararası insan hakları standartlarının yönettiği ve belirlediği bir
toplumda yaşayabilmeleri için, insan haklarının geliştirilmesi ve korunması
için var olan çabaların arttırılması”dır.
İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin dört stratejik
hedefi vardır. Bunlar:
(1) BM’nin insan hakları mekanizmalarının
etkinliğini arttırmak,
(2) İnsan haklarının BM sistemi içerisinde
uygulanmasını ve koordinasyonunu arttırmak,
(3) İnsan haklarını geliştirmek ve korumak için
milli, bölgesel ve uluslararası kapasiteyi tesis etmek,
(4) İnsan hakları organları ve kurumlarının,
raporlarını, tavsiyelerini ve kararlarını incelemek ve gereklerini yerine
getirmektir.
İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, insan hakları
sorunlarında öncü bir rol oynamakta ve insan hakları faaliyetlerini ve
programlarını koordine etmektedir. Bu amaçla, İnsan Hakları Komisyonunun,
sözleşme kurumlarının ve insan hakları ile ilgili diğer BM organlarının
sekreteryası konumundadır.
4. ULUSLARARASI ADALET DİVANI
BM Andlaşması ile birlikte Teşkilatın başlıca yargı
organı olarak kurulmuş bulunan Uluslararası Adalet Divanı bir insan hakları
mahkemesi niteliğinde değildir. İnsan hakları ile ilgili olarak akdedilen
uluslar arası andlaşmalar tarafından da Divan’a bu anlamda bir yetki
verilmemiştir. Bununla birlikte Divan’ın kendisine sunulan uyuşmazlıklarla
ilgili davalarda verdiği kararlar veya buna yetkili kurumlar tarafından talep
edilen istişari mütalaalar nedeniyle açıkladığı görüşler mevcut uluslararası
hukuk kurallarının beyanı niteliğinde kabul edilebilir.(9) Bu durumda
uluslararası insan hakları hukuku ile ilgili olarak mevcut insan haklarının
korunması da dolaylı olarak Divan’ın yetki alanına girmektedir.
II. SÖZLEŞME HARİCİ
MEKANİZMALAR
İnsan Hakları Komisyonu 1960’lı yıllardan itibaren
uluslararası insan hakları ihlalleri karşısında söz konusu ihlalleri yakından
izleme, bu konuda kendisine ulaşan şikayetleri yakından inceleme ve bu
ihlallere karşı daha etkili olma şeklinde özetlenebilecek şekilde farklı bir
uygulamaya başlamıştır. Bu yeni uygulama, Ekonomik ve Sosyal Konsey in kabul
ettiği kararlar ile oluşturulan inceleme usullerine dayanır. “Sözleşme Harici
Mekanizmalar” olarak adlandırılan söz konusu özel prosedürlerin ad hoc
özellikleri, ağır insan hakları ihlallerine yönelik, “Sözleşme
Mekanizmaları”ndan daha esnek bir cevap oluşturmalarıdır. Çeşitli insan
hakları alanlarında görevler verilen, devletler adına değil şahısları adına
çalışırlar ve “Özel Raportör”, “Temsilci”, “Bağımsız Uzman” veya, birden çok
sayıda iseler, “Çalışma Grubu” olarak isimlendirilirler.(10) Genel olarak
“Uzmanlar” olarak tanımlanan bu şahıslar, belli bir ülkede veya bölgede veya
belli bir konuda insan hakları durumunu gözden geçirmek, izlemek ve kamuoyunu
bilgilendirmek gibi görevler üstlenmişlerdir.
Halen, “sözleşme harici mekanizma” olarak, 25
civarında konu eksenli (tematik) özel prosedür mevcuttur. Bu konulardan
bazıları şunlardır: Hukuka aykırı göz altına alınma, yargı dışı adam öldürme,
hakimler ve hukukçuların bağımsızlığı, işkence sorunu, dini hoş görüsüzlük,
düşünce ve ifade özgürlüğü hakkının korunması ve geliştirilmesi, ırkçılığın,
ırk ayrımcılığının ve bu konudaki hoşgörüsüzlüğün çağdaş türleri, çocuk
ticareti, kadınlara yönelik şiddetin sebepleri ve sonuçları, silahlı
çatışmalar ve çocuklar, göçmenlerin insan hakları, eğitim hakkı, yiyecek
hakkı, kalkınma hakkı.(11) Yine özel prosedürler ülke eksenli de olabilir. Bu
şekilde hakkında özel prosedür kurulan ülkelerden bazıları da şunlardır:
Afganistan, Irak, Filistin, Kongo, Burundi, Kamboçya, Somali, Liberya, Haiti.
(12)
1.
1235 PROSEDÜRÜ
İnsan Hakları Komisyonu, 1967 yılında bağlı olduğu
Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından insan hakları ihlalleri ile ilgilenme
yetkisine sahip kılınmıştır. Komisyon, insan hakları ihlallerinin sabit
biçimde sürdürüldüğünü gösterir örneklere dair durumları etraflıca bir araştırmaya
tabi tutacak ve kendi tavsiyeleri ile birlikte Ekonomik ve Sosyal Konseye
bildirecektir. Bu durum, bir ülke hakkında ağrı insan hakları ihlallerinde
bulunduğuna dair yapılan şikayetlerin BM’nin ilgili birimlerince incelenmesi
anlamına gelmektedir. (13)
2. 1503 PROSEDÜRÜ
BM çerçevesinde İnsan haklarının korunmasına
yönelik iki ana yöntemden biri olan “Sözleşme harici mekanizmaların” en
bilineni 1503 prosedürüdür. Ekonomik ve Sosyal Konseyin 27 Mayıs 1970 tarihli
ve 1503 sayılı kararı ile oluşturulan ve karar sayısına atfen “1503 usulü”
olarak adlandırılan bu yöntem bireysel başvurularla ilgilenmemekle birlikte
belirli bir zamanda ve yerde çok sayıdaki insanın haklarının ihlal edildiği
durumlarla ilgilenir. Alt-Komisyona bağlı olarak kurulan 5 kişilik çalışma
grubu yeterli delillerle birlikte sunulan şikayetleri ve hükümetlerin bu
şikayetlere verdikleri cevapları inceler. Eğer İnsan haklarının ağır ve
devamlı bir şekilde ihlali tespit edilirse konu çalışma grubu tarafından alt
komisyona sunulur. Alt-Komisyon da meselenin İnsan Hakları Komisyonuna
gönderilip gönderilmeyeceğine karar verir. Bu şekilde önüne gelen bir durum
hakkında karar alma sorumluluğu İnsan Hakları Komisyonuna aittir.
Alt-Komisyona bağlı olarak çalışan ve 1503
prosedürü çerçevesinde faaliyet gösteren çalışma grubunun kendisine yönelik
bir ihbarı değerlendirebilmesi için bu ihbarın şu ön koşulların sağlamış
olması gerekir:
(1) Herhangi bir siyasi amacın güdülmemesi
(2) İnsan haklarının ve temel özgürlüklerin ağır
bir şekilde ve sürekli olarak ihlal edildiğini ispatlayabilecek mantıki
sebepler bulunması,
(3) Bu ihlallere maruz kalan şahıslar veya
grupların şikayet yoluna başvurmuş olması,
(4) İhlal edilen haklar, meydana gelen olaylar ve
şikayetin amacının belirtilmesi ve hakaret içeren bir dil kullanılmaması,
(5) Yerel başvuru yollarının tüketilmiş olması. (14)
1503 prosedürüne göre, bireyler, birey grupları
veya sivil toplum örgütleri şikayette bulunabilir. Fakat başvuruların söz
konusu prosedür bakımından önemli olan kısmı, başvuruların kişisel kabul
edilmemesidir. Başvuru sonrasında, başvuranların haklarının ihlal edilip
edilmediği ve dolayısıyla mağduriyetlerinin kişisel düzeyde nasıl
giderileceği üzerinde durulmayacak, o ülkedeki insan hakları ihlallerinin
genel durumu üzerinde bir karara varılmaya çalışılacaktır. (15)
III. BM BÜNYESİNDE
HAZIRLANAN İNSAN HAKLARI ANDLAŞMALARI İLE OLUŞTURULAN MEKANİZMALAR
BM çatısı altında insan haklarının korunmasının
ikinci yöntemi “sözleşme mekanizmaları” olarak adlandırılan usuldür. Bu
usulde, her biri bağımsız bir uluslararası sözleşme niteliğinde düzenlemeler
kabul edilmekte ve bu sözleşmelerde ayrı ayrı mekanizmalar öngörülerek, insan
haklarının korunmasına yönelik faaliyette bulunulmaktadır. Halen bu çerçevede
kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiş 7 adet uluslararası sözleşme mevcuttur.
Bunlar:
|
SÖZLEŞMENİN ADI
|
İLGİLİ SÖZLEŞME
KURUMU
|
|
Her Çeşit Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşme (21 Aralık 1965) (16)
|
Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Komitesi (17)
|
|
Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (23 Mart 1976) (18)
|
İnsan Hakları Komitesi (19)
|
|
Ekonomik, Sosyal ve
Kültürel Haklar Sözleşmesi, (3 Ocak 1976)(20)
|
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi (21)
|
|
Kadınlara Karşı Her Çeşit Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası
Sözleşmesi (18 Aralık 1979) (22)
|
Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (23)
|
|
İşkence ve Diğer Zalimce, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Davranış
veya Cezalandırmalara Karşı Sözleşme (10 Aralık 1984) (24)
|
İşkenceyi Önleme Komitesi (25)
|
|
Çocuk Haklarına Dair
Sözleşme (20 Kasım 1989) (26)
|
Çocuk Hakları Komitesi (27)
|
|
Tüm Göçmen İşçiler ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair
Sözleşme (1 Temmuz 2003) (28)
|
Göçmen İşçiler Komitesi (29)
|
BM sözleşme mekanizmaları, insan haklarının
korunması hususunda uluslararası meşruiyeti ve ilgiyi sağlamaktadır. Bu yolla
kurulan uluslararası gözetim, devletlerin iç hukuklarında bile olsa, insan
haklarını ilgilendiren konularda uluslararası otoritelere karşı sorumlu
olmalarını öngörmektedir. Özellikle son yıllarda, bu tür sözleşmelerin
onaylanması ve bazılarında öngörülen ihbar usullerinin kullanımının arttığı
gözlemlenmektedir. Devletlerin gönüllü olarak ve serbest iradeyle insan
hakları konusunu “uluslararasılaştırmaları”, insan haklarının evrensel
korunmasının geldiği noktayı göstermektedir. Bu sözleşmelerle, devletler ve
organları üzerine hukuki sorumluluklar yüklenmekte, insan hakları
ihlallerinin engellenmesi veya telafi edilmesi garanti altına alınmaktadır.
Bu yedi sözleşme ile ilişkilendirilen yedi sözleşme
kurumu, genel olarak sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmesini izleme
görevine sahiptir. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi hariç (30),
diğer sözleşme kurumları genelde Cenevre’de toplanmaktadır. Hepsinin
sekreterya hizmetleri, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından
yapılmaktadır.
Sözleşme kurumları, yıl boyunca periyodik olarak
toplanırlar ve çeşitli yöntemler kullanarak sözleşmenin uygulanmasını izleme
görevlerini yerine getirirler. İlk olarak, bazı sözleşmeler, taraf devletlerin,
yerel standartlarının ve uygulamalarının sözleşmelere uygunluğu konusunda
raporlar hazırlamalarını öngörmektedir. Bu raporlar, ilgili devlet
temsilcilerinin de katıldığı toplantılarda görüşülmektedir. Sözleşme
kurumları daha sonra, devletin sözleşme yükümlülüklerine uyumu ile alakalı
yorumlar ve gözlemlerde bulunur.
İkinci olarak, BM sözleşme mekanizmalarını
oluşturan bu yedi sözleşmenin dört tanesinde(31), bireylerin, ilgili
sözleşmede öngörülen haklarının ihlal edildiğine dair iddialarını “bireysel başvuru”
yolu ile şikayet usulü kabul edilmiştir. Bu şekildeki bir şikayet sonucunda,
ilgili sözleşme kurumu bir hakkın ihlal edilip edilmediğine dair görüşünü
açıklamaktadır.
Üçüncü ise, sözleşme kurumlarınca, ilgili
sözleşmede korunan hakların sistematik veya ağır ihlali iddiaları hakkında,
ilgili devletlere görevli gönderilmesini içeren soruşturma prosedürünün
uygulanmasıdır. (32)
Son olarak sözleşme kurumları, ilgili sözleşmedeki
hak ve özgürlükler ile yükümlülüklerin niteliğine ilişkin ve uluslararası
insan hakları standartlarının geliştirilmesine yönelik Genel Yorumlar veya
Tavsiyeler hazırlamaktadırlar. (33) Çalışmamızda, “ikiz sözleşmeler” olarak
bilinen Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel
Haklar Sözleşmesi ile İnsan Hakları Komitesi hakkında kısa bilgi
verilecektir.
1.
MEDENİ VE SİYASİ HAKLAR SÖZLEŞMESİ
BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, BM Genel
Kurulu’nun 2200 A (XXI) sayılı kararı uyarınca 16 Aralık 1966 tarihinde
imzaya açılmıştır. Sözleşme, 35 ülkenin onay belgelerini BM Genel Sekreterine
tevdi etmesi üzerine 23 Mart 1976 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, bu
Sözleşmeyi 15 Ağustos 2000’de imzalamış ve 18.06.2003 tarih ve 25142 sayılı
Resmi Gazete’de yayınlanan kanun ile onaylamıştır. (34) Sözleşmeye, BM üyesi
devletlerden 150’ye yakını taraf olmuştur. Bu devletlerin içinde tüm AB üyesi
ülkeler ve AB adayı ülkeler de dahildir. (35)
Sözleşme, bireylerin ve milletlerin temel siyasi ve
kültürel haklarını detaylı olarak belirlemektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:
Halkların kendi kaderini tayin hakkı, cinsiyet eşitliği, yaşama hakkı,
işkence yasağı, kölelik yasağı, borç nedeniyle hapis yasağı, adil yargılanma
hakkı, mahremiyet hakkı, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, ifade, toplanma ve
örgütlenme özgürlüğü.
Sözleşme ile birlikte, bireysel başvuruları mümkün
kılan bir Seçmeli Protokol de kabul edilmiştir. (36) 15 Aralık 1989’da yine
Sözleşme ile ilgili olarak, İkinci Seçmeli Protokol kabul edilmiştir. Ölüm
cezasının yasaklanmasını öngören bu İkinci Seçmeli Protokol, 11 Temmuz
1991’de yürürlüğe girmiştir.
2.
İNSAN HAKLARI KOMİTESİ
BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, taraf
devletlerin Sözleşme hükümlerini uygulamalarını izlemek için bir İnsan
Hakları Komitesi kurulmasını öngörmüştür. Taraf devletlerin aday gösterdiği
ve seçtiği, ama şahısları adına görev yapan bağımsız uzmanlardan oluşur.
Komite’nin insan haklarının korunması alanında farklı işlevleri
bulunmaktadır. Bunlardan ilkine göre taraf devletler Sözleşmede öngörülen
hakların kullanımını etkinleştirmek için aldıkları tedbirler, bu hakların ve
Sözleşmenin uygulanmasının karşılaşılan zorlukları rapor olarak Komite’ye
sunarlar. Komite’nin ikinci işlevi devletler arasındaki şikayetlerle
ilgilidir. Sözleşmeye taraf bir devlet, Sözleşme hükümlerini yerine getirmediği
gerekçesiyle diğer bir devlet aleyhine şikayette bulunabilir. Son olarak
Birinci Seçmeli Protokolü onaylayan devletler aleyhine, Sözleşmede düzenlenen
medeni veya siyasi haklarının ihlal edildiğine inanan bireyler tarafından
“bireysel başvuru” yoluyla Komiteye şikayette bulunabilir. Ancak bulun için
öncelikle aleyhine şikayette bulunulan devlet ülkesinde şikayet konusu
hakkında tüm iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir.
3. EKONOMİK, SOSYAL VE
KÜLTÜREL HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası
Sözleşmesi, BM Genel Kurulunun 16 Aralık 1966 tarihli ve 2200 A (XXI) sayılı
kararıyla kabul edilmiştir. Yürürlüğe giriş tarihi ise 3 Ocak 1976’dır.
Türkiye, bu Sözleşmeyi 15 Ağustos 2000’de imzalamış ve 18.06.2003 tarih ve
25142 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kanun ile onaylamıştır. Bu
Sözleşmeye, BM üyesi devletlerden 140’dan fazlası taraf olmuştur. Bu
devletlerin içinde tüm AB üyesi ülkeler, Türkiye hariç diğer bütün AB adayı
ülkeler ve tüm Avrupa Konseyi üyesi ülkeler de dahildir.(37)
Bu Sözleşme ile, bireylerin temel ekonomik, sosyal
ve kültürel haklarını belirlemektedir. Bunlardan bazıları şunlardır: Adil ve
elverişli şartlarda çalışma hakkı, eşit işe eşit ve adil ücret, sendikal
haklar, sosyal güvenlik hakkı, ailenin, anneliğin ve gençlerin korunması,
yaşama ve sağlık standardı hakkı, eğitim hakkı, kültürel yaşama katılma
hakkı.
SONUÇ
Hemen hemen bütün BM
organları ve uzmanlık kuruluşları belirli bir dereceye kadar insan haklarının
korunması ile ilgilidir. BM’nin en önemli başarılarından biri belkide tarihte
ilk kez görülen şekilde kapsamlı bir insan hakları hukukunun oluşumuna
yaptığı katkıdır. BM, hem geniş içerikli ve evrensel olarak kabul edilen hak
kategorileri oluşturmuş ve bunları yazılı hale getirmiş hem bu hakların
korunması ve geliştirilmesi ve hükümetlerin yükümlülüklerini yerine
getirmesine yardımcı olmak için mekanizmalar kurmuştur. Bu çerçevede kabul
edilen yöntemlerden ilki Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından kurulan İnsan
Hakları Komisyonu ve bu komisyona bağlı Alt-Komisyondur. Bu kuruluşlar
“sözleşme harici mekanizmalar” olarak adlandırılır. Sistemin bu yüzündeki
korumada “uzman”ların çalışmaları ve 1503 prosedürü bulunmaktadır. Diğer
yüzde ise “sözleşme mekanizmaları” bulunur. Bu çerçevede toplam yedi adet
birbirinden bağımsız uluslararası sözleşme kabul edilip yürürlüğe konmuş ve
her bir sözleşmede, sözleşmenin uygulanmasını izleyen kurumlar (Komiteler)
kurulmuştur. İşte bu iki sistem, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
ile başlayan BM’nin insan haklarının korunması konusunda şu andaki durumu
yansıtmaktadır.
|