Geçici Vergi

Yıl: 2 Sayı: 1
Ocak 1999

< önceki

 
 
 
 
 Ali Hadi ORHUN
 
GEÇiCi VERGİ


            Toplumsal yaşamımızda bir çok kelime ifade etmek istediği anlamı ile kullanılmaktadır. Geçici kelimesi de bunlardan biridir. Yasalarımızı incelediğimizde, normal yasa maddelerinin devamında bir çok "Geçici Madde " ile aslında kısa sürede geçerli kalmayacak nitelikte hükümlere yer verildiğini saptarız ki bunlar çoğu tasarılar düzenlenirken göz ardı edilen veya tasarıların görüşülmesi sırasında verilen önergelerle tasarı düzeni bozulmaksızın eklenilen yasa hükümlerini içerir. 

            Geçici vergi de mali idarenin, vergi anlamımda beklemeye tahammülü olmadığının veya gelir gruplarında örneğin ücret gelirlerinde ödeme gelirlerinde ödeme anında vergilen dirilirken, bu ve emsaline yaklaşan bir eşit uygulama fikrine dayalı olarak devlet kasasına girdi sağlama istediğinin bir kanıtı olarak vergi hukukumuza girmiş bir sistemin, ifadelendirildiği gibi pek de geçici olmayacağının son uygulama ile de kanaat sahibi olduğumuz durumudur.  

            1.1.1999 tarihine kadar ki uygulama, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin hesap dönemi sonucu oluşan ve hesap dönemini izleyen aylarda verilen beyannamelerinde sadece müsbet vergi matrahı oluşması halinde ödeme yükümlülüğü getirmesi ve hesaplanan belli orandaki verginin (bir veya üçer aylık periyotlarla ) alınması şeklinde idi. 

            1.1.1999 tarihinden itibaren ise, 4369 sayılı yasasının 52. ve 57. maddeleriyle geçici vergi uygulaması farklı bir sistem halinde getirilmiş olup, bu yeni uygulama , aşağıda komprime bilgiler olarak verilecektir.  

            1.Geçici Vergi Uygulaması Dışında Kalanlar : 

             Bu gruba, ticari kazanç elde edenler, BASİT USULDE vergilendirilenler, senelere sari inşaat ve onarma isi yapanlar, Türkiye de işyeri veya daimi temsilcisi bulunan dar mükellefiyete tabi kurumlar, adi ortaklık, kollektif şirket ve adi komandit şirketler ise kuruluş olarak, adi komandit şirketin komanditer ortağı ile gelir ve kurumlar vergisinden muaf olanlar, zirai kazanç sahipleri ile gelirleri ücret, menkul ve gayrimenkul sermaye iradi ve DİĞER KAZANÇ VE İRATLAR ’dan ibaret olanlarla, serbest meslek erbabından noter bulunmayan yerlerde Adalet Bakanlığı’nca geçici yetki verilmiş bulunan NOTER YARDIMCILARI girmektedir. Dolayısıyla bunlar, geçici vergi uygulamasının muhatabı olmayacaklardır. Bunlar dışındaki ticari veya mesleki kazancı olanlar bu vergiyi ödeyeceklerdir. 

            2.Vergi Ödeme Periyotları : 

            Getirilen yeni uygulama ile mükelleflerin bu güne kadar ki 12 aylık tek hesap dönemi, nerdeyse bütün koşullar ile her biri 3 aydan oluşan 4 hesap dönemine bölünmüş bulunmaktadır. Hatta ve hatta en enteresanı, normal hesap dönemi Aralık ayı sonunda sona erdiği, Türk Ticaret Kanunu’na göre yevmiye defterinde son kaydın altının izleyen Ocak ayı sonunda Noterce onaylanması ile ticari defterlerin gerektiğinde delil niteliği kazandığı durumda dahi, hesap döneminin son üç ayı olan Ekim-Kasım-Aralık- ayı için dahi - Mart veya Nisanında zaten normal Beyanname ile nihai, son ve beyana göre gerçek durum bildirimi yapılmasına rağmen bu üç aylık hesap dönemini izleyen Şubat Ayı’nın 15 inci günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine son 4. dönem için beyanname verilerek , geçmiş 3 devrenin son devreye ait genel hesaplardan tenzili sonucuna göre geçici vergi ödetilmesi, ilginç ve fazla maliyeci bir uygulama olmaktadır.  

            Bu yeni uygulamada her dönemin geçici vergisi, o dönemi izleyen ikinci ayın 15. günü akşamına kadar verilecek geçici vergi beyannamesine göre ödenmis olacaktır.  

            3.Dönemsel ve genel hesap dönemi beyanına göre geçici vergi mahsubu ile stopajların mahsubu: 

            Geçici verginin temel fikri, ilgili olduğu 3 aylık dönem sonucunda mükellefin ödemekle yükümlü olduğu verginin dönemi izleyen 45. Gün aksamı alınması isteğidir.  

            Şüphesiz her dönemde, mutlak vergi ödemeyi gerektirecek müsbet bir sonuç çıkmayabilir ve zarar da doğabilir. Tabiidir ki bu durumda bir ödeme de söz konusu olmayabilecektir.  

            Geçici vergi, oluşan müsbet kazançtan alınacaktır.  

            İlgili dönem kazancınızı saptadınız. Bu dönem ilk üç aylık dönem değilse, örneğin 2. üç aylık dönem ise, burada 6 aylık bir periyodun kazancı öncelikle saptanacaktır. Ve buna geçici vergi oranı uygulanarak geçici vergi hesaplanacaktır.  Ancak ödenecek o döneme ait vergi, hesaplanacak geçici vergiden, bir önceki dönem sonunda ödenmiş olan geçici vergi ile varsa bu dönem gelirlerine dahil yapılmış gelir vergisi stopajları da düşürdükten sonraki tutar olacaktır. 

            Genel hesap dönemi için (12 aylık faaliyet sonucuna ait ) verilecek beyannamede, dönem kazancı üzerinden, Gelir Vergisi ise G.V.K.nun 103. Maddesinde yer alan tarifeye göre, Kurumlar Vergisi ise, K:V:K:nun 25. Maddesine göre (1.1.1999 dan itibaren % 30 olmuştur.) hesaplanan vergiden, ÖDENMİŞ OLMAK KAYDIYLA , geçici vergiler toplamı mahsup edilecek , geçici vergiler toplamı mahsup edilecek, geçici vergiler tutarı fazla ise, mahsup edilmeyen fazla tutar,ilk etapta mükelleflerin DİĞER VERGİ BORÇLARINA 'na mahsup edilecek, yine de arta kalan tutar var idiyse bu tutar mükellefin o yıl sonuna kadar YAZILI olarak başvurması şartıyla kendisine NAKTEN iade edilecektir.  

            4. Geçici Vergi Matrahının Tespiti 

            Bu verginin matrahını, gerek ticari kazanç sahipleri (gerçek veya tüzel kişiler ) ve gerekse serbest meslek kazancı sahipleri, sanki 12 aylık hesap dönemi tam olarak sona ermiş gibi, 3 aylık dönemi de aynı perspektif altında görmek suretiyle yapacakları kayıt ve hesaplamalar sonucu düzenleyecekleri kist dönem mali tablolarına göre belirleyeceklerdir. Diğer bir ifade ile, sadece dönem süresi 12 aydan 3 aya inmiş gibi mütalea edilecektir. 

            Bu nedenle: 

            a-Yabancı paralar ve yabancı paralar cinsinden olan borç ve  alacaklarını, geçici verginin hesaplanacağı 3. ayın son gününe ait T.C. Merkez Bankası’ nca Resmi Gazetede yayınlanacak DÖVIZ ALIŞ KURU üzerinden değerleyeceklerdir.  

            b- Alacak ve borçlarına ilişkin senetlerine reeskont uygulamak istiyorlarsa, gerek borç senedi ve gerekse alacak senedi için de uygulamak kaydıyla, bu uygulamayı yapacaklardır. Tabiidir ki, izleyen 3 aylık dönemde reeskontla ilgili gerekli düzeltmeyi de yapacaktır. Hatta ve hatta izleyen 3 aylık dönemde, buna devam etmeyebilecektir. Takdiri  kendisi ne aittir. 

            c- Maliyetleri LIFO( son giren ilk çıkar ) sistemine göre belirtiyorsa veya diğer hangi yöntemi uygulanıyorsa, diğer 3 er aylık periyotlarda bunu sürdürmek zorundadır.  

            d- Alacaklarında şüpheli hale gelen bir durumda, V.U.K.nun 323. maddesindeki koşulların oluşması halinde, bu 4 kist hesap döneminin herhangi birinde karşılık ayırabilecektir.  

            e- Yeniden değerleme konusunda, Maliye Bakanlığı bundan böyle her 3 aylık dönem için değerleme oranı tespit ve ilan edecektir. İşletmeler de dilerlerse bu orana göre yeniden değerleme yapılabileceklerdir. Dolayısıyla  bu yeni değer üzerinden de amortisman ayırabileceklerdir.  

            f- Amortisman ayırımında ise , yıllık hesaplamada bulunup , ilgili döneme ait olan kısmını gider kaydedebileceklerdir.  

            Binek otolar için kist amortisman usulü geçerlidir. Bu konuda buna göre saptanacak tutarın, bu döneme ait olan kısmı indirime esas olacaktır.  

            Ancak uygulamaya başlanılan amortisman usulü değiştirilemeyeceği gibi, oran değişikliği de yapılmayacaktır.  

            İşletmelerin ilk tesis ve taazzuv giderlerini aktifleştirmeleri, keza peştemallık olarak tanımlanan hava paralarını da aktif kaydına almaları halinde ( peştemallıklar çoğunlukla kayda yansıtılmamakla beraber ) V.U.K.326. madde hükmüne göre mukayyet değerleri üzerinden eşit miktarda ve 5 yılda itfa etmeleri yasa hükmüdür. Bu durumda, o yıla ait hesaplanacak amortismanın 4 e bölünerek 1/4 ünün, o 3 aylık dönem giderlerinin intikali suretiyle işlem yapılması gerekmektedir.  

            1.1.1999 dan itibaren 50 milyonu aşmıyan peştamallıkların doğrudan gider kaydına yasa imkan tanımakta ise de, bunun da o döneme ait kısmının gider kaydı mantıki olacaktır.  

            g- Envanter Konusu, 

            Bir işletmenin dönem sonu kazancının saptanmasında, dönem sonu mal mevcudunun maliyetinin, gerekli sayım , ölçüm ve tartım sonucu bulunan miktarlara göre değerlendirilmesi suretiyle tespiti, gerekmektedir. Miktar bazındaki bu tespit ya kaydı envanter denilen; dönem başına devreden, artı dönem içi giren toplamından, dönem içi satış veya iade yoluyla çıkan emtia toplamının çıkarılması suretiyle dönem sonu mevcudunun belirlenmesi, veya fiili envanter diye adlandırılan sistemle mevcutların sayılması, tartılması veya gerekiyorsa ölçülmesi suretiyle saptanabilir. Kaydı envanter denilen sisteme göre tespit edilmesi haline kayıtlar imkan veriyorsa yasal açıdan bu tespit te geçerli sayılmaktadır.  

            Dolayısıyla saptanan miktarın, birim maliyet değerleriyle çarpımı sonucu bulunup, diğer bir ifade ile değerlendirilip, mala ait gayri israfı kazanç buna göre bulunacaktır.  

            Ve bütün yukarıda sayılan işlemlerin, aynen tam bir hesap dönemi gibi mali tablolara ( işletme hesap özeti, bilanço ve gelir tablosuna ) sonuçlarının aktarılması sonucu da işletmelerin 3 aylık faaliyeti sonucu net olarak ortaya çıkacaktır.  

            Ancak işletmelerin niteliklerine göre, bu aşamada yine de matrahın tam tespiti mümkün olmayabilir. 

            Şöyle ki: 

            h- Var ise İndirimler, istisnalar ve ilaveler de Nazara Alınacaktır: 
  
            i-Yatırım Indirimi: 

            Döneme devren gelen indirilmemiş yatırım indirimi nazara alınacaktır. ANCAK harcama yapılmadıkça da yatırım indirimi söz konusu olmayacaktır.  

            ii. Geçmiş yıl zararı: 

            Yasaların şartlarını haiz indirimi mümkün geçmiş yıl zararları haliyle  matrahtan tenzil edilecektir.  

            iii. Bağış, yardım ve sigorta primi konusu: 

            Gerçek usulde vergilendirenlerin şahsi ve tüzelkişilerin kuruma ait bu kapsamdaki indirim hakkı verilmiş harcamaları, ilgili maddelerdeki tutar ve oranlar nazara alınmak suretiyle indirime konu olacaktır.  

            G.V.K.nun 41/8. maddesine göre şartları taşıyan isletmelerde saptanacak gider kısıtlaması ( Maliye Bakanlığınca açıklanacak 3 er aylık oranlarda ) ile bağış ve yardımın yasal olmayan kısmı kanunen kabul edilmeyen gider olarak bu kere matraha ilave edilmek durumundadır.  

            j-Yenilme Fonu Var İse: 

            Bilindiği üzere, amortismana tabi bir iktisadi kıymetin satışından, oluşan karın normalde sonuç hesabına alacak kaydı ve gerekir. Ancak V.U.K.328. maddesi, işletmelere, bu iktisadi kıymetin işin mahiyetine göre yenilenmesi gerektiği veya işletmeyi idare edenlerce buna karar verildiği takdirde bu karı o dönem vergi matrahına katılmaksızın “Yenileme Fonu “ hesabına almaya ve 3 yıl bekletmeye hak tanımıştır. Bir kıymet iktisadi bu üç yılda olmazsa, 3. yıl matrahına ilave edilmektedir. Şayet yenisi alınırsa, bu fon yeni alınan iktisadi değerin amortismanlarına mahsup edilerek itfa edilmektedir. Böyle bir durumda amortismana intikali gereken fonun her üç aya isabet eden kısmının da, hesaplanacak amortismanla mahsubu şeklinde işletme tabi tutulması gerekecektir.  

            5-Geçici Vergi Oranları: 

            4369 Sayılı Yasanın 52. maddesi; Gelir Vergisi mükellefleri için geçici vergi oranını  “103” üncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi öderler “  demek suretiyle su anda ki tarifede yer alan % 15 oranında saptanmış bulunmaktadır. Bu % 15 oranı tarifelerdeki ilk dilim için % 15 oranı devam ettiği sürece geçerlidir.  

            Kurumlar Vergisi mükellefleri için ise geçici vergi oranı, ayni yasanın 57. maddesinde “Gelir Vergisi Kanunu’ nun mükerrer 120’nci maddesinde belirtilen esaslara göre üçer aylık kazançları üzerinden % 25 oranında geçici vergi öderler” denilmek suretiyle % 25 olarak saptanmış bulunmaktadır.  

            6.Geçici Vergi Beyannamesinin Ekleri: 

            Bilanço esasına göre muhasebe tutulması halinde, bu beyannameye sadece “Gelir Tablosu” eklenecek, işletme defteri veya serbest meslek kazanç defteri tutmak suretiyle kazanç saptanması halinde ise “işletme hesabi özeti” veya Serbest Meslek Bildirimi” beyannameye eklenecektir. 

            Daha da ayrıntılı ilgi için, 27 Aralık 1998 tarih ve 23566 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 217 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğine başvurulmasında yarar vardır. 

            Nitekim tebliğde gelir tablosunun 3. ay sonlarında çıkarılacak mizandan hareketle düzenlenebileceği ifade edilmekle beraber, henüz esas hesap dönemi sonu olmadığı ve tüm hesaplar kapatılmadığı için, dönem karının (kazancının) saptanmamasında diğer işlemlerinde muhasebe  kayıtları dışı yapılma zorunluğuna işaret edilerek, bu hesaplamalara ait kayıt ve belgelerin, İSTENİLDİĞINDE IBRAZ ÜZERE muhafaza edilmesi hatırlatılmaktadır. 

            7. SONUÇ :  

            Bilindiği üzere muhasebeler teknolojinin nimetlerinden yararlanıImanın sonucu olarak son zamanlarda çoğunlukla bilgisayarlarla tutulmaktadır. Bu çerçevede işlemler ilk etapta muhasebe fişleri paralelinde bilgisayar hafızasına alınmakta, ancak yevmiye ve defteri kebir kayıtları gününde yapılmamaktadır. 

            Ancak bu  yeni 3 ayda bir dönem kabulü ile kist dönemler hesapları yapılma zorunluluğu, işletmeleri ve hem de muhasebeleri zorlayacaktır. Nitekim bu nedenledir ki, 3 aylık periyotların hiç olmazsa 6 aya uzatılması yönünde bir hayli baskı gündemdedir. Muhtemelen de uygulama 6 aylık 2 döneme indirilebilecektir. 

            Şöyle veya böyle devlet kazanırken ödeme şekline mükellefi alıştırmak istemekte, yüksek faizle iç borçlanma yerine, bu türlü bazı ikamelere başvurma zorunluğunu duymaktadır. 
  
                                                                                                        29.01.1999  
                                                                                                ALİ HADİ ORHUN