Untitled

Yıl: 2 Sayı: 1
Ocak 1999

< önceki

 
 
 
 
Atilla İNAN
 
BİR SÖZLEŞMENİN SAYIŞTAY’CA TESCİL OLUNMAMASI
HALİNDE MÜTEAHHİDİN HAKLARI
 

            GİRİŞ
            Sayıştay denetiminin kamu harcamaları yapıldıktan sonra yapılanı ve harcamadan önce yapılanı olmak üzere iki çeşidi vardır. Harcamadan sonra yapılan denetim kural olarak hukuka aykırılığı, aykırılığın sorumlularını ve sorumluluk miktarını belirlemeye yöneliktir. Hesapların yargılanması sonucunda sorumluların sorumluluklarına veya beraatlerine karar verilir.

            Harcamadan önce denetimin amacı ise, hukuka aykırılıkları başlangıçta önlemek ve düzeltmektir. Bu amaçla Sayıştay Kanununun 30. maddesi ile “Sayıştay’ın denetimine tabi daire ve kurumlarca harcamaya ilişkin olarak yapılan sözleşmelerle her türlü bağıtlar tescile, tabidir.” hükmü getirilmiştir.

            Tescil kelimesi sicil kelimesinden gelir ve sicile geçirme anlamını taşır. Sayıştay’da belirli bir miktarı geçen sözleşmeler bir kütüğe kaydedilmektedir. Ancak Sayıştay’ca yapılan tescil işlemi söz konusu kütüğe kayıttan çok daha fazla anlam taşımakta ve söz konusu işlemin yapılabilmesi için başka şartların da gerçekleşmesi aranmakatdır. Bu koşullar;

            1- Sayıştay’ın denetimine tabi daire ve kurumlarca harcamaya ilişkin bir sözleşme ve bağıt olması,

            2- Muhasebe-i Umumiye Kanununun 64 üncü maddesi uyarınca ve bütçe kanunları ile tescilden istisna olunmaması,

            3- Bakanlar Kurulunca ivedilik ve gizlilik sebebiyle eksiltmeden istisnasına karar verilen hususlardan olunmaması,

            4- Yabancı memleketlerde yapılan satın almalara ilişkin bir sözleşme olmamasıdır. 

            I- TESCİL YÖNTEMİ
            Sayıştay’ca tescil işlemi yapılırken Sayıştay’a gönderilen sözleşme ve bağıtlar ile bunların ekleri incelenir. Bu inceleme sırasında;

            a) Sözleşme ve bağıtlara bağlanması gerekli belgelerin tamam olup olmadığı,

            b) Sözleşme ve bağıtlarla bunlara bağlı belgelere göre, sözleşme ve bağıtın kurallara uygun olup olmadığı,

            araştırılır.

            Değinilen işlemlerin yapılabilmesi için, sözleşme miktarlarının Bütçe Kanununun (I) cetvelinde belirtilen miktarların üzerinde olması gerekir.

            Tescil Yöntemi Sayıştay Kanununun 32. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, “Vize edilmek veya tescile tabi tutulmak üzere Sayıştay’a gönderilen kadro ve ödenek dağıtım işlemleriyle sözleşme ve beğıtlardan mevzuata uygun bulunanlar incelemeyi yapan Denetçi ve Grup Şefi tarafından vize veya tescil edilir. Mevzuata uygun bulunmayanlar düzeltilip tamamlanmak üzere Denetçi ve Grup Şefinin yazılı düşünceleriyle birlikte dairesine geri gönderilir.

            Alınacak karşılık üzerine bunlar ya vize veya tescil edilir. Ya da bir müzekkere ile Birinci Başkanlığa verilir. Birinci Başkan bu işlemleri, görüşünü bildirmesi için dairelerden birine verir.

            İşlem dairece mevzuata uygun görülmezse ilgili belgeler daire kararı gereğince dairesine geri gönderilir. İlgili ita amirinin bu karar usulü dairesinde itirazda bulunması halinde, Birinci Başkan bu belgeleri incelemek üzere Daireler Kuruluna verir. Bu kurulca tereddüt konusunun mevzuata uygun olduğuna karar verildiği takdirde işlem vize veya tescil edilir. İtiraz yerinde görülmeyip, işlemin mevzuata aykırı bulunduğu karar altına alınırsa işlemle ilgili belgeler karar gereğince geri gönderilir.

            Daireler Kurulunca vize veya tescilinden kaçınılan, mevzuatın açıkça yasaklamadığı sözleşmeler ve bağıtlar ita amirlerinin sorumluluğu yüklenmeleri halinde, keyfiyetin Sayıştay’a gerekçesiyle bildirilmiş olması şartıyla uygulanabilir. Bu takdirde Sayıştay’ca kabul edilmeyen hususlara ilişkin ödeme ve harcamalardan doğacak sorumluluk o ita amirine aittir.

            Bu sorumluluk ödeme ve harcamanın yapıldığı yıla ait sayman hesabının yargılanması sırasında hükme bağlanır.

            Birinci derecede ita amiri bulunan Bakanların sorumluluğu yüklenmeleri halinde keyfiyet yapılan ödeme ve harcama miktarları ile birlikte usulüne göre Millet Meclisi Başkanlığına bildirilir.

            Bir işlemin vize veya tescil edilmiş olması sorumluları bağlamayacağı gibi Sayıştay’ın yargı yetkisini de kısıtlamaz.

            II. MÜTEAHHİDİN HAKLARINI SAVUNMA İMKANI
            Tescil işleminin yapılması yöntemi taraflardan biri olan Devletin hak ve çıkarlarını korumaya yönelik olarak düzenlenmiştir. Sözleşmenin diğer tarafının hak ve çıkarlarını korumaya yer verilmemiş hatta savunma hakkı bile tanınmamıştır. Bu eksiklik özellikle, ilkin denetçinin mevzuata aykırı bularak ilgili kuruma sözleşmeyi geri göndermesi halinde ortaya çıkar. İlgili kurum savunma yapmazsa veya sözleşmede eksik olduğu ileri sürülen konuları gidermezse ne olacaktır?

            Daha sonra ilgili kurum yaptığı işlemin doğruluğunda ısrar edip de konu Sayıştay Dairesince mevzuata aykırı bulunarak ilgili kuruma iade edildiğinde, ita amiri bu karara itiraz etmezse, sözleşmede Sayıştay’ca ileri sürülen eksiklikleri gidermek için hiç bir çaba göstermezse ne olacaktır?

            Sayıştay Daire kararı ile mevzuata aykırı bulunup da ita amiri tarafından yapılan işlemin doğruluğu savunulmazsa, konu Sayıştay Daireler Kurulunda görüşülerek mevzuata aykırılık görüşü yinelendiğinde amiri ita sorumluluğu üstlenmeyip işi başlatmazsa ne olacaktır?

            Bütün bu olasılıklarda sözleşmenin diğer tarafı olan müteahhidin hak ve çıkarları da söz konusu olduğu halde savunma yapma ve görüş bildirme imkanı yoktur.

            Daha az bir olasılık içinde olmakla birlikte, Sayıştay’ca harcamadan önce vize işlemi sırasında, harcamadan sonra vize işlemi sırasındaki gibi bir denetim yapılıp, idareye sorular yönetilmişse ne olacaktır? Örneğin bazı belgelerin veya imzaların sahte olduğu gibi bir iddia ile sözleşme geri çevrilmişse ne olacaktır?

            Bu olasılık halinde de müteahhit görüş ve düşüncesini bildirmek imkanına sahip değildir. Her iddiada olduğu gibi, ileri sürülen düşünceler veya görüşler doğruyu yansıtmayabilir. Yanlış bir bilgi veya belgeye dayanarak müteahhidin sözleşmesi uygulanmaya sokulmadığında bir haksızlık ortaya çıkacaktır.

            Her ne kadar Sayıştay Kanununun 30. maddesi uyarınca “Sözleşme ve bağıtlar Sayıştay’ca tescil edilmedikçe uygulanamaz” denilmekte ise de tescil edilmeden uygulanan sözleşmeler için Sayıştay’ca ilgililere uyarıda bulunulması yeterli görülmektedir.  Ancak pratikte bir sözleşme Sayıştay’ca tescil edilmedikçe uygulanamaz. Bir yandan tescilinin yapılmamasının yaptırımının olmaması diğer yandan yasadaki tescil yapılmadıkça sözleşmelerin uygulanmayacağına ilişkin hüküm idarenin takdir yetkisini çok artırmaktadır. Ayrıca bürokrasinin sorumluluktan kaçınma gibi genel davranış içinde olması yüzünden Sayıştay’ca gönderilen bir yazı idarenin sözleşmesinin uygulanması konusunda çekingen davranmasına yetmektedir.

            SONUÇ
            Yukarıda değinilen hangi olasılık ortaya çıkarsa çıksın, idare sözleşmenin doğruluğu hakkında pasif kalabilir, savunma yapmayabilir ve sözleşmenin uygulanmamasına neden olabilir. Bütün bu durumlarda müteahhit farklı görüşte olabilir. En azından müteahhidin görüş ve düşüncesinde Sayıştay’ca yapılan değerlendirmede dikkate alınmasında yarar vardır.

            Denetçi sorgusu üzerine sözleşmenin uygulanmasının durdurulması yanında, idare tarafından gerekli savunma yapılmayarak, alınan kararda direnilmeyerek veya sorumluluğu üstlenmeyerek sözleşmenin uygulanması engellenebilir. Bunu kamu görevlilerinin sorumluluktan kaçınma biçimindeki genel davranış biçimi de psikolojik yönden pekiştirmektedir. Ayrıca Sayıştay’ın yetki aşımı niteliğindeki sorguları üzerine de hemen sözleşmenin uygulanılmasının başlatılmadığı görülmektedir.

            Böylesi durumlar, özellikle enflasyonist bir ortamda, müteahhit kadar idarenin de zararına neden olmaktadır. Her ne kadar müteahhit bağıtlanmamış bir sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesini idareden, mahkemelere başvurarak talep etme hakkına sahipse de mahkemelerde davaların uzun sürede sonuçlanmaması, enflasyon koşullarında sözleşmenin ne idare ne müteahhit tarafına yarar sağlayamamaktadır.

            Bu durumda; harcamadan önce denetimde çok katı davranılmaması, sorguların zorunlu ve gerekli durumlarda gönderilmesi ve titizlikle hazırlanması, sorumluluğu gerektiren konular olduğunda, sorunun harcamadan sonra denetimde gözönünde bulundurulması için harcamadan sonra denetim yapacak birimlere uyarıda bulunulması biçiminde yapılması yerinde olacaktır. Ayrıca ihale suç ve usulsüzlüklerine ilişkin ihbarların, haksız rekabet koşullarıda dikkate alınmak suretiyle, harcamadan sonraki denetimde incelenmesinde sonsuz yararlar bulunmaktadır.

            Yukarda değinildiği gibi, Sayıştay’a tescil için gönderilen sözleşme ve eklerinin eksiksiz olması önemli bir konudur. Tescil aşamasında söz konusu belgelerin eksiksiz gönderilmesi gerekir. Belgelerin doğruluğu konusundaki tescil aşamasında bir çalışma tescilin amaçlarına uygun olmaz. Belgelerin doğruluğu ve sıhhati hakkındaki bir araştırmaya ayrılacak zaman sözleşmenin her iki tarafı için de olumsuzluklar yaratır. İşlerin aksamasına ve kırtasiyeciliğe neden olur. Ancak kuşku duyulan konular ve kanıtları saptandığında harcamadan sonra vize yapılırken, dikkate alınmak üzere değerlendirilmelidir.

            Sayıştay Başkanlığı tescil için gönderilen sözleşme dosyalarının kapsaması gereken bilgi ve belgeleri kamuya duyurmaktadır. En son olarak 1 Şubat 1994 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan (Seri No: 451 Sayılı) Genelge ile bir düzenleme yapılmıştır. Değinilen genelge ile istenilen bilgi ve belgeler belirlendikten sonra genelgenin sonuna konulan bir Genel Not ile, “bu genelgede sözü edilen bilgi ve belgeler dışında her türlü bilgi ve belgenin Sayıştay’a gönderilmesi ayrıca istenebilir” hükmü konulmuştur. Bu hüküm harcamadan önce vizenin amaçlarıyla bağdaşmaz. Sayıştay’ın kuşku duyduğu konularda inceleme yetkisi hiçbir şekilde kısıtlanamaz ama bu, sorunu ve sorumlulukları saptarken uyulması gereken bir ilkedir.

            Yasal düzenlemelerin incelenmesinde görüldüğü gibi tescil işlemleri sırasında Sayıştay’ca yapılacak sorgulara muhatap olan idaredir. Sözleşmeye taraf olan müteahhide hiç bir yetki tanınmamıştır. Hatta sözleşmesini takip eden müteahhitlere de iyi gözle bakılmamaktadır. Kanımızca Sayıştay’da bir halkla ilişkiler birimi oluşturularak işini takip eden müteahhitler aydınlatılmalıdır. Sözleşmenin idare tarafına olduğu gibi müteahhit tarafına da bilgi verilmeli hatta savunması alınmalıdır. Bu takdirde görülecektir ki dosyadaki eksikliklerin ve yanlışların düzeltilmesi konusunda daha büyük bir hız kazanılacaktır.

 
Atilla İNAN
Sayıştay Uzman Denetçisi