Bir olgu nedeniyle zehirleme suretiyle

Yıl: 2 Sayı: 5
Mayıs 1999

< önceki

 

 

İ. Hamit Hancı
M.Ali Çakmak
Özlem Hancı



Bir olgu nedeniyle zehirleme suretiyle müessir fiiler’in incelenmesi


            ÖZET

            İçeceğine öldürücü dozda olmayan uyutucu - uyuşturucu madde katılarak uyutulan kişiye karşı gerçekleştirilen eylem, “zehirleyerek müesir fiil” kapsamında kabul edilerek T.C.K 457. Maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.

 

            GİRİŞ

            Ceza hukuku " Kusursuz suç olmayacağını belirtmiştir". Kusurluluğun kasıt (amaçlama) ve taksir (ihmal = savsama) olarak iki türü vardır. Dolayısıyla suçlarda kasıtlı ya da taksirli suçlar olmak üzere ikiye ayrılabilir (1,2,3,4,7, 8,9).

            Kasıtlı suçlarda kişi eyleminden doğacak sonucu öngörerek,tahmin ederek ve bu sonucu isteyerek suçu işler. Kasıtlı suçlara örnek olarak kasıtlı adam öldürme ( T.C.K 448, 449 ve 450. maddeleri ) ile kasıtlı adam yaralama (müessir fiil= etkili eylem) ( T.C.K 456. maddesi) suçları örnek olarak verilebilir (1,2,3,4,7, 8,9).

            Hekimlerin yaralanma olgularında raporlarını yazarken kullandıkları terim ve kavramlar T.C.K. 456. maddesinde belirtilmiştir. Hekim, kişide meydana gelen lezyonları bu kavramlar çerçevesinde değerlendirir (6,7,8).

            TCK 456. maddesinde müessir fiilerin insan üzerinde meydana getirdiği zarar ve değişiklikler ağırlık derecelerine göre 4 ayrı fıkra içinde toplanmıştır. Hafif zararlar 456/4 , basit zararlar 456/1 , ağır zararlar 456/2 , çok ağır zararlar 456/3. fıkrasında yer almıştır (5, 6,7,8).

            Müessir Fiil=Etkili eylem : Katil kastı (Öldürme kastı) olmadan cismen eza veren (vücuda ağrı acı veren) , sıhhati ihlal eden (sağlığı bozan) , akıl melekelerinde teşevvüş (akıl fonksiyonlarında karışıklık) meydana getiren eylemlerdir (6,7,8).

            T.C.K 456. Maddede geçen ve adli raporların yazımında kullanılan en önemli iki kavram;

            a-Hayati Tehlike:

            Bir kimsenin travma anında veya travmadan çok kısa bir süre sonra ölümle karşı karşıya gelmesidir. Hayati tehlike spontan olarak , tıbbı veya cerrahi tedavi ile ortadan kalkar. Hukuki anlamda hayati tehlike travmadan sonra kişinin hayatının muhakkak tehlikede olduğu kavramını kapsar. Hayatın tehlikeye maruz kalması şart olup , tehlikenin gerçekleşmesinin şart olmadığı prensibi mevcuttur (6,7,8)

            b- Mutat İştigalden Kalma Süresi

            Mutat iştigal; günlük olağan aktivitelerimizdir. Yemek yeme , tuvalete gitme , oturup kalkma, traş olma, saç tarama gibi. Bu süre, mesleki iştigal (faaliyet) değil, kişinin günlük faaliyetlerinde yapılması gereken zorunlu işleri yapabilecek hale geleceği , yani bedeni faaliyetleri yapabileceği süredir. Mutat iştigalden kalma süresi travmanın şiddetine ve meydana gelen lezyonun ağırlığına göre verilir (6,7,8).

            OLGU

            EY 1957 Doğumlu Erkek

            Olay Tarihi: 26.7.1995

            Köyde tütün çardağında eşi ve çocuklarıyla EY’yi ziyarete gelen komşusu MÖ, yanında gazete kağıdına sarılı pet şişe içinde B.. marka portakallı gazoz getirir. Bir bardak çay içtikten sonra gider. EY’nin eşi GY şişenin kapağını açmak istediğinde kapağın boşa döndüğü görür, kapağın emniyet çemberi kırıktır. EY, sarı renkli bu sıvıdan bir bardak içer, tadının yavan olduğunu farkeder. İkinci bardağı içerken sıvının beyazlaştığını görür, bir müddet sonra sızıp kalır.

            EY’nin eşi GY kendisi de gazozdan içmek için bardağa doldurduğunda şişede hap kırıkları farkeder. EY uyurken eşi GY, MÖ nün duvarın kenarından evi izlediğini farkeder.Ertesi gün olayı adli makamlara intikal ettirirler.

            C.Savcılığı olayı zehirleyerek müessir fiil olarak değerlendirerek; EY’yi ve içinde portakallı gazoza benzer sıvı bulunan pet şişeyi Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı’na gönderir.

            İzmir Grup Başkanlığı’nda şahsa düzenlenen adli raporda “hayatının tehlikeye maruz kalmadığı , iki gün süreyle mutat iştigaline engel bir durumun meydana geldiği” şeklinde bir rapor düzenlenir.

            Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi’nde yapılan toksikolojik inceleme sonucu düzenlenen 11.9.1995 1181/598 nolu raporda sıvıda “Benzodaiazepin” türevi bir maddenin bulunduğu belirtilir.

            Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 5. İhtisas Kurulu’nun 16 Eylül 1996 gün, A.T No:15406-960711-15 , Karar No:1634 sayılı raporunda;

            “a)olayda kullanılan sıvıda saptanan benzodiazepin türevi maddenin merkezi sinir sistemi üzerinde sakinleştirci ve uyku verici etki gösteren maddelerden olduğu; benzodiazepin türevi ilaçlardan on kadarının piyasada bulunabildiği, bunların bağımlılık yapma özellikleri nedeniyle kontrole tabi ve özel reçete ilke satılan ilaçlardan olduğu

            b)Benzodiazepin türevi sakinleştirici ve uyutucu ilaçlara göre zehirleyici ve ölüme yol açıcı etkilerinin daha düşük bulunduğu; normal erişkin bir kimsenin yalnızca bu ilaçlardan birkaç adedinin birden alınması durumunda ciddi ve ölüme varan bir zehirlenme oluşmadığı” söylenir.

            TARTIŞMA

            Türk Ceza Kanunun da kişilere karşı işlenen cürümler

            T.C.K 448: Her kim , bir kimseyi kasten öldürürse 24 seneden 30 seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur.

            T.C.K 449 (Değişik: 2370 - 7.1.1981): Adam öldürmek fiili:

            ……….Zehirlemek suretiyle yapılırsa;

            Fail, müebbet ağır hapis cezasına mahkum olur.

            T.C.K 456: Her kim katil kasdiyle (öldürme amacıyla) olmaksızın bir kimseye cismen eza verir veya sıhhatini ihlale yahut akli melekelerinde teşevvüş husulüne sebep olursa 6 aydan 1 seneye kadar hapsolunur (456/1).

            …………….

            Eğer fiil, hiçbir hastlığı veya mutat iştigallerden mahrumiyeti mucip olmamış yahut bu haller on günden ziyade uzamamış ise takibat icrası (kovuşturma açılması) mutazarrırın (zarar görenin) şikayetine bağlı olmak şartıyla fail hakkında 2 aydan 6 aya kadar hapis veya...para cezası hükmolunur (456/4).

            Bu fiil , 457. maddede yazılı vasıtalarla işlenirse takibat icrası şikayete bağlı değildir.

            T.C.K.457 (Değişik 6123 - 9.7.1953): 456. maddede yazılı fiillere 449 uncu maddenin birinci ve üçüncü bentlerinde yazılı hal inzimam eder yahut fiil gizli veya aşikar bir silah ile veya aşındırıcı ecza ile işlenmiş olursa asıl ceza üçte birden yarıya kadar arttırılır.

            …………… (5,7)

            Yukarıdaki maddelerden de anlaşılabileceği gibi TCK 449. Maddesinde zehirleyerek adam öldürme fiilinden söz edilmektedir. TCK 457/1. Maddesinde ise, 449. Maddeye gönderme yapılarak zehirleyerek müessir fiil eylemi tanımlanmaktadır.

            Kişinin aydınlatılmış rızası olmadan vücut bütünlüğüne dokunulamaz. Vücut bütünlüğüne dokunma tıbbi bir girişim ya da ilaç verilmesi olarak karşımıza çıkar ise aynı zamanda tedavi amacına da (1,2,7,8,10) yönelik olmalıdır. Aksi halde yapılan eylemler bir suç teşkil etmekte, müessir fiil olarak değerlendirilmektedir.

            Bu olayda da öldürme kasdı olmadan sadece kişinin uyutulması amacıyla , ancak onun rızası ve bilgisi olmadan “benzodiazepin” türevi bir ilacın verildiği görülmektedir. Benzodiazepin türü ilacın bir ihmal sonucu değil kasıtla içeceğin içine katıldığı düşünülmektedir. Ancak burada kasıt kişinin uyutulmasıdır.

            Müessir Fiil ; Katil kastı (Öldürme kastı) olmadan cismen eza veren (vücuda ağrı acı veren) , sıhhati ihlal eden (sağlığı bozan) … eylem olarak tanımlanmaktadır. (4, 6,7,8). Sonuçta yapılan eylemde bir müessir fiildir.

            SONUÇ

            İçeceğine öldürücü dozda olmayan uyutucu - uyuşturucu madde katılarak uyutulan kişiye karşı gerçekleştirilen eylem, “zehirleyerek müesir fiil” kapsamında kabul edilerek T.C.K 457. Maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.

            Olayımızda muhtemelen kötü niyet güdülerek bu eylem gerçekleştirilmiştir. Bu tür olaylar her zaman kötü niyetli kişiler tarafından gerçekleştirilmemektedir.Bazende arkadaşlar arasında şaka amacıyla yiyecek ya da içeceklerine diüretik, pürgatif ya da sedatif lerin konulduğu görülmektedir. Yapılan bu eylemlerin ne kadar iyi niyetli olursa olsun adli mercilere yansıdığında “zehirleyerek müessir fiil” olarak değerlendirildiği unutulmamalıdır.

İ. Hamit Hancı
E.Ü.T.F Adli Tıp A.D

M.Ali Çakmak
Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı

Özlem Hancı

İzmir Barosu

            KAYNAKLAR

            1- Aşçıoğlu Ç: Tıbbi Yardım ve Elatmalardan Doğan Sorumluluklar. Tekışık Ofset Tesisleri , Ankara , 1992.
            2- Ayan M: Tıbbi Müdahalelerden Doğan Hukuki Sorumluluk. Kazancı Yayınları , Ankara, 1991.
            3- Çağlayan MM: Yargıtay içtihatlarının ışığı altında çeşitli cürümler açısında kast ve ceza sorumluluğu üzerine bir izah denemesi. Adalet Dergisi Sayı 5 , 56-100, 1986.
            4- Çağlayan MM: Yargıtayın en yeni içtihatlarının ışığı altında müessir fiil (etkili eylem) üzerinde bir izah denemesi (I). Adalet Dergisi , 1, 37-50, 1983.
            5- Çoker F , Kazancı F , Kazancı M : Türkiye Cumhuriyeti Kanunları . Kazancı Yayınları , İstanbul , 1996.
            6-Gök Ş, Akyol S, Kolusayın Ö: Kişilerin Vücut Bütünlüğünde Oluşturulan Zararların Adli Tıp Açısından Değerlendirilmesi. Adli Tıp Müessesi Yayınları , No:2 ,İstanbul , 1978.
            7-Gözübüyük AP. Türk Ceza Kanunu Açılaması, 4. Bası, Kazancı Hukuk Yayınları, İstanbul, 1981.
            8- Hancı İH. Hekimin Yasal Sorumluluğu. Egem Tıbbi Yayıncılık, İzmir 1995, s:31-48.
            9- Keskin K: Uygulamada taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçları. Ankara , 1992
            10- Oğuzman K: Tıpta Hasta Muvaffakatının Alınmasının Hukuki Yönü. Adli Tıp Dergisi .