KÜÇÜK HATALARDAN KAYNAKLANAN SORUMLULUKLAR KONUSUNDA

Yıl: 2 Sayı: 6
Haziran 1999

< önceki

 
 
Atilla İNAN
 
KÜÇÜK HATALARDAN KAYNAKLANAN SORUMLULUKLAR KONUSUNDA BATIDAKİ UYGULAMA VE YURDUMUZDAKİ DURUM 


            GİRİŞ 

            Kamu kuruluşlarının bütçeleri zamanımızda milyarlar, hatta trilyonlara ulaşan miktarlara varmıştır. Bu denli büyük miktarlara tasarruf edilirken küçük hatalar yapılmaması imkansızdır. Tasarruf edilen miktarların cesameti karşısında en küçük hatalar bile orta dereceli memur olan sorumluların ödeme gücünü aşmaktadır. Eğer hiç hata yapılmaması gerektiği varsayımından hareket edilip en küçük hataların bile sorumluluğa bağlanması istenirse, bunun yaratacağı sorun korkunç bir şekilde büyüyen kırtasiyecilik ve işlerin yavaşlaması olacaktır. Bu durumda bir hoşgörü payı, bir başka deyişle küçük hatalara karşı sorumluluk belirlenirken biraz tölerans gösterilmesi gerektiği düşünülebilir . 

            Kaldı ki söz konusu toleransın ekonomik olduğu da savunulabilir. Çünkü, küçük miktarlara ilişkin sorunların bulunması, sorumluluğa bağlanması ve tahsili için harcanacak zaman ve para elde edilecek yarardan çok daha fazla olacaktır. İşte astarı yüzünden pahalı olan titizliğin üzerinde durma ve tartışma zamanı gelmiştir.  

            Gerçi hukukumuz buna izin vermemektedir ancak , bu yolda bazı adımlar atılması açısından bazı kararlarımız ışık tutmaya başlamıştır. İşte bu yazımızda yabancı ülkelerin yaklaşımı ve hukukumuzdaki gelişmeleri birlikte incelemeye çalışacağız. 

            A - Yabancı  Ülkelerdeki  Duru 

            Kamu kurumlarının harcamalarının büyüklüğü karşısında bu denli büyük miktarlara varan işlemlerin sonucunda bazı küçük hataların yapılabileceği önceden kabul edilmiştir. Bütçedeki ödenek miktarı veya işlem sayısı esas alınarak kurallarla bir hoşgörü payı belirlenmiştir. Örneğin İngiltere'de saymanların sorumluluğu belirlenirken belirli bir hoşgörü payının altında kalan miktarlar denetim ve yargı organınca sorun yapılmamaktadır.  

            Böylelikle hem idari işlemlerin hızı artırılmakta, hem de hataları düzeltmek için yapılacak emek ve zamandan tasarruf edilmektedir. Bu rasyonel uygulamanın Anglo Sakson ülkeleri dışında da kabul edildiği ülkelerde az değildir.  

            B - Yurdumuzdaki Uygulama  

            Türk mali sistemi sayman , tahakkuk memuru , amiri ita ve Sayıştay denetim zinciri içinde işler. Bu denetim zincirinde kural olarak tahakkuk memuru ve sayman sorumlu tutulup ita amirleri sorumsuz kılınmıştır. Bir başka deyişle ita amirleri çok istisnani durumlarda sorumluluğu üstlendikleri zaman sorumlu tutulabilmektedir.  

            Diğer sorumlular yani sayman ve tahakkuk memurları ise olması gerekenden daha ağır bir sorumluluk altındadırlar. "Kusursuz sorumluluk "ilkesine göre sorumlu tutulan söz konusu görevlilerin sorumluluğu için kusurlarının bulunması aranmamakta hatta kimi zaman zarar olmasa bile hukuka aykırılık yeterli sayılarak yapılan işlem tutarınca sorumluluklarına gidilmektedir.  

            Yani üst kademe yöneticiler olması gerekenin aksine sorumsuz, alt kademe personel ise olması gerekenden daha ağır bir sorumluluk altındadır . Bundan da ötesi denetim sistemi, en küçük hataları bile affetmeyen bir yaklaşım içindedir. Bu yüzden sorumluların özdeyiş haline gelen bir ifadesi hukuk literatürümüze bile girmiştir, "Bizler büyük sorumluluk miktarlarından değil, küçük sorumluluk tutarlarından çekmişiz. " 

            C - Küçük Hatalara Katı Davranmanın Korkunç Maliyeti  

            Birazda sorumluluk sistemimizin büyük sorumluluklarla uğraşmaya imkan vermemesi ve bununla ilgili olarak ita amiri düzeyindeki yetkililerin sorumsuz olması yüzünden ,denetim çalışmaları bütünüyle ayrıntılar ve alt derece memurların çalışmalarına yoğunlaşmaktadır. Böylesi konular denetim organlarının çalışmalarından sonra yargı organımızı da işgal etmektedir.  

            Olumlu çalışmaları gözardı ederek hep hata arayan denetim sistemimiz, kimi zaman tabir yerindeyse "öküz altında buzağı ararcasına " işlev görmektedir. Hiçbir görevlinin iyi çalışmayacağı varsayımından hareket ederek sorun bulamayan denetim elemanlarının iyi çalışmadığı, verimli olmadığı ve başarılı olmadığı düşünülmektedir. Değinilen varsayımla hareket edilerek, sorun çıkmayan hesaplara bakan denetim elemanları ne denli iyi çalışma yaparsa yapsın, olumlu sicil alamamaktadır. 

            Koşulların böyle olduğu bir ortamda denetlenen kurum ve görevlilerin gerçek durumu görülememekte, pek çok başarılı kamu görevlisi önemsiz konularda bulunan sorunlarla uğraşmakta, bu yüzden çalışma şevki ve gayretini yitirmektedir. 

            Bazen posta tebliğ masraflarından bile küçük miktarlar için sorgular alınmakta, savunmalar yapılmakta, yüce mahkemelerin kurullar halinde yaptığı çalışmalarda kararlar verilmektedir. 

            Kamu yönetiminde etkinlik ve verimliliğin sağlanmasında kanımızca ilk adım küçük konuları sorun yapmamak olacaktır.  

            D - Sayıştay'ın Bazı Örnek Davranışları  

             Sayıştay 5 inci Dairesi Adıyaman Belediyesinin 1993 yılı hesabına ilişkin 8573 tutanak sayılı kararında " Belediyede açılan memur sınavı için kaymakamlıkça görevlendirilen memurlara belde sınırları içinde verilen yolluk bedelinin aslında sorumluluk gerektirmesine rağmen cüziyetine binaen ilişikli olmadığını "hükme bağlamıştır. 

            Sayıştay 5 inci Dairesi Düzce Belediyesinin 1992 yılı hesabının incelenmesi sonucunda verdiği 8572 tutanak sayılı kararında; "Mahkeme harçlarının geç yatırılması nedeniyle 44.244 lira gecikme cezasının belediye bütçesinden ödenmesi ile ilgili verile emrinin bulunmaması sebebiyle konunun tazmini gerekiyorsa da, savunmalar uyarınca ve cüziyetine binaen tazmin hükmü verilmesine ve Bakanlığına yazılmasına gerek olmadığını" hükme bağlamıştır.  

            Yine aynı dairenin 1988 yılı Amasya Belediyesi hesaplarının yargılanması sırasında verdiği 8626 tutanak sayılı kararda "memurların izin, geçici görev gibi nedenlerle ayrılması nedeniyle yerlerine vekalet edenlere yan ödeme verilmesi mevzuata aykırı olmakla birlikte, cüziyetine binaen ilişik bulunmadığı "hükme bağlanmıştır. 

            Diğer bir kararda ,Atatürk anıtı ve çevre düzenlemesi işinde çalıştırılan 57 işçinin sigorta primlerinin SSK'ya geç yatırılması sonucu doğan 1.155.500 Tl gecikme zammı ve para cezasının ödenmesine ilişkin verile emrinin bulunmaması nedeniyle konunun tazmini gerekiyorsa da, savunmalar uyarınca ve cüziyetine binaen tazmin hükmünün verilmesine ve Bakanlığına yazılmasına gerek olmadığı "hükme bağlanmıştır.  

            Belirtilen şekilde örnek kararları çoğaltmak mümkündür. Yüce mahkemenin değinilen kararlarını haklı bulmakla beraber, "cüziyetine binaen" bazı konuları affetmeye hukukumuz cevaz vermemektedir. Ayrıca , değinilen küçük miktarlar için denetimler yapılıp, sorgular yazılıp savunmalar yapıldığına ve bu işler için milyonlarca lira emek ve zaman harcandıktan sonra mahkemenin değinilen kararının faydası da tartışılabilir.  

            SONUÇ 

            Sorumluluk sistemimizin büyük sorunlara karşı çaresiz küçük miktarlara karşı acımasız olması bir rastlantı değildir. 

            Küçük miktarlar için harcanan emek ve zaman bir savurganlık ölçüsüne varmıştır. Bütçelerin büyüklüğü ve işlem sayısı ve miktarlarına göre İngiltere'de olduğu gibi , görevlilerin sorumlu tutulmayacağı bir hoşgörü payı hukukumuzda yer almalıdır.  

            Bazı Sayıştay kararlarında küçük miktarlardaki sorunlar için sorumluluğa karar verilmemesi bir çözüm olmamakla birlikte soruna sosyolojik açıdan ışık tutması nedeniyle çok önemli bulunmaktadır.

 
   
Atilla İNAN
Sayıştay Uzman Denetçisi