TESCİLLİ MARKALARIN KORUNMASINA İLİŞKİN ESKİ VE YENİ DÜZENLEMELERİN KARŞILAŞTIRILMASI

Yıl: 2 Sayı: 7
Temmuz 1999

< önceki

 
 
Yusuf Ziya TAŞKAN
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı
 
TESCİLLİ MARKALARIN KORUNMASINA İLİŞKİN ESKİ VE YENİ DÜZENLEMELERİN KARŞILAŞTIRILMASI 

            I. GİRİŞ 

            Dünya ölçeğinde ulaşılan ekonomik gelişmeler ve ticari ilişkilerin hızla artması, aynı ya da benzer ihtiyaçları karşılayan çok sayıda ürünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. 

            Farklı işletmeler tarafından üretilen benzer ürünlerin çoğalması, bunların birbirinden gerektiği gibi ayırt edilmesi ihtiyacını doğurmuştur. İşte bu ihtiyacı karşılayan markalar da belirtilen gelişmelere paralel olarak önem kazanmıştır. 

            Bu çalışmada Türk Hukukunda tescilli markaların korunmasına ilişkin yeni düzenlemelerin incelenmesi ve önceki mevzuattan farklı yönlerinin belirtilmesi amaçlanmaktadır. 

            Markalarla ilgili temel hukuki düzenleme olan 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname1 çok yeni tarihli bir düzenlemedir. Kaldı ki bu KHK üzerinde de 3.11.1995 tarih ve 4128 sayılı yasayla2 önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu nedenle yeni düzenlemeler doktrinde henüz yeteri kadar incelenmemiştir. 

            İnceleme yöntemi olarak, önce bundan evvelki temel düzenleme olan 551 sayılı Markalar Kanununun3 sistematiği ve düzenlemelerine hakim olan ana çizgilerin belirtilmesi, bunu takiben 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin düzenlemelerinin incelenmesi benimsenmiştir. İncelememizin son kısmında iki düzenleme arasındaki önemli farklara işaret edilecektir. 

            İncelememizin tescilli markaların korunmasına ilişkin konuları içerdiği ve tescilsiz markaların korunması yönüne değinmediği belirtilmelidir. 

            II. MARKALARLA İLGİLİ DÜZENLEMELERİN TARİHSEL GELİŞİMİNE GENEL BAKIŞ 

            551 Sayılı Markalar Kanununun kabulünden önceki dönemde konuyu düzenleyen temel hukuki metin, 28 Nisan 1304 tarihli "Fabrika Mamulatiyle Eşyayı Ticarete Mahsus Alameti Farika Nizamnamesi4" dir. Bu nizamname üzerinde 27.05.1955 tarih ve 6591 tarihli yasa5 ile önemli değişiklikler yapılmıştır.6 

            Daha sonra 3.3.1965 tarih ve 551 sayılı Markalar Kanunu ile bu düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır. Uzun süre önemli bir değişikliğe uğramadan uygulanan bu kanun 556 sayılı KHK'nın kabulü ile yürürlüKten kalkmış bulunmaktadır. 

            Bugün markalarla ilgili temel düzenleme, Markaların Korunması Hakkında 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında 544 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedir7. Bunun yanısıra Markaların Korunması Hakkında 556 Sayılı KHK'nın Uygulanma Şeklini Gösterir Yönetmelik8, Türk Patent Enstitüsü Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği9 ve Türk Patent Enstitüsü Yayın Yönetmeliği10 de işaret edilmesi gereken diğer düzenlemelerdir. 

            Ayrıca, 556 Sayılı KHK'nın 4. maddesi, "Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşma hükümlerinin daha elverişli olması halinde 3. maddede belirtilen kişiler elverişli hükümlerin uygulanmasını isteme hakkına sahiptir." demektedir. Bu hüküm ilgililerin kendilerine uygulanacak mevzuatı seçme imkanına sahip olduklarını göstermektedir11. 

            III. ANAHATLARI İLE 551 SAYILI MARKALAR KANUNUNUN DÜZENLEMELERİ 

            A. Markanın Tanımı 

            551 sayılı Markalar Kanununun 1. maddesi marka kavramını şu şekilde tanımlamaktaydı: " Sanayide, küçük sanatlarda, tarımda imal, izhar, istihsal olunan veya ticarette satışa çıkarılan her nevi emtiayı başkalarınınkindan ayırt etmek için bu emtia ve ambalajı üzerine konulan, emtia üzerine konulamadığı takdirde ambalajlarına konulan ve bu maksada elverişli bulunan işaretler marka sayılır." 

            Kanunda yeralan tanımın, karmaşık bulunarak eleştirildiği ve çeşitli yazarlarca kısmen farklı ama özde aynı olan değişik tanımlar yapıldığı görülmektedir12. 

            B. Marka Olarak Tescil Edilemeyecek İşaretler 

            1. Şekil Bakımından Getirilen Sınırlamalar 

            551 sayılı Markalar Kanununun 4. maddesi aşağıdaki hallerde sözkonusu işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğini bildirmekteydi: 

            a) Etiket, kapak, kap, mahfaza, zarf ve bütün ambalajlar veya doğrudan doğruya emtia üzerine basım ya da türlü araçlarala yapıştırmak suretiyle yahut dökme, oyma , dokuma boyama vesair şekilde konulamayan işaretler,  

            b) Ticaret ünvanları dışında, beşten fazla kelime ihtiva eden işaretler13, 

            c) Sadece belirli bir renkten, tek bir harften, rakam veya rakamlardan oluşan işaretler, 

            2. İçerik Bakımından Getirilen Sınırlamalar 

            551 sayılı Markalar Kanunu içerik bakımından getirilen sınırlamaları iki kısımda ele almaktaydı. 5. maddede yer alan sınırlamalar "mutlak olarak" başlığı ile 6. maddede yer alan sınırlamalar ise "esas unsurları itibariyle" başlığı ile düzenlenmişti. Bu ayrım doktrinde yapay bir ayrım olarak nitelendirilmiştir14. Bu çerçevede aşağıda belirtilen işaretler marka olarak tescil edilemez ; 

            a) Gayesi, kullanılış tarzı itibariyle kanun ve nizamlara, ahlak ve adaba, kamu düzenine ayıkırı olan, milli duyguları zedeleyecek yahut kamunun malı olan güzel sanat eserlerinin veya tarihi anıtların kıymet ve itibarını düşürecek işaretler, 

            b) Halkı aldatacak nitelikteki işaretler, özellikle marka tescilini isteyen kişiye ait olmayan diploma, madalya gibi hususları içeren ve bir malın yabancı ülkede üretildiği zannını veren ya da üreticinin ikamet, üretim, ticaret yeri ile ilişkisi olmayan işaretler, 

            c) Aynı emtiaya ilişkin olarak, Türkiye'de tescil edilmiş ya da tescili için müraacat edildiği halde henüz kesin bir karara bağlanmamış markalarla bunların biçim veya telaffuz yahut anlam itibariyle ilk bakışta ayırd edilemeyen benzerleri15, 

            Ayrıca 6. madde gereği aşağıdaki işaretler de markanın esas unsuru olarak tescil edilemez: 

            a) Münhasıran markanın üzerine konulacağı eşyanın çeşidi, cinsi, vasıfları, kıymeti, miktarı, menşei, sevk ve tahsis olduğu yeri ve zamanı gösteren işaret ve kayıtlar, 

            b) Ticaret aleminde herkes tarafından kullanılan veya muayyen bir meslek, sanat ya da ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adlarla belli bir itp eşyayı gösteren veya eşya adı haline gelmiş olan işaret ve adlar16. 

            C. Marka Olarak Tescili İzne Bağlı İşaretler 

            551 Sayılı Markalar Kanununun 8, 9,10 ve 11. maddelerinde ise marka olarak tescili izne bağlı işaretlerin neler olduğu belirlenmişti. Buna göre; 

            a) Yabancı Resmi İşaretler, 

            b) Milli İşaretler, 

            c) Fikir ve sanat eserlerinden oluşturulan işaretler ve 

            d) Tanınmış markalar17ın tescili ise gerekli iznin alınmasına bağlanmıştır. 

            D. Tescilin Hükümleri 

            551 Sayılı Markalar Kanunu, yapılan tescilin hükmü ile ilgili olarak aşağıdaki temel ilkeleri benimsemişti: 

            1) Sahiplik Karinesi 

            Bir markayı ilk defa tescil ettirenin o markanın gerçek sahibi olduğu hakkında bir karine doğar (m. 15/1). Tescil Türkiye sınırları içinde bir kullanma hakkı ve koruma sağlar. 

            Ancak daha önce herhangi bir kimse aynı emtia için aynı markayı fiilen ihdas ettiğini ve kullanarak piyasada maruf hale getirdiğini tescil yaptırana karşı ispat edebilme imkanına sahiptir (m. 15/2). Bu durum tescilden doğan sahiplik karinesinin niteliğine işaret etmekteydi. 

            2) Marka Hakkının Kapsamı 

            551 sayılı Markalar Kanunu, tescil yaptırana Türkiye sınırları içinde kullanma hakkı ve koruma sağlamaktaydı. Kullanma hakkı, m.17 ve 19'da düzenlenmişti. Korumaya ilişkin hükümler ise m. 47 vd.'de tanzim edilmişti.  

            Marka hakkının kapsamında esas olarak şu alt başlıkların ayırt edilmesi mümkündü18: 

            a) Faydalanma hakkı (m.17)  

            b) İnhisar hakkı (m.15) 

            c) Devir ve lisans hakları (m.17 ve 34/2) 

            d) Dava hakları (m 47- 48) 

            3) Koruma Süresi ve Yenileme 

            551 Sayılı Markalar Kanunu, tescil edilen markaya tescil tarihinden itibaren 10 yıllık bir koruma süresi tanımaktaydı (m. 16). Bu sürenin bitiminden itibaren her defasında 10 yıllık yenilemeler mümkündü. Yenileme müracatının 10 yıllık sürenin bitiminden itibaren 3 yıl içinde yapılması gerekmekte ve böylece fiili koruma süresi 13 yıla çıkmış olmaktaydı (m. 33). Üç yıllık süre geçirlidiği takdirde ise marka sicilden resen terkin edilirdi (m. 40). 

            4. Marka Sahibinin Yükümlülükleri19 

            Markalar Kanunu, marka sahibine kullanma ile ilgili bir takım yükümlüklülükler de yüklemekteydi. Buna göre marka sahibi; 

            a) Markayı tescil edildiği gibi kullanmak (m. 18/1), 

            b) Markanın kullanımına haklı bir neden yoksa 3 yıldan fazla ara vermemek (m. 18/3) ve 

            c) Değişiklikleri tescil ettirip, markayı bizzat kullanmak zorunda idi. 

            E. Markaların Korunması 

            Markalar Kanunu markaların korunması hususunda önce marka hakkına tecavüz teşkil eden halleri belirlemek, daha sonra bu durumlarda uygulanacak hukuki ve cezai yaptırımları düzenlemek şeklinde bir istematiğe sahipti. Kanunun 47. maddesi tecavüz hallerini, 48. ve 49. maddeleri hukuk davalarını ve 51-53. maddeleri ise ceza davalarını düzenlemekteydi. 

            1. Tecavüz Halleri 

            Markalar Kanununun 47. maddesine göre aşağıdaki hallerde marka hakkına tecavüz gerçekleşmiş olur: 

            a) Markanın veya benzerlerinin marka hakkı sahibinden başka kimseler tarafından kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil eder. Markanın küçük farklarla kullanılması aynen kullanma, bıraktığı izlenim bakımından markadan kolayca ayrılamayacak kadar yakın bir işaretin kullanılması ise benzer marka kullanma fiilini oluşturur. Uygulanacak cezai yaptırım bakımından bu iki durum arasında bir fark bulunmamaktadır. 

            b) Haksız olarak marka hakkı sahibinden başka kimseler tarafından kullanılan markaları taşıyan malların satışa arzedilmesi, satılması, dağıtılması ve ülkeye sokulması ya da çıkarılması da bir başka tecavüz şeklini oluşturur. 

            c) Yukarıdan belirtilen fiillre iştirak edilmesi de bir başka tecavüz biçimi olarak kabul edilmiştir. 

            2. Hukuk Davaları 

            a) Tecavüzün Ref'i ve Men'i Davaları 

            47. maddede düzenlenen tecavüz hallerinden biri ile karşılaşan veya karşılaşma tehlikesine maruz kalan kimse, sözü edilen tecavüzün durdurulmasını ya da önlenmesini talep edebilir (m. 49) . Burada sözü edilen dava, bir kurumun çalışanları yada temsile yetkili kişisi tarafından işlenen tecavüzler sözkonusu ise kurumun sahibi aleyhine açılabilir. Bunun için tecvüz fiilinin hizmetin görülmesi sırasında işlenmiş olması gerekir. Ayrıca bu davanın açılabilmesi için kusur şartı öngörülmemiştir. 

            b) Tazminat Davası 

            Kanunun 46. maddesi kusurun varlığı halinde tazminat ta istenebileceğini belirtmektedir. 

            2) Ceza Davaları 

            Markalar Kanunu marka hakkına tecavüzün gerçekleşmesi durumuna ilişkin bir kısım cezai yaptırımları da hükme bağlamıştı. Buna göre; 

            a) Marka koyma zorunluluğuna aykırı hareket edenler ile bir markayı tescil edildiği şekilden başka şekilde kullananlar hapis ve para cezası ile cezalandırılır. 

            b) Başkası tarafından tescil edilmiş bir markanın aynını ya da benzerini kullananlar veya hak sahibinden başka kimse tarafından haksız olarak kullanılan markaları taşıyan emtiayı bilerek satışa arzedenler, satanlar, dağıtanlar, ülkeye sokanlar ve ülkeden çıkaranlar ile bu fiilere iştirak edenler hapis ve para cezasına çarptırıldığı gibi varsa işyerleri kapatılır ve aynı üsre için ticaretten men edilirler. Bu fiilleri dikkatsizlik ya da ihmal yahut tedbirsizlikle işleyenler yalnızca para cezasına çarptırılır. Tekerrür halinde ise cezanın iki katına hükmedilir. Haksız olarak kullanılan markayı taşıyan mallar ve belgeler ile yapımında kullanılan araç gereç müsadere olunur. 

            IV. ANAHATLARI İLE 556 SAYILI KHK'NIN DÜZENLEMELERİ 

            A. Markanın Tanımı 

            556 sayılı KHK'nın 5. maddesine göre : "Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajlarının20 gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir." 

            Görüldüğü 556 sayılı KHK'nın yaptığı tanım, ifade biçiminin yanısıra içerik bakımından hizmet markalarını da kapsaması nedeniyle 551 sayılı Markalar Kanununun yaptığı tanımdan ayrılmaktadır. 

            B. Marka Olarak Tescil Edilemeyecek İşaretler 

            556 sayılı KHK, marka olarak tescil edilemeyecek işaretlerle ilgili düzenlemelerinde 551 sayılı MarK'ye göre daha tutarlı bir sistematik takip etmiş ve bir işaretin marka olarak tesciline engel olabilecek halleri iki kısma ayırarak tanzim etmiştir. Buna göre sözü edilen sebepler mutlak ve nisbi sebepler olarak ikiye ayrılmaktadır.  

            556 sayılı KHK'nın 7. maddesi "Marka tescilinde red için mutlak nedenler" başlığı altında birinci kategoride yer alan nedenleri düzenlemektedir. Bu maddeye göre; 

            a) 5. maddenin kapsamına girmeyen işaretler, 

            b) aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan markalar21 22 , 

            c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf23, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar24. Bununla birlikte markanın tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak ayırt edici nitelik kazanmış olması durumunda tescil reddedilemez.(m.7/son) 

            d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,  

            e) Malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan, kendine malın şeklini veya mala asli değerini veren şekli içeren işaretler, 

            f) Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar, 

            g) Yetkili merciden kullanmak için izin alınmamış ve dolayısıyla Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. maddesine göre reddedilecek markalar, 

            h) Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, tarihi, kültürel değerler bakımından halka malolmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği diğer armalar, amblemler veya nişanları içeren markalar,  

            ı) Sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış markalar, 

            j) Dini değerleri ve sembolleri içeren markalar, 

            k) Kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı markalar. 

            C. Marka Olarak Tescili İzne Bağlı İşaretler 

            556 sayılı KHK'nın 8. maddesi bazı işaretlerin marka olarak tescilini ilgilinin itiraz etmemesi şartına bağlamış ve bu durumu "marka tescilinde red için nisbi nedenler" başlığı altında düzenlemiştir. Buna göre; 

            a) Tescili istenen marka, tescil edilmiş ya da tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka ile aynı ise ya da aynı mal ya da hizmetleri kapsıyorsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. 

            b) Tescili istenen marka, tescil edilmiş ya da tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka ile aynı ise ya da aynı mal ya da hizmetleri kapsıyorsa tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarfından karıştırılması ihtimali varsa ve karıştırılma ihtimali evvelki marka ya da başvuru ile karıştırılma ihtimalini de kapsıyorsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. 

            c) Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili amacıyla, gerçek marka sahibinin izni olmaksızın ya da geçerli bir gerekçe gösterilmeksizin yapılan başvuru itiraz üzerine reddedilir. 

            d) Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine tescili istenen marka aşağıdaki durumlarda tescil edilmez: 

                        da) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmişse, 

                        db) Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa, 

            c) Marka tanınmış bir marka ise ve farklı mal ve hizmetler için tescili isteniyorsa tanımış marka sahibinin itirazı üzerine başburu reddedilir25. 

            d) Tescili için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. 

            e) Ortak veya garanti markalarının sona ermesinden itibaren üç yıl içinde bunların aynı veya benzeri olan başvurular itiraz üzerine reddedilir. 

            f) Bir markanın yenilenmemem nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonra iki yıl içersinde aynı ya da benzer markanın aynı veya benzer mal ve hizmetler için yapılan başvuru halinde , yapılan başvuru itiraz üzerine reddedilir. 

            D. Tescilin Hükümleri 

            1. İnhisar Hakkı ve Kapsamı 

            Tescil edilen bir marka üzerinde marka sahibi inhisar hakkına sahiptir. Marka sahibi bu hakkına dayanarak kendisinin izni alınmadan aşağıdaki işlemlerin yapılmasına engel olabilir: 

            a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması, 

            b) Tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk üzerinde, işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması, 

            c) Belirtilen özellikleri taşıyıp ta kullanılması halinde tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması, 

            d) İşaretin mal veya ambalajı üzerine konulması, 

            e) İşaretli malın piyasaya sürülmesi, bu amaçla stoklanması, yada teslim edilebileceğinin teklif edilmesi veya o işaret alytında hizmetlerin sunulması ya da sağlanması, 

            f) İşareti taşıyan malın ithali ya da ihracı26, 

            g) İşaretin işletmenin iş evrakı veya reklamlarında kullanılması. 

            Bu temel ilkelerin yanısıra tescilin sağladığı inhisar hakkının içerdiği diğer bazı hususlarda aynı maddenin devamında ve sonraki maddelerde düzenlenmiş bulunmaktadır. Sözkonusu düzenlemeler esas olarak şu hususları içermektedir; 

            a) Markanın sağladığı haklar üçüncü kişilere karşı tescilin yayınlandığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Başvurunun yayınlanmasından sonra doğabilecek durumlarla ilgili olarak tazminat talebi yapılabilir. 

            b) Tescilli bir markanın tescilli olduğu belirtilmeksizin bir sözlük, ansiklopedi yada başka bir başvuru eserinde jenerik ad izlenimi verecek şekilde yayınlanması durumunda marka sahibinin talebi üzerine yayıncı, yayının sonraki ilk sayısında yanlışlığı düzeltir (m.10). 

            c) Dürüstçe ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılmaları şartıyla üçüncü kişilerin ad ve adreslerini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez (m.12). 

            d) Tescilli bir markanın mal üzerine konularak marka sahibi tarafından veya onun izni ile Türkiye'de piyasaya sunulmasından sonra, mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalır. Ancak malın piyasaya sürülmesinden sonra değiştirilerek ya da kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılması marka sahibi tarafından önlenebilir (m. 13).  

            2. Marka Hakkının Hukuki İşlemler Yönünden Kapsamı 

            556 Sayılı KHK'nın 15. maddesine göre, tescilli bir marka daşkasına devredilebilir, miras yoluyla intikal edebilir, kullanma hakkı lisans konusu olabilir. Ayrıca rehnedilmesi de mümkündür. 

            Bunun yanısıra henüz tescil edilmemiş marka başvuruları da devir, lisans, intikal, haciz ve rehin işlemlerine konu olabilir (m. 22). 

            Ancak garanti markaları ve ortak markalar sadece devir ve lisans işlemlerine konu olabilirler (m.60). 

            Tescilli markalara ilişkin sağlararası hukuki işlemlerin geçerliliği yazılı şekle uyulmasına bağlıdır (m.15/2)27. 

            Bunlardan başka marka hakkının korunmasına yönelik dava haklarından sözedilebilir. 

            3. Koruma Süresi ve Yenileme 

            556 sayılı KHK'nın 40 maddesine göre, tescilli bir markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10 yıldır. Bu süre, 10 yıllık dönemler halinde yenilenir. 

            10 yıllık koruma süresinin bitiminde marka, sahibinin ya da yetkili temsilcisinin talebi üzerine yenilenir (m.56/4).  

            Yenileme talebinin yapılablmesi için farklı ücretlere tabi ve ilki koruma süresinin bitiminden altı ay önce başlayan iki adet altı aylık süre tanınmıştır (m.41/2 ve 41/4). Bu süreler içinde yenilenmeyen marka hükümsüz sayılır (m.41/5). 

            4. Marka Sahibinin Yükümlülükleri 

            Bir markanın tescil ettirilmesi, sahibine bir takım haklar sağladığı gibi bazı yükümlülükler de getirmektedir. 556 sayılı KHK'ya göre bu yükümlülükler kısaca şöyle özetlenebilir: 

            a) Marka sahibi markayı kullanma amacı taşımalı ve markasını kullanmalıdır. Markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir neden olmadan kullanılmaması ya da kullanıma 5 yıldan fazla ara verilmesi mümkün değildir (m.14). Aykırı hareketler markanın iptaline neden olur. 

            b) Garanti markaları ve ortak markaların teknik yönetmeliğe uygun olarak kullanılması gerekir (m.59). 

            c) Marka sahibi marka üzerindeki değişikliklerin Türk Patent Enstitüsüne bildirilmesi gerekir (Marka Yönetmeliği m.20). 

            E. Markaların Korunması 

            556 sayılı KHK'nın 1. ve 6. maddelerine göre kural olarak, KHK'nın sağladığı korumadan ancak bu KHK'ya göre tescil edilmiş markalar istifade eder. 556 sayılı KHK'da 551 sayılı MarK gibi öncelikle marka hakkına tecavüz teşkil eden halleri belirlemiş daha sonra dava imkanlarını düzenlemiştir. 

            1. Tecavüz Halleri 

            556 sayılı KHK'nın 61. maddesi hangi durumların markaya tecavüz sayılacağını belirlemiş bulunmaktadır. Buna göre; 

            a) Marka tescilinden doğan hakların kapsamını düzenleyen 9. maddenin ihlali, 

            b) Marka sahibinin izni olmaksızın markayı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek28, 

            c) Markayı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elinde bulundurmak, 

            d) marka sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, 

            e) a ila c bentleri arasında yazılı fiillere iştirak veya yardım veya teşvik veya hangi şekil ve şartlarda olursa olsun bu fiillerin yapılmasını kolaylaştırmak, 

            f) Kendisinde bulunan ve başkası adına tescilli bir markayı ayırt edilemeyecek benzerini taşıyan ürünün veya ticaret alanına çıkarılan malın nereden alındığını veya nasıl sağlandığını açıklamaktan kaçınmak fiileri marka hakkına tecavüz teşkil eder. 

            2. Hukuk Davaları 

            556 sayılı KHK, marka hakkı tecavüze uğrayan kimseye eda ve tesbit davaları olmak üzere iki çeşit hukuk davası açma imkanı tanımıştır. 

            a) Eda Davaları 

                        aa) Davanın Konusu 

            Marka hakkı tecavüze uğrayan kimse aşağıdaki konularda mahkemeden talepte bulunabilir (m.62): 

            a) Marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması, 

            b) Tecavüzün giderilmesi ve maddi manevi zararın tazmini, 

            c) Marka hakkına tecavüz dolayısıyla üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makina gibi vasıtalara el konulması29, 

            d) El konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınması, 

            e) Marka hakkına tecavüzün devamının önlenmesi için tadbirler alınması, özellikle c bendine göre el konulan vasıtaların imhası, ürünler ve araçlar üzerindeki markaların silinmesi30, 

            f) Marka hakkına tecavüz eden aleyhine verilen mahkeme kararının kamuya duyurulması. 

                        bb) Davanın Tarafları 

            Davacı sıfatı, 556 sayılı KHK'nın 3. maddesinde korumadan yararlanacak kişiler olarak gösterilip, yukarıda belirtilen tecavüz hallerine muhatap olan kişiye aittir. Lisans hakkı sahibinin dava açmasına ilişkin koşullar ise 73. maddede düzenlenmiş bulunmaktadır. 

            Davalı ise, tecavüz fiillerinden birini gerçekleştiren kişi veya kişilerdir. Ancak sebep olduğu zarardan ötürü marka sahibine tazminat ödeyen kişi tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri kullanan kişilere karşı dava açılamaz (m.69). 

                        cc) Diğer Hükümler 

            Dava sonucunda haklı çıkan taraf, haklı bir sebebin veya menfaaatin bulunması durumunda masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete ya da benzeri vasıtalarla ilan edilmesini isteyebilir (m.72/1). İlanın şekli ve kapsamı kararda belirlenir, 3 ay içinde kullanılmayan ilan hakkı düşer. 

            Marka hakkına ilişkin özel hukuka ilişkin taleplerde Borçlar Kanununda öngörülen zamanaşımı süreleri uygulanır (m.70). 

            Yetkili mahkeme, davacının ikametgahının olduğu veya suçun işlendiği veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir (m.63/1). birden fazla mahkemenin yetkili olduğu durumlarda yetkili mahkeme ilk davanın açıldığı mahkemedir (m.63/4). 

            Görevli mahkeme, Adalet Bakanlığınca kurulacak ihtisas mahkemeleridir (m.71/1). 

            556 sayılı KHK'da öngörülen davaları açacak olan kimseler, dava konusu markanın kendi markalarına tecavüz teşkil edecek şekilde ülkede kullanıldığını ya da bu yönde ciddi belirtiler olduğunu ispat ederk, ihtiyati tedbire karar verilmesini talip edebilirler. Bu istek davadan önce veya sonra yada onunla birlikte yapılabilir ve davadan ayrı olarak incelenir (m.76). 

            b) Tesbit Davaları 

            556 Sayılı KHK, marka hakkına tecavüz konusu ile ilgili olarak iki çeşit tesbit davası öngörmüş bulunmaktadır. 

            75. maddeye göre, marka hakkına tecavüz edildiğini ileri sürmeye yetkili olan kişiler bu haklara tecavüz sayılabilecek olayların tesbitini mahkemeden isteyebilirler. 

            74. madde hükmüne göre ise; menfaati olan herkes, kendisinin Türkiye'de giriştiği veya girişeceği sınai faaliyeti sonucunda üretilen ürünlerde kullanacağı markanın başkasına ait markaya tecavüz teşkil edip etmediğini ilgili marka sahibine noter aracılığıyla sorabilir. Bir ay çinide cevap alınmazsa veya alınan cevap talep sahibini tatmin etmezse menfaat sahibi kişi, mahkemeden tesbit talebinde bulunabilir. Karar, bütün hak sahiplerine tebliğ edilir. Ancak kendisine karşı markaya tecavüzden dolayı dava açılmış kişi tarafından bu dava açılamaz. Bir tür ön tesbit niteliğindeki bu tesbit davası 556 sayılı KHK'nın getirdiği önemli yeniliklerden biridir. 

            3. Ceza Davaları 

            556 sayılı KHK ilk çıkarıldığında ceza hükümlerini içermemekteydi. Buna bağlı olarak yürürlükten kaldırılan 551 sayılı Markalar Kanununun 51, 52 ve 53. maddeleri yürürlükte bırakılmıştı. Ancak 3.11.1995 tarih ve 4128 sayılı yasayla 556 sayılı KHK'ya 61/A maddesi eklenmiş ve 551 sayılı MarK'nın anılan maddeleri de yürürlükten kaldırılmıştır.  

            Sözkonusu 61/A maddesine göre; 

            a) Marka hakkı sahibi olarak belirtilmesi gereken kimlik bildirimini gerçeğe aykırı olarak yapanlar, marka koruması olan bir eşya veya ambalajı üzerine konulmuş, marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisi olmadan kaldıranlar, kendilerini haksız olarak marka başvurusu veya marka sahibi olarak gösterenler, hapis ve para cezasına çarptırılır. 

            b) Hak ve alakası olmadığını veya tasarruf yetkisi bulunmadığını bilmesi gerektiği halde, marka korunmasına ilişkin mevzuatın devir ve intikal, rehin ve haciz ile ilgili maddelerinde yazılı yazılı haklardan birini veya bu hakla ilgili lisansı başkasına devreden, rehneden, veren, bu haklar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunanlar ile korunan bir marka hakkının sahibi olymadığı veya koruma süresinin bittiği veya marka hakkının hükümsüzlüğü veya marka korumasından doğan hakkın sona ermesi durumlarında; kendisinin veya başkasının imal ettiği veya ambalajlarına veya ticari evrakına veya ilanlarına hukuken korunan bir marka hakkı ile ilgili olduğu kanısını uyandıracak şekilde işarteler koyan veya bu amaçla yazılı ve görsel basındaki ilan ve reklamlarda, bu tarzda yazı, işaret ve ifadeleri kullananlar hapis ve para cezasına çarptırılır. 

            c) 61. maddede yazılı fiillerden birini işyleyenler napis ve para cezasına çarptılır. Bunların ayrıca bir yıldan az olmamak üzere işyerleri kapatılır ve ticaretten men edilirler. 

            Maddenin devamında müstahdemlerce işlenen suçlarda işletme sahibinin, müdür ve temsilcilerin sorumluluğu, tüzel kişilerde durum ve kovuşturmanın şikayete bağlı olduğu hususları hükme bağlanmış bulunmaktadır.  

            Ayrıca, Türk Patent Enstitüsü, 5590 sayılı Odalar ve Borsalar Kanununa ve 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanununa tabi kuruluşlar ile Tüketici Derneklerinin hangi durumlarda şikayette bulunabileceği de maddenin düzenlediği bir başka hususu oluşturmaktadır. 

  

            V. SONUÇ 

            551 Sayılı Markalar Kanunu ile 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin düzenlemelerini özellikle tescilli markaların korunması yönünden incelemeyi amaçlayan bu çalışmanın ulaştığı sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: 

            1. 556 sayılı KHK, daha geniş ve anlaşılabilir bir marka tanımlaması yapmak suretiyle marka hakkının kullanım alanını anlam ve kapsam yönünden genişletmiştir. Özellikle hizmet markalarının KHK kapsamına alınmasına çağdaş gelişmelere uygun ve önemli bir değişiklik olmuştur. 

            2. 556 sayılı KHK'nın marka olarak tescil edilmeyecek işaretlerle ilgili hükümleri de 551 sayılı MarK'ye nazaran daha derli toplu ve doyurucudur. 

            3. Genel olarak ülkemizin tarafı bulunduğu sınai mülkiyetle ilgili uluslararası anlaşmaların iç hukukun parçası haline getirilmesi ve KHK'de bu anlaşmalara hakim olan esasların gözetilmesi gelişmiş düzenlemelere kavuşmak bakımından olumlu karşılanabilir. 

            4. Koruma alanının kapsamının tesbitinde emtia sistemi yerine emtia sınıfı sisteminin kabul edilmesi son derece önemli ve olumlu bir değişikliktir. 

            5. Koruma süresi 551 sayılı MarK bakımından olduğu gibi 10 yıl olarak muhafaza edilmiş, ancak yenileme talebi için tanınan süre 3 yıldan 6 aya indirilerek belirsizlik döneminin kısaltılması öngörülmüştür. 

            6. 556 sayılı KHK, marka hakkına tecavüz teşkil eden halleri daha daha belirgin olarak tanzim etmiş, ön tesbit isteme hakkını ilgililere tanıyarak önemli bir imkan sağlamıştır. 

            7. 556 sayılı KHK cezai tedbirlere başvurulmasını sağlayan şikayet hakkını Odalar ve Borsalar ile Tüketici derneklerine de tanımak suretiyle bunların etkinliğini artırıcı bir önlem getirmiştir. 

  

Yusuf Ziya TAŞKAN
 Kırıkkale Üniversitesi 
İİBF Öğretim Görevlisi
 
1- RG, 27.6.1995, 22326 
2- RG, 7.11.1995, 22456 
3- RG, 12.3.1965, 11951 
4- Düstur, Birinci  Tertip, c. 6, 76 
5- Düstur, Üçüncü Tertip, c.38, 1496 
6- ÖÇAL, Akar: Türk Hukukunda Markaların Himayesi, Ankara 1967, 29 
7- RG, 24.6.1994, 21970 Mük. 
8- RG, 7.11.1995, 22456 
9- RG, 14.4.1995, 22258 
10- RG, 7.11.1995, 22456 
11- Türkiye’nin taraf olduğu belli başlı anlaşmalar, 20 Mart 1883 tarihli Paris Sözleşmesi, 15.4.1994 tarihli Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması, Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin 15.6.1957 tarihli Nis Anlaşması ve Markaların Şekilli Elemanlarının Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin 12.6.1973 tarihli Viyana Antlaşmasıdır. Bu antlaşmalar üzerinde daha sonra birçok değişiklikler yapılmıştır.(Türkiye’nin taraf olduğu antlaşmaların metinleri  hk. bkz. KARAHAN, Sami: Yeni Marka Hukukumuz ve İlgili Mevzuat, Konya, 1996, 235 vd.) 
12- Değişik marka tanımları için bkz: ÖÇAL, 7; YOSMAOĞLU, Nevzat : Patentler, Markalar ve Know Howlar, Ankara, 1978, 109; BİNATLI, Yusuf Ziya: İşletme Hukuku, Ankara, 1975, 109 
13- “.....(Yeni Tekstil Hergo Wirginwool Türk Malı) ibaresinden teşekkül eden markanın bir bütün olarak bıraktığı intiba nazara alınacak olursa ..... tescili istenen ibare beş kelimeyi aştığından....! (DAN. 12.D., 21.1.1974, 73/2482 - 74/74, DÖNMEZ, İrfan:  Markalar ve Haksız Rekabet Davaları, İstanbul, 1992, 73) 
14- TEKİNAY, S. Sulhi: “Esas Unsurları Dolayısıyla Koruma Dışı Bırakılan Markalar”, Prof. Dr. Yaşar KARAYALÇIN’a 65. Yaş Armağanı, Ankara 1988, 70 
15- Somut olayda özel bir alıcı kitlesi sözkonusu ise onların durumunun gözönüne alınması gerekir.(TEOMAN, Ömer: Yaşayan Ticaret Hukuku, c 1, Kitap 1, İstanbul 1992, 117) 
16 “..... Betafaz kelimesinin sabunlar için terim ve vasfını belli eden işaret olduğu bilirkişi raporundan anlaşılmıştır.... terkinine karar verilmesi gerektiği....” (Y Tic. D. , 22.12.1972. 4947/5599, DÖNMEZ, 75) 
17Tanınmış markalarla ilgili ayrıntılı bilgi için bkz: YASAMAN, Hamdi: “Tanınmış Markalar”, Ord.Prof.Dr. Halil Arslanlı’nın Anısına Armağan, İstanbul 1978, 705-706; Tescili izne bağlı markalarla ilgili ayrıntılar için bkz: TEKİL, Fahiman: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 1990, 252-253 ve POROY, Reha: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 1991, 236-237 
18 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz: BAŞTUĞ, İrfan/ ERDEM, Ercüment: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 1993, 121vd .ve POROY, Reha/ TEKİNALP, Ünal: “Marka Hakkına İlişkin Bazı Sorunlar”, Prof. Dr. Haluk Tandoğan’ın  Anısına Armağan, Ankara 1990, 333-345 
19 Bu konuda ayrıntılar için bkz: KARAYALÇIN, Yaşar: “Markaların Aynen ve Aralıksız Kullanımı ile İlgili Hükümler”, Ankara Barosu Dergisi, 1976, sayı 6, 997 -1001, konuya ilişkin Yargıtay kararları için bkz: DÖNMEZ, 146 vd. 
20 “Malların biçimi ve ambalajlarının” ibaresi 3.11.1995 tarih ve 4128 sayılı yasa ile eklenmiştir. 
21 Bu madde 3.11.1995 tarih ve 4128 sayılı yasa ile değiştirilmiştir. 
22 551 sayılı MarK koruma alanının kapsamı konusunda dünyada mevcut iki sistem olan emtia ve emtia sınıfı sistemlerinde emtia sistemini benimsemişti. İncelenen maddenin düzenleme tarzından anlaşılabileceği gibi 556 sayılı KHK, emtia sınıfı sistemini benimsemiştir. Bu değişiklik hakkaniyet ve marka hukukundaki modern eğilimler açısından isabetli bulunmaktadır.( Ayrıntı için bkz. KARAHAN, Sami: Yeni Marka Hukukumuz ve İlgili Mevzuat, Konya 1996, 15 vd.) 
23 “Vasıf” ibaresi 3.11.1995 tarih ve 4128 sayılı yasa ile eklenmiştir. 
24 Yabancı dilde tasviri anlam taşıyan işaretlerin marka olarak tescili konusundaki tartışmalar için bkz: ARSEVEN: Nazari ve Tatbiki Alameti Farika Hukuku, İstanbul 1951, 87 vd. 
25- Tanınmış marka kavramı ve konunun ayrıntıları için bkz: KARAHAN, 24, 25; YASAMAN, 693 vd. 
26- 3.11.1995 tarih ve 4128 sayılı yasa ile değiştirilmiş hali. 
27- İncelememiz esas olarak tescilli markaların korunması konusu ile ilgili olduğundan hukuki işlemlerle ilgili  ayrıntılara girilmemiştir. Geniş bilgi için bkz: KARAHAN, 41 vd. 
28- İltibas konusu ile ilgili ayrıntılar hakkında bkz: KARAHAN, 56 vd. 
29- 3.11.1995 tarih ve 4128 sayılı yasa ile değişik şekli. 
30 3.11.1995 tarih ve 4128 sayılı yasa ile değişik şekli