Ticaret Mevzuatı  
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU

BİRİNCİ BÖLÜM
FİKİR VE SANAT ESERLERİ

            A) TARİF 
            Madde 1 - Bu kanuna göre eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulüdür. 

            B) FİKİR VE SANAT ESERLERİNİN ÇEŞİTLERİ 
            I-İLİM VE EDEBİYAT ESERLERİ 
            Madde 2 - İlim ve edebiyat eserleri şunlardır: 

            1. Her hangi bir şekilde dil ile  ifade olunan bütün eserler ; 

            2. Her nevi rakıslar, pandomimalar ve buna benzer sözsüz  sahne eserleri. 

            3. Bedii vasfı bulunmıyan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler; coğrafya  topografyaya, mimarlığa ait maketler ve benzerleri. 

            II. MUSİKİ ESERLERİ 
            Madde 3 - Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir. 

            III. GÜZEL SANAT ESERLERİ 
            Madde 4 - Güzel sanat eserleri; bedii vasfı haiz olan : 

            1.Yağlı ve sulu boya tablolar; resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer madde çizilen veya tespit edilen eserler; 

            2.Heykeller, kabartmalar ve oymalar; 

            3. Mimarlık eserleri; 

            4. El işleri ve küçük sanat eserleri; 

            5.Fotograf eserleri; 

            dir. 

            Güzel sanat eserleri ile 2 inci maddenin 3 üncü bendinde sayılan eserlerin diğer kanunlara göre sınai model ve resim olarak korunması fikir ve sanat eserleri olmak sıfatlarına halel getirmez. 

            IV.SİNEMA ESERLERİ 
            Madde 5 - Sinema eserleri şunlardır: 

            1.Sinema filmleri; 

            2.Öğretici ve teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler; 

            3.Her nevi ilmi, teknik veya bedii mahiyette projeksiyon diyapozitifleri. 

            Yukarda zikredilen eserler film ve camdan başka bir madde üzerine tespit edilmiş olsa da projeksiyonla gösterildiği takdirde, sinema eserleri grubuna girer. 

            Sırf beste, nutuk, konferans ve saireyi nakle yarayan filmler sinema eseri sayılmaz. 

            C) İŞLENMELER 
            Madde 6- Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve aşağıda başlıcaları yazılı fikir ve sanat mahsulleri işlenmedir: 

            1.Tercümeler; 

            2.Roman, hikaye, şiir ve tiyatro piyesi gibi eserlerden birinin bu sayılan nevilerden bir başkasına çevrilmesi; 

            3.Musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin film haline sokulması veya filme alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması; 

            4.Musiki aranjman ve tertipleri; 

            5.Güzel sanat eserlerinin bir şekilden diğer şekillere sokulması; 

             6.Bir eser sahibinin bütün veya aynı cinsten olan eserlerinin külliyat haline konulması; 

            7.Belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde seçme ve toplama eserler tertibi; 

            8.Henüz yayımlanmamış olan bir eserin ilmi araştırma ve çalışma neticesinde yayımlanmaya elverişle hale getirilmesi (İlmi bir araştırma ve çalışma mahsulü olmayan alelade transkripsiyonlarla faksimileler bundan müstesnadır.); 

            9.Başkasına ait bir eserin izah veya şerhi yahut kısaltılması. 

            İşleyenin hususiyetini taşıyan işlenmeler, bu kanuna göre eser sayılır. 

            Ç) ALENİLEŞMİŞ VE YAYIMLANMIŞ ESERLER 
            Madde 7 - Hak sahibinin rızasiyle umuma arzedilen bir eser alenileşmiş sayılır. 

            Bir eserin aslından çoğaltma ile elde edilen nüshaları hak sahibinin rızasiyle satışa çıkarılma ve dağıtılma yahut diğer bir şekilde ticaret mevkiine konulma suretiyle umuma arzedilirse o eser yayımlanmış sayılır. 

            5680 sayılı Basın Kanununun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası hükmü mahfuzdur. 

 
İKİNCİ BÖLÜM
ESER SAHİBİ

            A) TARİF 
            I.GENEL OLARAK 
            Madde 8 - Bir eserin sahibi, onu vücuda  getirendir. 

            Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin; işlerini görürken vücuda getirdikleri eserlerin  sahipleri bunları çalıştıran veya tayin edenlerdir.Bu kaide, tüzel kişilerin uzuvları da şamildir. 

            Aralarındaki özel sözleşmeden veya  işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça bir veya birden fazla kimseler, yayımlayanın tayin ettiği plan dairesinde vücuda getirilmişlerse bu eserin sahibi yayımlayandır. 

            Bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir. 

            Bir işlenmenin sahibi asıl eser sahibinin hakları mahfuz şartiyle onu işleyendir.. 
  

            II. ESER SAHİPLERİNİN BİRDEN FAZLA OLUŞU 
            Madde 9 - Birden fazla kimselerin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır. 

            Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayımlanması için diğerlerinin iştirakini isteyebilir. Diğer taraf muhik bir sebep olmaksızın iştirak etmezse, mahkemece müsaade verilebilir. Aynı hüküm mali hakların kullanılmasında da uygulanır. 

            III.ESER SAHİPLERİ ARASINDA BİRLİK 
            Madde 10 - Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. 

            Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir. 

            Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez. 

            B) ESER SAHİPLİĞİ HAKKiNDA KARİNELER 
            I. SAHİBİNİN ADi BELİRTİLEN ESERLERDE 
            Madde 11 - Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. 

             Umumi yerlerde veya radyo vasıtasıyla verilen  konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır; meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın. 

            II. SAHİBİNİN ADI BELİRTİLMEYEN ESERLERDE 
            Madde 12 - Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11nci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlayan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir. 

            Bu salahiyetler, 11nci maddenin 2nci fıkrasındaki karine ile eser sahibinin belli olmadığı hallerde konferansı verene veya temsili icra ettirene aittir. 

            Bu maddeye göre salahiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, adi vekalet hükümleri uygulanır. 

 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
FİKRİ HAKLAR

            A) ESER SAHİBİNİN HAKLARI 
            I.GENEL OLARAK 
            Madde 13 - Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür. 

            Eser sahibine tanınan hak ve salahiyetler eserin bütününe ve parçalarına şamildir. 

            II.MANEVİ HAKLAR 
            1. UMUMA ARZ SALAHİYETİ 
            Madde 14- Bir eserin umuma arzedilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibi tayin eder. 

            Bütünü veya esaslı bir kısmı alenileşmemiş olan, yahut ana hatları herhangi bir suretle henüz umuma tanıtılmayan bir eserin muhtevası hakkında ancak o eserin sahibi malümat verebilir. 

            Eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını düşürecek mahiyette ise eser sahibi, başkasına salahiyet vermiş olsa bile eserin gerek aslının ve gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Bu haktan sözleşme ile vazgeçme hükümsüzdür. Diğer tarafın tazminat hakkı mahfuzdur. 

            2.ADIN BELİRTİLMESİ SALAHİYETİ 
            Madde 15 - Eseri, sahibinin adı veya müstear ad ile yahut adsız olarak, umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti münhasıran eser sahibine aittir. 

            Bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyelerle bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl eser sahibinin ad veya alametinin, kararlaştırılan veya adet olan şekilde belirtilmesi ve vücuda getirilen eserin bir kopye veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesi şarttır. 

            Bir eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilaflı ise, yahut herhangi bir kimse eserin sahibi olduğunu iddia etmekte ise, hakiki sahibi, hakkının tesbitini mahkemeden isteyebilir. 

            3. ESERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINI MENETMEK 
            Madde 16 - Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz. 

            Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işleyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir. 

            Eser sahibi kayıtsız ve şartsız olarak izin vermiş olsa bile şeref veya itibarını yahut eserinin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değiştirmelere muhalefet hakkını muhafaza eder. Bu haktan sözleşme ile vazgeçmek hükümsüzdür. 

            4. ESER SAHİBİNİN ZİLYET VE MALİKE KARŞI HAKLARI 
            Madde 17 - Çoğaltma veya işleme hakkının sahibi bu hakların kullanılması için gerekli olan nispette eserden faydalanmayı, aslın zilyedinden talep edebilir. Şu kadar ki, hak sahibi eserin kendisine tevdiini isteyemez. 

            Aslın maliki, eser sahibinin şeref veya itibarını düşürmemek şartiyle eser üzerinde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir. 

            5.HAKLARIN KULLANILMASI 
            a) GENEL OLARAK 
            Madde 18 - Mali hakların devamı süresi bitmiş olsa da, eser sahibi gerçek kişi ise yaşadığı ve tüzel kişi ise devam ettiği müddetçe 14, 15 ve 16 ncı maddeler gereğince haiz olduğu hakları kullanabilir. Mümeyyiz bulunan küçükler ve kısıtlılar bu hakları kullanmada kanuni temsilcilerinin rızasına muhtaç değildirler. 

            b) HAKLARI KULLANABİLECEK KİMSELER 
            Madde 19 - Eser sahibi 14 ve 15 inci maddelerin birinci fıkralariyle kendisine tanınan salahiyetlerin kullanılış tarzlarını tesbit etmemişse yahut bu hususu herhangi bir kimseye bırakmamışsa bu salahiyetlerin ölümünden sonra kullanılması, vasiyeti tenfiz memuruna; bu tayin edilmemişse sırasiyle sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana-babasına, kardeşlerine aittir. 

            Eser sahibinin ölümünden sonra yukarıki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları, mali hakların devamı süresince ve herhalde eser sahibinin ölümünden itibaren 50 yıl içinde kendi namlarına kullanabilirler. 
  
             Eser sahibi veya birinci ve ikinci fıkralara göre salahiyetli olanlar, salahiyetlerini kullanmazlarsa; eser sahibinden veya halefinden mali bir hak iktisap eden kimse meşru bir menfaati bulunduğunu ispat şartiyle, eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları kendi namına kullanabilir. 

            Salahiyetli kimseler birden fazla olup müdahale hususunda birleşemezlerse; mahkeme, eser sahibinin muhtemel arzusuna en uygun bir şekilde basit yargılama usulü ile ihtilafı halleder. 

            18 inci madde ile yukarıdaki fıkralarda sayılan salahiyetli kimselerden hiçbiri bulunmaz veya bulunup da salahiyetlerini kullanmazlarsa yahut ikinci fıkrada tayin edilen süreler  bitmişse, eser; memleketin kültürü bakımından önemli görüldüğü takdirde, Milli Eğitim Bakanlığı 14, 15, 16’ncı maddelerin üçüncü fıkralarında eser sahibine tanınan hakları kendi namına kullanabilir. 

            III.MALİ HAKLAR 
            1. GENEL OLARAK 
            Madde 20 - Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunla malİ hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Malİ haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez. 

            Bir işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan mali hakları, işleme hususunun serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir. 

            2.ÇEŞİTLERİ 
            a)  İŞLEME HAKKI 
            Madde 21 - Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. 

            b) ÇOĞALTMA HAKKI 
            Madde 22 - Bir eserden, onun aslını veya işlenmelerini çoğaltmak suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Bir eserin işaret, ses veya resim nakline yarıyan plak, filim ve eczalı kağıt gibi mekanik vasıtalara alınmasıda çoğaltma sayılır.Aynı kaide kabarma delikli kalıplar ve benzerleri hakkında da caridir. 

            Çoğaltma hakkı, güzel sanat eserlerine mütaalik plan ve krokilerin, bunları yapanlar tarafından icra ve tatbiki salahiyetini de ihtiva eder.. 

            c) YAYMA HAKKI 
            Madde 23  -  Bir eserden; onun aslından veya işlenmesinden çoğaltma ile elde edilmiş nüshalarını dağıtmak, kiralamak veya satışa çıkarmak veya dağıtmak yahut diğer bir şekilde ticaret mevkiine koymak suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. 

             Yurt dışında çoğaltılmış nüshaların Türkiye’ye sokulmaları halinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.. 

            Hak sahibi muayyen  nüshaları, mülkiyeti devrederek ticaret mevkine koyduktan sonra, bunların yayımı eser sahibine tanınan yayma hakkını ihlal etmez. 

            ç) TEMSİL HAKKI 
            Madde 24 - Bir eserden, onun asıl veya işlenmelerini doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. 

            Temsilin umuma arzedilmek üzere vukubulduğu mahalden başka bir yere her hangi bir teknik vasıta ile nakli de eser sahibine aittir. 

            d) RADYO İLE YAYIM HAKKI 
            Madde 25 - Bir eserden, onun asıl veya işlenmelerini radyo veya buna benziyen ve işaret, ses yahut resim nakline yarıyan diğer teknik tesislerle yaymak; böylece yayılan eserleri diğer bir radyo teşekkülünden naklen alarak ister telli, ister telsiz olsun tekrar yaymak veya oparlör yahut buna benzeyen ve işaret, ses yahut resim nakline yarıyan diğer teknik tesislerle umumi mahallerde temsil etmek suretyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. 

            3. SURELER 
            a) GENEL OLARAK 
            Madde 26 - Eser sahibine tanınan mali haklar zamanla mukayyettir. 46 ve47 nci maddelerdeki haller dışında koruma süresinin bitiminden sonra herkes, eser sahibine tanınan mali haklardan faydalanabilir. 

            Bir eserin aslı veya işlenmeleri için tanınan koruma süreleri birbirine tabi değildir. 

            Bu hüküm 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki eserler hakkında da uygulanır. Koruma süresi, eserin alenileşmesinden önce cereyana başlamaz. 

            Forma veya fasikül halinde yayımlanan eserlerde son forma veya fasikülün yayımlandığı tarih, eserin aleniyet tarihi sayılır. Fasıla ile yayımlanan mütaaddit ciltlerden müteşekkil eserlerin her bir cildi ile bülten, risale, mevkute ve yıllıklar gibi eserlerde aleniyet tarihi bunlardan her birinin yayımlanma tarihidir. 

            Aleniyet tarihinden başlayan süreler eserin ilk defa alenileştiği veya dördüncü fıkraya göre alenileşmiş sayıldığı yıldan sonra senenin ilk gününden itibaren hesap olunur. 

            Eser sahibinin ölümünden itibaren başlıyan sürelerin hesabında, eser sahibinin öldüğü seneyi takip eden yılın ilk günü başlangıç tarihi sayılır. 10 uncu maddenin birinci fıkrasında zikredilen hallerde süre, eser sahiplerinden son sağ kalanının ölüm tarihinden sonra başlar. 

            b) SÜRELERİN DEVAMI 
            Madde27 - Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 50 yıl devam eder. 

            Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde koruma süresi, ölüm tarihinden sonra 50 yıldır. 

            12 nci maddenin birinci fıkrasındaki hallerde koruma süresi, eserin aleniyet tarihinden sonra 50 yıldır; meğer ki eser sahibi bu sürenin bitmesinden önce adını açıklamış bulunsun. 

            Eser sahibi bir tüzelkişi ise, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 20 yıldır. 

            c) TÜRKÇEYE TERCÜME HUSUSUNDA KORUMA SÜRESİ 
            Madde 28 - İlk defa Türkçeden başka bir dilde yayımlanmış olan bir ilim ve edebiyat eseri yayımlandığı tarihten itibaren 10 yıl içinde eser sahibi veya musadesi iler başka bir  kimse  tarafından Türkçe tercümesi  yapılarak yayınlanmamış ise 10 yılın geçmesiyle bu eserin  Türkçeye tercümesi serbesttir. 

            Bu hüküm diğer işlemeler hakkında uygulanmaz. 

            ç) EL İŞLERİ, KÜÇÜK SANAT ESERLERİ, FOTOĞRAF VE SİNEMA ESERLERİNDE SÜRE 
            Madde 29 - El işleri, küçük sanat eserleri, fotoğraf ve sinema eserleri için koruma süresi, aleniyet tarihinden itibaren 20 yıldır. 

            B) TAHDİTLER 
            I. AMME İNTİZAMi MÜLAHAZASİYLE 
            Madde 30 - Eser sahibine tanınan haklar, eserin ispatı maksadiyle mahkeme ve diğer resmi makamlar huzurunda ve alelıtlak zabıta ve ceza işlerinde bir muameleye konu teşkil etmek üzere kullanılmasına mani değildir. Fotoğraflar, umumi emniyet mülahazasiyle veya adli maksatlar için sahibinin rızası alınmaksızın, resmi makamlar veya bunların emriyle başkaları tarafından her şekilde çoğaltılabilir ve yayılabilir. 

            Eserin herhangi bir suretle ticaret mevkiine konmasını, temsilini veya diğer şekillerde kullanılmasını meneden yahut müsaade veya kontrole bağlı tutan kamu hukuku hükümleri mahfuzdur. 

            II. GENEL MENFEAT MÜLAHAZASIYLA 
            1. MEVZUAT VE İÇTİHATLAR 
            Madde 31 - Resmen yayımlanan veya ilan olunan kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve kazai kararların çoğaltılması, yayılması, işlenmesi veya herhangi bir suretle bunlardan faydalanma serbesttir. 

            2. NUTUKLAR 
            Madde 32 - Büyük Millet Meclisinde ve diğer resmi meclis ve kongrelerde, mahkemelerde, umumi toplantılarda söylenen söz ve nutukların, haber veya malümat verme maksadiyle çoğaltılması, umumi mahallerde okunması veya radyo vasıtasiyle ve başka suretle yayımı serbesttir. 

            Hadisenin mahiyeti ve vaziyetin icabı gerektirmediği hallerde söz ve nutuk sahiplerinin adı zikredilmeyebilir. 

            Bu söz ve nutukları birinci fıkrada zikredilenden başka bir maksatla çoğaltmak veya diğer bir suretle yaymak eser sahibine aittir. 

            3. TEMSİL SERBESTİSİ 
            Madde 33- Yayımlanmış bir eserin; umumi mahallerde, münhasıran eğitim ve öğretim maksadiyle veya intifa kasdı olmaksızın meccanen temsili serbesttir. 

            Aynı kaide safi gelirleri tamamen hayır gayelerine tahsis edilen müsamereler hakkında da uygulanır. 

            Bununla beraber eser sahibinin ve eserin adını mütad şekilde zikretmek icap eder. 

            4. EĞİTİM VE ÖĞRETİM İÇİN SEÇME VE TOPLAMA ESERLER 
            Madde 34- Yayımlanmış musiki ilim ve edebiyat eserlerinden ve alenileşmiş güzel sanat eserlerinden, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde iktibaslar yapılmak suretiyle, hal ve vaziyetinden eğitim ve öğretim gayesine tahsis edildiği anlaşılan seçme ve toplama eserler vücuda getirilmesi serbesttir. 2 nci maddenin üçüncü bendinde ve 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının birinci ve beşinci bentlerinde gösterilen neviden eserler, ancak seçme ve toplama eserin münderecatını aydınlatmak üzere iktibas edilebilir. 

            Münhasıran okullara mahsus olarak hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onanan (okul-radyo) yayımları için de birinci fıkra hükümleri uygulanır. 

            Bütün bu hallerde eser ve eser sahibinin adı mutad şekilde zikredilmek icap eder. 

            5.İKTİBAS SERBESTİSİ 
            Madde 35 - Bir eserden aşağıdaki hallerde iktibas yapılması caizdir: 

            1.Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması; 

            2.Yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir nevinden parçalarının müstakil bir musiki eserine alınması; 

            3. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadiyle bir ilim eserine konulması; 

            4. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ilmi konferans veya derslerde, konuyu aydınlatmak için projeksiyon ve buna benzer vasıtalarla gösterilmesi. 

            İktibasın belli olacak şekilde yapılması lazımdır. İlim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bir kısmın alındığı yer belirtilir. 

            6.GAZETE MÜNDERECATI 
            Madde 36 - Basın Kanununun 15 inci maddesi hükmü mahfuz kalmak üzere basın veya radyo  tarafından umuma yayılmış bulunan günlük havadisler ve haberler serbestçe iktibas olunabilir. 

            Gazete veya dergilerde çıkan içtimai, siyasi veya iktisadi günlük meselelere müteallik makale ve fıkraların iktibas hakkı sarahaten mahfuz tutulmamışsa aynen veya işlenmiş şekilde diğer gazete ve dergiler tarafından alınması ve radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması serbesttir.  İktibas hakkı mahfuz tutulsa bile sözü geçen makale ve fıkraların kısaltılarak basın özetleri şeklinde alınması, radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması caizdir. 

            Bütün bu hallerde, iktibas edilen gazete, dergi ve ajansın ve eğer bunlar da başka bir kaynaktan alınmışlarsa o kaynağın adı, tarih ve sayısından başka makale sahiplerinin adı, müstear adı veya alameti zikredilmek icabeder. 

            7. RÖPORTAJ 
            Madde 37 - Röportaj mahiyetinde olmak üzere; günlük hadiselere bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses veya resim nakline yarıyan vasıtalara alınması caizdir. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ile yayınlanması serbesttir. 
  
            Alenileşmiş ilim ve edebiyat eserlerinden bazı parçaların röportaj çerçevesini aşmamak şartiyle radyo vasitasiyle yayınlanması caizdir. 

            III. HUSUSİ MENFAAT MÜLAHAZSİYLE 
            1. ŞAHSAN KULLANMA 
            Madde 38 - Bütün fikir ve sanat eserlerinin, yayımlanma veya kar maksadı güdülmeksizin şahsan kullanmaya mahsus mahdut nüshalara münhasır kalamak şartiyle, çoğaltılması caizdir.Bundan sinema eserleri müstesnadır. 

            Musiki, ilim ve edebiyat eserlerini muayyen ve mahdut nüshalara münhasır kalmak şartiyle ivaz mukabilinde çoğaltılmasıda caizdir.Çoğaltmayı iş edinen bir kimse bunu ancak sipariş üzerine el yazısı veya yazı makinesi ile yapabilir. 

            Şu kadar ki güzel sanat eserlerine mütaallip plan ve projelerle krokileri icra ve tatbik ve mimarlık eserlerini taklit yoluyle inşa, ancak eser sahibinin müsadesi ile olur. 

            Herkes birinci ve ikinci  fıkralardaki şartlar altındaki musiki, ilim ve edebiyat eserlerini işleyebileceği gibi başkasına da işletebilir. 

            Nüshalar üzerinde bir kayıtla menedilmiş olmadıkça yayımlanmış bir eserin ücret mukabilinde kiralanması caizdir. 

            2. BESTEKARLARA TANiNAN HAKLAR 
            Madde 39 - Musiki eserlerinin sahibi, yayımlanmış bir eserinin ufak parçalarını, sahibinin müsadesini almaksızın, besteleriyle birlikte çoğaltmak yaymak, umumi mahallerde temsil etmek ve radyo vasıtasiyle yaymak salahiyetini haizdir. 

            Birinci fıkrada sözü geçen güftelerin, konser ve radyo programlarına konularak parasız dağıtılması ve  plakların üstünde veya bunlarla birlikte verilmek üzere bastırılmaş olması hallerinde musiki eserlerinden ayrı olarak çoğaltılıp yayılması caizdir. 

             Bu imkanlardan faydalanan  kimse, edebiyat eserinin ve eser sahibinin adını mütad şekilde bildrmeye mecburdur. 

            3. KOPYE VE TEŞHİR 
            Madde 40 - Umumi yollar, caddeler ve meydanlara, temelli kalmak üzere konulan güzel sanat eserlerini; resim, grafik, fotoğraf ve saire ile çoğaltma, yayma, umumi mahallerde projeksiyonla gösterme, radyo ve benzeri vasıtalarla yayımlama caizdir. Bu salahiyet mimarlık eserlerinde yalnız dış şekle münhasırdır. 

            Üzerlerine, sahibi tarafından sarahaten menedici bir kayıt konulmuş olmadıkça güzel sanat eserleri malikleri veya bunların muvafakatiyle başkaları tarafından umumi mahallerde teşhir edilebilir. 

            Açık artırma ile satılacak eserler umuma teşhir olunabilir. Umumi mahallerde teşhir edilen veya açık artırmaya konulan bir eseri sergi veya artırmayı tertip eden kimseler tarafından bu maksatlarla çıkarılacak katalog, kılavuz veya bunlara benzer matbualar vasıtasiyle çoğaltma ve yayma caizdir. 

            Bu hallerde, aksine yerleşmiş adet yoksa, eser sahibinin adının zikrinden vazgeçilebilir. 

            4. PLAKLARIN ÇALINMASI 
            Madde 41 - Eser sahibinin müsaadesiyle, ses nakline yarayan vasıtalara alınmış olan musiki, ilim ve edebiyat eserlerinin umumi mahallerde çalınması caizdir. Ancak eser sahiplerinin, mesleki birlik vasıtasıyla uygun bir bedel talep etmek hakları mahfuzdur. 

            IV- HÜKÜMETE TANINAN YETKİLER 
            1- MESLEK BİRLİKLERİNİN KURULMASI 
            Madde 42 -Eser sahipleri maddi ve manevi menfaatlerini müşterek bir tarzda kullanmak ve korumak maksadıyla bu kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde mesleki birlik vücuda getirmedikleri taktirde; hükümet, bu birliğin kurulmasını sağlar. 

            Üyelerine, sermaye koymak, kar ve zarara ve hukuki mesuliyete iştirak etmek vecibesi yüklemek şartıyla bu birlik hususi hukuka tabi ve tüzelkişiliği haiz olur. Birliğin teşkilat ve idare tarzı ile teftiş ve murakabe usullerini gösteren statüler ilgililerin mütaalası alındıktan sonra Adalet ve Milli Eğitim Bakanlıklarınca tanzim ve Bakanlar Kurulunca tastik olunur. İlgililer birliğe üye  olmadıkça bunun sağladığı faydalardan ve statülere göre tahsili birliğe bırakılan mali haklardan faydalanamazlar. 

            2- RADYO YAYIMLARI 
            Madde 43 - Yayımlanmış bulunan fikir ve sanat eserlerinin sahiplerinin müsadesini almaksızın radyo ile yaymak hususunda radyo idarelerine Bakanlar Kurulunca bir kararname ile yetki verilebilir. Bu yetkiye yayımlanan eserlerin umumi mahallerde oparlör veya buna benzer tekmik vazıtalarla nakledilmesine ruhsat verme hakkıda dahildir. 

            Bu kararnamede radyo ile yayınlanmış veya yayımlanacak olan eserin işaret, ses veya resim nakline yarayan muvakkat vasıtalara almak salahiyetide radyo idarelerine verilebilir. Şu kadarki; bu salahiyetten faydalanan radyo idareleri eserleri yalnız kendi cihazları ile ve münhasıran kendi yayın maksatları için bu vasıtalara alabilirler. Bu vasıtalar maksada uygun olarak kullanıldıktan sonra muhafaza edilmek üzere Milli Kütüphaneye devredilir. 

            Bu madde uyarınca yapılacak yayımlar için eser sahiplerine radyo idareleri tarafından verilecek ücretler Adalet ve Milli Eğitim Bakanlıklarınca birlikte tesbit ve Bakanlar Kurulu tarafından tastik edilecek bir tarife üzerinden ödenir. Ancak 32, 34, 36, 37 ve 39 uncu maddeler gereğince yayımı esasen serbest olan husuıslar için ücret verilmez. 

            Hak sahiplerine yapılması icap eden ödemeler statüsü gereğince onlara dağıtılmak üzere mesleki birliğe yapılır. 

            3- PLAKA İMALİ 
            Madde 44 - Türkiye’de ses nakline yarayan aletleri imal eden müesseselere, hak sahiplerine mesleki birlik vasıtasıyla münasip bir bedel ödemek şartıyla yayımlanmış musiki eserlerini, sahiplerinin müsadesi alınmaksızın bu aletlere almak yetkisi bir kararname ile verilebilir. 

            43 üncü maddenin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları bu haldede uygulanır. 

            4- GÜZEL SANAT ESERLERİNİN SATIŞ BEDELLERİNDEN PAY VERİLMESİ 
            Madde 45 - 4’üncü maddenin 1’inci ve 2’nci bendinde sayılan güzel sanat eserlerinin asıllarıyla 2’nci maddenin 1’inci bendinde ve 3’üncü maddede  sayılıpta yazarlarla bestecilerin el yazısıyla yazılmış eserlerinin asıllarından biri eser sahibi veya mirasçıları tarafından bir defa satıldıktan sonra eser, koruma süresi içinde bir sergide veya açık artırmada yahut bu gibi eşyayı satan bir mağazada satış konusu olarak elden ele geçtikçe bu satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir nispetsizlik bulunması halinde satıcıya her defasında, bedel farkından münasip bir payı eser sahibine, bu ölmüşse miras hükümlerine göre üçüncü dereceye kadar (Bu derece hariç) kanuni mirasçılarına ve eşine, bunlar da yoksa mesleki birliğe vermek borcu bir kararname ile yükletilebilir. 

            Kararnamede: 

            1-Bedel farkının yüzde onunu geçmemek şartiyle farkın nispetine göre tespit edilecek bir pay tarifesi; 

            2- Bedeli kararnamede tesbit edilecek miktarı aşmayan satışların pay vermek borcundan muaf tutulacağı; 

            3- Eser nevileri itibariyle mesleki birliğin hangi kolunun ilgili sayılabileceği; 

            gösterilir. 

            Satışın vukubulduğu müessese sahibi satıcı ile birlikte müteselsilen mesuldür. 

            Cebri satış hallerinde pay ancak diğer alacaklar tamamen ödendikten sonra ödenir. 

            Pay verme borcunun zamanaşımı, bu borcun doğumunu intaç eden satıştan itibaren beş yıldır. 

            5- DEVLETİN FAYDALANMA SALAHİYETİ 
            Madde 46 - Çoğaltma ve yayımı eser sahibi tarafından açıkça men edilmemiş olan ve umumi kütüphane, müze ve buna benzer müesseselerde saklı bulunan henüz yayımlanmamış eserlerden faydalanma salahiyeti bir kararname ile münhasıran Devlet veya mesleki birliğe, yahut Devletçe uygun görülecek bir kültür müessesesine verilebillir. 

            KARARNAME : 

            1- Eser sahibinin adını; 

            2- Faydalanma salahiyetinin hangi makam veya müesseseye verildiğini ve bir zamanla mukayyet olup olmadığını; 

            3- Safi karın kültürel gayelere tahsis edileceğini; 

            ihtiva eder. 

            6-KAMUYA MALETME 
            Madde 47 - Bir kararname ile memleket kültürü için önemi haiz görülen bir eser üzerindeki mali haklardan faydalanma salahiyeti, hak sahiplerine münasip bir bedel ödenmesi suretiyle koruma süresinin bitiminden önce kamuya maledilebilir. 

            Bu hususta karar verilebilmek için eserin Türkiye’de veya Türk vatandaşları tarafından Türkiye dışında yayımlanmış olması ve aynı zamanda eser nüshalarının iki yıldan beri tükenmiş bulunması ve hak sahibinin münasip bir süre içerisinde bunun yenisini yayımlayacağının da ihtimal dışında görülmüş olması lazımdır. 

            Bu kararnamede: 
            1-Eser ve sahibinin adı; 

            2-Müktesep hakları ihlal edilen kimselere ödenecek bedel; 

            3- Mali hakları kullanacak makam ve müessese; 

            4- Verilen bedelin itfasından sonra elde edilecek safi karın hangi kültürel gayelere tahsis edileceği; 

            yazılır. 

 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
SÖZLEŞME VE TASARRUFLAR

            A- HAYATTA VAKi TASARRUFLAR 
            I- ASLİ İKTİSAP 
            Madde 48 - Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler. 

            Mali hakları sadece kullanma salahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir. (Ruhsat). 

            Yukardaki fıkralarda sayılan tasarruf muameleleri henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taallük etmekte ise batıldır. 

            II- DEVREN İKTİSAP 
            Madde 49 - Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvafakatiyle bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir. 

            İşleme hakkının devrinde, devren iktisap eden kimse hakkında da eser sahibi veya mirasçılarının aynı suretle muvafakatı şarttır. 

            III- SÖZLEŞMELER 
            1. VÜCUDA GETİRİLECEK ESERLER 
            Madde 50 - 48 ve 49’uncu maddelerde sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütler, eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi muteberdir. 
  
            Eser sahibinin, ileride vücuda getireceği eserlerin bütününe veya muayyen bir nev’ine taallük eden bu kabil taahhütleri taraflardan her biri, ihbar tarihinden bir yıl sonra hüküm ifade etmek üzere feshedebilir. 

            Eser tamamlanmadan önce, eser sahibi ölür veya tamamlama kabiliyetini zayi eder, yahut kusuru olmaksızın eserin tamamlanması imkansız hale gelirse zikri geçen taahhütler kendiliğinden münfesih olur. Diğer tarafı iflas etmesi veya sözleşme uyarınca devraldığı mali hakları kullanmaktan aciz duruma düşmesi yahut kusuru olmaksızın kullanmanın imkansız hale gelmesi hallerinde de aynı hüküm caridir. 

            2- İLERİDEKİ FAYDALANMA İMKANLARI 
            Madde 51 - İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmeler batıldır. 
  
            İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir. 

             IV- ŞEKİL 
             Madde 52 - Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. 

            V- TEKEFFÜL 
            1- HAKKIN MEVCUT OLMAMASI 
            Madde 53 - Mali bir hakkı başkasına devreden veya kullanma ruhsatını veren kimse, iktisap edene karşı hakkın mevcudiyetini Borçlar Kanununun 169 ve 171’inci maddeleri hükmünce zamindir. 

            Haksız fiillerden ve sebepsiz mal iktisabından doğan talepler mahfuzdur. 
  
            2- SALAHİYETİN MEVCUT OLMAMASI 
            Madde 54 - Mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmayan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez. 

            Salahiyeti olmaksızın mali bir hakkı başkasına devreden veya kullanma ruhsatını veren kimse; salahiyeti bulunmadığına diğer tarafın vakıf olduğunu veya vakıf olması lazımgeldiğini ispat etmedikçe tasarrufun hükümsüz kalmasından doğan zararı tazminle mükelleftir. Kusur halinde mahkeme; hakkaniyet gerektiriyorsa daha geniş bir tazminata hükmedebilir. 

            Haksız fiillerden ve sebepsiz mal iktisabından doğan talepler mahfuzdur. 

            VI-YORUM KAİDELERİ 
            1- ŞÜMUL 
            Madde 55 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça mali bir hakkın devri veya bir ruhsatın verilmesi eserin tercüme veya sair işlenmelerine şamil değildir. 

            2- RUHSAT 
            Madde 56 - Ruhsat; mali hak sahibinin başkalarına da aynı ruhsatı vermesine mani değilse (basit ruhsat), yalnız bir kimseye mahsus olduğu takdirde (tam ruhsat)tır. 

            Kanun veya sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça her ruhsat basit sayılır. 
  
            Basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümler uygulanır. 

            3- MÜLKİYETİN İNTİKALİ 
            Madde 57 - Asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, fikri hakların devrini ihtiva etmez. 
  
            Bir güzel sanat eseri üzerinde çoğaltma hakkını haiz olan bir kimseden kalıp ve sair çoğaltma aletlerinin zilyedliğini iktisap eden kimse, aksi kararlaştırılmamışsa, çoğaltma hakkını da iktisap etmiş sayılır. 

            Bir sinema eserinin çoğaltılmış nüshaları üzerinde mülkiyet iktisap eden kimse, aksi kararlaştırılmamışsa, temsil hakkını da iktisap etmiş sayılır. 

            VII- CAYMA HAKKI 
            Madde 58 - Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir. 

            Cayma hakkını kullanmak isteyen eser sahibi sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasiyle diğer tarafa münasip bir mehil vermeye mecburdur. Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum yoktur. 

            Verilen mehil neticesiz geçerse veya mehil tayinine lüzum yoksa noter vasıtasiyle yapılacak ihbar ile cayma tamam olur. Cayma ihbarının tebliğinden itibaren 4 hafta geçtikten sonra caymaya karşı itiraz davası açılamaz. 

            İktisap edenin mali hakkı kullanmamakta kusuru yoksa veya eser sahibinin kusuru daha ağır ise hakkaniyet gerektiği hallerde iktisap eden, münasip bir tazminat isteyebilir. 

            Cayma hakkından önceden vazgeçme caiz olmadığı gibi bu hakkın dermayanını iki yıldan fazla bir süre için meneden takyitler de hükümsüzdür. 

            VIII-HAKKIN ESER SAHİBİNE AVDETİ 
            Madde 59 - Eser sahibi veya mirasçıları mali bir hakkı muayyen bir gaye zımmında yahut muayyen bir süre için devretmişlerse gayenin ortadan kalkması veya sürenin geçmesiyle ilgili hak, sahibine avdet eder. Bu hükmün, başkasına devrine sözleşme ile müsaade edilmemiş olan mali bir hakkı iktisap eden kimsenin ölümü yahut iflası halinde cari değildir; meğer ki, işin mahiyeti icabı, hakkın kullanılması, iktisap edenin şahsına bağlı bulunsun. 

            Muayyen bir gaye zımmında veya muayyen bir süre için verilen ruhsatlar birinci fıkrada sayılan hallerde son bulur. 

            B) VAZGEÇME 
            Madde 60 - Eser sahibi yahut mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden vaki tasarruflarını ihlal etmemek şartiyle, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete’de ilanı suretiyle vazgeçebilirler. 

            Vazgeçme, ilan tarihinden başlıyarak koruma süresinin bitmesi halindeki hukuki neticeleri doğurur. 

            C) HACİZ VE REHİN 
            I- CAİZ OLMAYAN HALLER 
            Madde 61 - İcra ve İflas Kanununun 24 ve 30’uncu maddelerinin hükümleri mahfuz kalmak şartiyle; 
  
            1. Eser sahibinin veya mirasçılardan birinin mülkiyeti altında bulunan henüz alenileşmemiş bir eserin müsvedde veya asılları; 

            2. Sinema eserleri hariç olmak üzere birinci bentte zikredilen eserler üzerindeki mali haklar; 

            3. Eser sahibinin, mali haklara dair hukuki muamelelerden doğan paradan gayrı alacakları; 

            Kanuni veya akdi bir rehin hakkının, cebri icranın veya hapis hakkının konusu olamaz. 

            II-CAİZ OLAN HALLER 
            Madde 62 - Aşağıdaki hükümler dairesinde: 

            1. Alenileşmiş bir eserin müsveddesi veya aslı; 

            2. Yayımlanmış bir eserin çoğaltılmış nüshaları; 
  
            3. Eser sahibinin korunmaya layık olan manevi menfaatlerini ihlal etmemek şartiyle alenileşmiş bir eser üzerindeki mali hakları; 
  
            4. Eser sahibinin mali haklara dair hukuki muamelelerden doğan para alacakları; 

            Kanuni veya akdi bir rehin hakkının, cebri icranın yahut hapis hakkının konusunu teşkil edebilir. 

            Birinci fıkrada sayılan konulara dair rehin sözleşmesinin muteber olması için yazılı şekilde yapılması lazımdır. Sözleşmede rehin olarak verilenler ayrı ayrı gösterilmelidir. 

            Güzel sanat eserlerine ait kalıplar ve sair çoğaltma vasıtaları, birinci fıkranın üçüncü bendinde yazılı mali haklar üzerinde cebri icra tatbiki için lüzumlu görüldüğü nispette zilyed olan kimselerden geçiçi olarak alınabilir. 

            Mimarlık eserleri hariç olmak üzere güzel sanat eserlerinin asılları ve eser sahibine yahut mirasçılarına ait musiki, ilim ve edebiyat eserlerinin müsveddeleri, birinci fıkranın üçüncü bendinde yazılı mali haklar üzerinde cebri icra tatbiki için lüzumlu görüldüğü nispette zilyed olan kimselerden geçici olarak alınabilir. 

            Ç) MİRAS 
            I- GENEL OLARAK 
            Madde 63 - Bu Kanunun tanıdığı mali haklar miras yolu ile intikal eder. 

            Mali haklar üzerinde ölüme bağlı tasarruflar yapılması caizdir. 

            II- MÜŞTEREK ESER SAHİPLERİNDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ 
            Madde 64 - Eseri birlikte vücuda getirenlerden biri, eserin tamamlanmasından yahut alenileşmesinden önce ölürse hissesi, diğerleri arasında taksime uğrar. Bunlar, ölenin mirasçılarına münasip bir bedel ödemekle mükelleftirler. Miktar üzerinde uzlaşamazlarsa bunu mahkeme tayin eder. 

            Eseri birlikte vücuda getirenlerden biri eserin alenileşmesinden sonra ölürse diğerleri, ölenin mirasçılarıyle birliği devam ettirip ettirmemekte serbesttirler. 

            Devama karar vermeleri halinde, sağ kalan eser sahipleri mirasçılardan birliğe karşı haklarının kullanılması hususunda bir temsilci tayinini talep edebilirler. 

            Devama karar verilmediği takdirde birinci fıkra hükümleri uygulanır. 

            III- MİRASÇiLARiN BİRDEN FAZLA OLUŞU 
            Madde 65 - Eser sahibinin terekesinde bu Kanunun tanıdığı mali haklar mevcut olup da Medeni Kanunun 581’inci maddesi uyarınca bir temsilci tayin edilmişse, temsilci, bu haklar üzerinde yapacağı muameleler için mirasçıların kararını almaya mecburdur. 

 
BEŞİNCİ BÖLÜM
HUKUK VE CEZA DASVALARI

            A) HUKUK DAVALARI 
            I- TECAVÜZÜN REF’İ DAVASI 
            GENEL OLARAK 
            Madde 66 - Manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref’ini dava edebilir. 

            Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir. 

            Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir. 

            Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünü, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref’i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref’i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir. 

            2. MANEVİ HAKLARA TECAVÜZ HALİNDE 
            Madde 67 - Henüz alenileşmemiş bir eser, sahibinin rızası olmaksızın veya arzusuna aykırı olarak umuma arzedildiği takdirde tecavüzün ref’i davası, ancak umuma arz keyfiyetinin çoğaltılmış nüshaların yayımlanması suretiyle vaki olması halinde açılabilir. Aynı hüküm, esere, sahibinin arzusuna aykırı olarak adının konulduğu hallerde de caridir. 

            Eser üzerinde sahibinin adı hiç konulmamış veya yanlış konulmuş yahut konulan ad iltibasa meydan verecek mahiyette olupta eser sahibi 15’inci maddede zikredilen tesbit davasından başka tecavüzün ref’ini talep etmişse, tecavüz eden gerek aslına, gerek tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalar üzerine eser sahibinin adını derç etmeye mecburdur. Masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, hükmün en fazla 3 gazetede ilanı talep edilebilir. 

            32, 33, 34, 35, 36, 39 ve 40’ıncı maddelerde sayılan hallerde yanlış veya kifayetsiz kaynak tasrih edilmiş veyahut hiç kaynak gösterilmemişse ikinci fıkra hükmü uygulanır. 

            Eser haksız olarak değiştirilmiş ise hak sahibi aşağıdaki taleplerde bulunabilir: 

            1.Eser sahibi, eserin değiştirilmiş şekilde çoğaltılmasının, yayım ve temsilinin, radyo ile yayımının menedilmesini ve tecavüz edenin, tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalardaki değişiklikleri düzeltmesini veya bunların eski haline getirilmesini talep edebilir. Değişiklik, eserin, gazete, dergi veya radyo yayımı sırasında yapılmışsa eser sahibi, masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, eseri değiştirilmiş şekilde yayımlamış olan bütün gazete, dergi ve radyo idarelerinden değişikliğin ilan yolu ile düzeltilmesini talep edebilir; 

            2. Güzel sanat eserlerinde, eser sahibi asıldaki değişikliğin kendisi tarafından yapılmadığının tanıtılmasını veya eserdeki adının kaldırılmasını yahut değiştirilmesini talep edebilir.Eski halin iadesi mümkün ise ve değişikliğin izalesi ammenin veya malikin menfaatlerini esaslı surette haleldar etmiyorsa eser sahibi eseri eski hale getirebilir.Bu hüküm mimarlık eserleri hakkında cari değildir. 

            MALİ HAKLARA TECAVÜZ HALİNDE 
            Madde 68 - Eser, hak sahibinin müsaadesi  olmadan tercüme edilmiş veya diğer bir suretle işlenmiş yahut radyo ile yayımlanmış veya tahsil edilmiş ise muvafakati alınmamış eser sahibi rızasının alınması halinde talep edebileceği mütat bedelin en çok % 50 fazlasını isteyebilir. 

            Bir eserin müsaadesiz  çoğaltılan nüshaları henüz satışa çıkarılmışsa sahibi: 
  
            Çoğaltılmış nüshaların ve çoğaltılmaya yarıyan kalıpların imhasını veya, 

            Maliyet fiyatını aşmamak şartiyle çoğaltılmış nüshaların ve çoğaltılmaya yarıyan kalıpların münasip bir bedel mukabilinde kendisine verilmesini, yahut, 

            Sözleşme yapılması halinde talep edebileceği mütat bedelin en çok % 50 fazlasını isteyebilir. 

            Müsaadesiz çoğaltılan bir eserin nüshaları satışa çıkarılmış ise veya satış keyfiyeti haksız bir tecavüz teşkil ediyorsa, sahibi tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkrada yazılı şıklardan birini seçebilir. 

            Çoğaltılmış nüshalar tecavüz edenin elinden çıkmış ise bir sözleşmenin mevcudiyeti halinde talep edebileceği mütat bedelin en çok % 50 fazlasını isteyebilir. 

            Eser sahibinin talebi, sözleşmeden doğmuş sayılır ve kusur bulunmadığı takdirde haksız harekette bulunan kimsenin bundan sağlıyabileceği istifade hududunu aşamaz. 

            Bedel talebinde bulunan kimse tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve salahiyetleri dermeyan edebilir. 

            TECAVÜZÜN MEN'İ DAVASI 
            Madde 69 - Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir. Vaki olan tecavüzün devam veya tekrarı muhtemel görülen hallerde de aynı hüküm caridir. 

            66’ncı maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının hükümleri burada da uygulanır. 

            TAZMİNAT DAVASI 
            Madde 70 - Manevi hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa zarar ve ziyan; kusur ve tecavüzün ağırlığı icabettirdiği takdirde, ayrıca manevi  zarar adı ile bir paranın verilmesini dava edebilir.Mahkeme bu para yerine veya buna ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. 

            Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. 

            Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüzeuğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de isteyebilir.Bu halde 68’inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir. 

            B) CEZA DAVALARI 
            I- SUÇLAR 
            1. MANEVİ HAKLARA TECAVÜZ 
            Madde 71 -  Bu kanunun hükümlerine aykırı olarak kasten: 

            1.Eser sahibi veya halefinin rızası olmadan henüz alenileşmemiş bir eseri umuma arzeden veya yayımlıyan; 

            2.Bir esere veya çoğaltılmış nüshalarına sahip veya halefinin müsaade etmediği bir ad koyan; 

            3.Başkasının eserini kendi eseri veya kendi eserini başkasının eseri olarak gösteren veya 15’inci maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hareket eden, 

            4.32, 33, 34, 35, 36, 37, 39 ve 40’ıncı maddelerdeki hallerde kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak gösteren, kimseler hakkında 500 liradan 5.000 liraya kadar ağır para cezası veya 7 günden üç aya kadar hapis cezası hükmolunur. 

            MALİ HAKLARA TECAVÜZ  
            Madde 72 - Hak sahibinin muvafakati olmaksızın bu kanuna aykırı olarak kasten: 

            1.Bir eseri herhangi bir şekilde işleyen, 

            2.Bir eseri herhangi bir şekilde çoğaltan, 

            3.Bir eser veya işlenmelerinin kendisi tarafından çoğaltılmış nüshalarını satan veya satışa veyahut tedavüle arzeden; 

            4.Bir eseri veya işlenmelerini temsil veya teşhir eden yahut umumi yerlerde gösteren veya radyo yahut buna benzer vasıtalar ile yayan, kimseler hakkında 500 liradan 5.000 liraya kadar ağır para cezası veya 7 günden üç aya kadar hapis cezası hükmolunur. 

            DİĞER SUÇLAR  
            Madde 73 -  Kasten: 

            1. Bu kanun hükümlerine aykırı olarak çoğaltıldığını bildiği veya bilmesi icabettiği bir eserin nüshalarını satışa çıkaran veya bunlardan umumi yerlerde temsil veya radyo ile yayım maksadı ile yahut kar temini için diğer her hangi bir suretle faydalanan; 

            2. Bu kanun hükümlerine aykırı olarak satışa çıkarıldığını bildiği veya bilmesi icabettiği bir eserin nüshalarını başkalarına satan veya bunlardan umumi yerlerde temsil veya radyo ile yayım maksadiyle veya kar temini için her hangi bir surette faydalanan; 

            3. Mevcut olmadığını veya üzerinde tasarruf salahiyeti bulunmadığını bildiği veya bilmesi icabettiği mali hakkı veya ruhsatı başkasına devreden veya yahut rehin eden veyahut her hangi bir tasarrufun konusunu yapan; 

            4. Kendisine Sözleşme veya kanunla müsaade edilen miktardan fazla nüsha çoğaltan veya çoğalttıran; 

            kimseler hakkında 1.000 liradan 10.000 liraya kadar ağır para cezası veya bir aydan bir yıla kadar hapis cezası hükmolunur. 

            FAİL  
            Madde 74 - 71, 72 ve 73’üncü maddelerde sayılan suçlar, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından işlenmiş ise, suçun işlenmesine mani olmayan işletme sahibi veya müdürü yahut herhangi bir nam ve sıfatla olursa olsun işletmeyi fiilen idare eden kimse de fail gibi cezalandırılır. Cezayı mucip fiil işletme sahibi veya müdürü yahut işletmeyi fiilen idare eden kimse tarafından emredilmiş ise bunlar fail gibi; temsilci veya müstahdem ise, yardımcı gibi cezalandırılır. 

            Temsil edilmesinin kanuna aykırılığını bildiği bir eserin umuma gösterilmesi için karşılıklı veya karşılıksız olarak bir mahalli tahsis eden veya böyle bir eserin temsilinde vazife veya rol alan kimse, yardımcı olarak cezalandırılır. 

            Bir tüzel kişinin işleri çevirirken, 71, 72, ve 73’üncü maddelerde sayılan suçlardan biri işlenirse; masraf ve para cezasından tüzel kişi diğer suçlularla birlikte müteselsilen mesuldür. 

            Ceza Kanununun 64, 65, 66 ve 67’nci maddelerinin hükümleri mahfuzdur. 

            KOVUŞTURMA  
            Madde 75 - 71, 72 ve 73’üncü maddelerde sayılan suçlardan dolayı kovuşturma şikayete bağlıdır. 

            Tecavüze maruz kalan kimseden başka şikayete salahiyetli olanlar şunlardır: 

            1.71’inci maddenin birinci fıkrasının 4 üncü bendindeki hallerde 35’inci madde gereğince kaynak gösterme mükellefiyetine aykırı fiiller bahis konusu ise, Milli Eğitim Bakanlıklığı veya tecavüz eden yahut tecavüze maruz kalan kimsenin mensup olduğu meslek birliği, 

            2.71’inci maddenin birinci fıkrasının 4 üncü bendindeki hallerde 36’ncı madde gereğince kaynak gösterme mükellefiyetine aykırı fiiller bahis konusu ise, Basın- Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü ve Türk  Basınını temsil edenteşeküller. 

            Ceza davasının, fiilin icrasından itibaren bir yıl içinde açılması gerekir. 

            Bu Kanunun şümulüne giren suçlara müteallik işler Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 423’üncü maddesine giren acele işlerdendir. 

            C) ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER  
            1-GÖREV  
            Madde 76 - Bu kanunun tanzim ettiği hukuki münasebetlerden doğan davalarda, dava olunan şeyin miktarına ve kanunda gösterilen cezanın derecesine bakılmaksızın görevli merci asliye mahkemesidir. 

            Şahsi dava açılmışsa Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 358’inci maddesi 
uygulanır. Ceza davasiyle birlikte şahsi hak da talep edilmişse beraet halinde, bu cihetlerin halli için evrak hukuk mahkemesine re’sen havale olunur. 

            2-İHTİYATİ TEDBİRLER  
            Madde 77 - Esaslı bir zararın veya ani bir tehlikenin yahut emrivakilerin önlenmesi için yahut diğer herhangi bir sebepten dolayı zaruri ve bu hususta ileri sürülen iddialar da kuvvetle muhtemel görülürse, mahkeme, bu kanunla tanınmış olan hakları ihlal veya tehdide maruz kalan kimsenin talebi üzerine, davanın açılmasından önce veya sonra diğer tarafa bir işin yapılmasını veya yapılmamasını emredebileceği gibi bir eserin çoğaltılmış nüshalarının veya hasren onu imale yarıyan kalıp ve buna benzer sair çoğaltma vasıtalarının ihtiyati tedbir yolu ile geçici olarak zaptına karar verebilir. Kararda emre muhalefetin İcra ve İflas Kanununun 343’üncü maddesindeki cezai neticeleri doğuracağı tasrih edilir. 

            3-HÜKMÜN İLANI  
            Madde 78 - 67’inci maddenin ikinci fıkrasında yazılı halden maada, haklı olan taraf, muhik bir sebep veya menfaati varsa, masrafı diğer tarafa ait olmak üzere, kesinleşmiş olan kararın gazete veya buna benzer vasıtalarla tamamen veya hulasa olarak ilan edilmesini talep etmek hakkını haizdir. 

            İlanın şekil ve muhtevası kararda tesbit edilir. 

            İlan hakkı, hükmünün kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde kullanılmazsa düşer. 

            4-ZABIT, MÜSADERE VE İMHA  
            Madde 79 - Bu Kanun hükümlerine göre imali veya yayımı cezayı mucip olan çoğaltılmış nüshalarla bunları çoğaltmaya yarıyan kalıp ve buna benzer vasıtaların zabıt, müsadere ve imhasında Ceza Kanununun 36’ncı maddesi hükümleriyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 392, 393 ve 394’üncü maddeleri uygulanır. 

 
ALTINCI BÖLÜM
ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER
 
            A) SANATKARLARIN KORUNMASI 
            1-SİNEMA ESERLERİNDE  
            Madde 80- Ticari makasatlarla imal edilen sinema eserlerinde baş rol alanlar, senaryo sahibi, besteci, rejisör, operatör, koro veya orkestra şefi, solistler, filmi imal eden kimselerden filim ve reklamlarda adlarının zikredilmesini isteyebilirler. 

            Birinci fıkrada sayılan kimseler sinema eserlerinin umuma arzı veya radyo veyahut buna benzer vasıtalarla yayımı arasında yapılan reklam ve ilanlarda da sinema veya radyo işletmelerinden adlarının zikredilmesini isteyebilirler. 
 

            FİKRİ HAKLARA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ  
            Madde 81 - İlim, edebiyat veya musiki eserlerinin okunma, çalınma veya temsili;doğrudan doğruya veya  radyo ve buna benzer yayımından faydalanılarak, dolayısiyle, işaret, ses ve resim nakline yarıyan aletler üzerine alınırsa bunlar ancak sanatkarın muvafakatıyle çoğaltılabilir, yayımlanabilir. 

            Temsil, bir orkestra, koro veya tiyatro trupu tarafından icra edilirse, yalnız şefin müsaadesi kafidir. 

            Santkar veya trup; okuma, icra veya temsil için bir müteşebbis tarafından tutulnuş ise müteşebbisin de muvafakati alınmak lazımdır 
 

            30, 33, 37, 38, ve 41 inci maddelerdeki hallerde müsaadeya lüzum yoktur. 

            Münferit sanatkarlar, koro ve orkestralarda şef veya solistler, tiyatro turplarında şeflik eden veya baş rol alan aktörler, işaret, resim ve ses nakline yarıyan vasıtalarda adlarının zikredilmesini isteyebilirler. 
 

            3-MÜŞTEREK HÜKÜMLER  
            Madde 82- Yukarıki maddelere göre adlarının zikredilmesini istemeye selahiyeti olanlar, 66, 69 ve 70 inci maddelerde yazılı haklardan faydalanabilirler. 

            Kanunun 81 inci maddesinin 1 inci, 2 inci ve 3 üncü fıkralarında zikredilen müsaadeyi almadan işaret, resim ve ses nakline yarayan aletleri çoğaltan ve yayanlar hakkında 500 liradan 5 000 liraya kadar ağır para cezası veya 7 günden  üç aya kadar hapis cezası hükmolunur. 

            80 ve 81 inci maddelerde sayılan hallerde de 66 ıncı madde ile 67 inci maddenin birinci, kinci ve üçüncü fıkraları; 68, 69 ve 70 inci maddelerle 73 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci ve ikinci bentleri ve 75, 76, 77, 78 ve 79 uncu madde hükümleri uygulanır. 

            HAKSIZ REKABET  
            I-AD VE ALAMETLER  
            Madde 83 - Bir eserin ad ve alametleri ile çoğaltılmış nüshaların şekilleri iltibasa meydan verebilecek surette diğer bir eserde veya çoğaltılmış nüshalarında kullanılamaz. 
  
            1’inci fıkra hükmü umumen kullanılan ve ayırt edici bir vasfı bulunmayan, ad, alamet ve dış şekiller hakkında uygulanmaz. 

            Bu maddenin uygulanması kanunun 1’inci, 2’nci ve 3’üncü bölümlerindeki şartların tahakkukuna bağlı değildir. 

            Basın Kanununun 14’üncü maddesinin mevkute adları hakkındaki hükmü mahfuzdur. 

            Tecavüz eden tacir olmasa bile, birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete müteallik hükümler uygulanır. 

            İŞARET, RESİM VE SES  
            Madde 84 - Bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarıyan bir alet üzerine tesbit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3’üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya  yayımlanmasını menedebilir. 

            Tecavüz eden tacir olmasa bile birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete müteallik hükümler uygulanır. 

            Eser mahiyetinde olmayan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tesbit edilen resimler ve sinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır. 

            C) MEKTUPLAR  
            Madde 85 - Eser mahiyetinde olmasa bile, mektup, hatıra ve buna benzer yazılar yazanların ve bunlar ölmüş ise 19’uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı kimselerin muvafakati olmadan yayınlanamaz. Meğer ki, yazanın ölümünden itibaren on yıl geçmiş bulunsun. 

            Mektuplar birinci fıkradaki şartlardan başka muhatap veya muhatap ölmüş ise 19’uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı kimselerin muvafakati olmadan yayımlanamaz; meğer ki, muhatabın ölümünden itibaren 10 yıl geçmiş bulunsun. 

            Yukardaki hükümlere aykırı hareket edenler hakkında Borçlar Kanununun 49’uncu maddesi ve Ceza Kanununun 197 ve 199’uncu maddeleri hükümleri uygulanır. 
  
            Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yayımın caiz olduğu hallerde de Medeni Kanunun 24’üncü maddesi hükmü mahfuzdur. 

            D) RESİM VE PORTRELER  
            I-GENEL OLARAK  
            Madde 86 - Eser mahiyetinde olmasalar bile, resim ve portreler tasvir edilenin, tasvir edilen ölmüşse 19’uncu maddenin birinci fıkrasında sayılanların muvafakati olmadan tasvir edilenin ölümünden 10 yıl geçmedikçe, teşhir veya diğer suretlerle umuma arezedilemez. 

            Birinci fıkradaki muvafakatin alınması: 

            1.Memleketin siyasi ve içtimai hayatında rol oynayan kimselerin resimleri; 

            2. Tasvir edilen kimselerin iştirak ettiği geçit resmi veya resmi tören yahut genel toplantıları gösteren resimler; 

            3. Günlük hadiselere müteallik resimlerde radyo ve film haberleri; için şart değildir. 

            Birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında Borçlar Kanununun 49’uncu maddesi ile Türk Ceza Kanununun 197 ve 199’uncu maddeleri hükümleri uygulanır. 

            Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yayımın caiz olduğu hallerde de Medeni Kanunun 24’üncü maddesinin hükmü mahfuzdur. 

            II- İSTİSNALAR  
            Madde 87 - Aksi kararlaştırılmamış ise, bir kimsenin sipariş üzerine yapılan resim veya portresinden, sipariş veren veya tasvir edilen ve yahut bunların mirasçıları fotoğraf aldırtabilir. 
  
            Bu hüküm baskı usulü ile yapılan portre ve resimler hakkında cari değildir. 
Şu kadar ki, bu suretle vücuda getirilen resim ve portrelerin birinci fıkrada sayılanlar için tedariki mümkün olmaz veya nispeten büyük güçlüğü mucip olursa bunların da fotoğrafları aldırılabilir. 

            E) KANUNLAR İHTİLAFI  
            Madde 88 - Bu Kanun hükümleri: 

            1. Eser sahibinin vatandaşlığı gözetilmeksizin Türkiye’de ilk defa umuma arzedilen ve Türkiye’de bulunupta henüz umuma arzedilmemiş olan bütün eserlerle Türkiye’de bulunan bütün mektup ve resimlere; 

            2. Türk vatandaşlarının henüz umuma arzedilmemiş yahut ilk defa Türkiye dışında umuma arzedilmiş bütün eserlerine; 

            3. Türkiye Cumhuriyeti’nin bağlı bulunduğu milletlerarası bir antlaşmada uygun hükümler bulunmak şartiyle yabancıların henüz umuma arzedilmemiş veya ilk defa Türkiye dışında umuma arzetilmiş bütün eserlerine; uygulanır. 

            Eser sahibinin bulunduğu devletin; Türk eser sahiplerinin haklarını kafi derecede koruması veya milletlerarası bir andlaşmanın yabancı eser sahiplerine taallük eden hususlarda istisna ve tahditlere cevaz vermesi hallerinde Bakanlar Kurulunca bu maddenin birinci ve üçüncü bentleri hükümlerinden istisnalar yapılması kararlaştırılabilir. 

            F) GEÇİCİ HÜKÜMLER  
            I- İNTİKAL HÜKÜMLERİ  
            1. GENEL OLARAK  
            Geçici Madde 1 - Aşağıdaki maddelerde aksi tayin edilmemiş ise bu kanun hükümleri, yürürlükten önce ilk defa memleket içinde umuma arz yahut sicile kayıt edilmiş eserlere de uygulanır. Eser veya mahsulün 8 Mayıs 1326 tarihli Hakkı Telif Hakkı Kanunu hükümlerine dahil olup olmaması durumu değiştirmez. 

            Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce alenileşmiş eserlere müteallik koruma süreleri bu kanuna göre hesap edilir. 

            Mevzuat ve sözleşmelerde kullanılan hakkı telif, telif hakları, edebi mülkiyet, güzel sanatlar mülkiyeti ve buna benzer tabirlerden bu kanunun benzer hallerde tanıdığı hak ve salahiyetler anlaşılır. 

            Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce eser üzerindeki haklar veya bunların 
kullanılışı tamamen veya kısmen başka birine bırakılmışsa bu kanunla eser 
sahibine tanınan yeni ve daha geniş hak ve salahiyetler de devredilmiş 
sayılmaz. Aynı hüküm koruma süresinin eskisine nispetle daha uzun olması 
 haline veya eski kanunun korumadığı eser ve mahsullere de uygulanır. 

            2. MÜKTESEP HAKLARiN KORUNMASI  
            Geçici Madde 2 - Eski kanundaki süreler daha uzunsa bu Kanunun yayımlanmasından önce yayımlanan eserler hakkında o süreler cereyan eder. 

            Bu Kanunun yayımlanmasından önce bir eserin haklı olarak yapılan bir tercüme veya işlenmesi yayımlanmış ise tercüme eden veya işleyenin eski kanun hükümlerine göre iktisap ettiği hak ve salahiyetlere halel gelmez. 

            Eski kanun hükümlerine göre caiz olup ta bu Kanunla menedilen bir tercümenin yayımlanmasına, bu Kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden evvel başlanılmış bulunursa, yayımlanma tamamlanabilir. Şu kadar ki, bu yayımlanma müddeti bir seneyi geçemez. Aynı hüküm umumi mahallerde temsil edilmek üzere bu nevi temsil müesseselerine teslim edilen tercüme eserler hakkında da tatbik edilir. 

            Eski kanun hükümlerine göre caiz olupta bu Kanunla menedilen bir çoğaltmaya bu Kanunun yayımlanması tarihinde başlanılmış bulunursa çoğaltılma tamamlanabilir ve çoğaltılmış nüshalar yaymlanabilir. 

            Bu Kanunun yürürlüğe girmesi zamanında mevcut olupta eski kanun hükümlerine göre çoğaltılması caiz olan nüshaların yayımlanmasına devam edilebilir. Aynı hüküm, işaret, resim ve ses nakline yarayan aletlerle güzel sanat eserlerinin çoğaltımasına yarayan kalıp ve buna benzer vasıtalar hakkında da uygulanır. 

            Yukarki fıkranın tanıdığı salahiyeti kullanmak isteyen kimse kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 6 ay içinde bu nüsha ve aletleri salahiyetli makama bildirerek mühürletmeye mecburdur. Gerekirse teferruat bir yönetmelikle tayin olunabilir. 

            2- KALDIRILAN HÜKÜMLER  
            Madde 89 - 8 Mayıs 1326 tarihli Hakkı Telif Kanuniyle diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri kaldırılmıştır. 

            G) SON HÜKÜMLER  
            I- KANUNUN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ  
            Madde 90 - Bu Kanunun 42 ve 43’üncü maddeleri hükümleri kanunun yayımı tarihinden itibaren, diğer hükümleri 1 Ocak 1952 tarihinde yürürlüğe girer. 

            II- KANUNUN YÜRÜTÜLMESİNE MEMUR MAKAM  
            Madde 91 - Bu Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.