VATANDAŞLIK MEVZUATI
 
ÜÇÜNCÜ KİTAP
MİRAS
 
BİRİNCİ KISIM
MİRASÇILAR
 
ON ÜÇÜNCÜ BAP
KANUNİ MİRASÇILAR

            (A) HISIMLAR: 
            I.FÜRU 
            Madde 439  - Birinci derecede mirasçılar, müteveffanın füruudur. 

             Çocuklar, müsavat üzere mirasçıdır. 

            Mütevaffadan evvel vefat etmiş çocuklar, her tabakada halefiyet tarikiyle mirasçı olan füruları tarafından temsil olunurlar. 

            II.BABA VE ANA 
            Madde 440  - Füruu olmayan müteveffanın mirasçısı, baba ve anasıdır. Bunlar müsavat üzere mirasçıdırlar. 

            Muteveffadan evvel vefat etmiş olan baba ve ana, her tabakada halefiyat tarikiyle mirasçı olan füruları tarafından temsil olunurlar. Bir tarafta hiç bir mirasçı bulunmadığı takdirde bütün miras diğer tarafın mirasçılarına intikal eder. 

            III.BÜYÜK BABA VE BÜYÜK ANA 
            Madde  441  - Füruu, baba ve anası ve bunların füruu bulunmaksızın vefat eden kimsenin mirasçısı, büyük baba ve büyük anasıdır. Bunlar, müsavat üzere mirasçıdırlar. 

            Miras bırakandan evvel vefat etmiş olan büyük baba ve büyük ana, her tabakada halefiyet yoluyla mirasçı olan füruları tarafından temsil olunur. 

            Baba veya ana tarafından olan büyük baba veya büyük anadan biri, füruu olmaksızın vefat ettiği halde hissesi aynı taraftaki mirasçılara intikal eder. 

            Baba veya ana tarafından olan büyük baba ve büyük ana, füru bırakmaksızın vefat ettikleri halde; bütün miras, diğer taraftaki mirasçılara intikal eder. 

            IV.BÜYÜK BABA VE BÜYÜK ANANIN BABA ANALARI 
            Madde  442  - Müteveffanın son derecedeki kan mirasçıları,büyük babalar büyük analar ile onların fürularıdır. 

            Şu kadar ki büyük babalar ve büyük anaların baba ve analarından her biri kendi füruları müteveffanın vefatında sağ bulunsaydılar onlara ne hisse isabet edecek idiyse  hissenin intifa hakkına nail olurlar. 

            İntifa hakkına malik olan kimse, müteveffanın büyük baba ve büyük analarının erkek ve kız kardeşlerine intikal eder. 

            V.SAHİH OLMAYAN NESEPTE MİRAS 
            Madde  443  - Nesebi sahih olmayan hısımlar, nesebi sahih hısımlar gibi mirasçılık hakkını haizdir. Bunların baba cihetinden mirasçı olabilmeleri; babalarının kendilerine tanımış veya babalıklarına hüküm sudur etmiş bulunmasına mütevakkıftır. 

            Baba tarafından nesebi sahih olmayan bir çocuk yahut füruu babasının nesebi sahih fürulariyle içtima ederse; nesebi sahih bir çocuğa veya ferilerine isabet eden hissenin yarısını alırlar. 

            (B) KARI KOCADAN SAĞ KALAN 
            I.HAKKI 
            Madde  444  - Müteveffanın karı veya kocası, füru ile içtima ettikçe muhayyerdir. Dilerse terkeden yarısının intifa hakkını, dilerse dörtte birinin mülkiyetini alır. 

            Müteveffanın babası anası veya bunların füruiyle içtima eden karı veya koca mirastan dörtte birin mülkiyeti ile beraber yarısının intifa hakkına; ve büyük babaları, büyük anaları veya bunların füruları ile içtimaeden karı ve koca terekeden yarısının mülkiyeti ile beraber dört te birinin intifa hakkına ve bunlar da yok ise bütün mirasın mülkiyetine sahip olur. 

            II.İNTİFA HAKKININ İRATA TAHVİLİ VE TEMİNAT 
            Madde  445  - Karı veya koca intifa hakkı yerine ona muadil senevi bir irat tahsisini her zaman talep edebilir. 

            İntifa hakkı, böyle senevi bir irada tahvil olunduğu takdirde karı ve koca, haklarını tehlikede gördüğü zaman diğer mirasçılardan teminat isteyebilir. 

            III.DİĞER MİRASÇILARA TEMİNAT İTASI 
            Madde  446  - Müteveffanın karı veya kocası, tekrar evlenir veya diğer mirasçıların hakları tehlikeye koyarsa; bunların talebi üzerine itasiyle mükelleftir. 

            (C) EVLATLIĞA ALINAN ÇOCUK 
            Madde  447  - Evlatlık ve füruu, kendisini evlat edinen kimseye; nesebi sahih füruu gibi mirasçı olurlar. 

            Evlat edinen bir kimse ve hısımları, evlatlığa mirasçı olmazlar. 

            (D) HAZİNE 
            Madde  448  - Mirasçı bırakmaksızın vefaat eden kimsenin mirası büyük babalar ve büyük anaların baba ve anaları ile erkek ve kız kardeşlerinin intifa hakları baki kalmak üzere, Devlete iğntikal eder. 
  

ON DÖRDÜNCÜ BAP
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR
 
BİRİNCİ FASIL
TASARRUFA EHLİYET

            (A) VESAYET İLE 
            Madde 449 - On beş yaşını bitiren ve temyiz kudretini haiz olan kimse, kanunun tayin ettiği hudut ve şekiller dahilinde, vasiyet tarikiyle mallarında tasarruf edebilir. 

            (B) MİRAS MUKAVELESİ 
            Madde  450  - Miras mukavelesi, yapabilmek için, yapanın reşit olması şarttır. 

            (C) BATIL TASARRUFLAR 
            Madde  451  - Hata, hile, tehdit veya cebir tesiri altında yapılan ölüme bağlı tasarruflar batıldır. Şu kadar ki bu tasarrufları yapan kimse hataya veya hileye vakıf olduğu, yahut tehdit veya cebrin tesirinden kurtulduğu tarihten itibaren bir sene içinde rücu etmediği takdirde mezkür tasarruflar, sahih addolunur. 

            Tasarrufu yapan kimse, şahsı veya şey’i tayin ederken açık bir hataya düşmüş ise kendisinin hakiki arzusunu katiyetle tayin mümkün olduğu takdirde; hatalı tasarruf, bu arzuya göre tashih olunur. 
  

İKİNCİ FASIL
TASARRUF NİSABI

            (A) TASARRUF NİSABI 
            I.ŞÜMULÜ 
            Madde  452  - Füruu, baba ve anası, erkek ve kız kardeşi yahut karısı veya kocası sağ iken vefat eden murisin ölüme bağlı tasarrufları, bu kimselerin mahfuz hisseleri miktarından fazla olan mallarında muteberdir. 

            Bu mirasçılardan kimse bulunmazsa, muris, bütün mirasta tasarruf edebilir. 

            II.MAHFUZ HİSSE 
            Madde  453  - Mahfuz hisse aşağıdaki miktarlardan ibarettir. 

            1.Füru için miras hakkının dörtte üçü, 

            2.Baba yahut ana için yarısı. 

            3.Erkek ve kız kardeşlerden her biri için dörtte biri 

            4.Karı veya koca için kanuni mirasçılar ile içtima halinde mirastan mülkiyrt hakkı olan miktarın tamamı veya kendisinden başka mirasçı bulunmadığı takdirde yarısı. 

            III.TASARRUF NİSABININ HESABI 
            1-BORÇLARIN TENZİLİ 
            Madde  454  - Tasarruf nisabı, terekenin vefat günündeki haline göre hesap olunur. 

            Müteveffanın borçları, cenaze masrafı, terekeyi mühürlemek ve defter tutma masrafları, müteveffa ile bir arada yaşayan kimselerin bir aylık iaşe masrafı; terekeden tenzil olunur. 

            2-ÖLÜME BAĞLI OLMAYAN TEBERRULAR 
            Madde  455  - Müteveffanın ölüme bağlı olmayarak vakı tenkısa tabi teberruları, tasarruf nisabının hesabı için, terekeye zam olunur. 

            3-ÖLÜME KARŞI SİGORTALAR 
            Madde 456  - Müteveffa tarafından, vefatı halinde tediye edilmek üzere kendi namına ve üçüncü şahıs lehine akdedilen veya kendi namına akdedilip te hayatta vaki veya ölüme bağlı bir tasarruf ile bir üçüncü şahıs lehine devir yahut müteveffanın hayatında ıvazsız ahara temlik olunan sigortalar ancak vefat anındaki iştira kıymetleri ile terekeye dahil olur. 

            (B) MİRAS HAKKINDA İSKAT 
            I.SEBEPLERİ 
            Madde 457 - Aşağıdaki hallerde mahfuz hisseli mirasçılar, murisin ölüme bağlı tasarrufu ile mirastan iskat edilebilir: 

            1 -Murisine veya yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm ika ederse. 

            2 -Murisine veya ailesine karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri ifada büyük bir kusur irtikap eylerse. 

            II.HÜKÜMLERİ 
            Madde 458  - Miras hakkından iskat olunan kimse, terekeden hisse talep edemiyeceği gibi tenkis davası dahi açamaz. Müteveffa tarafından diğer suretle tasarruf vaki olmamış ise; iskat edilen kimse, müteveffadan evvel ölmüş gibi, hissesi müteveffanın kanuni mirasçıları arasında taksim olunur.  Miras hakkından iskat edilen kimsenin füruları o kimse müteveffadan evvel ölmüş gibi mahfuz hisselerini isteyebilirler. 

            III.BEYYİNE KÜLFETİ 
            Madde 459  - Miras hakkından iskatın muteber olması için müteveffa tarafından iskatı amir olan tasarrufta, sebebin beyan edilmiş olması lazımdır. 

             İskat edilen kimse tarafından itiraz vukuunda bu beyanın doğruluğunu ispat külfetini, iskattan müstefit olan mirasçıya veya lehine vasiyet yapılan kimseye aittir. Bu beyyine, ikame edilmemiş veya iskatın sebebi beyan olunmamış ise müteveffanın arzuları, iskatın sebebi hakkında aşikar bir hatanın neticesi olmadıkça; tasarruf nisabı miktarında infaz olunur. 

            IV.ACZ SEBEBİ İLE MİRAS HAKKINDAN İSKAT 
            Madde 460  - Müteveffa, borcunu, ödeyecek malı bulunmadığı icra vesikasiyle tahukkuk eden füruundan her hangi birini, mahfuz hissesinin yarısından mahrum edebilir. Ancak müteveffanın, bu yarıyı, iskat edilen füruunun doğmuş ve doğacak çocuklarına tahsis etmesi şarttır. Miras açıldığı zaman icra vesikasının hükmü mürtefi olmuş yahut böyle bir vesika olup ta ihtiva ettiği borcun miktarı miras hakkının yarısından fazla bulunmamış ise mahrum edilenin talebi ile; iskat, keenlemyekün olur. 
  

ÜÇÜNCÜ FASIL
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFUN MUHTELİF SURETLERİ

            (A) UMUMİYETLE TASARRUF 
            Madde 461  - Vasiyet veya miras mukavelesi, tasarruf nisabı dahilinde müteveffanın malik olduğu şeyin tamamını veya bir kısmını ihtiva edebilir. 

            (B) MÜKELLEFİYETLER, ŞARTLAR 
            Madde 462  - Muris vasiyetinde veya miras mukavelenamesinde bazı mükellefiyetler ve şartlar koyabilir. Miras mukavelenamesinin veya vasiyetin infazından itibaren alakadarlardan her biri bu mükellefiyetlerin ve şartların icrasını isteyebilir. 

            Kanuna yahut adabı umumiyeye mugayir şart ve mükellefiyetleri ihtiva eden tasarruf, batıldır. Faydasız veya yalnız başkalarını iz’aç için kullanılan şartlar ve mükellefiyetler lağıvdır. 

            (C) MİRASÇI NASBI 
            Madde 463  - Muris, terekenin tamamı yahut şayi bir cüzü için bir veya bir kaç kimseleri mirasçı nasbedebilir. Terekenin tamamı veya şayi bir cüzünü almak üzere bir şahsı tayin eden her tasarruf, mirasçı nasbı hükmündedir. 

            (D) MUAYYEN BİR MALDA TASARRUF 
            I. MEVZUU 
            Madde 464  - Bir kimse, ölüme bağlı bir tasarrufla, diğer kimseye; mirasçı nasbını tazammun etmeyen muayyen teberrularda bulunabilir. Tasarrufu yapan kimse, muayyen bir malını yahut terekesinin tamamen veya kısmen intifa hakkını vasiyet edebildiği gibi malların kıymeti üzerinden bir üçüncü şahıs lehine bir şey verilmesini veya yapılmasını yahut o şahsın bir borçtan tahlisini mirasçıya veya lehine vasiyet yapılana tahmil edebilir. Bu suretle muayyen olan mala mütaallik bir vasiyeti ifa mükellefiyeti kendisine tahmil edilen mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse, o mal terekede zuhur etmediği takdirde; tasarruftan hilafı anlaşılmadıkça, müküllefiyetten beri olur. 

            II.TESLİM 
            Madde 465  - Vasiyet olunan mal, hasar ve zevaidiyle ve gayrın hakkiyle meşgul veya ondan hali olarak, mirasın açıldığı gün ne halde ise o suretle teslim olunur. 

            Vasiyet olunan malı ifa ile mükellef olan kimse, mirasın açıldığı günden itibaren vukubulan sarfiyat ve hasarat için başkasının işlerini görene ait hak ve borçları haizdir. 

            III.TENKİS 
            Madde 466  - Tereke mevcudunu veya vasiyeti ifa ile mükellef kimseye edilen teberru miktarını veya tasarruf nisabını tecavüz eden vasiyetlerin mütenasiben tenkisi talep olunabilir. 

            Vasiyeti ifa mükellefiyeti kendisine tahmil edilen kimse, mirasçılığı veya lehine vakı teberruu ret yahut müteveffadan evvel vefat veya mahrumiyetine karar sudur etse bile, vasiyet tenfiz olunur. Kanuni veya mansup mirasçı, mirası reddetmiş olsa bile kendi lehine vasiyet edilen şeyi talep edebilir. 

            (H) ALELADE İKAME 
            Madde 467  - Tasarrufu yapan kimse mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimsenin kendisinden evvel vefatı veya bunlardan biri tarafından ret vukuu halinde miras yahut vasiyet olunan muayyen mal kendilerine intikal etmek üzere bir veya bir kaç şahıs tayin edebilir. 

            (V) FEVKALADE İKAME 
            I.NAMZET TAYİNİ 
            Madde 468  - Tasarrufu yapan kimse nasbettiği mirasçıya, mirası bir üçüncü şahsa nakletmek mükellefiyetini tahmil edebilir. Bu üçüncü şahsa namzet denir.  Tasarrufu yapan kimse, aynı mükellefiyeti namzede tahmil edemez. 

            Bu kaideler, muayyen mal vasıyetinde dahi caridir. 

            II.NAMZEDE İNTİKAL 
            Madde 469  - Tasarrufta, hilafına sarahat bulunmadıkça; miras naklile mükellef  mirasçının vefatiyle, namzede intikal eder. Tasarrufta bir müddet tayin edilip te nakil mükellefiyeti olan mirasçı müddetin hitamından evvel vefat ederse; miras teminat vermek şartiyle mirasçılarına intikal eder. Her hangi sebepten dolayı mirasın namzede intikali mümkün olmadığı takdirde mükellefin mirasçıları, kati surette mirasa sahip olur. 

            III.TEMİNAT 
            Madde 470  - Nakil ile mükellef mirasçıya intikal eden mirasın, mahkemei asliye tarafından, defteri yapılır. Tasarrufta, hilafına sarahat bulunmadığı takdirde; tarafından teminat verilmedikçe, miras mükellefe teslim edilmez. Nakli lazım gelen miras meyanında gayrimenkul bulunduğu takdirde, bunun tapu sicilindeki kaydine nakil mükellefiyetinin şerh verilmesi teminat yerine geçer. Nakil ile mükellef mirasçı teminat göstermediği yahut namzedin hukukunu tehlikeye koyacak tasarruflarda bulunduğu takdirde mirasın idaresi doğrudan doğruya mahkemei asliyece temin edilir. 

            IV.FEVKALADE İKAMENİN HÜKÜMLERİ 
            1-NAKİL MÜKELLEFİYETİ HAKKINDA 
            Madde 471  - Nakil ile mükellef mirasçı, her hangi mansup bir mirasçı gibi, mirası iktisap eder. 

            Namzet de, nakil ile ona malik olur. 

            2-NAMZET HAKKINDA 
            Madde 472  - Namzet, teslim için muayyen zamanın hululünde hayatta bulunduğu takdirde; nakil ile mükellef olanın yerine geçer. Namzet, daha evvel vefat etmiş olursa tasarrufta hilafına şart olmadıkça; nakli lazım gelen malları, nakil ile mükellef mirasçı sureti katiyede iktisap eder. Nakil ile mükellef mirasçının tasarrufu yapan kimseden evvel vefatı yahut mirası reddi veya mirastan mahrumiyeti halinde mallar doğrudan doğruya namzede intikal eder. 

            (Z) VAKIF 
            Madde 473  - Tasarruf nisabının tamamı yahut bir kısmı vakıf olunabilir. 

            (H) MİRAS MUKAVELELERİ 
            I.MİRASÇI NASBI VE MUAYYEN BİR ŞEYİ VASİYET 
            Madde 474  - Bir kimse yaptığı miras mukavelesiyle mirasını veya muayyen bir malını, mukavele yaptığı kimseye veya başkasına bırakmağı tahhüt edebilir. O kimse mallarında eskisi gibi tasarruf eder. Şukadar ki miras mukavelesinden münbais taahhüdatiyle telifi kabil olmayan teberrua ve ölüme bağlı tasarufa itiraz olunabilir. 

            II. FERAGAT MUKAVELESİ 
            1-ŞUMULÜ 
            Madde 475  - Bir kimse, mirasçılarından biri ile ıvazlı veya ıvazsız, mirasçılıktan feragat mukavelesi yapabilir. Bu suretle feragat eden kimse, mirasçı sıfatını zayi eder. 

            Feragat mukavelesi ıvazlı olduğu takdirde hilafı şart edilmedikçe feragat edenn kimsenin füruuna da müessir olur. 

            2-FERAGATIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ 
            Madde 476  - Mukavelede feragat eden kimse, yerine nasp edilen mirasçının her hangi bir sebeple mirasçılığı zail olursa; feragat keenlemyek–n olur.  Şahıs tayin etmeksizin alelıtlak diğer mirasçılar lehine yapılan feragat ancak en yakın asıl müşterekin füruuna hamlolunup daha uzak mirasçılara asla şamil olmaz. 

            3-TEREKEDEKİ ALACAKLILARIN HAKKI 
            Madde 477  - Tereke açıldığı zamanda borcu mevcudundan ziyade olupta mirasçılar tarafından tediye edilmediği takdirde feragat eden kimse ve mirasçıları feragat mukavelesi mucibince müteveffadan, vefatından evvelki son beş sene zarfında almış oldukları ıvazdan veya onun hasılatından elyevm yedlerinde bulunan miktar nispetinde alacaklılara karı mesuldürler. 
  

DÖRDÜNCÜ FASIL
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ŞEKİLLERİ

            (A) VASİYET 
            I. VASİYETİN ŞEKİLLERİ 
            1-UMUMİYET İTİBARİYLE 
            Madde 478  - Vasiyet, resmi senet ile veya vasiyet eden kimsenin el yazısiyle yapılabileceği gibi şifahen dahi yapılabilir. 

            2-RESMİ VASİYET 
            a)TANZİMİ 
            Madde 479  - Resmi vasiyet senedi; iki şahit huzurunda sulh hakimi katibi adil yahut kanunen bu husu ile tavzif edilen memur tarafından tanzim edilir. 

            b)TAKRİR VE TANZİMDE MEMURUN VAZİFESİ 
            Madde 480  - Vasiyet eden kimse arzularını resmi memura takrir edip onun tarafından yazıldıktan veya yazdırıldıktan sonra okuması için kendisine verilir. Vasiyetname, vasiyet eden kimse tarafından kıraet ve imza olunduktan sonra resmi memur tarafından, tarihi yazılarak imzalanılır. 

            c)İŞHAT VE ŞAHİTLERİN VAZİFESİ 
            Madde 481  - Vasiyetnameye tarih ve imza konulunca vasiyet eden kimse, vasiyetnameyi okuduğunu ve vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu resmi memur huzurunda iki şahide beyan eder. Şahitler; bu beyanatın huzurlarında vukuuna ve o kimseyi tasarrufa ehil gördüklerine dair vasiyetname altına verecekleri şerhi imza ederler. 

            Vasiyet eden kimse, vasiyetname münderecatını şahitlere bildirmiyebilir. 

            d)OKUYUP YAZAMAYAN VASİYETÇİ 
            Madde 482  - Vasiyet eden kimse vasiyetnameyi okuyamaz ve imza edemez ise resmi memur şahitler huzurunda vasiyetnameyi kendisine okur. 

            Vasiyetçi vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu beyan eyler. Bu takdirde şahitler vasiyetçinin beyanatı, huzurlarında vakı olduğuna ve onu tasarrufa ehil gördüklerine dair şerh vermekle iktifa etmeyip vasiyetnamenin kendi huzurlarında resmi memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu dahi tahrir ve imza ederler. 

            h)VASİYETNAMEYE İŞTİRAK 
            Madde 483  - Medeni hakları kullanmak selahiyetini haiz olmayanlar veya bir ceza mahkemesince siyasi ve medeni haklardan iskatına karar verilenler veya okuma ve yazma bilmiyenlerle vasiyetçinin karı veya kocası, usul ve füruu, erkek ve kız kardeşleri ve bu kimselerden her birinin karı ve kocası resmi bir memur veya şahit sıfatı ile, vasiyetname tanzimine iştirak edemezler. 

            v)VASİYETNAMENİN HIFZI 
            Madde 484  - Vasiyetnameyi tanzim eden sulh hakimi, katibi adil veya memur; aslını veya musaddak suretini hıfzile mükelleftir. 

            3-EL YAZISI İLE VASİYETNAME 
            Madde 485  - Vasiyetçinin, bizzat tanzim ettiği vasiyetname; baştan aşağı kadar tanzim edildiği mahal, sene, ay ve gün dahi dahil olduğu halde bizzat kendi el yazısiyle yazılmış ve imza edilmiş olmak lazımdır. Bu suretle tanzim edilmiş olan vasiyetname açık veya kapalı olarak hıfzedilmek üzere sulh hakimine veya katibi adil veya memura tevdi olunur. 

            4-ŞİFAHİ ŞEKİL 
            a)SON ARZULAR 
            Madde 486  - Ölüm tehlikesi, münakalatın inkıtaı, bulaşık hastalık, harp gibi fevkalade hallerden dolayı vasiyetçi resmi veya kendi el yazısiyle vasiyetname tanzim edemez ise; vasiyetini, şifahi tarzda yapabilir. 

            Şifahi tarzda vasiyet, vasiyetçinin son arzularını iki şahide takrir ve takriri veçhile bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları hususunu onlara tahmil etmesinden ibaretir. Resmi vasiyetlere şahadet için mevzu ehliyet şartları, işbu şahitler hakkında da caridir. 

            b)TESBİT VE TEVDİ 
            Madde 487  - Vasiyet, kendilerine takrir edilen şahitlerden biri takriri vakıı ve mahalli ve vukuunu ve sene ve ay ve gün tarihlerini hemen yazıp imzalar ve diğer şahide imzalattırır. Bu suretle yazılan vasiyetnameyi, şahitler ikisi birlikte oldukları halde vakit geçirmeksizin bir mahkemeye vererek; işbu vasiyetnamenin vasiyete ehil gördükleri vasiyetçi tarafından kendilerine şifahen takrir edildiğini ve takririn ahvali fevkaladede vuku bulduğunu hakim huzurunda beyan ederler. Şahitler, vasiyetçinin taririni yazıp tevdi edecekleri yerde şifahen ve yukarıdaki beyanlar şeklinde hakime arzederek bir zabıtname şeklinde dahi tesbit ettirebilir. 

            Vasiyetçi vazife başında bir asker ise mülazım rütbesinde veya daha büyük rütbeli bir zabit, mahkeme makamına kaim olabilir. 

            c)ŞİFAHİ VASİYETİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ 
            Madde 488  - Vasiyetçi için vasiyetname tanzim etmek veya ettirmek imkanının husulünden itibaren bir ay geçmiş olursa şifahi vasiyetin hükmü kalmaz. 

            II. RÜCU VE İLGA 
            1- RÜCU 
            Madde 489  - Vasiyetçi vasiyet için kanunda muayyen şekillerden biri ile vasiyetinden her zaman rücu edebilir. Rücu tamamen olduğu gibi kısmen de olabilir. 

            2- VASİYETNAMENİN ZAYİ OLMASI 
            Madde 490  - Vasiyetname kazaen veya diğer bir kimsenin kusuru ile zayi olur ve münderecatının ayniyle ve tamamiyle tesbiti mümkün olmazsa artık, vasiyete itibar olunmaz. Tazminat talebi hakkı mahfuzdur. 

            3- VASİYETLERİN TAADDÜDÜ 
            Madde  491  - Muahhar tarihli vasiyet mukaddem tarihli vasiyetten sarahaten rücuu ihtiva etmiyorsa sonraki vasiyetin hükümlerinden sarahaten evvelkini ikmal ve itmam etmiyenleri, evvelki vasiyet makamına kaim olurlar. Bir kimsenin, muayyen bir mal hakkındaki vasiyetinin sonradan yaptığı tasarrufla telifi kabil olmazsa, hükümsüz olur. 

            (B) MİRAS MUKAVELESİ 
            I.ŞEKLİ 
            Madde 492  - Miras mukavelesi, resmi vasiyet şeklinde tanzim edilmiş olmadıkça muteber değildir. 

            Her iki taraf arzularını aynı zamanda resmi memura beyan ve tanzim olunan mukavelenameyi memur muvacehesinde ve iki şahit huzurunda imza ederler. 

            II. FESİH 
            1-SAĞ OLANLAR ARASINDA ARASINDA 
            a) MUKAVELE İLE YAHUT VASİYETNAME ŞEKLİYLE 
            Madde 493  - Miras mukavelesi, akitlerin tahriri mukavelesiyle her zaman fesh olunabilir. 

            Mukavele, mirasçı nasbına veya muayyen bir şeyin vasiyetine dair olupta mansup mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse, tasarruf yapan kimseye karşı mirastan mahrumiyeti mucip bir harekette bulunduğu takdirde o kimse, mukaveleyi yalnız başına fesih edebilir. Bu fesih, vasiyetnameler için kanunen muayyen olan şekillerden biriyle yapılır. 

            b)DİĞER TARAFIN FESHİ 
            Madde 494  - Bir miras mukavelesi mucibince tasarrufu yapan kimsenin hayatında muayyen mal veya menfaat talebi salahiyetini haiz olan kimse, o mal veya menfaat kendisine verilmediği veya temin edilmediği takdirde, borçlar hakkındaki hükümlere tevfikan, mukaveleyi feshedebilir. 

            2-MİRASÇI VEYA LEHİNE VASİYET YAPILAN KİMSENİN DAHA EVVEL VEFATI 
            Madde 495  - Mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimsenin tasarrufu yapan kimseden evvel vefatı halinde miras mukavelesi münfesih olur. Şu kadar ki hilafına sarahat bulunmadıkça, müteveffanın mirasçıları, mukavelename mucibince murislerinden almış olduğu ıvazdan veya hasılatından vefat zamanında yedinde bulunan miktarı, o kimseden istiyebilirler. 

            (C) TASARRUF NİSABININ TAHDİDİ 
            Madde 496  - Vasiyet veya miras mukavelesi ile yapılan teberrüler, teberrü edenin ölüme bağlı tasarruflarda bulunmak hususundaki serbestisi sonradan tahdide uğramış olsa bile, fesih edilemeyip, yalnız tenkise tabidir. 
  

BEŞİNCİ FASIL
VASİYETİ TENFİZ MEMURU

            (A)TENFİZ MEMURUNUN TAYİNİ 
            Madde 497  - Vasiyetçi, son arzularını tenfiz için, medeni haklarını kullanmak salahiyetini haiz bir veya bir kaç kimseyi vasiyet tarikiyle memur edebilir. Bu memur, kendisine tefviz edilen vazifeden doğrudan doğruya haberdar edilir ve haberin vusulü tarihinden itibaren on beş gün içinde kabul veya reddedebilir. Şu kadar ki sükutu kabul addolunur ve hizmeti mukabilinde münasip bir ücret talebedebilir. 

            (B)SALAHİYETİN ŞÜMULÜ 
            Madde 498  - Vasiyetçi tarafından hak ve vazifeleri tayin edilmemiş olan tenfiz memuru, mirası resmen idareye memur kimsenin hak ve vazifelerini haiz olur. 

            Tenfiz memuru, müteveffanın arzusunu yerine getirmek ve hususiyle terekeyi idare, borçları tediye ve muayyen bir mala mütaallik vasiyetleri icra ve vasiyetçinin emirlerine veya kanuna göre terekeyi taksim ile mükelleftir.  Mütaaddit tenfiz memurları, bir akit ile tevkil edilen müteaddit vekillerin salahiyetini haizdirler. 
  

ALTINCI FASIL
MÜTEVEFFA TARAFINDAN YAPILAN TASARRUFLARIN İPTAL VE TENKİSİ

            (A) İPTAL DAVASI 
            I.EHLİYETSİZLİK, KANUNA VEYA ADABI UMUMİYETE MUGAYERET 
            Madde 499  - Aşağıdaki hallerde, ölüme bağlı tasarruflar iptal olunabilir: 

            1 -Tasarrufun, tasarruf anında ehliyeti haiz olmayan bir kimse tarafından yapılması. 

            2 -Hata ya hile veya tehdit yahut cebir tesiri ile yapılması. 

            3 -Gerek doğrudan doğruya, gerek muhtevi olduğu şartlar itibariyle kanuna muhalif veya ahlaka mugayir olması. 

            İptal davası mirasçılardan biri tarafından ikame olunabileceği gibi lehine vasiyet yapılan alakadarlar tarafından dahi ikame olunabilir. 

            II.ŞEKİL NOKSANI 
            Madde 500  - Şekle ait noksanı bulunan tasarruflar, iptal olunur. 

            Şekle ait noksan, vasiyetnamenin tanzimine iştirak edenlere veya aileleri efradından birine teberru yapılmaktan ibaret ise, yalnız o teberru iptal olunur. 

            İptal davası, tasarrufa ehliyet hakkında tatbik olunan kaidelere tabidir. 

            III.MÜRURU ZAMAN 
            Madde 501  - İptal davası, müddeinin tasarrufa ve butlanın sebebine muttali olduğu günden itibaren bir sene ve her halde vasiyetnamenin açılması tarihinden itibaren beş sene geçmekle müruru zamana uğrar. Tasarrufun butlanı gerek kanuna muhalefet ve adabı umumiyeye mugayeretten gerek ademi ehliyetten neşet etsin; sui niyet sahibi olan müdeialeyhe karşı iptal davası, ancak otuz senenin geçmesiyle sakıt olur. 

            Butlan, defi tarikiyle her zaman dermeyan olunabilir. 

            (B) TENKIS DAVASI 
            I. ŞARTLARI 
            1-UMUMİ SURETTE 
            Madde 502  - Mahfuz hisselerinin baliğ olduğu miktarı alamıyan mirasçılar, tasarruf nisabını tecavüz eden teberruun tenkisini dava edebilirler. 

            Müteveffanın, hilafını kasdettiği tasarruftan anlaşılmadıkça kanuni mirasçıların hisselerine dair tasarrufta mevcut hükümler, alelade taksim kaideleri gibi telakki olunur. 

            2-MAHFUZ HİSSELİ MİRASÇILAR LEHİNE TEBERRULAR 
            Madde 503  - Mahfuz hisseli mütaaddit mirasçılara ölüme bağlı tasarruf tarikı ile yapılan ve tasarruf nisabını tecavüz eden teberrular, bu mirasçılardan her birine mahfuz hissesinden fazla düşen miktarlarla mütenasip olarak tenkise tabidir. 

            3-BİR MİRASÇININ ALACAKLILARININ HAKLARI 
            Madde  504  - Mahfuz hissesine tecavüz edilen mirasçıya ait tenkis davası; iflas halinde masasına ve borcu ödemekten aczi takdirinde miras açıldığı zaman acze dair icra vesikasını hamil bulunan alacaklılarına; alacakları nisbetinde intikal eder. Bunlar tarafından ihtar edildiği halde mirasçı davayı ikame etmemiş ise onun hakkında mer’i müddet zarfında kendi namlarına dava ikame edebilirler. 

            Miras hakkı iskat olunan mirasçı, iskata itiraz etmediği takdirde dahi hüküm bu veçhiledir. 

            II.TENKISIN HÜKÜMLERİ 
            1-UMUMİ SURETTE 
            Madde 505  - Tasarrufu yapan kimsenin, hilafını kasdettiği tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı nasbolunan veya kendilerine diğer bir suratte teberru edilen kimselere ait hisseler, mütenasiben tenkise tabidir. 

            Muayyen şeyleri teslim mükellefiyetiyle mukayyet olarak yapılan teberrular tenkise tabi oldukları takdirde, tasarrufu yapan kimsenin hilafını kasdettiği anlaşılmadıkça; kendisine teberru vaki olan kimse, teslimi ile mükellef olduğu muayyen şeylerin dahi müstenasiben tenkisini talep edebilir. 

            2- MUAYYEN BİR ŞEYİN VASİYETİ 
            Madde  506  - Kıymetine noksan gelmeksizin taksimi kabil olmayan muayyen bir mal vasiyet edilip te işbu vasiyet tenkise tabi olursa; lehine vasiyet yapılan kimse, dilerse tasarruf nisabı miktarın nakden alır dilerse tenkisi lazımgelen miktarın kıymetini verip o malı talep eder. 

            3- ÖLÜME BAĞLI OLMAYAN TEBERRULAR 
            a)ENVAI 
            Madde  507  - Aşağıdaki tasarruflar, ölüme bağlı teberrular gibi tenkise tabidir. 

            1-İadeye tabi olmamak üzere miras hissesine mahsuben cihaz, teessüs masrafı yahut mal terki şeklinde vaki ölüme bağlı olmayan teberrular. 

            2 -Miras haklarının berveçhi peşin tasfiyesi maksadiyle yapılan teberrular. 

            3 -Hibe edenin, kayıtsız ve şartsız rücua hakkı olan hibeler ile adet üzere verilen hediyeler müstesna olarak, vefatından evvelki bir sene içinde yapılmış hibeler. 

            4 -Mahfuz hisse kaidelerini bertaraf etmek kasdiyle yapıldığı aşikar olan temlikler. 

            b) GERİ VERİLECEK MİKTAR 
            Madde  508  - Kendisine tenkise tabi bir teberru yapılmış olan kimse, hüsnü niyet sahibi ise yalnız mirasın açıldığı gün o teberru veya hasılatından elinde kalan miktarı geri vermekle mükelleftir. Miras mukavelesiyle teberrua nail olan kimse, tenkise maruz kalırsa, murise ıvaz olarak verdiği şeyden tenkis ile mütenasip miktarı geri isteyebilir. 

            4-ÖLÜME KARŞI SİGORTALAR 
            Madde  509  - Müteveffa tarafından vefatı halinde tediye edilmek üzere kendi namına ve başkası lehine akdedilen veya kendi namına akdedilip te hayatta vaki veya ölüme bağlı bir tasarruf ile başkasına devir yahut müteveffanın hayatında ıvazsız ahara temlik olunan sigortalar, iştira kıymetleri nisbetinde tenkise tabidir. 

            5-İNTİFA HAKKI VEYA İRAT TEBERRULARI HAKKINDA 
            Madde 510  - Temadisi tahmin edilebilen müddetlerine nazaran sermayeye tahvillerini halinde tasarruf nisabını tecavüz edecek miktara baliğ bir intifa hakkı veya irat ile terekesini mukayyet kılan murisin, mirasçıları; bu intifa hakkını ve iratı haddi layikına tenkis ettirmek yahut tasarruf nisabı miktarını vererek mirasını kayıttan kurtarmakta, muhayyerdir. 

            6-FEVKALEDE İKAME HALİNDE 
            Madde  511  - Mirası bir namzede nakletmeğe salahiyeti olan bir mirasçı nasbına dair tasarruf; mirasçının mahfuz hissesine taalluk ettiği nisbette, batıldır. 

            III.TENKİSTE TERKİP 
            Madde  512  - Tenkis; mahfuz hisse tamam oluncaya kadar evvel emirde ölüme bağlı tasarruflardan ve kafi gelmediği takdirde en son tarihli olandan başlıyarak en evvel vakı olana doğru çıkmak şartiyle, ölüme bağlı olmayan teberrular üzerinden icra edilir. 

            IV.MÜRURU ZAMAN 
            Madde  513  - Tenkis davası, mirasçılar mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri günden itibaren bir sene ve her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları tarihten, diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren beş sene geçmesiyle sakıt olur. Bir tasarrufun iptali bir diğerini ihya ediyorsa, müruru zaman müddetleri ancak butlan kararının suduru tarihinden itibaren cereyan eder. 

            Tenkis iddiası, defan her zaman dermeyan olunabilir. 
  

YEDİNCİ FASIL
MİRAS MUKAVELENAMESİNDEN MÜTEHADDİS DAVALAR

            (A) MURİS HAYATTA İKEN MALLARIN TESLİMİNE MUTAALLİK HÜKÜMLER 
            Madde  514  - Murisin miras mukavelenamesiyle hayatında mallarını teslim eylediği mirasçı, terekede alakadar kimseleri usulü dairesinde davet ile defterini yaptırabilir. Muris, mallarının hepsini temlik etmemiş yahut yeniden bazı mallar iktisap eylemiş ise hilafı şart edilmiş olmadıkça miras mukavelesi hayat halinde olunan miktara, masruf olur. 

            Miras mukavelesinden mütehaddis hak ve borçlar, hilafı şart edilmemiş ise, hayatta iken vukubulan teminat nisbetinde, mansup mirasçının mirasçılarına intikal eder. 

            (B) TENKİS VE GERİ VERME 
            I.TENKİS 
            II.GERİ VERME 
            Madde  515  - Mirastan feragat eden mirasçıya, murisin hayatında teslim eylediği mallar tasarruf nisabını mütecaviz ise; diğer mirasçılar tenkisini talep edebilirler. Bu takdirde ancak mirasçının mahfuz hissesine tecavüz eden miktar, tenkise tabidir. Mirastan feragat eden kimseye hayatta vukubulan teslimatın mahsubu, miras hükümlerinin iade kaidelerine tevfik olunur. 

            (C) MUHAYYERLİK 
            Madde 516  - Mirasçılıktan feragat eden mirasçı tenkis dolayısiyle muristen hayatta iken teslim ettiği miktarın tamamını veya bir kısmını geri vermeğe mecbur olursa muhayyerdir; dilerse tenkisi icabeden miktarı geriye verir, dilerse vukubulan teslimatın mecmuunu iade ile asla feragat etmemiş gibi mirasa iştirak eder. 
  

İKİNCİ KISIM
MİRAS
  
ON BEŞİNCİ BAP
MİRASIN AÇILMASI

            (A) AÇILMA SEBEBİ 
            Madde 517  - Miras, ölümü ile açılır. Murisin ölümüne bağlı olmayan teberru ve taksimleri, mirasa alakaları noktasından mirasın açıldığı gündeki haline göre takdir edilir. 

            (B) MİRASIN AÇILDIĞI MAHAL VE MUHAKEME MERCİİ 
            Madde 518  - Miras, bilcümle malları şamil olmak üzere müteveffanın son ikametgahı mahkemesinde açılır. Ölüme bağlı tasarruflarda, iptal veya tenkis ve mirasın taksimi ve miras sebebi ile istihkak davaları bu mahkemede görülür. 

            (C) AÇILMA HÜKÜMLERİ 
            I.EHLİYET 
            1-MEDENİ HAKLARDAN İSTİFADE 
            Madde 519  - Ehil olmayanlardan başka herkes, kanuni mirasçı olabildiği gibi vasiyet ve miras mukavelesi ile de mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse olabilir. Hükmi şahsiyeti haiz olmayan bir cemaata muayyen bir gaye için vukubulan teberrular, o gayenin temini şartiyle cemaatı teşkil eden kimselere ait olur. Bu suretle gayenin temini kabil olmazsa o teberru, tesis addolunur. 

            2-MAHRUMİYET 
            a) SEBEPLERİ 
            Madde 520  - Aşağıdaki kimseler, mirasçı olamıyacakları gibi ölüme bağlı tasaruflarda mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse olamazlar: 

            1 -Kasden ve haksız yere müteveffayı öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler. 

            2 -Kasden ve haksız yere müteveffayı ölüme bağlı bir tasarrufta bulunamıyacak bir hale getirenler. 

            3 -Hile veya tehdit yahut cebir ile müteveffayı ölüme bağlı bir tasarrufta bulunmağa veya böyle bir tasarrufu feshetmeğe sevkedenler veya bu hususta mani olanlar. 

            4 -Müteveffanın artık bir daha yeniden yapamıyacağı bir hal ve zamanda ölümüne bağlı bir tasarrufunu kasden ve haksız yere gizleyenler veya bozanlar.  Af ile, mahrumiyet kalmaz. 

            b) FÜRULAR HAKKINDAKİ HÜKÜMLERİ 
            Madde  521  - Mahrumiyet, şahsidir. Mirastan mahrum olan kimsenin füruları murisinden evvel vefat eden kimsenin füruları gibi mirasa müstehak olurlar. 

            II. HAYATTA OLMAK ŞART 
            1-MİRASÇILAR 
            Madde 522  - Mirasçı olabilmek için murisin vefatında mirasçılığa ehil olarak sağ olmak lazımdır. Miras açıldıktan sonra vefat eden mirasçının hakkı kendi mirasçılarına intikal eder. 

            2-LEHİNE VASİYET YAPILAN 
            Madde 523  -  Kendisine muayyen bir mal vasiyet olunan kimse, vasiyetçinin vefatında mirasa ehil olarak sağ ise o mala müstahak olur. Bu kimse vasiyetçiden evvel vefat etmiş olursa hilafı vasiyeti ihtiva eden tasarruftan anlaşılmadıkça vasiyet olunan mal, terekeye rücu eder. 

            3-ANA RAHMİNDEKİ ÇOCUKLAR 
            Madde 524  -  Cenin, sağ olarak doğarsa mirasçı olur. Ölü doğan çocuk mirasçı olamaz. 

            4-FEVKALEDE İKAME 
            Madde 525  -  Miras açıldığı zaman henüz mevcut olmayan bir kimseyi terekenin tamamı veya bir kısmı veya terekede dahil muayyen bir mal için namzet tayin etmek caizdir. Bu takdirde nakil ile mükellef olan mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse, müteveffa tarafından tayin edilmemiş ise bu sıfat, kanuni mirasçıya aittir. 

            (D) GAİPLİK HÜKMÜ 
            I. GAİBİN MİRASI 
            1-MİRASA VAZ'IYED VE TEMİNAT İRADESİ 
            Madde 526  - Bir kimsenin gaipliğine hükmedilmiş ise mirasçı veya mirastan müstefit olacak diğer kimse, mirasa vaz’ıyed etmezden evvel icabı takdirinde; mevrus malı bizzat gaibe veya kendilerine müreccah olan hak sahiplerine iade edeceklerine dair teminat göstermeğe mecburdurlar. Bu teminat, gaiplik hükmü 
ölüm tehlikesi içinde gaip olmaktan naşi ise beş sene ve çoktanberi haber alınamamaktan mütevellit ise on beş sene ve her halde azami olarak gaibin yüz yaşına vasıl olacağı zaman için gösterilir. Bu beş senenin başlangıcı, mirasa vaz’ıyed edildiği günden ve on beş seneninki gaipten alınan son haber tarihinden başlar. 

            2-GERİ VERMEK MÜKELLEFİYETİ 
            Madde 527  - Mirasa vaz’ıyed edenler, mevrus malı, gaip olan kimse zuhur ettiği takdirde; kendisine yahut vaziyed edenlere müreccah hakkı olduğunu ispat eden kimseye, iade ile mükelleftirler. Her iki halde zilyedliğe dair olan hükümler caridir. 

            Vaz’ıyed edenler, hüsnü niyet sahibi iseler, kendilerine müreccah olan kimselere karşı iade mükellefiyetleri miras sebebi ile istihkak davası için muayyen olan müruru zaman müddetine münhasırdır. 

            II.BİR GAİBİN MİRASTAKİ HAKKI 
            Madde 528  -  Mirasın açıldığı gün hayat ve mematı ispat edilemiyen gaip mirasçının hissesi, mahkeme tarafından resmen idare ettirilir. Bu gaip murisin ölümünde hayat halinde olmasa idi hissesi kimlere düşecek idiyse, onlar ölüm tehlikesi içinde vukubulan gaybubet halinde hadisenin vukuu tarihinden itibaren bir sene ve çoktan beri haber alınamamak halinde alınan son haber tarihinden itibaren beş sene sonra; hakime müracaatla galipliğe hüküm itasiyle o hisseye vaz’ıyed etmelerine müsaade olunmasını talep edebilirler.  Gaipliğine hükmolunan kimsenin terekesine mirasçılarının veya mirasından müstefit olacak kimselerin vaz’ıyed etmelerine dair hükümler, işbu hissenin tesliminde dahi caridir. 

            III.GAİBİN AYNI ZAMANDA MİRASÇI VE MURİS OLMASI 
            Madde 529  - Bir gaibin, mirasçıları onun mallarına vaz’ıyed müsaadesini istihal ettinden sonnra o gaibe bir miras intikal ettiği takdirde bu mirasın kanunen kendilerine teslim edilmesi lazımgelenler, ayrıca bir gaiplik hükmü istihsaline mecbur olmaksızın teslim talebinde bulunabilir. Eğer gaiplik kararını daha evvel bunlar istihsal etmiş ise, işbu karar bilmukabele gaibin mirasçıları hakkında müessir olur. 

            IV.HAZİNENİN TALEBİ İLE 
            Madde 530  - Hayat ve mematı belli olmayıp ta malları on senedenberi mahkeme marifetiyle idare edilen yahut mallarını bu suretle idaresi on seneden aşağı olmakla beraber yüz yaşını ikmal etmiş olan kimsenin gaipliğine, hazinenin talebi üzerine hükmolunur. 

            Gaipliğe hüküm için lazım olan ilan müddeti zarfında hiç bir hak sahibi zuhur etmezse, bu mallar hazineye intikal eder. Bu takdirde hazine mirasa vaz’iyed edenler hakkındaki hükümlere tevfikan gerek gaibe gerek müreccah hak sahiplerine karşı mesul olur. 
  

ON ALTINCI BAP
MİRASIN HÜKÜMLERİ
  
BİRİNCİ FASIL
İHTİYATİ TEDBİRLER

            (A) UMUMİ TEDBİRLER 
            Madde 531  - Müteveffanın son ikametgahı sulh hakimi, terekenin muhafazası ve hak sahiplerine vüsulünü temin için lazımgelen tedbirleri doğrudan doğruya yapmağa mecburdur. Bu tedbirler bilhassa kanunda muayyen hallerde terekeyi mühürlemek, deftere geçirmek, doğrudan doğruya idare ve vasiyetnameleri açmak gibi şeylerdir. 

            Müteveffa ikametgahının gayrı bir mahalde vefat ederse bu mahal sulh hakimi, müteveffanın ikametgahı sulh hakimine keyfiyeti haber vermekle beraber kendi dairesindeki malların muhafazası için lazımgelen tedbiri yapar. 

            (B) MÜHÜRLEMEK, DEFTER TUTMA 
            (C) MÜFREDAT DEFTERİ 
            Madde 532  - Aşağıdaki sebeplerden birinin tahakkukunda sulh hakimi terekeyi mühürler ve defterini yapar: 

            1 - Mirasçılardan biri vesayet altına alınmış ise veya alınması icap ediyorsa, 

            2 -Vekili olmayan bir mirasçının gaybubeti halinde, 

            3 -Mirasçılardan ve alakadarlardan birinin talebi üzerine. 

            Defteri yapma muamelesi, tarihi vefattan itibaren bir ay içinde ikmal olunur. 

            (D) TEREKENİN RESMEN İDARESİ 
            I. UMUMİ SURETTE 
            Madde 533  - Aşağıdaki hallerde sulh hakimi, mirasın doğrudan doğruya idaresini emreder: 

            1 -Vekil tayin etmeden gaybubet eden mirasçının menfaati istilzam ediyorsa onun hissesi hakkında. 

            2 -Mirasa istihkak iddia edenlerden hiç biri sıfatını teyit edecek delil göstermediği yahut mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olduğu takdirde tereke hakkında. 

            3 -Müteveffanın bütün mirasçıları mal–m olmazsa kezalik tereke hakkında. 

            4 -Kanunen muayyen olan diğer hallerde. 

            Müteveffa, vasiyetinin icrasına birisini memur etmiş ise mirasın idaresi bu memura havele edilir. 

            Vesayet altındaki kimsenin vefatı halinde terekesi, hilafına bir hüküm olmadıkça, vasi tarafından idare edilir. 

            II. MİRASÇILAR MEÇHUL İSE 
            Madde 534  - Sulh hakimince, müteveffanın mirasçısı bulunup bulunmadığı tahakkuk etmez yahut mirasçılarının adedi taayyün edemezse; üç ay içinde sıfatlarını beyan etmek üzere alakadarlar, ilanla davet edilir. 

            Bu müddet içinde sulh hakimine hiç bir müracaat vaki olmaz ve mirasçıların mevcudiyeti sabit olmazsa miras, hazineye intikal eder. Bununla beraber miras sebebi ile istihkak davası hakkı mahfuzdur. 

            (H) VASİYETNAMENİN AÇILMASI 
            I.TEVDİ BORCU 
            Madde 535  - Vefat zamanında çıkan vasiyetname butlanını istilzam eden bir nakisa ile malul görülse bile hemen sulh mahkemesine verilir. 

            Vasiyetnameyi tanzim veya hıfzeden daire veya hıfzı deruhte eden veya müteveffanın evrakı arasında bulan her şahıs, bu borcu ifa ile mükelleftir. 

            Sulh hakimi, vasiyetnamenin kendisine tevdiini mütaakip kanuni mirasçıların emvale muvakkaten vaziyed etmelerine müsaade yahut resmen idaresini emreder.  Mümkün ise alakadarlar, dinlenir. 

            II.MÜDDET VE DAVET 
            Madde 536  - Sulh mahkemesi; vasiyetnameyi, tesellüm ettiği tarihten itabaren nihayet bir ay içinde açar. Vasiyetname açılırken malum olan mirasçılar davet edilir. 

            Müteveffa, mütaaddit vasiyetnameler bırakmış ise hepsi son ikametgahı sulh mahkemesine verilir ve orada açılır. 

            III.ALAKADARLARA TEBLİĞ 
            Madde 537  - Mirasta hak sahibi olanların her birine masrafı terekeye ait olmak üzere vasiyetnameden kendilerine taalluk eden kısımların resmi bir sureti, hakim tarafından tebliğ edilir. 

            Vasiyetnamede kendilerine mütaallik hükümler bulunup ta ikametgahı malum olmayanlar, resmi bir ilan ile keyfiyetten haberdar edilir. 

            IV.MALLARIN İTASI 
            Madde 538  - Vasiyetnamede mirasçı nasbedilmiş olup ta hakları kanuni  mirasçılar yahut tarihi mukaddem bir tasarruf ile lehlerine teberru vaki olanlar tarafından sarahaten itiraza uğramayan kimseler, tebliğ tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonra mirasçılık sıfatları hakkında ellerine resmi bir vesika verilmesini, sulh hakiminden isteyebilirler. Her nevi butlan ve miras sebebi ile istihkak davaları hakkı mahfuzdur. 
  

İKİNCİ FASIL
MİRASI İKTİSAP

            (A) İKTİSAP 
            I.MİRASÇILAR 
            Madde 539  - Miras açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar. Kanunda açıkça yazılı haller müstesna olmak üzere, müteveffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder ve bu mirasçılar müteveffanın borçlarından şahsan mesul olurlar. 

            Mansup mirasçıların iktisabı, kendilerini nasbeden müteveffanın vefatından başlar. Kanuni mirasçılar, zilyedlik hükümlerine tevfikan mansup mirasçıların hisselerini teslime mecburdurlar. 

            II.İNTİFA HAKKI SAHİPLERİ 
            Madde 540  - Karı kocadan hayatta kalana ve büyük baba ile büyük ananın baba ve anaları ile kardeşlerine ait olan kanuni hakkı, alacaklıların hakları istifaya mani olmamak üzere mirasın açılması tarihinden itibaren ayni hakların hükümlerine dahildir. 

            III.LEHİNE MUAYYEN ŞEY VASİET EDİLEN KİMSE 
            1-İKTİSAP 
            Madde 541  - Kendisine muayyen bir şey vasiyet edilen kimse, bu vasiyeti ifa ile mükellef olan varsa ona, yoksa kanuni ve mansup mirasçılara karşı dava ikamesi hakkında maliktir. Bu hak davası, vasiyetçinin hilafını kasdettiği vasiyetnameden anlaşılmadıkça vasiyet olunan şeyi teslim ile mükellef olan kimsenin mirası kabul ettiği veya reddedebilmek hakkının sakıt olduğu tarihten başlar. Lehine vasiyet yapılana karşı kendilerine terettüp eden borçları ifa etmeyen mirasçılar aleyhine, vasiyet edilen muayyen şeylerin tesellümü davası ikame edileceği gibi vasiyet olunan şey her hangi bir tasarrufu icra ise maddi tazminat davası dahi ikame olunabilir. 

            2-MEVZUU 
            Madde 542  - Müteveffa tasarrufunda hilafını tasrih etmedikçe intifa hakkına veya irada veya muayyen müddetlerde tediye yapılmasına dair olan vasiyetler, ayni haklar ve borçların hükümlerine tabidir. 

            Vasiyet olunan şey, müteveffanın kendi ölümüne karşı akdettiği bir sigortanın bedeli ise; lehine vasiyet yapılan kimse hukukunu doğrudan doğruya sigortacıdan dava edebilir. 

            3-ALACAKLILARIN HAKLARI 
             Madde 543  - Müteveffanın alacaklılarının hakları, kendilerine muayyen şey vasiyet olunan kimselerin haklarına takaddüm eder. 

            Mirası kayıtsız ve şartsız kabul eden mirasçının şahsi alacaklıları, müteveffanın alacaklıları gibi hukuku haiz olur. 

            4-TENKİS 
            Madde 544  - Vasiyet olunan şeyleri teslimden sonra evvelce malumları olmayan tereke borcunu ödeyen mirasçılar, vasiyet olunan şeylerden tenkis edebilecekleri miktarları; lehine vasiyet yapılanlardan mütenasiben geri alabilirler. Şu kadar ki lehine vasiyet yapılanlar istirdat davasının ikame edildiği günde vasiyet olunan şeyden veya hasılatından ellerinde kalan miktardan fazlası ile, mutalip olmazlar. 

            (B) RET 
            I.HAKİKİ RET VEYA HÜKMİ RET 
            1- RET SALAHİYETİ 
            Madde 545  - Kanuni ve mansup mirasçılar, mirası reddedebilirler. Müteveffanın vefatı anında terekenin borca müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa, miras reddedilmiş olur. 

            2-MÜDDET 
            a) UMUMİ MÜDDET 
            Madde 546  - Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu müddet, kanuni mirasçı için mirasçılığa sonradan muttali olduğunu ispat edemediği takdirde murisin vefatından haberdar olduğu günden ve mansup mirasçı için lehindeki tasarrufun kendisine resmen bildirildiği tarihten başlar. 

            b) İHTİYATİ DEFTERİ TUTMADA MEBDE 
            Madde 547  - Tereke, ihtiyati bir tedbir olarak deftere geçirilmiş ise, ret müddeti bütün mirasçılar için deftere geçirilmenin hitam bulduğu sulh mahkemesince kendilerine bildirildiği günden başlar. 

            3- RET HAKKININ İNTİKALİ 
            Madde 548  - Mirası reddetmeden vefat eden mirasçının ret hakkı, kendi mirasçısına intikal eder. Bu takdirde bu mirasçının ret müddeti birinci mirasın kendi murisine intikaline muttali olduğu günden başlar. Şu kadar ki kendi murisinin mirasına karşı haiz olduğu ret müddeti münkazi olmadan, hitam bulmaz. Reddedilen miras evvelce hakkı olmayan bir mirasçıya intikal ederse bu mirasçı için müddet, mirasın reddine muttali olduğu günden başlar. 

            4- REDDİN ŞEKLİ 
            Madde 549  - Mirası reddeden mirasçının, keyfiyeti sulh mahkemesine tahriren veya şifahen beyan etmesi lazımdır. Bu ret, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. 

            Sulh mahkemesi, reddi tescil eder. 

            II. RET HAKKINDAN MAHRUMİYET 
            Madde 550  - Müddeti içinde reddetmiyen mirasçı, mirası kayıtsız ve şartsız iktisabetmiş olur. Müddet hitamından evvel alelade idarenin ve mirasa ait işleri idamenin istilzam etmediği bir muameleyi yapan ve terekeden bir malı zimmetine geçiren veya ketmeden mirasçı, mirası reddetmek hakkından mahrumdur. 

            III. REDDEDEN MİRASÇININ HİSSESİ 
            Madde 551  - Ölüme bağlı bir tasarrufta bulunmaksızın vefat eden kimsenin mirasçılarından biri, mirası reddederse bunun hissesi murisin vefatında hayatta değil imiş gibi diğer mirasçılara intikal eder. 

            Ölüme bağlı bir tasarruf bulunupta, hilafına bir kaydı ihtiva etmediği takdirde mirası reddeden mansup mirasçının hissesi, müteveffanın en yakın kanuni mirasçısına, intikal eder. 

            IV.EN YAKIN BÜTÜN MİRASÇILARIN REDDİ 
            1- UMUMİYETLE 
            1-Madde 552  - En yakın kanuni mirasçıların cümlesi tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince karı kocadan sağ olana tebliğ olunur. Ve onun tarafından ancak bir ay içinde miras kabul olunabilir. 

            2-KARI KOCADAN SAĞ KALANIN HAKKI 
            Madde 553  - Miras füruların cümlesi tarafından reddedilmiş ise, ret keyfiyeti sulh mahkemesince karı kocadan sağ olana tebliğ olunur ve onun tarafından ancak bir ay içinde miras kabul olunabilir. 

            3-MADUN DERECE LEHİNE 
            Madde 554  - Mirası reddeden mirasçılar, kendilerini velyeden derecedeki mirasçıların tasfiyeden evvel mirası kabul veya reddetmeğe davet olunmalarını talep edebilirler. Böyle bir talep vukuunda, ret keyfiyeti o mirasçılara resmen tebliğ edilir ve bir ay zarfında hiç birinin kabul etmemesi, mirasın onlar tarafından dahi reddi, hükmünde olur. 

            V.MÜDDETİN TEMDİDİ 
            Madde 555  - Sulh Mahkemesi, muhik bir sebeple mevcut ise mansup veya kanuni mirasçıların ret müddetini temdit veya yeni bir müddet tayin edebilir. 

            VI.VASİYET OLUNAN MUAYYEN ŞEYİN REDDİ 
            Madde 556  - Vasiyet olunan muayyen şey reddolunduğu takdirde, vasiyetçinin tasarrufundan hilafı anlaşılmadıkça; vasiyet olunan şey, onu ifa ile mükellef olan kimsenin olur. 

            VII.REDDEDEN MİRASÇININ ALACAKLILARINI HİMAYE 
            Madde 557  - Mevcudu borcuna yetmiyen mirasçı, alacaklılarını izrar kaydiyle mirası reddederse; alacakları ve iflas takdirinde masası, kendilerine teminat verilmedikçe bu redde karşı üç ay müddet zarfında itiraz edebilirler. Reddin iptaline hüküm olunursa miras resmen tasfiye olunur. Bu suretle tasfiye edilen mirastan mirasçının hissesine bir şey isabet ederse bundan evvela redde itiraz eden alacaklıların saniyen diğer alacaklıların alacakları tesviye olunur.  Artarsa, ret lehine vaki olan mirasçıya ait olur. 

            VIII.RET HALİNDE MESULİYET 
            Madde 558  - Mevcudu borcuna yetmiyen terekenin alacaklıları, müteveffadan, vefatından evvelki son beş sene zarfında mirasın taksiminde iadeye tabi bir mal almış ve mirası reddetmiş olan mirasçı aleyhine istirdat davası ikame edebilirler. Evlenme esnasında adet üzere verilen yahut terbiye ve talim için sarf olunan şeylerin istirdadını hiç bir suretle dava edemezler. Hüsnüniyet sahibi olan mirasçılar, aldıkları malın veya hasılatının ancak ellerinde kalan miktariyle mesul olurlar. 
  

ÜÇÜNCÜ FASIL
DEFTER TUTMA TALEBİ

            (A) ŞARTLARI 
            Madde 559  - Mirası reddetmek hakkını haiz olan her mirasçı, defter tutma talebinde bulunabilir. Bu talep, mirası ret için muayyen olan müddetin cereyanından itibaren bir ay içinde, ret hakkındaki hükümlere göre yapılır. Defter tutma için mirasçılardan yalnız birinin talebi kafidir. 

            (B) DEFTER TUTMA MUAMELESİ 
            I.DEFTERE GEÇECEK ŞEYLER 
            Madde 560  - Defter, sulh mahkemesince yapılır ve mirasın mevcudiyle alacak ve borç müfredatı ve her malın takdir olunacak kıymeti yazılır. Müteveffanın mirası hakkında malümat olan alakadarlar, sulh mahkemesince talep vukuunda malumat vermeğe mecburdurlar. Makbul bir sebebe müstenid olmaksızın malumat vermekten imtina edenler, bu yüzden tevellüt edecek zararı tazmin ile mükelleftirler.  Hususiyle mirasçılar, terekenin kendilerince malum olan borcunu haber vermeğe mecburdurlar. 

            II.İLAN TARİKİYLE DAVET 
            Madde 561  - Sulh mahkemesi, müteveffanın alacaklılariyle borçlularını, muayyen bir müddet zarfında alacaklarını ve borçlarını kayıt ve beyana davet için, ilan suretiyle tebligatta bulunur ve davete icabet etmemenin neticeleri hakkında alacaklıların nazarı dikkatini celbeder. Davet, kefalet sebebi ile alacaklı olanlara da şamildir. 

            İşbu müddet, ilk ilandan itaberen en aşağı bir aydır. 

            III.DOĞRUDAN DOĞRUYA DEFTER TUTMA 
            Madde 562 - Resmi kayıtlardan yahut müteveffanın evrakından anlaşılan alacak ve borçlar doğrudan doğruya deftere geçirilir ve keyfiyet alacaklılara ve borçlulara bildirilir. 

            IV.DEFTER TUTMANIN NİHAYETİ, TETKİKİ, MASRAFI 
            Madde 563  - Muayyen müddetin hitamında defter tutma muamelesine nihayet verilir. Tutulan defter, alakadarlar tarafından tetkik olunabilir. Tetkik için tayin olunacak müddet en aşağı bir aydır. Defter tutma masrafı, terekeden ödenir. Yetişmezse, defter tutmayı talep eden mirasçı tarafından verilir. 

            (C) DEFTER TUTMA ESNASINDA MİRASÇILARIN VAZİYETİ 
            I.İDARE 
            Madde 564  - Defter tutma muamelesinin devamı müddetince, ancak terahisi tereke hakkında zararı mucip olan idari tasarruflar yapılabilir. Müteveffaya ait işlerin, mirasçılardan biri tarafından görülmesine sulh mahkemesince müsaade edilirse, diğer mirasçılar teminat isteyebilirler. 

            II.İCRAİ TAKİBAT, MÜRURU ZAMAN VE DAVA 
            Madde 565  - Defter tutma muamelesinin devamı müddetince terekenin borçları hakkında icraca takibat yapılamaz ve bu hususta müruru zaman işlemez. 

            Müstacel mevad müstesna olmak üzere, ikame edilmiş bulunan davalar talik olunur. Yeniden dava ikame olunamaz. 

            (D) MİRASÇILARI KARAR İTTİHAZINA DAVET 
            I.MÜDDET 
            Madde 566  - Defter tutma muamelesine nihayet verildikten sonra mirasçılardan her biri bir ay zarfında ret veya kabul hususunda bir karar ittihazına davet edilir. Sulh mahkemesi yeniden kıymet takdiri veya ihtilafın halli gibi hususlarda halin icabına göre işbu müddeti artırabilir. 

            II.MİRASÇININ RED VE KABUL HAKKINDAKİ BEYANATI 
            MADDE 567  - Mirasçılardan her biri, muayyen müddet içinde mirası redde veya tutulan defter mucibince veya mutlak surette kabule yahut resmi tasfiye talebine salahiyettardır. Sükut, tutulan defter mucibince kabul sayılır. 

            III. DEFTER TUTMA MUCİBİNCE KABULÜN HÜKMÜ 
            1- DEFTERE NAZARAN MESULİYET 
            Madde 568  - Tutulan defter mucibince kabul halinde tereke, defterde yazılı borçlar ile beraber mirasçıya intikal eder ve bu intikalin hükmü mirasın açıldığı günden başlar. Bu takdirde mirasçı defterde yazılı borçları gerek mirastan, gerek şahsi mallarından ödemeye mecburdur. 

            2- DEFTER TUTMA HARİCİNDE MESULİYET 
            Madde 569  - Alacaklarını vaktiyle yazdırmayan alacaklılar, mirasçıyı ne şahsan ne de terekeye izafetle takip edemezler. Şu kadar ki makbul bir özür sebebiyle alacaklarını kayıt ettirmemiş veya kayıt için müracaat ettiği halde her nasılsa alacağı kayıt olunamamış olan alacaklıya karşı, mirasçı, yalnız mirastan kendisine düşen miktar ile mesuldür. Mamafi alacak mukabilinde müteveffadan rehin veya teminat almış bulunan alacaklı, her halde matlubunu rehin veya teminattan istifa edebilir. 

            (H) KEFALET SEBEBİYLE MESULİYET 
            Madde 570  - Müteveffanın kefalet sebebiyle olan borçları, defter tutma esnasında ayrıca kayıt edilir. Mirasçılar, defteri tutulan mirası mutlak olarak kabul etmiş olsalar bile; murisin bu kabil borçlarından, ancak tereke borcunun iflas hükümlerine göre tasfiyesi halinde kefalet alacaklı olanlara düşecek miktar nisbetinde, mesul olurlar. 

            (V) HAZİNEYE İNTİKAL EDEN MİRASIN HÜKMÜ 
            Madde 571  - Hazineye intikal eden mirasın, usulü dairesinde doğrudan doğruya defteri tutulur. 

            Hazine terekenin borcundan ancak kendisine intikal eden mallar nispetinde mesul olur. 
  

DÖRDÜNCÜ FASIL
RESMİ TASFİYE
  
           (A) ŞARTLARI 
            I.MİRASÇILARDAN BİRİNİN TALEBİ 
            Madde 572  - Mirasçı, mirası ret veya tutulan defter mucibince kabul edeceği yerde resmi tasfiye talebinde bulunabilir. 

            Bu talep, diğer bir mirasçının mirası mutlak olarak kabulü halinde mesmu olmaz. Resmi tasfiye halinde mirasçılar, terekenin borçlarından mesul değillerdir. 

            II. ALACAKLILARIN TALEBİ ÜZERİNE 
            Madde 573  - Alacaklarını istifa edemiyeceklerinden ciddi sebeplere binaen endişe eden müteveffanın alacaklıları, müracaatla haklarını alamaz veya teminat istihsal edemezse; murisin vefatı tarihinden yahut vasiyetnamenin açılmasından itibaren üç ay zarfında terekenin resmen tasfiyesini talebedebilirler. 

            Kendilerine muayyen şey vasiyet olunan kimseler, bu gibi hallerde dahi haklarının muhafazası için ihtiyati tedbirler talebine mezundurlar. 

            (B) USULÜ 
            I.İDARE 
            Madde 574  - Resmi tasfiye, sulh hakimi tarafından icra olunur. Hakim bu vazifenin ifasına bir veya müteaddit kimseleri memur edebilir., 

            Resmi tasfiye, ilan ile tebliğ üzerine yapılan defter tutma ile başlar. Tasfiye memuru sulh hakiminin murakabesi altında bulunur ve mirasçılar bu memur tarafından fiil mevkiine konmuş veya konmak üzere bulunmuş olan tedbirler aleyhine sulh hakimine şikayet edebilirler. 

            II.ALELADE TASFİYE 
            Madde 575  - Resmi tasfiye, müteveffanın işlerinin tesviyesi ve borçlarının, ifası, alacaklarının tahsili ve muayyen şeylere dair vasiyetin mevcuda göre ifası ve icabında hak ve taahhütlerinin mahkemece tesbiti ve mallarının paraya tahvili hususlarını ihtiva eder. Mirasçılar, pazarlık şartiyle uyuşamazlarsa müteveffanın gayrimenkul malları müzayede ile satılır. Mirasçılar, tasfiye için lüzumlu olmayan eşya ve nukudun tamamen veya kısmen kendilerine tevdiini, tasfiye esnasında talep edebilirler. 

            III.İFLAS USULÜ İLE TASFİYE 
            Madde 576  - Mevcudu borcuna yetişmiyen terekenin tasfiyesi, mahkemece, iflas kaidesine göre yapılır. 
  

BEŞİNCİ FASIL
MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASI

            (A) MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASININ ŞARTLARI 
            Madde 577  - Terekeye veya bir kısmına vazıyed edenlere karşı kanuni veya mahsup mirasçı sıfatı ile racih bir hakka malik olduğuna zahip olan kimse, miras sebebi ile istihkak davasında bulunabilir. Hakim davacının talebi üzerine hakkının muhafazası için iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler. Bu tedbirler, teminat itası veya tapu kaydine şerh verilmesi gibi şeylerdir. 

            (B) İSTİHAK DAVASININ HÜKMÜ 
            Madde 578  - Miras sebebi ile istihkak davası sabit oldukta, hasım yedinde bulunulan malı zilyetlik kaidelerine göre davacıya verir. Hasım bu davalarda iktisap müruru zaman def’inde bulunamaz. 

            (C) MÜRURU ZAMAN 
            Madde 579  - Hüsnü niyet sahibi zilyede karşı miras sebebi ile istihkak davasının müruru zaman müddeti, davacının kendi hakkının racih olduğuna ve hasmının zilyet bulunduğuna ıttılaından itibaren bir sene ve her halde murisin vefatından veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren on senedir. Suiniyet sahibi zilyetlere karşı müruru zaman müddeti otuz senedir. 

            (D) KENDİSİNE MUAEYYNE BİR ŞEY VASİYET EDİLENİN İSTİHKAK DAVASI 
            Madde 580  - Kendisine muayyen bir şey vasiyet olunan kimsenin ikame edeceği istihkak davasının müruru zaman müddeti, teberrüden haberdar edildiği günden ve ihbar zamanında henüz iflası lazım olmayan teberrülerde ifanın lüzumu tarihinden itibaren on senedir. 
  

ON YEDİNCİ BAP
TAKSİM
  
BİRİNCİ FASIL
TEREKENİN TAKSİMİNDEN EVVELKİ HALİ

            (A) İNTİKALİN HÜKÜMLERİ 
            I.MİRAS ŞİRKETİ 
            Madde 581-  Mirasçı birden ziyade ise, terekedeki haklar ve borçlar taksime kadar müşa kalır. Tereke mirasçıların mülkü olup, mukavele veya kanun ile muayyen temsil ve idare hakları mahfuz kalmak üzere mirasçılar, bunda müştereken tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin talebi üzerine hakim, taksimin icrasına kadar miras şirketine bir mümessil tayin edebilir. 

            II.MİRASÇILARIN MESULİYETİ 
            Madde 582  - Mirasçılar, müteveffanın borcundan müteselsilen mesuldürler. 

            (B) TAKSİM DAVASI 
            Madde 583  - Mukavele veya kanun mucibince şuyuu idameye mecbur olmayan her mirasçı dilediği zaman terekenin taksimini istiyebilir. Tasfiyenin derhal icrası malın kıymetine ehemmiyetli bir noksan iras edecek ise hakim mirasçılardan birinin talebi üzerine terekenin veya bir kısmının taksimini ileriye bırakabilir. 

            Mirasçılardan biri borcunu edadan aciz olduğu takdirde diğerleri, tereke açılır açılmaz haklarının muhafazası için icabeden tedbirin ittihazını istiyebilirler. 

            (C) TAKSİMİN TEHİRİ 
            Madde 584  - Mirasçılar arasında cenin varsa, taksim doğmasına bırakılır. 
Anası nafakaya muhtaç ise bu müddet içinde müşa mallardan istifade hakkına malik olur. 

            (D) YAŞAYANLARIN HAKKI 
            Madde 585  - Müteveffanın vefatı zamanında yanında bulunup onun tarafından beslenegelen mirasçılar, murislerinin hayatında olduğu gibi bir ay daha terekeden infak ve iaşe edilmelerini isteyebilirler. 

 
İKİNCİ FASIL
TAKSİMİN NASIL YAPILACAĞI

            (A) TAKSİMİN UMUMİ HÜKÜMLERİ 
            Madde 586 - Kanuni mirasçılar gerek kendi aralarında gerek mansup mirasçılar ile birlikte mirası aynı kaidelere göre taksim ederler. Taksimin nasıl yapılacağı tayin ve tesbit edilmemiş ise, mirasçılar, terekeyi diledikleri gibi taksim edebilirler. 

            Terekeye ait bir mala zilyet veya müteveffaya borçlu bulunan mirasçı, taksim esnasında bu hususa dair vazıh malumat vermekle mükelleftir. 

            (B) TAKSİM KAİDELERİ 
            I. MÜTEVEFFANIN ŞARTLARI 
            Madde 587  - Muris, vasiyetname veya miras mukavelesi ile taksimin nasıl yapılacağına ve hisselerin teşkiline müteallik kaideler koyabilir. 

            Hisseler arasında, muris tarafından ihlali kast edilmemiş olan müsavatı icabında temin hususu mahfuz kalmak şartiyle; mirasçılar, işbu kaidelere riayetle mükelleftir. 

            Vasiyetnamede veya miras mukavelesinde hilafı şart kılınmadıkça; terekeden bir malın mirasçılardan birine tahsisi, vasiyet hükmünde tutulmayıp, taksimin icrası suretini beyana hamlolunur. 

            II. MAHKEMENİN BORÇLU VE MİRASÇI MAKAMINA KAİM OLMASI 
            Madde 588  - Bir mirasçıya düşen hisseyi temellük veya haczeden yahut o mirasçı aleyhine borcunu ödemekten acze dair icra vesikası istihsal eyliyen alacaklı, hakimin mirasçı yerine kaim olan taksimine iştirakini, isteyebilir. 

            (C) TAKSİMİN TARZI 
            I.MİRASÇILARIN HUKUKÇA MÜSAVATI 
            Madde 589  - Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, mirasçılar tereke mallarında aynı hukuku haizdirler. 

            Mirasçılar, mütveffa ile beyinlerindeki münasebetlere müteallik olup taksimin müsavat ve adalet dairesinde icrasına yarıyan her türlü malumatı birbirine vermekle mükelleftirler. 

            Mirasçılardan her biri, borçların taksiminden evvel tediyesini veya teminata bağlamasını istiyebilir. 

            II.HİSSELERİN TEŞKİLİ 
            Madde 590  - Hisseler, mirasçılardan sağ olanlar ile istihlaf edilenlerin adedince teşkil olunur. Mirasçılar uyuşamazlarsa, içlerinden her hangi biri, hisselerin mahkemece teşkil edilmesini talep edebilir. Hisselerin teşkilinde mahkeme mahalli adetleri, mirasçıların hal ve şanlarını ve ekseriyetin arzularını nazarı itabare alır. Hisselerin tahsisi, mirasçıların kendi aralarında uyuşmasiyle olur. Bu mümkün olmazsa, kur’a çekilir. 

            III.BAZI TEREKE MALLARIN TAHSİSİ VEYA SATILMASI 
            Madde 591  - Kıymetlerine ehemmiyetli bir noksan arız olmaksızın taksimi kabil olmayan mal, mirasçılardan birine tahsis olunur. Taksim veya tahsisinde mirasçıların uyuşamadıkları mallar satılıp bedeli taksim edilir. Mirasçılar ittifak edemezlerse sulh hakimi müzayedenin umumi olmasına veya mirasçıların arasında icrasına karar verir. 

            (D) BAZI EŞYANIN TAKSİMİNE MÜTEALLİK KAİDELER 
            I. KÜL TEŞKİL EDEN EŞYA, AİLE EMLAKI, HATIRALAR 
            Madde 592  - Mirasçılardan birinin muhalefeti halinde, asıl ve maksat itibariyle bir kül teşkil eden eşya, taksim edilemez. Mirasçılardan birinin muhalefeti halinde, aile evrakı ve hatıra teşkil eden eşya satılamaz. Mirasçılar arasında ihtilaf vukuunda, sulh hakimi, bu gibi eşyanın satılmasına yahut mahalli adetlere ve adet mevcut değilse mirasçıların hal ve şanlarına nazaran hissesinden mahsup edilmek üzere mirasçılardan birine tahsisine karar verebilir. 

            II.MİRASÇIDAKİ ALACAĞIN MAHSUBU 
            Madde 593 - Müteveffanın mirasçılardan birindeki alacağı o mirasçının hissesinden mahsup edilir. 

            III.TEMİNAT GÖSTERLEN TEREKE MALLARI 
            Madde 594 - Hissesine merhun mal isabet eden mirasçı, mukabili olan borcu ödemekle mükelleftir. 

            IV.GAYRİMENKULLER 
            1-AYIRMA 
            2-TAH2SİS 
            a) KIYMET TAKDİRİ 
            Madde 595  - Gayrimenkul mallar, mirasçıya taksim zamanındaki kıymetleriyle verilir. 

            b) KIYMET TAKDİRİNDE USUL 
            Madde 596  - Mirasçılar bir gayrimenkulün kıymetinde ittifak edemezlerse, o kıymet kat’i surette resmi muhamminler tarafından takdir olunur. 

            V.ZİRAAT İŞLERİ 
            1-TAKSİMDEN İSTİSNA 
            Madde 597  - Terekede iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar bulunursa bunların kaffesi, mirasçılardan işletmeğe muktedir olduğu anlaşılan talibine, tahsis edilir. Mirasçı bu ziraat işine yarayan malzemenin, aletlerin ve hayvanların dahi kendisine tahsis edilmesini isteyebilir. Tahsis edilen malların mecmuu için, tek bir kıymet takdir edilir. 

            2 -TAHSİSİN HANGİ MİRASÇIYA AİT OLACAĞI 
            Madde 598  - Mirasçılardan birinin tahsise itirazı veya taliplerin birden fazla olması takdirinde hakim, mahalli adetleri ve adet yok ise mirasçıların hal ve şanını nazarı dikkate alarak tahsis hakkında karar verir veya satımı, yahut taksimini emreder. İşletme hususunu bizzat üzerine almak isteyen mirasçı bütün malların tercihan kendisine tahsis olunmasını talep edebilir. 

            Müteveffanın oğullarından hiç biri, işletme hususunu bizzat üzerine almak istemezse kızları veya bunların kocaları işletmeğe muktedir olmak şartiyle malların kendilerine tahsisini isteyebilirler. 

            3-MİRASIN AİLE ŞİRKETİ EMVALİ HALİNDE İDARESİ 
            a) TALEP HAKKI 
            Madde 599  - Kendisine iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar tahsis edilen mirasçı, diğer mirasçıların hisselerinin bedelini ödemek için zirai gayrimenkullerin üzerlerinde evvelce mevcut teminat hukuku dahil olduğu halde dörtte üçünden fazlasını teminat göstermek mecburiyetinde kalırsa, taksimin talikini talep edebilir. 

            Bu takdirde mirasçılar, hissei temettü şartiyle müesses bir aile şirketi emvali teşkil etmiş olurlar. 

            b) ŞİRKETİ EMVALİN FESHİ 
            Madde 600  - Kendisine iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar tahsis edilen mirasçı, diğer mirasçıların hisselerinin bedelini mallarının fazla miktarda borç altına koymadan ödeyebilecek bir hale gelirse; mirasçılardan her biri, şirketi emvalin feshini ve hissenin ödenmesini isteyebilir. 

            Mallar kendisine tahsis edilen mirasçı dahil, hilafına mukavele yoksa şirketi her zaman feshedebilir. 

            4- DİĞER HİSSELİLERİN NASIL TEDİYE OLACAĞI 
            Madde 601  - Mallar kendisine tahsis edilen mirasçı, taksimin tehirini isteyecek olursa diğer mirasçılar, şirketi emvale girmek mecburiyetinde olmayıp, hisselerinin tahsis olunan gayrimenkul ile temin edilmiş bir alacak şeklinde kendilerine teslimini talep edebilirler. 

            IV. MÜLHAK SINAİ MALLAR 
            Madde 602  - İktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallara mülhak sınai mallar varsa, hepsi birlikte mirasçılardan işletmeğe ehil olan talibine tahsis olunur. 

            Bu sınai malların kıymeti, ayrıca takdir ve mirasçının hissesinden mahsup edilir. 
Mirasçılardan birinin tahsise itirazı veya taliplerin birden fazla olması takdirinde, hakim, mirasçıların hal ve şanını nazarı dikkate alarak tahsis hakkında karar verir veya bey’i yahut taksimi emreder. 
  

ÜÇÜNCÜ FASIL
MİRASTA İADE

            (A) İADE BORCU 
            Madde 603  - Kanuni mirasçılar, miras hissesine mahsuben müteveffanın sağlığında almış oldukları bütün teberruları, terekeye iade ile birbirlerine karşı mükelleftirler. 

            Müteveffa tarafından hilafına açıkça bir teberru yapılmış olmadıkça füru lehinde bahşedilen cihaz, tesis masrafı borçtan ibra suretiyle ve bu kabilden sair suretlerle bahşedilen menfaatler iadeye tabidir. 

            (B) EHLİYETSİZLİK VEYA RED HALİNDE İADE 
            Madde 604  - Mirasçılardan biri, mirasın açılmasından evvel veya sonra mirasçılık hakkını gaip ettiği takdirde; ona terettüp eden iade mükellefiyeti hissesini alanlara geçer. 

            Feri kendi eline geçmemiş olsa bile aslına yapılan teberruları iade ile mükelleftir. 

            (C) ŞARTLARI 
            I. İADE VEYA MAHSUP 
            1- MUHAYYERLİK 
            Madde 605  - İade ile mükellef olan mirasçı muhayyerdir, dilerse aldığı malın aynını iade eder, dilerse hissesinden fazla olsa bile kıymetini mahsup ettirir. Müteveffanın bu esasa muhalif tasarrufları ve tenkis davalarına müteferri haklar mahfuzdur. 

            II.MİRAS HİSSESİNDEN FAZLA OLAN TEBERRÜRLER 
            Madde 606  - İadeye tabi teberruların miktarı, iade ile mükellef mirasçının miras hissesinin baliğ olduğu kıymetten ziyade olup ta; bu ziyadenin mirasçıya kalmasının müteveffaca maksut olduğu isbat edilirse, tenkis davası hakkı mahfuz kalmak üzere ziyadenin iadesi lazımgelmez. Fürulara evlenirken mutad derecede verilen eşya ile yapılan sarfiyatın iadeye tabi olmaması, asıldır. 

            III.HESABIN NASIL YAPILACAĞI 
            Madde 607  - İadede, teberru olunan şeylerin mirasın açıldığı gündeki kıymetleri ve daha evvel satılmış olanların satış fiyatları esas olur. Hasılat ve sarfiyattan zamanı mucip olarak ayne veya kıymete arız olan noksanlardan dolayı mirasçılar, zilyedin haklarına malik ve borçları ile mükelleftirler. 

            (D) TALİM VE TERBİYE MASRAFI 
            Madde 608  - Muris tarafından hilafı kasdedilmiş olduğu ispat edilmedikçe çocukların terbiye ve tahsilleri için yapılmış olan masarifin ancak mutad olan miktardan fazlası iade olunur. 

            Murisin vefatında henüz terbiye ve talimleri ikmal edilmemiş olan veya malul bulunan çocuklara taksim esnasında münasip bir tazminat verilir. 

            (H) MUTAT HEDİYELER 
            Madde 609  - Mutat olan hediyeler, iadeye tabi değildir. 

            (V) AİLE İÇİN YAPILAN FEDAKARLIĞA KARŞI TAZMİNAT 
            Madde 610  - Ana baba ile birlikte yaşayan ve ivazından sarahaten feragat etmeksizin kendi sayını veya varidatını aileye tahsis etmiş olan reşit evlat, taksim esnasında münasip bir tazminat isteyebilir. 
  

DÖRDÜNCÜ FASIL
TAKSİMİN HİTAMI VE HÜKÜMLERİ

            (A) TAKSİMİN HİTAMI 
            I-TAKSİM MUKAVELESİ 
            Madde 611  - Hisselerin teşkil ve kabzını yahut taksim mukavelesinin akdini mütaakip, taksim; mirasçılar için lüzum ifade eder. 

            Taksim mukavelesi, yazılı olmadıkça muteber olmaz. 

            II-MİRAS HİSSELERİ HAKKINDA MUKAVELE 
            Madde 612  - Miras haklarının temlikine mütaallik mirasçıların birbirleriyle akdedeceği mukaveleler ile hayatta bulunan ana yahut babanın müteveffa karı ve kocasından olan çocuklariyle bu çocuklara müteveffadan isabet eden hissenin temlikine mütaallik akdedecekleri mukavelenin, yazılı olması şarttır.  Mirasçılardan biriyle hissesinin temlikine dair üçüncü bir şahıs arasında akdedilmiş olan mukavele üçüncü şahsa, taksime müdahale hakkı vermez. Üçüncü şahsın hakkı, ancak temlik eden mirasçıya ayrılan hissenin talebine münhasırdır. 

            III-HENÜZ AÇILMAMIŞ BİR MİRAS HAKKINDAKİ MUKAVELELER 
            Madde 613  - Bir kimsenin sağlığında mirasçılardan birinin diğer mirasçılar veya üçüncü bir şahıs ile o kimsenin mirası hakkında ve kendi iştirak ve muvafakatı olmaksızın yaptığı mukaveleler batıl ve hükümsüzdür. Böyle bir mukavele mucibince vuku bulan teslimat geri istenebilir. 

            (B) MİRASÇILARIN BİRBİRİNE KARŞI MESULUYETİ 
            I-MESULİYETTEN MÜTEVELLİT BORÇLAR 
            Madde 614  - Taksimden sonra mirasçılar, her birinin hissesine düşen mallar için beyi hükümleri mucibince yekdiğerinin zaminidirler. Mirasçılar, aralarında taksim ettikleri alacakların mevcudiyetini birbirlerine karşı zamin oldukları gibi borsaya kabul edilmiş olan kıymetli evrak müstesna olmak üzere bu alacaklar taksimde ne miktar için mahsup edilmişler ise o miktar hakkında borçluların tediye iktidarlarından dahi mütekabilen alelade kefiller gibi mesuldürler. Zamin olanlara karşı dava hakkı, taksimin hitamından ve taksiminden sonra ödenmesi lazım matluplar için bu lüzum tarihinden itibaren bir sene geçmekle müruru zamana uğrar. 

            II-TAKSİMİN FESHİ 
            Madde 615  - Mukaveleler hangi sebeplerle fesh olunabilirse, taksim dahi anı sebeplerle fesih olunabilir. 

            (C)-ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA KARŞI MESULUYET 
             I- TESELSÜL 
            Madde 616  - Alacaklı, alacağının inkısamına veya nakline sarahaten veya zımnen razı olmadıkça mirasçılar taksimden sonra dahi terekenin borçlarından müteselsilen ve bütün malları ile mesuldürler. Şu kadar ki beş sene geçince teselsül kalmaz. Bu müddet, taksimin hitamından ve taksimden sonra ödenmesi lazım matluplar için lüzum tarihinden başlar. 

            II-RÜCU HAKKI 
            Madde 617  - Ödenmesi kendisine tahmil edilmiş olmayan bir borcu yahut bir borcun ödenmesini deruhte ettiği miktarından fazlasını ödeyen mirasçı diğer mirasçılara rücu hakkını haizdir. Bu hak, evvel emirde taksim esnasında borcu ödemeyi deruhte etmiş olan mirasçılara karşı kullanılır. Bundan başka hilafına şart olmadıkça, her biri, hisseleri nisbetinde terekenin borçlarını ödemekle mükelleftirler.