Ticaret Mevzuatı  
ON ALTINCI BAP
NAKLİYE MUKAVELELERİ

            [A] TARİFİ 
            Madde 431 - 448 – Nakliye müteahhidi, ücret mukabilinde eşya naklini deruhte eden kimsedir. 

            Atideki hükümler mahfuz olmak üzere, vekalet kaideleri nakliye mukavelesi içinde tatbik olunur. 

            [B] MUKAVELENİN HÜKÜMLERİ 
            I – MÜRSİLİN BORÇLARI 

            1 – LAZIM OLAN BEYAN 
            Madde 432 – Mürsil, nakliye müteahhidine mürselünileyhin vazih adresini ve denklerin miktariyle ne tarzda ambalaj yapıldığını ve siklet muhteviyatını ve ne müddet zarfında teslim olunacağını ve nakil için takip olunacak tariki ve kıymettar eşyanın kıymetlerini beyana mecburdur. 

            Bu beyanın yapılmamasından veya yanlış yapılmasından mütevellit zarar mürsile ait olur. 

            2 - AMBALAJ 
            Madde 433 – Mürsil, ambalajın münasip bir şekilde yapılmasına dikkatle mükelleftir. 

            Mürsil, ambalajın görünmeyen kusurları sebebiyle vakı olacak hasardan mesul olur. 

            Nakliye müteahhidi eşyayı ihtizari kayıt dermeyan etmeksizin kabul etmiş ise, ambalajın görünen kusurları sebebi ile vaki olacak hasardan mesul olur. 

            3 – GÖNDERİLEN EŞYADA TASARRUF HAKKI 
            Madde 434 – Eşya nakliye müteahhidinin elinde bulundukça mürsil müteahhidin masraflarını ve istirdat yüzünden maruz kaldığı zararı tazmin etmek şartiyle eşyasını geri alabilir. 

            Şu kadar ki aşağıdaki hallerde bu hakkı kullanamaz. 

            1 – Mürsil tarafından bir irsaliye mektubu tanzim olunupta nakliye müteahhidi tarafından mürselünileyhe verilmiş ise. 

            2 – Mürsil nakliye müteahhidinden makbuz senedi almış olupta onu iade etmezse. 

            3 – Nakliye müteahhidi eşyanın tesellümü için vusulünü tahriren mürselünileyhe ihbar etmiş ise. 

            4 – Eşya teslim mahalline vasıl olduktan sonra mürselünileyh tarafından teslim talep edilmiş ise. 

            İşbu hallerde nakliyeci, münhasıran mürselünileyh tarafından verilecek talimat dairesinde harekete mecburdur. 

            Şukadar ki nakliye müteahhidi, eşya mukabilinde makbuz senedi vermiş ise bu senet mürselünileyhe verilmiş olmadıkça eşya teslim mahalline vasıl olmadan mürselünileyhin talimatına ittiba etmekle mükellef olmaz. 

            II – ARABACININ BORÇLARI 
            1 – EŞYAYA İHTİMAM 

            a) TESLİME MANİ ZUHURUNDA USUL 
            Madde 435 – Eşya kabul edilmez yahut onları takyit eden masraflarla diğer alacaklar tediye olunmazsa veya mürselünileyh bulunamazsa nakliye müteahhidi, mürsile haber vermeğe ve eşyayı, masraf ve hasarı mürsile ait olmak üzere muvakkaten muhafaza etmeğe yahut üçüncü bir şahsa tevdi eylemeğe mecburdur. 

            Mürsil veya mürselünileyh münasip bir müddet zarfında eşyada tasarruf etmezse, nakliye müteahhidi, eşyayı bulunduğu mahaldeki salahiyettar mahkeme vasıtasiyle mal sahibi hesabına bir komüsyoncu gibi sattırabilir. 

            b)ZARURİ SATIŞ 
            Madde 436 – Eşya çabuk bozulmağa maruz ise yahut tahmin olunan kıymeti masraflarını temin etmezse, nakliye müteahhidi, bunu derhal resmen tesbit ettirmekle mükellef ve eşyayı teslim kabil olmayan hallerde olduğu gibi sattırmak hakkını haizdir. 

            Alakadarlar mümkün olduğu kadar eşyanın satılığa çıkarıldığından haberdar edilir. 

            c)MESULİYET 
            Madde 437 – Nakliyeci, eşyaya edeceği ihtimamdan dolayı kendisinin haiz olduğu hakları kullanırken, malikin menfaatlarını mümkün olduğu kadar muhafaza ve kusuru halinde zarar ve ziyanı tazmin ile mükelleftir. 

            2 – ARABACININ MESULİYETİ 

            a)EŞYANIN ZİYAI 
            Madde 438 – Eşya telef veya zayi oldukta nakliyeci, telef ve ziya, eşyanın tabiatından yahut mürsil veya mürselünileyhin kusurundan veya bunlardan birinin verdiği talimattan veya müdebbir bir nakliyeci tarafından ittihaz olunacak tedbirler ile önüne geçilemeyecek hal ve vaziyetten tevellüt ettiğini ispat etmedikçe tam kıymetini tazmine mecburdur. 

            Bilhassa eşyanın kıymetli olduğundan nakliyeciyi haberdar etmesi, mürsilin kusuru sayılır. 

            Eşyanın kıymetinden fazla veya eksik zarar ve ziyan tesbitine dair akdedilecek mukavele, mer’idir. 

            b)TEHİR, HASAR KISMEN TELEF 
            Madde 439 – Nakliyeci, eşyayı tesliminde vukua gelen teahhurdan ve hasara uğramasından ve kısmen telefinden mütevellit zarar ve ziyanı ziya halindeki kayıt ve şart dairesinde zamindir. 

            Bunun hilafına mukavele bulunmadıkça bu surette verilecek tazminat, eşyanın tamamiyle zıyaı halinde verilmesi iktiza eden miktarı tecavüz edemez. 

            c)MUTAVASSITLARIN MESULİYETİ 
            Madde 440 - Nakliyeci, eşyayı teslim mahalline kadar ister kendi götürsün isterse diğer birine nakil ettirsin, nakil esnasında vukuna gelen kusurlardan ve arızalardan mesul olur. 

            Şukadar ki eşyayı nakil ettirdiği kimseye karşı nakliyecinin, rücu hakkı vardır. 

            3 – MECBURİ İHBAR 
            Madde 441 – Eşya vasıl olur olmaz nakliyeci, mürselünileyhe haber vermeğe mecburdur. 

            4 – HAPİS HAKKI 
            Madde 442 – Mürselünileyh, eşyaya müteallik mütalebeleri kabul etmezse bu miktar meblağı mahkeme veznesine tevdi etmedikçe teslim talebinde bulunamaz. 

            Nakliyecinin hapis hakkı eşya makamına kaim olan bu meblağa intikal eder. 

            5 – MESULİYET İDDİASI 
            Madde 443 – Hile ve fahiş kusur müstesna olmak üzere, eşyanın kaydı ihtirazi dermeyan edilmeksizin kabulü ve nakliye ücretinin tediyesi, nakliyeciye karşı bütün dava haklarını iskat eder. 

            Şukadar ki zahir olmayan hasarlarda, mürselünileyh hal icabına göre tahkik edilmesi kabil veya lazım olan müddet içinde hasara muttali olur ve nakliyecide hemen haberdar ederse, nakliyeci bu hasardan da mesul olur. 

            Ancak bu ihbar, eşyanın tesliminden itibaren nihayet sekiz gün içinde vukubulmak lazımdır. 

            6 – USULÜ MUHAKEME 
            Madde 444 – Niza vukuunda iki taraftan birinin talebi üzerine eşyanın bulunduğu mahal mahkemesi o eşyanın emin bir ele tevdiine ve lüzumunda eşyanın halini tesbit ettikden sonra satılmasına karar verebilir. 

            Eşyaya müteallik olarak iddia olunan alacakların tesviyesi veya tevdii suretiyle satışa mümanaat olunabilir. 

            7 – MÜZURU ZAMAN 
            Madde 445 – Nakliyeciye karşı zarar ve ziyan iddiaları telef ziya ve teehhür hallerinde teslimin icra olunacağı günden ve hasar halinde eşyanın teslimi gününden itibaren bir senelik müruru zamana tabidir. 

            Mürsil ve mürselünileyh nakliyeciye karşı olan haklarını, senesi içinde talep etmiş olmak ve dava hakkı eşyanın kabuliyle sukut etmemiş bulunmak şartiyle def’an, her zaman dermeyan edebilirler. 

            Nakliyecinin hile ve şahiş kusurda bulunması halleri müstesnadır. 

            [C] DEVLET TARAFINDAN VEYA ONUN İZNİYLE İCRA KILINAN NAKLİYAT 
            Madde 446 – İcrası devletin ruhsatına mütevakkıf olan nakil işlerinin müteahhitleri, mesuliyetlerinin tahakkukundan evvel kendi nizamnameleri veya hususi mukaveleleri ile mesuliyetlerine taalluk eden kanunların tamamen veya kısmen tatbikından kurtulamazlar. 

            Şukadar ki iki taraf bu bapta beyan olunan müsaade derecesinde hususi mukaveleler ile bu kaideleri tebdil edebilirler. 

            Posta, şömendöfer, vapur ile nakliyat hakkında vazolunan hususi hükümler bakidir. 

            [D] UMUMİ NAKLİYE VASITASININ KULLANILMASI 
            Madde 447 – Nakliyeci veya irsal komisyoncusu, taahhüt ettiği nakliyatı icra için umumi nakliyat idarelerinden birine müracaat eder veya bu vasıta ile yapılan nakliye işine iştirak eyler ise umumi nakliyata mahsus olan hükümlere tabi olur. Nakliyeci veya irsal komisyoncusu ile amir arasında akdolunacak mukavele hükümleri mahfuzdur. 

            Bu Madde hükümleri kamyoncu, arabacı ve hamallara tatbik olunmaz. 

            [H] İRSAL KOMÜSYONCUSUNUN MESULİYETİ 
            Madde 448 – Mukavelesini icra için umumi nakliye idarelerinin birinden istifade eden irsal komisyoncusu bu idareye karşı rücu hakkını kendi kusurundan naşi zayi etmiş ise, rücu hakkı olmamak sebebi ile mesuliyetten kurtulamaz. 

 
ON YEDİNCİ BAP
TİCARİ MÜMESSİLLER VE DİĞER TİCARİ VEKİLLER

            A) TİCARİ MÜMESSİL 

            I - TARİFİ, SALAHİYET İTASI 
            Madde 449 - Ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir. 

            Müessese sahibi, vekaletnameyi ticaret siciline kaydetdirmeğe mecburdur. Ancak kayıttan evvel dahi mümessilinin muameleleri ile mülzemdir. 

            Diğer nevi müesselerde ve işlerde ticaret siciline kayıttan başka suretle ticari mümessil tayin olunamaz. 

            II - VEKALETİN ŞÜMULÜ 
            Madde 450 - Ticari mümessil, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı, müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunmak ve onun namına müesesenin gayesine dahil olan bilumum tasarrufları yapmak selahiyetini haiz sayılır. 

            Ticari mümessil, sarih salahiyet almadkça gayrimenkulleri temlik veya bir hak ile takyit edemez. 

            III - TAHDİDİ 
            Madde 451 - Temsil salahiyeti bir şubenin işlerine hasrolunabilir. 

            Tayin olunan şartlar dahilinde diğerleri iştirak etmedikçe yalnız birinin imzası müesseseyi ilzam etmemek üzre birden ziyade kimselerede verilebilir ve buna birlikte temsil denir. 

            Temsil salahiyetinde bundan başka tahditler hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı muteber değildir. 

            IV - İSTİRDADI 
            Madde 452 - Mümessil tayin edilirken tescil edilmemiş olsa bile, temsil salahiyetinin istirdat edildiği zaman keyfiyetin ticaret siciline kaydedilmesi mecburidir. 

            Temsil salahiyetinin istirdadı, ticaret siciline kayıt ve ilan edilmedikçe bu salahiyet hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslar hakkında bakidir. 

            B) DİĞER TİCARET VEKİLLERİ 
            Madde 453 - Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleri için temsile memur edilen kimsedir. 

            Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz. 

            C) SEYYAR TÜCCAR MEMURLARI 
            Madde 454 - Bir müessese için merkezin haricindeki mahallerde muamele icra eden seyyar memurlar, müessese namına sattıkları malın bedelini almak ve makbuz vermek ve borçluya mehil ita etmek salahiyetini dahi haiz sayılırlar. 

            Bu salahiyetin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı muteber değildir. 

            D) REKABET YAPMAK MEMNUİYETİ 
            Madde 455 - Bir müessesenin bütün işlerini idare eden yahut müessese sahibinin hizmetinde bulunan ticari mümessiller veya ticari vekiller müessese sahibinin izni olmaksızın gerek kendi namlarına gerek üçüncü şahıs namına müessesenin yaptığı nevide dahil bir iş yapamazlar. 

            Buna muhalif harekette bulunursa müessese sahibi zarar ve ziyan istemek ve bu suretle yapılan işleri kendi hesabına almak hakkını haizdir. 

            H) MÜMESSİL VE DİĞER TÜCCAR VEKİLLERİNİN VEKALETLERİNİN HİTAMI 
            Madde 456 - Hizmet, şirket, vekalet mukavelelerinden ve iki taraf arasında mevcut diğer hukuki münasebetlerden mütevellit haklara halel gelmemek üzere ticari mümesiller ve ticari vekiller her zaman azlolunabilir. 

            Müessese sahibinin medeni haklarını kullanmak salahiyetini gaip etmesi veya vefatı ile ticari mümessilin ve ticari vekilin salahiyeti hitam bulmaz. 

 
ON SEKİZİNCİ BAP
HAVALE

            A) TARİFİ 
            Madde 457 - Havale, bir akittir ki onunla muhalünaleyh, bilvekale kendi namına kabza salahiyettar olan muhalünlehe muhil hesabına nakit veya kıymetli evrak veya sair misli şeyler itasına mezun kılınır. 

            B) AKDİN HÜKÜMLERİ 

            I - MUHİL İLE MUHALÜNLEH ARASINDAKİ MÜNASEBET 
            Madde 458 - Havalenin mevzuu, muhalünlehe olan borcunun tediyesi ise bu borç ancak muhalünaleyh tarafından vuku bulacak tediye ile sakıt olur. 

            Şu kadar ki, havaleyi kabul etmiş olan alacaklı ancak muhalünaleyhe müracaat ile havalede tayin olunan müddet zarfında matlubunu istifa edemediği takdirde muhilden alacağını mutalebe salahiyetini haiz olur. 

            Muhalünleh olan alacaklı, havaleyi kabul etmek istemezse borçluyu derhal haberdar etmek lazımdır; aksi halde zarar ve ziyan ile mesul olur. 

            II - MUHALÜNALEYHİN BORCU 
            Madde 459 - Muhalünaleyh ihtirazi kayıt beyan etmeksizin haveleyi kabul ettiğini muhalünlehe bildirirse, tediye ile mükellef olur ve ona karşı yalnız aralarındaki şahsi münasebetlerden veya havelenin münderecatından mütehassil defalarda bulunabilir. Muhil ile olan mühasebetinden mütevellit defilerde bulunamaz. 

            Muhalünaleyh, muhile borçlu ise kendisi için bu tediye muhile yapacağı tediyeye nazaran daha külfetli olmadığı surette, borcun miktarını muhalünlehe tediyeye mecburdur. 

            Bu halde bile, muhil ile aralarında hilafına mukavele olmadıkça tediyeden evvel haveleyi kabul ettiğini beyan etmeğe mecbur değildir. 

            III - TEDİYE OLUNMAMAK HALİNDE İHBAR 
            Madde 460 - Muhalünlehin talebine karşı veya talebinden evvel muhalünaleyh muhalünbihi tediye etmiyeceğini beyan ederse; muhalünleh derhal muhili haberdar etmeğe mecburdur; aksi halde zarar ve ziyan ile mesul olur. 

            C) RÜCU 
            Madde 461 - Muhil her zaman muhalünlehe karşı havaleden rücu edebilir. Meğerki havale muhalünlehin menfaati ve bilhassa alacağını tediye için yapılmış olsun. 

            Muhalünaleyh havaleyi kabul ettiğini beyan edinceye kadar muhil ona karşıda havaleden rücu edebilir. 

            Muhilin iflası, henüz kabul edilmemiş havalenin hükümsüzlüğünü istilzam eder. 

            D) KIYMETLİ EVRAK İŞLERİNDE HAVALE 
            Madde 462 - Hamile muharrer havaleler bu babın hükümlerine tabidir. Her hamil muhalünaleyhe karşı muhalünleh sıfatını haizdir. Ve muhil ile muhalünleh arasındaki haklar havaleyi temlik eden ile temellük eden arasında sabit olur. 

            Çekler ile kambiyo senetlerine mümasil havaleler hakkındaki hususi hükümler bakidir. 

 
ON DOKUZUNCU BAP
VEDİA

            A) VEDİA 

            I - TARİFİ 
            Madde 463 - İda, bir akittir ki onunla müstevdi, m-di tarafından verilen şeyi kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeği deruhte eder. 

            Ücret şartedilmedikçe veya hal, müstevdiin ücrete intizarını icabetmedikçe müstevdi ücret istiyemez. 

            II - MUDİİN BORÇLARI 
            Madde 464 - Mudi müstevdie akdin icrasiyle zaruri irtibatı olan bütün masrafları tediye etmekle mükelleftir. 

            Mudi, ida sebebiyle husule gelen zararın kendi kusuru olmaksızın vukua geldiğini ispat etmedikçe, tazmin ile mükelleftir. 

            III - MÜSTEVDİİN BORÇLARI 

            1 - VEDİANIN KULLANILMASI MESULİYETİ 
            Madde 465 - Müstevdi, mudiden mezuniyet almadıkça vediayı kullanamaz. 

            Buna muhalif hareket ederse m-di'a muhik bir tazminat vermeğe mecbur olur ve kazara husule gelen zararlardan dahi mesuldür. Meğerki kullanmamış olsa dahi bu zararların vukua geleceğini ispat ede. 

            2 - İSTİRDAT 

            a) MUDİ'İN HAKLARI 
            Madde 466 - İdada müddet tayin edilmiş olsa bile m-di her vakit ida edilen eşyayı zevaidiyle beraber geri alabilir. 

            Şu kadar ki müstevdiin kararlaştırılmış olan müddeti nazara alarak yaptığı masrafları tesviye ile mükelleftir. 

            b) MÜSTEVDİİN HAKLARI 
            Madde 467 - Müstevdi, tayin edilen müddetin inkızasından evvel vediayı iade edemez. Şu kadar ki, evvelce tayin edilemiyen haller dolayısiyle akdin devamı vedia için tehlikeyi veya kendisi için zararı mucip olursa, muayyen müddetin inkızasından evvel dahi iade edebilir. 

            Müddet tayin edilmemiş ise her zaman iade edebilir. 

            c) İADE MAHALLİ 
            Madde 468 - Vedia hıfzedilmesi lazım gelen yerde iade olunur ve iade masrafiyle iade zamanındaki hasar, mudia aittir. 

            3 - MÜŞTEREKEN VEDİA ALINMASI HALİNDE MESULİYET 
            Madde 469 - Birlikte vediayı kabul edenler, ondan müteselsilen mesul olurlar. 

            4 - ÜÇÜNCÜ ŞAHIS TARAFINDAN İSTİHKAK DAVALARI 
            Madde 470 - Üçüncü şahıs tarafından vedia hakkında istihkak iddiasında bulunulsa bile, vedia adli tarik ile haciz yahut müstevdie karşı istihkak davası ikame edilmedikçe; müstevdi onu m-dia ret ve iade ile mükelleftir. Haciz veya istihkak davası halinde, müstevdi derhal m-dii haberdar etmeğe mecburdur. 

            IV - YEDİEMİNE TEVDİ 
            Madde 471 - İki veya daha ziyade kimseler haklarını muhafaza için hukuki vaziyeti munazaalı veya şüpheli olan bir şeyi müstevdie veya yediadile tevdi ederlerse müstevdi veya yediadil bunları bütün alakadarların muvafakati veya hakimin kararı olmadıkça hiç birine iade edemez. 

            B) USULSÜZ TEVDİ 
            Madde 472 - Müstevdiin tevdi olunan meblağı aynen iadeye mecbur olmaksızın mesela iade etmesi sarahaten veya zımnen mukarrer ise, o meblağın nefi ve hasarı kendisine ait olur. 

            Meblağ, mühürsüz ve açık olarak bırakılmış ise, bu manada zımni bir mukavele mevcut sayılır. İda edilen diğer misli eşya veya kıymetli evrakı müstevdi, sarahaten mezun kılınmadıkça kullanamaz. 

            C) ARDİYE MUKAVELESİ 

            I - KIYMETLİ EVRAK İHRACI SALAHİYETİ 
            Madde 473 - Hıfzedilmek üzere emtia kabul ettiğini alenen bildiren ardiye sahibi, ida olunan eşya makamına kaim olmak üzere senet ihracına salahiyet verilmesini ait olduğu merciden talep edebilir. 

            Bu senetler, ibrazında ida olunan eşyanın teslimini talep hakkını veren kıymetli evraktır; nama veya emre hamile muharrer olabilir. 

            II - ARDİYE SAHİBİNİN MUHAFAZA BORCU 
            Madde 474 - Ardiye sahibi, eşyayı bir komüsyoncu gibi ihtimam ile muhafaza etmeğe mecburdur. Eşyaya tahavvül arız olupta başka tedbir ittihazını istilzam ederse, müstevdi mümkün olduğu takdirde bundan m-dii haberdar eder. Ardiye sahibi mutat iş zamanlarında emtianın halini tetkik veya muayene ve ıcabeden tahaffuzi tedbirleri her zaman ittihaz edebilmesi için m-dia müsaade etmeğe mecburdur. 

            III - TEVDİ OLUNAN EŞYANIN DİĞERLERİYLE KARIŞTIRILMASI 
            Madde 475 - Ardiye sahibi sarahaten mezun olmadıkça aynı nevi ve vasıftan bulunan misli şeyleri birbirine karıştıramaz. Mezuniyete binaen karıştırılan eşya üzerinde her m-di, hakkiyle mütenasip bir hisse talep edebilir. Bu takdirde ardiye sahibi diğerlerinin huzuruna hacet kalmaksızın her mudiin hissesini tefrik edebilir. 

            IV - ARDİYE SAHİBİNİN HAKLARI 
            Madde 476 - Ardiye sahibi mukarrer veya mutat olan ardiye ücretini ve muhafazanın sebebiyet vermediği bütün masraflarını (nakliye, gümrük, kayıt) talep edebilir, bu masraflar derhal tediye olunmak lazımdır. 

            Ardiye ücreti ise her üç ayda bir kere ve her halde eşyanın tamamen veya kısmen istirdadında tediye olunur. 

            Eşya, yedinde bulunduğu veya eşyayı temsil eden her hangi bir senet vasıtasiyle onda tasarruf etmek kudretini haiz olduğu müddetçe ardiye sahibinin, alacakları mukabilinde ve eşya üzerinde hapis hakkı vardır. 

            V - EMTİANIN İADESİ 
            Madde 477 - Ardiye sahibi, emtiayı adi tevdide olduğu gibi ret ve iade ile mükelleftir. Şu kadar ki adi tevdide müstevdiin evvelce tahmin edemediği sebeplerin tahakkukuna mebni vaktinden evvel iadeye mezun olduğu halde dahi, ardiye sahibi muayyen olan müddetin hitamına kadar eşyayı muhafaza mecburiyetindedir. 

            Eşya makamına kaim olmak üzere senet ihraç edilmiş ise, ardiye sahibi o eşyayı ancak bu senedin sahibine verebilir. 

            D) OTELCİYE TEVDİ 
            I - OTELCİLERİN MESULİYETİ 

           1 - ŞARTLARI VE ŞÜMULÜ 
            Madde 478 - Otelciler, hancılar, nazil olan yolcuların getirdikleri eşyanın duçar olduğu telef ve hasar ve sirkatten ve zararın bizzat yolcuya veya onu ziyarete gelen veya refakatinde bulunan kimseye isnadı kabil olduğunu veya mücbir sebeplerden neş'et ettiğini veya tevdi olunan şeyin mahiyetinden mütevellit bulunduğunu ispat etmedikçe mesuldür. Şu kadar ki, otelci veya hancı veya müstahdemlerine isnadı kabil bir kusur ispat olunmadıkça bu mesuliyet her bir yolcu için yüz lirayı tecavüz edemez. 

            2 - KIYMETLİ EŞYA 
            Madde 479 - Kıymetli eşya veya oldukça ehemmiyetli miktarda para veya kıymetli evrak, otelci veya hancıya emanet edilmemiş ise otelci veya hancı ancak kendisinin veya müstahdemlerin kusuru halinde mesul olur. Emaneten kabul etmiş veya kabulden imtina etmiş ise mesuliyeti mahdut değildir. Yolcunun kendi nezdinde saklayabilmesi lazımgelen eşya veya nakit ve emsalinde, yolcunun sair eşyası hakkındaki mesuliyet kaidesi tatbik olunur. 

            3 - MESULİYETİN HİTAMI 
            Madde 480 - Yolcu, zararına vakıf olur olmaz otelci veya hancıya bildirmezse hakkı sakıt olur. Otelci veya hancı böyle bir mesuliyeti deruhte etmediğini veya mesuliyeti bu kanunda nevi tayin olunmıyan bir şarta talik ettiğini yapıştırdığı ilanlarda bildirse bile, mesulitten kurtulamaz. 

            II - UMUMİ AHIR İDARE EDENLERİN MESULİYETİ 
            Madde 481 - Umumi ahırları ve garajları idare edenler içerilerine konulan veya getirilen veya kendilerine veya müstahdemleri tarafından kabul olunan otomobil, hayvanat ve araba ve koşum ve sair teferruatının ziya ve hasarından ve çalışmasından zararın m-di veya onu ziyaret veya ona refakat eden veya onun hizmetinde bulunan kimseye isnadı kabil olduğunu veya mücbir sebeplerden veya tevdi olunan eşyanın mahiyetinden neşet ettiğini ispat etmedikçe, mes'ul olur. Şu kadar ki kabul edilen otomobil ve hayvanlar ve arabalar ve onların teferruatı hakkındaki mes'uliyet, garaj ve ahır sahibine veya müstahdemlerine bir kusur isnat olunamazsa, beher m-di için yüz lirayı tecavüz edemez. 

            III - HAPİS HAKKI 
            Madde 482 - Otelci, hancı ve umumi ahırlar ve garajlar idaresi sahipleri nezdlerine getirilen veya ahırlarına veya garajlarına konulan eşya üzerinde otel veya hıfz masraflarından mütevellit alacaklarını temin için, hapis hakkına maliktirler. 

            Mucirlerin hapis haklarına müteallik hükümler, kıyasen tatbik olunur. 

 
YİRMİNCİ BAP
KEFALET

            A) TARİFİ 
            Madde 483 - Kefalet, bir akittir ki onunla bir kimse, borçlunun akdettiği borcun edasını temin etmeği alacaklıya karşı taahhüt eder. 

            B) ŞARTLARI 

            I - ŞEKLİ 
            Madde 484 - Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır. 

            II - ASIL BORÇ 
            Madde 485 - Kefalet ancak muteber bir borç hakkında cereyan eder. Müstakbel zamana muzaf yahut şarta muallak bir borç, hüküm ifade edeceği zamanın hululü ve şartın tahakkuku halinde muteber olmak üzere kefalete raptolunabilir.  Hata yahut ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun mesuliyetini icap etmiyen bir akitten mütevellit borca kefalet, eğer kefil akdin borçlu yüzünden olan bu fesadına taahhüt esnasında vakıf ise muteber olur. 

            C) NEVİLERİ 

            I - ADİ KEFALET 
            Madde 486 - Adi kefaletten kefilin borç ile mutalep olması ancak kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunupta alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması yahut borçlu aleyhinde Türkiye'de takibat icrasının imkansız hale gelmesi ile meşruttur. 

            Alacaklının alacağı kefaletten evvel yahut aynı zamanda rehin ile temin olunmuş olduğu takdirde, adi kefalette kefil borcun evvelemirde merhundan istifa olunmasını talep edebilir. Fakat borçlu müflis iseyahut borçlunun iflası ilan olunmadıkça rehnin nakde tahvili kabil olmazsa bu hüküm cereyan etmez. 

            II - MÜTESELSİL KEFALET 
            Madde 487 - Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhde etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir. 

            Bu babın hükümleri, bu nevi kefalete de tatbik olunur. 

            III - BİRLİKTE KEFALET 
            Madde 488 - Birden ziyade eşhas birlikte mütecezzi bir borca kefil oldukları takdirde bunlardan her biri kendi hisseleri mikdarınca adi kefil gibi ve diğerlerinin hisseleri hakkında kefile kefil sıfatı ile mesul olur. Kefiller, gerek asıl borçlu ile beraber gerek kendi beyinlerinde müteselsil olmaklığı iltizam etmişler ise her biri borcun tamamından mes'ul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkını haizdirler. Kefaletin, aynı borca diğer kimselerinde kefalet etmesi şartiyle vakı olduğuna alacaklının vukufu bulunduğunu kabule mahal olan hallerde bu şart tahakkuk etmezse, kefil mes'uliyetten beri olur. 

            IV - KEFİLE KEFİL VE RÜCUA KEFİL 
            Madde 489 - Kefile kefil, alacaklıya karşı kefilin taahhüdünü temin eden kimsedir ve kefil ile birlikte mes'uliyeti borçlunun taahhüdünü temin eden adi kefilin borçlu ile beraber olan mes'uliyeti derecesindedir. 

            Rücua kefil olan kimse, borçludan alacağını alamayan kefile kefildir. 

            D) KEFİLİN MESULİYETİ 

            I - ŞÜMULÜ 
            Madde 490 - Kefil borcun aslı ile beraber borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni neticelerinden mes'uldür. 

            Kefil, alacaklının metalibini ifa ederek dava ikamesini bertaraf etmek için kendisine vakit ve zamaniyle ihtar vuku bulmuş olmadıkça asıl borçlu aleyhinde ikame olunan dava masrafını edaya mecbur değildir. 

            Faiz verilmesi şart edilmiş ise kefil ancak işlemekte olan faiz ile beraber işlemiş faizden bir seneliğini vermekle mükelleftir. 

            II - MUACCELİYET 
            Madde 491 - Borçlunun iflası sebebi ile asıl borç vadenin hul-lünden evvel muacceliyet kesbetse bile, kefil, asıl borcun ifası için tayin olunan vadeden evvel borcu ödemeğe icbar olunamaz. Asıl borcun muacceliyet kesbetmesi evvelce borçluya ihbar vukuuna mütevakkıf ise bu ihbar kefile de icra olunmak lazım gelir. Kefil hakkında borcun muacceliyet kesbetmesi ihbar gününden başlar. 

            H) KEFALETİN HİTAMI 

            I - ASIL BORCUN SÜKUTU 
            Madde 492 - Asıl borç, her hangi bir sebeple sakıt olunca kefil beri olur. 

            II - MAHDUT ZAMAN İÇİN KEFALET 
            Madde 493 - Bir kimse mahdut bir zaman için kefil olupta bu zamanın inkızasını takip eden bir ay zarfında alacaklı bu bapta icraya veya mahkemeye müracaatla hakkını takip etmezse yahut takibatına uzun müddet fasıla verirse kefil kefaletten beri olur. 

            III - MAHDUT OLMAYAN ZAMAN İÇİN KEFALET 
            Madde 494 - Kefalet gayri mahdut bir zaman için akdolunmuş ise asıl borç muacceliyet kesbettikten sonra kefil alacaklıdan bir ay zarfında icra veya mahkemeye müracaatla hakkını takip etmesini ve uzun müddet fasıla vermeksizin takibata devam etmesini talep edebilir. 

            Bir borcun muacceliyet kesbetmesi alacaklı tarafından borçluya ihbar vukuuna mütevakkıf olmadığı takdirde, kefil, kefaleti tarihinden bir sene sonra alacaklıdan bu ihbarın yapılmasını ve borç muacceliyet kesbedince yukarıda zikrolunduğu veçhile icraya veya mahkemeye müracaatle hakkını takip etmesini talep edebilir. Alacaklı, kefilin bu talebini nazara almazsa kefil kefaletten beri olur. 

            IV - MEMUR VE MÜSTAHDEM HAKKINDA KEFALET 
            Madde 495 - Resmi bir memura gayri mahdut müddet için kefil olan kimse, her üç senede bir kere ertesi sene nihayetinde muteber olmak üzre kefaleti feshettiğini ihbar edebilir. Bir müstahdem için vukubulan kefalet üç sene devam ettiği takdirde, hüküm yine böyledir. 

            V) KEFİLİN HAKLARI 
            I - ASIL BORÇLUYA KARŞI 

            1 - ALACAKLININ HAKLARINA HALEFİYET 
            Madde 496 - Kefil eda ettiği şey nisbetinde alacaklının haklarında ona halef olur. Bu halefiyet kaidesinden evvelce feragat etmek caiz değildir. Şu kadar ki kefil ile borçlu beynindeki hukuki münasebetlerden mütevellit dava ve defi hakları mahfuzdur. 

            2 - KEFİLİN DEFİLERİ 
            Madde 497 - Kefil, asıl borçluya ait bütün defileri alacaklıya karşı dermeyan etmek hakkını haiz ve bununla mükelleftir fakat kefilin taahüdünün mahiyetine nazaran hariç kalması lazım gelen defiler, müstesnadır. 

            Kefil, kendi kusuru olmaksızın bu defilere vakıf olduğunu ispat etmediği surette kendisini borcunu edadan vareste edecek bu defileri dermeyan etmemesinden naşi, alacaklıya rücu etmek hakkından mahrum olur. 

            3 - KEFİLİN TEDİYEYİ İHBAR BORCU 
            Madde 498 - Kefil tediyeyi asıl borçluya ihbar etmemesinden dolayı asıl borçlu ikinci defa olarak borcunu eda ederse kezalik kefil rücu hakkını gaip eder. Alacaklı, aleyhine haksız mal edinmesinden dolayı dava hakkı mahfuzdur. 

            II - ALACAKLILARA KARŞI 

            1 - ESBABI SUBUTİYENİN TESLİMİ 
            Madde 499 - Alacaklı mekfulünbihi tediye eden kefilin borçluya rücu hakkını kullanmağa ve elinde bulunan rehinleri nakde tahvile medar olabilecek senetleri ona teslime mecburdur. 

            Borç bir gayrimenkul rehin ile temin olunmuş ise alacaklı rehin hakkının kefile devri için ifası lazım gelen merasimi icra ile mükelleftir. 

            2 - BORÇLARINI İFA ETMİYEN ALACAKLININ MESULİYETİ 
            Madde 500 - Alacaklı kefaletten dolayı tahakkuk eden borcun temini için kefaletin akdi esnasında tesis yahut sonradan istihsal olunan teminatı kefilin zararına olarak tenkıs eder veya elinde bulunan delaili elden çıkarırsa kefile karşı mes'ul olur. 

            Resmi memurlar ile müstahdemlere kefalet vukuunda alacaklı, bu borçlular hakkında ifasiyle mükellef olduğu nezareti icrada ihmal eylediği ve borç bu ihmalden tevellüt ettiği yahut ihmal vukubulmamış olsaydı bu nisbette tezayüt etmiyeceği muhtemel bulunduğu takdirde dahi mesuldür. 

            3 - TEDİYEYİ KABULE VEYA KEFALETTEN TAHSİLE MÜTEDAİR HAKLAR 
            Madde 501 - Borç muacceliyet iktisap edince, kefil her zaman alacaklıyı borcun ifasını kabule veya kendisini kefaletten tahlise icbar edebilir. Alacaklı edayı kabul etmez yahut haiz olduğu teminatı ita ve nakilden imtina eylerse kefil kendiliğinden kurtulur. 

            4 - BORÇLUNUN İFLAS MASASINA ALACAKLININ MÜRACAATI 
            Madde 502 - Borçlu, iflas eder ise alacaklı alacağını iflas masasına kayıt ettirmeğe mecburdur. 

            Alacaklı, borçlunun iflasına muttali olur olmaz ondan kefili haberdar etmekle mükelleftir. Böyle yapmadığı takdirde bu tekasülünden dolayı kefile terettüp eden nazar nisbetinde kefile karşı haiz olduğu haklarını gaip eder. 

            III - TEMİNAT İTASINA DAİR KEFİLİN HAKKI 
            Madde 503 - Aşağıdaki hallerde kefil, borçludan teminat itasını ve eğer borç muaccel ise kendisinin kefaletten kurtulmasını talep edebilir. 

            1 - Borçlu kefile karşı vukubulan taahhütlerine ve bilhassa muayyen bir müddet zarfında kendisini kurtaracağına dair olan vadına muhalif hareket ettiği takdirde. 

            2 - Borçlu mütemerrit bulunduğu takdirde. 

            3 - Kefil, gerek düçar olduğu zayiat gerek kendi tarafından irtikap olunan bir kusur sebebi ile kefaleti kabul ettiği zamanda kimden ziyade tehlikelere maruz olduğu takdirde. 

 
YİRMİ BİRİNCİ BAP
KUMAR VE BAHİS

            A) ALACAĞIN DAVA EDİLEMEMESİ 
            Madde 504 - Kumar ve bahis, bir alacak hakkı tevlit etmez. Kumar yahut bahis için bilerek yapılan avanslar ve ödünç verilen akçeler hakkında ve kumar ve bahis vasfını haiz olduğu takdirde borsaya dahil olan emtia ve kıymetli evrakın fiyat farkı esası üzerine yapılan vadeli alış verişlerde dahi, hüküm böyledir. 

            B) BORÇ SENEDİ İTASI VE BİLİHTİYAR TEDİYE  
            Madde 505 - Kumar oynıyan veya bahseden kimse tarafından imza edilmiş adi borç veya kambiyo senedi üçüncü bir şahsa devir edilmiş olsa bile bunlara müsteniden hiç bir kimse bir hak talep edemez. Kıymetli evrakın hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara bahşettiği haklar mahfuzdur. 

            Kumar veya bahsin usulü dairesinde cereyanına kazaen veya diğer tarafın fiili neticesi olarak bir mani haylulet etmiş veya bu diğer taraf hile ve desise ika etmiş olmadıkça bilihtiyar verilen kumar akçesi geri alınmaz. 

            C) PİYANGO  
            Madde 506 - Hükümet tarafından müsaade edilmiş olmadıkça, piyango hiçbir alacak hakkı tevlit etmez. Müsaade edilmemiş olduğu takdire piyango hakkındada kumara mütaallik hükümler tatbik olunur. 

            Ecnebi memleketlerde müsaade ile tesis edilen piyangolar Türkiye'de kanunun himayesinden istifade etmezler. Meğer ki salahiyettar olan makam bunlara ait biletlerin satılmasına müsaade etmiş olsun. 

 
YİRMİ İKİNCİ BAP 
KAYDI HAYAT İLE İRAT VE ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA AKDİ 

            A) KAYDI HAYAT İLE İRAT  

            I - MEVZUU  
            Madde 507 - Kaydıhayat ile tesis olunan irat, ya alacaklının veya borçlunun yahut üçüncü bir şahsın hayatı müddetince takyit olunabilir. 

            Bu bapta sarih bir şart olmadıkça kaydı hayat ile irat, alacaklının hayatı müddetiyle mukayyet olarak tesis olunmuş sayılır. 

            Hilafına mukavele olmadıkça borçlunun yahut üçüncü bir şahsın hayatiyle takyit olunarak tesis olunan irat, alacaklının mirasçılarına intikal eder. 

            II - TESİSİN ŞEKLİ  
            Madde 508 - Kaydıhayat ile irat tesisine dair olan akit, tahriri şekilde olmadıkça muteber değildir. 

            III - ALACAKLININ HAKLARI  

            1 - HAKKIN KULLANILMASI  
            Madde 509 - Hilafına mukavele olmadıkça kaydıhayat ile irat, her altı ayda bir işlemeden tediye olunur. 

            Hayatiyle mukayyet olarak irat tesis olunan şahıs, iradın peşin verilmesi lazımgelen devrenin nihayetinden evvel vefat eder ise borçlu, o devreye ait meblağı tamamen edaya mecburdur. 

            Borçlu iflas eder ise alacaklı iflasın küşadı esnasında muteber bir irat sandığında müflisin mükellef bulunduğu irat borcuna muadil bir irat tesisi için iktiza eden resülmale müsavi bir resülmal talep ederek hakkını istihsal edebilir. 

            2 - TEMLİK VE HACİZ EDİLEBİLMESİ  
            MADE 510 - Hilafına mukavele olmadıkça, alacaklı, hakkını başkasına temlik edebilir. Üçüncü şahıs lehine meccanen irat tesis eden kimse tesis zamanında o şahsın iflası yahut borcundan dolayı takibat icrası halinde alacaklılarının menfaatına olarak irattan mahrum edilemiyeceğini şart koşabilir. 

            B) ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA AKDİ  

            I - TARİFİ  
            Madde 511 - Kaydıhayat ile bakma mukavelesi, akitlerden birinin diğerine ölünceye kadar bakmak ve onu görüp gözetmek şartiyle bir mamelek yahut bazı mallar temlikini iltizam etmesinden ibaret olan, bir akittir. Borçlu, alacaklı tarafından mirasçı nasbolunmuş ise bu akit hakkında miras mukavelesi hükümleri cereyan eder. 

            II - ŞARTLARI  

            1 - ŞEKLİ  
            Madde 512 - Kaydıhayat ile bakma mukavelesi mirasçı nasbını tazammun etmese bile miras mukavelesi şeklinde tanzim olunmak lazımdır. Şu kadar ki, bu mukavele salahiyettar makam canibinden tayin olunmuş olan şartlara tevfikan devletçe tanınmış bir müessese ile aktedilmiş ise gayri resmi bir senet kifayet eder. 

            2 - TEMİNAT  
            Madde 513 - Diğer tarafa bir gayrimenkul temlik eden alacaklı, kendi haklarını temin için o gayrimenkul üzerinde tıpkı bir bayi gibi kanuni ipotek hakkını haiz olur. 

            III - MEVZUU  
            Madde 514 - Alacaklı, borçlunun ailesi içinde yaşar. Borçlu aldığı malların kıymetine ve alacaklının evvelce haiz olduğu içtimai mevkie göre hakkaniyetin iktiza ettiği şeyleri alacaklıya vermeğe mecburdur. 

            Borçlu bilhassa alacaklıya münasip gıda, mesken vermeğe ve hastalığında muktazi ihtimam ile bakmağa ve hekim getirmeğe mecburdur. 

            Kabul ettikleri kimselere ölünceye kadar bakmak maksadiyle tesis olunan müesesseler umum için mecburi olarak verecekleri şeyleri salahiyattar makam tarafından tasdik olunmuş nizamnameler ile tayin edebilirler. 

            IV - İTİRAZ VE TENKİS  
            Madde 515 - Kaydıhayat ile bakma mukavelesi alacaklımın kanunen infaka mecbur olduğu kimselere karşı bu mükellefiyetin ifasını temin eden vasıtaların elinden çıkmasını mucip olursa bu kimseler tarafından mezk-r mukaveleye itiraz olunabilir. Hakim, bu mukaveleyi feshedeceği yerde borçluyu hak sahiplerine nafaka vermeğe icbar edebilir ve bunlara verilen nafakalar alacaklıya verilmesi lazım gelen şeylerle mahsup edilir. Bundan maada mirasçıların tenkis talepleri ve alacaklıların fesih davaları hakkı mahfuzdur. 

            V - FESİH  

            1 - İHBAR  
            Madde 516 - İki tarafın mukavele mucibince verecekleri şeylerin arasında kıymetçe hissolunacak derecede nisbetsizlik bulunduğu ve fazla alan taraf diğer tarafın kendisine teberruda bulunmak kastı olduğunu ispat edemediği takdirde, kaydı hayat ile bakma mukavelesini iki taraftan her biri altı ay evvel haber vermek şartiyle her zaman feshedebilir. Bu hususta muteber bir irat sandığının kabul ettiği re'sülmal ile irat beynindeki nisbeti nazara almak lazımdır. 

            Mukavelenin feshi esnasında evvelce verilmiş olan şeyler istirdat olunur. Şu kadar ki, bunların re'sülmal ve faiz kıymetleri beyninde takas icra olunur. 

            2 - BİR TARAFLI FESİH  
            Madde 517 - Tahmil olunan mükellefiyete muhalif hareket olunmasından naşi mukavelenin icrasına devam etmek çekilmez bir hale geldiği yahut diğer bazı muhik sebepler mukavelenin devamını imkansız bir hale getirdiği yahut ifrat derecede külfetli kıldığı takdirde, iki taraftan her biri yalnız başına onu feshedebilir. 

            Eğer mukavele, bu sebepler dolayısiyle fesholunur ise kusurlu olan taraf aldığı şeyi geri verdikten maada kusuru olmayan tarafa hakkaniyete muvafık bir tazminat vermeğe mecburdur. 

            Hakim, mukaveleyi feshedecek yerde iki taraftan birinin talebi ile yahut re'sen artık birlikte yaşamalarına nihayet verip buna mukabil alacaklıya kaydı hayat ile bir irat tahsis edebilir. 

            3 - BORÇLUNUN VEFATI HALİNDE FESİH  
            Madde 518 - Borçlu vefat edince alacaklı bir sene zarfında mukavelenin feshini talep edebilir. Bu takdirde alacaklı borçlunun iflası halinde masasından talep edebileceği mikdara müsavi bir meblağın itasını borçlunun mirasçılarından isteyebilir. 

            VI - TEMLİK EDİLEMEMEK VE İFLAS VE HACİZ HALİNDE TALEP  
            Madde 519 - Alacaklı hakkını başkasına temlik edemez. Alacaklı borçlunun iflası takdirinde muteber bir irat sandığında kendisine verilmesi lazım gelen 
şeylerin kıymetine muadil kaydı hayat ile irat tesisi için muktazi re'sülmale müsavi bir alacak ile masaya müracaat edebilir. 

            Alacaklı, bir alacağın temini için borçlu aleyhine konulan hacze iştirak edebilir. 

 
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BAP 
ADİ ŞİRKET 

            A) TARİFİ  
            Madde 520 - Şirket bir akittir ki onunla iki veya ziyade kimseler, saylerini ve mallarını müşterek bir gayeye erişmek için birleştirmeği iltizam ederler. 

            Bir şirket, ticaret kanununda tarif edilen şirketlerin mümeyyiz vasıflarını haiz değil ise bu bap ahkamına tabi adi şirket sayılır. 

            B) ŞÜREKANIN YEKDİĞERİYLE MÜNASEBETİ  

            I - SERMAYE  
            Madde 521 - Her şerik nakit, alacak veya diğer mal veya say olarak bir sermaye koymakla mükelleftir. Hilafına mukavele olmadıkça sermeyaler şirketin gayesinin ehemmiyet ve mahiyette ve yekdiğerine müsavi olmak lazımdır. 

            Sermaye, bir şeyin menfaatından ibaret ise adi icar akdinde ve bir şeyin mülkiyetinden ibaret ise beyi akdinde hasar ve tekeffüle dair muayyen olan hükümlere tabi olur. 

            II - KAR VE ZARAR  

            1 - KARIN TAKSİMİ  
            Madde 522 - Şerikler, mahiyeti icabınca şirkete ait olan bütün kazançları aralarında taksim ile mükelleftirler. 

            2 - KAR VE ZARARA İŞTİRAK  
            Madde 523 - Hilafına mukavele olmadıkça her şerikin, kar ve zarardan hissesi, sermayesinin kıymeti ve mahiyeti ne olursa olsun müsavidir. 

            Mukavelede şeriklerin yalnız kardan veya yalnız zarardan hisseleri tayin edilmiş ise bu tayin kar ve zararın ikisini de şamil sayılır. Şeriklerden biri sermaye olarak yalnız sayını ortaya koymuş ise, zarara ortak olmıyarak yalnız kara iştirak ettirilmesi şart edilebilir. 

            III - ŞİRKET KARARLARI  
            Madde 524 - Şirketin kararları bütün şeriklerin ittifakiyle ittihaz olunur. Akitte ekseriyetle karar verilmesi tasrih edilmiş ise ekseriyet şeriklerin adedi ittibariyle taayyün eder. 

            IV - ŞİRKET MUAMELESİNİN İDARESİ  
            Madde 525 - Akit ile veya karar ile münhasıran şerike veya müteaddit şeriklere yahut üçüncü bir şahsa kati surette tevdi edilmiş olmadıkça şirket muamelelerinin idaresi bütün şeriklere aittir. Şirket muamelerinin idaresi şeriklerin cümlesine veyahut bir kaçına tevdi edilmiş ise bunlardan her biri diğerlerinin iştiraki olmaksızın muamele yapabilir. Şu kadar ki; şirket muamelelerini idareye salahayettar her bir şerik bu muameleye ikmalinden evvel itiraz edebilir. Tehirinde tehlike melhuz değilse şirkete umumi bir vekil nasbı ve alelade şirket muameleri fevkindeki hukuki tasarrufların yapılması için bütün şeriklerin ittifakı lazımdır. 

            V - ŞERİKLERİN BİRBİRLERİNE KARŞI MESULİYETLERİ  

            1 - REKABET MEMNUİYETİ  
            Madde 526 - Şeriklerden her biri kendi hesabına şirketin gayesine muhalif veya muzur işleri yapamaz. 

            2 - MASRAFLAR VE ŞERİKLERİN YAPTIĞI İŞLER  
            Madde 527 - Şeriklerden birinin şirket işleri için yaptığı masraflar veya iltizam ettiği borçlardan dolayı diğer şerikler, ona karşı mesul olurlar. Bu şerikin idaresi yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararları yahut bu idarenin zaruriyatından olan hasarları diğer şerikler zamindirler. 

            Şirkete avans olarak para veren şerik verdiği günden itibaren faiz isteyebilir. Şahsi emeği için ayrıca tazminat isteyemez. 

            3 - İHTİMAMIN DERECESİ  
            Madde 528 - Şeriklerden her biri şirket işlerinde mutat vechile gösterdiği ikdam ve ihtimamı sarf etmeğe mecburdur. Diğer şeriklere karşı kendi kusuriyle sebebiyet verdiği zararları, şirkete diğer işlerde temin ettiği menfaatler ile mahsup ettirmeğe hakkı olmaksızın tazmin ile mükelleftir. 

            Şirket işlerini ücretle idare eden şerik tıpkı bir vekil gibi mesul olur. 

            VI - İDARE SALAHİYETİNİN NEZİ VE TAHDİDİ  
            Madde 529 - Şirket mukavelesiyle şeriklerden birine verilen idare salahiyeti, muhik bir sebep olmaksızın diğer şerikler tarafından ne nezi ne de tahdit olunabilir. Şirket mukavelesinde diğer bir hüküm mevcut olsa bile haklı bir sebep bulunduğu takdirde, diğer şeriklerden herbiri, idare salahiyetini nezi ettirebilir. Hususiyle şirketi idare eden şerikin vazifelerini fahiş bir surette ihmal etmesi yahut iyi idare için lazım olan ehliyeti zayi eylemesi keyfiyetleri haklı sebep olmak üzere nazara alınabilir. 

            VII - ŞİRKETİ İDARE EDEN VE ETMİYEN ŞERİKLER ARASINDAKİ MÜHASEBET  

            1 - UMUMİYET İTABİRİYLE  
            Madde 530 - Kanunun bu babında veya şirket mukavelesinde diğer bir hüküm mevcut olmadıkça şirketi idare eden şerik ile diğer şerikler arasındaki münasebetler, vekalet hükümlerine tabidir. Şeriklerden biri idare hakkını haiz olmadığı halde şirket hesabına hareket eder, yahut şirketi idare eden şerik salahiyetini tecavüz eylerse vekaleti olmadan başkası namına tasarruf edenler hakkındaki hükümler tatbik olunur. 

            2 - ŞİRKET İŞLERİNİ TETKİK  
            Madde 531 - İdare salahiyetini haiz olmasa bile her şerikin şirket işlerinin nasıl gittiği hakkında şahsen malumat almağa ve şirketin defterlerini ve evrakını tetkike ve kendine mahsus olmak üzere şirketin mali vaziyeti hakkında hülasa çıkarmağa hakkı vardır; hilafına mukavele batıldır. 

            VIII - YENİ ŞERİK KABULÜ VE ŞİRKETE İŞTİRAK  
            Madde 532 - Şeriklerden hiç biri diğerlerinin rızası olmadıkça şirkete üçüncü şahsı alamaz. Şeriklerden biri kendi kendine üçüncü bir şahsı şirketteki hissesine iştirak ettirir veya hissesini ona devrederse bu üçüncü şahıs şerik sıfatını ihraz etmez ve hususiyle şirket işleri hakkında üçüncü şahsın mal-mat istemeğe hakkı olamaz. 

            C) ŞERİKLERİN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA KARŞI MÜNASEBETİ  

            I - TEMSİL  
            Madde 533 - Şirket hesabına ve kendi namına bir üçüncü şahıs ile muameleye girişen şerik, bu üçüncü şahsa karşı yalnız kendisi alacaklı ve borçlu olur. Şirket veya bütün şerikler namına üçüncü bir şahıs ile şeriklerden biri muameleye giriştiği halde diğer şerikler ancak temsil hakkındaki hükümlere tevfikan üçüncü şahsın alacaklı veya borçlusu olurlar. Kendisine idare vazifesi tahmil edilen şerik şirketi ve bütün şerikleri üçüncü şahıslara karşı temsil etmek hakkını haiz sayılır. 

            II - TEMSİLİN HÜKÜMLERİ  
            Madde 534 - Şirketin iktisap ettiği veya şirkete devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar şirket mukavelesi dairesinde müştereken şeriklere ait olur. Şirket mukavelesinde diğer bir hüküm bulunmadıkça bir şerikin alacaklıları haklarını ancak o şerikin tasfiyedeki hissesi üzerinde kullanabilirler. Hilafı mukavele edilmiş olmadıkça, şerikler, birlikte yahut bir mümessil vasıtasiyle üçüncü şahsa karşı deruhte etmiş oldukları borçlardan müteselsilen mes'ul olurlar. 

            D) ŞİRKETİN HİTAMI  
            I - HİTAM SEBEPLERİ  

            1 - UMUMİYET İTİBARİYLE  
            Madde 535 - Aşağıdaki hallerde şirket nihayet bulur: 

            1 - Şirketin akdinde maksut olan gayenin elde edilmesi yahut elde edilmesinin imkansız hale gelmesiyle. 

            2 - Mirasçılar ile şirketin devamına dair evvelce yapılmış bir mukavele olmadığı halde şeriklerden birinin ölmesiyle. 

            3 - Şeriklerden birinin tasfiyedeki hissesi hakkında cebri icra vukuu ile yahut bir şerikin müflis olması veya hacredilmesi ile. 

            4 - Bütün şeriklerin ittifak etmesiyle. 

            5 - Şirket için tayin edilen müddetin hitam bulmasiyle. 

            6 - Şirket mukavelenamesinde bu hak muhafaza edildiği yahut şirket gayri muayyen bir müddet için veya şeriklerden birinin hayatları, müddetince tesis olunduğu hallerde bir şerikin feshi ihbar eylemesiyle. 

            7 - Haklı sebeplerden dolayı fesih için verilen mahkeme ilamiyle. 

            Haklı sebeplerden dolayı mukavelede muayyen müddetin hitamından evvel ve eğer şirket muayyen olmıyan bir müddet için aktedilmiş ise evvelce ihbara hacet olmaksızın şirketin feshi talep edilebilir. 

            2 - MUAYYEN OLMIYAN MÜDDET ÜZERİNE ŞİRKET  
            MADE 536 - Şirket muayyen olmıyan bir müddet için veya şeriklerden birinin hayatı müddetince devam etmek üzere teşkil edilmiş ise şeriklerden her biri altı ay evvel ihbar eylemek şartiyle feshi talebedebilir. 

            İhbar, hüsnü niyet kaidelerine tevfikan yapılmalı ve münasip olmıyan zamanda icra edilmemelidir. Şirket hesabatı seneden seneye yapılmakta ise fesih ancak bir hesap senesi nihayeti için istenebilir. Mukavelede muayyen müddetin hitamından sonra zımnen devam etmekte olan şirket muayyen olmıyan bir müddet için tecdit edilmiş sayılır. 

            II - HİTAMIN ŞİRKET İŞLERİNE TESİRİ  
            Madde 537 - Şirket ihbardan başka bir suretle fesih edilirse, bir şerikin şirket işlerini idare hususundaki salahiyeti, feshe muttali olduğu yahut halin icabettiği itinayı sarfettiği halde muttali olması lazımgelen zamana kadar, kendi hakkında devam eder. Şirket şeriklerinden birinin ölümiyle münfesih olursa ölen şerikin mirasçısı, diğer şerikleri derhal bundan haberdar etmekle mükelleftirler. Mirasçı lüzumlu olan tedbirlerin ittihazına kadar ölen şerikin evvelce de idare etmekte olduğu işlere hüsnüniyet kaideleri dairesinde devam eder. 

            Diğer şerikler dahi mukavakkaten şirket işlerini aynı suretle idarede devam ederler. 

            III - TASFİYE  

            1 - SERMAYELER HAKKINDA YAPILACAK MUAMELE  
            Madde 538 - Bir şeyin mülkiyetini sermaye olarak koyan şerik, şirketin feshi üzerine yapılacak tasfiye neticesinde o şeyi aynen istirdat edemeyip o kimsenin sermayesi ne miktar kıymet için kabul edilmiş ise o kıymeti istiyebilir. 

            Eğer bu kıymet tayin edilmemiş ise istirdat o şeyin sermaye olarak konduğu zamandaki kıymeti üzerinden yapılır. 

            2 - FAZLANIN TAKSİMİ VE NOKSANLAR  
            Madde 539 - Şirketin borçları ödendikten ve şeriklerden her birinin şirkete yaptığı avanslarla şirket için vuku bulan masrafları ve sermayeleri iade olunduktan sonra bir şey kalırsa bu kar, şerikler arasında taksim olunur. 

            Şirketin mevcudu borçları ve avans ve masrafları tediye olunduktan sonra sermayelerin iadesine kafi gelmezse, zarar şerikler arasında taksim olunur. 

            3 - TASFİYENİN NASIL YAPILACAĞI  
            Madde 540 - Şirketin hitamında tasfiye, idareden hariç olanlar dahi dahil olduğu halde bütün şeriklerce birlikte yapılmak lazımdır. 

            Şu kadar ki eğer şirket mukavelesi şeriklerden birinin kendi namına ve şirket hesabına muayyen bazı muameleler yapmasına dair ise bu şerik şirketin hitamından sonra dahi o muameleleri yalnız yapmağa ve diğer şeriklere hesap vermeğe mecburdur. 

            IV - ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA KARŞI MESULİYET  
            Madde 541 - Şirketin nihayet bulması üçüncü şahıslara karşı taahhütleri tadil etmez. 

            KANUNUN MERİYETİ ZAMANI  
            Madde 542 - İşbu kanun; Kanunu Medeninin mevkii meriyete vazı tarihinden muteberdir. 

            KANUNUN İCRASINA MEMUR MAKAM  
            Madde 543 - İşbu kanunun hükmünü icraya Adliye Vekili memurdur. 

            TASHİHAT  
            Madde 544 - Kanunu Medeninin mütemmimi olan işbu kanun merbut tashihler ile beraber kabul edilmiştir. 
 

                MADDE     YANLIŞ          DOĞRU 
--------------- ------ -------------- --------------- ------------------------ 
Kanunu Medeni    92                                    zaid olduğundan 
                                                       silinmiştir. 

Borçlar Kanunu  111    borcada        borçda           tabı esnasında tashih 
                                                       edilmiştir. 

Borçlar Kanunu  111    üçüncü şahsa   üçüncü şahsada   tabı esnasında tashih 
                                                       edilmiştir. 

Kanunu Medeni   112                                    zaid olduğundan 
                                                       silinmiştir. 

Borçlar Kanunu  149    şart           şarta            tabı esnasında tashih 
                                                       edilmiştir. 

Borçlar Kanunu  151    menfaatte      menfaatlerde     tabı esnasında tashih 
                                                       edilmiştir. 

Borçlar Kanunu  153    mirscısı        mirsaçısı       tabı esnasında tashih 
                                                       edilmiştir. 

Borçlar Kanunu  167    öyle           ile              tabı esnasında tashih 
                                                       edilmiştir. 

Borçlar Kanunu  171    alacaklıya     alacaklı, ne     tabı esnasında tashih 
                                                       edilmiştir. 

Borçlar Kanunu  171    kefilidir      kefildir         tabı esnasında tashih 
                                                       edilmiştir. 

Kanunu Medeni   439                                    ikinci fıkra zaiddir 
                                                       silinmiştir. 

Kanunu Medeni   755    yirmide        yirmi misle 
                       biridir        müsavi 
                                      addolunur 
 

            a - Kanunu Medenideki vechibe veya vecibeler ıstılahı yerine borç veya borçlar ıstılahı konulacaktır. 

            b - Borçlar Kanununun 187 nci Maddesinin son fıkrası (müşteri teslimini istemek niyetinde ise muayyen müddetin inkızasında bayii bundan haberdar etmesi lazımdır) olacaktır. 

            p - Borçlar Kanununun 233 üncü Maddesinin son fıkrası (müşteriye bundan ziyade borç tahmil eden mukaveleler batıldır) olacaktır. 

            t - Kanunu Medenide mevcut (hudut) kelimesi yerine sınır kelimesi konulacaktır. 

            s - Kanunu Medinede ve Borçlar Kanununda mevcut (istimal) kelimeleri yerine (kullanmak) kelimeleri konulacaktır. 

            c - Kanunu Medenideki (şahsı salis) yerine (üçüncü şahıs) ve (eşhası salise) yerine (üçüncü şahıslar) ıstılahı konulacaktır. 

            ç - Kanunu Medenideki (Ukud) kelimesi yerine (akidlere) kelimesi konulacaktır. 

            h - Kanunu Medenideki (tarafeyn) ıstılahı yerine (iki taraf) ıstılahı konulacaktır.