Ticaret Mevzuatı
 
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
GEMİ İPOTEĞİNİN DEVRİ, TADİLİ VE DÜŞMESİ

            A) İPOTEĞİN DEVRİ: 
            I - UMUMİ OLARAK: 
            Madde 921 - İpotekle temin edilmiş olan alacağın temliki ile gemi ipoteği de yeni alacaklıya intikal eder. 

            Alacak ipotekten ve ipotek de alacaktan ayrı olarak devredilemez. 

            Alacağın temliki yazılı şekilde ve gemi siciline tescil ile olur. 

            893 üncü maddenin ikinci fıkrasında yazılı hallerde alacak, alacağın temliki hakkındaki umumi hükümlere göre de devredilebilir. Bu takdirde gemi ipoteği, alacak ile birlikte intikal etmez. 

            II - DEFİLER: 
            Madde 922 - Malikin, gemi ipoteğine mütaallik olup her hangi bir hukuki münasebete müsteniden eski alacaklıya karşı haiz olduğu bir defi, yeni alacaklıya karşı da ileri sürülebilir. 885 inci maddenin birinci ve ikinci fıkrası, 886 ve 887 nci maddelerle 889 uncu maddenin son fıkrası hükümleri bu defi hakkında da caridir. 

            Alacak, faiz veya sair tali edalara taallük eder ve bunlarda en geç malikin devri ödendiği günün dahil bulunduğu ilk üç aylık devre ile bunu takip eden ikinci üç aylık devre içinde muaccel hale gelirse alacaklı, birinci fıkrada yazılı defilere karşı 885 inci maddenin bir ve ikinci fıkralarına istinadedemez. Üç aylık devreler takvim yılı başından itibaren hesap olunur. 

            III - UMUMİ HÜKÜMLERE TABİ ALACAKLAR: 
            Madde 923 - Birikmiş faizlere veya sair tali edalara yahut ihbar ve takip masraflarına (Madde: 898) veya 908 inci maddenin 2 nci fıkrasında yazılı hususlara taallük eden alacakların devri ve malik ile yeni alacaklı arasındaki hukuki münasebet, alacağın devri hakkındaki umumi hükümlere tabidir. 

            Yukarda yazılı alcaklar hakkında 885 inci maddenin 1 ve 2 nci fıkraları tatbik olunmaz. 

            B) İPOTEĞİN TADİLİ: 
            I - MUHTEVA BAKIMINDAN: 
            Madde 924 - İpotek muhtevasının değiştirilebilmesi için malik ise alacaklı arasında yapılacak imzaları noterce tasdikli yazılı anlaşmanın gemi siciline tescil edilmesi lazımdır. Tescil hususunda 893 üncü maddenin 1 inci fıkrası hükmü tatbik olunur. 

            İpotek üzerinde üçüncü bir şahsın hakkı varsa, tadili için onun da muvafakati lazımdır. 

            II - ALACAĞIN TEBDİLİ: 
            Madde 925 - İpotekle temin edilmiş olan alacak yerine başkası ikame olunabilir. Bunun için alacaklı ile malik arasında yapılacak, imzası noterce tasdikli yazılı anlaşmanın tescili şarttır. İpotek üzerinde hak sahibi üçüncü şahsın muvafakati de lazımdır. 

            Yeni alacağın sahibi, eski ipotekli alacaklı değilse, yukarıki fıkrada yazılı anlaşmaya onun da iştiraki lazımdır. 

            C) İPOTEĞİN DÜŞMESİ: 
            I - SEBEPLERİ: 
            1. ALACAĞIN DÜŞMESİ: 
            Madde 926 - Alacağın sona ermesiyle ipotek de düşer. Kanundaki istisnalar mahfuzdur. 

            2. ALACAKLININ FERAGATİ: 
            Madde 927 - İpotek, alacaklının ondan feragati ve bunun üzerine sicilden kaydın terkini ile düşer. Şu kadar ki; ipotek üzerinde hak sahibi kimseler varsa onların da muvafakati şarttır. 

            Malik, ipoteğin dermeyanını daimi olarak imkansız kılan bir defe sahip bulunduğu takdirde alacaklıdan ipotekten feragat etmesini istiyebilir. 

            Feragat beyanı imzası noterce tasdikli bir senetle olur. 

            3. ALACAKLI VE MALİK SIFATLARININ BİRLEŞMESİ: 
            Madde 928 - Gemi ipoteğiyle mülkiyetinin aynı şahısta birleşmesi halinde ipotek düşer. 

            Borçlu gemi malikinden başka bir şahıs olduğu veya alacak üzerinde bir rehin veya intifa hakkı mevcut bulunduğu takdirde ipotek devam eder. Şu kadar ki; gemi maliki alacaklıya sıfatiyle geminin paraya çevrilmesini istiyemez ve faiz alacakları için de gemi teminat teşkil etmez. 

            4. MÜRURUZAMAN: 
            Madde 929 - Gemi sicilinden haksız yere terkin edilmiş olan akdi ipoteklerle tescil edilmemiş bulunan kanuni ipotekler, alacaklının malike karşı haiz bulunduğu mutalebenin müruruzamana uğramasiyle düşerler. 

            5. DÜŞME KARARI: 
            a) ALACAKLININ BELLİ OLMAMASI HALİNDE: 
            Madde 930 - Alacaklının kim olduğu bilinmiyorsa; ipoteğe mütaallik olmak üzere gemi siciline yapılan son kayıttan itibaren on yıl geçtiği ve alacaklının hakkı bu müddet içinde malik tarafından Borçlar Kanununun 133 üncü maddesi gereğince müruruzamanı kesecek tarzda tanınmış olmadığı takdirde alacaklı ian yolu ile davet olunarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir.Vadeli alacaklarda bu müddet, vade gününün mürurundan önce cereyana başlamaz. 

            Düşme kararının verilmesiyle ipotek sona erer. 

            b) PARANIN TEVDİ HALİNDE: 
            Madde 931 - Malik, alacaklının alacağını tediye veya feshi ihbar hakkını haiz olur ve alacağın tutarı olan parayı, geri almak hakkından feragat etmek suretiyle, alacaklı namına tevdi ederse,  belli olmıyan alacaklı ilan yoliyle davet olunarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir. Faizler, ancak miktarı sicile geçirilmiş ise tevdi olunur; düşme kararının verilmesine takaddüm eden üç yıldan önceki zamana ait faizler tevdi edilmez. 

            Borçlar Kanununun tevdi hakkındaki hükümlerine göre daha önce hakkını istifa etmiş sayılmadıkça düşme kararının verilmesiyle borç ödenmiş addolunur. 

            Alacaklı daha önce tevdi yerine müracaat etmediği takdirde tevdi edilen meblağ üzerindeki hakkı düşme kararının verilmesinden itibaren on yıl geçmekle sukut eder. Bu halde tevdi eden kimse tevdi sırasında geri almak hakkından feragat etmiş olsa bile tevdi ettiği meblağı geri alabilir. 

            II - TERKİN ŞERHİ: 
            Madde 932 - Malik bir başkasına karşı, alacağın düşmesi halinde gemi ipoteğini de terkin ettirmeyi taahhüt ederse terkini istemek hakkının temini için gemi siciline şerh verilebilir. 

            III - GEMİNİN MALİKİ OLMIYAN BORÇLUNUN DURUMU: 
            1. HALEFİYET: 
            Madde 933 - Geminin maliki olmıyan borçlu, temin edilmiş olan borcu  ödemesi sebebiyle malike veya onun hukuki seleflerine rücu hakkını haiz olduğu nispette gemi ipoteği kendisine intikal eder. 

            Borçlu alacağın bir kısmını öderse, gemi ipoteğinin alacaklı uhdesinde kalan kısmı borçluya geçenden sıra itibariyle önce gelir. 

            Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı şahısta birleşmesi, alacağın ödenmesi hükmündedir. 

            2. BORÇTAN KURTULMA: 
            Madde 934 - Alacaklı ipotekten vazgeçmek veya diğer bir ipoteğe rüçhan hakkı tanınmak suretiyle borçluyu, yukarıki madde gereğince ipotekten hakkını almak imkanından mahrum bıraktığı nispette borçlu borcundan kurtulur. 

            3. VESİKALARI İSTEMEK HAKKI: 
            Madde 935 - Borçlu, ödeme neticesinde ipoteği iktisap eder veya aynı sebepten dolayı gemi sicilinin tashihinde menfaattar bulunursa alacaklıdan sicilin tashihi için lüzumlu vesikaları kendisine vermesini istiyebilir. 

            D) BİRLİKTE GEMİ İPOTEĞİNDE HALEFİYET: 
            I - MALİKİN HALEFİYETİ: 
            Madde 936 - Alacaklıya ödemede bulunan gemi maliki diğer ipotekli gemilerden birinin malikine veya onu hukuki seleflerine rücu hakkını haiz bulunduğu nispette o malikin gemisi üzerindeki ipoteğe sahip olur. 928 inci maddenin 2 nci fıkrası gereğince devam eden ipotekle işbu ipotek birlikte ipotek teşkil eder. 

            Kısmen ödeme halinde alacaklı üzerinde kalan ipotek yukarıki fıkra ile 928 inci maddenin 2 nci fıkrası gereğince malike intikal eden ipoteklerden sıra itibariyle önce gelir. 

            Alacağın malike devri veya alacaklı ve borçlu sıfatlarının maliki şahsında birleşmesi, alacağın maliki tarafından ödenmesi hükmündedir. 

            Alacaklının hakkını cebri icra yoliyle ipotekli gemilerden birinden alması halinde birinci fıkranın birinci cümlesi hükmü tatbik olunur. 

            II - BORÇLUNUN HALEFİYETİ: 
            Madde 937 - Birlikte gemi ipoteğinde borçlu 933 üncü maddedeki halde ipotekli gemilerden yalnız birinin malikine veya onun hukuki seleflerine rücu hakkını haiz olursa ancak bu gemi üzerindeki ipotek kendisine intikal eder; diğer gemiler üzerindekiler düşer. 

            E) HUSUSİ HALLER: 
            I - KIYMETLİ EVRAKA AİT İPOTEKLER 
            Madde 938 - Hamiline yazılı bir senetten mütevellit alacak hakkında gemi ipoteği tesisi için, malikin sicil memurluğuna beyanda bulunması ve sicile tescil kafidir. 

            Bir poliçeden veya hamiline yazılı bir senetten yahut ciro suretiyle devri kabil diğer bir senetten mütevellit alacak için gemi ipoteği tesis edilmişse, alacağın devri mezkur alacakların devri hakkındaki hükümlere tabidir. 

            Yukarıki fıkrada yazılı gemi ipoteklerinde alacaklı namına bir mümessil tayin olunabilir; bu mümessil, alacağı sonradan iktisap edenlerin leh ve aleyhine gemi ipoteği üzerinde muayyen tasarruflarda bulunabileceği gibi ipoteğin paraya çevrilmesi için yapılacak takibatta da alacaklıyı temsil eder. 

            II - YABANCI PARA ÜZERİNE İPOTEKLER: 
            Madde 939 - Yabancı para ile ödenecek olan borçlar için Maliye Vekaletinin izniyle yabancı para üzerine gemi ipoteği tesis olunabilir. 

            Bu iznin sicile geçirilmesi lazımdır. 

            III - SABİT KIYMETLİ İPOTEKLER 
            Madde 940 - Türk parasiyle ödenecek borçlarda ipotekli geminin karşılayacağı alacak ve tali borçların miktarı, altın veya yabancı para ölçüsü ile tayin olunabilir. 
  

BEŞİNCİ AYIRIM
İNŞA HALİNDEKİ GEMİLER ÜZERİNDE İPOTEK

            A) TESİSİ: 
            I - ŞARTLAR: 
            Madde 941 - Gemi ipoteği, tersanede inşa edilmekte olan gemi (Yapı) üzerinde de tesis olunabilir. 

            Omurgası vazolunarak gemi kızaktan inidirlinceye kadar görülebilecek bir yerin ad veya numara konmak suretiyle yapının açık ve daimi bir şekilde tefrik ve temyizi mümkün kılındığı andan itibaren ipotek tesisi caizdir. 

            On sekiz gros tonilatodan ufak yapılan üzerinde ipotek tesis olunamaz. 

            II - TATBİK OLUNACAK HÜKÜMLER: 
            Madde 942 - Yapı üzerine ipotek tesisi, inşa halindeki gemilere mahsus olan sicile kayıt suretiyle olur. 

            Bu ayırımın hususi hükümleri mahfuz kalmak şartiyle, yapı üzerindeki ipotek hakkında 875 inci madde ile 879 ila 940 ıncı maddeler hükümleri; ipotek, mahsus sicile tescil olunduktan sonra, 869, 872, 873, 874 ve 876 ncı maddeler hükümleri de tatbik olunur. 

            B) ŞÜMULÜ: 
            Madde 943 - Gemi ipoteği inşa halindeki gemiye, inşaatın her safhasında şamildir. Gemi ipoteği bundan başka 900 üncü maddede yazılı şeylerle, yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar müstesna, tersanede bulunup inşaatta kullanılacak olan ve bu bakımdan işaretlenmiş bulunan kısımlara da şamildir. 900 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü bu halde de tatbik olunur. 

            Gemi ipoteği, sigorta tazminatına ancak malikin yapıyı ayrıca sigorta ettirmiş olması halinde şamildir. 

            C) DERECESİ: 
            Madde 944 - Yapı üzerinde tesis olunan gemi ipoteği, inşaatı tamamlandıktan sonra eski derecesiyle gemi üzerinde kalır. 
  

ALTINCI AYIRIM
İNTİFA HAKKI

            Madde 945 - Gemi üzerindeki intifa hakkı, Medeni Kanunun gayrimenkuller üzerindeki intifa hakkı hükümlerine tabidir. 

            İntifa hakkiyle gemi ipotekleri arasındaki münasebetler Medeni Kanunun 784 üncü maddesi hükmüne tabidir. Aynı tarihle kaydedilmiş bulunan haklar aynı derecededirler. 895, 896 ve 929 uncu maddeler hükümleri burada da tatbik olunur. 
  

İKİNCİ FASIL
DONATAN VE DONATMA İŞTİRAKİ

            A) DONATAN: 
            1. TARİFİ: 
            Madde 946 - Donatan, gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibine denir. 

            Kendisinin olmıyan bir gemiyi kendi adına deniz ticaretinde bizzat veya kaptan marifetiyle kullanan kimse, üçüncü şahıslarla olan münasebetlerinde donatan sayılır. Malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatiyle bir talepte bulunan kimseyi, bu işletilme malike karşı haksız ve alacaklı da kötü niyet sahibi olmadıkça, hakkını istemekten menedemez. 

            II - MESULİYETİ: 
            1. GEMİ ADAMLARININ KUSURLARINDAN DOLAYI: 
            Madde 947 - Donatan, gemi adamlarından birinin vazifesini yaparken işlediği kusur neticesinde üçüncü şahıslara verdiği zararlardan dolayı mesuldür; şu kadar ki, donatanın yükle ilgili şahıslara karşı olan mesuliyeti, taşıyanın gemi adamlarının kusurundan doğan mesuliyeti derecesindedir. 

            2. MESULİYETİN MAHİYETİ: 
            a) MAHDUT AYNİ MESULİYET: 
            Madde 948 - Aşağıdaki hallerde donatan üçüncü şahsın alacağından dolayı ancak gemi ve navlun ile mesuldür: 

            1. Alacak; kaptanın hususi bir vekaletle değil sırf kaptan sıfatiyle haiz olduğu kanuni salahiyete istinaden yaptığı hukuki muamelelerden doğmuş ise; 

            2. Alacak; donatan tarafından akdedilmiş olup da ifası kaptana düşen bir mukavelenin yerine getirilmemesinden yahut noksan veya fena ifasından doğmuş ise; 

            3. Alacak; gemi adamlarından birinin kusurundan doğmuş ise. 

            İkinci bentte yazılı hallerde; mukavelenin ifa edilmemesinin yahut noksan veya fena ifa edilmesinin gemi adamlarından birinin kusurundan mütevellit olup olmadığına bakılmaz. 

            Birinci fıkranın 1 ve 2 numaralı bentlerinde yazılı hallerde; donatan mukavelenin ifasında bizzat kusurlu olur veya mukavelenin ifasını ayrıca tekeffül etmiş bulunursa birinci fıkranın hükmü tatbik olunmaz. 

            b) GAYRİMAHDUT MESULİYET: 
            Madde 949 - Donatan, gemi adamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden  doğan alacaklarından yalnız gemi ve navlun ile değil şahsan da mesuldür. 

            III - SALAHİYETLİ MAHKEME: 
            Madde 950 - Donatan aleyhine, bu sıfatla, her hangi bir alacaktan dolayı, şahsan veya yalnız gemi ve navlun ile mesul oluduğuna bakılmaksızın, geminin bağlama limanı mahkemesinde de dava açılabilir. 

            B) DONATMA İŞTİRAKİ: 
            I - TARİFİ: 
            Madde 951 - Birden ziyade şahsın müşterek mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi, aralarında yapmış oldukları akit gereğince, cümlesi nam ve hesabına deniz ticaretinde kullanmaları halinde donatma iştiraki mevcuttur. 

            İştirakin ticaret siciline kaydettirilmesi hakkında 155 ve 158 inci maddeler tatbik olunur. Şu kadar ki; 155 inci maddenin 2 ve 5 inci bentlerinin yerine geçmek üzere, ortaklığın donatma iştiraki olduğu ve müşterek donatanların gemi paylarının miktarları tescil olunur. 

            Geminin mülkiyetinin veya işletme hakkının bir ticaret şirketine ait olması halinde, donatma iştirakine mütaallik hükümler tatbik olunmaz. 

            II - TATBİK OLUNACAK HÜKÜMLER: 
            Madde 952 - Müşterek donatanlar arasındaki hukuki münasebet, aralarındaki mukavele hükümlerine tabidir. Akitte hüküm olmadıkça aşağıdaki maddeler tatbik olunur. 

            III - KARARLAR: 
            Madde 953 - Donatma iştirakinin işleri müşterek donatanların kararı ile görülür. Kararlar ekseriyetle verilir. Reyler müşterek donatanların gemideki  paylarının miktarına göre hesap olunur. Karar lehinde rey verenlerin, bütün payların, yarısından fazlasına sahip olmaları halinde karar için aranılan ekseriyet mevcut sayılır. 

            Donatma iştiraki mukavelesinin değiştirilmesine mütaallik veya bu mukavelenin hükümlerine aykırı yahut donatma iştirakinin maksadına yabancı bulunan kararlar için, müşterek dontanların hepsinin rey birliği lazımdır. 

            IV - GEMİ MÜDÜRÜ: 
            1. TAYİN VE AZİL: 
            Madde 954 - Donatma iştiraki işlerinin idaresi için ekseriyet kararı ile bir gemi müdürü tayin olunabilir. Tayin edilecek gemi müdürü müşterek donatanlardan değilse, rey birliği lazımdır. 

            Gemi müdürü her zaman ekseriyet karariyle azlolunabilir; şu kadar ki; mukavelesi gereğince ücret talebedebilir. 

            Gemi müdürünün tayin ve azli ticaret ve gemi sicillerine kaydolunur. 

            2. TEMSİL SALAHİYETİ: 
            a) ŞÜMULÜ: 
            Madde 955 - Donatma iştirakinin üçüncü şahıslara olan münasebetlerinde  gemi müdürü, bu sıfatla, donatma iştirakinin mütat işleri icaplarından olan bütün muameleleri ve hukuki tasarrufları yapmaya salahiyetlidir. Bu salahiyet; hususiyle geminin donatılmasına ve bakımına, taşıma mukavelelerinin yapılmasına, geminin, navlunun donatma masraflarının ve müşterek avaryadan doğan alacakların sigorta ettirilmesine ve işleri mütat seyri dolayısiyle dönen paraların kabzına da şamildir. 

            Gemi müdürü bu hudut dahilinde donatma iştirakini mahkemede de temsil eder. 

            Gemi müdürü kaptanı tayin ve azletmeye salahiyetlidir. Kaptan yalnız gemi müdürünün talimatına riayetle mükellef olup müşterek donatanlardan her hangi birinin vereceği talimata uymaya mecbur değildir. 

            Gemi müdürü ayrıca hususi bir vekaleti haiz olmadıkça, donatma iştiraki veya müşterek donatanlardan her hangi bir namına kambiyo taahhütlerine girmeye yahut ödünç para almaya, gemiyi veya gemi paylarını satmaya, rehnetmeye salahiyetli değidir. 

            b) HÜKÜMLERİ: 
            Madde 956 - Gemi müdürünün bu sıfatla ve kanuni salahiyeti içinde yapacağı hukuki bir muamele ile, donatma iştiraki üçüncü şahıslara karşı hak iktisap ve borç iltizam etmiş olur. Muamelede müşterek donatanların adlarının gösterilmiş olup olmamasının tesiri yoktur. 

            Gemi müdürünün yaptığı bir hukuki muamele ile donatma iştiraki borç iltizam ederse, müşterek donatanlar, muamale bizzat kendileri tarafından yapılmış gibi (Madde 948) mesul olurlar. 

            c) TAHDİDİ: 
            Madde 957 - Gemi müdürünün 955 inci maddede yazılı salahiyetlerinin  tahdidi donatma iştiraki tarafından, ancak muamelenin yapıldığı anda bu tahdidi bilen üçüncü şahsa karşı ileri sürülebilir. 

            3. İDARE HAKKI: 
            a) ŞÜMULÜ: 
            Madde 958 - Gemi müdürü, donatnma iştirakine karşı, salahiyetlerinin şümulü hususunda iştirakçe konan tahditlere riayetle mükelleftir. Kezalik kararlara göre hareket ve kararları ifa etmeye mecburdur. 

            Birinci fıkra hükmü mahfuz olmak üzere, gemi müdürünün iştirake karşı dahi salahiyetinin şümulü 955 inci madde hükmüne tabidir. Şu kadar ki; fevkalade tamirler yahut kaptanın tayin veya azli bahis mevzuu olduğu takdirde önceden donatma iştirakinin kararını alması lazımdır. 

            b) İHTİMAM DERECESİ: 
            Madde 959 - Gemi müdürü, donatma iştirakinin işlerini tedbirli bir donatan gibi özenerek yapmaya mecburdur. 

            4. HESAP İŞLERİ: 
            a) DEFTER TUTMA VE BİLGİ VERME MÜKELLEFİYETİ: 
            Madde 960 - Gemi müdürü, idare ettiği donatma iştiraki işlerine dair ayrı defter tutmak ve ispata yarar vesikaları saklamakla mükelleftir. Müdür, müşterek donatanlardan her birine talebi halinde, donatma iştirakine, hususiyle gemiye, yolculuğa ve geminin donatılmasına taalük eden bütün muameleler hakkında mal-mat vermeye ve donatma iştirakine ait defterleri, mektupları vesair kağıtları göstermeye her zaman mecburdur. 

            b) HESAP VERME MÜKELLEFİYETİ: 
            Madde 961 - Gemi müdürü her zaman, donatma iştirakinin kararı üzerine, iştirake hesap vermeye mecburdur. Gemi müdürürün veridği hesabın ekseriyet tarafından kabul edilmesi ve gördüğü işlerin tasvibolunması diğerlerinin itiraz haklarını düşürmez. 

            V - MÜŞTEREK DONATANLARIN KAR VE ZARARA İŞTİRAKİ: 
            1. MASRAFLARA İŞTİRAK: 
            a) ESAS: 
            Madde 962 - Müşterek donatanlardan herbiri, donatma iştiraki masraflarına, hususiyle geminin donatılması ve tamiri masraflarına, gemideki payları nispetinde iştirake mecburdur. 

            Müşterek donatanlardan biri kendine düşen masraf payını ödemekte temerrüde düşer ve bu para diğer müşterek donatanlar tarafından onun hesabına avans olarak verilirse, mütemerrit ortak avansların verildiği andan itibaren onlara temerrüt faizi ödemekle mükellef olur. Verilen avans neticesinde, müşterek donatanlar için mütemerridin gemi payı üzerinde sigortaya mevzu olabilecek bir menfaat doğar. Bu menfaatin sigorta ettirilmesi halinde, sigorta masraflarını temerrüde düşmüş olan ortak çeker. 

            b) BIRIKMA HAKKI: 
            Madde 963 - Yeni bir yolculuğa veya bir yolculuk sonunda gemiyi tamir etmeye yahut donatma iştirakinin yalnız gemi ve navlunla mesul olduğu bir alacağın ödenmesine karar verilirse karara iştirak etmiyen müşterek donatanlardan her biri, her hangi bir karşılık istemeksizin iştirak payını bırakmak suretiyle kararı yerine getirmek için gereken ödemelerde bulunmaktan kurtulabilir. 

            Bu hakkını kullanmak istiyen müşterek donatan; kararın verildiği tarihten, eğer karar verilirken kendisi veya temsilcisi hazır bulunmadı ise, kararın bildirilmesinden itibaren üç gün içinde noter marifetiyle müşterek donatanlara veya gemi müdürüne ihbarda bulunmaya mecburdur. 

            Bırakılan iştirak payı, öteki müşterek donatanlara iştirak payları nispetinde geçer. 

            2. KAR VE ZARARA İŞTİRAK: 
            Madde 964 - Kar ve zarar müşterek donatanlara gemideki paylarına göre dağıtılır. 

            Kar ve zararın hesabı ve karın dağıtılması takvim yılı sonunda yapılır. 

            VI - İŞTİRAK PAYININ TEMLİKİ VE TERHİNİ: 
            1. ŞARTLARI: 
            Madde 965 - Müşterek donatanlardan her biri iştirak payını dilediği anda ötekilerin muvafakati olmaksızın tamamen veya kısmen başkasına temlik  edebilir. Temlik için gemi siciline tescil şarttır. 

            İştirak payının temliki neticesinde gemi Türk Bayrağını çekme hakkını kaybedecekse, temlik yalnız bütün müşterek donatanların muvafakatiyle hüküm ifade eder. 

            İştirak payının temliki, gemi üzerindeki müşterek mülkiyet hissesinin temlik ve sicile tescili ile olur. 

            İştirak payının rehnedilmesi imzası noterce tasdikli bir mukavelenin yapılması ve rehnin gemi siciline tescili ile olur. Sadece gemi payının ipotek edilmesi hakkındaki hükümler mahfuzdur. 

            2. HÜKÜMLERİ: 
            Madde 966 - İştirak payını temlik eden müşterek donatan; iktisabedenle birlikte temliki diğer donatanlara veya gemi müdürüne bildirmedikçe, donatanlarla olan münasebetlerinde müşterek donatan sayılır ve bu ihbardan önce doğan bütün borçlardan dolayı diğer donatanlara karşı, müşterek donatan sıfatiyle mesul kalır. Bununla beraber iktisabeden dahi iktisap anından itibaren, diğer donatanlarla olan münasebetlerinde müşterek donatan sıfatiyle mesuldür. 

            Donatma iştiraki mukavelesi hükümleri, verilen kararlar ve girişilmiş muameleler, temlik edeni ne nispette bağlamakta idiyse iktisabedeni de o nispette bağlar. İktisabedenin tekeffül bakımından temlik edene karşı haiz olduğu hakları mahfuz kalmak şartiyle diğer donatanlar, temlik edenin, müşterek donatan sıfatiyle, temlik edilen payına mütaallik olmak üzere, uhdesine düşen bütün borçları, iktisabedene karşıda takas edebilirler. 

            Yukarki fıkra hükümleri, bir iştirak payının cebri icra yolu ile satılması halinde de tatbik olunur. 

            İştirak payı üzerinde tesis olunan rehin hakkında Medeni Kanunun teslimi meşrut şekilde rehne ait hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. 

            VII - DONATMA İŞTİRAKİNİN İNFİSAHI: 
            1. İNFİSAHI MUCİP OLMIYAN HUSUSLAR: 
            Madde 967 - Müşterek donatanların değişmesi iştirakin devamına tesir  etmez.Müşterek donatanlardan birinin ölümü veya iflası, donatma iştirakinin infisahını mucip olmaz. 

            Müşterek donatanlardan hiçbiri iştirakten çıkarılamaz. 

            2. İNFİSAH SEBEPLERİ: 
            Madde 968 - Donatma iştiraki ekseriyet karariyle fesholunabilir. Geminin temliki hakkındaki karar dahi bu hükümdedir. 

            Donatma iştirakinin feshi yahut geminin temliki kararlaştırılmışsa, gemi açık artırma ile satılır ve iştirak tasfiye olunur. Geminin tamir kabul etmez veya tamire değmez bir halde bulunduğu mahkeme karariyle tesbit olunmadıkça satış, ancak gemi bağlama limanında veya diğer bir Türk limanında bulunup da ifası ile mükellef bulunduğu bir navlun mukavelesiyle henüz bağlı bulunmadığı bir sırada yapılabilir. Müşterek donatanların hepsinin muvafakatiyle satış şekil ve şartları değiştirilebilir. 

            Satış şekil ve şartları veya tasfiye memuru tayini hususlarında müşterek donatanların uzlaşamamaları veya feshe mahkemece karar verilmiş olması halinde mahkeme gemiyi satmak ve iştiraki tasfiye etmek üzere bir tasfiye memuru tayin eder. Bu memurun hakları ve vazife ve mesuliyetleri hakkında kolektif şirket tasfiye memurlarına ait hükümler kıyas yoliyle tatbik olunur. 

            Ortaklardan her biri haklı sebebe dayanarak iştirakten çıkmasına, müsaade edilmesini bu mümkün olmadığı takdirde iştirakin feshini istiyebilir. Mahkeme haklı sebebi sabit görürse davacının iştirak payına bilirkişinin biçeceği değerin  diğer ortaklar tarafından ödenip bu payın devralınması için onlara uygun bir mehil verir. Dİğer ortakların davacının payını kendi iştirak payları nispetinde devralmaları asıldır. Verilen mehil içinde para ödenip pay devralınmadığı takdirde mahkeme iştirakin feshine kara verir. Ortağın durumunu, iştirakte kalması afaki iyiniyet esasları gereğince kendisinden beklenilemiyecek derecede ağırlaştırılmış olan hadiseler haklı sebep sayılır.Yalnız çıkmak istiyen ortağın şahsını ilgilendiren ve diğerlerinden biri için akde aykırı bir hareket teşkil etmiyen hadiseler haklı sebep olarak kabul edilemez. Bu fıkra hükümlerinin ortaklar aleyhine değiştirilmesi neticesini doğuran akit şartları hükümsüzdür. 

            Donatma iştiraki hakkında iflasın açılmasiyle de iştirak sona erer. 

            VIII - MÜŞTEREK DONATANLARIN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA KARŞI MESULİYETİ: 
            1. ŞÜMULÜ: 
            Madde 969 - Müşterek donatanlar, bu sıfatla, şahsan mesul oldukları hallerde, üçüncü şahıslara karşı ancak sahip bulundukları iştirak payları nispetinde mesuldürler. 
  
            İştirak payının temliki halinde, temlik ile 966 ncı maddede yazılı ihbar arasında geçen zaman içinde bu pay yüzünden doğmuş olan şahsi borçlardan dolayı temlik eden ve iktisabeden mesuldürler. 

            2. SALAHİYETLİ MAHKEME: 
            Madde 970 - Müşterek donatanlar aleyhine, bu sıfatla, her hangi bir alacaktan dolayı, müşterek donatanlardan biri veya bir üçüncü şahıs tarafından geminin bağlama limanı mahkemesinde dava açılabilir. 

            Davanın müşterek donatanlardan bir veya birkaçına karşı açılmış olması halinde de aynı hüküm tatbik olunur. 

            IX - YAPI ORTAKLIĞI: 
            Madde 971 - İki veya daha fazla kimsenin beraberce deniz ticaretinde kullanmak üzere müştereken bir gemi inşa ettirmek için birleşmeleri halinde 952, 953, 962, 967 nci maddelerle 969 uncu maddenin birinci fıkrası hükümleri ve geminin inşası tamamlanıp da tersane sahibi tarafından teslimi anından itibaren de fazla olarak 965, 966, 968 inci maddelerle 969 uncu maddenin 2 nci fıkrası hükümleri tatbik olunur. 962 nci madde hükmü inşaat masraflarına da şamildir. 

            Geminin inşaatı tamamlanmadan da bir gemi müdürü tayin edilebilir. Bu takdirde gemi müdürü, tayin edilir edilmez, ilerdeki donatma iştiraki işleri bakımından gemi müdürünün haiz olduğu hak ve vazifelere sahip olur. 
 

ÜÇÜNCÜ FASIL
KAPTAN

            A) MESULİYETİ: 
            I - İHTİMAM: 
            Madde 972 - Kaptan, bütün işlerinde hususiyle ifası kendine düşen mukavelelerin yerine getirilmesinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmeye mecburdur. İşlediği kusurlardan, hususiyle bu fasılla ilerdeki fasıllarda ve diğer kanunlarda yazılı vazifelerini yapmamasından doğacak zararlardan mesuldür. 

            II - KAPTANIN KENDİLERİNE KARŞI MESUL OLDUĞU KİMSELER: 
            Madde 973 - Kaptan, donatandan başka, taşıtana, yükletene, gönderilene, yolcuya, gemi adamlarına, alacağı 988 inci maddeye giren bir kredi muamelesinden doğan gemi alacaklısına, hususiyle deniz ödüncü verene karşı da mesuldür. 

            Donatanın emrine uymuş olması; kaptanı, yukarda sayılan diğer kimselere karşı olan mesuliyetinden kurtaramaz. Durumu bilerek böyle emir veren donatan da şahsan mesul olur. 

            B) VAZİFELERİ: 
            I - GEMİYİ YOLA ELVERİŞLİ HALDE KOYMA VAZİFELESİ: 
            1. YOLA ELVERİŞLİLİK: 
            Madde 974 - Kaptan; yola çıkmadan geminin 817 nci maddede yazılı bakımlardan denize ve yola elverişli olmasına ve gemiye, gemi adamlarına ve yüke ait vesikaların gemide bulunmasına dikkat etmeye mecburdur. 

            2. YÜKLEME VE BOŞALTMAYA ELVERİŞLİLİK: 
            Madde 975 - Kaptan; yükleme ve boşlatma aletlerinin maksada elverişli bir  halde bulunmasına ve istif işleri hususi istifçiler tarafından görülse bile, istifin denizcilikte cari olan usul ve örflere uygun bir tarzda yapılmasına dikkat etmeye mecburdur. 

            Kaptan; denizcilik örf ve usullerince geminin aşırı derecede yüklü olmamasına, lüzumlu safranın yerinde olmasına ve ambarların akit uyarınca taşınacak olan malların kabulüne, taşınmasına ve korunmasına elverişli ve tertibatlı bir halde bulunmasına dikkate mecburdur. 

            II - YABANCI MEVZUATA RİAYET VAZİFESİ: 
            Madde 976 - Kaptan; yabancı memlekette iken o memleketin mevzuatına, hususiyle polis ve gümrük nizamlarına riayetle ve bunlara aykırı hareketlerinden çıkan zararları tazmim ile mükelleftir. 

            Kezalik gemisine harb kaçağı olduğunu bildiği veya bilmesi lazımgelen malı yüklemesi yüzünden çıkan zararı da tanzim ile mükelleftir. 

            III - YOLA ÇIKMA VAZİFESİ: 
            Madde 977 - Gemi kalkmaya hazır olunca kaptan ilk elverişli fırsatta yola  çıkmaya mecburdur. 

            Kaptan, hastalık veya diğer bir sebepten dolayı gemiyi idare edemiyecek bir halde bulunsa dahi geminin kalkmasını veya yolculuğun devamını işi bozacak surete geciktiremez; bilakis halin icabına göre donatandan emir almak mümkünse, vakit geçirmeden donatana manileri bildirip emir gelinciye kadar lüzumlu tedbirleri almaya halin icabına göre bu mümkün değilse yerine başka kaptan koymaya mecburdur. Bu kaptanı seçmekte kusuru görülmedikçe kendine vekalet eden kaptanın fiillerinden dolayı mesul tutalamaz. 

            IV - GEMİDE HAZIR BULUNMA MÜKELLEFİYETİ: 
            Madde 978 - Yükleme başladıktan sonra boşaltma bitinceye kadar acil sebeplerolmadıkça kaptan, ikinci kaptanla birlikte aynı zamanda gemiden ayrılamazlar; acil bir sebeple kaptan ve ikinci kaptan gemiden ayrılmaya mecbur kalırlarsa kaptan, ayrılmadan önce zabitler ve tayfalar arasından işini başarabilecek birini vekil olarak yerine koymaya mecburdur. 

            Gemi emin olmıyan bir liman veya sahilde bulunduğu zaman, aynı hüküm yükleme başlamazdan önce ve boşaltma bittikten sonra dahi tatbik olunur. 

            Görünür bir tehlike halinde veya gemi denizde iken acil zaruret olmadıkça kaptan gemide hazır bulunmak mecburiyetindedir. 

            V - GEMİ MECLİSİ: 
            Madde 979 - Kaptan; tehlike karşısında gemi zabitleriyle müşavereye lüzum görse bile verilen kararla bağlı olmayıp alacağı tedbirlerden daima bizzat mesul olur. 

            VI - GEMİ JURNALI: 
            1. TUTMA MÜKELLEFİYETİ: 
            Madde 980 - Her gemide (Gemi jurnalı) denilen bir defter tutulur. Bu deftere her yolculukta yük veya safranın yüklenmesi başlandığı andan itibaren geçecek bellibaşlı hadiseler yazılır. 

            Gemi jurnalı kaptanın nezareti altında ikinci kaptan tarafından ve bunun mazereti halinde bizzat kaptan yahut nezareti altında olmak şartiyle münasip bir gemi adamı tarafından tutulur. 

            Bir liman içinde yolculuk eden küçük gemilerde jurnal tutmak mükellefiyeti yoktur. 

            2. MUHTEVASI: 
            Madde 981 - Gemi jurnalına günü gününe şunlar yazılır: 

            1. Hava ve rüzgarın hali; 

            2. Geminin takip ettiği rota ve katettiği mesafeler; 

            3. Geminin bulunduğu tul ve arz dairesi; 

            4. Sintinelerdeki su yüksekliği. 

            undan başka şunlar da jurnala yazılır: 

            1. İskandil edilen su derinliği; 

            2. Kılavuz alınması ve kılavuzun gemiye girdiği ve ayrıldığı saatler; 

            3. Gemi adamları arasındaki değişiklikler; 

            4. Gemi meclisince verilen kararlar; 

            5. Gemi veya yükünün uğradığı bütün kazalar ve bunların tafsilatı. 

            Gemide işlenen suçlar ve verilen disiplin cezalariyle gemideki doğum ve ölüm vakaları dahi jurnala yazılır. Nüfus Scil Kanununun hükümleri mahfuzdur. 

            Mani olmadıkça kayıtlar her gün yapılır. 

            Gemi jurnalı kaptan ve ikinci kaptan tarafından imzalanır. 

            VII - DENİZ RAPORU: 
            1. TESBİT ETTİRME MÜKELLEFİYETİ: 
            Madde 982 - Kaptan, yolculuk esnasında vukubulacak bütün kazaları, bunlar ister gemi veya yükün zıyaını yahut hasara uğramasını, ister geminin bir barınma limanına girmesini veyahut her hangi başka bir zararı intac etmiş olsun, gemi adamlarının tamamı yahut içlerinden bir kısmının iştirakiyle mahkemeye tesbit ettirmeye mecburdur. 

            Bu tesbit, vakit kaybetmeden, aşağıda yazılı yerlerde yaptırılır: 

            1. Varma limanında ve eğer varma limanı birden çok ise kazadan sonra 
varılacak ilk limanda; 

            2. Gemi tamir edildiği veya yük boşaldığı takdirde barınma limanında; 

            3. Yolculuk, geminin batması yüzünden veya diğer bir sebepten varma limanına ulaşmadan biter ise kaptanın veya ona vekalet eden kimsenin uğradığı ilk münasip yerde. 

            Kaptan ölür veya tesbit yaptıramıyacak bir halde bulunursa gemide kaptandan sonra en yüksek rütbeli zabit bunu yaptırmaya mezun ve mecburdur. 

            Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanun hükmü mahfuzdur. 

            2. TESBİT EDİLECEK HUSUSLAR: 
            Madde 983 - Yolculuğun önemli hadiseleri, hususiyle kazalar ve zararın önüne geçilmesi veya azaltılması için alınan tedbirler tam ve vazıh olarak mahkemece tesbit olunur. 

            3. MUHAKEME USULÜ: 
            Madde 984 - Tesbit için kaptan, bütün gemi adamlarının ad ve soyadlarını ihtiva eden bir cetvel ve gemi jurnaliyle birlikte 982 nci maddede yazılı yerdeki mahkemeye müracaat eder. 

            Müracaat üzerine mahkeme tesbit için mümkün olduğu kadar yakın bir gün tayin ve münasip bir tarzda ilan eder. Şu kadar ki, ilan mahzurlu bir gecikmeyi mucip olacaksa bundan vazgeçebilir. 

            Gemi veya yükle ilgili şahıslar ve kaza ile her hangi bir surette ilgili olanlar, bizzat mahkemede bulunabilecekleri gibi, bir vekil de bulundurabilirler. 

            Kaptan gemi jurnalına istinaden izahlarda bulunur. Gemi jurnalı mahkemeye getirilemiyorsa veya tutulması mecburi değilse bu hallerin sebepleri bildirilmelidir. 

            Hakim lüzum görürse gemi adamlarından gelmemiş olanları da dinliyebilir; işin iyi anlaşılması için kaptan ve diğer gemi adamlarına istediğini sorabilir. 

            Kaptan ve diğer gemi adamlarına doğru söylemeleri lüzumu ihtar olunur. 

            4. ZAPTIN ASLININ SAKLANMASI: 
            Madde 985 - Zaptın aslı mahkemede saklanır, ilgililerden istiyenlere tasdikli sureti verilir. 

            C) KANUNDAN DOĞAN TEMSİL SALAHİYETİ: 
            I - DONATANIN TEMSİLCİSİ SIFATİYLE: 
            1. ŞÜMULÜ: 
            a) GEMİ BAĞLAMA LİMANINDA BULUNDUĞU ZAMAN: 
            Madde 986 - Gemi henüz bağlama limanında bulunduğu sırada kaptanın yapmışolduğu hukuki muameleler donatanı ilzam etmez; meğer ki, kaptan ayrıca verilmiş hususi salahiyete istinaden hareket etmiş veya borç başka hususi bir kanuni sebepten ileri gelmiş olsun. 

            Kaptan bağlama limanında dahi olsa tayfa tutabilir. 

            b) GEMİ BAĞLAMA LİMANI DIŞINDA BULUNDUĞU ZAMAN: 
            Madde 987 - Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada kaptan bu sıfatla geminin donatılmasına, yakıt ve kumanyasına, gemi adamlarına, geminin iyi halde muhafaza edilmesine ve umumi olarak yolculuğun selametle icrasına mütaallik her türlü muamele ve tasarrufları üçüncü şahıslarla donatan namına yapmaya salahiyetlidir. 

            Taşıma mukaveleleri yapmak ve kendi vazifeleri çerçevesinde dahil hususlarda dava açmak da kaptanın salahiyetleri cümlesindendir. 

            2. HUSUSİ HALLER: 
            a) KREDİ MUAMELELERİ: 
            Madde 988 - Kaptan, ödünç para veya veresiye mal almaya ve bu gibi kredi muamelelerine girişmeye, ancak gemiyi muhafaza etmek veya yolculuğu yapmak için zaruret halinde ve bu zaruretle ölçülü derecede salahiyetlidir. Kaptan ancak yolculuğun icrası için zaruret halinde ve yalnız bu zaruretle ölçülü derecede deniz ödüncü alabilir. 

            Muamelenin muteber sayılması, paranın hakikaten sarf edilmiş olup olmamasına veya kaptanın seçtiği kredi şeklinde isabet bulunup bulunmamasına yahut kaptanın emrinde para mevcut olup olmamasına bağlı değildir; meğer ki, üçüncü şahıs kötü niyet sahibi olsun. 

            b) DONATANIN ŞAHSİ MESULİYETİNİ DOĞURAN MUAMELELER: 
            Madde 989 - Kaptanın muamelelerinden ve bilhassa kambiyo taahhütlerinden dolayı donatanın şahsan mesul tutulması kaptana donatan tarafından açık bir temsil salahiyeti vermiş olmasına bağlıdır (Madde 948, Fk. 1, Bent 1). Kaptan açıkça verilmiş bir temsil salahiyetini haiz olmadıkça, donatan tarafından onun hareket tarzına ait talimatlar veya işe ait emirler verilmiş olması kaptanın yapmış olduğu muamelelerden dolayı üçüncü şahıslara karşı donatanın şahsan mesul tutulmasına sebep teşkil etmez. 

            c) GEMİ SATIŞI: 
            Madde 990 - Geminin bulunduğu yerin mahkemesi bilirkişi dinliyerek ve varsa Türk Konsolosunun mütalaasını alarak satışta kati zaruret bulunduğuna karar vermedikçe kaptan gemiyi satamaz. 

            Geminin bulunduğu yerde mahkeme veya tahkikat yapabilecek başka bir makam yoksa kaptan hareketini haklı gösterecek bilirkişi raporu almak, bunu da imkan yoksa başka deliller toplamak mecburiyetindedir. 

            Satış açık artırma ile yapılır. 

            3. TEMSİL SALAHİYETİNİN TAHDİDİ: 
            Madde 991 - Kaptanın kanundan doğan temsil salahiyetlerini tahdit etmiş olan donatan, kaptanın tahditlere riayetsizliğini yalnız bunları bilen kimselere karşı ileri sürebilir. 

            4. KAPTANIN VERDİĞİ AVANSLAR: 
            Madde 992 - Vekaleti olmadan donatan hesabına kendi parasından avans veren veya şahsan borçlanan kaptan donatandan tazminat isterken üçüncü şahıs 
hükmündedir. 

            5. HÜKÜMLERİ: 
            a) ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA KARŞI: 
            Madde 993 - Kaptanın bu sıfatla ve kanuni salahiyetleri çerçevesi içinde, donatan adına hareket ettiğini bildirerek veya bildirmiyerek, yaptığı hukuki muamelelerle donatan üçüncü kişilere karşı hak iktisap eylediği gibi gemi ve navlun ile mesul de olur. 

            İfasını tekeffül etmedikçe veya kanuni salahiyetleri çerçevesini aşmadıkça kaptan bu gibi muamelelerden şahsan mesul olmaz; şu kadar ki; kaptanın 972 ve 973 üncü maddelerde yazılı mesuliyetleri mahfuzdur. 

            b) DONATANA KARŞI:  
            Madde 994 - Kaptanın salahiyetleri donatan tarafından tahdit edilmiş olmadıkça kaptanın haiz olduğu salahiyetleri şümulüne mütaallik 986 - 990 ıncı maddeler hükümleri kaptanın donatan ile olan münasebetlerinde de tatbik olunur. 

            Kaptan; geminin durumundan, yolculuk hadiselerinden, yaptığı sözleşmelerden, açılan davalardan donatana muntazam bir tarzda haber vermekle mükellef olduğu gibi hal ve zaman elverdikçe bütün önemli işlerde ve hususiyle 988 ve 990 ıncı maddelerde yazılı hallerde, yolculuğun değiştirilmesi veya kesilmesi zaruretinde ve fevkalade tamirler veya alımlarda donatandan talimat istemiye mecburdur. 

            Kaptan fevkalade tamirleri ve alımları, elinde donatana ait kafi para bulunsa bile, ancak zaruret halinde yapabilir. 

            Kaptan; bir ihtiyacı giderecek parayı deniz ödüncü almadan veya vazgeçilebilecek gemi teferruatı ve kumanyasını satmadan elde edemiyeceği hallerde, donatana en az zarar verecek tedbirleri almakla mükelleftir. 

            Kaptan geminin bağlama limanına dönüşünde ve her isteyişinde donatana hesap 
vermeye mecburdur. 

            II - YÜKLE İGİLİ OLANLARIN TEMSİLCİSİ SIFATİYLE:  
            1. UMUMİ OLARAK:  
            Madde 995 - Yükle ilgili olanların menfaatlerini korumak için kaptan yolculuğun devamında mümkün olduğu kadar yüke bakmakla mükelleftir. 

            Bir zıyaın önüne geçilmesi veya azaltılması için hususi tedbirler alınmaya lüzum görüldüğünde kaptan, yükle ilgili olanların temsilcisi sıfatiyle menfaatlerini korumaya ve kabil oldukça talimatlarını alarak mümkün mertebe tatbika mecburdur; bunlara imkan bulunmazsa kaptan takdirine göre hareket eder ve umumi olarak yükle ilgili olanlara hadiselerden ve alınan tedbirlerden gecikmeksizin haber verir. 

            Bu gibi hallerde kaptan, yükü tamamen veya kısmen boşaltmaya ve yükün bozulmasından veya sair sebeplerden ileri gelebilecek büyük bir zararın başka surette önüne geçilemiyeceği hallerde, satmaya yahut yükün muhafazası ve daha ileri götürülmesi için lüzumlu paraları elde etmek maksadiyle deniz ödüncü almaya ve yük alıkonmuş veya müsadere edilmiş yahut başka bir suretle elinden çıkmışsa onu geri almak için adli ve idari makamlara veya fertlere karşı her türlü taleplerde bulunmaya ve her türlü davaları açmaya dahi salahiyetlidir. 

            2. HUSUSİ HALLER:  
            a) YOLCULUĞUN DEVAMINA ENGEL OLAN HAL:  
            Madde 996 - Yolculuğun ilk rotadan devamına umulmıyan bir hal mani olursa kaptan, halin icabına ve imkan nispetinde tatbikına mecbur olduğu talimata göre yolculuğa ya başka bir rotada devam etmeye yahut bunu kısa veya uzun bir müddet için kesmeye veyahut kalkma limanına dönmeye salahiyetlidir. 

            Taşıma mukavelesinin hükümden düşmesi halinde kaptan 1086 ncı madde gereğince muamele yapar. 

            b) YÜKLE İLGİLİ OLANLARIN ŞAHSİ MESULİYETİNİ DOĞURAN MUAMELELER:  
            Madde 997 - Kaptan, yükle ilgili olanların şahsi mesuliyetlerini doğuracak muameleleri 995 inci maddedeki hallerde bile, ancak hususi bir salahiyetle yapabilir. 

            3. YÜK ÜZERİNDE TASARRUFLAR:  
            a) UMUMİ OLARAK:  
            Madde 998 - Kaptan, 995 inci maddede yazılı hallerden başkasından yolculuğun devamı için zaruri olmadıkça yükü karşılık göstererek deniz ödüncü almaya yahut yükün bir kısmını satmaya yahut başka suretle yük üzerinde tasarrufta bulunmaya salahiyetli değildir. 

            b) MÜŞTEREK AVARYA HALİNDE:  
            Madde 999 - Para ihtiyacı müşterek avaryadan ileri gelmiş olup da kaptan bunu gidermek için çeşitli tedbirler karşısında bulunursa bunlardan ilgilere en az zarar verecek olanı seçmeye mecburdur. 

            c) MÜŞTEREK AVARYA OLMIYAN HALLERDE:  
            Madde 1000 - Müşterek avarya yoksa kaptan, yükü karşılık göstererek deniz ödüncü almaya yahut bir kısmı üzerinde satış veya başka suretle tasarruf etmeye ancak para ihtiyacının başka suretle giderilememesi veya diğer tedbirin alınmasının donatan için fahiş bir zararı mucip olması halinde salahiyetlidir. 

            Kaptan bu hallerde bile 1160 ıncı maddenin 1 inci fıkrası gereğince yükü ancak gemi ve navlunu ile birlikte karşılık göstererek deniz ödüncü alabilir. 

            Deniz ödüncü donatan için fahiş bir zararı mucip olmadıkça kaptan, satış yerine deniz ödüncü almak yoluna gider. 

            d) MÜŞTEREK HÜKÜM:  
            Madde 1001 - Yukarıki maddede yazılı hallerde yük karşılık gösterilerek deniz ödüncü alınması yahut yükün bir kısmı üzerinde satış veya başka bir suretle tasarruf edilmesi, 988 inci madde ile 1235 inci maddenin 6 ncı bendi hükümlerine uygun ve donatan hesabına yapılmış bir kredi muamelesi sayılır. 

            Donatanın vereceği tazminat hakkında 1112 nci madde hüküm tatbik olunur. Mallar üzerinde satış suretiyle yapılan tasarruf halinde safi satış tutarı 1112 nci maddede yazılı değeri geçerse onun yerine safi satış tutarı kaim olur. 

            4. MUAMELELERİN MUTEBER SAYILMASI:  
            Madde 1002 - Kaptanın, 995, 998, 999 ve 1000 inci maddeler gereğince yaptığı hukuki muamelelerin muteber sayılması için 988 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü tatbik olunur. 

            D) ŞAHSİ MUAMELELERİ:  
            I - NAVLUNDAN BAŞKA ALINAN PARANIN TESLİM MECBURİYETİ:  
            Madde 1003 - Kaptan; taşıtandan, yükletenden veya gönderilenden ikramiye, bahşiş, pey ve saire mükafat ve tazminat gibi her ne nam ile olursa olsun navlundan başka aldığı bütün paraları da donatanın matlubuna kaydetmeye mecbburdur. 

            II - KENDİ HESABINA GEMİYE EŞYA YÜKLEME YASAĞI:  
            Madde 1004 - Kaptan, donatanın muvafakati olmaksızın kendi hesabına eşya yükletemez. Bu yasağa aykırı hareket ederse donatanın bu yüzden uğramış olduğu daha fazla zararı tazmin ettirmek hakkı mahfuz kalmak şartiyle, bu gibi yolculuklarda mümasil eşya için, yükleme yerinde ve zamanında verilmesi mütat olan navlunun en yükseğini vermeye mecburdur. 

            E) HİZMET SÖZLEŞMESİNİN SONU:  
            I - YOL VERME:  
            1. UMUMİ OLARAK:  
            Madde 1005 - Aksi kararlaştırılmış olsa bile donatan tarafından kaptana her zaman yol verilebilir. Kaptanın tazminat hakları mahfuzdur. 

            2. TAZMİNAT HAKLARI:  
            a) ŞAHSİ EHLİYETSİZLİK:  
            Madde 1006 - İşe yaramadığından veya vazifesini yapamadığından dolayı kaptana yol verilmişse, kararlaştırılmış olan diğer bütün menfaatler de dahil olduğu halde işten çıkarıldığı güne kadar hak etmiş olduğu ücretler kendisine verilir. 

            b) MÜCBİR SEBEPLER VE OLAĞANÜSTÜ HALLER:  
            Madde 1007 - Muayyen bir yolculuk için hizmete alınmış olan kaptan; harb, ambargo, abluka, ithalat veya ihracat yasağı yahut gemi veya yüke mütaallik umulmıyan başka bir hal yüzünden yolculuğa başalanamamasından veya başlanmış iken devam edilememesinden dolayı vazifesinden çıkarılmışsa, kararlaştırılmış olan diğer bütün menfaatler de dahil olduğu halde çıkarıldığı güne kadar hak etmiş olduğu ücreti alır. Muayyen olmıyan bir müddet için hizmete alınıp muayyen bir yolculuğa başladıktan sonra yukardaki sebeplerden dolayı yol verilmiş kaptan hakkında da aynı hüküm tatbik olunur. 

            Bu hallerde kaptana yol verilmesi yolculuk sırasında olmuşsa kaptan ayrıca hizmete alındığı limana parasız götürülmesini veya bunun tutarı olan tazminatın verilmesini istiyebilir. 

            Bu kanuna göre parasız seyahat hakkı, yolculuktaki geçim masraflariyle kaptanın zati eşyasının taşınmasına da şamildir. 

            e) DİĞER HALLERDE:  
            Madde 1008 - Muayyen olmıyan müddet için hizmete alınıp da muayyen bir yolculuğa başladıktan sonra 1006 ncı ve 1007 nci maddelerde yazılı sebeplerden başka bir sebeple işten çıkarılan kaptan, 1007 nci madde hükmü gereğince alacağı paralardan başka Avrupa limanında çıkarılmışsa iki ve Avrupa dışı bir limanda çıkarılmışsa dört aylık ücretini de tazminat olarak alır.  Ancak, alacağı tazminat yolculuğu bitirmesi halinde hak edeceği miktarı geçemez. 

            d) GÖTÜRÜ ÜCRETE GÖRE TAZMİNATIN TAYİNİ:  
            Madde 1009 - Ücret zaman itibariyle olmayıp da bütün yolculuk için götürü olarak tesbit edilmişse 1006, 1007 ve 1008 inci maddelerdeki hallerde kaptana verilecek ücret miktarı, yaptığı hizmete ve eğer yola çıkmışsa geçirdiği yolculuk safhasının bütün yolculuk derecesine olan nispetine göre tayin olunur. 

            1008 inci maddede yazılı iki veya dört aylık miktarındaki tazminatın hesabında; yolculuğun vasati devam müddeti esas tutulur. 

            Bu müddetin tayininde, yükleme ve boşaltma için gerekli zaman ile geminin durumu ve vasfı gözönününde tutulur. 

            e) DÖNÜŞ YOLCULUĞU:  
            Madde 1010 - Gidiş geliş veya muayyen olmıyan bir zaman için hizmete alınankaptan, dönüş yolculuğu geminin bağlama limanında bitmezse, hizmete alındığı limana kadar parasız götürülmesini ve ayrıca tam ücret veya bunun tutarı tazminatın verilmesini istiyebilir. 

            3. ÇEKİLME:  
            Madde 1011 - Muayyen olmıyan bir zaman için hizmete alınan kaptan; bir yolculuğa başlamış olduğu takdirde geminin bağlama limanına veya başka bir Türk limanına dönüp boşaltılmasına kadar vazifesine devam etmeye mecburdur. 

            Bununla beraber kaptan, çekilme ihbarı zamanında gemi bir Avrupa limanında veya Avrupa dışı bir limanda bulunduğuna göre, ilk çıkıştan itibaren iki veya üç yıl geçtikten sonra hizmetten çekilmesine müsaade istiyebilir. Böyle bir halde kaptan, yerine başkasının konulması için donatana münasip müddet bırakmak ve bu müddet içinde işine devam ve her halde başladığı yolculuğu bitirmek mecburiyetindedir. 

            Donatan çekilme haberini alır almaz geminin dönmesini emrederse, kaptan, gemiyi geri getirmekle mükelleftir. 

            4. MÜŞTEREK DONATAN OLAN KAPTAN:  
            Madde 1012 - Kaptan müşterek donatanlardan biri ise kendi istemeden yol verildiğinde müşterek donatanlarla yaptığı sözleşme gereğince iştirakte donatan sıfatiyle haiz payın, diğer donatanlar tarafından, bilirkişilerce takdir edilecek değeri ile satınalınmasını istiyebilir. Kaptan muhik bir sebep olmadan bu hakkını istemekte gecikirse hakkı düşer. 

            II - HASTALIK:  
            Madde 1013 - Kaptan; hizmete girdikten sonra hastalık veya yaralanma dolayısiyle tedaviye muhtaç olur veya çalışamıyacak bir hale gelirse; gemi üzerinde veya vazifenin icabettirdiği yolculukta bulunduğu müddetçe donatan geçim ve bakım masraflarını vermekle mükelleftir. Eğer kaptan yabancı memlekette işe girmiş ve hastalık veya yaralanma hizmete girmeden evvel olmuş ve kaptan hastalıktan veya yaralanmadan dolayı yolculuğa başlamamış ise donatan yukarda yazılı masrafları vermekle mükellef değildir. 

            Bakım hastanın bakılması ve tedaviye şamildir. Tedaviye hekime gösterme ve gemide bulunması mecburi olan veya bir limanda durulduğu esnada tedarik edilmesi kabil olan ilaç ve mütat tedavi vasıtalariyle bakım da dahildir. 

            Donatan, yabancı memlekette kaptanın bakım ve tedavisini bir hastanede temin edebilir. 

            Hastalıktan veya yaralanmadan dolayı yabancı memlekette kalmış olan kaptan, kendisinin ve hekimin veya deniz işleriyle uğraşan dairenin muvafakati ile bir Türk limanına gönderilebilir. Eğer kaptan muvafakatini bildirmiyecek halde olur veya haklı sebep olmaksızın rıza göstermezse bir hekim dinlendikten sonra kaptanın bulunduğu yerdeki deniz işleriyle uğraşan daire izin verebilir. 

            Teklif edilen tedaviyi veya bir hastanede bakılmayı haklı bir sebep olmaksızın kabul etmekten kaçınan kaptan bu kaçınma müddetince parasız bakılmak hakkını kaybeder. Bu müddet geçim ve bakım için muayyen zamana dahil olur. 

            Kaptan gemiyi Türk limanlarından birine bırakınca geçim ve bakım mükellefiyeti sona erer. Şu kadar ki, hastanın kendi haline bırakılması tehlikeli ise bakıma devam olunmak lazımdır. 

            Kaptan hastalıktan veya yaralanmadan dolayı yabancı bir memlekette gemiyi bırakmaya mecbur kalmış ise, donatan, gemi bırakıldıktan sonraki zaman için de geçim ve bakıma borçludur.Geçim ve bakım mükellefiyeti geminin bırakılmasından itibaren 26 haftanın geçmesiyle sona erer. Şayet kaptan daha evvel memlekete iade edilir veya kendisi avdet ederse bu müddet daha evvel de sona erebilir. 

            Geçim ve bakım mükellefiyetinden dolayı kaptan ile donatan arasında çıkan ihtilaf en evvel salahiyetli deniz işleri memurluğu tarafından muvakkaten karara bağlanır. Karar, ihtiyati tedbir kararı gibi icra olunur. 

            Eğer kaptan gemi ile memleketi limanına veya hizmet sözleşmesinin yapıldığı limana dönmezse parasız götürülmek veya muvafık bir tazminat istemek hakkını da haiz olur. 

            Hastalanan veya yaralanan kaptan, yola çıkmamışsa hizmetin tatiline kadar, yola çıkmışsa gemiden ayrıldığı güne kadar meşrut olan diğer bütün menfaatler de dahil olmak üzere ücret alır. Bir hastanede ikamet sırasında ücret alacağına halel gelmez. 

            Bundan başka kaptan geminin müdafaası sırasında bir zarara uğrarsa minasip ve lüzumu halinde hakim tarafından tayin edilecek bir ikramiye istiyebilir. 

            Hastalığa veya yaralanmaya, cezayı mucip bir fiili ile sebebiyet veren veya hizmeti haksız surette bırakan kaptan hakkında yukarıki hükümler tatbik olunmaz. 

            III - ÖLÜM:  
            Madde 1014 - Kaptan hizmete alındıktan sonra ölürse, öldüğü güne kadar olanücretini ve kararlaştırılmış diğer bütün menfaatlerini donatanın, ödemesi lazımdır. Kaptan, yolculuk başladıktan sonra ölürse, donatan cenaze masraflarını da verir. 

            Kaptan gemiyi müdafaa ederken ölürse, donatan fazla olarak münasip bir ikramiye de vermekle mükelleftir. 

            IV - GEMİNİN ZIYAI VE DENİZ İŞ HUKUKİYLE BU FASIL HÜKÜMLERİ ARASINDAKİ MÜNASEBET:  
            Madde 1015 - Gemi zayi olsa bile kaptan, deniz raporunu tesbit ettirmeye ve icabettiği müddetçe donatanın menfaatlerini korumaya mecburdur. Kaptan bu müddete ait ücret ve geçim masraflarından başka 1007 nci madde gereğince parasız götürülmesini ve bunun tutarı olan tazminatı istiyebilir. 

            Deniz İş Kanununa tabi olan bir gemide çalışan kaptanın belli bir hukuki hadiseden doğan hakları, Deniz İş Kanuniyle bu kanundan hangisinin hükümleri kaptanın daha lehine ise, o kanuna tabi olur. 

            Kaptanın donatana karşı hastalık ve kaza sebebiyle bu kanundan doğan hakları, onun hastalanması ve kazaya uğrması hallerinde, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça, içtimai sigorta kanunları uyarınca kendisine fiilen sağlanmış bulunan menfaatler nispetinde düşer. 
 

DÖRDÜNCÜ FASIL 
DENİZ TİCARET MUKAVELELERİ 
 
BİRİNCİ KISIM 
EŞYA TAŞIMA (NAVLUN) MUKAVELELERİ 
 
BİRİNCİ AYIRIM 
UMUMİ HÜKÜMLER 

            A) MUKAVELE NEVİLERİ:  
            Madde 1016 - Navlun mukavelesiyle taşıyan, navlun karşılığında: 

            1. Geminin tamamını veya bir cüzünü yahut muayyen bir yerini taşıtana tahsis ederek eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna "Çarter Mukavelesi"; 

            2. Parça mal olan muayyen eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna da "Kırkambar Mukavelesi" denir. 

            Bu kısımdaki hükümler posta idaresinin denizde eşya taşımalarına tatbik olunmaz. 

            B) ÇARTER PARTİ:  
            Madde 1017 - Çarter mukavelesi yapıldığında taraflardan her biri, masrafını çekmek şartiyle, kendisine mukavele şartlarını ihtiva eden bir çarter parti verilmesini istiyebilir. 

            C) KAMARALAR:  
            Madde 1018 - Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kamaralar hariç tutulmuş sayılır; bununla beraber taşıtanın muvafakati olmaksızın kamaralara eşya yükletilemez. 

            D) TAŞIYANIN; GEMİNİN DENİZE, YOLA VE YÜKE ELVERİŞLİ OLMAMASINDAN DOLAYI MESULİYET:  
            Madde 1019 - Her nevi navlun mukavelesinde taşıyan, geminin denize ve yola elverişli bir halde bulunmasını (Madde 817) ve soğutma tesisatı da dahil olmak üzere ambarların yüke kabule, taşımaya ve muhafazaya elverişli bir halde bulunmasını (Yüke elverişliliğini) temin etmekle mükelleftir. 

            Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli olmamasından doğan zararlardan mesuldür; meğer ki; tedbirli bir taşıyanın sarf etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimam gösterilmekle beraber eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkan bulunmamış olsun. 
 

İKİNCİ AYIRIM 
YÜKLEME VE BOŞALTMA 

            A) YÜKLEME:  
            I - YÜKLEME YERİ:  
            Madde 1020 - Kaptan yükü almak için gemiyi taşıtanın ve gemi birden çok kimselere tahsis edilmiş ise hepsinin gösterecekleri yere demirler. 

            Yer, zamanında gösterilmemiş veya bütün taşıtanlar yer göstermekte birleşmemiş bulunur veyahut suyun derinliği, geminin selameti, mahalli nizamlar veya tesisler, verilen talimata göre hareket etmeye mani olursa kaptan mütat yükleme yerine demirler. 

            II - YÜKLEME MASRAFLARI:  
            Madde 1021 - Mukavele, yükleme limanı nizamları ve bunlar yoksa mahalli teamüller ile aksi tayin edilmiş olmadıkça, eşyanın gemiye kadar taşıma masrafı taşıtana, yükleme masrafı ise taşıyana aittir. 

            III - YÜKLENECEK EŞYA:  
            1. KARARLAŞTIRILANLARDAN BAŞKA EŞYA:  
            Madde 1022 - Kararlaştırılan eşya yerine aynı varma limanı için taşıtan tarafından gemiye başka eşya yükletilmek istenilirse taşıyan, bu yüzden durumu güçleşmedikçe bunu kabul ile mükelleftir. 

            Mukavelede eşya yalnız nev'i ve cinsi ile tayin edilmiş olmayıp da ferden tayin edilmiş ise bu hüküm tatbik olunmaz. 

            2. BİLDİRME MECBURİYETİ:  
            a) EŞYANIN ÖLÇÜ, SAYI, TARTI VE MARKALARI HAKKINDA:  
            Madde 1023 - Taşıtan ile yükleten, eşyanın ölçü, sayı ve tartısı ile markaları hakkında taşıyana karşı doğru beyanda bulunmakla mükelleftirler. Bunlardan her biri beyanlarının doğru olmaması yüzünden ileri gelen zarardan taşıyana karşı mesuldür; 973 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı diğer şahıslara karşı ise ancak kusuru halinde mesuldür. 

            Taşıyanın navlun mukavelesi gereğince taşıtan ve yükletenden başka kimselere karşı olan mükellefiyetleri mahfuzdur. 

            b) EŞYANIN CİNS VE MAHİYETİ HAKKINDA:  
            Madde 1024 - Eşyanın cins ve mahiyeti hakkında yanlış beyanlarda bulunan taşıtan veya yükleten, kusuru varsa taşıyana ve 973 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı diğer şahıslara karşı beyanlarının doğru olmamasından doğacak zararlardan mesuldürler. 

            Bu kimseler, harb kaçağı veya ihracı, ithali veya transit olarak geçirilmesi yasak olan eşyayı yükler yahut yükleme sırasında kanun hükümlerine ve hususiyle zabıta, vergi ve gümrük kanunlarına aykırı hareket ederler ve bu fiillerinde kusurları bulunursa aynı hüküm tatbik olunur. 
  
            Kaptanın muvafakatiyle hareket etmiş olmaları taşıtan ve yükleteni diğer şahıslara karşı olan mesuliyetten kurtaramaz. 

            Bunlar eşyanın müsadere edilmiş olduğunu ileri sürerek navlunu ödemekten imtina edemezler. 

            Eşya, gemiyi veya diğer malları tehlikeye sokarsa, kaptan, bunu karaya çıkarmaya veya acil hallerde denize atmaya salahiyetlidir. 

            c) GİZLİCE YÜKLENEN EŞYA:  
            Madde 1025 - Kaptanın bilgisi olmaksızın gemiye eşya getiren kimse de 1024 üncü maddeye göre bu yüzden doğacak zararı tazmin etmekle mükelleftir. Kaptan bu gibi eşyayı tekrar karaya çıkarmaya ve gemiyi veya diğer yükü tehlikeye düşürürse icabında denize atmaya salahiyetlidir. Kaptan eşyayı gemide alıkorsa bunlar için yükleme yerinde ve yükleme sırasında bu gibi yolculuk ve eşya için alınan en yüksek navlunun ödenmesi lazımdır. 

            d) TEHLİKELİ EŞYA:  
            Madde 1026 - Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanunun 12 nci maddesinin A - F bentlerinde yazılı olan tehlikeli eşya kaptanın bunlardan veya bunların tehlikeli vasıf veya mahiyetlerinden bilgisi olmaksızın gemiye getirilirse, taşıtan veya yükleten, kendilerine bir kusur isnat edilmese dahi 1024 üncü maddeye göre mesul olur. Bu halde kaptan eşyayı her zaman ve her hangi bir yerde gemiden çıkarmaya, imha etmeye veya başka surete zararsız hale sokmaya salahiyetlidir. 

            Kaptan eşyanın tehlikeli vasıf ve mahiyetini bildiği halde, yüklemeye muvafakat etmiş olursa eşya gemiyi veya diğer yükü tehlikeye soktuğu halde aynı şekilde hareket etmeye salahiyetlidir. Bu halde de taşıyan veya kaptan, zararı tazmine mecbur değildirler. Müşterek avarya halinde zararın paylaşılmasına dair olan hükümler mahfuzdur. 

            3. BİLGİ:  
            Madde 1027 - Taşıyanın veya acentasının bilgisi 1024, 1025 ve 1026 maddelerdeki hallerde kaptanın bilgisi hükmündedir. 

            IV - KARARLAŞTIRILMIŞ OLAN GEMİ:  
            Madde 1028 - Taşıyan, taşıtanın muvafakatini almadan eşyayı başka gemiye yükliyemez, yüklerse bundan doğacak zarardan mesul olur; meğer ki, eşyanın kararlaştırılan gemiye yükletilmiş olması halinde dahi zararın vukuu muhakkak ve zarar taşıtana ait ola. 

            Tehlike halinde ve yolculuk başladıktan sonra yapılacak aktarmalar hakkında birinci fıkra hükmü tatbik olunmaz. 

            V - GÜVERTEYE KONACAK EŞYA:  
            Madde 1029 - Yükletenin muvafakati olmadıkça eşya güverteye konamıyacağı gibi küpeşteye de asılamaz. 

            VI - YÜKLEME MÜDDETİ:  
            1. UMUMİ OLARAK:  
            Madde 1030 - Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kaptan, gemi yükü alacak hale gelir gelmez bunu taşıtana bildirir. 

            Yükleme müddeti ihbarın ertesi gününden itibaren işlemeye başlar. 

            Kararlaştırılmışsa taşıyan, eşyanın yükletilmesi için "yükleme müddeti" nden fazla beklemeye mecburdur. Bu fazla müddete "Sürastarya" müddeti denir. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça yükleme müddeti için ayrıca bir para istenemez. Fakat taşıtan sürastarya müddeti için taşıyana sürastarya ücreti ödemekle mükelleftir. 

            2. MÜDDETİN DEVAMI:  
            Madde 1031 - Yükleme müddeti mukavele ile tesbit edilmemiş ise yükleme limanının nizamlarına ve yoksa oradaki teamüle göre tayin olunur; böyle bir teamül de yoksa yükleme müddeti halin icaplarına uygun bir müddettir. 

            Mukavelede sürastaryadan veya sadece sürastarya ücretinden bahsedilip de sürastarya müddeti tayin edilmemiş ise, bu müddet yükleme müddetinin yarısından ibarettir. 

            3. SÜRASTARYA MÜDDETİNİN BAŞLANGICI:  
            Madde 1032 - Yüklemenin ne kadar süreceği veya hangi gün biteceği mukavele ile tayin edilmiş ise sürastarya müddeti yükleme müddetinin bitmesiyle başlar. 

            Mukavelede böyle bir hüküm yoksa taşıyan, yükleme müddetinin bitmiş olduğunu taşıtana bildirmedikçe sürastarya müddeti işlemeye başlamaz. Taşıyan yükleme müddeti içinde bile, hangi gün bu müddeti bitmiş sayacağını taşıtana bildirebilir; bu halde yükleme müddetinin bitmesi ve sürastaryanın başlaması için taşıyanın yeni bir ihbarına lüzum yoktur. 

            4. BEKLEME MÜDDETİ:  
            Madde 1033 - Yükleme müddeti veya bir sürastarya kararlaştırılmış ise sürastarya müddeti bittikten sonra taşıyan yükleme için fazla beklemeye mecbur değildir. Bununla beraber taşıyan fazla beklemek istemiyorsa, yükleme veya sürastarya müddetinin bitmesinden üç gün önce taşıtana bunu bildirmeye mecburdur; bildirmezse yükleme veya sürastarya müddeti, sonradan yapacağı ihbardan itibaren üç gün geçikmedikçe bitmez. 

            Yukarda yazılı üç gün bütün hallerde takvime göre fasılasız olarak hesap olunur. 

            5. İHBARIN ŞEKLİ:  
            Madde 1034 - Taşıyanın 1032 ve 1033 üncü maddeler gereğince yapacağı ihbarlar hiçbir şekle tabi değildir. Taşıtan böyle bir ihbarı almış olduğunu kafi bir şekilde tevsik etmekten kaçınırsa bu takdirde taşıyan, masrafı taşıtana ait olmak üzere noterden bunu bir zabıtla tesbit etmesini istiyebilir. 

            6. SÜRASTARYA ÜCRETİ:  
            a) TAYİNİ:  
            Madde 1035 - Sürastarya ücreti mukavele ile tesbit olunmamışsa hakkaniyet üzere takdir olunur. Bu takdir sırasında halin hususiyetleri ve bilhassa gemi adamlarının ücret bakım masrafları ve taşıyanın mahrum kalacağı navlunlar gözönünde tutulur. 

            7. BEKLEME MÜDDETİNİN HESABI:  
            Madde 1036 - Yükleme müddetinde günler iş günü olarak, sürastarya müddetinde ise aralıksız hesap olunur. 

            Taşıtanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiye teslimi mümkün olmıyan günler dahi yükleme ve sürastarya müddetlerinin (Bekleme müddetinin) hesabında nazara alınır. 

            Taşıyanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiye alınması mümkün olmıyan günler ise bu müddetin hesabında nazara alınmaz; sürastarya müddeti içinde olsa bile bugünler için sürastarya ücreti istenemez. 

            Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi her iki tarafın faaliyet sahasını ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiye teslim edilmesi ve alınması mümkün olmıyan günler bekleme müddetine ilave olunur; şu kadar ki, yükleme müddeti içinde olsa bile taşıtan bugünler için taşıyana sürastarya ücreti ödemekle mükelleftir. 

            Yükleme müddeti 1031 inci madde gereğince mahalli nizam veya teamüle göre tayin olunacaksa, yukarki fıkralar, ancak bu nizam ve teamüllere aykırı olmadıkça tatbik olunurlar. 

            8. BEKLEME MECBURİ OLMIYAN HALLER:  
            a) KATİ VADE:  
            Madde 1037 - Taşıyan, yüklenmenin behemehal muayyen bir güne kadar bitmesini şart koşmuş ise, bu takdirde yukarki maddenin üçüncü fıkrası gereğince fazla beklemeye mecbur değildir. 

            b) YÜKLETENİN BULUNMAMASI:  
            Madde 1038 - Taşıyan, yükü üçüncü şahıstan alacak olup da yük almaya hazır olduğunu mahallin adetine göre ilan ettirmiş olmasına rağmen üçüncü şahıs bulunmamış veya yükü teslimden imtina etmiş ise taşıtanı en kısa bir zamanda bundan haberdar etmeye ve sürastarya mukavele edilmiş olsa bile ancak yükleme müddetinin sonuna kadar beklemeye mecburdur; meğer ki, yükleme müddeti içinde taşıtandan veya salahiyetli vekilinden aksine emir almış olsun. 

            Yükleme ve boşaltma için tek bir müddet tayin olunmuş ise yukarki fıkrada yazılı halde bu müddetin yarısı yükleme müddeti sayılır. 

            c) YÜKLEME TAMAMLANMADAN YOLA ÇIKMA:  
            Madde 1039 - Taşıyan kararlaştırılan yükün tamamı yüklenmemiş olsa bile, taşıtanın talebi üzerine yola çıkmaya mecburdur; ancak bu takdirde, navlunun tamamına ve icabında sürastarya ücretine hak kazanmış olacağı gibi, navlunun eksik yükleme neticesinde teminatsız kalan kısmı için muntazam teminat gösterilmesini de istiyebilir. Bundan başka, eksik yükleme yüzünden ihtiyarına mecbur kaldığı fazla masrafları da taşıtan kendisine ödemekle mükelleftir. 

            Taşıtan, taşıyanın yükleme için beklemeye mecbur olduğu müddetin (Bekleme müddeti) sonuna kadar yüklemeyi tamamlamamış olursa taşıyan, taşıtan mukaveleden caymadığı takdire yola çıkıp yukarki fıkrada yazılı taleplerde bulunabilir. 

            VII - PİŞMANLIK NAVLUNU:  
            1. TAŞITANIN MUKAVELEDEN CAYMASI:  
            a) YOLCULUK BAŞLAMADAN ÖNCE:  
            Madde 1040 - Gemi ister basit, ister mürekkep bir yolculuk için tutulmuş olsun, taşıtan, yolculuk başlamadan önce mukaveleden cayabilir. Şu kadar ki; kararlaştırılmış olan navlunun yarısını pişmanlık navlunu olarak ödemeye mecburdur. 

            Bu hükmün tatbikında aşağıdaki hallerin birinde dahi yolculuk başlamış sayılır: 

            1. Taşıtan tarafından yükleme işinin tamamlanmış olduğu sarahaten veya zımnen kaptana bildirilmiş ise; 

            2. Yük tamamen veya kısmen teslim edilmiş olup da bekleme müddeti dolmuş ise. 

            Taşıtan yükün tesliminden sonra yukarda yazılı cayma hakkını kullanırsa yükleme ve boşaltma masraflarını da ödiyeceği gibi yükleme müddetini aşan boşaltma günleri için sürastarya ücreti de verir. Yükün gemiden tekrar çıkarılması mümkün olduğu kadar çabuk yapılmak lazımdır. 

            Bekleme müddetini aşsa bile taşıyan malın gemiden çıkarılması için beklemeye mecburdur. 

            Bekleme müddetini aşan zaman için sürastarya ücreti ve eğer bu müddetin aşılmasından doğan zarar sürastarya ücretinden fazla ise bu fazlayı da tazminat olarak istiyebilir. 

            b) YOLCULUK BAŞLADIKTAN SONRA:  
            Madde 1041 - Yukarki madde hükmünce yolculuk başladıktan sonra taşıtan, ancak tam navlunu ve taşıyanın 1069 uncu madde gereğince haiz olduğu diğer alacakları ödemek ve 1070 inci maddede yazılı alacakları da tediye veya temin etmek şartiyle mukaveleden cayarak yükün gemiden çıkarılmasını istiyebilir. 

            Yükün gemiden çıkarılması halinde taşıtan bunun mucip olduğu fazla masrafları ödemeye mecbur olduğu gibi boşaltma sebebiyle geminin durması yüzünden taşıtanın uğradığı zararları dahi tazmin ile mükelleftir. 

            Taşıyan yükün gemiden çıkarılması için yolculuğu değiştirmeye veya bir limana uğramaya mecbur değildir. 

            c) MÜREKKEP YOLCULUK HALİNDE:  
            Madde 1042 - Gemi dönüş için de tutulur veya mukavele gereğince yükü almak için başka limandan kalkması gerekir ve her iki halde de 1040 ıncı maddeye göre dönüş yolculuğu için yola çıkmadan veya yükleme limanından kalkmadan önce mukaveleden cayma bildirilmiş bulunursa, taşıtan, tam navlunun üçte ikisini pişmanlık navlunu olarak verir. 

            Başka mürekkep yolculuklarda taşıtan, seferin son kısmına başlamak bakımından 1040 ıncı madde gereğince yolculuk başlamış sayılmadan önce mukaveleden caydığını bildirirse, taşıyan pişmanlık navlunu olarak tam navlun alır; şu kadar ki; cayma yüzünden taşıyanın masraftan kurtulmuş ve başkaca navlun elde etmek fırsatına sahip bulunmuş olduğu halin icabından anlaşılırsa, tam navlundan münasip bir miktar indirilir. İndirilen miktar hiçbir halde navlunun yarısını geçmez. 

            2. HİÇ YÜK VERİLMEMESİ:  
            Madde 1043 - Taşıtan bekleme müddeti sonuna kadar hiç yük teslim etmemiş ise taşıyan mukaveleden doğan taahhütlerine bağlı kalmıyacağı gibi taşıtan 1040 ve 1042 nci maddeler gereğince mukaveleden caymış olsaydı hangi taleplerde bulunabilecek idiyse bunları da taşıtana karşı ileri sürebilir. 

            3. MÜŞTEREK HÜKÜMLER:  
            Madde 1044 - Taşıyanın başka mal yüklemekle aldığı navlun, pişmanlık navlunundan indirilemez. 1042 nci maddenin ikinci fıkrası hükmü mahfuzdur. 

            Taşıyanın pişmanlık navlununa hak kazanması mukavelede gösterilen yolculuğun yapılmasına bağlı değildir. 

            Pişmanlık navlunu taşıyanın sürastarya ücreti ve 1069 uncu maddede yazılı 
diğer alacakları istemesine mani olmaz. 

            4. GEMİNİN BİR CÜZ'Ü VEYA MUAYYEN BİR YERİNİN TAHSİSİ HALİNDE:  
            Madde 1045 - Geminin bir cüz'ü veya muayyen bir yeri taşıtana tahsis edilmişse 1030 - 1044 üncü maddeler hükümleri aşağıdaki değişikliklere tatbik olunur: 

            1. Taşıyan, sözü geçen maddelere göre navlunun ancak bir kısmını alabileceği hallerde pişmanlık navlunu olarak tam navlun alır; meğer ki, taşıtanların hepsi mukaveleden caymış veya malları teslim etmemiş olsunlar. Bununla beraber tam navlundan, teslim olunmıyan yükün yerine taşıtanın yüklediği diğer malların navlunu indirilir; 

            2. 1040 ve 1041 inci maddelerdeki hallerde boşaltma, yolculuğun gecikmesine veya aktarmaya sebep olabilecek ise, taşıtan, malın boşaltılmasını istiyemez; meğer ki; bütün taşıtanlar muvafakat etmiş olsunlar. Bundan başka, taşıtan, boşaltmadan doğan masraflarla zarar ve ziyanı tanzim etmekle mükelleftir. 

            Taşıtanların hepsi cayma haklarını kullanırsa 1040 ve 1041 inci maddeler olduğu gibi tatbik olunur. 

            VIII - KIRKAMBAR MUKAVELESİNİN HUSUSİYETLERİ:  
            1. YÜKLEME ANI:  
            Madde 1046 - Kırkambar mukavelesinde taşıtan, kaptanın daveti üzerine, gecikmeden eşyayı yüklemeye mecburdur. 

            Taşıtan gecikirse taşıyan, malların teslimini beklemekle mükellef değildir. Yolculuk, mallar tesellüm edilmeden başlamış olsa bile, taşıtan tam navlun ödemekle mükelleftir. Şu kadar ki; taşıyanın teslim edilmiş olmıyan mal yerine yüklediği eşyanın navlunu indirilir. 

            Taşıyanın, geciken taşıtandan, navlun istiyebilmesi için bunu yola çıkmadan önce taşıtana bildirmesi gerekir; bildirmezse hakkını kaybeder. Taşıyanın ihbarı hakkında 1034 üncü madde hükmü tatbik olunur. 

            2. TAŞITANIN MUKAVELEDEN CAYMASI:  
            Madde 1047 - Taşıtan yüklemeden sonra tam navlunu ve taşıyanın 1069 uncu madde gereğince haiz olduğu diğer bütün alacakları ödemek ve 1070 inci maddede yazılı alacakları da tediye veya temin etmek şartiyle yalnız 1045 inci maddenin ikinci bendinin birinci fıkrası hükmüne göre mukaveleden cayarak yükün gemiden çıkarılmasını istiyebilir. Bu takdirde 1041 inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü de tatbik olunur. 

            3. HAREKET GÜCÜNÜN MAHKEMECE TAYİNİ:  
            Madde 1048 - Taşıyan; kırkambar mukaveleleri yaparak denizde taşımak üzere eşya kabul edeceğini ilan etmiş olup da hareket anını tesbit etmemişse yükleme limanındaki mahkeme; taşıtanın müracaatı üzerine, taşıyanı veya acentesini yahut kaptanı dinledikten sonra daha ziyade gecikmesi caiz olmıyan hareket gününü halin icabına göre tayin eder. 

            Mahkeme kararı katidir. 

            IX - VESİKALARI VERME MÜKELLEFİYETİ:  
            Madde 1049 - Her türlü navlun mukavelelerinde taşıtan, eşyanın teslimi için gerekli müddet içinde malın taşınması için lüzumlu vesikaların hepsini kaptana vermeye mecburdur. 

            Bu vesikalardaki bütün yolsuzluklardan ve hususiyle bunların hakikata uymıyan beyanları ihtiva etmelerinden ileri gelen zararlardan taşıtan ve yükleten taşıyana ve yükle ilgili diğer kimselere karşı 1023 üncü madde gereğince mesuldür. 

            B) BOŞALTMA:  
            I - BOŞALTMA YERİ:  
            Madde 1050 - Kaptan yükü boşaltmak için gemiyi yükü teslim alacak olan kimsenin (Gönderilen) ve bunlar birden fazla ise, hepsinin gösterecekleri yere demirler. 

            Yer, zamanında gösterilmemiş veya bütün gönderilenler yer göstermekte birleşmemiş bulunur veyahut suyun derinliği, geminin selameti, mahalli nizamlar veya tesisler verilen talimata göre hareket etmeye mani olursa kaptan, mütat boşaltma yerinde demirler. 

            II - BOŞALTMANIN MASRAFLARI:  
            Madde 1051 - Mukavele, boşaltma limanı nizamları ve bunlar yoksa mahalli teamüller ile aksi tayin edilmiş olmadıkça eşyanın gemiden çıkarılması masrafı taşıyana, geri kalan boşaltma masrafları da gönderilene aittir. 

            III - BOŞALTMA MÜDDETİ:  
            1. UMUMİ OLARAK:  
            Madde 1052 - Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kaptan, boşaltmaya hazır olunca bunu gönderilene bildirir. Kaptan gönderileni tanımıyorsa boşlatmaya hazır olduğunu mahallin adetine göre ilan eder. 

            Boşaltma müddeti, ihbarın ertesi gününden itibaren işlemeye başlar. Kararlaştırılmışsa taşıyan, yükün tesellümü için boşaltma müddetinden fazla beklemeye mecburdur (Sürastarya müddeti). 

            Aksi kararlaştırılmış olmadıkça boşaltma müddeti için ayrı bir para istenemez. Fakat sürastarya müddeti için taşıyana sürastarya ücreti verilir. 

            Sürastarya ücretinin miktarı hakkında 1035 inci madde hükmü tatbik olunur. 

            2. MÜDDETİN DEVAMI:  
            Madde 1053 - Boşaltma müddeti mukavele ile tesbit edilmemiş ise boşaltma limanının nizamlarına ve yoksa oradaki teamüle göre tayin olunur; böyle bir teamül de yoksa boşlatma müddeti halin icaplarına uygun olarak müddettir. 

            Mukavelede sürastaryadan veya sadece sürastarya ücretinden bahsedilip de sürastarya müddeti tayin edilmemiş ise bu müddet boşaltma müddetinin yarısından ibarettir. 

            3. SÜRASTARYA MÜDDETİNN BAŞLANGICI:  
            Madde 1054 - Boşaltmanın ne kadar süreceği veya hangi gün biteceği mukavele ile tayin edilmiş ise sürastarya müddeti boşaltma müddetinin bitmesiyle başlar. 

            Mukavelede böyle bir hüküm yoksa taşıyan, boşaltma müddetinin bitmiş olduğunu gönderilene bildirmedikçe sürastarya müddeti işlemeye başlamaz. Taşıyan, boşaltma müddeti içinde bile hangi gün bu müddeti bitmiş sayacağını gönderilene bildirebilir; bildirmiş ise boşaltma müddetinin bitmesi ve sürastaryanın başlaması için taşıyanın yeni bir ihbarına lüzum yoktur. 

            Taşıyanın, ikinci fıkrada yazılı beyanları hakkında 1034 üncü madde hükmü tatbik olunur. 

            4. BEKLEME MÜDDETİNİN HESABI:  
            Madde 1055 - Boşaltma müddetinde günler iş günü olarak, sürastarya müddetinde ise aralıksız hesap olunur. 

            Gönderilenin faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiden karaya çıkarılması mümkün olmıyan günler dahi boşaltma ve sürastarya müddetlerinin hesabında nazara alınır. 

            Taşıyanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiden çıkarılması mümkün olmıyan günler ise bu müddetin hesabında nazara alınmaz; sürastarya müddeti içinde olsa bile bu günler için sürastarya ücreti istenemez. 

            Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi, her iki tarafın faaliyet sahasını ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiden çıkarılması ve karaya götürülmesi mümkün olmıyan günler bekleme müddetine ilave olunur. Şu kadar ki; boşaltma müddeti içinde olsa bile gönderilen bu günler için taşıyana sürastarya ücreti ödemekle mükelleftir. 

            Boşaltma müddeti 1053 üncü madde gereğince mahalli nizam veya teamüle göre tayin olunacaksa yukarki fıkralar, ancak bu nizam ve teamüllere aykırı olmadıkça tatbik olunurlar. 

            5. BEKLEME MECBURİYETİ OLMAYAN HAL:  
            Madde 1056 - Taşıyan, boşaltmanın behemahal muayyen bir güne kadar  bitmesini şart koşmuş ise bu takdirde yukarki maddenin üçüncü fıkrası gereğince fazla beklemeye mecbur değildir. 

            IV - YÜKÜN TEVDİİ:  
            Madde 1057 - Gönderilen, malı almaya hazır olduğunu bildirip de riayet etmeye mecbur olduğu müddeti geçirerek yükü teslim almakta gecikirse, kaptan gönderilene haber verdikten sonra malı bir umumi ambara veya emniyetli her hangi bir yere tevdi edebilir. 

            Gönderilen, malı teslim almaktan imtina eder yahut 1052 nci maddede yazılı ihbar veya ilan üzerine malı teslim almaya mecbur hazır olup olmadığını bildirmez veyahut da bulunamazsa kaptan, birinci fıkrada gösterilen tarzda hareket etmek ve aynı zamanda taşıtana haber vermekle mükelleftir. 

            Kaptanın kusuru olmaksızın gönderilenin gecikmesi veya tevdi muamelesi yüzünden boşaltma müddeti geçmiş ise, taşıyan, sürastarya ücreti istiyebilir. Bugünler sürastarya müddeti mahiyetinde olmadıkça taşıyanın uğradığı daha büyük bir zararın tazminini istemek hakkı mahfuzdur. 

            V - GEMİNİN BİR CÜZ'Ü VEYA MUAYYEN BİR YERİNİN TAHSİSİ:  
            Madde 1058 - Geminin bir cüz'ünün veya muayyen bir yerinin taşıtana tahsis edilmiş olması halinde de 1052 - 1057 nci maddeler hükümleri tatbik olunur. 

            VI - KIRKAMBAR MUKAVELESİ:  
            1. BOŞALTMA İŞLERİ:  
            Madde 1059 - Kırkambar mukavelesinde gönderilen, kaptanın daveti üzerine gecikmeden malları teslim almaya mecburdur. Kaptan, gönderileni tanımıyorsa davet, mahalli adet üzere ilan suretiyle yapılır. 

            Kaptanın, yükü tevdi etmek salahiyet ve mecburiyeti hakkında 1057 nci madde hükmü tatbik olunur. Bu maddeye göre taşıtana yapılması icabeden ihbar mahalli adet üzere ilan suretiyle olur. 

            Gönderilenin gecikmesi veya tevdi muamelesi yüzünden boşaltma müddeti geçmiş olursa taşıyan sürastarya ücreti istiyebilir; daha fazla tazminat istemek hakkı mahfuzdur. 

            2. TAŞITANIN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARLA YAPTIĞI KIRKAMBAR MUKAVELELERİ:  
            Madde 1060 - Geminin tamamı veya bir cüz'ü yahut muayyen bir yeri taşıtana tahsis edilmiş olup da taşıtan üçüncü şahıslarla kırkambar mukaveleleri yapmış bulunursa asıl taşıyanın hak ve vazifeleri 1052-1057 nci maddeler hükümlerine tabidir.