Kurucu Meclis Tarafından Kabul Olunan
ve 24/09/1982 Tarihli, 2707 Numaralı Kanuna Göre Halkoyuna Sunulacak Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası
BAŞLANGIÇ
Ebedi Türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve kutsal Türk Devletinin varlığına
karşı, Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücü ve yıkıcı kanlı bir
iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada;
Türk Milletinin ayrılmaz parçası olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin; milletin
çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 harekatı sonucunda, Türk
Milletinin meşru temsilcileri olan Danışma Meclisince hazırlanıp, Milli
Güvenlik Konseyince son şekli verilerek Türk Milleti tarafından kabul ve
tasvip ve doğrudan doğruya O'nun eliyle vazolunan bu ANAYASA :
-Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün
belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkilap ve ilkeleri doğrultusunda;
-Dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak;
Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu
ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
-Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk
Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmağa yetkili kılınan hiçbir
kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun
icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
-Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına
gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla
sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa
ve kanunlarda bulunduğu;
-Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının
Devleti ve ülkesiyle bölünmezliğin esasının, Türklüğün tarihi ve manevi
değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkilapları ve medeniyetçiliğinin
karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği kutsal din
duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı;
-Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik
ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk
düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu
yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
-Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, milli sevinç
ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde
ve millet hayatının her türlü tecellesinde ortak olduğu, birbirinin hak
ve hürriyetine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla
ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içindehuzurlu bir hayat talebine
hakları bulunduğu;
FİKİR ,İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve
mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFIDAN, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet
sevgisine emanet ve tevdi olunur.
BİRİNCİ KISIM
GENEL ESASLAR
I.DEVLETİN ŞEKLİ
Madde 1. - Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. CUMHURİYETİN NİTELİKLERİ
Madde 2. - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma
ve adalet anlayisi içinde, insan haklarina saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, baslangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik
ve sosyal bir hukuk devletidir.
III. DEVLETİN BÜTÜNLÜĞÜ, RESMİ DİLİ, BAĞRAĞI, MİLLİ MARŞI VE BAŞKENTİ
Madde 3. - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı "İstiklal Marşı"dır.
Başkenti Ankara'dır.
IV. DEĞİŞTİRİLMEYECEK HÜKÜMLER
Madde 4. - Anayasanın 1inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet
olduğu hakkındaki hüküm ile, 2nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri
ve 3üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
V. DEVLETİN TEMEL AMAÇ VE GÖREVLERİ
Madde 5. - Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını
ve bütünlügünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,
kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel
hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın
maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlari hazırlamaya
çalışmaktır.
VI. EGEMENLİK
Madde 6. - Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları
eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiç bir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa
bırakılamaz.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi
kullanamaz.
VII. YASAMA YETKİSİ
Madde 7. - Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet
Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.
VIII. YÜRÜTME YETKİSİ VE GÖREVİ
Madde 8. - Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaskanı ve Bakanlar
Kurulu tarafindan, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine
getirilir.
IX. YARGI YETKİSİ
Madde 9. - Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce
kullanılır.
X. KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK
Madde 10. - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi
inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde
eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamlari bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik
ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
XI. ANAYASANIN BAĞLAYICILIĞI VE ÜSTÜNLÜĞÜ
Madde 11. - Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını,
idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
İKİNCİ KISIM
TEMEL HAKLAR VE ÖDEVLER
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
I. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN ÖZELLİĞİ
Madde 12. - Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez
temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı
ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
II. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIRLANMASI
Madde 13. - Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle
bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğinin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin,
kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel
sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen
özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunlarla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik
toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında
kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin
tümü için geçerlidir.
III. TEMEL HAK VE HÜRİYETLERİN KÖTÜYE KULLANILMAMASI
Madde 14. - Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin
ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin
varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin
bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer
sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep
ayırımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan
bir devlet düzenini kurmak amacıyla kullanılamazlar.
Bu yasaklara aykırı hareket eden veya başkalarını bu yolda teşvik veya
tahrik edenler hakkında uygulanacak müeyyideler kanunla düzenlenir.
Anayasanın hiçbir hükmü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye
yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz.
IV. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN KULLANILMASININ DURDURULMASI
Madde 15. - Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olaganüstü hallerde,
milletlerarasi hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun
gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya
tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere
aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fikrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller
sonucu meydana gelen ölümler ile, ölüm cezalarının infazı dışında, kişinin
yasama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse
din, vicdan, düşünce ve kanaatlerını açıklamaya zorlanamaz; suç ve cezalar
geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse
suçlu sayılamaz.
V. YABANCILARIN DURUMU
Madde 16. - Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası
hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
İKİNCİ BÖLÜM
KİŞİNİN HAKLARI VE ÖDEVLERİ
I. KİŞİNİN DOKUNULMAZLIĞI, MADDİ VE MANEVİ VARLIĞI
Madde 17 - Herkes, yasama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme
hakkına sahiptir.
Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne
dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan
bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi hali ile meşrû
müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir
tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın
bastırılması, sıkıyönetim veya olaganüstü hallerde yetkili merciin verdigi
emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği
zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü
dışındadır.
II. ZORLA ÇALIŞTIRMA YASAĞI
Madde 18 - Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk
süreleri içindeki çalıştırmalar; olaganüstü hallerde vatandaşlardan istenecek
hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık
ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.
III. KİŞİ HÜRRİYETİ VE GÜVENLİĞİ
Madde 19 - Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Şekil
ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin
yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün
gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim
altında ıslah veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen kararın
yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu
madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalik yayabilecek bir kişinin
bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara
uygun olarak alınan tedbirlerin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde
ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut
geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri
dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını,
delillerin yokedilmesini ve değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar
gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim
kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü
halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını
kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve
haklarındakı iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde
sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya
kadar bildirilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakı mahkemeye gönderilmesi
için gerekli süre hariç en geç kıksekiz saat ve toplu olarak işenen suçlarda
en çok onbeş gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten
sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler
olaganüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
Yakalanan veya tutaklanan kişinin durumu, soruşturmanın kapsam ve konusunun
açığa çıkmasının sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunluluk dışında,
yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya
kovuşturma sırasında serbest bırakiılmayı isteme haklari vardır. Serbest
bırakılma ilgilinin yargilama sürecine duruşmada hazır bulunmasını veya
hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu
hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde
hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine
başvurma hakkına sahiptir.
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin ugradıkları zarar,
kanuna göre, Devletçe ödenir.
IV ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE KORUNMASI
A. ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ
Madde 20 - Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini
isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hakim kararı
olmadıkça; geçikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan
merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz
ve bunlara el konulamaz.
B. KONUT DOKUNULMAZLIĞI
Madde 21 - Kimsenin konutuna dokunulamaz. Kanunun açıkça gösterdigi
hallerde,usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadikça; gecikmesinde sakınca
bulunan hallerdede kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça kimsenin
konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.
C. HABERLEŞME HÜRRİYETİ
Madde 22 - Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.
Haberleşmenin gizliliği esasdır.
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hakim kararı
olmadikça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan
merciin emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğe dokunulamaz.
İstisnaların uygulanacagı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.
V. YERLEŞME VE SEYAHAT HÜRRİYETİ
Madde 23 - Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlemesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi
sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını
korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini
önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ülkenin ekonomik durumu, vatandaşlık
ödevi ada ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.
Vatandaş sınırdışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
VI. DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ
Madde 24- Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14'üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve
törenler serbestir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini
inanç ve kanaatleri açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden
dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.
Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan
zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi
ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerinde kanuni temsilcisinin talebine
bağlıdır.
Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmende
olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz
sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını
yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
VII. DÜŞÜNCE VE KANAAT HÜRRİYETİ
Madde 25 - Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Herne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya
zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26 - Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya
başka yollarla tekbaşına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.
Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak
yada vermek serbestliğinide kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon,
sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına
engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması,
Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının
şöhret veya haklarının özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördügü
meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak
yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. Düşüncelerin açıklanması
ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz.
Bu yasağa aykırı yazılı veya basılı kağıtlar, plaklar, ses ve görüntü bantları
ile diğer anlatım araç ve gereçleri usulüne göre verilmiş hakim kararı
üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınan
merciin emriyle toplattırılır.
Toplatma kararını veren merci bu kararını,yirmidört saat içinde yetkili
hakime bildirir.
Hakim bu uygulamayı üç gün içinde karara bağlar.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici
hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düsünceyi açıklama ve
yayma hürriyetini sınırlanması sayılmaz.
IX. BİLİM VE SANAT HÜRRİYETİ
Madde 27 - Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme,
açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü arastırma hakkına sahiptir.
Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 inci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin
değistirilmesini saglamak amaciyla kullanılamaz.
Bu madde hükme yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla
düzenlenmesine engel değildir.
X-. BASIN VE YAYIMLA İLGİLİ HÜKÜMLER
A. BASIN HÜRRİYETİ
Madde 28 - Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma
ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz.
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 inci maddeleri
hükümleri
uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü
tehdit eden veya
suç işlemeye yada ayaklanma veya isyana teşvik
eder nitelikte olan veya devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her
türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar,
başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar.
Tedbir yolu ile dağıtım hakim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı
önleyen yetkili mercii, bu kararınıen geç yirmidört saat içinde yetkili
hakime bildirir. Yetkili hakim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa,
dağıtımı önlemek kararı hükümsüz sayılır.
Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, kanunla
belirtilecek sinirlar içinde, hakim tarafından verilen kararlar saklı kalmak
üzere olaylar hakkında yayım yasağı konulamaz.
Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdıği suçların soruşturma veya
kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hakim kararıyla; Devletin ülkesi
veya milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin,
genel ahlakın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir.
Toplatma kararı veren yetkili mercii bu kararını en geç yirmidört saat
içinde yetkili hakime bildirir; hakim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde
onaylamazsa, toplatma karari hükümsüz sayılır.
Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle
zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
Türkiye'de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, milli güvenliğe ve genel ahlaka
aykırı yayımlardan mahkum olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak
kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan
her türlü yayın yasaktır; bunlar hakim kararıyla toplanır.
B. SÜRELİ VE SÜRESİZ YAYIN HAKKI
Madde 29 - Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve mali teminat
yatırma şartına bağlanamaz.
Süreli yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin,
kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin
kanuna aykırılığının tesbiti halinde yetkili mercii, yayının durdurulması
için mahkemeye başvurur.
Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, mali kaynakları ve gazetecilik
mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve
kanaatlerin serbestçe yayımlanması engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal,
ekonomik, mali ve teknik şartlar koyamaz.
Süreli yayınlar, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin veya bunlara bağlı
kurumların araç ve imkanlarından eşitlik esasına göre yararlanır.
C. BASIN ARAÇLARININ KORUNMASI
Madde 30 - Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi
ve eklentileri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Cumhuriyetin
temel ilkeleri ve milli güvenlik aleyhinde işlenmiş bir suçtan mahkum olma
hali hariç, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere ve işletilmekten
alıkonulamaz.
D. KAMU TÜZEL KİŞİLERİNİN ELİNDEKİ BASIN DIŞI KİTLE HABERLEŞME
ARAÇLARINDAN YARARLANMA HAKKI
Madde 31 - Kişiler ve siyasi partiler, kamu tüzelkişilerinin elindeki
basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir.
Bu yararlanmanın şartlari ve usulleri kanunla düzenlenir.
Kanun, 13 üncü maddede yeralan genel sınırlamalar dışında bir sebebe dayanarak
halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve
kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.
E. DÜZELTME VE CEVAP HAKKI
Madde 32 - Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve
şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar
yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.
Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine
hakim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi
gün içerisinde karar verilir.
XI. TOPLANTI HAK VE HÜRRİYETLERİ
A. DERNEK KURMA HÜRRİYETİ
Madde 33 - Herkes, önceden izin almaksizin dernek kurma hakkına
sahiptir. Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin,
kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi
ve belgelerin kanuna aykırılığının tesbiti halinde yetkili merci, derneğin
faaliyetinin durdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurur.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek
kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda
gösterilir.
Dernekler, 13'üncü maddedeki genel sınırlamalara aykırı hareket edemeyecekleri
gibi; siyasi amaç güdemezler, siyasi faaliyette bulunamazlar, siyasi partilerden
destek göremez ve onlara destek olamazlar, sendikalarla, kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ve vakıflarla bu amaçla ortak hareket edemezler.
Kuruluş amaç ve şatlarını kaybeden yahut kanunun öngördüğü yükümlülükleri
yerine getirmeyen dernekler, kendiliğinden dağılmış sayılır.
Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla kapatılabilir.Devletin
ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli güvenliğin, milli egemenliğin,
kamu üzeninin,başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması ve suçların
önlenmesi bakımlarından gecikilmesinde sakınca bulunan hallerde, hakim
kararına kadar kanunen yetkili kılınan merciin emriyle faaliyetten alıkonulabilir.
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensupları
ile kamu hizmeti görevlilerinin dernek kurma haklarına başkaca sınırlamalar
getirilmesine veya bu hürriyeti kullanmalarının yasaklanmasına engel değildir.
Bu madde hükmü vakıflara ve bu nitelikteki kuruluşlara
da uygulanır.
B. TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME HAKKI
Madde 34 - Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Şehir düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla yetkili idarî merci, gösteri
yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergâhi tespit edebilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak
şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
Kanunun gösterdiği yetkili merci, kamu düzenini ciddi şekilde bozacak olayların
çıkması veya milli güvenlik gereklerinin ihlâl edilmesi veya Cumhuriyetin
ana niteliklerini yoketme amacını güden fiillerin işlenmesinin kuvvetle
muhtemel bulunması halinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir
veya iki ayı aşmamak üzere erteleyebilir. Kanun, aynı sebeplere dayalı
olarak bir il'e bağlı ilçelerde bütün toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin
yasaklanmasını öngördüğü hallerde bu süre üç ayı geçemez.
Dernekler, vakıflar, sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
kendi konu ve amaçları dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler.
XII. MÜLKİYET HAKKI
Madde 35 - Herkes, mülkiyet ve miras haklarina sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
XIII. HAKLARIN KORUNMASIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER
A. HAK ARAMA HÜRRİYETİ
Madde 36 - Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak süretiyle
yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına
sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
B. KANUNİ HAKİM GÜVENCESİ
Madde 37 - Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci
önüne çıkarılamaz.
Bir kimseye kanunen tabi olduğu mahkemeden baska bir merci önüne çıkarma
sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
C. SUÇ VE CEZALARA İLİŞKİN ESASLAR
Madde 38 - Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç
saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman
kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçlari konusunda da yukarıdaki
fikra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiçkimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda
bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz.
Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez.
XIV. İSPAT HAKKI
Madde 39- Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı, bu görev ve
hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan ısnatlardan dolayı
açılan hakaret davalarında, sanık, isnadin doğruluğunu ispat hakkına sahiptir.
Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin
doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin
ispata razı olmasına bağlıdır.
XV. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN KORUNMASI
Madde 40 - Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen
herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını
isteme hakkına sahiptir.
Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı
zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir.Devletin sorumlu olan ilgili
görevliye rücu hakkı saklıdır.
|