• tabela
  • tabelaci
  • dizin

  • ASKERÎ HÂKİMLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

                  

    MÜTTEFİK VE ORTAK DEVLETLERLE TÜRKİYE ARASINDA

    10 AĞUSTOS 1920'DE SEVRES' DE

    İMZALANAN BARIŞ ANDLAŞMASI


    BÖLÜM   IV

    AZINLIKLARIN KORUNMASI

     

    MADDE 140.

    Türkiye, 141., 145. ve 147. Maddelerin kapsadığı hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasını ve hiçbir yasanın, hiçbir tüzüğün ve hiçbir Padişah Buyruğunun77 ya da resmî işlemin, bu hükümlere aykırı ya da bunlarla çelişir olmamasını, hiçbir yasanın, hiçbir tüzüğün, hiçbir Padişah Buyruğunun ve hiçbir resmî işlemin söz konusu hüküm­lerden üstün sayılmamasını yükümlenir.

     

    MADDE 141.

    Türkiye, Türkiye'de oturan herkesin, doğum, bir ulusal topluluktan olmak, dil, soy ya da din ayrımı yapılmaksızın, yaşamlarım ve özgürlüklerini korumayı, tam ve eksiksiz olarak sağlamayı yükümlenir.

    Türkiye'de oturan herkes, her inancın, dinin ya da mezhebin gereklerini, ister açıkta ister özel olarak, özgürce yerine getirme hakkına sahip olacaktır.

    Yukarıdaki paragrafta öngörülen hakkın özgürce yerine getirilmesine karşı her­hangi bir saldırı, ilgili mezhep hangisi olursa olsun, aynı cezalarla cezalandırılacaktır.

     

    MADDE 142.

    l Kasım 1914'den beri Türkiye'de bir ürkü (tedhiş)78 rejimi bulunduğu için, İs­lam dinine geçişlerden hiçbiri olağan koşullar altında gerçekleşmiş olamayacağından

     

     

    73  Rusya'da, Sosyal Demokrat Parti'nin, Lenin'in önderliğinde çoğunluk (Bolşevik) kanadı.   Bunların karşısında Minimalist (Menşevik) azınlık vardı. Andlaşmanın Fransızca ve İngilizce metinlerinde "Maximalist", İtalyaca metninde "massimalista",  1920 Türkçe çevirilerinde "maksimalist" denilmektedir.  (Çevirenler)

    74  Fransızca, İngilizce ve İtalyaca son metinlerde "üç ay" denirken, 1920 Türkçe çevirilerinde "altı ay" denilmektedir. Müttefik Devletlerin sonradan sundukları değişiklik önerilerinde, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerine göre, şöyle denilmektedir: "136 ncı maddede mevzu-u bahis müddet altı aydan üç aya tenzil olunmuştur". (Çevi­renler)

    75  Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde, yalnız, "sair bitaraf devletlerin tayinine davet edecekleri mütehassisin-i fenniyenin inzimam-ı muavenetiyle" denilmektedir; oysa, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Ka­pitülasyonlardan müstefid diğer Müttefik ve tarafsız..." sözcükleri de vardır. (Çevirenler)

    76  Fransızca metinde "Sanctions",İngilizce metinde "Penalties", İtalyaca metinde "Sanzioni",  1920 çevirilerinde "Mücazat".  (Çevirenler)

    77  Fransızca metinde "irade imperial", İngilizce metinde "Imperial Iradeh", İtalyaca metinde "irade imperiale",  1920 çevirilerinde "Irade-i Seniye". (Çevirenler)

    78  Fransızca metinde "regime terroriste'', İngilizce metinde "terrorist regime", İtalyaca metinde "regi-me terrorista". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "usul-i idare-i tedhiş"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metin­lerinde  "tedhiş idaresi".   (Çevirenler)

     

    bu tarihten sonraki İslam'ı benimsemelerin79 tanınmaması ve, l Kasım 1914'den önce Müslüman olmayan bir kimsenin, özgürlüğüne kavuştuktan sonra, kendi isteğiyle İs­lam'ı benimsemesi için gerekli işlemleri yerine getirmedikçe Müslüman sayılmaması süregidecektir.

    Osmanlı Hükümeti, savaş süresince Türkiye'de yapılan topluca öldürmeler sı­rasında kişilere verilen zararları en geniş ölçüde karşılamak için, l Kasım 1914'den beri herhangi bir soydan ya da dinden olursa olsun, ortadan yok olmuş, zorla götürül­müş, gözaltı [enterne] edilmiş ya da tutuklanmış kişilerin aranması ve kurtarılması için, kendisinin ve Osmanlı makamlarının tüm desteğini sağlamayı yükümlenir.

    Osmanlı Hükümeti, zarar görenlerin, ailelerinin ve yakınlarının yakınmalarını dinlemek, gerekli soruşturmalarda bulunmak ve sözü edilen kişileri özgürlüklerine ka­vuşturmaları için buyruk çıkarmak amacıyla, Milletler CEMİYETİ Konseyince atanacak karma komisyonların çalışmalarını kolaylaştırmağı yükümlenir.

    Osmanlı Hükümeti, bu komisyonların kararlarına saygı gösterilmesini ve özgür­lükleri geri verilmiş herkesin güvenliğini ve özgürlüğünü sağlamayı yükümlenir.

     

    MADDE 143.

    Türkiye, soy azınlıklarından olan kişilerin karşılıklı ve gönüllü göçlerine ilişkin olarak Müttefik Devletlerin uygun görecekleri hükümleri tanımayı yükümlenir.

    Türkiye, karşılıklı göç konusunda, Yunanistan'la Bulgaristan arasında 27 Kasım 1919'da Neuilly-sur-Seine'de imzalanan Sözleşmenin 16. Maddesinden yararlanma­mayı yükümlenir. İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişini izleyecek altı ay içinde, Yuna­nistan ile Türkiye, Yunanistan'a aktarılan ya da Osmanlı kalan topraklardaki Türk ve Yunan soylu halkın karşılıklı ve gönüllü göçüne ilişkin özel bir anlaşma yapacaklar­dır.

    Bir anlaşmaya varılamaması durumunda, Yunanistan ve Türkiye, Milletler CEMİYETİ Konseyine başvurmak hakkına sahip olacaklar ve Konsey sözü edilen anlaşma­nın koşullarını saptayacaktır.

     

    MADDE 144.

    Osmanlı Hükümeti, Bırakılmış Mallar [Emval-i Metruke80] konusundaki 1915 tarihli yasa ile ek hükümlerin haksızlığını kabul eder ve bunların tümüyle hükümsüz ve, gelecekte olduğu gibi geçmişte de, geçersiz olduklarını bildirir.

    Osmanlı Hükümeti, l Ocak 1914'den81 beri, topluca öldürülme korkusuyla ya da başka herhangi bir zorlama yüzünden, yurtlarından kovulmuş, Türk soyundan ol­mayan Osmanlı uyruklarının yurtlarına dönüşlerini ve yeniden işlerine başlayabilme­lerini, olabildiği ölçüde kolaylaştırmağı resmen yükümlenir. Sözü edilen Osmanlı uyruklarıyla, bunların üyesi bulundukları toplulukların malı olan ve yeniden bulunabi­lecek taşınır ya da taşınmaz malların, kimin elinde bulunurlarsa bulunsunlar, bir an önce geri verilmesi gerektiğini Osmanlı Hükümeti kabul eder. Bu mallar, onlara yükletilmiş olabilecek her türlü kısıtlamadan ve vergiden sıyrılmış olarak ve bugün onlara sahip olanlara ya da onları ellerinde tutanlara hiçbir ödence [tazminat] ödenmeksizin, geri verilecektir; şu kadar ki, bunların, mülkiyet ya da elde bulundurma hakkını ken­dilerinden edindikleri kimselere karşı dâva haklan saklı tutulacaktır.

    Osmanlı Hükümeti, gerekli görülecek her yerde, Milletler CEMİYETİ Konseyince hakemlik komisyonları atanmasını kabul eder. Bu komisyonların herbiri, Osmanlı Hü­kümetinin bir temsilcisi ile, zarara uğradığını öne süren ya da üyelerinden birinin za­rara uğradığı savında bulunan topluluğun bir temsilcisinden ve Milletler CEMİYETİ Konseyince atanan bir Başkandan oluşacaktır. Hakemlik komisyonları, işbu Maddede öngörülen bütün istemleri inceleyecek ve bunları basit yöntemle karara bağlayacaktır.

    Sözü edilen hakemlik komisyonları aşağıdaki konularda buyurma yetkisine sahip olacaklardır:

    1.  Gerekli görecekleri her çeşit yeniden yapım ve onarım işleri için Osmanlı Hü­kümetince işgücü sağlanması. Bu işgücü, hakemlik komisyonunca sözü geçen işlerin yapılmasına gerek gördüğü topraklarda yaşayan soylardan kişiler arasından sağlana­caktır ;

    2.  Soruşturma sonucu, topluca öldürmeler ya da zorla yerinden etmelere eylem-sel olarak katıldığı, ya da bunlara yol açtığı kanıtlanan her kişinin görevinden uzak­laştırılması; bu gibi kimselerin malları konusunda alınacak önlemleri komisyon gös­terecektir ;

    3.  Bir topluluğun, l Ocak 1914'den82 beri, mirasçısız olarak ölmüş ya da yitik bu­lunan üyelerinin bütün taşınır ya da taşınmaz malların kime aktarılacağı. Bu mallar, Devlet83   yerine,   topluluğa   aktarılabilecektir;

    4.   l Ocak 1914'den84 sonra, taşınmaz mallar üzerinde yapılan bütün satış işlem­leriyle, hak yaratan işlemlerin geçersiz sayılması. Bu malları ellerinde bulunduranlara ödence [tazminat] ödenmesi, geri vermenin geciktirilmesine bahane olarak kullanıla­mayacak biçimde, Osmanlı Hükümetinin yükümlülüğünde olacaktır. Ancak, sözü edi­len malları şimdi ellerinde bulunduranlarca bir ödemede bulunulmuşsa, hakemlik komisyonunun ilgililer arasında hakgözetirliğe uygun bir çözüm yolu kabul ettirme yet­kisi olacaktır.

    Osmanlı Hükümeti, komisyonların işleyişini ve kesin nitelikte olacak kararlarının yerine getirilmesini, olanak ölçüsünde, kolaylaştırmayı yükümlenir. Bunlara karşı, yargısal ya da yönetimsel, hiçbir Osmanlı makamının kararı öne sürülmeyecektir.

     

    MADDE 145.

    Bütün Osmanlı uyrukları, yasa önünde eşit olacaklar ve soy, dil ya da din ayrılığı gözetilmeksizin aynı yurttaşlık [medenî] haklarıyla siyasal haklardan yararlanacak­lardır.

    Din, inanç ya da mezhep ayrılığı, hiçbir Osmanlı uyruğunun yurttaşlık haklarıy­la [medenî haklarıyla] siyasal haklardan yararlanmasına, özellikle kamu hizmetleri-

     

    79  Fransızca metinde "embrasser l'islamisme", İngilizce metinde "embracing the Islamic faith", İtalyan­ca metinde "abbraciare l'Islamismo". 1920 Türkçe çevirilerinde "ihtida". (Çevirenler)

    80  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde bu deyim kullanılmaktadır. (Çevirenler)

    81   Fransızca metinde "ler janvier 1914", İngilizce metinde "January l, 1914", İtalyanca metinde "l gen-naio 1914". Türkçe 1920 çevirilerinde "l Ağustos 1914". Ancak, Müttefiklerin sonradan verdikleri değişiklik öne­rilerinde, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerine göre, şöyle denilmektedir: "144 ncü madde ikinci fıkradaki l Ağus­tos 914 tarihi yerine l kânun-u sani 914 tarihi ikame olunacaktır". (Çevirenler)

    82  Bir önceki nota bakılması. (Çevirenler)

    83  Prof. Erim, Konya baskısından bu metni verirken, dipnotta, Fransızca metinde "grouvernement" değil "Etat" sözcüğünün bulunduğunu belirtmektedir. Gerçekten, İngilizce metinde de "the State", İtalyanca metinde "Stato" denilmektedir. Oysa Matbaa-i Âmire ve Konya metinlerinde "hükümet" denilmektedir; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde de "hükümet" sözcüğü kullanılmaktadır. (Çevirenler)

    84  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca son metinlerde "Ocak" söz konusu iken, 1920 Türkçe çevirilerinde "l   Ağustos   1920"  denilmektedir.   (Çevirenler)

     

    ne ve görevlerine kabul edilme, yükseltilme, onurlanma ya da çeşitli mesleklerde ve iş kollarında çalışma bakımından, bir engel sayılmayacaktır.

    Osmanlı Hükümeti, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girmesinden başlayarak iki yıl­lık bir süre içinde, Müttefik Devletlere, soy azınlıklarının orantılı temsili ilkesine dayalı bir seçim sistemi düzenlenmesi tasarısı sunacaktır.

    Herhangi bir Osmanlı uyruğunun, gerek özel gerekse ticaret ilişkilerinde, din, basın ya da her çeşit yayın konularıyla açık toplantılarında, dilediği bir dili kullanma­sına karşı hiçbir kısıtlama konulmayacaktır. Türkçeden başka bir dil konuşan Osmanlı uyruklarına, mahkemelerde, ister sözlü ister yazılı olsun, kendi dillerini kullanabilme­leri bakımından uygun düşen kolaylıklar sağlanacaktır.

     

    MADDE 146.

    Osmanlı Hükümeti, tanınmış yabancı üniversitelerden ve okullardan verilen dip­lomaların geçerliliğini tanımayı ve, bunları almış olanların, bu diplomaların tanıdığı yeteneği gerektiren mesleklerde ve sanatlarda özgürce çalışmalarını kabul etmeyi yü­kümlenir.

    Bu hüküm, Türkiye'de oturan Müttefik Devletler uyruklarına da uygulanacaktır.

     

    MADDE 147.

    Soy, din ya da dil azınlıklarından olan Osmanlı uyrukları, hem hukuk bakımın­dan hem de uygulamada, öteki Osmanlı uyruklarıyla aynı işlemlerden ve aynı güven­celerden yararlanacaklardır. Bunların, özellikle, bağımsız olarak ve Osmanlı makam­ları hiçbir biçimde karışmaksızın, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ya da sosyal kurumlar, ilk, orta ve yüksek okullarla, başka her çeşit öğretim kurumları -buralarda kendi dillerim özgürce kullanmak ve kendi dinleri­ni özgürce uygulamak hakkına da sahip olarak- kurmak, yönetmek ve denetlemek konularında eşit hakka sahip olacaklardır.

     

    MADDE 148.

    Soy, dil ya da din bakımından azınlıklardan olan Osmanlı uyruklarının önemli bir oranda bulundukları kentlerde ya da bölgelerde, söz konusu azınlıklar, Devlet büt­çesi ile, belediyeler bütçesi ya da öteki bütçelerce eğitim ya da hayır işlerine genel ge­lirlerden [kamu gelirlerinden] sağlanacak paralardan yararlanmaya hakgözetirliğe uygun bir ölçüde katılacaklardır.

    Söz konusu bu paralar, ilgili toplulukların yetkili temsilcilerine verilecektir85.

     

    MADDE 149.

    Osmanlı Hükümeti, Türkiye'deki bütün soy azınlıklarının kilise ve okul konuların­da özerkliğini tanımayı ve buna saygı göstermeyi yükümlenir. Osmanlı Hükümeti, bu amaçla ve işbu Andlaşmanın aykırı düşen hükümleri saklı kalmak üzere, Müslü­man olmayan soylara kilise, okul ya da adalet konularında Sultanlarca verilmiş fer­manlar, hat'lar, beratlar86 ve bu gibi özel buyruklar ya da fermanlarla, Bakanlık ya da

    Sadrazamlık87 buyrukları ile tanınmış ayrıcalıklarla bağışıklıkları tümüyle doğrular ve gelecekte de destekleyeceğini bildirir.

    Osmanlı Hükümetinin çıkardığı ve sözü edilen ayrıcalıklarla bağışıklıkların kal­dırılmasını, kısıtlanmasını ya da değiştirilmesini öngören bütün kararnameler, yasalar, yönetmelikler ya da genelgeler geçersiz sayılacaktır.

    İşbu Andlaşma hükümlerine uygun olarak Osmanlı adalet rejiminde yapılacak her değişiklik -bu değişiklik soy azınlıklarından kişileri etkilemekte ise- işbu Madde88 hükümlerinden üstün sayılacaktır.

     

    MADDE 150.

    Hıristiyan ya da Yahudi dininden Osmanlı uyruklarının önemli oranda oturduk­ları kentlerde ve bölgelerde, Osmanlı Hükümeti, bu Osmanlı uyruklarının inançları­na ya da dinsel uygulamalarına bir saldırı sayılabilecek herhangi bir eylemi yapmağa zorlanmamalarını, ve hafta tatili günlerinde mahkemelerde hazır bulunmamaları ya da yasal bir işlemi yerine getirmemeleri yüzünden, haklarını hiçbir biçimde yitirme-melerini yükümlenir. Bununla birlikte, bu hüküm, bu Hıristiyan ya da Yahudi Os­manlı uyruklarım, kamu düzeninin korunması için, bütün öteki Osmanlı uyruklarına yükletilen yükümlülükler dışında tutar anlamına gelmeyecektir.

     

    MADDE 151.

    Başlıca Müttefik Devletler, bu Bölümdeki hükümlerin yerine getirilmesini güven­ce altına almak için ne gibi önlemler alınması gerektiğini, Milletler CEMİYETİ Konseyi ile birlikte inceledikten sonra saptayacaklardır. Osmanlı Hükümeti, bu konuda alına­cak bütün kararları şimdiden kabul ettiğini bildirir.

     

     

    BÖLÜM   V

    KARA89, DENİZ VE HAVA KUVVETLERİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER

    Türkiye, bütün Ulusların silâhlarının genel bir sınırlanmasına hazırlık yapılma­sına olanak sağlamak için, aşağıda sayılan kara, deniz ve hava kuvvetlerine ilişkin hü­kümleri kesinlikle yerine getirmeyi yükümlenir.

     

    85  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerdeki bu tümce, Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde yoktur. Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde vardır: "Meblağ-i mezkûre alâkadar cemaatların resmî mümessilleri­ne tediye olunacaktır".  (Çevirenler)

    86  Fransızca ve İngilizce metinde "firmans, hattis, berats", İtalyanca metinde "firmani, hattis, berats". (Çevirenler)

    87  Fransızca metinde "Grand Vizir", İngilizce metinde "Grand Vizier", İtalyanca metinde "Gran Vi-sir". 1920 Türkçe çevirilerinde "tezkere-i samiyeler". (Çevirenler)

    88  İngilizce metinde "Article", Fransızca metinde "article", İtalyanca metinde "articolo", .1920 çeviri­lerinde "muahede".  Çevirenler)

    89  Fransızca metinde "militaires", İngilizce metinde "military", İtalyanca metinde "militari" sözcükleri, 1920 çevirisinde "askeriye" biçiminde çevrilmiştir. "Kara kuvvetleri" biçiminde çevirmenin daha doğru olaca­ğım düşündük.  (Çevirenler)

     

    KESİM I

    KARA KUVVETLERİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER

     

     

    ALT-KESİM I

    GENEL HÜKÜMLER

     

    MADDE 152.

    Türkiye'nin bulundurabileceği kara kuvvetleri yalnız şunlar olacaktır:

    1.  Padişah'ın90 özel koruma birliği  [Hassa Kıtaatı];

    2.  İçeride düzen ve güvenliği sağlamakla ve azınlıkların korunmasını güvence al­tına almakla görevli, jandarma birlikleri;

    3.  Önemli karışıklık durumunda, jandarma birliklerini destekleyecek ve gerekti­ğinde sınırların denetlenmesini sağlayacak özel birlikler.

     

    MADDE 153.

    İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişini izleyecek altı ay91 içinde, 152. Maddede ön­görülenler dışında kara kuvvetleri terhis edilecek ve dağıtılacaktır.

     

    ALT-KESİM II.

    OSMANLI KARA KUVVETÎNÎN PERSONEL SAYISI, ÖRGÜTÜ VE KADROSU

     

    MADDE 154.

    Padişah'ın özel koruma birliği bir kurmay kurulu ile, personel sayısı, subay ve er olarak, 700'ü geçmeyecek yaya [piyade] ve atlı [süvari] birliklerinden kurulacaktır. Bu kuvvet, 155. Maddede öngörülen toplam personel sayısının içinde sayılmayacaktır.

    Bu koruma birliğinin kuruluşu, bu Bölüme ekli I sayılı çizelgede gösterilmiştir.

     

    MADDE 155.

    152. Maddenin 2. ve 3. fıkralarında sayılan kuvvetlerin toplam personeli, kurmay kurulları, subaylar, eğitim personeli ve donatım birliklerini de kapsamak üzere, 50,000 kişiyi geçmeyecektir.

     

    MADDE 156.

    Jandarma birlikleri, Türkiye ülkesi üzerine dağıtılacaktır; Türkiye ülkesi, bu amaç­la, sınırları 200. Maddede öngörüldüğü gibi saptanacak yersel bölgelere bölünecektir.

    Her yersel bölgede yaya [piyade] ve atlı [süvari], makineli tüfekle silâhlandırıl­mış, yönetim ve sağlık hizmetleriyle donatılmış birliklerden oluşan bir jandarma bir­liği kurulacaktır; bu jandarma birliği, illerde [vilâyetlerde], sancaklarda ve ilçelerde [kazalarda92], vb., bulunduğu yere bağlı bir güvenlik hizmeti kurulması için gerekli birlikleri sağlayacak ve bölgenin bir ya da birkaç noktasında gezici yedek kuvvetler bulunduracaktır.

    Özel görevleri yüzünden, bu jandarma birliklerinin, topçusu da, teknik silâhları93 da olmayacaktır.

    Bu jandarma birliklerinin toplam personel sayısı, 155. Maddede öngörülen kara kuvvetinin toplam personelinin içinde sayılmak üzere, 35.000 kişiyi geçmeyecektir.

    Tek bir jandarma birliğinin toplam personel sayısı, jandarma birlikleri toplam personelinin dörtte birini aşmayacaktır.

    Herhangi bir jandarma birliğinin öğeleri, 200. Maddede öngörülen Müttefikler-Arası Komisyonun özel izni olmadıkça, kendi bölgesinin topraklan dışında kullanılma­yacaktır.

     

    MADDE 157.

    Özel güçlendirme [takviye] birliklerinde yaya, atlı, dağ topçusu, istihkâm birlik­leriyle, bunların her birine uygun düşen teknik ve genel hizmetler de bulunabilecektir; bunların toplam personeli, 155. Maddede öngörülen toplam personelin içinde sayılmak üzere, 15.000 kişiyi aşmayacaktır.

    Tek bir birliğin özel güçlendirme öğeleriyle desteklenmesi, bu öğelerin, 200. Mad­dede öngörülen Müttefikler-Arası Komisyonun özel izni olmadıkça, toplam persone­linin üçte birini aşmayacaktır.

    Bu özel güçlendirme öğelerinin kuruluşuna girecek çeşitli silâhlar ve hizmetler oranı, bu Kesime ekli II sayılı çizelgede saptanmıştır.

    Bunların [kışlalara] yerleştirilişi, 200. Maddede öngörüldüğü biçimde saptana­caktır.

     

    MADDE 158.

    156. ve 157. Maddelerde sözü edilen kuruluşlarda, kurmay ve hizmetler personeli de sayılmak koşuluyla, subay oranı, hizmetteki personel toplam sayısının yirmide birini, astsubay oranı da, hizmetteki toplam personel sayısının onikide birini aşmayacaktır.

     

    MADDE 159.

    Çeşitli Müttefik ya da tarafsız Devletlerin verecekleri subaylar, Osmanlı Hükü­metinin yönetiminde, jandarmanın komutasına, örgütlenmesine ve eğitimine katıla­caktır. Bu subaylar, 158. Maddede öngörülen jandarma subayları sayısı içinde sayıl-

     

     

    90  1920 Türkçe çevirilerinde "Zat-ı Şahane". (Çevirenler)

    91   Prof. Erim, Konya baskısından aktardığı metinde "üç ay" yazılı iken, Fransızca metne uygun olarak "altı ay" biçiminde düzelttiğini belirtmektedir. Şu var ki, Müttefiklerin değişiklik önerilerinde, Vakit ve Peyam-t Sabah metinlerine göre, şöyle denilmektedir: "153, 164, 171 ve 173 ncü maddelerde mevzu-u bahis müddet üç ay­dan altı aya iblağ edilmiştir". (Çevirenler)

    92  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde "vilayets, sandjaks, cazas". (Çevirenler)

    93  Fransızca metinde "armes techniques", İngilizce metinde "technical services", İtalyanca metinde "ar-mi tecniche". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "esliha"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "esliha-i fenniye".  (Çevirenler)

     

    mayacaklardır; ancak, bunların sayısı bu personelin yüzde onbeşini geçmeyecektir. 200. Maddede sözü edilen Müttefikler-Arası Komisyonun hazırlayacağı özel anlaş­malar, bu subayların uyrukluk bakımından oranlarını saptayacak ve bu Madde ile kendileri için öngörülmüş olan çeşitli görevlere katılma koşullarını düzenleyecektir.

     

    MADDE 160.

    Aynı yersel bölgede, 159. Maddede öngörülen koşullar içinde Osmanlı Hükümeti buyruğuna verilen bütün [yabancı] subaylar, ilke olarak, aynı uyruklukta olacaklardır.

     

    MADDE 161.

    Linini [Lemnos, Lemno], Gökçeada [İmroz, Embros, İmbros, İmbro], Semadirek94 [Se-mendirek, Samothrace, Samotracia], Bozcaada [Tenedos, Tenedos, Tenedo] ve Midilli [Mity lene, Mitvlene, Mitilene] dışında, 178. Maddede öngörülen Boğazlar ve adalar bölgesin­de, Yunan ve Osmanlı jandarma kuvvetleri, bu bölgedeki Müttefikler-Arası İşgal Ko­mutanlığına bağlı bulunacaktır.

     

    MADDE 162.

    İşbu Alt-kesimde, hangi nitelikte olursa olsun, sözü edilen kuvvetlerin ya da bu kuvvetlerin taşıma araçlarının her çeşit seferberlik önlemleri ya da bunların seferber­liğine ilişkin, ya da güçlendirilmesi yolundaki bütün önlemler yasaktır.

    Çeşitli kuruluşların, kurmay kurullarının ve hizmetlerin hiçbir durumda ek kad­roları bulunmayacaktır.

     

    MADDE 163.

    153. Maddede saptanan süre içinde, şimdi varolan tüm jandarma kuvvetleri, 156. Maddede öngörülen jandarma birlikleri içinde birleştirilecektir.

     

    MADDE 164.

    İşbu Kesimde öngörülmemiş herhangi bir birliğin kurulması yasaktır.

    Padişah'ın özel koruma birliği dışında, izin verilen 50.000 kişilik personel sayısını aşan kuruluşların ortadan kaldırılması, işbu Andlaşmanm imzalanmasından başlaya­rak, 153. Madde hükümlerine uygun olarak, işbu Andlaşmanm yürürlüğe girmesin­den en geç altı ay95 sonra tümüyle gerçekleşecek biçimde, giderek yapılacaktır.

    Osmanlı Savaş Bakanlığı [Harbiye Nezareti] ile Genel Kurmayı ve onlara bağlı yönetim birimlerindeki subay ve benzeri personel, aynı süre içinde, 200. Maddede sözü edilen Müttefikler-Arası Komisyonca Osmanlı Silâhlı kuvvetlerinin genel hizmetleri­nin iyi işlemesi için kesin olarak gerektiği saptanacak personel sayısına indirilecek ve bu personel 158. Maddede öngörülen en yüksek sayı içinde olacaktır.

     

    ALT-KESİM III

    ASKERE ALMA

     

    MADDE 165.

    Osmanlı kara kuvvetleri [silâhlı kuvvetleri] gelecekte yalnız gönüllü olarak as­kere yazılanlardan kurulacaktır.

    Askere yazılma, soy ve din ayrılığı gözetilmeksizin, Osmanlı Devletinin bütün uy­ruklarına eşit olarak açık bulunacaktır.

    156. Maddede sözü edilen birliklere gelince, bunların kuruluşu, ilk olarak, böl­gesel olacak ve her bölgedeki halkın Müslüman olan ya da olmayan öğelerinin, olanak ölçüsünde, ilgili her birlik personelinde temsil edilmelerini sağlayacak biçimde düzen­lenecektir.

    Yukarıdaki hükümler, hem subaylara hem de erlere uygulanacaktır.

     

    MADDE 166.

    Assubaylarm ve erlerin hizmet süresi aralıksız oniki ay olacaktır. .  Hizmet süreleri bitmeden, hangi nedenle olursa olsun, hizmetten bağışlanan er­lerin yerine her yıl konulacakların oranı, 155. Maddede saptanan toplam personel sayı­sının yüzde beşini geçmeyecektir.

     

    MADDE 167.

    Bütün subaylar meslekten [muvazzaf] subay olacaktır.

    Şu sırada orduda ve jandarmada hizmet gören ve yeni kara kuvvetinde kalacak olan subaylar en az kırkbeş yaşına kadar hizmette kalmayı yükümleneceklerdir.

    Şu sırada orduda ve jandarmada hizmet gören ve yeni kara kuvvetine alınmaya­cak olan subaylar, her çeşit askerî hizmet yükümlülüğünden bağışlanacaklar ve ku­ramsal ya da uygulamalı hiçbir askerlik alıştırmasına [tâlime] katılmayacaklardır.

    Yeni atanan subaylar, aralıksız en az yirmi beş yıl eylemsel hizmette bulunmayı yükümleneceklerdir.

    Hizmet süreleri bitmeden, hangi nedenle olursa olsun, hizmetten ayrılan subay­ların yerine her yıl konulacakların oranı, 158. Maddede öngörülen toplam subay sayı­sının yüzde beşini geçmeyecektir.

     

    ALT-KESİM IV

    OKULLAR, EĞÎTİM KURUMLARI, ASKERÎ KURUMLAR96 VE DERNEKLER

     

    MADDE 168.

    İşbu Andlaşmanm yürürlüğe girişinden97 başlayarak üç aylık bir sürenin geçme­sinden sonra, Türkiye'de, ancak izin verilen birlikler için gerekli subay ve assubaylarm yetiştirilmesi için kesinlikle zorunlu bulunan aşağıda belirtilen okullar kalacaktır:

    l subay okulu;

    her yersel bölge için l  assubay okulu.

    Bu okullarda öğrenim görmesine izin verilecek öğrenci sayısı, subay ve assubay kadrolarındaki doldurulacak boşluklarla kesin orantılı olacaktır.

     

     

    94 Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "Somatras"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Semen-direk". (Çevirenler)

    95 Bakınız:    Not   91.    (Çevirenler)

    96  Fransızca metinde "societes et associations militaires", İngilizce metinde "military clubs and   societies", İtalyanca  metinde   "societa e associazioni  militan".  Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "askeri   şi-rekât ve cemiyat"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Cemiyat-ı askeriye". (Çevirenler)

    97  Fransızca metinde "â dater de la mise en vigueur", İngilizce metinde "from the coming into force", İtalyanca metinde "dall'entrata in vigore". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "imzasından itibaren"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "mevki-i mer'iyete vaz'ından itibaren". (Çevirenler)

     

    MADDE 169.

    168. Maddede sözü geçen öğrenim kurumlarının dışında kalanlarla, her çeşit spor kurumlan ya da başka kurumlar, hiçbir askerî konuyla ilgilenmeyeceklerdir.

     

    ALT-KESİM V.

    GÜMRÜKÇÜLER, YEREL KENT VE KIR POLİSİ, ORMAN BEKÇİLERİ

     

    MADDE 170.

    III. Bölümün (Siyasal Hükümler) 48. Maddesi hükümlerine dokunulmamak ko­şuluyla, gümrük görevlilerinin, yerel kent ve kır polisi görevlilerinin, orman bekçileri­nin, ya da benzeri görevlilerin sayısı, işbu Andlaşma ile saptanan Türkiye ülkesi sınır­ları içinde, 1913'de, benzer görevlerde çalışanların sayısını geçmeyecektir.

    Gelecekte bu gibi görevlilerin sayısı, ancak, görevli bulundukları yerlerdeki ya da belediyelerdeki nüfus artışına uygun bir oranda arttırılabilecektir.

    Bu hizmetliler ya da görevlilerle, demiryolu hizmetinde çalışanlar, herhangi bir askerlik alıştırmasına [tâlimine] katılmak için toplanamayacaklardır.

    Her yönetim çevresinde, ister kent ister kır polisi olsun, yerel polis ile orman bek­çileri, jandarmaya ilişkin 165. Maddedeki ilkeler uyarınca göreve alınacak ve bu ilke­ler uyarınca komuta ve yönetime bağlı olacaklardır.

    Türkiye'nin sivil yönetiminin bir parçası olarak, Osmanlı kara kuvvetinden ayrı kalacak Osmanlı polisinde Müttefik ya da tarafsız Devletlerce verilecek subaylar ya da görevliler, Osmanlı Hükümetinin yönetimi altında, sözü edilen polisin komutasına ve eğitimine katılacaklardır. Bu subayların ve görevlilerin sayısı, benzeri Osmanlı per­sonelinin yüzde onbeşini geçmeyecektir.

     

    ALT-KESİM VI

    SİLAHLAR, CEPHANE VE GEREÇLER

     

    MADDE 171.

    İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişini izleyecek altı ayın98 bitiminde, Osmanlı kara [silâhlı] kuvvetlerinin çeşitli kuruluşlarında hizmette ya da yedekte bulundurulan silâh­lar, bu Kesime ekli III sayılı çizelgede bin kişi için saptanmış olan sayıyı geçmeyecektir.

     

    MADDE 172.

    Türkiye'nin elinde bulundurabileceği cephane, bu Kesime ekli III sayılı çizelge­de saptananları geçmeyecektir.

     

    MADDE 173.

    İşbu Andlaşmanm yürürlüğe girişini izleyecek altı aylık100 süre içinde, izin verilen sayıyı aşan silâhlar, her çeşit cephane ile savaş araçları ve gereçleri, 200. Maddede ön­görülen Müttefikler-Arası Askerî Denetim Komisyonuna bu Komisyonca gösterilecek yerlerde teslim edilecektir.

    Bu araçların ve gereçlerin ne yapılacağına, Başlıca Müttefik Devletler karar vere­ceklerdir.

     

    MADDE  174.

    Silâhlar, cephane, savaş araçları ve gereçleri ile uçaklar ve her çeşit uçak parçaları yapımı, ancak, 200. Maddede öngörülen Müttefikler-Arası Komisyonun izin vereceği fabrikalarda ve kurumlarda yapılabilecektir.

    İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak altı aylık101 bir süre içinde her çeşit silâhların, cephanenin, savaş araçlarının ve gereçlerinin yapımı, hazırlanması, depolanması ya da incelenmesi ile uğraşan bütün öteki kurumlar ortadan kaldırılacak ya da yalnız ticaret amacıyla kullanılmaya yarar biçime dönüştürülecektir.

    İzin verilen cephane stokları için depo olarak kullanılanlar dışındaki bütün silâh depolarına da aynı işlem uygulanacaktır.

    İzin verilen yapım gereksinmelerini aşan kurumlardaki ve silâh depolarındaki aygıtlar, 200. Maddede öngörülen Müttefikler-Arası Askerî Denetim Komisyonu ka­rarları uyarınca kullanılamaz duruma getirilecek ya da yalnız ticaret amacıyla kulla­nılır biçime sokulacaktır.

     

    MADDE 175.

    Türkiye'ye her çeşit silâhlar, cephane ile savaş araçları ve gereçleri, uçaklar ve uçak parçaları getirilmesi, 200. Maddede öngörülen Müttefikler-Arası Komisyonun özel izni olmadıkça, kesinlikle yasaktır102.

    Aynı biçimde, yabancı ülkelere gönderilmek üzere, her çeşit silâhlar, cephane, savaş araçları ve gereçleri yapımı ve bunların dışsatımı [ihracatı] da yasaktır.

    MADDE 176.

    Alev-makinelerinin, boğucu ya da zehirleyici ya da benzeri gazların ve her türlü benzer sıvıların, maddelerin ve hazırlanmış bileşimlerin kullanılması yasak olduğun­dan, bunların Türkiye'de yapımı ya da Türkiye'ye sokulması kesinlikle yasaktır.

    Sözü geçen maddelerin ya da bileşimlerin yapımına, saklanmasına ya da kullanıl­masına yarayan özel araçlar ve gereçler de yasaklanmıştır.

    Zırhlı taşıtların, tankların ya da savaş amaçları için kullanılan bunlara benzer her türlü araçların Türkiye'de yapımı ya da Türkiye'ye sokulması da yasaktır.

     

    98  Bakınız:   not   91.   (Çevirenler)

    99  Erim metninde, "cetvelde muharrer miktarı tecavüz etmemelidir" denilmekte, bin kişiden söz edilme­mektedir. Oysa, Matbaa-i Âmire ve Konya metinlerinde "cedvelde beher l .000 nefer için muayyen erkamı tecavüz etmemelidir" denilmektedir; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde de "tabloda muharrer olduğu veçhile bin nefer için tayin edilmiş olan mikdarı tecavüz edemeyecektir" deniliyor. Çevirenler)

    100  Prof. Erim, Konya baskısından aktardığı metinde ''üç ay" yazılırken, Fransızca metne göre "altı ay" olarak düzelttiğini belirtmektedir. Oysa bakınız: Not 91. (Çevirenler)

    101   Bakınız: Not 91.  (Çevirenler)

    102  Matbaa-i Âmire ve Konya metinlerinde, burada şöyle bir fıkra vardır: "Silâh ve mühimmat ve malzeme-i harbiye ile sair her nevi bu gibi malzeme imalatı da kat'iyyen memnudur". Prof. Erim, yabancı dildeki metinler­de bu satırların bulunmadığını haklı olarak belirtmektedir. Bu satırlar, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde de yoktur.  (Çevirenler)

     

     

     

    ALT-KESİM VII

    BERKİTİLMİŞ YERLER (TAHKİMAT)

     

    MADDE 177.

    178. Maddede öngörülen Boğazlar ve adalar bölgesinde, sözü geçen Maddede öngörüldüğü üzere, berkitilmiş yerler [tahkimat, istihkâmlar] silâhsızlandırılacak ve yıkılacaktır.

    Bu bölge dışında ve 89. Madde hükümleri saklı kalmak koşuluyla, şu sırada varo­lan berkitilmiş yerler [müstahkem mevkiler] şimdiki durumlarıyla olduğu gibi tutu­labilecek, ancak aynı üç aylık süre içinde silâhtan arındırılacaktır.

    ALT-KESlM VIII

    BOĞAZLARIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN KORUNMASI

     

    MADDE 178.

    Boğazların özgürlüğünü güvence altına almak üzere, Bağıtlı Yüksek Taraflar, aşağıdaki hükümleri kararlaştırmışlardır:

    1. İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak üç aylık bir süre içinde, aşağıdaki 179. Maddede belirtildiği gibi sınırlandırılan ve Marmara Denizi kıyılan ile adalarını ve Boğazlar'ın kıyılarını içine alan bir bölge ile, Limni [Lemnos, Lemno], Gökçeada [İmroz, Imbros, İmbro), Semadirek103 [Samothrace, Samotracia], Bozcaada [Te-nedos, Tenedo] ve Midilli [Mitylene, Mitylene, Mitilene] adalarında tüm yapıların, ber­kitilmiş yerlerin [tahkimatın] ve bataryaların silahsızlandırılması ve yıkılması gerçek­leştirilecektir.

    Sözü geçen bölgede ve adalarda, bu yapıların yeniden yapılması ve benzer yapı­lar yapılması yasaktır104. Fransa, İngiltere ve İtalya, sözü geçen bölgede ve Limni, Gök­çeada [İmroz], Semadirek105 ve Bozcaada'da yerleştirilmesi yasak kalan gezginci batar­yaları hızla getirmekte kullanılabilecek şimdiki yolların ve demiryollarının kullanıl­maz duruma sokulmasını hazırlamak hakkına sahip olacaklardır.

    Limni, Gökçeada [İmroz], Semadirek106 ve Bozcaada adalarında107 yeni yollar ve demiryolları yapımına ancak yukarıda sözü edilen üç Devletin izniyle girişilebile­cektir.

    2.  Birinci paragrafın ilk fıkrasında öngörülen önlemler, Yunanistan'ca ve Türki­ye'ce, herbiri kendi toprakları bakımından ve giderlerini kendileri ödemek üzere, ve 203. Maddede öngörülen denetim altında, uygulanacaktır.

     

    3.  Bölge toprakları ile Limni, Gökçeada [İmroz], Semadirek [Semendirek], Boz­caada ve Midilli adaları108,   askerî amaçlarla, ancak, birlikte  davranan yukarıda adı geçen üç Müttefik Devletçe kullanılabilecektir. Bu hüküm, sözü edilen bölgede ve ada­larda, 161. Madde hükümleri uyarınca Müttefikler-Arası İşgal Kuvvetleri Komutan­lığına bağlı bulunacak Yunan ve Osmanlı jandarma kuvvetlerinin kullanılmasına en­gel olmayacağı gibi, Midilli adasında bir Yunan garnizonunun kalmasına ve,  152. Maddede öngörülen, Padişah'ın özel koruma birliğinin109 varlığına da engel sayılma­yacaktır110.

    4. Birlikte davranan111 sözü geçen Devletler, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak, Boğazlar'ın özgürlüğüne dokunabilecek bir eylemin yapılmasını ya da hazırlanmasını önlemek için gerekli görecekleri kara ve hava kuvvetlerini söz konusu topraklarda ve adalarda bulundurmak hakkına sahip olacaklardır.

    Bu denetleme, denizden, adı geçen Müttefik Devletlerden herbirinin birer karakol gemisi112 aracılığıyla yapılacaktır.

    Yukarıda sözü edilen işgal kuvvetleri, gerektiğinde, 1907 tarihli La Haye IV. Söz­leşmesine ekli Yönetmelikte ya da bunun yerine geçecek ve sözü edilen bütün Devlet­lerin taraf olacakları başka herhangi bir Sözleşmede öngörülen koşullar altında, kara­da elkoyma113 hakkını kullanabileceklerdir. Bununla birlikte, bu elkoymalar ancak he­men ödemede bulunma karşılığında yapılabilecektir.

     

    MADDE 179.

    178. Maddede öngörülen bölge, aşağıda belirtildiği gibi sınırlandırılmıştır (l sa­yılı haritaya bakılması):

     

     

    103  Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "Semendirek", Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Sema­direk".  (Çevirenler)

    104  Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde, burada, şöyle bir tümce parçası vardır: "seyyar batarya­ların oralarda sür'atle şevkine hadim yollar v: şömendöferler inşası şerait-i âtiye tahtında..." Vakit ve Peyam-ı Sabah metninde bu tümce parçası şöyledir: "yahut oralara süratle müteharrik bataryalar isaline müsaid yollar ve demiryolları tesisi..." Müttefiklerin sonradan yaptıkları öneriler arasında, Vakit ve Peyam-ı Sabah metnine göre, bu sözcüklerin metinden çıkartıldığı belirtilmektedir. (Çevirenler)

    105  Bakınız: Not  103. (Çevirenler)

    106  Bakınız: Not  103.  (Çevirenler)

    107  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca son metinlerde Midilli adası yazısı olmamakla birlikte, 1920 Türkçe çevirilerinde Midilli de gösterilmektedir. Oysa, Müttefiklerin sonradan yaptıkları değişiklik önerilerinde, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerine göre, bu çıkartma belirtilmektedir. (Çevirenler)

    108  Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde, Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerden değişik ola­rak, yalnız "adalar" denilmekte, adaların adları belirtilmemektedir. Vakit ve Peyam-ı Sabah metinleri de böyledir. Müttefiklerin sonradan yaptıkları değişiklik önerilerinde, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerine göre, adaların adlarıy­la belirtildiği açıklanmaktadır. (Çevirenler)

    109  Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde "maiyet-i seniye hassa muhafaza kıtaatı", Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Zat-ı şahanenin nefs-i hümayunlarına mahsus kuvve-i muhafaza". (Çevirenler)

    110  Vakit ve Peyam-ı Sabah'da., Müttefiklerin değişiklik notasında, şöyle bir düzeltme de.vardır: "178 nci maddenin üç numaralı fıkrasının sondan bir evvelki satırında 161 nci madde kelimesinden sonra âtideki cümle ilâve olunacaktır: "Bu Midilli adasında bir Yunan muhafaza kuvvetiyle 152 nci maddede mevzu-u bahis olduğu üzere havali-i mezkûrede asakir-i hassa-i şahane bulundurulmasına mani değildir" cümlesi yazılacaktır". (Çevi­renler)

    111   Vakit ve Peyam-ı Sabah'da., Müttefiklerin değişiklik önerileri arasında şöyle bir düzeltme de vardır: "Mez-kür maddenin [madde 178] dördüncü fıkrasının birinci satırındaki "Devletler" kelimesinden mukaddem "mütte-fiken hareket eden" kelimeleri vaz olunacaktır". (Çevirenler)

    112  Fransızca metinde "stationnaire", İngilizce metinde "guard-ship", İtalyanca metinde "stazionario". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "istasyon"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde  "karakol sefinesi". (Çevirenler)

    113  Fransızca metinde "requisition", İngilizce metinde "requisition", İtalyanca metinde "requisizione". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "vaz-ı yed (istimval)"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Vaz-ı yed ve müsadere". (Çevirenler)

     

    1. Avrupa'da:

    Saros"4  Körfezi'nde  Karaçalı'dan  kuzey-doğuya  doğru:

    yaklaşık olarak kuzey-doğuya yönelen ve Beylik Dere havzasının güney sınırını Kuru Dağ doruğuna kadar izleyen bir çizgi;

    oradan, tepeler çizgisini izleyen bir çizgi;

    sonra. Emirli'nin kuzeyinden ve Dereler'in güneyinden geçen düz bir çizgi; ku-zey-kuzey-doğuya dönerek Tekirdağ-Malkara yolunu Aynarcık'ın116 3 kilometre ba­tısında kesen ve oradan Ortaköy'ün"7 6 kilometre doğusundan geçen bir çizgi;

    sonra, kuzey-doğuya dönen ve Tekirdağ-Hayrabolu yolunu Tekirdağ'ın 18 kilo­metre kuzey-batısmda kesen bir çizgi;

    oradan, Muradlı-Tekirdağ yolunun Muradlı'nın yaklaşık l kilometre güneyin­deki bir noktaya kadar:

    bir düz çizgi;

    oradan, doğu-kuzey-doğuya doğru ve Yeniköy'e kadar:

    Çorlu-Çatalca demiryolunun en az 2 kilometre kuzeyinden geçecek biçimde de­ğiştirilmiş bir düz çizgi;

    oradan, kuzey-kuzey-doğuya doğru ve 27. Maddenin 1-2. fikrasında tanımlanan Türkiye'nin sınırında, Istranca'nm batısında bir noktaya kadar: Yeniköy'ü bölgede bırakan bir düz çizgi; oradan,   ve   Karadeniz'e   kadar: 27. Maddenin 1-2. fıkrasında tanımlanan Avrupa Türkiye'sinin sınırı.

    2. Asya'da:

    Başlıca Müttefik Devletlerce, Edremit118 Körfezi'nde, Dahlina Burnu ile Kemer İs­kele arasında saptanacak bir noktadan doğu-kuzey-doğuya doğru:

    Kemer iskele ile Kemer'in ve bu iki yeri birbirine bağlayan yolun güneyinden geçen bir çizgi;

    sonra, Osmanlar-Orhanlar119 dekovil demiryolunun Değirmendere'yi kestiği nok­tanın hemen güneyindeki bir noktaya kadar: bir   düz   çizgi;

    oradan, kuzey-doğuya doğru ve Manyas Gölü'ne kadar: Değirmendere ile Karadere Suyu'nun sağ kıyısını izleyen bir çizgi;

    oradan, Bandırma - Susığırlı demiryolunun Karadere yatağını kestiği noktaya kadar:

    bu ırmağın ağzına doğru akım yolu;

    oradan, doğuya doğru, Atranos Çayı'nın Karaoğlan'a doğru ağzından yaklaşık 3 kilometredeki bir noktaya kadar:

    bir düz çizgi;

    oradan, kuzey-doğuya doğru, bu ırmağın ağzına doğru akım yolu;

    sonra, Apolyont Gölü'nün güney kıyısı;

    sonra, Mudanya-Bursa demiryolunun, Bursa'nın yaklaşık olarak 5 kilometre kuzey­batısında Nilüfer120 Çayı'nı kestiği noktaya kadar:

    bir düz çizgi;

    oradan, kuzey-doğuya doğru ve Bursa'nın yaklaşık olarak 6 kilometre kuzeyinde nehirlerin kesişme yerine kadar:

    Nilüfer Çayı'nın ağzına doğru, akım yolu;

    oradan, kuzey-doğuya doğru ve İznik Gölü'nün en güney noktasına kadar:

    bir düz çizgi;

    oradan, îznik'in 2 kilometre kuzeyindeki bir noktaya kadar:

    bu gölün güney ve doğu kıyıları;

    oradan, kuzey-doğuya doğru, Sapanca Gölü'nün en batı ucuna kadar:

    Çırçır Çeşme-Sıradağ-Elmalıdağ-Kalpakdağ-Ayıtepe-Hekimtepe tepeler çizgisini izleyen bir çizgi;

    oradan, kuzeye doğru ve İzmit-Armaşa yolunun, Armaşa'nın 8 kilometre güney­batısındaki bir noktaya kadar:

    olanak ölçüsünde Şocalı Dere havzasının doğu sınırını izleyen bir çizgi;

    oradan, Akabedr'in Karadeniz'e döküldüğü yerin 2 kilometre doğusundaki bir noktaya kadar:

    bir düz çizgi.

     

    MADDE 180.

    İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak onbeş gün içinde, 178. Mad­dede öngörülen bölgenin sınırlarını, bu sınırların 27. Maddenin 1-2. fıkrasında tanım­lanan sınırla üst üste geldiği kesimler dışında, yerinde saptamak üzere bir Komisyon kurulacaktır. Bu Komisyon, Fransa, İngiltere ve İtalya askerî makamlarından herbi-rince atanacak üçer üye ile, gerekliğinde, bölgenin Yunan egemenliği altına giren ke­simiyle ilgili olarak, Yunan Hükümetince atanacak bir üyeden, ya da bölgenin Osmanlı egemenliği altında kalan kesimiyle ilgili olarak Osmanlı Hükümetince atanacak bir üyeden kurulu olacaktır. Oyçoğunluğuyla karar verecek olan Komisyonun kararları, ilgili taraflar için uyulması zorunlu olacaktır.

    Bu Komisyonun giderleri, adı geçen bölgenin işgal giderleri hesabına geçirilecektir.

     

    114  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde "Xeros". Matbaa-iÂmire, Konya ve Erim metinlerinde "Sa­ros"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Ikseros". (Çevirenler)

    115  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde "Rodosto". 1920 Türkçe çevirilerinde "Tekfurdağ". (Çe­virenler)

    116  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde "Ainarjik". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "Aynarcık"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Aynacık". (Çevirenler)

    117  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde "Ortaja Keui"; 1920 Türkçe çevirilerinde "Ortaköy". (Çevirenler)

    118  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde "Adramid". (Çevirenler)

    119  Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde "Urchanlar". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "Orşanlar"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Orhanlar".  (Çevirenler)

    120 Yabancı  dildeki  metinlerde   "Ulfer".  (Çevirenler)

     

    ÇİZELGE I.

    PADİŞAHIN ÖZEL KORUMA BİRLİĞİNİN (HASSA KITAATININ)

    KURULUŞU

    BİRLİKLER   

    EN YÜKSEK PERSONEL SAYISI

    DÜŞÜNCELER

    Karargâh           ............                  

    Yaya [Piyade]   ........

    Atlı  [süvari]      ........ 

    Hizmet              ..............

     

     

             TOPLAM  …….

    101

    425

    125

    50  

    +___

    700

    1)  Bu personel sayısına şunlar girmektedir

    a) Sultan'ın Özel Koruma Birliği karargahı [Kurmay Kurulu];

    b) Sultan'ın Özel Koruma Birliği'ne bağlı generaller, her rütbeden ve sınıftan subaylar ile askerî görevliler.

     

     

    ÇİZELGE II

    ÖZEL   GÜÇLENDİRME   (TAKVİYE)   BİRLİKLERİNİN   KURULUŞUNA   GİREN

    ÇEŞİTLİ  SINIFLAR  VE  HİZMETLER  KURULUŞLARININ  PERSONEL

    SAYISI

     

    BiRLiKLER

    EN YÜKSEK PERSONEL SAYISI

    Karargâh (Komutanlık: Subaylar ve personel)           .......

    Yaya [piyade]   ........................................

    Topçu               .......................................

    Atlı [süvari]        .......................................

    İstihkâm ve teknik birlikler........................

    Teknik ve genel hizmetler.........................

    TOPLAM:……………….

    100

    8.200                       Subaylar

    2.500                         ve erler.

    700

    2.000

    l .500

    +_____

    15.000

     

    ÇİZELGE III.

    İZİN VERİLEN EN YÜKSEK SİLÂH VE CEPHANE MİKTARI

     

     

     

     

     

     

    GEREÇLER

    MİKTAR

    Her 1.000 kişiye1

    MİKTAR

    Silâh (tüfek ya da top) başına cephane

    Sultanın özel koruma birliğii (hassa kıtaatı)

    (jandarma) bilrlikleri

    Özel güçlendirme (takviye)birlikleri.

    Sultanın özel koruma birliği (hassa kıtaatı)

    (Jandarma) birlikleri

    Özel güçlendirme (takviye)birlikleri.

    Tüfekler yada filintalar2.....

    1.150

    1.150

    1.150

    1.000

    1.000

    1.000

    Tabancalar ...

    Subay başına ve bindirilmiş astsubay başına 1 tabanca

    Tabanca başına 100 mermi

    Ağır yada hafif makinele tüfekler1

    Dağ topları3

    15

    -

    15

    -

     

    15

    54

    50.000

    50.000

    5.000

     

     

     

    1)  Yedekler için artışları da kapsamak üzere.

    2)   Otomatik tüfekler ve filintalar hafif makineli tüfekler sayılmaktadır.

    3)  Hiçbir sahra topuna ya da ağır topa izin verilmemektedir.

    4)  Dört toplu bir batarya  bir yedek top: toplam 15 batarya.

     

    KESİM II

    DENiZ KUVVETLERİNE İLiŞKiN HÜKÜMLER

     

     

    MADDE 181.

    İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak, 30 Ekim 1918 Bırakışması [Mütarekesi] uyarınca Osmanlı limanlarında gözaltı121 edilmiş bulunan bütün savaş gemilerinin Başlıca Müttefik Devletlere kesin olarak teslim edilmiş sayıldıkları bildiri­lir.

    Bununla birlikte, Türkiye, balıkçılık ve polis hizmeti için kıyıları boyunca, 7 ganbot122,

    6 torpidoyu123

    geçmeyecek sayıda gemi bulundurmak hakkına sahip olacaktır.     •  y»

    Bu gemiler Osmanlı Deniz Kuvvetlerini oluşturacak ve 201. Maddede öngörülen Müttefikler-Arası Deniz Kuvvetleri Denetleme Komisyonunca, aşağıdaki gemiler ara­sından seçilecektir: GANBOTLAR:

    Aydın Reis.

    Burak Reis.

    Sakız.

    Preveze.

    Hızır Reis.

    Kemal Reis.

    Isa Reis.  -

    TORPİDOLAR:

    Sivrihisar.

    Sultanhisar.

    Dıraç.

    Musul.

    Akhisar.

    Yunus.

    Gümrüklerin denetlenmesi için kurulacak yönetim, ilgili hizmetlerin iyi işlemesi için bir artışı zorunlu görürse, daha büyük bir kuvvet sağlamak üzere, 178. Maddede sözü edilen üç Müttefik Devlete başvurmak hakkına sahip olacaktır.

    Ganbotlar, 77 milimetreden daha küçük çapta iki top ile, makineli tüfekten olu­şan hafif silâhlar taşıyabilirler. Torpidolar ( ya da devriye gemileri124), çapı 77 mili­metreden küçük bir toptan oluşan hafif silâhlar taşıyabilirler. Bu gemilerde bulunan bütün torpillerle torpil kovanları kaldırılacaktır.

     

    MADDE 182.

    Türkiye'nin, 181. Maddede öngörülen gemilerin yerine geçecekler dışında, başka savaş gemisi yapması ya da edinmesi yasaktır. Torpidoların yerine devriye [karakol] gemileri konulacaktır.

    Bu gemilerin yerini alacak gemilerden:

    ganbotlar 600 tonu;

    devriye [karakol] gemileri 100 tonu geçmeyecektir.

    Bir geminin yitirilmesi durumu dışında, ganbotlar ve torpidolar, denize indiril­melerinden başlayarak, ancak yirmi yıllık bir süre sonunda değiştirilebileceklerdir.

     

     

    121 Fransızca metinde "internees", İngilizce metinde "interned", İtalyanca metinde "internate". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "tevkif edilmiş"; Vakit ve Peyam-ı Safa metinlerinde "mevkuf". (Çevirenler)

    122  Fransızca metinde "sloops", İngilizce metinde "sloops", İtalyanca metinde "Cannonieri (sloops)". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "ganbot (Sloops)"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Islup". (Çe­virenler)

    123  Fransızca metinde "torpilleurs", İngilizce metinde "torpedo-boats", İtalyanca metinde "torpedinieri". 1920 Türkçe çevirilerinde "torpido". (Çevirenler)

    124  Fransızca metinde "leş torpilleurs (ou vedettes de patrouilles)", İngilizce metinde "torpedp-boats (or patrol launches)", İtalyanca metinde "le torpedinieri (o navi-vedetta)". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinle­rinde "torpidolar (yahut devriye sefaini)"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "torpidolar (yahut karakol gemi­leri)".  (Çevirenler)

     

     

    MADDE 183.

    Aşağıda belirtilerek sayılan Osmanlı silâhlı deniz taşıtlarıyla yardımcı silâhlı ge­mileri silâhsızlandırılacaklar ve ticaret gemisi işlemi göreceklerdir:

    Reşit Paşa (eski Port Antonio).

    Tir-i Müjgân (eski Pembroke Castle).

    Giresun (eski Warwick Castle).

    Millet (eski Seagull).

    Akdeniz.

    60, 61, 63 ve 70 sayılı Boğaziçi yük [araba] vapurları125.

     

    MADDE 184.

    Ticaret amacıyla kullanılmak üzere yapımı bitirilebilecek su üstü gemileri dışın­da, şu sırada Türkiye'de yapılmakta olan -denizaltılarım da içine almak üzere- bütün gemiler yok edilecektir.

    Gemileri yok etme işine işbu Andlaşmamn yürürlüğe girişiyle başlanılacaktır.

     

    MADDE 185.

    Su üstü ya da su altı her çeşit Osmanlı savaş gemilerinin yok edilmesinden elde edi­lecek eşya, makineler ve gereçler ancak yalnız sanayide ve ticarette kullanılabilecektir. Bunlar yabancı ülkelere ne satılabilir ne de verilebilir.

     

    MADDE 186.

    Türkiye'de, ticarette kullanılmak için bile olsa, denizaltı yapımı ya da edinilmesi yasaktır.

     

    MADDE 187.

    181. Maddede sayılan Osmanlı deniz kuvvetleri gemilerinde, taşıyacakları ya da yedek bulunduracakları savaş gereçleri ve silâhlar, ancak, 201. Maddede öngörülen Müttefikler-Arası Deniz Kuvvetleri Denetleme Komisyonunca saptanacak miktarda olacaktır. Yukarıdaki miktarların saptanmasını izleyen ay içinde, 30 Ekim 1918 Bı­rakışmasının [Mütarekesinin] imzalanması tarihinde Türkiye'ye ait olan bütün silâh­lar, cephane ya da başka deniz savaş gereçleri ile mayınlar ve torpiller kesin olarak Başlıca Müttefik Devletlere teslim edilmiş olacaktır.

    Sözü geçen nesnelerin Osmanlı topraklarında yapımı ya da yabancı ülkelere gön­derilmesi yasaklanacaktır.

    Her çeşit deniz savaş silâhları, cephane ve gereçlerin başka her türlü stok edilmesi, depolanması ya da yedekte tutulması yasaktır.

     

    MADDE 188.

    Müttefikler-Arası Deniz Kuvvetleri Denetleme Komisyonu, 189. Madde hüküm­leri uyarınca Osmanlı Deniz Kuvvetlerine alınacak her rütbeden ve her sınıftan subayların ve erlerin sayısını saptayacaktır. Bu personel içinde, 181. Madde uyarınca Tür­kiye'ye bırakılan gemilerin silâhlı personeli, kolluk [polis] ve balıkçılık hizmetleri yöne­tim personeli, semafor istasyonları personeli bulunacaktır.

    Yukarıdaki sayının saptanmasından başlayarak, iki ay içinde, eski Osmanlı De­niz Kuvvetlerinin, yukarıdaki fıkrada öngörülen sayıyı aşan personeli terhis edilecek­tir.

    Yukarıda öngörülen personel dışında, Türkiye'de, Deniz Kuvvetlerine bağlı hiz­metler için, hiçbir kara ya da deniz kuvveti birliği, ya da herhangi bir yedek birlik ku­rulamayacaktır.

     

    MADDE 189.