ASKERÎ HÂKİMLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

              

MÜTTEFİK VE ORTAK DEVLETLERLE TÜRKİYE ARASINDA

10 AĞUSTOS 1920'DE SEVRES' DE

İMZALANAN BARIŞ ANDLAŞMASI


 BÖLÜM   IX

EKONOMiK HÜKÜMLER

 

KESiM I

TiCARET iLiŞKiLERi.

 

MADDE 261.

Andlaşmalardan, sözleşmelerden ve yapılagelişlerden [teamüllerden] doğan Kapi­tülasyonlar rejimi150, l Ağustos 1914'den önce, bu rejimden doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak yararlanan Müttefik Devletler yararına yeniden kurulacak ve l Ağustos 1914'de bu rejimden yararlanmayan Müttefik Devletler yararına genişletilecektir.

 

MADDE 262.

l Ağustos 1914'den önce, eski Osmanlı İmparatorluğu'ndâ posta büroları bulu­nan Müttefik Devletler, Türkiye'de posta bürolarını yeniden açmak yetkisine sahip olacaklardır.

 

MADDE 263.

25 Nisan 1907 Sözleşmesinin, Türkiye'de dışalım [ithalat] vergileri tarifesine iliş­kin hükümleri, Müttefik Devletler yararına yeniden yürürlüğe konulacaktır.

Bununla birlikte, işbu Andlaşmanın VIII. Bölümünün (Malî Hükümler) 231. Maddesi uyarınca kurulan Maliye Komisyonu, bu dışalım [ithalat] vergilerinin de­ğiştirilmesine ya da tüketim vergileri konmasına -bu yeni değişiklikler ya da vergilen­dirmeler, çıkış yeri neresi ya da sahibi kim olursa olsun, bütün mallara uygulanmak ko­şuluyla- herhangi bir anda izin verebilecektir.

Bu madde gereğince Maliye Komisyonunun izin verdiği, şimdiki vergilerin değiş­tirilmesi ya da yeni vergiler konulması, bütün Müttefik Devletlere yapılması gereken bildirimlerden altı ay geçmedikçe, uygulanamaz. Bu süre içinde, Komisyon, Müttefik Devletlerden herhangi birinin, bu konuyla ilgili olarak öne sürmüş olabileceği gözlem­leri inceleyecektir.

 

MADDE 264.

l Ağustos 1914'den önceki ayrıcalık [imtiyaz] sözleşmelerinden doğan haklar ve bağışıklıklar saklı kalmak üzere, Maliye Komisyonunun, 263. Maddedeki eşitlik ko­şulları içinde, Türkiye'nin ekonomik dengesi ve iyi yönetilmesi yararına Osmanlı uy­ruklarından da alınan vergilerin ve harçların, Müttefik Devletler uyruklarının kişilik­lerinden ya da mallarından da alınması konusunda Türkiye'ye izin vermeğe hakkı ola­caktır.

Aynı amaçla ve aynı koşullar altında, Maliye Komisyonunun, Müttefik Devlet­ler uyruklarına karşı her çeşit dışalım [ithalat] ya da dışsatım [ihracat] yasağı konul­masına izin vermeğe de hakkı olacaktır.

 

150 Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "imtiyazat-ı ecnebiye usulü"; Vakit ve Peyam-ı Sabah me­tinlerinde "Kapitülasyon usulü". (Çevirenler)

 

 

Bu vergiler, harçlar ya da yasaklamalar, bütün Müttefik Devletlere yapılması ge­rekecek bildirimden sonra altı ay geçmedikçe uygulanmayacaktır. Bu süre içinde Ko­misyon, Müttefik Devletlerden herhangi birinin, bu konuyla ilgili olarak öne sürebile­ceği gözlemleri inceleyecektir.

 

MADDE 265.

Müttefik Devletlerin gemileri151 konusunda, gemilere152 savaştan önce Türkiye'nin geçerli saymış olduğu ya da başlıca denizci Devletlerin ileride geçerli sayabilecekleri her çeşit kanıtlama kâğıtları ya da belgeleri, Türkiye'ce geçerli ve Türk gemilerine veri­len benzeri belgelerle eşdeğerde sayılacaktır.

Deniz kıyısı olsun ya da olmasın, yeni Devletler Hükümetlerince kendi gemilerine verilen kanıtlama belgeleri ve öteki belgeler de, başlıca denizci Devletlerce uygulanan yöntemlere uygun olarak verilmiş olmaları koşuluyla, aynı biçimde tanınacaktır.

Bağıtlı Yüksek Taraflar, deniz kıyısı olmayan herhangi bir Müttefik Devletin ya da yeni Devletin gemilerinin -bunlar, kendi ülkelerinde belirli bir tek yerde kütüğe yazılı iseler- bayraklarını tanımayı kabul ederler; bu yer, bu gemilerin kütüğe yazıl­ma limanı153 sayılacaktır.

 

MADDE 266.

Türkiye, Müttefik Devletlerden ya da yeni Devletlerden herhangi birinin ülkesin­de çıkan doğal ya da işlenmiş ürünleri, ticaret işlemlerinde her çeşit haksız rekabete karşı korumak üzere gerekli yasal ya da yönetimsel önlemleri almağı yükümlenir.

Türkiye, üzerlerinde, iş ya da dış ambalajlarında, çıkış yeri, cinsi, niteliği ya da özel­liklerine ilişkin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak yanıltma amacıyla konulmuş her türlü markalar, adlar, yazılar ya da işaretler de taşıyan bütün ürünlerin ya da mal­ların dışalımını ve dışsatımını [ithalini ve ihracını], yurt içinde satımını, sürümünü, ya da satışa çıkartılmasını, elkoymakla ve başka her çeşit uygun düşecek önlemlerle ce­zalandırmayı ve yasaklamayı yükümlenir.

 

MADDE 267.

Türkiye, bu konuda kendisine karşılıklı işlemde bulunulması koşulu ile, Mütte­fik bir ülkede ya da yeni bir Devlette yürürlükte olup yetkili makamlarca usulüne uy­gun olarak Türkiye'ye bildirilmiş bulunan ve bu bölgenin bağlı olduğu ülkede çıkan şarap ve alkollü içkilerin bölgesel bir ad taşımak hakkını ya da bu bölgesel adın kulla­nılmasına hangi koşullarla izin verilebileceğini tanımlayan ya da düzenleyen yasalara ya da bu yasalara dayanılarak alman yönetimsel ya da yargısal kararlara uymayı yü­kümlenir; sözü edilen yasalarla kararlara aykırı olarak, bölgesel adlar taşıyan ürün­lerin ya da malların dışalımı [ithali], dışsatımı [ihracı] ile, yurt içinde yapımı, dağıtı­mı, satımı ve satışa çıkartılması Türkiye'de yasaklanacak ve 266. Maddede öngörülen önlemlerle cezalandırılacaktır.

 

MADDE 268.

Osmanlı Hükümeti uluslararası ticarete girişecek olursa, bu bakımdan egemenlik­ten doğan hiçbir hakkı, ayrıcalığı ya da dokunulmazlığı olmayacak, ya da olmayacağı kabul edilecektir.                                                                                       *

 

KESİM II

ANDLAŞMALAR.

 

MADDE 269.

işbu Andlaşmanın yürürlüğe girmesiyle ve Andlaşmadaki hükümlere bağlı olarak, aşağıda belirtilen ekonomik ya da teknik nitelikteki çok-taraflı Andlaşmalar, Sözleşme­ler ve Anlaşmalar, Türkiye ile Müttefik Devletlerden bunlara taraf olanlar arasında uygulanacaktır:

1.  Denizaltı kablolarının korunmasına ilişkin 14 Mart 1884, l Aralık 1886 ve 23 Mart 1887 tarihli Sözleşmelerle, 7 Temmuz 1887 tarihli Kapanış [Son] Protokolü;

2.  Gümrük tarifelerinin yayınlanmasına ve gümrük tarifelerinin yayınlanması için bir Uluslararası Birlik kurulmasına ilişkin, 5 Temmuz 1890 tarihli Sözleşme;

3.  Paris'te Kamu Sağlığı Uluslararası Kurumu kurulmasına ilişkin, 9 Aralık 1907 tarihli  Anlaşma154;

4.  Roma'da bir Uluslararası Tarım Enstitüsü kurulmasına ilişkin, 7 Haziran 1905 tarihli Sözleşme;

5.  Türk Borçlanmasına155 ilişkin 27 Haziran 1855 tarihli Sözleşme;

6.  Escault ırmağı üzerinde geçiş harçlarının geri satın alınmasına ilişkin, 16 Tem­muz 1863 tarihli Sözleşme;

7.  Süveyş Kanalı'nın özgürce kullanılmasını güvence altına alan bir rejim kurul­masına ilişkin, 29 Ekim 1888 tarihli Sözleşme.

 

MADDE 270.

işbu Andlaşma yürürlüğe girer girmez, Türkiye'nin156, bu Maddedeki özel hü­kümleri yerine getirmesi koşuluyla, Bağıtlı Yüksek Taraflar, aşağıda sayılan sözleşme­leri ve düzenlemeleri157, kendilerini ilgilendirdiği ölçüde, yemden uygulayacaklardır:

 

 

151  Fransızca metinde "navires", İngilizce metinde "vessels", İtalyanca metinde "navi". 1920 Türkçe çevi­rilerinde   "sefain".   (Çevirenler)

152  Fransızca metinde "navires et bateaux", İngilizce metinde "vessels", İtalyanca metinde burada bir sözcük kullanılmamaktadır. Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "sefine ve vapurlar"; Vakit ve Peyam-ı Sa­bah metinlerinde "vapur ve, gemiler", ilerideki maddelerde de biz daha çok İngilizce metni göz önünde tutarak, "gemiler" sözcüğüyle yetinmede bir sakınca görmedik. (Çevirenler)

153  Fransızca metinde "port d'enregistrement", İngilizce metinde "port of registry", İtalyanca metinde "porto d'inscrizioni". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "tescil limanı"; Vakit ve Pejıam-ı Sabah metinle­rinde "kayıt limanı". (Çevirenler)

154  Fransızca ve İngilizce metinlerde "Arrangement", İtalyanca metinde "Accordo". Matbaa-i Âmire, Kon­ya ve Erim metinlerinde "Itilâfname"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "tesviyename". (Çevirenler)

155  Fransızca metinde "l'emprunt turc", İngilizce metinde "Turkish Loan", İtalyanca metinde "prestito turco". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "Osmanlı istikrazı"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Türk istikrazı". (Çevirenler)

156  Fransızca metinde "Turquie", İngilizce metinde "Turkey", İtalyanca metinde "Turchia". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "Devlet-i Osmaniye"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Türkiye". (Çevi­renler)

157  Fransızca metinde "arrangements", İngilizce metinde "agreements", İtalyanca metinde "accordi". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "itilâfname"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde  "itilâfat". (Çevi­renler)

 

Posta Sözleşmeleri

4 Temmuz 1891'de Viyana'da imzalanan Evrensel Posta Birliği Sözleşmeleri ve Andlaşmaları;

15 Haziran 1897'de Washington'da imzalanan Posta Birliği Sözleşmeleri ve Anlaşmaları;

26 Mayıs  1906'da Roma'da imzalanan Posta Birliği Sözleşmeleri ve Andlaşmaları.

Telgraf Sözleşmeleri

10-22 Temmuz 1875'de Saint-Petersbourg'da imzalanan Uluslararası Telgraf Sözleşmeleri;

11 Haziran 1908 tarihli Lizbon Uluslararası Telgraf Konferansında kararlaştırı­lan Yönetmelikler ve Tarifeler.

Türkiye158, yeni Devletlerin taraf oldukları ya da katılacakları Evrensel Posta Birliği'ne ve Uluslararası Telgraf Birliği'ne ilişkin Sözleşmelerde ve Andlaşmalarda öngö­rülen özel andlaşmaların bu yeni Devletlerle yapılmasını kabul etmeyi reddetmemeyi yükümlenir.

 

MADDE 271.

İşbu Andlaşma yürürlüğe girer girmez, Bağıtlı Yüksek Taraflar, Müttefik Devlet­lerce Türkiye'ye gösterilecek geçici kuralları Türkiye'nin uygulaması koşuluyla, 5 Tem­muz 1912 tarihli Uluslararası Radyo-telgraf Sözleşmesini, kendilerini ilgilendirdiği ölçüde, yeniden uygulayacaklardır.

İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girmesini izleyecek beş yıl içinde, 5 Temmuz 1912 Sözleşmesinin yerine, uluslararası radyo-telgraf ilişkilerini düzenleyen yeni bir sözleş­me yapılırsa, bu sözleşme -Türkiye bu sözleşmenin hazırlanmasına katılmayı ya da bunu kabulü reddetmiş olsa bile- Türkiye'yi bağlayacaktır.

Bu yeni sözleşme, yürürlükteki geçici kuralların da yerine geçecektir.

 

MADDE 272.

İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girmesinden başlayarak oniki aylık bir süre dolma­dan, Türkiye:

1.  Washington'da 2 Haziran 1911'de gözden geçirilen 20 Mart 1883 tarihli, en­düstri mülkiyetinin korunmasına ilişkin Uluslararası Paris Sözleşmesi ile,  13 Kasım 1908'de Berlin'de gözden geçirilen 9 Eylül 1886 tarihli yazın [edebiyat] ve sanat yapıt­larının korunmasına ilişkin Uluslararası Bern Sözleşmesine ve 20 mart 19 14 tarihli Bern Ek-Protokolüne, usulüne uygun olarak katılmayı;

2.  Adı geçen Sözleşmelerdeki ilkelere uygun olarak konacak yasal hükümlerle, Müttefik Devletlerin ya da herhangi bir yeni Devletin uyruklarının endüstri, yazın [edebiyat] ya da sanat mülkiyetlerini tanımayı ve korumayı yükümlenir.

Ayrıca ve yukarıdaki yükümlülüklerden bağımsız olarak, Türkiye, Müttefik Dev­letlerden herbirinin ya da herhangi bir yeni Devletin uyruklarının endüstri, yazın ya da sanat mülkiyetlerinin tümünün, en az l Ağustos 1914'deki ölçüde ve aynı koşullar altında, tanınmasını ve korunmasını sağlamağı sürdürmeyi yükümlenir.

 

MADDE 273.

Türkiye, aşağıda belirtilen Sözleşmelere ya da Andlaşmalara katılmayı ya da bun­ları onaylamayı yükümlenir:

1.  Otomobillerin uluslararası dolaşımına ilişkin, 11  Ekim 1909 Sözleşmesi;

2.  Gümrük uygulanacak  vagonların kurşunlanmasına ilişkin,   15  Mayıs  1886 tarihli Anlaşma ve 18 Mayıs 1907 tarihli Protokol;

3.  Ticaret istatistiklerinin birleştirilmesine ilişkin, 31 Aralık 1913 tarihli Sözleşme;

4.  Denizde çatmalar, deniz kazalarında yardım ve kurtarma konusundaki ku­ralların birleştirilmesine ilişkin, 23 Eylül 1910 tarihli Sözleşme;

5.  Hastane gemilerinin liman vergilerinden ve harçlarından bağışık tutulması­na ilişkin, 21 Aralık 1904 tarihli Sözleşme;

6.  Beyaz kadın ticaretinin yasaklanıp önlenmesine ilişkin,  18 Mayıs 1904 ve 4 Mayıs 1910 tarihli Sözleşmeler;

7.  Açık-saçık [müstehcen] yayınların159 yasaklanıp önlenmesine ilişkin, 4 Mayıs 1910 tarihli Sözleşme;                                                        8.  30 Ocak 1892, 15 Nisan 1893, 3 Nisan 1894, 19 Mart 1897 ve 3 Aralık 1903 tarihli Sağlık Sözleşmeleri;

9.  Güçlü etkisi oları ilâçların formüllerinin birleştirilmesine ilişkin, 29 Kasım 1906 tarihli Sözleşme;

10.  Filoksera'ya karşı alınacak önlemlere ilişkin, 3 Kasım 1881 ve 15 Nisan 1889 tarihli Sözleşmeler;

11.  Tarıma yararlı kuşların korunmasına ilişkin, 19 Mart 1902 tarihli Sözleşme.

 

MADDE 274.

Müttefik Devletlerden herbiri, işbu Andlaşmanın genel ilkelerinden ya da özel hükümlerinden esinlenerek, Türkiye ile yeniden yürürlüğe konulmasını istediği ikili sözleşmelerin ya da andlaşmaların hangileri olduğunu Türkiye'ye bildirecektir.

Bu Maddede öngörülen bildirme, ya doğrudan doğruya ya da başka bir Devlet aracılığıyla yapılacaktır. Türkiye bu bildiriyi aldığını yazılı olarak bildirecektir. Yeni­den yürürlüğe girme tarihi, bildirinin tarihi olacaktır.

Müttefik Devletler, Türkiye ile, yalnız işbu Andlaşma hükümlerine uygun olan sözleşmelerin ya da andlaşmaların yeniden yürürlüğe konulmasını kararlaştırmışlar­dır.

Bildiride, işbu Andlaşmanın hükümlerine uygun olmadıkları için bu sözleşmele­rin ya da andlaşmaların yürürlüğe yeniden girmiş sayılmayacak hükümleri de olası­lıkla gösterilecektir.

Görüş ayrılığı durumunda, karar Milletler CEMİYETİ'ne bırakılacaktır.

Bildirme işlemine girişmek için, Müttefik Devletlere, işbu Andlaşmanın yürürlü­ğe girişinden başlayarak altı aylık bir süre tanınmıştır.

 

 

158 Bakınız: Not 156. (Çevirenler)

159 Fransızca metinde "publicaıions pornographiques", İngilizce metinde "obscene publications", İtalyanca metinde "publicazioni pornografiche"; Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "calib-i şehvet resim­ler"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "fuhşâmiz neşriyat". (Çevirenler)

 

Yalnız böyle bir bildirmeye konu olmuş bulunan ikili sözleşmelerle ikili andlaşmalar, Müttefik Devletlerle Türkiye arasında yeniden yürürlüğe konulacaktır; bütün ötekiler bozulmuş sayılacak ve öyle kalacaklardır.

Yukarıdaki kurallar bütün Müttefik Devletlerle -sözü geçen Müttefik Devletler Türkiye ile savaş durumunda olmamış bulunsalar bile- Türkiye arasındaki tüm ikili sözleşmelere ya da ikili andlaşmalara uygulanacaktır.

Bu Madde hükümleri, 261. Madde hükümlerini sarsmaz.

 

MADDE 275.

Türkiye, işbu Andlaşma ile, l Ağustos 1914'den işbu Andlaşmanın yürürlüğe gir­mesine kadar, kendisi ile Almanya, Avusturya, Bulgaristan ya da Macaristan arasında imzalanmış bulunan tüm andlaşmaların, sözleşmelerin ya da anlaşmaların bozulmuş olduğunu ve öyle kalacağını kabul eder.

 

MADDE 276.

Türkiye, l Ağustos 1914'den önce yaptığı andlaşmalar, sözleşmeler ya da anlaşma­lar ile, Almanya, Avusturya, Bulgaristan ya da Macaristan'a, ya da bu Devletlerin görevlilerine ve uyruklarına tanımış olabileceği her türlü hakları ve çıkarları, bu andlaşmalar, sözleşmeler ya da anlaşmalar yürürlükte kaldığı sürece, Müttefik Devletlerle bu Devletlerin görevlilerine ve uyruklarına da bütün haklarıyla160 yararlanmaları için sağlamağı yükümlenir.

Müttefik Devletler, bu haklardan ve çıkarlardan yararlanmayı kabul edip etme­mek hakkını saklı tutarlar.

 

MADDE 277.

Türkiye, l Ağustos 1914 tarihinden önce ya da o tarihten bu yana, işbu Andlaşma yürürlüğe girinceye kadar, Rusya ile ya da toprakları önceleri Rusya'nın bir par­çası olan herhangi bir Devlet ya da da Hükümetle, ve 15 Ağustos 1916'dan sonra işbu Andlaşmanın yürürlüğe girişine kadar Romanya ile yapılmış bütün andlaşmalarının, sözleşmelerinin ya da anlaşmalarının bozulmuş olduğunu ve öyle kalacağını kabul eder.

 

MADDE 278.

l Ağustos 1914'den161 bu yana, bir Müttefik Devlet, Rusya ya da toprakları ön­celeri Rusya'nın bir parçası olan bir Devlet ya da Hükümet, askerî işgal ya da herhangi bir başka yolla ya da bir başka nedenle herhangi bir kamu makamının bir eylemi yü­zünden Türkiye'ye ya da bir Osmanlı uyruğuna herhangi çeşit bir ayrıcalık, çıkar ya da kayırma tanımak, ya da tanınmasına izin vermek zorunda bırakılmış ise, işbu Andlaşma ile, bu ayrıcalık, çıkarlar ve kayırmalar hukukça162 geçersiz kılınmıştır.

 

Bu geçersiz kılınmalardan doğabilecek her türlü parasal istemler ve ödenceler [tazminat] hiçbir biçimde Müttefik Devletlere ya da bu Madde ile yükümlülüklerin­den kurtulan Devletlere, Hükümetlere ya da kamu makamlarına yükletilemeyecektir.

 

MADDE 279.                                       

 

îşbu Andlaşma yürürlüğe girer girmez, Türkiye, l Ağustos 1914'den işbu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar, andlaşmalar, sözleşmeler ya da anlaşmalar ile, savaşa katılmayan Devletlere ya da bu Devletlerin uyruklarına tanımış olduğu her tür­lü haklardan ve çıkarlardan, bu andlaşmalar, sözleşmeler ya da anlaşmalar yürürlük­te kaldığı sürece, Müttefik Devletlerle, onların uyruklarının da yararlanmalarını sağ­lamayı yükümlenir.

 

MADDE 280.

Bağıtlı Yüksek Taraflardan, 23 Ocak 1912 tarihinde La Haye'de imzalanan Af­yon Sözleşmesini imzalamamış ya da imzaladıktan sonra henüz onaylamamış olanlar, işbu Sözleşmeyi yürürlüğe koymak konusunda anlaşmışlar, ve bu amaçla gerekli ya­saları olabildiğince gecikmeden ve en geç işbu Andlaşmanın yürürlüğe girmesini izle­yecek oniki.ay içinde çıkarmağı kararlaştırmışlardır.

Bundan başka, Bağıtlı Yüksek Taraflar, aralarından, adı geçen Sözleşmeyi henüz onaylamamış bulunanlar bakımından, işbu Andlaşmanın onaylanmasının bu Sözleş­menin de onaylandığı, ve sözü edilen Sözleşmenin yürürlüğe konması için 1914'de toplanan Üçüncü Afyon Konferansı'nın kararları uyarınca La Haye'de açılan özel Pro­tokolün de imzalandığı anlamına geleceğini kararlaştırmışlardır.

Fransız Cumhuriyeti Hükümeti, işbu Andlaşmanın onay belgelerinin yatırılması tutanağının doğruluğu onaylanmış bir örneğini Hollanda Hükümetine iletecek ve Hol­landa Hükümetini, bu belgeyi, 23 Ocak 1912 Sözleşmesinin onay belgelerinin yatırıl­ması belgesi ve 1914 tarihli Ek Protokolün imzalanması olarak kabul etmeğe ve sakla­mağa çağıracaktır.

 

KESİM III

ENDÜSTRİ MÜLKİYETİ.

 

MADDE 281.

İşbu Andlaşmanın hükümleri saklı kalmak üzere, 272. Maddede sözü edilen Ulus­lararası Paris ve Bern Sözleşmelerinde tanımlandığı biçimde, endüstri, yazın [edebiyat] ve sanat mülkiyeti haklan, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak, Bağıtlı Yüksek Tarafların ülkelerinde, bu haklardan savaş durumunun başladığı sırada yarar­lanmakta olan kişiler, ya da onların hak aktardıkları kişiler yararına yeniden tanınacak ya da geçerli sayılacaktır. Bunun gibi, savaş çıkmamış olsaydı, endüstri mülkiyetim, ya da yazın ya da sanat yapıtlarının yayınlanmasını korumak için başvurulması üzeri­ne, savaş süresince edinilebilecek haklar da, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tari­hinden başlayarak, kendilerine hak aktarılmış durumunda olan kişiler yararına yeni­den tanınacak ve geçerli sayılacaktır.

Bununla birlikte, bir Müttefik Devletin yasama, yürütme ya da yönetim maka­mınca, savaş sırasında alınan özel önlemler gereğince, Osmanlı uyruklarının endüstri,

 

160  Fransızca metinde "de plein droit"; İngilizce metinde böyle bir deyim yoktur; İtalyanca metinde "di pieno diritto". Matbaa-iÂmire, Konya ve Erim metinlerinde "tamamen"; Vakit vePeyam-ı Sabah metinlerinde "hukuk-u kâmile ile". (Çevirenler)

161   Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde bu tarih yoktur. Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde " l Ağustos   1914  tarihinden itibaren"  denilmektedir.   (Çevirenler)

162  Fransızca metinde "de plein droit", İngilizce metinde "ipso facto", İtalyanca metinde "di pieno diritto". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde yalnız "keenlemyekûn addolunacaktır" denilmektedir; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde   "bihakkın mülgadır".   (Çevirenler)

 

yazın ya da sanat mülkiyeti konusundaki haklarına karşı yapılmış işlemler yürürlük­te kalacak ve hukuk açısından tam geçerli sayılacaklardır.

Savaş süresi içinde, bir Müttefik Devlet Hükümetince, ya da bu Hükümetin adına ya da onun izniyle, herhangi bir kişinin endüstri, yazın ve sanat mülkiyeti haklarını kullanmasına, ya da bu hakların uygulandığı herhangi bir ürünün, aygıtın, maddenin ya da nesnenin satışına, satışa sunulmasına ya da kullanılmasına karşı, Türkiye'ce ya da Osmanlı uyruklarınca hiçbir istemde bulunulmayacak, ya da dâva açılamayacaktır.

İşbu Andaşmanın imzalandığı sırada Müttefik Devletlerden birinin yürürlükte olan yasaları başka bir hüküm koymamışsa, bu Maddenin 2. fıkrasında öngörülen özel önlemlerin uygulanması için girişilen her çeşit eylem ya da işlem yüzünden ödenmesi gereken ya da ödenen paralar, işbu Andlaşma hükümleri gereğince, Osmanlı uyruk­larının öteki alacakları gibi işlem görecek ve Müttefik Devletler uyruklarının endüstri, yazın [edebiyat] ve sanat mülkiyeti haklan konusunda, Osmanlı Hükümetince alınan özel önlemlerden ortaya çıkan paralar da, Osmanlı uyruklarının öteki borçlan gibi sayılıp işlem görecektir.                                   

Müttefik Devletlerden herbiri, savaştan önce ya da savaş sırasında, ya da sonradan, kendi yasalarına göre, Osmanlı uyruklarınca edinilmiş olan (endüstri ya da ticaret markaları dışında), endüstri, yazın ya da sanat mülkiyeti haklarına, ulusal savunma gereksinmeleri ya da kamu yararı, ya da kendi uyruklarının Osmanlı topraklarında sa­hip oldukları endüstri, yazın ya da sanat mülkiyeti haklarına Türkiye'de eşit hak sağ­lamak, ya da Türkiye'nin işbu Andlaşma gereğince üstlenmiş olduğu tüm yükümlülük­lerin tam olarak yerine getirilmesini güvence altına almak için, bu hakları işletmek ya da bunların işletilmesine izin vermek, ya da bu işletmenin denetimini elinde tutmak, ya da başka yoldan, gerekli görülebilecek herhangi bir sınırlamayı, koşulu ya da kısıt­lamayı getirmek yetkisini saklı tutar. İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra elde edilecek endüstri, yazın ya da sanat mülkiyeti hakları konusunda, Müttefik Dev­letlere yukarıda tanınan yetki, ancak ulusal savunma ve kamu yararı gereksinmeleri için sınırlamaların, koşulların ya da kısıtlamaların gerekli göründüğü durumlarda uy­gulanabilecektir.

Müttefik Devletlerce, yukandaki hükümlerin uygulanmasına geçilirse, akla yat­kın ödencelerde [tazminatta] ya da ödemelerde bulunulacak ve bunlar, işbu Andlaşma hükümleri gereğince, Osmanlı uyruklarına ödenmesi gerekli bütün öteki paralar gibi işlem görecektir.

Müttefik Devletlerden herbiri, l Ağustos 1914'den bu yana yapılmış ya da ileride yapılabilecek olan, ve bu Madde hükümlerinin uygulanmasını engelleme sonucunu verecek olan her çeşit endüstri, yazın ya da sanat mülkiyeti hakkının tümünün ya da bir bölümünün başkasına geçirilmesini ya da üzerinde işlem yapılmasını geçersiz say­mak yetkisini saklı tutar.

Bu madde hükümleri, Müttefik Devletlerce olağanüstü savaş yasaları gereğince ortadan kaldırılan, ya da 289. Madde gereğince kaldırılacak olan ortaklıkların ya da girişimlerin endüstri, yazın ya da sanat mülkiyeti haklarına uygulanmaz.

 

MADDE 282.

l Ağustos 1914 tarihine kadar edinilmiş bulunan, ya da savaş çıkmamış olsaydı, savaştan önce ya da savaş süresi içinde yapılmış bir istem üzerine, o tarihten bu yana

edinilebilecek olan endüstri mülkiyetine ilişkin hakların saklı tutulması ya da geri verilebilmeleri, ya da bu konuda bir karşı çıkışta bulunabilmeleri amacıyla, Bağıtlı Yük­sek Taraflardan herbirinin uyruklarına, ek vergi ya da herhangi bir ceza olmaksızın, gerekli bütün işlemleri yapmak, her türlü yöntem gereklerini yerine getirmek, her çeşit vergi ödemek ve, genel olarak, her Devletin yasalarında ve tüzüklerinde (yönetme­liklerinde) öngörülen her türlü yükümlülüğü yerine getirmek için, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak, en az bir yıllık bir süre tanınacaktır.

Herhangi bir işlemin yapılmasından, bir usul gereğinin yerine getirilmemesinden, ya da bir harcın ödenmemiş olması yüzünden, endüstri mülkiyetine ilişkin olarak, yitirilmiş sayılan haklar yeniden geçerli sayılacaktır; bununla birlikte, buluş belgeleri163 ile desenler konularında, bunları, geçersiz sayıldıkları süre içinde işletmiş ya da kullan­mış olan üçüncü kişilerin haklarım korumak için, her Devletin hakgözetirlik bakımın­dan gerekli sayacağı önlemleri alabilmek hakkı saklıdır. Üstelik, Osmanlı uyruklarına ait olan ve yeniden uygulanacak buluş belgeleri ve desenler, savaş sırasında kendilerine uygulanacak olan lisans verilmesine ilişkin hükümlerle, işbu Andlaşmanın bütün hü­kümlerine bağlı kalacaklardır.

Bir buluş belgesinin işletmeye konulması, ya da fabrika ve ticaret markalarının, ya da desenlerin kullanılması için tanınan süre bakımından, l Ağustos 1914 tarihi ile işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihi arasındaki dönem hesaba katılmayacaktır; bundan başka, l Ağustos 1914 tarihinde geçerli bulunmakta olan hiçbir buluş belgesi­nin, fabrika ya da ticaret markasının ya da desenin, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giri­şinden başlayarak iki yıllık bir süre geçmedikçe, salt işletmeye konulmamış ya da kul­lanılmamış olması yüzünden, geçerli olmaktan çıkmış ya da hükümsüz sayılmayacağı da kararlaştırılmıştır.

 

MADDE 283.

Bir yandan Osmanlı uyrukları ya da Türkiye'de oturmakta olan ya da Türkiye'de bir iş tutmuş kimselerle, öte yandan Müttefik Devletler uyrukları ya da Müttefiklerin ülkesinde oturan ya da bu ülkede bir iş tutmuş kimselerce, ya da bu kimselerin savaş sırasında haklarını kendilerinden yana bırakmış olabilecekleri üçüncü kişilerce, savaş durumunun başlama tarihi ile işbu Andlaşmanın yürürlüğe konuluş tarihi arasında ge­çen süre içinde, öteki tarafın ülkesinde meydana gelmiş olabilecek ve savaş süresinin herhangi bir anında varolmuş ya da 282. Madde uyarınca yeniden tanınacak endüstri, yazın [edebiyat] ya da sanat yapıtları mülkiyeti haklarını bozmuş sayılacak olaylar yüzünden hiçbir dâva açılamayacak, hiçbir istemde bulunulmayacaktır164.

 

163  Fransızca metinde "brevets". İngilizce metinde "patente", İtalyanca metinde "brevetti". 1920 Türkçe çevirilerinde   "ihtira  beratları".   (Çevirenler)

164  Maddenin bu fıkrası, Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde değişik biçimde, şöyledir: "Bir taraf­tan Osmanlı tebaası veya Türkiye'de mukim olan veya icra-yı sanat eden eşhas tarafından ve diğer cihetten. Düvel-i Müttefika tebaası ve düvel-i mezkûre arazisinde sakin olan veya orada icra-yı sanat eden eşhas tarafından ve ne de eşhas-ı mezkûrenin esna-yı harpte diğer kısım arazisinde hal-i harf tarihiyle işbu muahedenamenin meriyeti tarihi arasında geçen müddet zarfında vukua gelen ve esna-yı harpte herhangi bir zamanda mevcut veya 282 nci madde nükmüne tevfikan yeniden iktisab-ı meriyet edecek olan mülkiyet-i sınaiye ve edebiye ve bediîye hukukuna iras-ı halel edebilecek mahiyette telâkki olunabilen vukuat sebebiyle haklarım devir ve ferağ   eyledikleri eşhas-ı selâse canibinden hiçbir dâva ikame olunamayacak ve istihkak talep edilemeyecektir".

Oysa, Vakit vePeyam-ı Sabah metinlerindeki çeviri şöyledir: "Bir cihetten: Osmanlı tebaası, yahut Türkiye'de ikamet ve icra-i san'at eden eşhas tarafından, diğer cihetten de; düvel-i müttefika tebaası yahut bu devletlerin arazisinde ikamet veya icra-i san'at eyleyen eşhas veyahut bu eşhasın hukukunu devr ve terk ettikleri eşhas-ı sâlise tarafından diğer tarafın arazisi dahilinde hal-i harb ile muahede-i haziranın mevki-i mer'iyete vaz'j tarihleri ara-

 

 

Bunun gibi, aynı kişilerin, savaş durumunun başlangıç tarihi ile işbu Andlaşmanın imzası tarihi arasındaki süre içinde üretilmiş maddeler ya da mallarla, yayınlanmış yazın ya da sanat yapıtlarının, işbu Andlaşmanın imzasından başlayarak bir yıl için­de, bir yandan Müttefik Devletler toprakları ya da öte yandan Türkiye toprakları üze­rinde satılması, ya da satışa sunulması, ya da elde edinilmeleri ya da kullanılmaları nedeniyle, endüstri, yazın ya da sanat mülkiyeti hakları çiğnendiği konusunda, her­hangi bir zaman açabilecekleri dâvalara bakılmayacaktır; şu kadar ki, bu hüküm, hak­kın sahipleri savaş sırasında Türkiye'nin işgal etmiş olduğu bölgelerde yerleşmiş ya da endüstri ya da ticaret kurumları orada bulunmakta idiyse uygulanmayacaktır165.

 

MADDE 284.

Bir yandan Müttefik Devletler uyrukları ya da bu Devletlerin ülkelerinde oturan ya da orada bir iş tutmuş kimselerle, öte yandan Osmanlı uyrukları arasında, savaş durumundan önce yapılmış olan endüstri mülkiyet haklarına ilişkin işletme lisansları, ya da yazın [edebiyat] ya da sanat yapıtlarının çoğaltılması konularındaki sözleşmeler, Türkiye ile Müttefik bir Devlet arasında savaş durumunun başlaması tarihinde sona ermiş sayılacaktır. Ancak her konuyla ilgili olarak, daha önceleri bu çeşit bir sözleşme­den yararlanmakta olan kimsenin, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinden başla­yarak altı ay içinde, hak sahibinden yeni bir lisans ayrıcalığı istemeğe hakkı olacak ve bunun koşulları, taraflar arasında anlaşma olmazsa, Osmanlı yasalarının verdiği hak­lar gereğince edinilen lisanslar dışında, yasaları gereğince hak edinildiği ülkede, bu ko­nuda tam yetkili sayılan mahkemece saptanacaktır; aynı koşullar, Osmanlı yasaları uyarınca edinilen lisanslar konusunda, 287. Maddede öngörülen Hakemlik Komisyo­nunca saptanacaktır. Mahkeme ya da Komisyon, gerekirse, savaş süresince hakların kullanılmış olması yüzünden, ödenmesini adalete uygun göreceği parayı da saptaya­bilecektir.

Bir Müttefik Devletin özel savaş yasaları gereğince verilmiş endüstri, yazın ya da sanat mülkiyeti haklarına ilişkin lisanslar, savaştan önce varolan bir lisansın süregitmesi nedeniyle zarar görmeyecektir; bu lisanslar yürürlükte kalacaklar ve, tüm etkilerini sürdüreceklerdir; bu lisanslardan biri, savaştan önce yapılmış bir lisans sözleş­mesinden ilk yararlanan bir kimseye verilmişse, yeni lisans eskisinin yerini almış sayı­lacaktır.

                                                                         . *

 

MADDE 285.

İşbu Andlaşma uyarınca Türkiye'den ayrılmış bulunan topraklarda oturanlar -bu ayrılma ve bunun doğurduğu uyrukluk değişikliği göz önünde tutulmaksızın- Os­manlı yasalarına göre, bu toprak geçirimi anında sahip oldukları endüstri, yazın ve sa­nat yapıtları mülkiyetine ilişkin haklardan, Türkiye'de tam ve eksiksiz olarak yararlan­mayı sürdüreceklerdir.

îşbu Andlaşma uyarınca Türkiye'den ayrılmış topraklarda, bu ayrılma anında geçerli olan, ya da 28.1. Madde uyarınca yeniden tanınacak ya da geçerli sayılacak olan endüstri, yazın ve sanat yapıtları mülkiyetine ilişkin haklar, söz konusu toprağın geçe­ceği Devletlerce tanınacak ve Osmanlı yasaları uyarınca kendilerine verilecek süre için­de bu ülkede geçerli olacaklardır.

 

MADDE 286.

Endüstri, yazın ya da sanat mülkiyeti hizmetlerine ilişkin arşivlerle, kütüklerle ve plânlarla ilgili bütün konularda, bunların, gereğinde Türkiye makamlarınca, ken­dilerine Türkiye'den toprak ayrılmış olan Devletlerin makamlarına aktarılması ya da bildirilmesi konuları özel bir sözleşmede düzenlenecektir.

 

KESİM IV

MALLAR, HAKLAR VE ÇIKARLAR.

 

MADDE 287.

l Ağustos 1914 tarihinde Osmanlı egemenliği altındaki bir toprakta, savaş sırasında Osmanlı uyrukluğunda bulunmayan Müttefik Devletler uyruklarının ya da on­ların denetimi altındaki ortaklıkların mallan, hakları ve çıkarları, Osmanlı Hüküme­tince ya da Osmanlı makamlarınca, ya da onların adına -Kapitülasyonlar gereğince uygulanabilecek olanların dışında- hiçbir vergi alınmaksızın, hak sahiplerine derhal geri verilecektir. Mallara savaş sırasında elkonulmuş ya da sahipleri bunlardan hiç yararlanamadan zoralım uygulanmışsa, bu mallar her çeşit vergiden bağışık olarak geri verilecektir.

Osmanlı Hükümeti, malları elinden alınmış mal sahibini, kendi rızası olmaksızın yüklenen her çeşit vergilerden ve kısıtlamalardan arınmış olarak, malına yeniden sahip kılmak için elinden gelen her çeşit önlemi alacaktır. Bu geri verme işleminden zarar görecek üçüncü kişilerin zararlarını adı geçen Hükümet karşılayacaktır.

 

 

-sında zuhur etmiş olması muhtemel bulunub harb esnasında herhangi bir zamanda mevcud, yahud 282 nci maddeye tevfikan iade edilecek mülkiyet-i sınaiye yahud mülkiyet-i edebiye hukukunu ihlal mahiyetinde telâkki olu­nacak olan vekayiden dolayı hiçbir dâva ikame ve hiçbir iddia dermeyan edilemeyecektir." (Çevirenler)

165 Bu fıkra, Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde, ters bir anlamda, şöyle verilmektedir: "Kezalik işbu muahedenamenin imzası tarihinden itibaren bir sene zarfında bazı müstahzarat ve mamulatın veya ilân tari­hiyle işbu muahedenin tarih-i imzası arasında mürur eden müddet zarfında neşir olunan âsâr-ı edebiye ve bediî-yenin gerek düvel-i müttefika ve gerek Türkiye arazisinde furuhatı veya mevki-i furuhta vaz'ı veya istimali ihlalin­den dolayı ikame olunacak deavi eşhas-ı mezkûrece nazar-ı itibara alınmayacaktır. Mamafih eshab-ı hukuk harp esnasında Türkiye tarafından işgal olunan havalide bir ikametgâha veya bir müessese-i ticariyeye malik bulun­muşlar ise haklarında bu hüküm ve karar tatbik edilmeyecektir."

Oysa, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerindeki çeviri şöyledir: "Kezalik aynı eşhas tarafından muahede-i hazira­nın tarih-i imzasından bir sene sonraya' kadar, hiç taraftan müttefik devletler arazisinde, diğer taraftan Türkiye arazisi dahilinde mamulat-ı sınaiyenin, âsâr-ı edebiye ve sanaiyenin, hal-i harb ile muahede-i haziranın imzası tarihleri arasında vuku bulan füruhat ve müzaede-i aleniye ile füruhat muamelatından dolayı mülkiyet-i edebiye ve sınaiyeye tecavüz hususatından dolayı hiçbir deavi şayan-ı kabul değildir. Mamafih harb esnasında, işbu hukuk sahiblerinin ikametgâh, sanaatgâh veya ticaretgâhları Türkiye tarafından işgal olunan arazi dahilinde bulundu­ğu takdirde, işbu karar tatbik olunmayacaktır." (Çevirenler)

Savaştan önceki herhangi bir sözleşmeye ya da lisansa göre, endüstri mülkiyeti haklarını işletmek ya da yazın, tiyatro160 ya da sanat yapıtlarını çoğaltmak ya da gös­termek için, savaş sırasında ödemelerde bulunulmuş ise, bu paralara, işbu Andlaşma gereğince Osmanlı uyruklarının öteki borçlarına ve alacaklarına uygulanacak ayni iş­lem uygulanacaktır.”166 Fransızca metinde "dramatique", İngilizce metinde "dramatic", İtalyanca metinde "drammatiche". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "tiyatro faciası" denilmektedir; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde bu sözcük atlanmıştır. (Çevirenler)

Bu Maddede öngörülen geri verme yapılmazsa, ya da mallar, haklar ve çıkarlar, el konmuş olsun ya da olmasın zarar ya da hasar görmüş olursa, sahibinin ödenceye [tazminata] hakkı olacaktır. Bu konuda, Müttefik uyruklarınca ya da onların denetimindeki ortaklıklarca öne sürülecek istemler, ödence tutarını da saptayacak olan, Mil­letler CEMİYETİ Konseyince gösterilecek bir Hakemlik Komisyonunca incelenecektir. Bu ödence, Osmanlı Hükümetinin borcu olacak ve karşılığı, istemde bulunanın bağlı olduğu Devletin topraklarında ya da onun denetimi altında bulunan Osmanlı uyruk­larının mallarından alınabilecektir. Ödence bu kaynaktan alınmadığı ölçüde, işbu Andlaşmanın VIII. Bölümünün (Malî Hükümler) 236. Maddesinin 2. fıkrasında öngörü­len yıllık ödentiden [taksitten] karşılanacaktır.

Yukarıdaki hükümler, Müttefik Devletlerin etkin işgali altında olan ve işbu Andlaşma ile Türkiye'den ayrılmış bulunan topraklarda, 30 Ekim 1918'den bu yana mal­lara, haklara ve çıkarlara verilmiş olan zararlar yüzünden, ödencede bulunmak zorunluluğunu Osmanlı Hükümetine yüklemez. O tarihten başlayarak, sözü edilen mallara, haklara ve çıkarlara işgal Devleti makamlarınca verilen doğrudan zararların öden­mesi, sorumlu Müttefik makamlarına düşecektir.

 

MADDE 288.

İşbu Andlaşma ya da Türkiye'den ayrılan toprakların yazgısını düzenleyen başka bir Andlaşma hükümleri gereğince, bir Müttefik Devletin ya da yeni bir Devletin uy­rukluğunu hukukça167 alan eski Osmanlı uyruklarının Türkiye'deki malları, hakları ve çıkarları, bu malların, hakların ve çıkarların bulundukları durumda168 kendilerine geri verilecektir.

 

MADDE 289.

îşbu Andlaşmadan doğabilecek aykırı hükümler saklı kalmak koşuluyla, Mütte­fik Devletler, 17 Ekim 1912 tarihinde169, Osmanlı egemenliği altında bulunan toprak­lar dışında, kendi topraklarında ve sömürgelerinde, mülkiyetleri ya da korumaları al­tındaki ülkelerde bulunan Osmanlı uyruklarının ya da onların denetimi altındaki or­taklıkların bütün mallarına, haklarına ve çıkarlarına elkoyarak, bunları tasfiye etmek hakkını saklı tutmaktadır.

Tasfiye, ilgili Müttefik Devletin yasaları gereğince yapılacak ve Osmanlı [mal, hak ya da çıkar] sahibi, bu Devletin izni olmaksızın, bu malları, hakları ve çıkarları [dilediği gibi] kullanamayacak ve bunlara hiçbir yükümlülük koyamayacaktır.

 

MADDE 290.

İşbu Andlaşmanın ya da Türkiye'den ayrılan toprakların yazgısını düzenleyen başka bir Andlaşmanın uygulanmasıyla, bir Müttefik Devletin ya da yeni bir Devletin uyrukluğunu hukukça170 alan Osmanlı uyrukları, 281. Maddenin 5. fıkrası, 282., 284., 287. Maddenin 3. fıkrası171, 289., 291., 292., 293., 301., 302. ve 308. Mâddeler anlamında Osmanlı uyruğu sayılmayacaklardır.

 

MADDE 291.

17 Ekim 1912'de172 Osmanlı egemenliği altında bulunan topraklar dışında, bir Müttefik Devletin topraklarındaki Osmanlı uyruklarının malları, haklan ve çıkarları ile, bunların satışı, tasfiyesi ya da başka biçimdeki kullanımlar sonucu elde edilecek salt gelir üzerinden, sözü geçen Müttefik Devletçe, 287. Madde gereğince bu Devletin uyruklarınca öne sürülen istemler yüzünden ödenmesi gereken ödence [tazminat] tu­tarları ya da bu uyrukların Osmanlı uyruklarından olan alacakları tutarı alınabilecek­tir.

289. Maddede ve işbu Maddenin birinci fıkrasında belirtildiği biçimde kullanıl­mamış olan bu gibi malların, hakların ve çıkarların tasfiyesinden doğan gelir, Maliye Komisyonuna yatırılacak ve işbu Andlaşmanın VIII. Bölümünün (Malî Hükümler) 236. Maddesinin 2. fıkrası hükümlerine göre kullanılacaktır.

 

MADDE 292.

Osmanlı Hükümeti, kendi uyruklarının, Müttefik ülkelerdeki mallarının, hakları­nın ya da çıkarlarının tasfiyesi, ya da bunlara elkonulması yüzünden doğacak zarar­larını karşılamayı yükümlenir.

 

MADDE 293.

İşbu Andlaşma ya da 17 Ekim 1912'den sonra yapılmış bir Andlaşma gereğince Türkiye'den ayrılmış topraklar üzerinde yetkesini [otoritesini] kullanan bir Müttefik Devletin ya da yeni bir Devletin Hükümetleri173, bu topraklar üzerinde Osmanlı or­taklıklarının ya da Osmanlı uyruklarının denetimindeki ortaklıkların mallarını, hak­larını ve çıkarlarını tasfiye edebileceklerdir; tasfiyeden elde edilecek gelir, doğrudan doğruya bu ortaklığa verilecektir.

Bu Madde, l Ağustos 1914 tarihinde, Müttefik Devletlerin, mandat'ları altındaki ülkelerin uyruklarını da kapsamak üzere, uyruklarının çıkar çoğunluğunu ellerinde bulundurdukları ortaklıklara uygulanmaz.

Tasfiyeden elde edilen gelirin ödenmesine ilişkin bu Maddenin ilk fıkrası hükmü, ya doğrudan doğruya, ya da denetimleri altındaki bir ortaklıktaki çıkarları nedeniyle,

 

 

167  Fransızca metinde "de plein droit", İngilizce metinde "ipso facto", İtalyanca metinde "di pieno dirit-to". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "bihakkın"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "bir devlet tabii­yeti hakkını". (Çevirenler)

168  Prof. Erim, Konya ve dolayısıyla Matbaa-i Amire metinleri bakımından, haklı olarak şöyle demektedir: "Türkçe metinde bir terceme yanlışı görülmüş ve düzeltilmiştir. Yanlış, fransızca "e'tat" ve "Etat" kelimeleri ara­sındaki farkı gözden kaçırmaktan ve "etat" kelimesini "hükümet" diye Türkçeye çevirmekten doğmuştur". Ger­çekten, Matbaa-i Âmire ve Konya metinlerinde, "bilahare bulunacağı hükümet arazisi dahilinde iade olunacaktır" denilmektedir. Oysa, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde, bu parçanın çevirisi şöyledir: "... hukuk ve manafiinin bulunduğu hal ve vaziyette iade olunacaktır". (Çevirenler)

169  Prof. Erim, Konya metninde "l Ağustos 1914" yazılı olduğunu, Fransızca metne göre "17 Ekim 1912" biçiminde düzelttiğini belirtmektedir. Bütün 1920 Türkçe çevirilerinde "l Ağustos 1914" denilmektedir. Bu ilk tasarıya Müttefiklerin ekledikleri değişiklik önerilerinde, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerine göre, şöyle denilmektedir:" 289 ncu maddedeki "l Ağustos 1914 tarihinde", "17 Teşrinievvel 1912 tarihinde" suretinde tâdil olunacak­tır".   (Çevirenler)

170  Fransızca metinde "de plein droit", İngilizce metinde "ipso facto", İtalyanca metinde "di pieno diritto".  1920 Türkçe çevirilerinde  "hukukan".  (Çevirenler)

171   1920 Türkçe çevirilerinde "ikinci fıkrası" yazılıdır. Müttefiklerin değişiklik önerileri arasında, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerine göre, şöyle denilmektedir: "290 ncı madde ikinci satırında fıkra kelimesinden sonra ra­kam iki yerine üç olacaktır".  (Çevirenler)

172  Bakınız: Not  169.  (Çevirenler)

173   1920 Türkçe çevirilerinde bu sözcükler yoktur; Müttefiklerin ilk tasarısında da olmadığı anlaşılmakta­dır. Müttefiklerin bu tasarıya önerdikleri değişiklikler arasında, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerine göre, şöyle denil­mektedir: "293 ncü madde birinci satırdaki "Hükümet" kelimesinden sonra "müttefik bir devlet veya yeni bir hükümet", ikinci satırdaki "muahede" kelimesinden sonra "yahut 17 Teşrinievvel 912 tarihinden sonra-akdolunmuş bilcümle muahedat" kelimeleri ilâve olunacaktır". (Çevirenler).

anapara ya da denetimi Almanya Avusturya, Macaristan ya da Bulgaristan uyrukları­nın elinde bulunan, ya da l Ağustos 1914'de bulunmakta olan, bir Osmanlı ortaklığı­nın maliki bulunduğu demiryolu ortaklıklarına uygulanmaz. Bu gibi durumlarda, tas­fiyeden elde edilecek gelir Maliye Komisyonuna yatırılacaktır.

 

 

 

MADDE 294.

İşbu Andlaşma sonucu olarak Osmanlı kalan topraklar üzerinde demiryolu ayrı­calığı [imtiyazı] bulunan herhangi bir Osmanlı ortaklığının işletmelerini, mallarını, haklarını ve çıkarlarını, Başlıca Müttefik Devletlerin isteğiyle, Osmanlı Hükümeti kendi üzerine alacaktır. Osmanlı Hükümeti, Maliye Komisyonunun öğütlemesine uy­gun olarak, söz konusu işletmeleri, malları, hakları ve çıkarları, bu demiryolunda ya da yukarıda sözü edilen işletmede olabilecek bütün çıkarlarıyla birlikte aktaracaktır; bu aktarış, Milletler CEMİYETİ Konseyince atanacak bir hakemin saptayacağı fiyat üze­rinden olacaktır. Bu fiyat tutarı Maliye Komisyonuna yatırılacak, Komisyon da bunu, 293. Madde gereğince yatırılan bütün öteki paralarla birlikte, ortaklıkla doğrudan ya da dolaylı ilgisi olabilecek kişiler arasında bölüştürecektir; Alman, Avusturya'lı, Macar ya da Bulgar uyruklarına düşecek paylar, Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan'ın herbiriyle yapılmış Barış Andlaşmalarıyla kurulan Onarımlar Ko­misyonuna yatırılacaktır. Bununla birlikte, Osmanlı Hükümetinin payına düşebile­cek olan paralar, işbu Andlaşmanın VIII. Bölümünün (Malî Hükümler) 236. Madde­sinde öngörülen amaçlar için, Maliye Komisyonunca alıkonacaktır.

 

MADDE 295.

İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak altı aylık bir sürenin bitimine kadar, Osmanlı Hükümeti -Almanya ile imzalanan Barış Andlaşmasmın 260. Maddesi hükümleri, ya da Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile imzalanan Barış Andlaşmalarının bunun karşılığı olan hükümlerinin yerine getirilmesi için gerekli olabilecek önlemler dışında- işbu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihte kendi ülkesinde bulunan, Almanya'ya, Avusturya'ya, Macaristan'a ve Bulgaristan'a, ya da bunların uyrukları­na ait malların, hakların ya da çıkarların mülkiyetine ilişkin her türlü işlemi yasakla­yacaklardır.

İşbu Andlaşmanın adı geçen Devletlere ait mallara ilişkin özel hükümleri saklı kalmak koşuluyla, Osmanlı Hükümeti, sözü edilen altı aylık süre içinde, Başlıca Müt­tefik Devletlerce kendisine bildirilecek, yukarıda söz konusu olan malları, hakları ve çıkarları tasfiye edecektir. Bu tasfiye, adı geçen Devletlerin yönetimi altında ve onların göstereceği biçimde yapılacaktır. Bu mallar üzerinde işlem yapma yasağı, malların tasfiyesi bitirilinceye kadar sürdürülecektir.

Tasfiyeden elde edilecek gelir -tasfiye edilen malların sahipleri Alman, Avusturya Macar ya da Bulgar Devletleri olduğu durumlar dışında -doğrudan doğruya sahipleri­ne ödenecektir. Bu durumlarda, gelir, malların sahibi olan Devlet ile yapılan Barış Andlaşmasında" kurulmuş olan Ormanlar Komisyonuna aktarılacaktır.

 

MADDE 296.

İşbu Andlaşma gereğince Türkiye'den ayrılan bir toprak üzerinde yetkesini [oto­ritesini] kullanan Hükümetler, sözü edilen toprak üzerinde bulunan ve işbu Andlaşmanın yürürlüğe konulduğu tarihte Almanya'ya, Avusturya'ya, Macaristan'a ya da Bulgaristan'a, ya da bu Devletlerin uyruklarına ait bütün malları, hakları ve çıkarları.

Almanya ile imzalanan Barış Andlaşmasmın 260. Maddesi gereğince, ya da Avustur­ya, Macaristan ya da Bulgaristan'la imzalanan Barış Andlaşmalarının bunun karşılığı olan hükümleri uyarınca bir işlem görmemişlerse, tasfiye etmek hakkına sahip olacak­lardır.                                                                                                      Tasfiyeden elde edilecek gelir, 295. Maddede öngörülen koşullar içinde kullanı­lacaktır.

 

MADDE 297.

Mal sahibi, 287. Maddede öngörülen Hakemlik Komisyonu önünde, 293., 295. ya da 296. Maddeler gereğince tasfiye edilmiş malların satış koşullarının ya da bu mal­ların bulunduğu topraklar üzerinde yetkesini [otoritesini] kullanan Hükümetin, genel yasaları dışında almış olduğu önlemlerin, fiyat üzerinde haksızcasına zararlı bir etkide bulunduğunu kanıtlayacak olursa, bu Komisyonun, mal sahibine hakgözetirliğe uygun bir ödence [tazminat] tanımak yetkisi olacak ve bu ödence adı geçen Hükümetçe öde­necektir.

 

MADDE 298.

Müttefik Devletlerden birinin mahkemesi ya da yönetimince, kendi toprakları üzerinde, düşman mallarına, haklarına ya da çıkarlarına ilişkin olarak, savaş yasaları­nın uygulanması yoluyla verilen ya da alınan, ya da verildiği ya da alındığı varsayılan mülkiyet hakkını bir başkasına geçiren bütün önlemlerin, işletmelerin ya da ortaklık­ların tasfiyesine ilişkin buyrukların ya da öteki buyrukların, tüzüklerin (yönetmelik­lerin), kararların ya da yönergelerin [talimatın] geçerliliği doğrulanır.

Herkesin çıkarları, sözü edilen mallara ilişkin bütün tüzüklerde (yönetmeliklerde), buyruklarda, kararlarda ve yönergelerde -bu çıkarlar, buyruklarda, tüzüklerde (yö­netmeliklerde), kararlarda ve yönergelerde açıkça belirtilmiş olsun ya da olmasın- ge­çerli biçimde göz önünde tutulmuş varsayılacaktır.

Yukarıda sözü edilen tüzükler (yönetmelikler), buyruklar, kararlar ya da yöner­geler gereğince yapılmış bir mal, hak ya da çıkar aktarmasının kurallara uygunluğu konusunda hiçbir karşı çıkış öne sürülemeyecektir.

Bunun gibi, Müttefik Devletlerden birinin mahkemelerince ya da yönetimince, düşman mallarına, haklarına ya da çıkarlarına ilişkin olarak, kuraldışı savaş yasakla­rının uygulanması ile verilen, alınan ya da uygulanan buyruklar, tüzükler (yönetme­likler), kararlar ya da yönergeler üzerine, Müttefik Devletler toprakları üzerindeki bir mal, bir işletme ya da bir ortaklık konusunda alınan -kovuşturma, elkoyma, zorunlu yönetim, kullanma, savaş salması [istimval], gözetim ya da tasfiye olsun; malların, hakların ve çıkarların satışı ya da yönetimi olsun; borçların toplanması ya da öden­mesi olsun; giderlerin, vergilerin ve gerekli harcamaların ödenmesi olsun- her türlü önlemlerin geçerliliği doğrulanır.

 

MADDE 299.

Bir ya da birkaç Müttefik Devlet adına, ya da bunların buyruğu ya da onamı ile, Almanya, Avusturya, Macaristan ya da Bulgaristan'ın, ya da bunların uyruklarının Osmanlı topraklarındaki mallarına, haklarına ve çıkarlarına ilişkin olup, 30 Ekim 1918 ile işbu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarih arasında alınan önlemlerin geçerli

liği özellikle doğrulanır. Sözü edilen önlemler sonucunda Müttefik Devletlerin elinde kalacak paralar konusunda, 295. Maddenin son paragrafında öngörülen biçimde iş­lem yapılacaktır.

MADDE 300.

Müttefik Devletlerden birinin ya da bu Devletin mahkemesi ya da yönetim ku­rumu adına, ya da bunların buyruklarıyla davranan bir kişiye karşı, savaş sırasında ya da savaşa hazırlık için Osmanlı uyruklarının mallarına, haklarına ya da çıkarlarına iliş­kin bir eylem ya da. savsaklama yüzünden, Türkiye'nin ya da l Ağustos 1914'de Os­manlı uyrukluğunda olan, ya da bu tarihten sonra Osmanlı uyrukluğuna geçen kişinin hiçbir istemi ya da dâvası, ya da -oturduğu yer neresi olursa olsun- bu kişi adına yapı­lacak hiçbir istem ya da açılacak dâva dinlenemez.

Bunun gibi, herhangi bir Müttefik Devletin özel savaş önlemleri, yasaları ya da yönetim kuralları (yönetmelikleri) sonucu ortaya çıkan eylemler ya da savsaklamalar yüzünden herhangi bir kişiye karşı ileri sürülecek istemler ve açılacak dâvalar da dinlenemez.

 

MADDE 301.

İşbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından başlayarak altı aylık bir süre içinde, Osmanlı Hükümeti, istenmesi üzerine, Müttefik Devletlerden herbirine, işbu Andlaşma hükümleri gereğince tasfiyesi gereken, bu Devletin yasalarının izin verdiği her çeşit ortaklığın hisse senetlerini, borç senetlerini [tahvillerini] ya da taşınabilir değer­lerini de içeren, mallara, haklara ve çıkarlara ilişkin ve kendi uyruklarının elinde bu­lunan bütün sözleşmeleri belgeleri, senetleri ve başka bütün mülkiyet belgelerini tes­lim edecektir.

Osmanlı Hükümeti, her an, ilgili Müttefik Devletin istemesi üzerine, yukarıda sözü edilen mallara, haklara ve çıkarlara ilişkin bütün bilgilerle, sözü geçen mallara, haklara ve çıkarlara ilişkin, l Temmuz 1914'den174 beri yapılmış olan işlemlerle ilgili bilgileri verecektir.

 

MADDE 302.

Müttefik gruplarınca ya da uyruklarmca denetim altında bulundurulan Osmanlı ortaklıkları dışında, bir yandan Osmanlı Hükümeti ya da işbu Andlaşmanın yürürlüğe konma tarihinde Osmanlı topraklarında oturan uyruklar, öte yandan Müttefik Dev­letler Hükümetleri ya da bunların l Ağustos 1914'de ne Osmanlı uyrukluğunda olan, ne (aylıkları, emeklilik ya da resmî ödenekleri bakımından Türkiye175 hizmetinde bulunan yabancı görevlilerin dışında)176 Türkiye'de oturan, ne de Türkiye'de işleri bulunan uyrukları arasında varolan ve işbu -Andlaşmanın VIII. Bölümünün (Malî Hükümler) 236. Maddesi ve I sayılı Ek'inde söz konusu edilen Osmanlı Devlet

Borcu [Düyun-u Umumiye] dışındaki borçları - bu borçların savaştan önce mi, yoksa tümüyle ya da bir bölümüyle yerine getirilmesi savaş yüzünden durdurulmuş ticaret işlemleri ya da sözleşmeler sonucu olduğu için savaş sırasında mı ödenmesi gerekli duruma geldiğine bakılmaksızın- ilgili Müttefik Devletlerin, sömürgelerinin ve koru­maları altındaki ülkelerin, İngiliz Dominiyonlarını ve Hindistan'ı da içeren1, kendi paraları ile ödenecek ya da borç hesabına geçirilecektir. Bir borcun başka bir para ile ödenmesi gerektiği durumlarda, paranın değiştirilmesi, savaş öncesi kambiyo değeri üzerinden yapılacaktır.

Bu hükmün uygulanmasında, savaş öncesi kambiyo değerinin, ilgili Devletle Türkiye arasında savaş durumunun başlamasından hemen bir önceki ay içinde, sözü geçen Devletin telgrafla yaptığı para aktarmalarmdaki değer ortalamasıdır.

Bir sözleşmede, borcun belirtilmiş olduğu paranın ilgili Müttefik Devletin parasına değiştirilmesinde özellikle durağan bir kambiyo oranı saptanmış bulunuyorsa, kambiyo değerine ilişkin yukarıdaki hüküm uygulanmaz.

İşbu Bölümde sözü edilen, düşman mallarının, haklarının ve çıkarlarının tasfi­yesinden elde edilecek gelir ile düşmanın para olarak varlığı da yukarıda belirtilen para birimi ve kambiyo değeri ile hesaplanacaktır.

İşbu Maddenin kambiyo değerlerine ilişkin hükümleri, işbu Andlaşma gereğince Türkiye'den ayrılan topraklarda oturan kişilerin alacaklarına ya da borçlarına uygu­lanmayacaktır.

 

MADDE 303.

287. Maddeden 3'02. Maddeye kadar177 olan maddelerin hükümleri, Müttefik Devletlerce özel savaş yasalarının uygulanması ya da işbu Andlaşmanın hükümlerinin uygulanması ile ortaklıkların ve işletmelerin mallarının, haklarının ve çıkarlarının tasfiyesine giren ya da girecek olan endüstri, yazın [edebiyat] ve sanat mülkiyeti hak­larına uygulanır.

 

KESİM V

SÖZLEŞMELER, SÜRE AŞIMLARI VE MAHKEME KARARLARI.

 

MADDE 304.

Bağlı ekte öngörülen sözleşmelere (contrats] ya da sözleşme türlerine ilişkin kuraldışılıklar ve özel kurallar saklı kalmak üzere, düşmanlar arasında yapılmış her sözleş­me, l Ağustos 1914 tarihinde Osmanlı uyruğu bulunmayan bağıtlı tarafın uyruğu bulunduğu Müttefik Devletin yasaları uyarınca ve bu yasada öngörülen koşullar al­tında, ya olduğu gibi tutulacak ya da bozulacaktır.

 

MADDE 305.

Bağıtlı Yüksek Tarafların ülkesinde, düşmanlar arasındaki ilişkilerde, süre aşımına, yasada öngörülen sürelere uyulmaması yüzünden dava açma hakkının sınırlanmasına ya da yitirilmesine ilişkin bütün süreler, ister savaşın başlangıcından önce ister sonra işlemeğe başlamış bulunsun, 29 Ekim 1914 tarihinden başlayarak, işbu Andlaşmanın

 

 

174  Fransızca metinde "ler juillet 1914"', İngilizce metinde "July l, 1914", İtalyanca metinde "1° luglio 1914". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "1914 Ağustos bidayetinden". Oysa, Vakit ve Pcyam-ı Sabah metinlerinde "l Temmuz 1914 tarihinden beri". (Çevirenler)

175  Fransızca metinde "Turquie", İngilizce metinde "Turkey", İtalyanca metinde "Turchia". 1920 Türk­çe  çevirilerinde   "Devlet-i Aliye".   (Çevirenler)

176   1920 Türkçe çevirilerinde bu (    ) içindeki sözcükler yoktur. Müttefiklerin sonradan sundukları deği­şiklik önerilerinde, bununla ilgili olarak, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerine göre, şöyle denilmektedir: "302 nci maddenin yedinci satırındaki "mukim" kelimesinden evvel, "Devlet-i Aliye hizmetinde bulunan ecnebi memur­larının maaş ve mahsusat ve ücerat-ı resmiyeleri müstesna olmak üzere" kelimeleri ilâve olunacaktır". (Çevirenler)

177 1920 çevirilerinde "287 ve 302 inci madde" denilmektedir. (Çevirenler)

yürürlüğe girişine kadar ertelenmiş sayılacaktır; bu süreler, işbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından en erken üç ay sonra yeniden işlemeğe başlayacaktır. Bu hüküm, faiz ve kazanç [temettü] kuponlarının sunulması sürelerine ve adçekme ile ya da başka herhangi bir nedenle ödenmesi gerekli her türlü bonoların sunulma sürelerine uygu­lanacaktır.

Japonya yasaları hükümleri nedeniyle, bu Madde ve 304. Madde ile aşağıdaki Ek, Japon uyruklarıyla Osmanlı uyrukları arasında yapılmış sözleşmelere uygulan­maz.

 

MADDE 306.

Düşmanlar arasındaki ilişkilerde, savaştan önce yapılmış olan hiçbir ticaret se­nedi, salt kabul ya da ödeme için gerekli olan süre içinde sunulmamış olması, ya da ödenmemiş bulunması yüzünden, ya da savaş sırasında çekicilerle178 yükleneceklere179 kabul etmeme ya da ödememe bildirisinde bulunulmaması nedeniyle, ya da protes­toda bulunulmamış olmasından, ya da başka herhangi bir işlemi yerine getirmemiş olması yüzünden, geçersiz sayılmayacaktır.

Bir ticaret senedinin kabulü ya da ödenmesi için sunulması gerekli olan süre, ya da kabul edilmeme ve ödenmemenin çekicilerle yükleneceklere bildirilmesi gerekli süre, ya da senedin protesto edilmesi için gerekli olan süre, savaş içinde geçmişse ve senedi sunması, protesto etmesi ya da kabul edilmediğini, ya da ödenmediğini bildir­mesi gereken taraf, savaş sırasında böyle bir davranışta bulunmamışsa, senedin sunul­ması, kabul edilmediğinin ya da ödenmediğinin bildirilmesi ya da protesto düzenlen­mesi için, kendisine, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak, en az üç aylık bir süre tanınacaktır.

 

MADDE 307.

Savaş sırasında, herhangi bir Osmanlı mahkemesince ya da yönetim makamınca, o sırada bir Müttefik Devlet uyruğu bulunan bir kişinin, ya da içinde bir Müttefik uyruğunun ilişkisi bulunduğu bir ortaklığın çıkarlarına aykırı, ya da bu çıkarlara za­rar verici nitelikte alınmış bir mahkeme kararı ya da buyrulan yürütme önlemleri, bu [yabancı] uyruğun başvurması üzerine, 287. Maddede öngörülen Hakemlik Ko­misyonunca yeniden gözden geçirilebilecektir. Böyle bir durumda, taraflar, olabilirse ve hakgözetirliğe uygun düşerse, Osmanlı makamınca buyrulan yürütme önleminden ya da alınan mahkeme kararından önceki duruma getirileceklerdir; buna olanak bu­lunamazsa, mahkeme kararı ya da yürütme önlemi nedeniyle zarar görmüş olan Müt­tefik Devlet uyruğu, Hakemlik Komisyonunun hakgözetirliğe uygun bulacağı ödence [tazminat] alabilecek ve bu ödencenin ödenmesi de Osmanlı Hükümetine düşecektir.

Bir sözleşme, ister taraflardan birinin sözleşme hükümlerinden birini yerine getir­memesi yüzünden, ister sözleşmede yer alan bir hakkın kullanılması sonucu bozulmuş olursa, zarar gören taraf, Hakemlik Komisyonuna başvurabilecektir. Bu Komisyon, zarar gören tarafa, ödence [tazminat] tanıyabileceği gibi, hükümsüz duruma gelmekle zarara uğrayan Türkiye'deki hakların, işin koşullan bunu hakgözetirliğe uygun ve olanaklı kılmaktaysa, her kezinde bunların onarılmasına da karar verebilecektir.

Türkiye, bu madde hükümleri gereğince, geri verme ya da onarma işlemlerinden zarar görecek üçüncü kişilere ödence verecektir.

 

MADDE 308.

İşbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından önce, bir yandan Müttefik Devletlerin, ya da ülkesi Türkiye'den ayrılmış yeni Devletlerin uyruğu bulunan, ya da son­radan uyruğu olan kişiler ile, öte yandan Osmanlı uyrukları arasında yapılmış sözleşmelere ilişkin bütün sorunlar, taraflardan birinin uyruğu bulunduğu Müttefik Dev­letin ya da yeni Devletin ulusal mahkemelerince ya da konsolosluk mahkemelerince karara bağlanacaktır; Osmanlı mahkemeleri bu konuda yetkili olmayacaklardır.

 

MADDE 309.

Bir Müttefik Devletin ya da ülkesi Türkiye'den ayrılmış yeni bir Devletin ulusal ya da konsolosluk mahkemelerinin kararı ile, 287. Maddede öngörülen Hakemlik Komisyonu kararları, işbu Andlaşma hükümleri gereğince yetkili iseler, Türkiye'de kesin yargı kararı gücünde sayılacak ve yürütme buyrultusuna (exequatur] gerek gö­rülmeden yürütülecektir.

EK

I. GENEL HÜKÜMLER.

1.

304. Maddeden 306. Maddeye kadar180 olan maddeler anlamında ve işbu Ek hükümlerince, bir sözleşmede taraf olan kişilerin aralarında ticaret yapmaları eylemsel olarak olanaksız duruma gelmiş, ya da taraflardan birinin bağlı bulunduğu yasa­lar, kararnameler ya da tüzükler (yönetmelikler) gereğince yasaklanmış, ya da yasa­dışı olmuş ise, bu kişiler, bu ticaretin eylemsel olarak olanaksız duruma geldiği, ya da herhangi bir biçimde yasaklandığı, ya da yasa-dışı olduğu günden başlayarak, düşman sayılacaklardır.

2.

Müttefik Devletlerce savaş sırasında çıkartılan ulusal yasalar, kararnameler ve tüzükler (yönetmelikler) ile, sözleşme hükümlerinin uygulanması saklı kalmak koşu­luyla:

a)  emlâkin, taşınır ya da taşınmaz malların, ya da kişisel malların başkasına geçirilmesi amacını güden sözleşmelerde, emlâkin aktarılması ya da eşyanın teslimi, taraflar düşman olmazdan önce yapılmışsa, bu sözleşmeler;

b)  kira sözleşmeleri, toprak ve yapı kiralama sözverisi sözleşmeleri181;

 

178  Fransızca metinde "tireurs", İngilizce metinde "dravvers", İtalyanca metinde "traenti", 1920 çeviri­lerinde "keşideciler". (Çevirenler)

179  Fransızca metinde "endosseurs", İngilizce metinde "endorsers", İtalyanca metinde "giratari", 1920

çevirilerinde, "cirantalar".   (Çevirenler)

180  1920 çevirilerinde "304 ve 306 ıncı maddeler" .(Çevirenler)

181  Bu fıkranın Fransızcası, "les baux,  locations et promesses de location"; tngilizcesi, "leases and agreements for leases of land and houses", İtalyancası, "gli affitti, le locazioni o promesse di locazioni". Matbaai- Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "bedelat-ı icar ve icarat ve mevid-i icar"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "icar, isticar, vaad-i icar mukavele ve senedatı".  (Çevirenler)

 

c)  ipotek, rehin ve taşınmaz mal güvencesi sözleşmeleri182.,

d)  işbu Andlaşmada öngörülen ayrıcalıklara [imtiyazlara] ilişkin tüm özel hü­kümler saklı kalmak koşuluyla, özel kişiler ve ortaklıklarla Devlet, iller, belediyeler ile benzeri yönetim tüzel kişileri arasındaki sözleşmeler, ve Devletçe ya da illerce, belediyelerce ya da başka benzeri yönetim tüzel kişilerince verilen ayrıcalıklar,

yürürlükte kalacaktır.

Böylece yürürlükte tutulan sözleşmelerin yerine getirilmesi, ekonomik koşullar­daki değişiklikler yüzünden, taraflardan birine önemli bir zarar verecekse, 287. Mad­dede öngörülen Hakemlik Komisyonu, zarar gören tarafın istemesi üzerine, kendisine zararı onarmak için hakgözetirliğe uygun bir ödence [tazminat] hükmedebilecektir.

 

II. BİRTAKIM SÖZLEŞME TÜRLERÎNE ÖZGÜ HÜKÜMLER:

Değerli kâğıtlar [tahviller] ve Ticaret

Borsalarındaki Durumlar183.

 

3.

a)  Tanınmış değerli kâğıtlar [tahviller] ya da ticaret borsalarınca, savaştan önce özel bir düşman kişinin yapmış olduğu sözleşmelerin tasfiyesini öngören ve savaş sı­rasında yapılmış kurallarla, bu kuralların uygulanması için alınan önlemler Bağıtlı Yüksek Taraflarca şu çekincelerle doğrulanır:

1.  İşlemin sözü edilen borsaların yönetim kurallarına bağlı olacağının açıkça belirtilmiş olması;

2.  Bu kuralların herkes için zorunlu bulunması;

3.  Tasfiye koşullarının hakgözetirliğe ve akla uygun olmuş bulunması;

b)  31   Temmuz   1914'de,  Liverpool  Pamuk Birliği'nin kararı üzerine,  pamuk üzerinde yapılan, süreye bağlanmış işlemlerin tasfiyesi doğrulanmıştır.

 

Rehin

 

4.

Bir düşmanın borcunun güvencesi olarak verilmiş bir rehinin, borcun ödenme­mesi durumunda, satılışı, rehin sahibine haber verilememiş olsa bile, alacaklı iyi ni­yetle davranmış ve gerekli önlemleri almağa özen göstermiş ise, geçerli sayılacak, ve böyle bir durumda, rehin sahibi, rehinin satışı yüzünden hiçbir hak isteminde buluna­mayacaktır.

 

Ticaret senetleri.

 

5.

Bir kişi, ister savaştan önce ister savaş sırasında, düşman olan bir başka kişice kendisine karşı olan bir yükümlülükten ötürü bir ticaret senedinin ödenmesini yük­lenmiş ise, bu öteki kişi, savaş durumunun başlamasına karşın, yükümlülüğünün so­nuçlarına karşı birinci kişiyi güvence altına almak zorunluğundadır.

 

III. SiGORTA SÖZLEŞMELERİ.

 

6.

Aşağıdaki paragrafların hükümlerij Türkiye ile ticaretin yasaklandığı zaman, yalnız Osmanlı uyruklarıyla, onlarla sigorta ve yeniden-sigorta184 yapmış olan Müttefik Devletler uyrukları arasındaki sözleşmelere uygulanacaktır. Bu hükümler, Müttefik Devletler uyrukları olsalar bile, işbu Andlaşma gereğince Türkiye'den ayrılan bir top­rak üzerinde yerleşmiş olan ortaklıklar ya da özel kişiler ile Osmanlı uyrukları arasında yapılmış sözleşmelere uygulanmayacaktır.

Aşağıdaki paragraflardaki hükümlerin uygulanmaması durumunda, sigorta ve yeniden-sigorta185 sözleşmeleri, 304. Madde hükümlerine bağlıdır.

 

 

Yangına karşı sigortalar.

 

7.

Emlâke ilişkin olup, bu emlâkte çıkarları bulunan bir kişi ile, sonradan düşman olan bir kişi arasında yapılan yangın sigortası sözleşmeleri, savaşın başlamasıyla, ya da o kişinin düşman olması yüzünden, ya da taraflardan birinin savaş sırasında ya da savaştan sonra üç aylık bir süre içinde sözleşme hükümlerinden birini yerine getirme­mesi yüzünden, sona erdirilmiş sayılmayacaklardır; ancak, işbu Andlaşmanın yürür­lüğe konmasından üç ay sonraki yıllık ilk prim ödemesi zamanının gelmesinden baş­layarak sona erdirilecektir.

Ödenme süresi savaş sırasına rastlayan ödenmemiş primler, ya da savaş sırasında uğranılan zararlara ilişkin istemler için bir ödeme biçimi186 saptanacaktır.

 

8.

Yönetimsel ya da yasal bir işlem sonucunda, savaştan önce yapılmış bir yangın sigortası, savaş sırasında ilk sigortacıdan başka bir sigortacıya aktarılmış ise, bu aktar-

 

 

182  Bu fıkranın Fransızcası, "les contrats d'hypotheque,   de gage et de nantissement"; İngilizcesi, "cont-racts of mortgage, pledge, or lien"; İtalyancası, "i contratti d'ipoteca, di peagno e di garanzia reale". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde, "ipotek (vefaen beyi) ve rehin ve nantisman mukaveleleri"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde, "rehin, vedia ve emanet mukaveleleri". (Çevirenler)

183  Fransızcası, "Positions dans les bourses de valeurs et de commerce"; İngilizcesi, "Stock exchange and commercial exchange contracts"; İtalyancası, "Pozisioni nelle borse di titoli e di merci". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "Tahvilât ve ticaret borsalarındaki vaziyetler"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "Esham ve ticaret borsalarında vaziyet". (Çevirenler)

184  Fransızca metinde, "reassurance"; İngilizce metinde "reinsurance"; İtalyanca metinde "riassicurazio-ne". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde bu sözcük atlanmıştır; oysa, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "akd veya tecdit edilen sigorta mukavelenameleri" denilmektedir. (Çevirenler)

185  Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "tekrar sigorta (reassurance)"; Vakit ve Peyam-ı Sabah me­tinlerinde "akd veya tecdit edilmiş sigorta mukavelenameleri" denilmektedir. (Çevirenler)

186  Fransızca metinde "re'glement" sözcüğü, Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "talimatname", Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "nizamname" biçiminde çevrilmiştir. Oysa, burada "ödeme" anlamında kul­lanılan bu sözcük, İngilizce metinde "settlement", İtalyanca metinde "sistemazione" sözcükleri ile karşılanmak­tadır.  (Çevirenler)

 

ma tanınacak ve ilk sigortacının sorumluluğu, aktarma gününden başlayarak sona ermiş sayılacaktır. Bununla birlikte, ilk sigortacının istemesi üzerine, kendisine aktar­ma koşulları konusunda tam bilgi verilmesine hakkı bulunacak ve bu koşulların hak-gözetirliğe uymadığı anlaşılacak olursa, hakgözetirliğe uygun duruma getirilmesi için gerekli biçimde değiştirilecektir.

Ayrıca, sigortalının, ilk sigortacı ile anlaşarak, istem gününden başlamak üzere, sözleşmeyi ilk sigortacıya yeniden aktarmağa da hakkı olacaktır.

 

Yaşam, [hayat] sigortaları.

 

9.

Bir sigortacı ile, sonradan düşman olan bir kimse arasında yapılmış yaşam [hayat] sigortası sözleşmeleri, savaşın başlaması ya da bu kimsenin düşman durumuna gir­mesi yüzünden sona erdirilmiş sayılmayacaktır.

Bir önceki fıkra uyarınca sona erdirilmiş sayılmayan bir sözleşme gereğince, sa­vaş sırasında ödenmesi gerekli olmuş herhangi bir para tutarının, savaştan sonra, ödenmesi istenebilecektir. Bu para tutarına, ödenmesi gerekli olduğu tarihten ödeme gününe kadar, yıllık % 5 faiz eklenecektir.

Sigorta ücretlerinin (primlerinin) ödenmemesi, ya da sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi yüzünden, bir sözleşme savaş sırasında geçersiz duruma düşmüşse, sigortalının ya da vekillerinin ya da hak sahiplerinin, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak oniki aylık bir süre içinde her an, sigorta senedinin (poliçesinin) geçersiz ya da sona erdirilmiş sayıldığı günkü değerini sigortacıdan istemeğe hakları olacaktır.

 

10.

Yaşam sigortası sözleşmeleri, sonradan düşman olan bir ülkede yerleşmiş bir si­gorta ortaklığının bir şubesince yapılmışsa, bu sözleşmenin içinde tersine herhangi bir hüküm yoksa, sözleşmeler, yerel yasalara göre işlem göreceklerdir; ancak, sigor­tacının, sigortalıdan ya da temsilcilerinden, sözleşmenin kendi hükümlerine ve yapıl­dığı sırada yürürlükte olan yasalara ve anlaşmalara aykırı olarak, savaş sırasında alın­mış önlemlerin uygulanmasıyla, yapılan işlemler üzerine ya da zorunlu olarak yapılan ödemelere ilişkin paraların geri verilmesini istemek hakkı olacaktır.

 

11.

Sözleşmeye uygulanabilecek yasanın, primler ödenmemiş olsa bile, sigortalıya sözleşmenin hükümsüzlüğü bildirilinceye kadar, sigortacıyı, sözleşmeye göre yükümlü saymağı sürdürdüğü durumlarda, sigortacı, bu haberi savaş nedenleriyle verememiş ise, sigortalıdan, ödenmemiş primleri, yılda % 5 faizleri eklenmiş olarak almak hakkına sahip olacaktır187.

 

9. paragraftan 11. paragrafa kadar olan paragrafların uygulanması bakımından, yaşam sigortası sözleşmesi sayılacak sözleşmeler, iki tarafın karşılıklı yükümlülüklerini hesaplamak için, insan yaşantısının olasılıklarına dayanan ve bunların faiz tutarları eklenerek hesaplanan sigorta sözleşmeleridir.                                       

 

Deniz sigortaları.

 

13.

Bir sigortacı ile, sonradan düşman olmuş bir kişi arasında yapılan ve gerek süreyi gerekse yolculuğu göz önünde tutan sigorta senetlerini [poliçelerini] de içermek üzere, deniz sigortası sözleşmeleri -sözleşmede öngörülen riskin düşman olmadan daha önce başlamış olması durumu dışında- bu kişinin düşman olduğu andan başlayarak sona erdirilmiş sayılacaktır.

Risk henüz işlemeye başlamamışsa, prim olarak ya da başka biçimde ödenen pa­ralar sigortacıdan geri alınabilecektir.

Riskin işlemeğe başladığı durumlarda, bir taraf düşman durumuna geçmiş olsa da, sözleşme geçerli sayılacak ve sözleşme gereğince gerek prim olarak, gerekse zarar karşılığı olarak ödenmesi gereken paralar işbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından sonra istenebilecektir.

Savaşan Devletler uyruklarının savaştan sonra ödenmiş, savaş öncesi ödenmesi gereken alacakları için faiz ödenmesi konusunda bir sözleşme imzalanmışsa, deniz sigortası sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken zararlar söz konusu olduğunda, bu faiz, bu zararların ortaya çıktığı tarihten başlayarak bir yıllık süre geçtikten sonra işleyecektir.

 

14.

Sonradan düşman olmuş bir sigortalıyla yapılmış hiçbir deniz sigortası sözleşmesi, sigortacının uyruğu bulunduğu Devletin ya da bu Devletin Müttefiklerinin savaş eylemlerinden doğan deniz zararlarını da kapsarmış gibi sayılmayacaktır.

 

15.

Sonradan düşman olan bir sigortacı ile, savaştan önce bir deniz sigortası sözleş­mesi yapmış olan bir kişinin, savaş başladıktan sonra, düşman olmayan bir sigorta­cıyla aynı riskleri kapsayan yeni bir sözleşme yaptığı kanıtlanacak olursa, yeni söz­leşme, yapıldığı günden başlayarak, ilk sözleşmenin yerine geçmiş sayılacak ve öden­mesi gereken primler, ilk sigortacının sözleşme nedeniyle ancak yeni sözleşme yapılın­caya kadar sorumlu bulunabileceği ilkesine dayanılarak, hesaplanacak ve ödenecektir.

 

Başka sigortalar.

 

16.

7. paragraftan 15. paragrafa kadar olan paragraflarda söz konusu edilen sözleş­meler dışında, savaştan önce bir sigortacı ile, sonradan düşman olan bir kişi arasında yapılan sigorta sözleşmeleri, aynı taraflar arasında, sözü edilen paragraflar gereğince, yangına karşı sigorta sözleşmeleriyle, her bakımdan, aynı biçimde işlem görecektir.

 

187 Bu fıkranın' Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerine uymayan, Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim me­tinlerindeki çevirisi şöyledir: "Bilcümle ahvalde kontratoya tatbiki kaabil olan kanun hükmüne tevfikan sigortacı primlerin adem-i tediyesine rağmen kontratonun hükümsüzlüğünü sigorta edilmiş olan kimseye ihbar edinceye kadar, sigorta edilen şahsa karşı bağlı kalırsa bu ihtar ancak hal-i harpten dolayı icra edilemediği takdirde sigortacı tediye edilmemiş olan primleri senevi yüzde beş faiz zammiyle ol şahıstan istihsal etmek hakkını haiz olacaktır."

Oysa, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinleri, yabancı dillerdeki metinlere daha uygun olarak çevrilmiştir: "Mu­kavelenameye kaabil-i tatbik bulunan kanun mucibince sigorta eden, bedelâtın adem-i tediyesine rağmen, sigorta edilmiş olan mukavelenin infisahı tebliğ edilinceye kadar mukavele ahkâmı ile bağlı kaldığı ahvalde, hal-i harb dolaıysıyla işbu tebligatı icra edemediği takdirde sigorta olandan tediye edilmemiş bedelâtı senevi yüzde beş fazlasıyla taleb etmek hakkını haiz bulunacaktır." (Çevirenler)

 

 

Yeniden-sigortalar188. [Reassurances]

 

17.

Düşman olmuş bir kişiyle yapılmış yeniden-sigorta [reassurance] sözleşmelerinin tümü, bu kişinin, düşmana dönüşmesi yüzünden sona erdirilmiş sayılacaktır; ancak, yaşama ya da denize ilişkin ve savaş öncesinde işlemeğe başlamış riskler durumunda, bu riskler yüzünden yapılması gereken ödemelerin savaştan sonra alınması hakkına dokunulmamış olacaktır.

Bununla birlikte, yeniden-sigorta edilmiş kişi saldırı nedeniyle başka bir yeniden sigorta eden sigortacı bulmak olanağından yoksun bırakılmışsa, sigorta sözleşmesi, işbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından başlayarak üç aylık bir sürenin geçme­sine kadar yürürlükte kalacaktır.

Bu paragraf uyarınca bir yeniden-sigorta sözleşmesi bozulacak olursa, taraflar arasında hem ödenen ya da ödenebilecek primler, hem savaştan önce işlemeğe başlamış ' olabilecek yaşam ve deniz riskleri için uğranılan zararların sorumluluğuna ilişkin bir hesap açılacaktır. 9. paragraftan 15. paragrafa kadar olan paragraflarda sözü edilenlerden başka riskler için, hesaplar tarafların düşman oldukları tarihten baş­layarak ve bu tarihten beri uğranılan zararlar için yapılan istemler dikkate alınmaksı­zın, tutulacaktır.

 

18.

17. paragrafın hükümleri, yaşam ve deniz riskleri dışında bir sigorta sözleşmesinde sigortacının kabul ettiği özel risklere ilişkin ve tarafların düşman oldukları gün varolan yeniden-sigortaları da kapsamaktadır.

 

19.

Özel sözleşme ile yapılmış ve genel bir yeniden-sigorta anlaşmasında yer almamış bir yaşam sigortası sözleşmesinin yeniden-sigorta edilmesi yürürlükte kalacaktır.

 

20.

Bir deniz sigortası sözleşmesinin savaştan önce yapılmış yeniden-sigorta edilmesin­de, yeniden-sigorta eden kişiye aktarılmış risk -bu risk savaşın başlamasından önce işler duruma gelmişse- geçerli olmayı sürdürür ve sözleşme savaş başlamış olsa da, yürürlükte kalır. Yeniden-sigorta sözleşmesi gereğince, gerek prim gerek uğranılan zarar karşılığı ödenmesi gereken paralar, savaştan sonra da alınabilecektir.

 

21.

14. ve 15. paragrafların hükümleriyle, 13. paragrafın son fıkrası, deniz risklerine ilişkin yeniden-sigorta sözleşmelerine uygulanacaktır.

 

KESİM VI

ORTAKLIKLAR VE AYRICALIKLAR.

 

MADDE 310.

29 Ekim 1914'den189 önce Osmanlı Hükümetince ya da herhangi bir Osmanlı makamınca, işbu Andlaşma gereğince Osmanlı kalan topraklar üzerinde verilmiş ayrıcalıklardan ve 294. Madde uyarınca Maliye Komisyonunun kendilerine verebi­leceği ayrıcalıklardan yararlanan Müttefik uyrukları ile Müttefik gruplarının, ya da uyruklarının denetimi altındaki ortaklıkların, 29 Ekim 1914'den önce yapılmış olmak koşuluyla, ayrıcalık sözleşmelerinden ve ondan sonraki anlaşmalardan doğan haklarının tümü, sözü geçen Hükümetçe ya da makamlarca, 287. Madde hükümlerinin uygu­lanmasıyla190, kendilerine geri verilecektir. Osmanlı Hükümeti, bu sözleşmeleri ve anlaşmaları, yeni ekonomik koşullara uydurmayı ve ayrıca bunların süresini, 29 Ekim 1914 tarihi ile işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihi arasında geçen süreye eşit bir süre için uzatmayı yükümlenir. Osmanlı Hükümeti ile anlaşmazlık durumunda, bu anlaşmazlık 287. Maddede öngörülen Hakemlik Komisyonuna sunulacaktır191.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen haklara zarar verebilecek, 29 Ekim 1914'den sonra çıkarılan yasal ya da başka nitelikte her çeşit hüküm ile, bu tarihten sonra verilen bü­tün ayrıcalıkların ya da anlaşmaların, Osmanlı Hükümetince hükümsüz ve geçersiz olduğu bildirilecektir.

Bu Maddede sözü edilen ayrıcalık sahipleri, Maliye Komisyonunun olumlu gö­rüşü üzerine, sözleşmeyle elde edebilecekleri ödence [tazminat] karşılığında, savaş sı­rasında uğradıkları zarar ya da ziyan için, Hakemlik Komisyonunca 287. Maddede saptanan koşullar altında, kendilerine tanınan ödencenin tümünden ya da bir bölü­münden vazgeçebileceklerdir.

 

MADDE 311.

Başlıca Müttefik Devletlerden birinin yetkesine [otoritesine] ya da korumanlığına [vesayetine] konulmak üzere Türkiye'den ayrılan topraklarda, 29 Ekim 1914'den önce Osmanlı Hükümeti ya da herhangi bir yerel Osmanlı makamınca kendilerine ayrıca­lık tanınmış Müttefik uyrukları ile Müttefik gruplarının ya da uyruklarının denetimi altındaki ortaklıkların usulüne uygun olarak elde ettikleri haklar, ilgili Devletçe tü­müyle olduğu gibi korunacaktır; sözü geçen Devlet, kendilerine verilen güvenceleri olduğu gibi tutacak ya da eşdeğerde güvenceler verecektir.

Bununla birlikte, sözü geçen Devlet bu ayrıcalıklardan herhangi birinin sürdürül­mesinin kamu çıkarlarına aykırı olduğu kanısında olursa, toprakların kendi yetkesi [otoritesi] ya da korumanlığı [vesayeti] altına geçtiği tarihten başlayarak altı aylık

 

 

188 Fransızca metinde "Reassurances", İngilizce metinde "Reinsurance", İtalyanca metinde "Riassicura-zioni". 1920 Türkçe çevirilerinde "Mükerrer sigortalar". (Çevirenler)

189  Prof. Erim, JKonya-dolayısıyla Matbaa-i Amire-metinlerinde "1912" yazılı  olduğunu  belirtiyor;   oysa, • Vakit ve Pcyam-ı Sobalı metinlerinde, Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlere uygun olarak, "1914" denilmek­tedir.  (Çevirenler)

190  Prof. Erim, Konya -dolayısıyla Malbaa-i Âmire- metinlerinde bu son tümceden söz edilmediğini belirti­yor. Oysa, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "287 nci maddenin ahkâmına tevfikan" denilmektedir. (Çevirenler)

191  Prof. Erim, bu son tümcenin Konya -Matbaa-i Âmire- çevirisinde bulunmadığını haklı olarak belirtmek­tedir. Oysa, Vakit  ve Peyam-ı Sabah metinlerinde şöyle denilmektedir: "Hükümet-i Osmaniye ile ihtilâf zuhurunda, ihtilâf 287 nci maddede musarrah Hakem Komisyonuna havale olunacaktır." (Çevirenler)

 

bir süre içinde, bu ayrıcalığı satın almak ya da değiştirilmesini önermek yetkisine sahip olacaktır; bu durumda, ayrıcalık sahibine, aşağıdaki hükümler uyarınca, hakgözetirliğe uygun bir ödence vermekle yükümlü olacaktır.

Yukarıda öngörülen ödencenin [tazminatın] tutarı üzerinde dostça bir anlaş­maya varılamazsa, bunun saptanması üç üyeden kurulu hakemlik mahkemelerine bırakılacaktır: üyelerden biri, ayrıcalık sahibinin -ya da söz konusu bir ortaklıksa- ana­paranın çoğunluğuna sahip olanların uyruğu bulundukları Devletçe atanacaktır; ikin­ci üye, ilgili toprak üzerinde yetkesini kullanan Hükümetçe atanacaktır; üçüncü üyeyi ise, ilgililer arasında anlaşma olmazsa, Milletler CEMİYETİ Konseyi atayacaktır.

Hem hukuka hem de hakgözetirliğe göre dâvaya bakacak olan mahkeme, sonra­ki paragrafta da gösterildiği gibi, sözleşmenin duruma uydurularak korunması temeli üzerinden tüm değerlendirme öğelerini göz önünde tutacaktır192.

Ayrıcalık olduğu gibi kalacaksa, işbu Maddenin ikinci fıkrasında öngörülen süre­nin bitiminden sonra altı aylık bir süre içinde, ayrıcalık sahibi, sözleşmenin yeni eko­nomik koşullara uydurulmasını istemek hakkına sahip olacak ve ilgili Hükümetle doğ­rudan doğruya bir anlaşmaya varamazsa, karar, yukarıda sözü edilen mahkemeye bı­rakılacaktır.

 

 

MADDE 312.

îster 1913'de Balkan Savaşları sonunda ister işbu Andlaşma ile Türkiye'den ayrıl­mış olan -311. Maddede belirtilenlerin dışındaki- topraklarda, bu toprakları kesinlikle elde etmiş durumunda olan Devlet, 311. Maddenin 1. fıkrasında söz konusu olan ay­rıcalık sahiplerine ve sözleşmelerden yararlananlara karşı, Türkiye'nin haklarını ve yükümlülüklerini hukukça193 üzerine alacak ve bunlara tanınan güvenceleri kendilerine saklı tutacak ya da bunların yerine eşdeğerde başkalarını tanıyacaktır.

Bu yerini alma194, toprağı edinmiş Devlet bakımından, toprak aktarmasını öngö­ren Andlaşmanın yürürlüğe konması tarihinden başlayarak, geçerli olacaktır. Sözü geçen Devlet, ara verilmeden, ayrıcalıkların işletilmesi ve sözleşmelerin yerine getiri­lebilmesi için yararlı bütün önlemleri alacaktır

Bununla birlikte, işbu Andlaşma yürürlüğe konulur konulmaz, sözü edilen ayrı­calıkların ve sözleşmelerin hükümlerini bu Devletlerin yasalarına ve yeni ekonomik koşullara uygun duruma getirmek amacıyla ortaklaşa bir anlaşmaya varılmak için, [söz konusu toprağı] edinmiş olan Devletlerle ayrıcalıklardan ve sözleşmelerden ya­rarlananlar arasında görüşmeler başlayabilecektir. Altı ay içinde bir anlaşmaya varılamazsa, Devlet ya da yararlananlar, bu konudaki anlaşmazlıklarını, 311. Maddede gösterilen biçimde kurulmuş bir hakemlik mahkemesine sunabileceklerdir.

 

MADDE 313.

311. ve 312. Maddelerin uygulanması, kâğıt-para çıkarmak hakkına ilişkin olarak ödence [tazminat] verilmesine yol açmayacaktır.

 

MADDE 314.

Müttefik Devletler, Türkiye'den ayrılan topraklarda, Osmanlı Hükümetince ya da yerel Osmanlı makamlarınca, 29 Ekim 1914'den sonra verilmiş ayrıcalıkların ve bu tarihten sonraki ayrıcalık aktarmalarının geçerliliğini tanımak zorunluluğunda ol­mayacaklardır. Bu ayrıcalıkların ve ayrıcalık aktarmalarının geçersizliği bildirilebilecek ve bunların sona erdirilmesi ödence verilmesine yol açmayacaktır.

 

MADDE 315.

İşbu Andlaşmanın yürürlüğe konduğu tarihe kadar, Osmanlı Hükümetince, 30 Ekim 1918'den beri verilmiş tüm ayrıcalıklar ya da bir ayrıcalık içindeki haklarla, l' Ağustos 1914'den beri Alman', Avusturya'lı, Macar, Bulgar ya da Osmanlı uyrukları ya da bunların denetimindeki ortaklıklar yararına verilen tüm ayrıcalıklar, ya da bir ayrıcalık içindeki haklar sona erdirilmiştir.

 

MADDE 316.

a)  Osmanlı yasasına uygun olarak kurulmuş, Türkiye'de çalışan ve Müttefik uy­ruklarının denetiminde olan, ya da olacak olan, her ortaklık, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girmesinden başlayarak beş yıl içinde, mallarını, haklarını ve çıkarlarını bir Müttefik Devlet yasasına göre kurulmuş ve bu Devletin uyruklarının denetiminde olan herhangi bir başka ortaklığa aktarmak hakkına sahip olacaktır. Mallar195 kendisine aktarılan ortaklık, eski ortaklığın Osmanlı yasası altında yararlanmakta olduğu ve işbu Andlaşma gereğince yararlanmış olabileceği hakların ve ayrıcalıkların tıpkısından, es­kiden borçlu olduğu yükümlülükleri yerine getirmek koşuluyla, yararlanmayı sürdü­recektir.

Osmanlı Hükümeti, Müttefik uyrukluğundaki ortaklıkların Türkiye'de ayrıca­lıklardan ya da sözleşmelerden yararlanmalarını sağlayacak biçimde yasalarını değiş­tirmeği yükümlenir.

b)  Osmanlı yasasına göre kurulmuş ve Türkiye'den ayrılmış topraklar üzerinde çalışan ve Müttefik uyruklarının denetiminde olan, ya da olacak olan, her ortaklık, aynı süre içinde, mallarım, haklarını ve çıkarlarım, gerek sözü edilen toprak üzerinde yetkesini [otoritesini] kullanan, gerek ortaklığı denetimleri altında tutanların uyruk­luğunda bulunduğu Müttefik Devletlerden birinin yasasına göre kurulmuş herhangi bir başka ortaklığa aktarmak hakkına sahip olacaktır. Mallar, haklar ve çıkarlar190 kendisine aktarılan ortaklık, eski ortaklığın, işbu Andlaşma hükümlerinin kendisine tanıdıklarını da içermek üzere, yararlandığı hakların ve ayrıcalıkların tıpkısından ya­rarlanacaktır.

c)  Türkiye'de, bu maddenin a) paragrafı gereğince kendilerine Osmanlı ortak­lıklarının mallan, hakları ve çıkarları aktarılmış olan Müttefik Devletler uyrukluğundaki ortaklıklar ve Türkiye'den ayrılan topraklarda bu maddenin b) paragrafı gere­ğince kendilerine Osmanlı ortaklıklarının malları, haklan ve çıkarları aktarılmış olan

 

 

192  Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinin bu   fıkrasında da, sonuncu fıkradaki "yeni ekonomik koşullar" ("şerait-i iktisadiye-i cedide") deyimi kullanılmaktadır. Oysa, Fransızca, İngilizce ve İtalyanca metinlerde bu deyim olmadığı gibi, Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde de yoktur. (Çevirenler)

193  Fransızca metinde "de plein droit", İngilizce metinde "ipso facto"; İtalyanca metinde ve 1920 Türkçe çevirilerinde bu sözcük karşılığı yoktur. (Çevirenler)

194  Fransızca metinde "subrogation", İngilizce metinde "succession", İtalyanca metinde "surrogazione". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde "kaimiyet"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "kaymakamlık" denil­mektedir. (Çevirenler)

195  Fransızca metinde "les biens", İngilizce metinde "property, rights and interests", İtalyanca metinde "i beni". Matbaa-i Âmire, Konyc. ve Erim metinlerinde "emval"; Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "emval ve em­lâk" denilmektedir. (Çevirenler)

196  Fransızca metinde "les biens, droits et interets", İngilizce metinde "the property, rights and interests", İtalyanca metinde "i beni, diritti e interessi". Matbaa-i Âmire, Konya ve Erim metinlerinde yalnız "emval", Vakit ve Peyam-ı Sabah metinlerinde "emval ve emlâk" denilmektedir. (Çevirenler)

 

 

Müttefik gruplarınca ya da uyruklarınca denetlenen Osmanlı uyruğu ortaklıklar ile, sözü edilen toprak üzerinde yetkesini [otoritesini] kullanan Devletten başkasının uyrukluğundaki ortaklıklara, Türkiye'de Osmanlı uyrukluğunda olan ya da Türkiye'den ayrılmış topraklarda, bu toprak üzerinde yetkesini kullanan Devletin uyruğu olan ben­zeri ortaklıklara uygulanan yasalardan ya da benzeri hükümlerden, ya da vergilerden, harçlardan ya da yükümlülüklerden daha ağırları yüklenemez.

d) İşbu Maddenin a) ve b) paragrafları gereğince, kendilerine Osmanlı ortaklık­larının malları, hakları ve çıkarları aktarılacak olan ortaklıklardan, bu aktarma yüzün­den hiçbir özel vergi alınmayacaktır.

 

KESiM VII

GENEL HÜKÜM.

 

 

MADDE 317.

İşbu Bölüm ile VIII. Bölüm (Malî Hükümler) bakımından, "Müttefik Devletler uyrukları" deyimi şunlara uygulanır:

1.  Bir Müttefik Devletin, ya da bir Müttefik Devlet koruyuculuğu altındaki bir Devletin ya da ülkenin ortaklıklarını ve kurumlarını da içermek üzere, bütün uyruk­larına ;

2.  Ellerindeki koruma belgesi l Ağustos 1914'den önceki bir tarihli olan Mütte­fik Devletlerin koruyuculuğu altındaki kişilere;

3.  Müttefik gruplarının ya da Müttefik uyruklarının denetiminde olan, ya da iç­lerinde bu grupların ya da uyrukların l Ağustos 1914'de çoğunlukta bulunduğu Os­manlı maliye, endüstri ve ticaret ortaklıklarına;

4.  Müttefik Devletler uyrukluğu ya da koruması altında bulunan kişilerin ilgili bulundukları din ya da hayır vakıflarına ve öğretim kurumlarına.

Müttefik Devletler, işbu Andlaşmanın yürürlüğe konmasından başlayarak bir yıllık bir süre içinde, kendi uyruklarının ilgili oldukları, ya da çoğunluk payına sahip olduklarını sandıkları ortaklıkların, kurumların, ve vakıfların bir dizelgesini [listesini] Maliye Komisyonuna bildireceklerdir.