Düstur Beşinci Tertip Cilt: 29-1 S  
Resmi Gazete: 16.11.1989  Sayı :20344 (Asıl) Düstur Tertip:5 Cilt: 29 Sayfa: 429
 TBMM KARARLARI 
Bakanlar Kuruluna Güvenildiğine Dair

Karar Tarihi : 15/11/1989 
Karar No      : 73

 
            Erzincan Milletvekili Yıldırım Akbulut Başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 15.11.1989 tarihli 33 üncü Birleşiminde yapılan güven oylamasında, (95) red oyuna karşı (278) kabul oyuyla güven almıştır.
Başbakan Yıldırım AKBULUT tarafından 10 Kasım I989 Günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde Okunan Hükümet Programı 

            Sayın Başkan, 

            Türkiye Büyük Millet Meclisinin Değerli üyeleri, 

            Yüce Meclisi Bakanlar KuruIu ve şahsım adına en derin saygılarımla selamlıyorum. Önümüzdeki dönemin rnilletimize ve memteketimize hayırlı olmasını diliyorum. 9 Kasım 1989 günü Sayın Cumhurbaşkanı yeni hükümeti kurrna görevini şahsıma tevdi ettiler. 46. Cumhuriyet Hükümetinin Başbakanı Sayın Turgut ÖZAL' ın 31 Ekim 1989 tarihinde Cumhurbaşkanlığına seçilmesi münasebetiyle, o tarihten bu yana yeni hükümetin teşkili konusunda meydana getirilmeye çalışılan tereddütleri izale etmek amacıyla aynı gün Hükümet listesini Sayın Curnhurbaşkanına sundum. Liste kabul buyurulunca 47. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti teşekkül etti. Anayasamızın 110. maddesi gereğince Hükümetimizin Programını Yüce Heyetinize takdim etmek üzere huzurIarınızda bulunuyorum.

            Sayın Başkan,

            Değerli Milletvekilleri,

            Konuşmanın başında şu hususu bilhasa belirtmek istiyorum.

            1983 yılı sonundan itibaren altı yıldan beri iktidarda bulunan partimizin hükümet programları birbirinin devamı ve tarnamlayıcısi niteliğindedir. Ayrıca, partimizin seçim beyannasi ve hükümet programı arasında da tam bir tutarlılık ve ayniyet vardır. Bu bakımdan Yüce Meclise takdim etmekte olduğum bu hükümet pragramı tabii olarak devamı olduğumuz geçmiş hükümet programına paralellik arz etmektedir. Ancak, son iki yılda meydana gelen meydana gelen değişiklikler ve gelişmeler dikkate alınarak gerekli düzeltmeler yapılmıştır.Takdir buyuracağınız gibi siyasi hayatın en önemli unsurlarından biri devamlılık ve istikrar ilkesidir. Biz hükümet olarak, daha önceki Anavatan iktidarı dönemlerinin bütün 'icraatlarının ve vaatlerinin takipcisi olacağız.

            Değerli Milletvekilleri,

            İktidarımız döneminde geride bıraktığımız yllar siyasi ve ekonomik istikrarın güçlendiği, sosyal problemlerin çözülerek hafiflediği, herkesin yarınından emıin ve geleceğe güvenle baktığı, demokrasinin bütün kurumlarıyla yerleştiği, insan haklarına saygının büyük duyarlılık içinde sürdürüldüğü , ülke itibarının arttığı parlak bir dönem olmuştur.

            Türkiye, Anavatan iktidarı döneminde ekonomik alanda, dinamik ve çağdaş gelişmelere uygun bir kalkınma programı uygulamış, temel sektörlerde önemli yatırımları ve gelişmeleri gerçekleştirmiştir.

            Türkiye Anavatan iktidarıyla, tavizci ekonomik anlayışı terk edip, ekonomik ülke imkanlarına ve gerçekçi kaidelere göre yöneten bir anlayışa kavuşmuştur.

            Türkiye Anavatan iktidarıyla, kavgasız, döğüşsüz, küskünlüğü ve kaprisi olmayan bir siyasi dönem geçirmiş, sevgiye dayanan uzlaşmacı, medeni ve seviyeli bir siyasi faaliyetin güzel örneklerini yaşamıştır.

            Türkiye Anavatan iktidarıyla, sivil idare döneminde anayasasını değiştirebilen, demokrasinin geliştiği ve yerleştiği bir ülke hüviyetini kazanmıştır.

            Sayın Başkan,

            Değerli Milletvekilleri,

            Konuşmanın başında şu hususu bilhasa belirtmek istiyorum.

            1983 yılı sonundan itibaren altı yıldan beri iktidarda bulunan partimizin hükümet programları birbirinin devamı ve tamamlayıcısi niteliğindedir. Ayrıca, partimizin seçim beyannamesi ve hükümet programı arasında da tam bir tutarlılık ve ayniyet vardır. Bu bakımdan Yüce Meclise takdim etmekte olduğum bu hükümet pragramı tabii olarak devamı olduğumuz geçmiş hükümet programına paralellik arz etmektedir. Ancak, son iki yılda meydana gelen meydana gelen değişiklikler ve gelişmeler dikkate alınarak gerekli düzeltmeler yapılmıştır.Takdir buyuracağınız gibi siyasi hayatın en önemli unsurlarından biri devamlılık ve istikrar ilkesidir. Biz hükümet olarak, daha önceki Anavatan iktidarı dönemlerinin bütün 'icraatlarının ve vaatlerinin takipcisi olacağız.

            Değerli Milletvekilleri,

            İktidarımız döneminde geride bıraktığımız yllar siyasi ve ekonomik istikrarın güçlendiği, sosyal problemlerin çözülerek hafiflediği, herkesin yarınından emıin ve geleceğe güvenle baktığı, demokrasinin bütün kurumlarıyla yerleştiği, insan haklarına saygının büyük duyarlılık içinde sürdürüldüğü , ülke itibarının arttığı parlak bir dönem olmuştur.

            Türkiye, Anavatan iktidarı döneminde ekonomik alanda, dinamik ve çağdaş gelişmelere uygun bir kalkınma programı uygulamış, temel sektörlerde önemli yatırımları ve gelişmeleri gerçekleştirmiştir.

            Türkiye Anavatan iktidarıyla, tavizci ekonomik anlayışı terk edip, ekonomik ülke imkanlarına ve gerçekçi kaidelere göre yöneten bir anlayışa kavuşmuştur.

            Türkiye Anavatan iktidarıyla, kavgasız, döğüşsüz, küskünlüğü ve kaprisi olmayan bir siyasi dönem geçirmiş, sevgiye dayanan uzlaşmacı, medeni ve seviyeli bir siyasi faaliyetin güzel örneklerini yaşamıştır.

            Türkiye Anavatan iktidarıyla, sivil idare döneminde anayasasırıı değiştirebilen, demokrasinin geliştiği ve yerleştiği bir ülke hüviyetini kazanmıştır.

            Türkiye Anavatan iktidarıyla, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını asgariye indirerek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin kalkınmasında yönelik kalıcı temeller atmıştır.

            Türkiye Anavatan iktidarıyla, dar gelirlilerin sorunlarını çözerek, insanını yuva sahibi yapacak, savunma sanayiini kuracak mali kaynakları bütçe dışından sağlanmış, ülke potansiyelini öncelikli hedeflere seferber etmeyi başarmıştır.

            Hülasa, Türkiye Anavatan iktidarıyla iIim ve medeniyeti kucaklamış, ölçülü ve seviyeli bir siyasi anlayışla, daha ileri, daha güçlü ülke olma yolunda tarihi hamleler yapmıştır.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            İlk Anavatan Hükümeti kritik bir dönemde iktidar olmuştur. Buna rağmen 6 Kasım I983 seçiminden bu yana Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı olarak demokratik sistem tam anlamıyla rayına oturtulmuştur. Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna ferdi müracaat hakkı tanınmıştır. Uzun yıllardan beri arzu edilen, ancak daha önce Türkiye'nin şartları dolayısıyla cesaret edilemeyen, Büyük Atatürk 'ün muasır rnedeniyet seviyesi olarak hedef gösterdiği Avrupa Topluluğu'na tam üyelik müracaatı yapmak bize nasip oImuş ve bu konuda gerekli çalışmalar ısrarla sürdürülmüştür.

            Kuruluşumuzun iIk gününden beri belirttiğimiz gibi , ANAVATAN PARTİSİ ülkemizin ve insanımızın yapısına uygun, miletimizin menfaatleri istikametinde birleştirici, hoşgörü ve uzlaşmayı siyasetin harcı sayan bir partidir. Bugün T'ürkiye'de rahat ve medeni bir tartışma ortamı mevcutur. Farklı düşüncelere ve siyasi görüşlere sahip olanlar eskiye göre birbirlerine daha fazaa hoşgörülüdür. Vatandaşlarımız, farklı görüşlere de sahip olsalar dost ve kardeş olarak bir arada bulunmanın huzurun yaşamaktadırlar. Bu ortamın meydana gelmesinde ANAVATAN PARTİSİ' nin şüphesiz ki büyük rolü olmuştur.

            Değerli Milletvekilleri,

            1980 'lerin sonuna yaklaşırken, siyasi hayatımızdaki eğilimleri, 1970' li yılların Türkiye'sinden çok farklıdır.Milletimiz, vatandaşımız aşırılıktan ve kavgadan hoşlanmıyor. Hele bu gibi vasıfları kendisini idare etmeye talip olanlarda görmeyi hiç istemiyor. ANAVATAN PARTİSİ olarak biz daha başlangıçtan itibaren barışı ve sevgiyi kendimize şair edindik. İktidar olmayı kavgada değil, sevgide gördük.

            Seçim Beyannamemizde şunu söylemiştik :

            "Önümüzdeki dönemde en önemli meselelerimiz siyasi ve ekonomik istikrarın ve buna bağlı olarak huzur ve güvenin devam ettirilmesidir. Herşeyin başın ise siyasi istikrar gelmektedir. Bu da birlik, beraberlik içerisinde, birbirleriyle uyumlu bir siyasi kadronun tek başına iktidar olması ile mümkündür." Anavatan iktidari dönemi tarihimize siyasi istikrarın pekiştiği, demokrasinin geliştiği yıllar olarak geçecektir.

            Muhterem Milletvekilleri,

            Hükümet olarak siyaset açık olmayan fikir ve tedbirlerin, yapılamayacak işlerin, yerine getirilemeyecek vaadlerin, sloganlardan , ibaret programların itibar edildiği bir hizmet alanı olarak görmüyoruz. Sadece bize karşı olduklarını söyleyerek hizmet hizmet vermelerinin mümkün olmadığına, herkesın neyi, nasıl yapacağını, kaynağı nereden bulacağını açıkça ifade etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugün ve yarın sorunlarımızın geçici tedbirlerle, kulağa hoş gelen sloganlarla çözülebileceğini sanmak bilgisizlik değilse gaflettir. Memnuniyetle ifade etmek isteriz ki, toplumumuz bu çeşit yaklaşımlara itibar etmemekte, muhteva ve tutarlılık aramaktadır.

            ANAVATAN iktidarı T'ürkiye' nin meselelerine yepyeni bir bakış tarzı getirmiştir. Ekonomik ve sosyal meselelere getirdiğimiz çözümler geçmişten tamamiyle farklı olduğu gibi, bizathi siyasi meselelere yaklaşımimız kavgadan uzak, uzlaşıci ve yapıcıdır.

            ANAVATAN PARTİSİ' nin T.B.M.M.'nde yaptığı çalışmalar ve Hükümet icraatıyla son altı yılda Türkiye'yi nereden alıp nereye getirdi ortadadır. Türkiye büyük bir gelişme ve yapı değişikliği içindedir. 30-40 yılda, hatta Cumhuriyet süresince yapılamayan, yapılmasına cesaret edilemiyen ekonomik, sosyal ve idari reformlar 6 yıla sığdırılabilmiştir. İleri ve modern bir ekonomik sistemin hemen hemen bütün temel taşları yerli yerine oturtulmuş, rekabete dayalı serbest pazar ekonomisini çalıştıracak şartlar sağlanmıştır.

            Değerli Milletvekilleri,

            İktidarımızın son altı, yıllık döneminde yaptıklarımız ve elde edilen başlıca sonuçlar şöyledir :

Takip edilen ekonomik politikaların neticelerini en iyi şekilde, GSMH, ihracat ve Türkiye' nin dış kredi itibarında görmekteyiz :             Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Önümüzdeki dönemde neler yapacağımızı belirtmeden önce bazı temel konulardaki görüşlerimizi ifade etmek istiyorum.

            Devlet, başta vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün korunması olmak üzere, adaletin temini, yurt savunması, emniyet ve asayişin sağlanması, sosyal ve iktisadi faaliyetlerin ve hizmetlerin en verimli bir şekilde yapılabilmesi maksadıyla gene millet tarafından kurulu müesseselerden meydana gelir.

            Devlet millet için vardır, Devletin millet ile bütünleşmesi esastır.

            Refahın tabana yayılması, fakirliğin ve işsizliğin ortadan kaldırılması gayesiyle, sosyal adalet, sosyal güvenlik ve sosyal yardımın düzenlenmesi ve sağlanması; sosyal hizmet ve faaliyetlerin tanzim, teşvik, yönlendirilmesi ve gereğinde doğrudan yapılması devletin başlıca görevleri arasındadır.

            İktisadi faaliyetlerde devlet genel olarak bütün millete hitap edecek altyapı mahiyetindeki hizmetlere yönelmedir.             Asıl olan devletin, zenginliği sonucu milletin zenginliği değil, milletin zenginliği sonucu devletin zengin olmasıdır.

            Asıl olan devletin zenginliği sonucu milletin zenginliği değil, milletin zenginliği soncu devletin zengin olmasıdır.

            Devlet müesseselerinin kuruluşunda ve işleyişinde temel prensip, işlemlerin müessir, süratli ve verimli bir şekilde yürütülmesidir.

            Bunun için sistem açık, basit ve kolayca anlaşılır olmalıdır. devlet kuruluşlarının hakiki ve hükmi şahıslarla ilişkilerinde itimat esas, şüphe istisnaidir.

            Sistemin işleyişinde iyiliğin ve faziletin hakim kılınması, verimin geliştirilmesi hedefimizdir.

            Değerli Milletvekilleri,

            Adalet mülkün temelidir.

            Adaletin temini ve dağıtım, kişi hak ve hürriyetleri ile hukukun üstünlüğünün korunması devletin temel görevleri arasındadır.

            Adalet, hak ve hürriyetlerin teminatı olduğu kadar, hürriyetlerin kamu menfaatleri aleyhinde kullanılmamasının da teminatıdır.

            Kanun önünde eşitlik esastır.

            Adaletin vatandaşlar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın gerçekleştirilmesi, milli birlik ve beraberliklerin tesisinde ve devlete güvenin temininde asli unsurdur.

            Yargı organlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı esastır.

            Adalet sür'atle yerine getirilmeli, cezalar müessir ve caydırıcı olmalıdır. Geciken adalet yerine gelmemiş adaletir. Adalet Bakanlığı ve yargı organların imkânlarının geliştirilmesi sisternin modernizasyonu, çalışnna şartlarının iyileştirilmesi ve kanunların mahkemelerin yükünü azaltacak şekilde gözden geçirilmesi hedefimizdir. Toplumun maddi ve manevi olarak yükselmesinde ve yükselmesinde temel unsur insandır.

            Herkes kişiliğine bağlı, dokunulrnaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

            İnsan Hakları evrensel Beyannamesinde ifadesini bulan bu hak ve hürriyetlerin sağlanması ve teminat altına alınması için hukuka bağlı ve hukukun üstünlüğünü esas alan devlet nizamını temel şart görürüz.

            Avrupa İnsan hakları Komisyonuna ferdi müracaat hakkının gerçekleştirilmesi bu açıdan çok önemli bir adımdır.

            Muhterem Milletvekilleri,

            Millete en iyi hizmet verilebilmesi, devlet idaresinde milletin en iyi şekilde temsil edilebilmesi ancak demokratik sistem ile mümkün olabilir.

            Demokrasi insan hak ve hürriyetlerine saygının en yüksek olduğu, insan hak ve hürriyetlerinin en iyi şekilde korunduğu sistemdir.

            Teme1 vasıfları adalet ve hukukun üstünlüğü olan demokratik sistem, insan şeref ve haysiyetinin, söz, düşünce, kanaat, din ve vicdan hürriyetinin en güvenilir teminatıdır. Millet hakimiyeti demokrasinin esasıdır.

            Halkın serbest oyu ile seçilmiş üyelerden kurulu Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin ve, millet hakimiyetinin en üst seviyede tecelli ettiği müessesedir.

            Siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

            İstikrarlı ve kuvvetli hükümet, devlet idaresinin müessir bir şekilde yürütülmesinin ilk ve en önemli şarttır.

            Demokratik sistemi, insan hak ve hürriyetlerini zedelemeye, tahrip etmeye, ortadan kaldırmaya yönelik her türlü hareketin karşındayız. Demokratik düşünce ve haklara karşı olan her çeşit rejim ve tasarrufu reddederiz.

            Sayın Milletvekilleri,

            Herkes Anayasamızın teminatı altında vicdan, dini inanç ve ibadet hürriyetlerine sahiptir. Laiklik, Türkiye Cumhuriyetinin en önemli unsurlarından biridir.

            Maddi ve manevi gelişmeyi birlikte sağlamanın zaruretine inanırız.

            Yüksek ahlâk sahibinden dengeli bir nesil yetiştirilmesini teminen, devletin ilk ve orta öğretim kurumlarında din kültürü ve ahlak öğretimi yapılması için gerekli tedbirlerin almasını zorunlu görürüz.

            Sayın Milletvekilleri,

            Sosyal ve iktisadi gelişmenin ahenkli, sür'atli, verimli olması, kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi için planlamayı önemli görürüz.

            Hükümetimiz, katı ve doğmatik merkezi planlamanın tamamiyle dışında demokratik kuruluşların ve fertlerin kabiliyetlerini ve teşebbüs güçlerini kullanmalarına ve geliştirilmesine imkan veren, düzenleyici, yönlendirici ve denge kurucu bir planlama anlayışına sahiptir.

            Değerli Milletvekilleri,

            Hükümetimiz milliyetçi ve muhafazakar sosyal adaletçi, rekabete dayalı, serbest piyasa ekonomisini esas almaktadır.

            Milliyetçilik anlayışımız, Büyük Atatürk'ün görüşleri doğrultusunda hedefi çağdaş medeniyet olan, devletin bağımsızlığını, milletimizin bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyan bir muhtevaya sahiptir.

            Muhafazakarlık anlayışımız, milli, manevi ve ahlaki değerlerimize, kültürümüze, tarihimize, örf, adet ve geleneklerimize bağlılığımızın ifadesidir. İyi olanın, güzel olanın, kıymetli

olanın muhafazasıdır. İlerlemeye açık, modern, müreffeh, büyük ve kudretli bir Türkiye en büyük emelimizdir.

            Sosyal adaletçiyiz. Ülkemiz nimetlerinden herkesin hak ve adalet ölçüleri içerisinde istifade etmesini sağlamak için gerekli tedbirleri almak sosyal adalet anlayışımızın esasını teşkil eder. Bizim kıymet hükümlerimiz içinde komşusu aç yatarken tok uyumak hoş görünmez. Kişinin kendi nefsi için istediğini başkaları için de istemesi esastır.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Îktisadi gelişmenin hızlandırılması, sosyal dengenin iyileştirilmesi, fertlerin kabiliyet ve çalışmalarına göre gelişme arzularının teşvik edilmesi, gruplar arasındaki gelir dağılımını farklılıklarını pratik ölçüler içinde azaltılması, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklılıklarının asgariye indirilmesi, fakirliğin kaldırılarak refahın yaygınlaştırılması iktisadi gelişme politikamızın esaslarını teşkil eder.

            Toplumdaki çeşitli grup menfaatlerinin bir bütünün tamamlayıcısı unsurları olduğuna, bunların ahenkli bir şekilde milli menfaatler çerçevesinde birbirleriyle telif edilebileceğine inanırız.

            Ekonominin tabii kanunları içinde gelişmesini sağlamak üzere, ülke menfaatleri doğrultusunda müdahale ve tahditlerin asgariye indirilerek, rekabet şartlarının hakim kılındığı serbest piyasa ekonomisinin uygulanması sistem tercihinizdir. Çünkü ekonomideki haksızlıkları ve haksız kazançları önlemenin, ülke kaynaklarını en verimli şekilde kullanmanın ancak bu sistem çerçevesinde mümkün olduğuna inanıyoruz.

            Bu genel hedeflere erişilmesi için ilkeler şunlardır :

            İktisadi gelişmeyi güvenli ve sürekli bir hale getirmek için devletin başlıca rolü istikrarın temelidir. Bu maksatla yurt içinde emniyet ve güvenin sağlanması, yurdun savunulması, yurt içinde ve dışında memleketin ve vatandaşların haklarının korunması, adaletin en iyi şekilde tevzi devletin aslî görevleridir.

            İktisadi kalkınmada devletin esas fonksiyonu, tanzim edici, fertlerin ve kuruluşların iktisadi münasebetlerini düzenleyici, ihtilafların halli, iktisadi istikrarın sağlanmasına matuf sık sık değişmeyen kaidelerin koyması, engellerin kaldırılarak verimin yükseltilmesidir.

            İktisadi faaliyetlerde devlet, genel seviyede tanzim edici ve yönlendirici olmalı, detaylara müdahale etmemelidir.

            İktisadi faaliyetlerde devlet vatandaşın rakibi değil aksine, ona hizmet eden, gelişmesini kolaylaştıran bir yardımcıdır.

            İktisadi kalkınmada devletin doğrudan doğruya yürüteceği faaliyetler , genel olarak bütün millete hizmet veren, esas itibariyle altyapı mahiyetindeki işlerin yapılmasıdır.

            Bütün milletin istifadesine açık olabilecek orman, su, maden, enerji gibi tabii kaynaklar milletin varlığı olarak düşünülmelidir.

            Bahis konusu tabi kaynaklar, geliştirme ve işletme hakları devletin koyacağı esaslar içinde fertlere veya fertlerin bir arada kuracakları teşebbüslere bırakılmalıdır.

            Devlet sanayi ve ticarete ana prensip olarak girmemelidir. İstisnai olarak geri kalmış bölgelerde sınai tesisler kurabilirse de, bu teşebbüsler kısa zamanda millete devredilmelidir.

            Sanayi, tarım ve ticarette mal ve hizmet üretiminin en sür'atli ve verimli şekilde yapilabilmesi, fertlerin kabiliyetlerini ve teşebbüs güçlerini iktisadi gelişmenin temel unsuru sayan bir sistem içinde mümkün olabilir. Hür teşebüsü meydana getiren ferdi işletmeler, kooperatif , ve şirketÎer sisteminin temel uygulama araçlarıdır.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

* 1980 öncesi alınan ve zamanında ödenemeyip ertelenen DÇM' ler ve garantisiz ticari borçların tamamı bu yıl ödenmiştir. Bu borçların kur risklerinin devlet üzerinde kalması dolayısıylaemisyon ve enflasyon üzerindeki etkilerini takdirlerinize bırakıyorum. Allaha çok şükür ülkemiz borçlarını zamanıda ödeyebilen, uluslararası finansman piyasalarında kredi itibarı olan ülke konumuna gelmiştir. Gerek içerde ve gerekse dışarda kredi itibarını yükseltmek en önemli hedefimizdir. bu yönde aldığımız ve alacağımız tedbirleri şöyle özetlenebilir;

            - 35.2 milyar $ eşdeğerindeki dış borç stokunun büyümesinin önlenmesi ve GSMH içindeki payının düşürülmesine çalışılacaktır.

            - İç borçlanmanın bütçe açığını karşılayacak oranlarda yapılması, devlet tahvili ve hazine bonolarının ihale yöntemine ilave olarak değişen faiz oranlı satışı teşvik edilecektir.

            - Bütçe açıklarının finansmanında Merkez bankası kaynaklarına başvurulması mümkün olan en düşük düzeylerde tutulacaktır.

            - Kamu giderlerinin azaltılması, vergi gelirlerinin artırılması ve bütçe dengesinin korunması en büyük hedefimizdir.

            - Artık vatandaşımız istediği kadar dövizi bankalardan alabilecek, istediği şekilde içeride ve dışarıda yine bankalar kanalıyla tasarruf edebilecektir. Uluslararası piyasalarda kota edilmiş hisse senetlerini ve Hazine tahvillerini alıp satabilecektir. Aynı şekilde yabancılar da ülkemizde sermaye piyasasına kote edilmiş hisse senetlerini aracı kurumlar vasıtası ile alıp satabilecektir.

            - Şirketlerimiz dış piyasalardan herhangi bir müdaadeye tabi olmaksızın kredi alabilmektedir.

            - Bütün bu tedbirlere rağmen dövize talep artmamış, servet transferleri olmamış ve döviz fiyatları enflasyona göre yükselmemiştir. Bu, istikrarın ve vatandaşlarımızın Türk Lirası'na güvencinin göstergesidir.

            VI. Plan dönemi sonunda ihracatımızın 22.5 milyar dolara ve turizm gelirlerimizin brüt 5.5 milyar dolara çıkarılması öngörülmüştür. Türkiye'nin ekonomide elde ettiği sonuçlar dış dünyada da takdir edilmektedir. Nitekim kredi itibarımız 1979'da 93 ülke arasında 89'uncu sırada iken, 14989'da 122 ülke arasında 39 uncu sıraya yükselmiştir.

            Ekonomideki gelişmenin devam etmesi için rekabete dayalı serbest piyasa sistemini güçlendirecek uygulamalar sürdürülecektir.

            Bu meydanda özelleştirme çalışmaları hızlandırılacak, devletin yeni ticari ve sınai yatırımlara girmesi özel durumlar dışında sınırlandırılacaktır.

            Ekonomide kartelleşmeyi önleyici tedbirler alınacak, ithalat, tüketicinin korunması ve enflasyonla mücadelede etkin olarak kullanılacaktır.

            1983'de GSMH'nın %16.2'si olan yurt içi tasarruflar, uygulanan faiz politikaları, gelir ortaklığı senedi gibi tasarruf artırıcı tedbirlerle 1988 yılında bu rakam %26.1 olmuştur. GSMH artışını hızlandırarak işsizliği azaltmak politikası ancak yurtiçi tasarrufların artırılası iule istikrarlı bir şekilde uygulanabilir. Bu bakımdan tasarruf artıcı uygulamalara devam edilecektir.

            Yatırımların dış tasarruflar, özellikle yabancı sermaye girişi ile arttırılmasına devam edilecektir. 1980 yılında 97 milyon dolarlık yabancı sermayeye izin verilmişken 1988'de 825 milyon dolarlık yabancı sermayeye için verilmiştir. 1989 yılında 1 milyar doların geçileceği tahmin edilmektedir. Önünümüzdeki dönem içerisinde yabancı sermayenin yılda bir milyar dolar seviyesine varacağı. beklenmektedir.

            Önümüzdeki dönemde :

            Sigortacılık sektörünün geliştirilmesi ve halkımızın aşama güvencesinin sağlanması için zorunlu sigorta kapsamı genişletilecek, sigorta tarife sistemi daha rekâbetçi çalışmaya imkan verecek şekilde yeniden düzenlenecektir.

            Bankacılık ve sigortacılığımızın AT'ye uyumu için gerekli hukuki düzenlemeler zaman geçirilmeden yapılacaktır.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Ekonomide başlattığımız yapısal değişiklikler çok büyük bir nisbette tamamlanmıştır. Önümüzdeki dönemde dışa açılma daha tedrici olacaktır. Bu itibarla uygulayacağımız tedbirlerle enflasyonu makul seviyelere mutlaka indireceğiz.

            Geçen dönemde memur ve işçinin net gelirinde artışın enflasyonun üzerinde olmasına dikkat edilmiştir. Nitekim iktidara geldiğimiz 1983 yılından bu yana en düşük aylıklı Devlet memurunun çıplak            aylığı 3.8 kat, Genel Müdürün aylığı 19.2 kat artarken aynı dönemde toptan eşya fiyatları 11.3 kat, tüketici fiyatları ise 13 kat artmıştır.

            Ayrıca Anavatan iktidar döneminde çalışanlarımıza vergi iadesi yapılmaya başlanmış, konut edinmelerini kolaylaştırmak. amacıyla sağlanan kredilere ilave olarak konut edindirme yardımı yapılmıştır. Yine tasarrufların teşviki amacıyla çıkarılan kanunla çalışanlarımız, sağlanan Devlet ve işveren katkısı ile tasarruf yapmaya özendirilmiş ve bunlara bu yolla önemli ölçüde kaynak transferi sağlayacak bir sistem getirilmiştir. Ücret sisteminde yapılan diğer düzenlemelerle kamu görevlilerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görev

yapmaları önemli ölçüde özendirilmiştir.

            Diğer taraftan 1989 yılında imzalanan toplu iş sözleşmeleri ile kamu kesimi işçi ücretlerinde % 142' nin üzerinde net artışlar yapılarak reel ücretlerin enflasyonun üzerinde seyretmesi sağlanmış ve geçmiş yıllardaki kayıpları da giderilmiştir.

            Hükümetimiz önümüzdeki dönemde de memur ve işçi gelirlerinin enflasyonun üzerinde olmasını sağlayacak, satınalma gücünü artıracak tedbirleri alarak gelir dağılımının bu kesim lehine daha da iyileştirilmesine gayret sarfedecektir.

            Değerli Milletvekilleri,

            Ortadirek toplumumuzun en önemli kısmını teşkil eden işçi, memur, esnaf, sanatkâr, çiftçi ve emeklidir. Ortadirek için son altı yılda gerçekleştirdiğimiz ve gelir dağılımını düzeltici tedbirlerden bahsetmek istiyorum.

            Öncelikle geçmişte gelir dağılımını haksız bir şekilde dar ve orta gelirli aleyhine çeviren faktörleri ortadan kaldırdık.

            Bugün tasarruf mevduatının % 90'dan fazlası ortadirek dediğimiz kesimindir. Eğer faizler gerçekçi veya serbest olmasaydı, her yıl ortadireğin hakkı olan bir kaç trilyon lira başka kesimlere kayacaktı.             Değerli Milletvekili,

            Gelir dağılımını dolaylı olarak düzelten tedhirlerirı en önemlisi altyapı konusunda yaptığımız hizmetlerdir. Temiz içme suyu, kanalizasyonu, elektriği, yolu, telefonu olmayan bir insan gelir pastasından fazla pay alamaz. Son altı yılda altyapıda büyük gelişmeler sağladık. İnsanlarımız altı yıl öncesine göre çok daha iyi imkanlara kavuşmuşlardır. Bunlar dar  ve orta gelirliye dolaylı olarak yapılan yardımlardır.

            Geçim sıkıntısı; gelişen, ihtiyaçları artan, daha iyi yaşamak isteyen her toplumda hissedilen bir durumdur. Önemli olan büyümenin devam etmesi, altyapının dengeli geliştirilmesi sosyal programların müessir olmasıdır.

            Hükümetimiz, dar ve orta gelirli lehine gelir dağılımını makro ve mikro seviyede iyileştiren gerçekçi ve akılcı politikalara taviz vermeden devam edecektir.

            Anavatan Partisi iktidarı döneminde, mali açıdan çok önemli mali reformlar yapılmış, verginin kalkınmanın finansmanında temel unsur olmasına özen gösterilmiştir.

            Bu konudaki temel ilkemiz az kazanandan az çok kazanandan fazla vergi almaktır. Diğer bir ifade ile herkesin Anayasamızın 73' üncü maddesi çerçevesinde kazancı oranında vergi vermesine ortam hazırlamaktır. Vergi sistemimiz yapılan düzenlemelerle çağdaş bir yapıya kavuşturulmuş, vergi sisteminin ekonomiyi yönetmede önemli bir araç olarak kullanılması imkan dahiline girmiştir.

            Vergilemede ana ilkelerimiz ve yaptıklarımız şöyle özetlenebilir :

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Kalkınma; esas itibariyle insan içindir. Vatandaşımızın hayat seviyesini yükseltici, meşakkatini azaltıcı yönde yapılan icraatlar bu gayeye hizmet eder. Hiç elektriği olmayan bir köye bağladığınız elektrik, o köyde geçmiş çağlarda kalmış insanlarımızı yirminci asra getirmektedir. Daha önce kendi köyünden ve alıştığı hayat tarzından başka bir şey bilmeyen köylümüz, renkli televizyonunun dünyaya açılan penceresinden, diğer insanların asfalt yollarda yürüdüklerini, içinde çeşmesi ve tuvaleti bulunan evlerde yaşadıklarını, vitrinleri dolu mağazalarda alış veriş yaptıklarını görecek ve benzerini köyünde görmek isteyecektir.

            Köylerin durumunu düzeltmek için çok gayret sarfettik. Elde edilen neticeler çarpıcıdır.

            Son beş yılda köylerimizde 5I bin km. tesviye, 50 bin stabilize yo1 yapılmıştır. 1983 yılı itibariyle 11.000 km. asfalt köy yolu olmasına mukabil son beş yılda 16 bin km. köy yolu asfaltlanmıştır. Köy yollarında standart ve kalite önemli ölçüde düzelmeye başlamıştır.

            1983 yılında kırsal alanda içme suyu bulunan ünite sayısı 38 bin iken, son beş yılda 24.700 üniteye içme suyu götürülmüştür.

            Cumhuriyetin ilk 60 yılında 10 bin köyümüze telefon götürülmüştür. Biz beş yıl içerisinde bu rakamı 37 binin üzerine kurulmuştur. Diğer bir deyimle 60 senede yapılanın 3.6 katını 5 seneye sığdırdık.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Şehirlerimizi modernleştirmek ve şehirde yaşayan vatandaşlarımıza daha iyi hizmetler götürmek için belediyelerimize büyük maddi imkanlar aktardık ve onlara bu görevlerin ifa etmek için yetki verdik.

            Başta içmesuyu ve kanalizasyon olmak üzere, yeşil sahalar ve parklar, yollar ve pek çok altyapı hizmetleri yapılmaya başlanmıştır. 1983 yılında mahalli idare harcamalarının GSMH'ya oranı % 1.7'den 1988 yılında %3.2'ye çıkmıştır.

            Mahalli idarelere ek olarak şehirlerimizde başta TEK ve PTT olmak üzere diğer kamu kuruluşları da insanımıza hizmet götürmek için seferber olmuşlardır. Şehirlerimiz ışıklandırılmış, elektriksiz mahallelere elektrik götürülmüş, programlı elektrik kesintileri tamamen bertaraf edilmiştir. 1983'te 7000 MW civarında olan kurulu, güç 1988yılı sonunda I4500 MW'ın üzerine çıkarılmıştır. Diğer bir deyimle 60 yılda kurulan 7000 MW güce, ANATAVAN iktidarı 5 yıllık icraatında 7500 MW kurulu gücü ilave etmiştir. Bu her yıl Keban'ın 1,5 misli büyüklüğünde bir santralı devreye sokmakla eşdeğerdir.

            Sosyal ve iktisadi faydaları yönünden Güneydoğu Anadolu Projesini birinci öncelikli bir proje saydık ve kısa zamanda tamamlanabilmesi için gerekli bütün tedbirleri almayı milli bir görev kabul ettik.

            Önümüzdeki devrede :

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Tarım sektörünün hızlı bir şekilde gelişmesinin sağlanabilmesi için hedefimiz ve yaptıklarımız şöyle özetlenebilir :

            Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, büyük ürün kayıplarına rağmen hiçbir malin darlığı ve yokluğu bahis konusu değildir.

            Türkiye bu mikyastaki büyük bir ithalatı finanse etmek üzere bir milyar doları rahatlıkla sağlayacak ekonomik güce ve itibara sahip olduğunu göstermiştir.

            Sayın milletvekilleri,

            Milletimizin devlete emaneti olan ormanlarımızı vasıf ve üretim yönünden ileri bir seviyeye çıkartmak için önemli adımlar atmış bulunuyoruz. Bu amaçla Devlet ve Orman Köylüsü ilişkilerinin iyileştirilmesi için gerekli kanuni düzenlemeler yapılmış, orman kadastrosu ve ağaçlandırma hizmetlerine öncelik verilmiştir.

            1984-1989 yılları arasında toplam 700 bin hektar orman alanında ağaçlandırma yapılmıştır.

            Orman kadastro ve mülkiyet çalışmalarına hız verilmiş, orman yangınlarıyla mücadele ve orman koruma faaliyetlerinde kayda değer gelişmeler sağlanmıştır.

            Değerli Milletvekilleri,

            Sanayileşme politikamızın hedefi, modern ve gelişmiş ülkelerin sanayileşme seviyesine erişmektir.

            Uzun yıllardan beri devam eden ithal ikamesi anlayışı terk edilmiş, ihracata dönük ve dünya sanayi ve ticaretine entegre olabilecek bir sanayileşme politikasına geçilmiştir.

            Kalite ve fiyat yönünden dünya pazarlarında rekabet edebilir mamulleri üretmeyi, buna mukabil rekabet edemeyeceğimiz mamul ve yari mamülleri ithal etmeyi sanayileşmede . temel ilke kabul ediyoruz. Sanayimizin sağlıklı bir şekilde gelişmesi için döviz kurunun gerçekçi, gümrük hadlerinin makul olması gerekir.

            Aşırı sübvansiyonlar, çok yüksek gümrük hadleri ve ithal yasaklamaları ile korunan bir yapıda sanayiin sağlıklı gelişmesi mümkün değildir. Son dört yıllık uygulama bu gerçeği doğrulamış sinai üretim artmış, yerli malların kalitesi yükselmiş ihracat imkanları önemli ölçüde genişlemiştir.

            1984-1988 döneminde sanayimiz ihracata dönük, diş piyasa şartları ile rekabet edebilen köklü bir yapısal değişim içerisindedir. Bu dönemde sanayimizin ortalama, yıllık gelişme hızı % 7.1 olmuştur. Sanayi malları ihracatı 1979 yılında 8.9 milyon dolar, iken, 1988 yılında 8.9 milyar dolara, yani onbir katına çıkmıştır.

            1990 yılında, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu'ndan prim ödemeleri devam edecektir. Ülkemizin taraf olduğu anlaşmalar dikkate alınarak, ihracatta doğrudan teşvikler yerine, uygulamaya başlanan kredi teşviklerine ağırlık verilecektir. İhracatçıya kredi desteğini artırmak amacıyla kurulmuş bulunan Eximbank kaynaklarının güçlendirilmesi sağlanacaktır. Teknoloji ve ihracat yönünden önemli görülen sanayilere özel, teşvikler uygulanacak, ihracatin ve diş rekabetin etkisiyle üretime kalite yükselmeye devam edecektir. Tekstil, elektronik, savunma sanayii ile ileri teknoloji kullanan alanlarda önemli gelişmeler olacaktır. Sanayi mallarının ihracat içerisindeki payı yükselecektir.

            Sayın Milletvekilleri,

            İktisadi ve sosyal bünyemizde, hizmet, üretime istikrar unsuru olarak esnaf ve sanatların önemli bir yeri vardır, esnaf ve sanatkarlar emek ve sermayenin birleştirici, teşebbüs gücünün gelişmesi için tabii şartların mevcut olduğu meslekler topluluğudur.

            Esnaf ve sanatkar için en önemli husus işyeri sahibi olması ve makina teçhizat alımında gerekli desteğin teminidir. Bu maksatla küçük sanayi sitelerinin daha hızlı bir şekilde tamamlanmasına öncelik verilmiştir.

            1984 yılı öncesinde 19 yılda yaklaşık 25 bin işyeri yapılmıştır Biz 6 yılda bundan fazla işyeri yaptık. Halen 85 bin kadar yeni işyeri de inşa halindedir.

            Esnaf ve sanatkarlarımızın ürettiği malların sadece yurt içinde değil, yurt dışında da pazarlanabilmesi için gerekli teşvikler uygulanacak, teknik yardim, bilgi ve eğitim yönünden daha iyi hizmet veren danişma ve yardim birimleri geliştirilecek, bu maksatla esnaf ve sanatkar kuruluşlarına gerekli yardim yapılacaktır.

            Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler için ihtiyaç duyulan işyerleri ve alt yapı imkanları büyük ölçüde sağlanmış bulunduğundan, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de modern bilim ve teknolojik yeniliklerin küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinde de uygulanmasını sağlamak büyük bir önem ve öncelik kazandığından, küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgeleri gibi sanayi potansiyelinin bulunduğu yerlerde açılacak, bu işletmelerin desteklenmesi ve geliştirilmesi için danışmanlık, ihtisas, eğitim; teknoloji geliştirme merkezleri ve enstitüleri, teknopark ve bilgi bankaları ile hizmet verecek "Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı olan bir teşkilatın kurulmasına ilişkin kanun tasarısı hazırlanmış ve Yüce Meclise arz edilmiştir.

            Değerli Milletvekilleri,

            Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere, kalkınmada öncelikli yörelerimizin geliştirilmesi, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılması, refahın yurt sathına dengeli yayılması başlıca hedeflerimiz arasındadır.

            Anavatan Hükümetleri döneminde kalkınmada öncelikli yörelerimizin makus talihini yenmek için önemli hamleler yapılmıştır.

            Son altı yılda enerji ve sulama barajları, belediye hizmetleri, bütün kasaba ve köylerin telefonu, köy elektrifikasyonu ve köy yollarında daha önce yapılan bütün işlerden fazlası gerçekleştirilmiştir. Bu bölgelerde çalışanların daha fazla ücret alması sağlanmış, çok sayıda lojman inşa edilmiştir. GAP Projesi içerisinde yer alan şehir, kasaba ve köylerimiz 1990'lardan itibaren tedricen Türkiye'nin tarım, sanayi ve ticaret sektörleri bakımından gelişmiş bölgeleri arasına girecektir.

            Değerli Milletvekilleri,

            Tüketicinin korunmasını sağlayacak unsurların başında ticaret sektörünün sağlıklı çalışması gelir. Bunun için de sağlam rekabet şartlarının oluşturulması, mal ve hizmet pazarlamasındaki bütün faaliyetlerin birbirini tamamlayıcı, sürekli ve güvenli olması gerekir. Böylece tüketiciye her mevsimde kaliteli, yeterli ve istikrarlı fiyatla mal ve hizmet arzetmek mümkün olabilir.

            Ticaretin gelişmesine, bunun için de özellikle sağlıklı bir pazarlama zincirinin kurulmasına yönelik tedbirlere önem verilecektir. Her çeşit mal ve ürünün en iyi şekilde değerlendirilebilmesi, bunların iç ve dış pazarlara zamanında ve yeterli miktarlarda verilebilmesi için tasnif, işleme, ambalajlama, depolama ve muhafaza tesislerinin kurulması desteklenecektir.

            Kara, deniz ve hava taşımacılığını, Türkiye'nin coğrafi avantajlarını da dikkate alarak, en iyi şekilde geliştirilecek tedbirleri almaya devam edeceğiz.

            Dış ülkelerde hizmet veren müteahhitlerimize, diğer ülkelerin de yaptığı gibi destek olduk. Müteahhitlerimizin dünya piyasasında daha güçlü hale gelmeleri için verilen teşviklere devam edilecektir.

            İstanbul'u deniz aşırı iş ve bankacılık merkezi yapmak için çalışma devam etmektedir.

            Değerli Milletvekilleri,

            Gelişme açısından, son 6 yılda Türkiye net turizm geliri artışında dünyada en başarılı ülke olmuştur. 1983 yılı sonunda 66 bin olan turistik yatak sayısı, 1989 yılı sonunda 160 bine ulaşacaktır. VI. Plan dönemi sonunda bu rakamın 350 bine ulaşması beklenmektedir. Önümüzdeki devrede hedefimiz kaliteli ve gelir düzeyi yüksek yabancı turisti Türkiye'ye çekmektir.

            Bu hedeflere ulaşmak için;

            Değerli Milletvekilleri,

            Kalkınmada asıl hedef sosyal gelişmenin sağlanmasıdır. Bütün ekonomik gelişmeler sosyal gelişmelere paralel olarak gitmek mecburiyetindedir.

            Hedef olarak sosyal adaletin ve fırsat eşitliğinin sağlanması, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması, refahın yaygınlaştırılması sosyal politikamızın temel unsurlarını meydana getirir.

            Sosyal gelişmenin sürekliliği ve gerekli kaynakların artan bir şekilde temini iktisadi gelişme ile yakından ilgilidir. Bu itibarla sosyal ve iktisadi gelişme arasındaki ahengin ve dengenin korunması önemlidir.

            Sosyal güvenlikte ana politikamız nüfusun tümünü en kısa zamanda sosyal güvenlik şemsiyesi altına almaktır. Bu amaca ulaşmak için, bir yandan kapsam dışındaki gruplara sosyal güvenliğin götürülmesi, diğer yandan halen bu hizmetlerden yararlananlara götürülen programların daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir. Tarım kesiminde halen 750.000 civarında olan sigortalı nüfusun Hükümet dönemimiz içerisinde hızla artırılması hedefimiz bulunmaktadır.

            506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamı içerisindeki sigortalılarımıza ve yurt dışında çalışan işçilerimize götürülmekte olan sosyal güvenlik hizmetlerinin kalitesini artırmak için, yasal düzenlemeler yanında uygulamadaki aksaklıkların giderilmesi için idari ve mali tedbirlere de önem verilecektir.

            Bu meyanda emekli dul ve yetimlerimizin aylıklarını, enflasyondan etkilenmeyecek seviyede tutmak için sosyal güvenlik kuruluşlarının mali durumlarını da dikkate almak suretiyle ayarlayacağız.

            Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağlık yardımları ve hizmetlerini akılcı çözümler getirmek suretiyle en yüksek seviyeye ulaştırmayı amaçlıyoruz. Bunun yanında BAĞ-KUR sigortalı ve emeklilerine götürmekte olduğumuz ve satın alma suretiyle uyguladığımız sağlık hizmetlerine önem vererek, halihazır sorunların çözümlenmesi için idari ve yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesine çalışacağız.

            Sosyal Güvenlik fonlarını verimli ve güvenli alanlarda kullanmak suretiyle hem milli ekonomimize katkıda bulunmayı düşünüyoruz, hem de sosyal güvenlik yardım ve standartlarını yükseltmeyi amaçlıyoruz.

            Çalışma hayatımızın işçi, işveren ve Devlet üçlüsünün uyum içerisinde ve birbirini tamamlayacak biçimde yürütülmesine özel bir önem atfediyoruz. Çalışma hayatını düzenlemek, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışanları korumak, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda gelişmiş ülkelerin seviyesini hedeflemiş bulunuyoruz. Toplu pazarlık sisteminin bütün şartları ile yerleşmesi için azami gayret sarfedeceğiz.

            Ev kadınlarının ve genç kızların istihdamı için başlatılmış bulunan hizmetlere hız vereceğiz. Vasıfsız iş gücünü ülke ekonomisinin ihtiyacı olan meslek dallarına yönlendirmek için işgücü yetiştirme projelerine devam edeceğiz.

            Bu aşamada toplumsal olarak korunması gereken sakatlara yönelik hizmetlerin koordinasyonu ve istihdamı hususlarına ayrı bir önem verilecek, eski hükümlülerin istihdam alanlarında değerlendirilmesi temin edilmek suretiyle topluma yararlı birer kişi olmaları sağlanacaktır.

            Hiçbir sosyal güvenlik sistemi içerisinde olmayıp muhtaç durumda bulunan vatandaşlarımıza sahip çıkmak maksadıyla "Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu" kurulmuş, bu fona bağlı olarak il ve ilçe merkezlerinde vakıflar çalışmaya başlamıştır. Bu şekilde yüzbinlerce vatandaşımıza yardım yapılmaktadır.

            Değerli Milletvekilleri,

            Aile toplumun temelidir.

            Toplum hayatının ahenkli ve sağlam bir şekilde devam ettirilmesinde, gençlerimizin yetiştirilmesinde, ahlakın, milli ve manevi değerlerin korunmasında; aile yapımızın tabii ve tarihi vasıfları olan, örf ve an'anelerimizin ile perçinlenmiş bulunan, sevgi, saygı, feragat ve fedakarlığın rolü herşeyin üzerindedir. Fert ve toplum seviyesinde sosyal güvenliğin ilk ve önemli teminatı ailedir.

            Kadını toplumumuzun ve aile müessesemizin en önemli unsuru olarak görüyoruz. Kadınlarımızın haklarının korunması ve ülkemizin gelişmesine daha fazla katkılarının sağlanması hedefimizdir.

            Değerli Milletvekilleri,

            Önümüzdeki dönem eğitim ve öğretim en fazla önem verdiğimiz konuların başında gelecektir.

            Geleceğimizin teminatı olan çocuklarınmızın ve gençlerimizin modern ve ileri Türkiye idealine, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, milli, manevi ve ahlaki değerlerimizi benimsemiş, bilgili, ilmi düşünceye sahip, herkese karşı sevgi, saygı ve müsamaha besleyen medeni birer insan olarak yetişmelerini milli eğitimin esası sayarız.

            Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.

            Öğretmen, eğitiminin ve toplumun temel taşıdır. Bu mesleğin cazip hale getirilmesi için özendirici tedbirler alınmasına devam edilecektir.

            Gelişmenin ve modernleşmenin temelindeki başlıca unsurlar insan ve sistemdir. İnsanın emeği ve çalışması herşeyin üzerindedir.

            Kalkınma insanoğlunun işidir. İleri toplumlarda yetişmiş insanın, insangücü kalitesinin dünyanın en zengin tabii kaynaklarından daha önemli olduğu gözlerimizin önündedir.

            Esas olan herkesi bir meslek sahibi yapmaktır. Herşeyden önce insanın kendine güven duymasının ilk şartı meslek sahibi olmasıdır.

            İktisadi hayatımızdaki gelişmeler her seviyede ihtisasa yönelik ve uygulamalı eğitim ve öğretime ağırlık verilmesini gerektirmektedir. Son dört yılda, mevcut eğitim sistemi yanında çıraklık eğitimi ve beceri kursları ile belirli mesafeler alınmıştır.

            Eğitim programları, ders kitapları, eğitim araç ve gereçleri ile öğretim yöntem ve tekniklerinin bilim ve teknolojideki yeniliklere, toplumumuzun ve insanımızın değişen ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmesi sağlanacaktır.             Değerli Milletvekilleri,

            Milli kültürümüz kalkınma, çağdaşlaşma ve dışa açılma çalışmalarının özünü oluşturacaktır. Hür düşünce, ilmi zihniyet, araştırma ruhu, gelişme heyecanı, metodlu çalışma ve tasarruf alışkanlığı gibi çağdaşlaşmanın temeli olan unsurların toplumumuzda yaygınlaşmasını sağlamak için kültürümüzün kaynaklarından yararlanmak hedeflenmiştir. Bu hedeflere, milli kültürden hareketle varılabileceğine inanıyoruz.

            Milli kültürün geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, kalkınma politikalarının temel ilkelerinin başında gelecektir.

            Milli ve manevi değerlerin korunmasında ve geliştirilmesinde, milli bütünlüğün ve dayanışmanın sağlamlaştırılmasında temel unsur, kültürümüzün araştırılması ve tanıtılmasıdır. Böylece milli kültür gelecek nesillere de zenginleştirilerek intikal ettirilmiş olacaktır.

            Kültür ve sanat, milli değerlerin korunmasında ve gelişmesinde olduğu kadar, milletlerarası münasebetlerde de yakınlaşma ve dayanışmanın temel unsurudur. Dünya barışının köprüsü kültürel alışveriş olacaktır.

            Avrupa Topluluğu ile bütünleşme dönemi içinde ortaya çıkması muhtemel kültürel münasebetlerin alacağı yeni boyutlar gözönünde bulundurularak ve kültürümüzün Topluluk ülkelerine tanıtılmasına özen gösterilecektir.

            Türk film sanayiinin geliştirilmesi konusunda devletçe her türlü destek sağlanacaktır.

            Fikir ve sanat eseri sahiplerinin haklarının korunmasına ve Devletçe desteklenmesine devam edilecektir.

            Eski yapı ve eserlerin korunması ve yaşatılması, tarihimize ve kültürümüze bir saygının ifadesi olarak devam edecek, bu konuda ülke bütününde "koruma kültürünün" yayılması için gerekli tedbirler alınacaktır.

            Eski eser kaçakçılığının önlenebilmesi için, gerekli her türlü tedbir alınarak, çeşitli yollarla yurtdışına kaçırılan eski eserlerin Türkiye'ye geri getirilebilmesi için çalışmalara devam edilecektir.

            Kütüphane hizmetlerinin daha verimli ve ülke çapında dengeli bir şekilde yaygınlaştırılması için yeni tedbirler geliştirilecektir.

            Okuma zevk ve alışkanlığının yaygınlaştırılması için gerekli araştırmalar yapılarak yeni eserler ortaya koyacak kabiliyetli kişilerin keşfedilmesi, yönlendirilmesi, özendirilmesi ve desteklenmesi hususunda çalışmalar sürdürülecektir.

            Arşiv belgelerinin korunması, tasnif edilmesi ve araştırıcıların hizmetine sunulması sağlanacaktır.

            Türk edebiyatını ve sanatını dünyada tanıtmak için, yazarlarımızın eserleri yabanı dillerde yayınlanacak, bilim ve kültür yayınlarının yaygınlaştırılması daha d hızlandırılacaktır. Türk-İslam eserleri öncelikli olmak üzere, kültür ve sanat politikamızın ana hedefidir.

            Opera, bale ve orkestra çalışmalarında çağdaş bir yaklaşımla milli kültür birikimimizden yararlanılacak, Tiyatro çalışmalarında yerli eserlere ağırlık verilecektir.

            Özel tiyatroların Devlet tarafından desteklenmesi hamlesi arttırılarak devam edecektir.

            Değerli Milletvekilleri,

            Önümüzdeki dönemde sağlık hizmetlerine büyük önem vereceğiz.

            Sağlık hizmetlerinin bütün vatandaşlarımızın en iyi şekilde faydalanılmasını sağlamak hedefimizdir.

            Bu hedefe ulaşmak üzere, öngördüğümüz tedbirlerin büyük bir bölümü bir süre önce çıkardığımız Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu içinde yer almaktadır.

            Önümüzdeki dönemde:

            Değerli Milletvekilleri,

            Sendika kurma, toplu sözleşme, grev hakkı ve lokavt, hür demokratik nizamda çalışma hayatını düzenleyen temel unsurlardır. Çalışma hayatının adil, istikrarlı bir sistem içinde yürütülmesi sosyal ve iktisadi gelişmede başlıca hedefimizdir. Bu maksatla milli şartlara uygun olarak tedbirler alınacak, gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

            Milli ekonomimiz yönünden verimliliği ve çalışmayı teşvik edici esasların uygulanması gerekmektedir.

            İşçi ve işverenin aynı gaye için çalışması, karşılıklı hak ve görevlerin adil esaslara bağlanması, mücadele ve kavga yerine meseleleri görüşerek anlaşma yolunun tercih edilmesi hedef olmalıdır. Bu hedef istikametinde gayret gösterildiği takdirde, vatanperver ve sağduyulu işçi ve işverenlerimizin, iş barışının idamesinde ve dolayısıyla sosyal ve iktisadi gelişmemizde daha faydalı olacaklarına inanıyoruz.

            Ücretin işe ve verimliliğe göre tesbitini, eşit ücret verilmesini sosyal adalet anlayışımızın icabı sayarız.

            İşçilerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesini, işçi sağlığı ve işgüvenliği ile ilgili tedbirlerin alınmasını ve bu hususun etkin bir şekilde Devlet denetimine tabi tutulmasını gerekli görmekteyiz.

            İşçilerimizin mesleki ve teknik yönden gelişmeleri ve vasıflı işçi yetiştirilmesi bakımından işbaşında eğitim, kurs ve seminerler düzenlenmesi konusunda önemli çalışmalar yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir.

            Yurt dışındaki işçilerimizin ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü, her çeşit hak ve menfaatlerinin korunması, yurt dışında büyüyen çocuklarımızın milli ve manevi değerlerimize, vatan ve milletimize bağlılıklarının korunması ve geliştirilmesi için çalışmayı önemli bir görev telakki ediyoruz.

            Değerli Milletvekilleri,

            Gençliğimizi, vatan ve milletin birlik ve bütünlüğünü müdrik, örf ve an'anelerimize saygılı, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, bilgili, medeni, hoşgörülü birer insan olarak yetiştirmeliyiz.

            Gençlerimizin ruh, fikir ve beden yönünden mükemmel şekilde gelişmelerini sağlamak hedefimizdir. Bu maksatla formal eğitim ve öğretime ilaveten, okul içinde ve okul dışında fikir, kültür ve sanat, spor ve folklor faaliyetlerinin yapılmasına imkan verecek modern tesislerin kurulması öncelik taşımaktadır.

            Orta ve yüksek öğrenim yapmış gençlerimizin meslek hayatına intibakının kolaylaştırılması ve başarılarının arttırılması için önceden çalışma ve tatbikat imkanlarına kavuşturulmaları önemlidir.

            Burs ve yurt şartlarının iyileştirilmesi, gençliğin boş zamanlarını en faydalı şekilde değerlendirmelerini sağlayıcı imkan ve faaliyetlerin desteklenmesi için çok önemli adımlar attık.

            Değerli Milletvekilleri,

            Çevreyi ve tabiatı koruma, Hükümetimizin önem verdiği bir konudur. Doğal, fiziki ve sosyal çevrenin korunarak sürekli bir ekonomik kalkınmanın sağlanması gereklidir. Ekolojik değerlerin korunması ile ekonomik kalkınma bir bütündür.

            Şehirleşmenin ve sanayileşmenin getirdiği hava ve su kirlenmesinin azaltılması için ısıtmada iyi kaliteli yakıtı kullanılması ve sınai tesislerin artıklarının arıtılması gerekmektedir. Bu maksatla şehirlerde ısıtma için kaliteli kömür ithaline başlanmış ve büyük şehirlerimizin bazılarında tabii gaz kullanılması için projeler yapılmıştır.

            Yeni yapılan sınai tesislerin çevreyi kirletmeyecek şekilde kurulmasını, halen çevreyi kirleten tesislerin de belirli bir süre içinde lüzumlu arıtma tesislerini yapmalarını sağlayacak tedbirler alınacaktır.

            Değerli Milletvekilleri,

            Kami hizmetlerinin sür'atli, etkili, verimli bir şekilde yürütülmesi, kamu idaresinin temel prensibidir. Hedefimiz, kamu hizmetlerinin vatandaşa en iyi şekilde götürülmesini sağlamaktır.

            Önümüzdeki dönemde;

            Değerli Milletvekilleri,

            iktidarımız döneminde bu esaslardan hareketle, kamu idaresi bütünüyle gözden geçirilmiş, köklü şekilde değiştirilmiş ve bürokratik işlemler her kademede asgariye indirilerek bir İDARİ REFORM             gerçekleştirilmiştir.

            İdari reform çalışmaları çerçevesinde bir kadro reformu uygulaması da başarılmıştır. Bu düzenleme sonucunda,

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Adalit Mülkün Temelidir.

            Hukukun üstünlüğüne saygılı Hukuk Devleti Esaslarına bağlı olmak vazgeçilemeyecek ilkelerdir.

            Yargı organlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı esastır.

            Hükümetimiz, Adaletin temini ve tevziini, vatandaşlar arasında hiçbir ayırım yapılmadan gerçekleşmesinin sağlanmasını temel görevleri arasında görmektedir.

            Yargının artan iş yükünü dengelemek Adaletin tecellisindeki gecikmeleri en aza indirmek amacımızdır.

            Adalet hizmetlerinin bir bütünlük içinde ele alınması, yargı organlarının imkanlarının artırılması, çalışma şartlarının düzeltilmesi faaliyetlerine devam edilmesi hedefimizdir.

            Ceza infaz kurumlarının daha modern bir yapıya kavuşturulması, islah faaliyetlerin ağırlık verilmesi, cezaevlerindeki atıl işgücünün değerlendirilmesi ve meslek edindirme faaliyetlerine hız kazandırılması düşüncesindeyiz.

            Muhterem Milletvekilleri,

            Hükümetimiz bürokrasinin devamlı olarak azaltılmasında memura ve vatandaşa itimadı esas almaktadır.

            Bürokrasinin azaltılması ve kamu hizmetlerinde etkinliğin arttırılması için uyguladığımız ve uygulamaya devam edeceğimiz tedbirler şunlardır:

            Değerli Milletvekilleri,

            Ülkede huzur, asayiş ve güvenin temini, vatandaşın can ve mal emniyetinin sağlanması devletin ilk ve asli görevidir. Bu görev yerine getirilmeden devletin varlığından bahsedilemez.

            Huzur ve güvenin sağlam ve kalıcı temellere oturtulması, siyasi, iktisadi ve sosyal politikaların bir bütünlük içinde uygulanmasına, birbirleriyle ahenkli, dengeli yürütülmesine bağlıdır.

            Huzur ve güvenin bedeli demokratik nizamdan, insan hak ve hürriyetlerinden vazgeçmek değildir.

            Son otuz yıllık tecrübeler göstermiştir ki, devlet otoritesinin zayıflaması, ülke ekonomisinin kötüye gitmesi, sosyal dengesizliklerin artması, huzur ve güvenin bozulmasında ana sebepleri teşkil etmiştir.

            Huzur ve güveni sarsan olayların başında anarşi ve terör gelmektedir. Anarşi ve terör basit bir zabıta olayı değildir, devlete karşı gelme olayıdır. Bu yüzden de devletin bütün organlarının ortak sorumluluğu altındadır. Yasama, yürütme ve yargı organlarının, iktidarıyla, muhalefetiyle, bütün siyasi partilerin; işçisiyle, işvereniyle, esnafıyla, çiftçisiyle milletin bütün fertlerinin üzerine düşün görevler vardır.

            Huzur ve güvenin sağlanmasında aldığımız ve öngördüğümüz başlıca tedbirler şunlardır:

            Değerli Milletvekilleri,

            Türk milletinin bağrından çıkan ve güvenliğimizin teminatı olan Silahlı Kuvvetlerimizi güçlendirmek ve ihtiyaçlarını sağlamak için, her türlü gayret gösterilecek ve bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınılmayacaktır.

            Silahlı Kuvvetlerin, dışa bağımlılığını azaltmak ve savunmamızı yeterli hale getirebilmek amacıyla, Savunma Sanayiinin Geliştirilmesine öncelik verilecek ve bu konudaki gayret ve çabalarımız artırılacaktır.

            Hükümetimiz, Savunma Sanayiinin kurulmasına, geliştirilmesine büyük önem vermektedir. Öncelikli ANAP Hükümeti zamanında çıkartılan 3238 sayılı Kanun çerçevesinde başlatılmış olan çalışmalarımız devam ettirilecektir. Ele alınan Savunma Sanayii projeleri, gecikmeye meydan verilmeksizin gerçekleştirilecektir. Savunma Sanayii Destekleme Fonu'nun daha da güçlenmesi ve gelirlerinin artırılması için gerekli tedbirler alınacaktır.

            Türk Silahlı Kuvvetlerinin en önemli unsurunu teşkil eden personelin yurtiçinde ve dışında, daha iyi eğitilmesi ve yetiştirilmesi için gerekli imkanlar sağlanacaktır.

            Türkiye'nin giderek artan nüfusunu dikkate alarak, hali hazırda uygulanmakta olan çeşitli askeralma sistemlerinin, günün şartlarına uygun hale getirilmesi yönündeki çalışmalar hızlandırılacaktır.

            Anavatan İktidari Kasım 1985 tarihinde Yüce Meclisten geçirdiği Kanunla uygulamaya konulan yeni savunma sanayi politikası ile bu alanda da köklü bir reform yapmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyonunun, yerli imkanlarla modern teknolojilerin bir araya getirilerek daha ekonomik bir yolla gerçekleştirilmesi hedef alınmıştır. Bu hedefi gerçekleştirmek üzere yeni bir organizasyon, önemli bir kaynak ve sür'atli işleyen bir karar mekanizması oluşturulmuştur.

            Üç buçuk yıllık bir zaman içinde modern savunma sanayiinin kurulması hususunda temel çalışmalar tamamlanmış ve Türk silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacına yönelik önemli projeler ele alınmıştır.

            Zırhlı muharebe aracı ve F-16 elektronik harp üretim projeleri yatırım aşamasına gelmiştir. Haberleşme, rdar, hafif nakliye uçağı projeleri karar aşamasına gelmiştir. helikopter, alçak irtifa hava savunma füze sistemi, çok namlulu roket sistemi ve mayın avlama gemisi projeleri de gelecek yılda sonuçlandırılacaktır.

            Bu projelerin üretime geçmesi ile Türkiye sadece silah üreticisi ülke olmaktan kurtulacak ve hem alan, hem satan ülke haline gelecektir.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Tüm Cumhuriyet Hükümetleri gibi, hükümetimizin de dış politikasının esasını büyük Atatürk'ün vazettiği "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi teşkil edecektir. Devletimizin dış politikasında daima gözönünde bulundurduğu güvenilirlik, ahde vefa, uluslararası barış ve istikrarın korunması ve güçlendirilmesi için faal çaba göstermek gibi temel ilkeler çerçevesinde, ulusal çıkarlarımızın kararlılıkla ve en etkin şekilde korunması Hükümetimizin dış politika alanındaki birinci hedefidir.

            Hükümetimiz, dış politakımızın ana hedeflerini belirlerken, bundan önceki ödnemlerde de olduğu gibi, iktisadi gelişmişlik düzeyimizin yükseltilmesine ve milli savunmamızın güçlendirilmesine özel bir öncelik verme kararlılığındadır. Mensubu bulunduğumuz Batı Dünyası ile ilişkilerimizde, gerek savunma ihtiyaçlarımızın, gerek iktisadı çıkarlarımızın en iyi şekilde karşılanması yönünde, tüm Anavatan Hükümetlerince takip edilen aktif politikayı titizlikle sürdüreceğiz.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Dünyamız hızlı ve önemli gelişmeler arzeden bir değişim süreci içinde bulunmaktadır. Doğu-Batı ilişkilerindeki yumuşama ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde izlenen demokratikleşme hamleleri, uluslararası istikrarın korunması, barışın güçlendirilmesi, küresel boyutta işbirliğinin pekiştirilmesi ve çeşitlendirilmesi hususunda tüm ülkelere önemli görev ve sorumluluklar yüklemektedir.

            Hükümetimiz, silahların kontrolü dahil, Doğu-Batı ilişkilerinin her alanında etkin bir rol oynamaya devam edecektir. Önümüzdeki dönem, üyesi olduğumuz NATO ittifakı açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. Doğu-Batı ilişkilerinin bugün ulaştığı aşama NATO'nun kararlı tutumunun bir sonucudur. Hükümetimiz, NATO içinde, başta güvenlik olmak üzere tüm konularda aktif ve etkili bir rol oynamayı sürdürecektir.

            Avrupa Topluluğu ile ilişkilerimiz, Hükümetimizin programında ayrıcalıklı bir yer işgal etmektedir. Avrupa Topluluğunda hak ettiği yeri almaya kararlı olan Türkiye, Avrupa Topluluğu'na tam üyelik başvurusunun olumlu biçimde sonuçlanması için gerekli çabaları, karşılıklı çıkarlarımızın dengelenmesini sağlayacak bir anlayışla sürdürecektir. Esasen, siyasi ekonomik ve sosyal alanlarda ülkemizde son 6 yıl içinde gerçekleştirilen hamleler sayesinde Avrupa Topluluğu'na tam üyelik için gerekli zemini oluşturma yönünde önemli bir mesafe katedilmiş olduğu bir vakıadır. Bu yöndeki çabalar Hükümetimiz döneminde de her alanda azimle sürdürülecektir.

            ABD ile dostluk ve ittifak ilişkilerimizi, karşılıklı çıkarlara hizmet edecek bir tarzda daha da geliştirmek arzusundayız. Bu çerçevede, ABD yetkililerinin de, yabancı unsurları tatmin gayretlerinin, Türk-Amerikan ilişkilerine tahmil edeceği yükün ve yapacağı olumsuz etkilerin bizim kadar bilincinde olduklarına inanıyoruz.

            Hükümetimiz, İslam ülkeleriyle tarihi ve kültürel bağlara dayanan yakın dostluk ve işbirliği ilişkilerini daha da geliştirmeye kararlıdır.

            Orta Doğu'da adil ve kalıcı bir barışın tesisinin ancak İsrail'in 1967 savaşında işgal ettiği topraklardan geri çekilmesi, Filistinlilerin meşru haklarının tanınması ve ayrıca, bölgedeki tüm ülkelerin tanınmış ve güvenli sınırlara sahip olmaları ile gerçekleşebileceğine olan inancımızı korumaktayız. Orta Doğu meselesinin bütün taraflarıyla diyalog halinde bulunan Türkiye, Filisten Devleti'nin ilanını izleyen dönemde hızlanan barışçı çözüm arayışlarını yakından ve dikkatle takip etmeye devam edecek ve bu yöndeki arayışlara katkıda bulunmaya hazır olacaktır.

            Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkeleri ile, egemenlik, bağımsızlık, hak eşitliği, toprak bütünlüğüne saygı ve içişlerine karışmama ilkeleri çerçevesinde ilişkilerimizi geliştirmeyi; özellikle ekonomik ve ticari alanda mevcut geniş işbirliği potansiyelini azami ölçüde değerlendirmeyi amaçlamaktayız.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Bulgaristan'daki Müslüman Türk azınlığının içine düşürüldüğü elim durum ve bunun yolaçtığı sonuçlara ikili ve uluslararası anlaşmalar ile çağdaş normlara uygun, yapıcı ve ileri görüşlü bir yaklaşımla çözüm getirilmesinin temini, Hükümetimizin en önemli bir dış politika amacı olmaya devam edecektir. İnsanın en yüce değer olduğu anlayışının artık evrensel boyutta kabul gördüğü günümüzde bu meselenin halledilmeden kapanmayacağı aşikardır. Tüm insanlık aleminin vicdanını rahatsız ettiği bilinen ve hiçbir emele hizmet etmeyeceğinin anlaşılmış olduğunu umduğumuz bu insani sorunun daha fazla zaman kaybedilmeksizin kapsamlı bir çözüme kavuşturulması halinde oluşacak müsbet zeminde, 1984 yılına kadar iyi komşuluk ve çok yönlü işbirliği ilişkilerine başarılı bir örnek teşkil eden Türkiye-Bulgaristan ilişkilerine başarılı bir örnek teşkil eden Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin ihya olunabileceğine ve böylelikle, Balkan ülkeleri arasında gerçekleştirilmesi hedeflenen ve çok taraflı işbirliğinin de kuvveden fiile çıkarılabilmesi yolunda en önemli bir engelin aşılabileceğine inanmaktayız.

            Komşularımızdan başlayarak çevremizde bir barış ve işbirliği kuşağı oluşturmak samimi arzumuzdur.

            Hükümetimiz, Türk milleti gibi, Yunan milletinin de Ege'nin iki yakası arasında dostluk ilişkilerinin pekiştirilmesini dilediğine içtenlikle inanmaktadır. İyi komşuluğun ve aynı ittifaka mensubiyetin tabii bir gereği olarak, Yunanistan'la aramızda kurulan diyaloğu korumak ve karşılıklı yarar sağlayacak şekilde ileri götürebilmek amacındayız. Ülkelerimiz arasında mevcut çeşitli meselelerin ancak gerçekçilik ve ileri görüşlülüğün güvenilir zemininde yürütülecek ciddi müzakerelerle çözümlenebileceğine inanmaktayız.

            KKTC ile mevcut ilişkilerimize özel önem atfeden Hükümetimiz, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet görevinin Kıbrıs ihtilafının Ada'daki iki tarafın rızasına dayalı bir çözüme kavuşturulabilmesi için tek geçerli çerçeve olduğuna inanmaktadır. Kıbrıs Türk tarafının bugüne kadar sabırla izlediği yapıcı tutum Hükümetimizce kararlılıkla desteklenecektir.

            Hükümetimizin, 21. yüzyılın bir "Pasifak Çağı" olacağı yolundaki projeksiyonlar da gözönünde bulundurularak, Doğu ve Güneydoğu Asya ve Latin Amerikan ülkeleri ile son yıllarda hız kazandırılan ilişkilerimizi daha da ileriye götürmek üzere çaba harcayacaktır. keza, son yıllarda Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizde sağlanan dinamizmin devamına önem vereceğiz.

            hükümetimizin yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın hak ve çıkarlarının en iyi şekilde korunması gayretlerini titizlikle sürdüreceği de tabiidir.

            Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

            Türkiye'de son altı yılın en önemli özelliği istikrardır.

            Biz Anavatan iktidarı olarak şimdiye kadar siyaseti uzlaşma, müsamaha içinde, kavgasız olarak götürmek için elimizden geleni yaptık. Bundan sonra da aynı şekilde devam etmeyi memlek sevgimizin, milli menfaatlarımızın tabii bir icabı sayıyoruz. Şunu ısrarla belirtmek istiyorum ki; Türkiye'De siyasi ve sosyal istikrarın muhafazası ve güçlendirilmesi için siyasi partiler yaında çeşitli kurum ve kuruluşların ve bütün vatandaşlarımızın üzerine düşen görevler vardır. Herkesin kendi üzerine düşen sorumluluğu en iyi şekilde yerine getireceğine olan inancımı ifade etmek isterim.

            Muhterem Milletvekilleri,

            Türkiye sür'atle değişmekte, gelişmektedir. Herşey 1980 ve öncesinden çok farklıdır. yönetim sivilleşmiş, sıkıyönetim kalkmıştır. Demokrasi bütün müesseseleriyle yürürlüktedir. Ülke hızla kalkınmakta, işsizlik sorunu tedricen azalmaktadır. Türkiye'nin itibar grafiği yüksektir. Ortadoğu'nun en güçlü ve istikrarlı ülkesidir.

            Ekonomik ve sosyal bakımdan sürekli gelişen, dinamık, modern ve demokrasinin kökleştiği her yönüyle gittikçe dışarıya daha fazla açılan, dış ilişkileri artan, Avrupa Topluluğuna tam üye olmaya karar vermiş ve bunun müracaatını yapmış Türkiye'nin gelişmesini hızla devam ettirebilmesi için başlattığımız ekonomik ve sosyal programın istikrarlı bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu mümkün olduğu takdirde asrın sonunda Türkiye ileri sanayi ülkeleri arasına katılabilecektir.

            Hükümet programımız toplumun bütün kesimlerini kucaklamaktadır. Köyde, kasabada, şehirde veya gecekonduda oturan fakir, zengin, ortahalli, programımız ve tatbikatımız içerisinde kendi yerini görebilecektir. Dünyanın Türkiye'nin ve insanlarımızın sürekli bir değişiklik içerisinde olduğunu biliyoruz. Biz değişmenin ilerisindeyiz ve Türkiye'yi çağdaş dinamik ve modern, demokrasinin bütün müesseseleri ile yerleşmesine çalışan bir toplum haline getirmeye gayret ediyoruz. Bu itibarla da yeniliklere açık bir partiyiz.

            Bir taraftan kendi milli ve manev ikıymet hükümlerimizi muhafaza ederek Ortadoğu ve Batı Dünyası arasındaki yerimizi daha müessir hale getirirken, diğer taraftan Batı Dünyasına entegre olabilmenin gerektirdiği olgun, müsamahakar insan haklarına saygılı, düşünce, din, vicdan ve teşebbüs hürriyetine inanan, kavgasız bir düşünce ortamının oluşması için başlattığımız politikayı sürdürmeye kararlıyız.

            ANAVATAN İktidarı Türkiye'yi ileri ve modern, daha güçlü ve itibarlı bir ülke haline getirmeye azimlidir, kararlıdır. memleketin meselelerini de, çözümünü de biliyoruz.

            Şimdiye kadar yapamayacağımız işleri vaadetmedik. 1992 yılına kadar yapabileceklerimizi taahhüt ediyoruz.

            Sayın Başkan,

            Yüce Meclisin itimadına mazhar olduğumuz taktirde; bu itimada layık olabilmek için Hükümet programımızı en iyi şekilde uygulamak için bütün gücümüzle çalışacağız. Halka hizmeti Hakka hizmet bileceğiz.

            Önümüzdeki yıllarda yapacağımız çalışmalarda en büyük desteği yüce milletimizin temsilcisi olan siz kıymetli milletvekillerinden alacağız.

            Hükümetimizin Milletine hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'dan diliyor ve hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.