Vergi Mevzuatı  
Resmi Gazete: 11.01.1994 SalıCuma Sayı :21763 (Asıl)  Düstur Tertip: 5 Cilt: 33 Sahife:
 Maliye Bakanlığından:  
Kurumlar Vergisi Genel Tebliği
Seri No:45
  

                                                              R.G.: 11.01.1994
Seri No.: 46                                                  Sayı: 21815
------------                                                  ----------------
------------------------------------------------------------------------------
 

 Bilindiği üzere, 26.12.1993 tarihli ve 3946 sayılı Kanunla Gelir ve
Kurumlar Vergisi Kanunlarında değişiklikler yapılmış bulunmaktadır. Ayrıca
31 Aralık 1993 tarihli ve 21805 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 93/5148 ve
93/5147 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile Gelir Vergisi Kanunu'nun 94 üncü
maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 24 üncü maddesine göre yapılmakta olan
vergi tevkifat oranları yeniden belirlenmiştir.

 Yapılan bu düzenlemeler çerçevesinde Devlet tahvili ve Hazine bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden
sağlanan gelirlerin ve menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile
iktisap veya elden çıkarılması işlemlerinden sağlanan menfaatlerinin (repo
gelirlerinin) vergilendirilmesi konusunda aşağıdaki açıklamaların yapılması
gerekli görülmüştür.

 I - Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu Faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve
Kamu Ortaklığı İdaresince Çıkarılan Menkul Kıymet Gelirlerinin Vergilendirilmesi

 Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 5 numaralı
bendinde, her nevi tahvil faizleri ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut
İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan
gelirler menkul sermaye iradı sayılmıştır. Öte yandan aynı Kanun'un 94 üncü
maddesinde ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 24 üncü maddesinde bu menkul sermaye
iratları üzerinden vergi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.

 Bu durumda, yukarıda belirtilen menkul kıymetlerin vergilendirilmesi
aşağıda belirtilen esaslara göre yapılacaktır.

 1) Gerçek Kişilerde Vergileme

            Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirlerden daha önce ödeme sırasında "0" sıfır oranda vergi tevkifatı yapılmaktaydı.
30.12.1993 tarihli ve 93/5148 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının I. maddesinin
7 numaralı bendinin (a), (b) ve (c) alt bentlerine göre, 01.01.1994 tarihinden
itibaren ihraç edilen anılan menkul kıymetlerden elde edilecek bu faiz ve gelirlerin gerçek kişilere ödenmesi sırasında % 5 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Bu tevkifat, söz konusu faiz ve gelirlerin dar mükellef gerçek kişilere ödenmesi halinde de sözkonusudur.

 Öte yandan, tam mükellef gerçek kişilerce 01.01.1997 tarihine kadar elde
edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymet gelirleri Gelir Vergisi Kanunu'na 3946 sayılı Kanun'la eklenen geçici 39 uncu maddenin 7 numaralı bendine göre yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir. Mükelleflerin diğer gelirleri dolayısıyla yıllık beyanname vermeleri halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.

 Tam mükellef gerçek kişilerce 01.01.1997 tarihinden itibaren elde edilen bu tür gelirler Gelir Vergisi Kanunu'nun 85, 86 ve 87 inci maddelerinde yer alan
hadler dikkate alınmak suretiyle beyan edilecektir. Bu tarihten itibaren beyan
edilecek faiz ve gelirler, Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 39 uncu maddesinin
5 numaralı bendinde belirtilen indirim oranına göre hesaplanacak istisna tutarı düşüldükten sonra kalan kısım olacaktır. Öte yandan, 01.01.1997 tarihinden itibaren elde edilecek bu gelirlerin beyanı halinde, bu gelirler üzerinden tevkifat yoluyla ödenmiş olan vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.

 Dar mükellefiyete tabi gerçek kişilerce elde edilecek bu gelirler beyan
edilmeyecektir. Bu uygulama dar mükellef gerçek kişilerin 01.01.1997 tarihinden sonra elde edecekleri gelirler için de geçerlidir.

 Diğer taraftan, Devlet tahvili, Hazine Bonosu ve Toplu Konut İdaresi ile
Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin ticari işletmeye dahil
olması halinde, 01.01.1994 tarihinden itibaren elde edilecek bu faiz ve
gelirler, diğer kazanç ve iratlarla birlikte beyan edilerek vergilendirilecektir.

 Söz konusu gelirlerin ticari işletmelerce 1993 yılı içinde elde edilmesi
halinde, bu gelirler Gelir Vergisi Kanunu'nun 3946 sayılı Kanunla değişiklik
yapılmadan önceki hükümlerine göre vergilendirilecektir. Değişiklikten önceki
hükümlere göre, söz konusu gelirler önce hasılat yazılacak daha sonra Gelir
Vergisi Kanunu'nun mükerrer 39 uncu maddesine göre ticari kazançtan indirilecektir. Ancak indirilen bu gelirler üzerinden gelir vergisi beyannamesi verme süresi içinde Hazine bonosu faizlerinde % 15, diğerlerinde 10 tevkifat yapılacaktır.

 2) Kurumlarda Vergileme

 Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu
Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlere ilişkin olarak tam mükellef
kurumlarca elde edilen faiz ve gelirler üzerinden, Gelir Vergisi Kanununda
3946 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki hükümlere göre ödeme sırasında "0" sıfır oranda vergi tevkifatı yapılmaktaydı. Ancak bu gelirler, Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 39 uncu maddesine göre, kurum kazancından indirim konusu yapılmakta ve indirilen bu gelirler üzerinden kurum tarafından beyanname verme süresi içinde 94 üncü maddenin 3946 sayılı Kanunla değişmeden önceki hükmüne göre, Hazine bonosu faizlerinden % 15, diğerlerinden ise 10 oranında vergi tevkifatı yapılmaktaydı. Bu uygulama, 1993 yılında elde edilen bu tür faiz ve gelirler hakkında da aynen uygulanacaktır. Ayrıca, bu faiz ve gelirler asgari kurumlar vergisinin hesabında dikkate alınacaktır.

 Gelir Vergisi Kanunu'nun yeniden düzenlenen 94 üncü maddesi ve bu maddedeki yetkiye dayanılarak çıkarılan 30.12.1993 tarihli ve 93/5148 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesinin 7 numaralı bendinin (a), (b) ve (c) alt
bentlerine göre, 01.01.1994 tarihinden itibaren ihraç olunan söz konusu menkul
kıymetlerin faiz ve gelirlerinin tam mükellefiyete tabi kurumlara ödenmesi sırasında, sorumlularca % 5 vergi tevkifatı yapılacaktır. Söz konusu faiz ve
gelirlerin dar mükellefiyete tabi kurumlara ödenmesi halinde, Kurumlar Vergisi
Kanunu'nun 24 üncü maddesi ve bu madde ile ilgili olarak çıkarılan 30.12.1993
tarihli ve 93/5147 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre, aynı oranda vergi
tevkifatına tabi tutulacaktır.

 Öte yandan, Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut
idaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden elde edilen
gelirler kurum kazancına dahil edilerek kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan
edileceğinden, bu faiz ve gelirlerin ödenmesi sırasında kesilen gelir veya
kurumlar vergisinin beyannameye dahil edilen gelire isabet eden kısmı, beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilecektir. Bu faiz ve gelirlerden kesilen vergilerin mahsup edilebilmesi için, verginin kesildiğini gösteren belge veya belgelerin beyannamelere eklenmesi zorunludur.

 ÖRNEK:
 (A) Bankası 1 Şubat 1994 tarihinde 1 milyar lira bedelle ihraç edilen ve
değeri üç aylık vade sonunda 1.150.000.000 liraya ulaşacak olan Hazine bonosunu vadesine bir ay süre kala 1.100.000.000 liraya satın almıştır. Banka vade sonunda ana para ile birlikte 1.150.000.000 lira tahsil edilmiştir.
150 milyon liralık faiz üzerinden ödeme sırasında (150.000.000. x %5 =)
7.500.000 lira  vergi tevkif edilmiştir.

Bu durumda, bankanın kurumlar vergisi matrahına dahil edeceği faiz tutarı
(1.150.000.000-1.100.000.000 =) 50.000.000 liradır. Bankanın bu faiz geliri
nedeniyle kurumlar vergisinden mahsup edeceği tutar, (50.000.000 x % 5 =)
2.500.000 lira olacaktır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 3946 sayılı Kanunla değişen 4 numaralı bendinde, Kurumlar Vergisi
Kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren kurumların indirim ve istisnalardan önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısım menkul sermaye iradı sayılmıştır. Ancak,Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 8 inci maddesinin 1 ve 6 numaralı bentlerine göre kurumlar vergisinden müstesna tutulan kazançlar ile yatırım indirimi tutarı, bu bentte yazılı menkul sermaye iradının kapsamına dahil edilmemiştir. Aynı Kanun'un 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendi hükmü ile de söz konusu menkul sermaye iratları gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmuştur. Bu tevkifat, 30.12.1993 tarihli ve 93/5148 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince halka açık anonim şirketlerde % 10, diğerlerinde ise % 20 oranında yapılacaktır.

Bunun yanısıra, aynı maddedeki yetkiye dayanılarak çıkarılan söz konusu
Bakanlar Kurulu Kararı'nın I. maddesinin (6/b) numaralı bendinde, anılan menkul sermaye iradından Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkartılan menkul kıymet gelirlerine isabet eden kısım için tevkifat oranı sıfır olarak belirlenmiştir.Bu nedenle kurumlar, bu alt bent hükmüne göre söz konusu gelirlere isabet eden kısım üzerinden "0" sıfır oranda tevkifat yapacaklardır.

Öte yandan, "0" sıfır oranda tevkifata tabi tutulacak olan bu kısım, söz
konusu menkul kıymetlere ilişkin faiz ve gelirlerin, toplam kurum hasılatı
içindeki payına göre hesaplanacaktır.

Örnek:

 (A) Bankası, 1994 yılında kredi verme işlemlerinden 8 trilyon lira, Hazine bonosu faizlerinden ise 4 trilyon lira olmak üzere 12 trilyon lira, hasılat elde etmiştir. Hazine bonosu faizi üzerinden ödeme sırasında % 5 oranında (4 trilyon x % 5 =) 200 milyar lira tevkifat yapılmıştır.

Bu kurumun ilgili yılda 10 trilyon liralık gideri bulunmaktadır.
Dolayısıyla, ilgili yıl kurum kazancı (12 trilyon - 10 trilyon =) 2 trilyon
liradır. Bu kazanç üzerinden (2 trilyon x % 25 =) 500 milyar lira kurumlar
vergisi hesaplanmıştır. Hesaplanan bu vergiden Hazine bonosu faizlerinden
tevkif edilen 200 milyar lira tutarında vergi mahsup edilecektir. Kurumlar
vergisi matrahından kurumlar vergisi indirildikten sonra kalan (2 trilyon -
500 milyar =) 1,5 trilyon lira ise, Gelir Vergisi Kanunu'nun 94 üncü
maddesinin 6/b numaralı bendine göre yapılan vergi tevkifatının matrahını
oluşturacaktır.

Anılan bankanın 4 trilyon lira olan Hazine bonosu faizlerinin toplam 12
trilyon lira hasılat içindeki oranı (4 trilyon/12 trilyon =) 1/3'dür.
Dolayısıyla, gelir vergisi tevkifat matrahı olan 1,5 trilyon liranın Hazine
bonosu faizlerine isabet eden kısmı, bu tutarın 1/3'ü olan 500 milyar liradır.
Bu tutar üzerinden anılan bent hükmüne göre "0" sıfır oranda tevkifat yapılacaktır.  Bu durumda, Gelir Vergisi Kanunu'nun 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendine göre % 20 (halka açık anonim şirketlerde
% 10) oranında yapılacak tevkifatın matrahı (1,5 trilyon - 500 milyar =)
1 trilyon lira olmaktadır.

Dar mükellef kurumların beyanname vermeleri halinde, Kurumlar vergisi
Kanunu'nun 24 üncü maddesine 3946 sayılı Kanunla eklenen hükümle, yukarıda
belirtilen menkul kıymetlere ilişkin faiz ve gelirlerin verilecek beyannamelere dahil edilmesi zorunlu tutulmuştur. Bu nedenle dar mükellefiyete tabi kurumlar 24 üncü madde kapsamındaki gelirleri veya diğer gelirleri için yıllık veya özel beyanname verdiklerinde, bu beyannameye söz konusu menkul kıymetlerden elde ettikleri faiz ve gelirlerini de dahil edeceklerdir. Ancak bu gelirler üzerinden tevkif edilen vergilerin beyannameye dahil edilen gelirlere isabet eden kısmının, hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edileceği tabiidir.

Kurumlarca, 01.01.1994 tarihinden itibaren elde edilen faiz ve gelirlerin,
01.01.1994 tarihinden önce ihraç edilen Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu ile
Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresi'nce çıkarılan menkul kıymetlere
ilişkin olması halinde, bu faiz ve gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanunu'nun
3946 sayılı Kanunla değişik 94 üncü maddesinin 7 numaralı bendine göre % 5
gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Ancak bu gelirler, yukarıda yapılan
açıklamalar çerçevesinde 1994 yılının kurum kazancı olarak beyan edilerek
vergilendirilecektir.

II - Menkul Kıymetlerin Geri Alım ve Satım Taahhüdü ile İktisap veya
Elden Çıkarılması Karşılığında Sağlanan Gelirlerin Vergilendirilmesi

Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına 3946 sayılı
Kanunla eklenen 14 numaralı bendinde, maddenin 5 numaralı bendinde yeralan
menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılmasından sağlanan menfaatler (repo gelirleri) menkul sermaye iradı
sayılmıştır. Öte yandan, aynı Kanunla değişik 94 üncü maddenin 14 numaralı
bendi ile söz konusu gelirler tevkifat kapsamına alınmıştır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu'nun 94 üncü maddesinin Bakanlar
Kurulu'na verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 30.12.1993 tarihli ve 93/5148
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 14 numaralı bendinde, bu gelirler üzerinden
yapılacak vergi tevkifat oranı % 5 olarak belirlenmiştir. Aynı Kararın III.
maddesinin 4 numaralı bendinde ise bu tevkifatın menkul kıymetlerin geri alım
veya satım taahhüdü ile 01.01.1994 tarihinden itibaren iktisap veya elden
çıkarılması işlemleri Dolayısıyla, bu tarihten sonra sağlanan menfaatlere
uygulanacağı belirtilmiştir.

Bankaların bu tür işlemlerden sağladıkları menfaatler üzerinden tevkifat
yapılmayacaktır.

Bu hükümlere göre, geri alım veya satım taahhüdü ile iktisap edilen veya
elden çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan repo gelirlerinin vergilendirilmesi aşağıdaki gibi olacaktır.

1) Gerçek Kişilerde Vergileme

Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 14 numaralı
bendinde belirtilen repo gelirlerinin gerçek kişilerce elde edilmesi halinde,
bu gelirler üzerinden 30.12.1993 tarihli ve 93/5148 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın I. maddesinin 14 numaralı bendine göre, ödeme yapanlarca % 5 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Bu tevkifat, söz konusu gelirlerin dar mükellef gerçek kişilere ödnemesi halinde de yapılacaktır.

Söz konusu tevkifat, 01.01.1994 tarihinden itibaren geri alım veya satım
taahhüdü ile iktisap edilen veya elden çıkarılan menkul kıymetler dolayısıyla
sağlanan menfaatlere (repo gelirlerine) uygulanacaktır. Bu tarihten önce geri
alım veya satım taahhüdü ile iktisap edilen veya elden çıkarılan menkul
kıymetlerden sağlanan repo gelirleri, 01.01.1994  tarihinden sonra sağlanmış
olsa dahi eski hükümlere tabi olacak ve herhangi bir tevkifat yapılmayacaktır.

Bununla beraber, 01.01.1994 Tarihinden önce ihraç edilen menkul
kıymetlerin, 01.01.1994 tarihinden sonra geri alım veya satım taahhüdü ile
iktisap edilmesi veya elden çıkarılması halinde, bu repo işleminden sağlanan
menfaatlere % 5 oranında vergi tevkifatının uygulanacağı tabiidir.

Öte yandan, tam mükellef gerçek kişiler tarafından 01.01.1997 tarihinden
itibaren elde edilen bu tür gelirlerin, bu Tebliğin I/1 bölümünde yapılan
açıklamalar çerçevesinde beyan edilmesi gerektiği açıktır.

 2) Kurumlarda Vergileme

 Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin 5 numaralı bendinde yer alan
menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılmasından sağlanan menfaatlerin (repo gelirleri) kurumlarca sağlanması
halinde, bu kazançlar üzerinden, 30.12.1993 tarihli ve 93/5148 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararının I. maddesinin 14 numaralı bendine göre ödemeyi yapanlarca % 5
oranında gelir Vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Öte yandan bankaların bu tür işlemlerden elde ettikleri gelirler tevkifata tabi değildir.

 Diğer taraftan, Devlet tahvili ve Hazine bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve
Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin geri alım veya satım
taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılmasından sağlanan menfaatler, kurum
kazancına dahil edilerek, kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan
edileceğinden, bu menfaatlerin ödenmesi sırasında Gelir Vergisi Kanunu'nun

 94 üncü maddesine göre çıkarılan 93/5148 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre % 5 oranında kesilen gelir vergisi, beyanname üzerinden hesaplanan Kurumlar
Vergisinden mahsup edilecektir.

 Bilindiği üzere, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3946 sayılı Kanunla değişik
25 inci maddesinde, bu Kanuna göre hesaplanan kurum kazancından % 25 oranında
kurumlar vergisi alınması hükme bağlanmıştır. Öte yandan, Gelir Vergisi
Kanunu'nun 75 inci maddesinin 3946 sayılı Kanunla değişen 4 numaralı bendine
göre Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren kurumların indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısım menkul sermaye iradı sayılmış ve bu kısım üzerinden 94 üncü maddenin 6 numaralı bendenin (b) alt bendine göre, halka açık şirketlerde % 10, diğer kurumlarda ise % 20 gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür. Bu durumda, kurumların, yukarıda belirtilen gelirleri % 25 oranında kurumlar vergisine tabi tutulacak ve kurumlar vergisinin düşülmesinden sonra kalan kısım üzerinden yukarıda belirtilen oranda gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

 Diğer taraftan, dar mükellef kurumlarca elde edilen repo gelirleri de
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 24 üncü ve 93/5147 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın I. maddesinin 11 numaralı bendine göre % 5 kurumlar vergisi tevkifatına tabi tutulacaktır. Türkiye'de şube açarak bankacılık faaliyetinde bulunan dar mükellefiyete tabi bankalara sağlanan repo gelirleri üzerinden söz konusu tevkifat yapılmayacaktır. Bunların dışında kalan dar mükellefiyete tabi bankaların repo gelirleri üzerinden bu tevkifat yapılacaktır.

Dar mükellefiyete tabi kurumların tevkifata tabi tutulan bu kazançları ile
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 24 üncü maddesi kapsamına girmeyen kazançları için
aynı Kanun'un 20 ve 22 nci maddelerine göre verecekleri kurumlar vergisi
beyannamelerine bu kazançları dahil etmeleri ihtiyaridir.

Dar mükellef kurumun beyanname verme yolunu seçmesi halinde, daha önce % 5
oranında yapılan tevkifatın, beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edileceği tabiidir.

Diğer taraftan, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları'nın değişmeden önceki
şeklinde kurumların elde ettikleri repo gelirleri, Devlet tahvili ve Hazine
bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresi'nce çıkarılan menkul
kıymetlerin alım-satım kazançları içinde mütalaa ediliyordu. Bu gelirler de
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3946 sayılı Kanun'la değişmeden önceki 8 inci
maddesinin 17 numaralı bendine göre kurumlar vergisinden müstesna bulunmakta idi. Bu bakımdan, kurumların 1993 yılında elde ettikleri repo gelirleri
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun Geçici 21 inci maddesinin (a) bendi gereğince
kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Ancak kurumlar vergisinden müstesna tutulan bu kazançlar üzerinden, Gelir Vergisi Kanunu'nun 3946 sayılı Kanunla değişmeden önceki 94 üncü maddesinin 8 numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Bu tevkifat, Hazine bonosu gelirleri için % 15, diğerleri için de % 10 oranında yapılacaktır. Ayrıca bu gelirler, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun değişiklik yapılmadan önceki 25 inci maddesine göre, asgari kurumlar vergisinin hesabında dikkate alınacaktır.

III - Devlet Tahvili, Hazine Bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu
Ortaklığı İdaresince Çıkarılan Menkul Kıymetlerin Elden Çıkarılmasından Sağlanan Kazançların Vergilendirilmesi

Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının
2 numaralı bendinde, borsada kayıtlı olanlar ve ivazsız olarak iktisap edilenler hariç, menkul kıymetlerin iktisap tarihinden başlayarak bir yıl içinde veya iktisaptan evvel elden çıkarılmasından sağlanan kazançların bir takvim yılındaki tutarının 200.000 lirayı aşmayan kısmı, gelir vergisinden müstesna tutulmuştur. Ancak, 30.12.1993 tarihli ve 93/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 200.000 liralık istisna tutarı, 1994 yılı gelirlerine uygulanmak üzere 800.000 liraya yükseltilmiştir.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 27 nci maddesi hükmü ile
menkul kıymet sahiplerinin, 31.12.1999 tarihine kadar menkul kıymet alım satımına yetkili olan bankalar, aracı kurumlar ve borsa komisyoncuları vasıtasıyla menkul kıymetlerini elden çıkarmak suretiyle sağladıkları kazançlar, gelir vergisinden müstesna tutulmuştur. Ancak aynı maddeye 3946 sayılı Kanunla eklenen parantez içi hükümle Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci Maddesinin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde yazılı bulunan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, bu istisnanın dışında bırakılmıştır.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu'na 3946 sayılı Kanunla eklenen geçici
39 uncu maddenin 5 numaralı bendinde, yıllık beyanname ile beyanı gereken ve
Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 5,6,7,12 ve 14
numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarını, bu maddede belirtilen
indirim oranının uygulanması suretiyle bulunacak kısmı, 31.12.1999 tarihine
kadar gelir vergisinden müstesna tutulmuştur. Ayrıca, bu istisnanın, Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 5 numaralı Bendinde
yazılı menkul kıymetlerin alım satımından doğan kazançlar hakkında da
uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm, 01.01.1997 tarihinden itibaren elde
edilen gelirlere uygulanacaktır.

Sözü edilen indirim oranının, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre o yıl için tespit edilmiş olan yeniden değerleme oranının, son oniki aylık dönemde 1 yıl vadeli Devlet tahvili için uygulanan ortalama faiz oranına bölünmesi suretiyle Maliye Bakanlığı'nca bulunacağı belirtilmiştir.

Bu hükümlere göre, Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinde belirtilen menkul kıymetlerden Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin menkul kıymetlerin alım satım gelirlerinin vergilendirilmesi aşağıdaki gibi olacaktır.

1) Tam Mükellef Gerçek Kişilerde Vergileme

Gerçek kişilerin birikimlerini değerlendirmek amacıyla ticari bir organizasyon dışında iktisap ettikleri Devlet tahvili ve Hazine Bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin alım satımından elde ettikleri kazançların 800.000 lirası, hiçbir sınırlamaya tabii olmaksızın gelir vergisinden müstesna tutulmuştur. Bu menkul kıymetlerin iktisap tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde elden çıkarılmasından doğan kazançların 800.000 lirayı aşan kısmı, Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80 inci maddesinin ikinci fıkrasının 2 numaralı bendi kapsamında değer artışı kazancı olarak değerlendirilerek beyan edilmek suretiyle vergilendirilecektir.Bu menkul kıymetlerin menkul kıymet alım-satımına yetkili olan bankalar, aracı kurumlar veya borsa komisyoncuları vasıtasıyla elden çıkarılmasının bir önemi bulunmamaktadır.

Öte yandan, söz konusu menkul kıymetlerin iktisap tarihinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra elden çıkarılması halinde, elde edilen kazançların 800.000
lirayı aşıp aşmadığına bakılmayacak ve tamamı vergilendirilmeyecektir.

Söz konusu menkul kıymetlerin satışından doğan değer artışı kazançlarına,
Gelir Vergisi Kanunu'na 3946 sayılı Kanun'la eklenen geçici 39 uncu maddesinin
5 numaralı bendi gereğince Maliye Bakanlığı'nca belirlenen "indirim oranı"nın
uygulanması suretiyle bulunacak kısmı, 01.01.1997 tarihinden itibaren vergiden
müstesna tutulacağından, bu tarihten itibaren bu şekilde hesaplanan istisna tutarını aşan değer artışı kazancı vergilendirilecektir.

Gerçek kişilerin sahip oldukları Devlet tahvili ve Hazine Bonosu ile Toplu
Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı idaresi'nce çıkarılan menkul kıymetlerin
satılmasından elde ettikleri kazançlar, herhangi bir tevkifata tabi tutulmayacaktır.

Ticari bir organizasyon çerçevesinde kendi nam ve hesabına menkul kıymet
alım-satımı ile devamlı olarak uğraşanların söz konusu menkul kıymetlerin alım
satımından elde ettikleri kazançlar ile ticari işletmeye dahil bu menkul
kıymetlerin satışından doğan kazançlar, hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın ticari kazanç olarak vergilendirilecektir.

2) Dar Mükellef Gerçek Kişilerde Vergileme

Tam mükellef gerçek kişiler hakkında yukarıda yapılan açıklamalar, dar
mükellef gerçek kişiler hakkında da geçerli bulunmaktadır. Buna göre, dar
mükellef gerçek kişilerin Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu ile Toplu Konut
İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin İktisap
tarihinden başlayarak bir yıl içinde veya iktisaptan evvel elden
çıkarılmasından doğan kazançlarının 800.000 lirayı aşan kısmının değer artış
kazancı olarak münferit beyanname ile beyan edilerek vergilendirilmesi
gerekmektedir.

Öte yandan, 3418 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 81 inci
maddesine eklenen hükümde dar mükelleflerin, yabancı sermaye mevzuatına göre
ilgili mercilerden izin almak suretiyle, Türkiye'ye getirdikleri nakdi veya
ayni sermaye karşılığında iktisap ettikleri menkul kıymetler ile iştirak
hisselerini elden çıkarmalarından doğan değer artışı kazançlarının hesabında,
kur farkından doğan değer artışının dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Bu
hüküm, dar mükellef kurumlar için de geçerli bulunmaktadır.

Buna göre, dar mükellef gerçek kişilerin yabancı sermaye mevzuatına göre
ilgili mercilerden izin almak suretiyle Türkiye'ye getirdikleri nakdi veya
ayni sermaye karşılığında iktisap ettikleri Devlet tahvili ve Hazine bonosu
ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresi'nce çıkarılan menkul kıymetlerin elden çıkarmaları halinde, kur farkından doğan değer artışı
kazançları vergilendirilmeyecektir. Dolayısıyla değer artışı kazancı kur farkı
dışındaki kazançtan oluşacaktır.

Kur farkından doğan kazancın hesabında, Türkiye'ye bizzat getirilen bu
menkul kıymetlerin iktisabına tahsis edilen nakdi ve ayni sermayenin, menkul
kıymetlerin iktisap tarihindeki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuruna göre
hesaplanan Türk Lirası karşılığı ile menkul kıymetlerin elden çıkarılma
tarihindeki aynı miktar yabancı sermayenin T.C. Merkez Bankası döviz alış
kuruna göre hesaplanan Türk Lirası karşılığı arasındaki fark esas alınacaktır.

Kur farklarının değer artışı kazancı olarak vergilendirilmemesi için, bu
mükelleflerin Türkiye'de elde ettikleri gelirin, sadece sahip oldukları menkul
kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazancından ibaret olması
gerekmektedir.

Dar mükellef gerçek kişilerin Türkiye'de elde ettiği gelirler arasında
maddede belirtilen değer artışı kazancı ve menkul sermaye iradının yanısıra
Türkiye'de ticari, zirai veya serbest meslek kazancı gibi başka gelir
unsurlarının da bulunması halinde, bu kazançlar ile yurt dışından getirdikleri
nakdi veya ayni sermaye karşılığında iktisap ettikleri menkul kıymetlerin elden çıkarmasından doğan defter artışı kazancının hesabında, kur farklarının kazançtan düşülmeyeceği tabiidir.

Kur farkına isabet eden kazançları vergilendirilmeyen dar mükellef gerçek
kişiler, 01.01.1997 tarihinden sonra elde ettikleri bu tür kazançları için Gelir Vergisi Kanunu'na 3946 sayılı Kanun'la eklenen geçici 39 uncu maddenin 5 numaralı bendinde yer alan istisnadan yararlanamayacaklardır.

3) Tam Mükellef Kurumlarda Vergileme

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13 üncü maddesine göre, kurum kazancının
tespitinde, ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
Buna göre, tam mükellef kurumların iktisap ettikleri Devlet tahvili ve Hazine
bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul
kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan kazançların, Gelir Vergisi Kanunu'nun
mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bent hükmü ile
ilgilendirilmeksizin kurum kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.  Bu
durumda, kurumların söz konusu gelirleri % 25 oranında kurumlar vergisine tabi
tutulacak ve kurumlar vergisinin düşülmesinden sonra kalan kısım üzerinden
% 20 oranında (halka açık şirketlerde % 10) gelir vergisi tevkifatı yapılmış
olacaktır.

Bilindiği üzere, söz konusu menkul kıymetlerin satışından sağlanan kazançlar, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3946 sayılı kanunla değişiklik yapılmadan önceki 8 inci maddesinin 17 numaralı bendi gereğince kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur. Kurumlar Vergisi Kanunu'na 3946 sayılı Kanunla eklenen geçici maddeler ile 1993 yılı kazançlarına eski hükümlerin uygulanması öngörülmüştür. Bu nedenle, 1993 yılında söz konusu menkul kıymetlerin satışından sağlanan kazançlar kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Ancak, vergiden müstesna tutulan bu kazançlar üzerinden Hazine bonosunda % 15, diğerlerinden % 10 gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.Ayrıca bu kazançlar asgari kurumlar vergisinin hesabında dikkate alınacaktır.

4) Dar Mükellef Kurumlarda Vergileme

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 11 ve 12/7. maddelerinde, kanuni veya iş merkezlerinden her kisi de Türkiye'de bulunmayan kurumların, Türkiye'de elde
ettikleri sair kazanç ve iratların, dar mükellefiyet esasına göre vergilendirileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanununun 13. maddesinin son fıkrasında, dar mükellefiyete tabi kurumların kurum kazançlarının, ticari
kazanç gibi tespit edilmesi gereken kazanç ve iratlardan ibaret bulunması
halinde, Gelir Vergisi Kanunu'nun bu gibi kazanç ve iratların tespiti hakkındaki hükümlerinin kurumlar vergisi matrahının tespitinde de dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 45 inci maddesinde de "kazanç ve iradın ve gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi" ve "Türkiye'de daimi temsilci
bulundurulması" hususlarında, Gelir Vergisi Kanunu'nun 7 inci ve 8 inci maddeleri hükümlerinin cari olacağı, gayrimenkullerin ve hakların satışından,
iştirak hisselerinin devir ve temlikinden doğan kazanç ve arızi kazanç tabirlerinin Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80 ve 82 nci maddeleri şumulüne
giren kazanç ve iratları ifade ettiği belirtilmiştir. Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80 ve 82 nci maddelerinde yer alan vergilendirmeme konusunda yer alan istisna, kayıt, şart ve sürelere ait sınırlamaların dikkate alınmayacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre, Türkiye'de bir işyeri açmak suretiyle veya daimi temsilci vasıtasıyla devamlı olarak menkul kıymet alım-satımı ile uğraşan kurumların, Devlet tahvili ve Hazine bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu
Ortaklığı İdaresi'nce çıkarılan menkul kıymetlerin alım satımından elde ettiği
kazançlar, ticari kazanç olarak kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.

Türkiye'de işyeri ve daimi temsilcisi bulunmayan dar mükellef bir kurumun
Devlet tahvili, Hazine bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresi'nce çıkarılan menkul kıymetleri alıp satması halinde ise, elde edilen
kazanç, değer artışı kazancı olarak vergilendirilecektir. Bu vergilendirme
sırasında, Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80/2 nci maddesinde yer alan
istisna uygulanmayacaktır. Ancak, dar mükellef kurumların iktisap ettikleri
söz konusu menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan değer artışı
kazancının hesabında, kur farkından doğan değer ratışı, Gelir Vergisi
Kanunu'nun mükerrer 81 inci maddesi çerçevesinde vergilendirilmeyecektir.

Dar mükellef kurumların söz konusu menkul kıymet alım-satımından doğan ve
değer artışı kazancı kapsamına giren kazançlarının, bu kurum veya Türkiye'de namına hareket eden kimseler tarafından, iktisap tarihinden itibaren 15 gün içinde Gelir Vergisi Kanunu'nun 101 inci maddesinde belirtilen vergi dairelerine beyanname ile bildirilmesi gerekmektedir. Dar mükellef kurumun Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisinin bulunmaması halinde ise bu bildirim yabancı kuruma kazanç sağlayanlar tarafından yerine getirilecektir.Bu kurumların menkul kıymetlerini farklı kişiler aracılığı ile alıp satmaları halinde, menkul kıymetin satışına aracılık eden kişiler, dar mükellef kuruma kazancı sağlayan mükellef olarak kabul edilecektir.

Bu kurumların Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisi vasıtasıyla Devlet
tahvili, Hazine bonosu ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu Ortaklığı İdaresince
çıkarılan menkul kıymetleri alıp satması halinde, bu satıştan doğan kazançlarının ticari kazanç olarak vergilendirileceği tabiidir.

IV - Kurumlar Vergisinden Muaf Bulunan Kurumlar İle Dernek ve Vakıfların
Vergilendirilmesi

Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Kamu
Ortaklığı İdaresince çıkarılan menkul kıymetlere ilişkin gelirlerin kurumlar
vergisinden muaf tutulan kurumlar ile dernek ve vakıflara ödenmesi sırasında
bu faiz ve gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanunu'nun 94 üncü maddesinin 7 numaralı bendi gereğince % 5 vergi tevkifatı yapılmayacaktır. Ancak, bu tevkifatın yapılmaması için anılan kuruluşlar, söz konusu menkul kıymetlerin
kurumlarına ait olduğunu tevsik eden bir belgeyi ödemeyi yapan kuruluşa ibraz
etmeleri şarttır.

Dernek veya vakıflara bağlı bir iktisadi işletmenin mevcut olması veya söz
konusu gelirlerin elde edilmesinin iktisadi işletme oluşturacak organizasyon
içinde olması halinde, söz konusu tevkifatın yapılacağı tabiidir. Öte yandan,
yukarıda belirtilen hususlar, Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde yazılı menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması dolayısıyla sağlanan menfaatlerden 94 üncü maddenin 14 numaralı bendine göre yapılacak tevkifat hakkında da geçerlidir.

Tebliğ olunur.