Vergi Mevzuatı  
Resmi Gazete: 24.05.1972  Sayı: 
Maliye Bakanlığından:  
Gelir Vergisi Genel Tebliği
Seri No:101
   
           Bakanlığıma yapılan müracaatlardan ziraŒ işletmelerin mülkiyet durumları dolayısiyle Küçük Çiftçi muaflığının tayininde tereddüte düşüldüğü anlaşılmış ve bu husus ile ilgili uygulama şekilleri aşağıda açıklanmıştır. 

            Bilindiği üzere, Borçlar Kanununun 520 nci maddesinin 2 nci fıkrasına göre bir ortaklık ticaret kanununda tarif edilen ortaklıkların mümeyyiz vasıflarını haiz değil ise adi ortaklık sayılır. 

            Bu durum karşısında, 

            1 - Tapu Kayıtlarına Göre Müşterek Mülkiyet Halinde İşletilen Zirai işletmelerde Küçük Çiftçi Muaflığı : 

            Türk Medeni Kanununun 623 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Birden ziyade kimseler şalyan bir şeye malik olur ve hisseleri bilfiil taksim edilmemiş bulunursa onlar, o şeyin hissedarıdırlar" denilmek suretiyle müşterek mülkiyetin tarifi yapılmıştır. Mezk–r hükmün icelenmesinden de anlaşılacağı üzere; müşterek mülkiyeti karakterize eden, onun hususiyetini teşkil eden nokta, gayrimenkulün hukuki bir surette taksim edilmiş olmasıdır.Başka bir deyimle hisse miktarı malum ve fakat şeyin hangi şahsa ait bulunduğu gayrimal–mdur. Sadece her malikin ideal ve hukuki hisesi malumdur. 

            Onun içindir ki, ister kanundan isterse alel–mum hukuk münasebet ve tasarruflarından doğmuş bulunsun müşterek mülkiyete konu teşkil eden arazi üzerinde ziraat yapanların bu faaliyetlerinin ortaklık olarak kabul edilmesi ve gerek işletme büyüklüğü ve gerekse satış tutarı ölçüsünün topluca nazara alınması mecburi bulunmaktadır. 

            Bu takdirde ortaklardan herbirinin mükellef huzuru ile düzenlenecek inceleme raporları veya yoklama fişleriyle gerçek hisse miktarlarının tesbiti ve ona göre vergilendirme işlemine tevessül olunması gerekir. 

            2 - Tapuda Ana Veya Baba Veyahut Da Her İkisi Adına Kayıtlı Olup Ana, Baba Ve Reşit Çocuklar Tarafından Birlikte İşletilen Zirai işletmelerde Küçük Çiftçi Muaflığı : 

            Bilindiği üzere; kanunlarımızda çocukların ana veya baba veyahut her ikisi ile ortak olarak zirai işletme işletmelerini engelliyen bir hüküm bulunmamaktadır. Gelir Vergisi Kanununun 202 sayılı Kanunla değişik 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; aile reisi beyanına tabi zirai gelirlerde işletme büyüklüğü ve yıllık satış tutarlarının; aile reisi, eş ve küçük çocuklar için topluca nazara alınacağı açıklanmış, üçüncü fıkrasında da, ortaklıklarda küçük çiftçi muaflığının, ortaklığın işletme büyüklüğü ve yıllık satış tutarı ölçülerine göre tayin edileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. 

            Bu itibarla, ortaklık halinde yürütülen zirai faaliyete ait eşin zirai geliri aile reisi beyanına tabi olmakla beraber reşit çocukların herbirinin işletmenin ortağı olarak kabul edilmeleri ve hasılattan hisselerine isabet eden miktar üzerinden vergilendirilmeleri lƒzımdır. 

            Ancak tatbikatta mükelleflerin vergiden kaçınmak ve müterakki nisbetten kurtulmak amacıyla işletme ile ilgili bulunmayan reşit çocukları adına da mahsul satışları göstermek suretiyle muvazaalı yollara baş vurdukları görülmektedir. Onun içindir ki bu şekilde ortaklık tesis eden mükelleflerin durumlarının inceleme raporu veya yoklama fişleriyle tesbit edilmesi ve ondan sonra vergilendirilme işlemine tevessül olunması halinde yersiz uyuşmazlıklar önlenmiş olacaktır. 

            3 - Veraset Tarikiyle, İntikal Edip Varisler Tarafından Tapuda İfraz Muamelesi Yapılmayan Zirai İşletmelerde Küçük Çiftçi Muaflığı : 

            Bilindiği üzere; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 202 sayılı Kanunla değişik 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında "Ortaklıklarda küçük çiftçi muaflığı, ortaklığın işletme büyüklüğü ve yıllık satış tutarı ölçülerine göre tayin edilir. Ortaklığın birden fazla işletmeye taall–k etmesi veya işletmelerin ayrı ayrı mahallerde bulunması durumu değiştirmez" denilmektedir.Bu hükme nazaran küçük çiftçi muaflığının tayininde mirasçıların miras yolu ile tesahüp eyledikleri iştirak halindeki mülkiyete dahil araziyi kısımlara ayırarak müstakilen işletmeyip topluca işletmeleri halinde gerek işletme büyüklüğü gerekse satış tutarı ölçülerinin toplu olarak nazara alınması icap eder. 

            Medeni Kanunun 581 inci maddesine göre mirasçı birden ziyade ise tereke mirasçıların mülkü olup mirasçılar bunun üzerinde müşterek tasarruf ederler.Aynı maddede mirasçıların intikaller dolayısiyle bir miras şirketi meydana getirdikleri ayrıca 629 uncu madde mucibince mirasçıların intikal eden mallar üzerinde iştirak halinde mülkiyet hakkına sahip oldukları ve her birinin hakkının o şeyin tamamına sari olacağı belirtilmiştir. 

            Bu hükümler muvacehesinde, veraset yolu ile intikallerde ziraŒ kazançlara ait ölçülerin, iştirakin zevali veya ifraza kadar toplu olarak nazara alınması icap eder. Görülüyor ki Medeni Kanun irsen vaki intikalleri müşterek mülkiyet değil, iştirak halinde mülkiyet olarak kabul etmektedir. Diğer taraftan ölen bir kimsenin kanunŒ veya mansup mirasçılarına intikal eden her hangi bir zirai işletme üzerindeki iştirak halindeki mülkiyetin, mirasçıları arasında taksim edilerek her mirasçıya ait hissenin tapu siciline ayrı ayrı tescil edilmemesi halinde hissedarların mezkur ziraŒ işletmeyi ortaklık halinde devam ettirdiklerinin kabulü zaruridir. 

            Bu duruma göre küçük çiftçi muaflığının tayininde irsen intikal eden zirai işletmenin tamamının yüz ölçümü ile bu işletmeden ayni takvim yılında elde edilen mahsulƒtın satış bedellerinin toplu olarak nazara alınmak suretiyle varislerin vergilendirilmesi icap eder. 

            Bilgi edinilmesi ve gereğinin buna göre yapılması rica olunur. 

    SERVET ŞAMLIOĞLU                     Maliye Bakanı Y. 
    Gelirler Gn. Md. Yardımcısı               ADNAN BAŞER KAFAOĞLU 
                                                                Gelirler Genel Müdürü