Vergi Mevzuatı  
Resmi Gazete: 29.11.1968 
Maliye Bakanlığından:  
Gelir Vergisi Genel Tebliği
Seri No:89
  
           GELİR VERGİSİ KANUNUNUN BAZI MADDELERİNİN AÇIKLANMASI HAKKINDA :

           Gelir Vergisi Kanununun bazı maddelerinin uygulanmasında tereddütlere düşüldüğü, Bakanlığa yapılan müracaatlardan anlaşılmaktadır. Sözü edilen maddeler ve bunların tatbik şekilleri aşağıda açıklanmıştır.

           1 - Öğrencilerin Tahsil Ve Tatbikat Ücretleri : (G.V.K. Mad. 28/3)
           Gelir Vergisi Kanunun 28 inci maddesinin 3 numaralı bendinde, "Öğrencilere tatbikat dolayısile öğretim müesseseleri veya tahsil masraflarını deruhte edenler tarafından verilen paralar" vergiden istisna edilmiştir. 

           Bu hükme göre, tatbikat dolayısile öğrencilere ödenen paranın vergiden istisna edilebilmesi için bu ücretin;

           a) Öğretim müessesesi, veya

           b) Tahsil masraflarını deruhte edenler,

           tarafından öğrencilere verilmesi şarttır.

           Ücretin öğretim müessesesi tarafından ödenmesi halinde öğrencinin burslu veya burssuz olmasının bir önemi yoktur. Ücretin tahsil masraflarını deruhte edenler tarafından ödenmesi halinde ise, sadece bu şartın mevcut olup olmamasına bakılır. Şayet, ücret öğretim giderlerini üstlenmiş olanlar tarafından verilmiş ise, ödeme ister burs şeklinde, ister başka bir ad ve şekilde olsun, istisa hükmü uygulanır. Hizmetin tahsil masraflarını deruhte eden kuruluşa bağlı iş veren yanında yapılması halinde de gerekli istisnanın uygulanması lazım gelir.

           Belirtilen şartları haiz olmayan öğrencilere ödenen paralar, bu kimseler için ücret ödemesi sayılır ve medeni halin tevsik edilip edilmediğine göre genel hükümler dahilinde vergiye tabi tutulur.

           2 - Hizmet Erbabına Yapılan Sosyal Yardımlar (İş Göremezlik Tazminatı, (G.V.K. Mad. 61, 25/1, 27/1)
           - İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu (Mad. 37, 89) hükümlerine dayanılarak, iş verenlerle işçi sendikaları arasında yapılan toplu iş sözleşmesi gereğince, işçilere hasta ve istirahatli bulunduğu devre için, belli bir nispet dahilinde verilen iş göremezlik tazminatı, hizmet karşılığı bir ödeme olması itibarile, ücretten maduttur.

           Ancak, Gelir Vergisi Kanunun 25 inci maddesinin 1 numaralı bendinde ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik sebebi ile verilen tazminat ve yapılan yardımlar vergiden istisna edilmiş olduğudan, bahis konusu iş göremezlik tazminatı da anılan hükme istinaden vergiden istisna edilmek lazım gelir.

           7 - Serbest Meslek Erbabının Özel Otomobilerine Ait Amortismanların Gider Yazılıp Yazılmıyacağı (G.V.K. Mad. 68/10) :
           Gelir Vergisi Kanununun sözü geçen maddesinde serbest meslek erbabının işlerinde kullandığı özel otomobilleri için amortisman ayırabilecekleri ve ayrılan bu amortismanları gider olarak yazabilecekleri hususunda bir hüküm yoktur.

           Her ne kadar, maddenin 7 nci bendinde mesleki faaliyette kullanılan te'sisat ve demirbaşlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların masraf yazılması kabul edilmiş ise de, bahis konusu özel otomobil, kanun kast ve ifade ettiği anlamda ne te'sisat ve ne de demirbaştır.

           Gerçekten, 213 sayılı Vergi Usul Kanunuun 269 uncu maddesinde, iktisadi işletmelere dahil gayrimenkuller,

           1 - Gayrimenkulün mütemmim cüzüleri ve teferruatı,

           2 - Te'sisat ve makineler,

           3 - Gemiler ve diğer taşıtlar,

           4 - Gayri maddi haklar,

           olmak üzere sayılmış, taşıtlar madde hükmü içerisinde tesisattan ayrı ve onun dışında mütalaa edilmiştir.

           Ayrıca, ayni kanunun 273 üncü maddesinde, demirbaş eşya, alat, edevat ve mefruşat arasında gösterilmiş olup, özel taşıt demirbaşın kapsamına da girmemektedir.

           Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde amortisman mevzuu işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alat, edevat, mefruşat ve demirbaşların değerlerinin bunların kullanılabilecekleri süre zarfından yok edilmeleri, şelinde tarif olunmuştur.

           Bu hükümlerin bir arada tetkikinde görüleceği üzere, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinde yer alan te'sisat ve demirbaş deyimleri taşıtları (özel otomobilleri dahil) kavramamak ve bu sebeple de bunlar için amortisman ayrılmasına mahal ve sebep bulunmamaktadır. Vergi Usul Kanunun sözü geçen 313 üncü maddesi ise iktisadi işletmelere dahil kıymetleri şümulüne aldığından, böyle bir mahiyet taşımıyan özel otomobilin, bu madde hükmüne dayanarak amortismana tabi tutulması da mümkün değildir.

           Bu itibarla, otomobillerini mesleki işlerinde kullanan serbest meslek erbabının bu taşıtlar için ayırdıkları ve hasılatlarından indirdikleri amortismanların giderler arasından çıkarılması ve husule gelen fark üzerinden ilgililer adına ikmalen vergi tarh olunması icap eder. Şu kadar ki, konu Vergi Usul Kanununun 369 uncu maddesinde yazılı yanılma haline uyduğundan, bu gibilerin vergilerine bu defalık ceza eklenmemek lazım gelir.

           8 - Okul Aile Birliklerince Yaz Aylarında Açılan Kurslarda Ders Veren Öğretmenleri Verilen Ücretler (G.V.K. Mad. 82/4) :
           Yaz aylarında genellikle orta dereceli okul öğrencilerinin bütünleme imtihanlarına yetiştirilmeleri için, okul aile birliklerince okullarda kurslar açılmakta ve bu kurslarda görevlendirilen öğretmenlere verdikleri dersler karşılığında bir miktar para verilmektedir.

           Bu paralar Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde tarifi yapılan mesleki faaliyetin karşılığını teşkil etmekte olduğundan, serbest kazancı niteliğindedir. Öte yandan paranın ödendiği kimsenin asıl hizmeti memurluk olduğundan, sözü edilen ödeme, Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesinin 4 numaralı bendine göre arızi mesleki kazançtır. Bu sebeple yıllık toplamı 1.000 lirayı geçmedikçe vergiye tabi tutulmaması, geçtiği taktirde, okul aile birliği tevkifat yapmaya zorunlu kişilerden olmadığıdan, aşan kısmı doğruca kazancı elde eden tarafından yıllık beyanname ile bildirilmesi lazım gelir 

           C) Yıllık Beyan Esası Yönünden :
           9 - Beyannamelerde Yalnız Ücretlerin Bildirilmesi (Mad. 87) :
           Yıllık beyanname, vergileri tevkif yoliyle alınmış olan ücretler dolayısiyle verilmiş ise, beyanname üzerinden tarh olunan vergiden evvelce tevkif edilmiş olan vergiler mahsup ve fazlası mükellefe iade olunur. (Mad. 121), Red ve iade işlemi yıllık beyannamenin verildiği yerin vergi dairesince yapılmak lazım gelir.

           10- Yıllık Beyannamelerin İmzasız Veya Yetkisiz Kişilerce İmzalanmış Olması (G.V.K. Mad. 83, 93) :
           - Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 83 üncü maddesinde "Hilafına hüküm olmadıkça, Gelir Vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur." denilmiş; 85 inci maddesinde de, mükelleflere, çeşitli kaynaklardan elde ettikleri gelirlerin; yıllık beyannamelerde toplama zorunluluğu konulmuş; 93 üncü maddede ise, aile reisi beyanında eşin beyan edilmesi gereken gelirlerinin aile reisi tarafından tek beyanname ile bildirimesi esası kabul olunmuştur.

           Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 8 inci maddesinde "Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir...." şeklinde tarif edilmiş; 10 uncu maddesinde ise, mükellefin ödevlerini onun nam ve hasabına yerine getirecek olan kanuni temsilciler belli edilmiştir.

           Bu hükümlerin birlikte tetkikinden anlaşılacağı üzere, yıllık beyannamelerin, Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde öngörülen haller dışında mükelleflerce imzalanarak verilmesi lazım gelmektedir. İmzasız olarak verilen beyannameler hiç verilmemiş sayılır. Şu kadar ki, beyanname verme süresi içinde veya ek süre içinde verilmiş olan beyannamelerden mükellefin imzasını taşımıyanlar olursa, bu imza noksanlığının Vergi Dairesince tayin edilecek belli bir süre zarfından tamamlanması hususu mükellefe bildirilir.Mükellef verilen bu süre içerisinde beyannamesini imzaladığı takdirde, beyanı geçerli hale gelir ve bunun üzerinden gerekli vergi tahakkuk ettirilir.Beyanname, belirtilen sürede mükellefçe imzalanmamış olursa (mücbir sebeple gecikmeler hariç) hiç verilmemiş sayılacağından, bir yandan re'sen takdir komisyonunca tayin olunan matrah üzerinden vergi; öte yandan Vergi Usul Kanununun 352 inci maddesinin 1 inci derecede usulsüz bölümünün 1 numaralı bendine uyulmamış olduğundan iki kez usulsüzlük cezası ile aynı kanunun 349 uncu maddesi gereğince % 50 kusur cezası salınacak ve bunlardan miktar bakımından ağır olanı mükelleften aranılacaktır. (V.U.K. Mad. 336)

           Yıllık beyannamenin mükellef yerine yetkisiz kişiler (vekil, muhasip, aile reisi) tarafından imzalanıp verilmesi halinde de yukarıki usul izlenerek bizzat mükellefin imzası alınması sağlanacak; aksi halde beyanname hiç verilmemiş sayılacağından re'sen takdir yolile vergi ve ceza tarh ve tahakkuk ettirilecektir.

           11- Yıllık Beyanamelerin Kanuni Süresinde (Ek Süre Dahil) Verilmeyip Pişmanlık Dilekçesile Sonradan Verilmesi (G.V.K. Mad. 92,V.U.K. Mad. 371) :
           - Yıllık beyannamelerin kanuni süre (ek süre dahil) geçtikten sonra V.U.K. nun 371 inci maddesi gereğince pişmanlık dilekçesi ile birlikte verilmesi ve matrah bildirilmesi halinde, re'sen takdir komisyonunca matrah tespitine mahal olmadığından, bildirilen miktar üzerinden vergi ve ayrıca, anılan 371 inci maddedeki esaslar dahilinde % 2 pişmanlık zammı uygulanır.

           - Pişmanlık talebi ile verilen beyannamede bir matrah gösterilmemiş (İndirimler veya mahsuplar sebebiyle vergiye tabi tutulacak bir gelirin kalmamış olması hali dahil) veya zarar bildirilmiş ise, ortada 371 inci maddenin uygulanmasını gerektiren haller (Hileli vergi suçu, kaçakçılık veya kusur) bulunmadığından pişmanlık talebi kabul olunmaz ve matrahın tespiti için takdir komisyonuna baş vurulur. Takdir komisyonunca da bir matrah tespit olunmamış ise, mükelef adına V.U.K. nun 352 nci maddesi uyarınca iki kat usulsuzlük cezası kesilir.

           Öte yandan, takdir komisyonunun tespit ettiği zarar, Gelir Vergisi Kanununun 88 inci maddesi şümulüne dahil olduğundan, bu maddede yazılı usul dairesinde ertesi yıla nakil ve o yılın gelir kaynaklarından mahsup olunur.

           12- Para Faizsiz Ev Kirasız Hali (G.V.K. Mad. 75, 85) :
           Bazı kimselerin borç para verdikleri şahıslardan faiz almadıkları; buna mukabil, borçlunun evinde kirasız olarak oturdukları ve bu muamelenin genellikle "para faizsiz, ev kirasız" şeklinde ifade edildiği görülmektedir.

           Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, menkul sermaye iradı, "sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında, nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayisiyle elde ettiği temettü, faiz, kira ve benzeri iratlardır." şeklinde tarif olunmuş; ayni maddenin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinde de, her nev'i alacak faizleri (adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla cari hesap alacaklarından doğan faizdir. Hazine tahvili ve bonoları da dahil olmak üzere kamu tüzel kişilerince borçlanılan ve senete bağlanmış olan meblağlar için verilen faizler dahildir) menkul sermaye iradı sayılmıştır.

           Bu durumda :
           1 - Borç para verenin, parayı alanın evinde kira vermeksizin oturmak suretiyle başladığı menfaat, anılan 75 inci madde hükmü gereğince alacak faizi nev'inden menkul sermaye iradıdır.

           2 - Evini bedelsiz olarak borç para aldığı kimsenin intifaına veya ikametine terk eden şahıs Gelir Vergisi Kanununun 73 üncü maddesi uyarınca, evinin emsal kira bedeli tutarında kira hasılatı elde etmiş sayılacaktır.

           Şu hale göre, evini bedelsiz olarak borç aldığı şahsa tahsis eden kimsenin -gayrisafi irat tutarında- sağladığı kira hasılatı kendisi için gayrimenkul sermaye iradı, borç para veren kimse için de menkul sermaye iradıdır.

           Bilgi edinilmesi ve gereğinin ona göre ifası rica olunur.

                                                       Maliye Bakanı Y.
             AHMET HARMANCI                                 ADNAN BAŞER KAFAOĞLU
           Gelirler Başmüşaviri                       Gelirler Genel Müdürü