İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı Tebliğleri
Resmi Gazete:29.12.2001 Cumartesi Sayı: 24625 (Asıl) 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:  
 
ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU KARARI
KARAR NO: 2001/2
 

           Karar Tarihi: 26/12/2001
           1475 sayılı İş Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesi gereğince, tarım ve orman işçilerinin asgari ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu 23/10/2001 tarihinde başladığı çalışmalarını 26/12/2001 tarihine kadar sürdürmüş ve yaptığı 6 toplantı sonucunda;
           1- Sanayi kesimi ile tarım ve orman kesimi için milli seviyede tek asgari ücret tespitine oybirliğiyle,
           2- 16 yaşını doldurmuş tarım ve orman işçilerinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin 01/01/2002 - 30/06/2002 tarihleri arasında 7,400,025.- TL., aylık 222,000,750 .- TL., olarak tespitine, işçi temsilcilerinin muhalefetine karşılık oyçokluğuyla,
           3- 16 yaşını doldurmamış tarım ve orman işçilerinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin 01/01/2002 - 30/06/2002 tarihleri arasında 6,290,025.- TL., aylık 188,700,750 .- TL., olarak tespitine, işçi temsilcilerinin muhalefetine karşılık oyçokluğuyla,
           4- İşbu Kararın 1475 sayılı İş Kanunu'nun 33 üncü maddesi ve Asgari Ücret Yönetmeliği gereğince Resmi Gazete'de yayımlanmasına, oybirliğiyle,
           karar verilmiştir.

GEREKÇE

           Asgari ücret, bilindiği gibi ödenmesi zorunlu olan en az ücrettir.
           Asgari ücretin belirlenmesini düzenleyen Asgari Ücret Yönetmeliği uyarınca, asgari ücret, pazarlık ücreti değildir. İşçinin asgari düzeyde gereksinimlerini karşılayacak, kanun ve yönetmeliklere uygun taban ücretidir.
           Asgari ücretin belirlenmesi sırasında, Komisyonumuz, bu çerçevede bir karar alınması için çalışmıştır. Bilindiği gibi ülkemiz, yüksek oranlı enflasyon kıskacından kurtulma çabasındadır. Bu çabaların olumlu sonuçları da alınmaktadır. 2002 yılı enflasyon hedefine ulaşılması ise ülkemizin önünü açacaktır.
           İşte bu çerçevede hareket eden Komisyonumuz; halen aylık 167,940,000.- TL. olan asgari ücreti 2002 yılı enflasyon hedefi dikkate alınarak, 2002 yılının ilk yarısı için yaklaşık %32,2 artışla 222,000,750.- TL. olarak belirlemiştir.
           Böylece asgari ücret 2002 yılının ilk yarısında kümülatif olarak yaklaşık %32,2 oranında artmış olacaktır.
           2002 yılında uygulanacak asgari ücretlerin belirlenmesinde, yönetmeliğin ilgili hükmü uyarınca ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum öncelikle ele alınmıştır.
           16 yaşını doldurmuş işçiler için 01/01/2002-30/06/2002 tarihleri arasında aylık 222,000,750.- TL. olarak uygulanması Komisyonca kabul edilmiştir.
           Bu hesaplamalara göre; 16 yaşını doldurmuş işçinin asgari ücreti 01/01/2002-30/06/2002 tarihleri arasında aylık 222,000,750.- TL., günlük 7,400,025.- TL. ve saat ücreti 986,670.- TL.'dır.
           16 yaşını doldurmamış işçinin asgari ücreti 01/01/2002-30/06/2002 tarihleri arasında aylık 188,700,750.- TL., günlük 6,290,025.- TL., saat ücreti 838,670.- TL.'dır.

           İŞÇİ TEMSİLCİLERİNİN KARŞI OY GEREKÇESİ
           Asgari ücret, çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesine yönelik etkin bir sosyal politika aracıdır. Asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında, çalışanların düşük ücretlere karşı korunması ve çağdaş bir toplum içinde yaşayan işçinin, ailesi ile birlikte olağan ihtiyaçlarının karşılanması esastır.
           Asgari Ücret Yönetmeliği, asgari ücreti "İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret" biçiminde tanımlamaktadır.
           Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun hükümet-işveren çoğunluğu ile belirlediği asgari ücretten Ocak 2002 itibariyle ele geçecek net tutar 163,563,537.- liradır.
           Belirlenen bu tutar ile yönetmelikte sıralanan zorunlu ihtiyaçların günümüz koşullarında karşılayabilmenin mümkün olmadığı ve yetersiz kaldığı açıktır.
           Asgari ücret tanımında yer alan "işçinin" sözcüğü Komisyon tarafından dar yorumlanmakta, asgari ücretin tespitinde işçinin ailesinin değil, sadece kendisinin zorunlu ihtiyaçlarının gözönünde bulundurulmasından hareket edilmektedir.
           Böylesine dar bir yorumu paylaşmak oldukça güçtür. Çünkü, ülkemizdeki işçi ailelerinin çoğunda, bakıma muhtaç yaşlılar ile küçük yaştaki çocuklar bulunmakta ve çok sayıdaki işçinin ücreti, iktisaden faal olmayan bu nüfus tarafından paylaşılmaktadır. Diğer bir söyleyişle, ülkemizde aile bağımlılığı, gerçek bir olgudur. Bu bakımdan, asgari ücretin tespitinde, sadece işçinin zorunlu ihtiyaçlarının gözönünde bulundurulması, ülke gerçeklerine aykırı düşmektedir.
           Asgari ücret düzeyinde gelir elde eden dar gelirli ailelerin elde ettiği toplam gelirin yeterli ve dengeli beslenme için gerekli harcamaları bile karşılayabilecek düzeyde olmadığı açıktır. İşçi, düşük düzeydeki geliriyle beslenme ve beslenme dışı harcamaları karşılayabilmek için çeşitli malların fiyatlarını da dikkate alarak tüketim malları arasında tercihte bulunmak zorunda kalmakta, çoğu zaman fiyatı yüksek olan gıda maddeleri yerine fiyatı düşük olan gıda maddelerini seçmektedir. Öte yandan bu durumda olan aileler, büyük bir olasılıkla beslenme dışı harcamalarının (kira, ulaşım, yakıt, elektrik ve benzerleri) bir kısmını da beslenme harcamalarından kısarak elde edebilmektedir. Durum böyle olunca, gelir düzeyinin düşük olması, dar gelirli kesimde yeterli ve dengeli beslenme yapılamaması olgusuna yol açmaktadır.
           Asgari ücret tespitinde işçilerin ailesiyle birlikte değerlendirilmesi gereğini dikkate almayan bir yaklaşımın hukuksal dayanağı da bulunmamaktadır. Nitekim Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 1977 ve 1979 yıllarındaki tespitlerinde, "aile" faktörü kısmen de olsa dikkate alınmış ve bağımlılık oranının 1.9 olduğu göz önünde tutulmuştur. Buradan hareketle, asgari ücretin saptamasında işçinin 0-14 yaş arasında bir çocuğa bakmakla yükümlü olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Bu husus Komisyon kararlarında, "aile unsurunun dikkate alınmadığı bir durumda, işçinin gerekli 3500 kaloriyi alma imkanının bulunmayacağı ve besin dışı harcamalarda aynı oranda eksilme olacağı yönüyle sakıncalı bir durumun söz konusu olacağı" biçiminde ifade edilmiştir.
           Avrupa Sosyal Şartı'nda yer alan "tüm çalışanların adil çalışma koşullarına sahip olma" ve "kendilerine ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için adil bir ücret alma hakkına" sahip oldukları görüşüne yer verilmektedir. Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde olan ülkemizde asgari ücret belirlenirken "aile" ölçütünün göz ardı edilmesi doğru bir yaklaşım değildir.
           Aldığı ücretle yaşamını sürdürmek durumunda olan işçi ve ailesinin ihtiyaçlarını var olan asgari ücretle karşılayabilmesi mümkün değildir. Bu yönüyle belirlenen asgari ücret eksik kalmaktadır, yeterli değildir.
           Asgari ücretin hesaplanması yönteminde "perakende fiyatlar" kullanılmakta ve işçinin önce besin içi harcama tutarına ve daha sonra toplam harcama tutarına ulaşılmaktadır. Asgari ücretin tanımında, ".....zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek" denmesine karşın, perakende fiyatlar kullanılarak tespit edilen asgari ücretten gelir vergisi, sosyal sigorta işçi payı, işsizlik sigortası vb.. kesintiler yapılmaktadır. Böylece, bir işçinin (aile dikkate alınmadan) dengeli beslenebilmesi için ne kadar harcama yapması gereği hesaplanmakta ve fakat hesaplanan bu tutar, kesintilerden sonra işçinin eline eksik geçmektedir.
           Ücretliler ve dolayısıyla asgari ücret alan işçiler için uygulanan özel geçim indirimi ayda 21,9 milyon liradan 2002 yılı için ayda 30 milyon liraya yükseltilmiştir. Diğer bir ifadeyle, bu düzenleme ile ücretliye getirilen iyileştirme ayda sadece 1 milyon 215 bin liradır.
           Vergi adı altında uygulanan toplumsal yükün adaletli bir şekilde dağılım göstermesi ve çalışanların yaşamlarını insanca sürdürebilmeleri açısından, kendilerine ancak yetecek düzeydeki gelirin zorlanmaması gerekmektedir. Vergi ödeme gücünün en önemli unsuru, kişilerin kendilerini ancak geçindirebilecek miktardaki gelirin vergi dışı bırakılmasıdır. Bu çerçevede, bugün tüm ücretliler için uygulanan özel indirimin tutarı asgari ücret düzeyinde olmalıdır.
           11.7.1992 gün ve 3824 sayılı yasa ile asgari ücretin vergi dışı bırakılması konusunda hükümete yetki verilmiş ve sosyal kesimler arasında bu konuda ortak görüş olmasına karşın, gerekli düzenleme bu yıl da yapılmamıştır.
           Öte yandan, Devlet İstatistik Enstitüsü'nün yaptığı hesaplamalar sonucu bulunan tutarın net ödenmesi bir yana, asgari ücret, anılan tutarın da altında ve brüt olarak hükümet-işveren oy çokluğuyla karara bağlanmaktadır.
           DİE 2001 yılının başında asgari ücretin net 153,436,336.- lira olması gerektiğini hesaplamış, ancak asgari ücret brüt 139,950,000.- ve net 102,369,600.- lira olarak yürürlüğe girmiştir. Aynı şekilde DİE Temmuz 2001 itibariyle asgari ücretin net 195,060,720.- lira olması gerektiğini bilimsel olarak hesaplamış ve fakat asgari ücret Ağustos'tan itibaren brüt 167,940,000.- ve net 122,186,520.- lira olarak açıklanmıştır. Öne sürülen gerekçe ekonomik krizdir. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum öncelikle değerlendirilmekte ve fakat çalışanların içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal yaşama koşulları göz ardı edilmektedir.
           Bu eksik belirlemeden dolayı işçinin kaybı vardır ve asgari ücretli her ay eksik ücret almıştır. 2000 - 2001 yılları asgari ücret artışları IMF'e verilen taahhütler çerçevesinde öngörülen enflasyon temel alınarak belirlenmiş ve fakat gerçekleşen enflasyon bunun çok üzerinde olmuştur.
           Asgari ücret 2001 yılının Ocak ayında yüzde 17,8 Temmuz ayında yüzde 5 ve Ağustos ayında yüzde 14,3 oranında arttırılmıştır. Böylece toplam artış yüzde 41,4 olmuştur. Oysa yıl sonu itibariyle beklenen tüketici fiyat artışı yüzde 70'tir.
           2001 yılında asgari ücret üç kez belirlenmiş olmasına karşın, halen ele geçen tutar ile değil yoksulluk sınırına ulaşabilmek, açlık sınırını yakalamak bile mümkün değildir. Çünkü yapılan bilimsel tespitler bir tarafa bırakılarak hükümet birtakım hayali enflasyon hedefleri ile çalışanların yaşama koşullarını daha da geriye götürmektedir.
           DPT 2002 Yılı Programında, asgari ücretin 2000 yılında yüzde 14,6 ve 2001 yılında yüzde 13,5 oranında reel kayba uğradığı tespiti yapılmıştır.
Ekonomik kriz ve uygulanan politikalar sonucu asgari ücretle çalışanlar daha da yoksullaşmıştır. 2002 yılı asgari ücretinin belirlenmesinde, geçmişte uygulanan politikalar sürdürülmek istenmiştir. Nitekim DİE tarafından yapılan hesaplama sonucu aylık asgari ücretin Aralık 2001 itibarıyla net 255,464,820.- lira olması gereği hesaplanmış ve fakat asgari ücret brüt 222,000,750.- lira ve net 163,563,537.- lira olarak hükümet-işveren oy çokluğuyla karara bağlanmıştır.
           Bu eksik belirlemeden dolayı işçi her ay 91 milyon 901 bin lira eksik asgari ücret alacaktır.
           En düşük devlet memuru maaşının 1 Ocak 2002 tarihinden geçerli olmak üzere net 271,480,000.- ve brüt 344,355,000.- lira olduğu da dikkate alındığında, bu hususun asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında dikkate alınmaması ciddi bir çelişki olmaktadır.
           Yapılan son anayasa değişikliği kapsamında, asgari ücretin belirlenmesinde temel alınan ölçüt de değiştirilmiş ve "asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları"nın gözönünde bulundurulacağı hükme bağlanmıştır. Kuşkusuz Anayasayı değiştirmek önemlidir, ama yeterli değildir. Esas olan uygulamalardır. Kabul etmek gerekir ki, anayasada değişiklik yapılmasını gerektiren anlayış, bu asgari ücret belirlemelerine yansımamıştır.
           TÜRK-İŞ Araştırma Merkezi'nin belirlemelerine göre; Kasım 2001 ayı itibariyle dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken asgari aylık harcama tutarı 281 milyon liraya ulaşmıştır. "Açlık sınırı" olarak tanımlanan bu gıda harcaması yanı sıra kira, ulaşım, yakacak, giyim, eğitim, kültür gibi temel gereksinimler için yapılması gereken harcamalar da dikkate alındığında haneye girmesi gereken toplam gelir 853 milyon lira olmaktadır.
           Asgari ücret ile yapılması zorunlu gıda harcaması tutarına bağlı olarak hesaplanan yoksulluk sınırı arasındaki fark, çalışanların karşı karşıya bırakıldığı geçim koşullarını ortaya koymaktadır.
           Ekonomide yaşanan kriz gerekçesiyle başta ücretli çalışanlar olmak üzere tüm dar ve sabit gelirli toplum kesimleri -yine- işsizlik, enflasyon, gelirlerde reel aşınma ve yoksullukla karşı karşıya bırakılmışlardır.
           Ülkede uygulanmakta olan Uluslararası Para Fonu-Dünya Bankası (IMF-WB) politikalarının yol açtığı tablo asgari ücret örneğinde ortaya çıkmıştır. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun iradesini hiçe sayan yaklaşımlarla, IMF'e verilen sözler doğrultusunda, asgari ücret artışlarının hedeflenen enflasyon ile uyumlu olması için hükümet-işveren kesimi gayret göstermiştir.
           Belirlenen ve ilan edilen asgari ücret; pazarlık konusu edilmiş, işçinin geçimini sağlamaktan uzak sefalet ücreti düzeyinde olmuş, bilimsel, objektif ve güvenilir verilerle tespit yerine, dayatmalar sonucu oy çokluğuyla kabul edilmiş, çalışanların ekonomik ve sosyal şartlarını daha da kötüleştiren, gelir dağılımını daha da bozan ve yoksulluğu arttıran özellikte olmuştur.
           Ülke ekonomisinin "kriz" noktasına gelmesinde çalışanların sorumluluğu bulunmak bir yana, uygulamalardan en fazla zararı; artan hayat pahalılığı karşısında yaşama şartları ağırlaşan, işten atılmalara maruz kalan, temel hakları tehdit altında olan dar ve sabit gelirli kesimler görmüştür.
           İşçi kesimi olarak savunduğumuz görüşlerimizin Komisyon çalışmalarında dikkate alınmaması nedeniyle alınan karara muhalifiz.