asgari-1  
Resmi Gazete: 22.12.2000 Cuma Sayı: 24268 (Asıl) 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU KARARI

Karar Tarihi:18/12/2000
Karar No     : 2000/2


             1475 sayılı İş Kanunu'nun 4 üncü maddesi gereğince, tarım ve orman işçilerinin asgari ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu 19/10/2000 tarihinde başladığı çalışmalarını 18/12/2000 tarihine kadar sürdürmüş ve yaptığı 6 toplantı sonucunda;

             1- Sanayi kesimi ile tarım ve orman kesimi için milli seviyede tek asgari ücret tespitine oybirliğiyle,

             2- 16 yaşını doldurmuş tarım ve orman işçilerinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin 01/01/2001 - 30/06/2001 tarihleri arasında 4,665,000.- TL., aylık 139,950,000.- TL., 01/07/2001 - 31/12/2001 tarihleri arasında ise günlük 4,898,250.- TL., aylık 146,947,500.- TL. olarak tespitine, işçi temsilcilerinin oylamaya katılmamalarına karşılık oyçokluğuyla,

             3- 16 yaşını doldurmamış tarım ve orman işçilerinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin 01/01/2001 - 30/06/2001 tarihleri arasında 3,965,250.- TL., aylık 118,957,500.- TL., 01/07/2001 - 31/12/2001 tarihleri arasında ise günlük 4,164,000.- TL., aylık 124,920,000.- TL. olarak tespitine, işçi temsilcilerinin oylamaya katılmamalarına karşılık oyçokluğuyla,

             4- İşbu Kararın 1475 sayılı İş Kanunu'nun 33 üncü maddesi ve Asgari Ücret Yönetmeliği gereğince Resmi Gazete'de yayımlanmasına, işçi temsilcilerinin oylamaya katılmamalarına karşılık oyçokluğuyla,

             karar verilmiştir.

             GEREKÇE

             Asgari ücret, bilindiği gibi ödenmesi zorunlu olan en az ücrettir.

             Asgari ücretin belirlenmesini düzenleyen Asgari Ücret Yönetmeliği uyarınca, asgari ücret, pazarlık ücreti değildir. İşçinin asgari düzeyde gereksinimlerini karşılayacak, kanun ve yönetmeliklere uygun taban ücretidir.

             Yine yönetmelik, asgari ücretin belirlenmesi sırasında, ekonomik ve sosyal koşulların da dikkate alınması gerektiğini öngörmektedir.

             Asgari ücretin belirlenmesi sırasında, Komisyonumuz, bu çerçevede bir karar alınması için çalışmıştır. Bilindiği gibi ülkemiz, yüksek oranlı enflasyon kıskacından kurtulma çabasındadır. Bu çabaların olumlu sonuçları da alınmaktadır. 2001 yılı enflasyon hedefine ulaşılması ise ülkemizin önünü açacaktır.

             İşte bu çerçevede hareket eden Komisyonumuz; halen aylık 118,800,000.- Türk Lirası olan asgari ücreti 2000 yılındaki reel asgari ücret değişimi ve 2001 yılı enflasyon hedefi dikkate alınarak, 2001 yılının ilk yarısı için %17.8 artışla 139,950,000.- Türk Lirası, 2001 yılının ikinci yarısı için %5 artışla 146,947,500.- Türk Lirası olarak belirlemiştir.

             Böylece asgari ücret 2001 yılında kümülatif olarak %23.7 oranında artmış olacaktır.

             2001 yılında uygulanacak asgari ücretlerin belirlenmesinde, yönetmeliğin ilgili hükmü uyarınca ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum öncelikle ele alınmıştır.

             16 yaşını doldurmamış işçiler için 01/01/2001 - 30/06/2001 tarihleri arasında aylık 118,957,500.- TL., 01/07/2001 - 31/12/2001 tarihleri arasında da aylık 124,920,000.- TL. olarak uygulanması Komisyonca kabul edilmiştir.

             Bu hesaplamalara göre; 16 yaşını doldurmuş işçinin asgari ücreti 01/01/2001 - 30/06/2001 tarihleri arasında aylık 139,950,000.- TL., günlük 4,665,000.- TL. ve saat ücreti 622,000.- TL.; 01/07/2001 - 31/12/2001 tarihleri arasında ise, aylık 146,947,500.- TL., günlük 4,898,250.- TL. saat ücreti 653,100.- TL.'dır.

             16 yaşını doldurmamış işçinin asgari ücreti; 01/01/2001 - 30/06/2001 tarihleri arasında aylık 118,957,500.- TL., günlük 3,965,250.- TL., saat ücreti 528,700.- TL.; 01/07/2001 - 31/12/2001 tarihleri arasında da aylık 124,920,000.- TL., günlük 4,164,000.- TL., saat ücreti 555,200.- TL. 'dır.

             İŞÇİ TEMSİLCİLERİNİN KARŞI OY GEREKÇESİ
             Asgari ücret, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir ücrettir. Bu yönüyle asgari ücret, bir üretim faktörü olarak emeğin bedeli olmanın ötesinde, insanın yaşaması, varlığını sürdürmesi için gerekli gelirdir. Asgari ücretin sosyal yönü, bu gelir düzeyinde çalışmak zorunda olan büyük bir çoğunluğun tek gelir kaynağı olması bakımından önemlidir.

             Asgari ücret, çalışanların düşük ücretlere karşı korunmasını sağlayan en etkin sosyal politika araçlarından birisidir. Çünkü işçi, emeğinden başka bir gelir elde etme imkanına sahip değildir. Bu nedenle, çoğu zaman kendisine önerilen düşük ücreti kabul etmek zorunda kalmaktadır. Özellikle pazarlık gücü zayıf olan sendikasız işçilerin korunması ve ücret düzeyinin, insan onuruna yaraşır bir yaşama düzeyini sağlayacak tutarda belirlenmesini sağlamak bu açıdan önemli olmaktadır. Bu yaklaşım, "sosyal devlet" olmanın bir gereğidir ve "asgari ücret felsefesinin" doğal yansımasıdır.

             Asgari ücrete ilişkin uluslararası düzenlemelerde "çalışanları düşük ücretlere karşı koruma" amacı ön plandadır. Ülkemizde de asgari ücreti yasal yoldan belirlemenin temelinde bu amaç bulunmaktadır.

             Nitekim Asgari Ücret Yönetmeliği asgari ücreti, "işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin normal gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret" olarak tanımlamakta ve belirlenen tutarın altında ödeme yapılamayacağı hükme bağlanmaktadır.

             Ancak, Komisyonu'nun hükümet-işveren kesimini oluşturan oy çoğunluğu; bu konudaki mevzuatı, geçmişten bu yana oluşan hesaplama yöntemlerini, toplantılara başlandığı günden bu yana yapılan çalışmaları bir tarafa bırakarak, Komisyonunun karar verme iradesini ortadan kaldıracak bir tutumla belirleme yapma yolunu tercih etmiştir.

             Belirlenen ve ilan edilen asgari ücret,

             * Pazarlık konusu edilmiştir.

             * İşçinin geçimini sağlamaktan uzak, sefalet ücreti düzeyindedir.

             * Bilimsel, objektif ve güvenilir verilerle tespit yerine, dayatmalar sonucudur.

             * Çalışanların ekonomik ve sosyal şartlarını daha da kötüleştirmektedir.

             * Gelir dağılımını daha da bozmakta ve yoksulluğu arttırmaktadır.

             Asgari ücret tespit edilirken şimdiye kadar uygulanan yöntem; çalışanların fizyolojik ihtiyaçları ile tutarlı ve dengeli beslenme için gerekli besin maddelerinin tespiti ve bunun için yapılması gereken toplam harcama tutarının Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından hesaplanmasıdır. DİE bu hesaplamayı yapmış ve bu tutarın 2000 Aralık ayı itibariyle net 153,436,336.- TL./ay olması gerektiğini ortaya koymuştur.

             Ancak siyasal iktidar, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan stand-by anlaşması çerçevesinde uyguladığı ekonomik istikrar programını gerekçe göstererek, 2001 yılında geçerli olacak asgari ücret tutarlarını daha düşük belirleme yolunu siyasal tercihi olarak ortaya koymuştur.

             Hükümet-işveren oy çoğunluğuyla belirlenen asgari ücretten yaklaşık yüzde 27 oranında gelir vergisi, sosyal sigorta primi vb. kesintiler yapılmaktadır. Bu kesintiler de dikkate alındığında, çalışanların karşı karşıya bırakıldıkları ekonomik ve sosyal yaşama koşulları tüm olumsuzluğuyla çarpıcı olarak ortaya çıkmaktadır. Hükümet, gelirlerini arttırmak için çoğu vergiyi yüzde 200'e varan oranlarda arttırırken, asgari ücret artışını yıllık yüzde 23,7 ile sınırlı tutmuştur. 2001 yılında geçerli olacak asgari ücret düzeyi, SSK primine esas taban gelir olan 150,000,000.- TL.'nın bile altında kalmaktadır. Ayrıca, memur maaşlarına 1 Ocak 2001 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan zamdan sonra, en düşük memur maaşının 15'inci derecenin 1'ci kademesi itibariyle net 155,188,000.- TL., bunun brütünün de 195,438,000.- TL. olduğu dikkate alındığında, bu durumun asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında dikkate alınmaması da ciddi bir çelişki olmaktadır.

             Ülke ekonomisinin geldiği olumsuzluklarda çalışanların herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Aksine, uygulamalardan en fazla zararı, giderek ağırlaşan geçim koşulları karşısında dar ve sabit gelirli geniş halk kesimleri görmektedir.

             İşçi kesimi olarak, savunduğumuz görüşlerin Komisyon çalışmalarında dikkate alınmaması ve asgari ücretin hükümet tarafından tek taraflı olarak tespit ve ilanına yönelik dayatmalarına karşı olduğumuz için alınan karara muhalifiz.