ASgari  
Resmi Gazete:29.7.1997 Perşembe Sayı: 23066 (Asıl) 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:  
 
ASGARİ ÜCRETTESPİT KOMİSYON KARARI
Karar No:1997/2
    
            1475 sayılı İş Kanunu'nun 4 üncü maddesi gereğince, tarım ve orman işçilerinin asgari ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 28/05/1997 tarihinde başladığı çalışmalarını 29/07/1997 tarihine kadar sürdürmüş ve yaptığı 6 toplantı sonucunda;1- Sanayi kesimi ile tarım ve orman kesimi için milli seviyede tek asgari ücret tespitine, 

           2- 16 yaşını doldurmuş tarım ve orman işçilerinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin 01/08/1997-31/07/1998 tarihleri arasında 1.181.250.- TL., aylık 35.437.500.- TL., 01/08/1998-31/12/1998 tarihleri arasında ise günlük 1.594.650.- TL. aylık 47.839.500.- TL. olarak tespitine, 

            3- 16 yaşını doldurmamış tarım ve orman işçilerinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin 01/08/1997-31/07/1998 tarihleri arasında 997.500.- TL., aylık 29.925.000.- TL. 01/08/1998-31/12/1998 tarihleri arasında ise günlük 1.355.475.TL., aylık 40.664.250.- TL. olarak tespitine, 

           4- İşbu Kararın 1475 sayılı İş Kanunu'nun 33 ncü maddesi ve Asgari Ücret Yönetmeliği gereğince Resmi Gazete'de yayımlanmasına,oybirliğiyle karar verilmiştir. 

GEREKÇEI- ASGARİ ÜCRET TESPİTİNDE UYULMASI GEREKEN İLKELER: 

           1- Asgari ücret pazarlık ücreti değildir. İşçinin geçimini sağlayacak, kanun ve yönetmeliklere uygun, bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban ücretidir. 

           2- Asgari ücret, uzun dönemde ekonomik ve sosyal şartların iyileşmesine yardımcı, adil gelir dağılımını sağlayıcı olmalıdır. 

           3- Asgari ücret, iller itibariyle malların perakende fiyat farklılıklarını gerçek olarak tespit etmek, bunların asgari ücrete yansımasını sağlamak suretiyle ülke çapında tek ücret olarak tespit edilmelidir. 

II- ASGARİ ÜCRETİN TESPİT YÖNTEMİ: 

           1- Asgari ücret bütün illerde besin içi ve besin dışı harcamaları kapsayan ihtiyaçlar için yeterli bir satın alma gücü sağlayan ücrettir. Bu nedenle, tüketim harcamaları, besin içi ve besin dışı harcamaları olarak iki bölümde düşünülmüştür.Çalışanların fizyolojik ihtiyaçları ile tutarlı ve dengeli beslenme için gerekli besin maddelerinin tespiti amacıyla Hacettepe Üniversitesi'nin bir işçinin günlük çalışma karşılığı olarak ihtiyaç duyduğu kalori miktarı ve bu kaloriyi sağlayan beslenme kalıbı bu konudaki çalışmalara esas alınmıştır. 

           2- Dengeli beslenme için gerekli 3540 kaloriyi sağlayan besin içi harcamalarının (alkollü içki, tütün ve lokanta ve benzeri yerlerde yapılan harcamalar hariç) tutarı tüm illerdeki perakende fiyatlar kullanılarak ve bu fiyatlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda kayıtlı işçi sayıları ile ağırlıklandırılarak tespit edilmiştir. 

           3- Bu fiyatlar Devlet İstatistik Enstitüsü'nün tüm illerde aylık olarak derlediği perakende fiyatlar olup, asgari ücretin hesaplanmasında Devlet İstatistik Enstitüsü'nce eldeki verilere göre en son ay olan Haziran 1997 perakende fiyatları kullanılmıştır. 

           4- Toplam harcamaların hesaplanmasında, Devlet İstatistik Enstitüsü'nün 1994 yılı Türkiye Geneli Hanehalkı Gelir ve Tüketim Harcamaları Anketi geçici sonuçlarına göre bulunan besin içi (alkollü içki, tütün ve lokanta ve benzeri yerlerde yapılan harcamalar hariç) %36.40, besin dışı %63.60 oranları esas alınmıştır.  

           III- ASGARİ ÜCRETİN HESAPLANMASI: 

           Asgari ücretin hesaplanmasında, 80 ilin Haziran 1997 yılı perakende fiyatları kullanılarak işçi için 3540 kaloriye göre günlük gıda harcamaları tutarı bulunmuştur. Bu harcama tutarları 80 ildeki Haziran 1997 işçi sayıları ile çarpılarak ağırlıklandırılmıştır. 

           Toplam (İllerdeki İşçi Sayıları X İllerdeki Günlük Gıda Harcaması Tutarı) 
           ------------------------------------------------------------------------ 
           Toplam İşçi Sayısı  

           1.600.197.330.422 
           ----------------- = 379.609.7.- TL.  
           4.215.375  

           Buna göre işçinin bir günlük gıda harcaması tutarı 379.609.7.- TL.'dır.  

           Besin içi ve besin dışı oranları kullanılarak bulunan günlük besin içi ve besin dışı toplam harcamalar tutarı: 
           379.609.7 
           ---------X 100 = 1.042.883.8.- TL.  
           36.40  

           İşçinin bir aylık toplam besin içi ve besin dışı harcama tutarı:  
           1.042.883.8 X 30 = 31.286.514.- TL.'dır.  

           Bulunan bu aylık tutarın, son beş yılın Temmuz ayları indeks artış oranları ortalaması olan %2.9 eklenerek aylık 32.193.823.- TL. bulunmuştur.  

           Bulunan bu aylık tutarın, milli gelirdeki artış hızı, hesaplama kolaylığı ve benzeri faktörler gözönünde tutularak aylık 35.437.500.- TL. olmasına komisyonca karar verilmiştir.  

           16 yaşını doldurmamış işçilerin aylık asgari ücreti Komisyonca 29.925.000.- TL. olarak kabul edilmiştir.  

           Bu miktarların 01/08/1997-31/07/1998 tarihleri arasında geçerli olması komisyonca kabul edilmiştir.  

           Bu hesaplamalara göre 16 yaşını doldurmuş işçinin aylık asgari ücreti 35.437.500.- TL., günlük asgari ücreti 1.181.250.- TL., asgari saat ücreti 157.500.- TL., 16 yaşını doldurmamış işçinin aylık asgari ücreti 29.925.000.- TL., günlük asgari ücreti 997.500.- TL., asgari saat ücreti 133.000.- TL.'dır.  

           Gerek Devlet bütçesi gerek özel sektör işletmelerinin bütçe ve maliyet hesaplarının yılbaşı başlangıçlı olması, ayrıca başlıca makro ekonomik göstergelerin yılbaşı itibariyle tutulmakta olduğu dikkate alınarak, asgari ücretin yürürlük süresinin yılbaşına kaydırılmasına komisyonca karar verilmiştir. 

           Bunu sağlamak üzere son beş yıl itibariyle Temmuz-Aralık dönemi tüketici fiyatları indeks artışları ortalaması esas alınmış ve hesaplama kolaylığı açısından 01/08/1998-31/12/1998 tarihleri arasında geçerli olmak üzere;  

           16 yaşını doldurmuş işçiler için aylık 47.839.500.- TL. 16 yaşını doldurmamış işçiler için de 40.664.250.- TL. olarak kararlaştırılmıştır.  

           Bu hesaplamalara göre, 01/08/1998-31/12/1998 tarihleri arasında 16 yaşını doldurmuş işçinin aylık asgari ücreti 47.839.500.- TL., günlük asgari ücreti 1.594.650.- TL., asgari saat ücreti 212.620.- TL., 16 yaşını doldurmamış işçinin aylık asgari ücreti 40.664.250.- TL., günlük asgari ücreti 1.355.475.- TL., asgari saat ücreti 180.730.- TL.'dır.  

           ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU'NUN ORTAK TEMENNİLERİ  

           1. 11/07/1992 tarihinde yürürlüğe giren ve Bakanlar Kurulu'na yetki veren 3824 sayılı Kanun gereğince, özel indirim tutarlarının belirli bir takvime bağlı şekilde ve kademeli olarak asgari ücret düzeyine çıkarılması,  

           2. Tasarrufu teşvik kesintileri ve katkı uygulamasına son verecek yasal düzenlemenin biran önce hayata geçirilmesi,  

           3. Komisyon'un işçi ve işveren temsilcilerinin üzerinde mutabık kaldıkları, asgari ücretin toplu iş sözleşmesi akdedilmiş işyerleri ile toplu iş sözleşmesi akdedilmemiş olan işyerleri için farklılaştırılması konusunda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Asgari Ücret Yönetmeliği'ne aykırılık teşkil ettiği yönündeki değerlendirmesi de dikkate alınarak, Asgari Ücret Yönetmeliği'nin değiştirilmesine ilişkin halen devam eden çalışmaların, belirtilen konuyu da çözüme kavuşturacak şekilde 1998 yılının ilk altı ayı içerisinde tamamlanması, temenni edilmiştir.  

           İŞÇİ TEMSİLCİLERİ OY GEREKÇESİ  

           Asgari ücret, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir ücrettir. Bu yönüyle asgari ücret, bir üretim faktörü olarak emeğin bedeli olmanın ötesinde, insanın yaşaması, varlığını sürdürmesi için gerekli gelir kaynağıdır.  

           Çalışanların yaşama ve çalışma şartlarının düzenlenmesine yönelik önemli uygulamalardan biri olan asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında, etkin bir sosyal politika aracı olarak çalışanların düşük ücretlere karşı korunması ve çağdaş bir toplum içinde yaşayan işçinin, ailesi ile birlikte olağan ihtiyaçlarını karşılayan düzeyde asgari ücretin belirlenmesini sağlamak bakımından savunduğumuz;  

  •  Asgari ücret belirlenirken işçinin ailesiyle birlikte dikkate alınması; * Belirlenen tutarın işçinin eline net geçecek biçimde düzenlenmesi; 
  •  Asgari ücretin ulusal düzeyde, sanayi/tarım ve yaş ayırımı yapılmadan belirlenmesi; 
  •  İşçinin satın alma gücünü ileriye dönük olarak korunabilmesi için gerekli bir iyileştirmenin ayrıca ilave edilmesi; 
  •  Belirlenen asgari ücretin adil gelir dağılımını sağlamaya yönelik olması ve refahtan pay içermesi; 
           ilkelerinden bir bölümü dikkate alınmamıştır.  

           I- AİLE UNSURUNUN DİKKATE ALINMASI  

           1982 Anayasasının 41'inci maddesi "ailenin korunması" başlığı altında, "Aile Türk toplumunun temelidir" hükmünü içermektedir. Avrupa Sosyal Şartı'nda da, "tüm çalışanların adil çalışma koşullarına sahip olma" ve "kendilerine ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için adil bir ücret alma hakkına" sahip oldukları görüşüne yer verilmektedir. ILO'nun 131 sayılı sözleşmesi de, asgari ücret düzeyini belirlerken dikkate alınacak unsurların, mümkün olduğu ölçüde ve uygun durumlarda işçilerin ve ailelerinin ihtiyaçları olması gerektiği temel ilke olarak benimsenmektedir. Tüm çalışanların ve bu arada asgari ücret düzeyinde gelir elde edenlerin de aile kurma, çocuklarını yetiştirme gibi temel ve vazgeçilmez hakları vardır. Yasalarımızda, aile reislerinin aile bireylerinin geçimini sağlamakla yükümlü tutulduğunu belirten hükümler yer almaktadır.  

           Ülkenin ekonomik ve sosyal koşullarında işçiler genelde evin tek çalışanı durumundadır. Nitekim SSK verilerine göre, toplam sigortalıların sadece yüzde 10.2'si kadın sigortalıdır. Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü 4.7 kişidir. DİE'nün Ekim 1996 hane halkı işgücü anketinin sonuçlarına göre; 61 milyon 933 bin kişiden 15 milyon 798'i 12 yaşın altındadır. Toplam çalışan sayısı ise 23 milyon kişidir. Diğer bir ifade ile, her çalışan kendisiyle birlikte 3 kişinin geçimini sağlamaktadır. DİE'nün aynı çalışmasına göre; ülkemizdeki 12 + yaş grubunda ki toplam 23 milyon 185 bin kadından 6 milyon 446 bini çalışıyor gözükmektedir. Ancak bunların yaklaşık üçte ikisi ücretsiz aile işçisi statüsündedir. Ücretli ve yevmiyeli çalışan kadın sayısı, iktisaden faal olan kadınların sadece yüzde 7'sidir.  

           Bu görüş ve veriler, asgari ücret tespitinde işçilerin ailesiyle birlikte değerlendirilmesi gereğini ortaya koymaktadır. Tersine bir yaklaşımın hukuksal dayanağı da bulunmamaktadır. Nitekim Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 1977 ve 1979 yıllarındaki tespitlerinde, "aile" faktörü kısmen de olsa dikkate alınmış ve bağımlılık oranının 1.9 olduğu göz önünde tutularak, asgari ücretin saptamasında işçinin 0-14 yaş arasında bir çocuğa bakmakla yükümlü olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Söz konusu tespitlerde, "aile unsurunun dikkate alınmadığı bir durumda, işçinin gerekli 3500 kaloriyi alma imkanının bulunmayacağı ve besin dışı harcamalarda aynı oranda eksilme olacağı yönüyle sakıncalı bir durumun söz konusu olacağı" belirtilmiştir. 

           Nitekim, Türk-İş Araştırma Merkezi'nin belirlemelerine göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı Temmuz 1997'de 35 milyon 470 bin liraya ulaşmıştır. Aldığı ücretle yaşamını sürdürmek durumunda olan işçi ve ailesinin gereksinimlerini de karşılamayan bir asgari ücretin tespiti, bu yönüyle eksik kalmaktadır, yeterli değildir. 

           II- BELİRLENEN TUTARIN NET ÖDENMESİ  

           Asgari ücretin hesaplanması yönteminde "perakende fiyatlar" kullanılmakta ve işçinin önce besin içi harcama tutarına ve daha sonra toplam harcama tutarına ulaşılmaktadır. Asgari ücretin tanımında, ".... zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek" denmesine karşın, perakende fiyatlar kullanılarak tespit edilen asgari ücretten gelir vergisi, sigorta işçi payı, zorunlu tasarruf vb.. kesintiler yapılmaktadır. Örneğin, dengeli beslenme için gerekli 3540 kaloriyi sağlayan besin içi harcamalarının tutarı, tüm illerdeki perakende fiyatlar kullanılarak Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından günlük 379.609,7 TL olarak hesaplanmıştır. Ancak bu tutarın yaklaşık yüzde 35'i kesintilere gitmektedir. Böylece, bir işçinin dengeli beslenebilmesi için günlük 380 bin lira harcama yapması gereği hesaplanmakta ve fakat kesintilerden sonra günlük 247 bin lira ödenmektedir.  

           Öte yandan, vergi ödeme gücünün en önemli unsuru, kişilerin kendilerini ancak geçindirebilecek miktardaki gelirin vergi dışı bırakılmasıdır. Vergi adı altında uygulanan toplumsal yükün adaletli bir şekilde dağılım göstermesi ve çalışanların yaşamlarını insanca sürdürebilmeleri açısından, kendilerine ancak yetecek düzeydeki gelirin zorlanmaması gerekir. Bu çerçevede, bugün tüm ücretliler için uygulanan özel indirimin düzeyi "en az geçim indirimi" olmalıdır. En az geçim indirimi ise, çalışanın ailesiyle birlikte, yaşımını sürdürebilmesi için gerekli tutar olmalıdır.  

           Bu doğrultuda, 11.7.1992 gün ve 3824 sayılı yasa ile asgari ücretin vergi dışı bırakılması konusunda hükümete verilen yetki çerçevesinde gerekli düzenleme, sosyal kesimler arasında bu konuda oluşan ortak temenni de dikkate alınarak yapılmalıdır.  

           III- ASGARİ ÜCRETİN EN DÜŞÜK MEMUR AYLIĞIYLA BAĞLANTISI  

           Yasal asgari ücret yükseltildiğinde memur maaşlarında yapışma (yelpaze daralması) olayı yaşanması karşısında yasal düzenleme yapılması yoluna gidilmiş ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146'ncı maddesinin son fıkrası ile, "bu Kanun gereğince ödenecek aylık, taban aylığı, kıdem aylığı, zam ve tazminatlar ile ödenekler toplamının brüt tutarının, bulunulan yerde İş Kanunu gereğince işçiler için tespit olunacak asgari ücretin aylık tutarından az olamayacağı, az olması halinde, aradaki farkın memurun diğer özlük hakları ile ilgilendirilmeksizin tazminat olarak ödeneceği" hükmü getirilmiştir.  

           Yapılan bu düzenleme ile, yasal asgari ücret ile en düşük memur maaşı arasında oluşabilecek farklılık -haklı olarak- giderilmeye çalışılmıştır. Bu temel yaklaşımın, memur maaşlarına 1 Temmuz 1997 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan zamdan sonra, en düşük memur maaşının 15'nci derecenin 1'ci kademesi itibariyle net 38.397.000.- TL, bunun brütünün de 51.486.000.- TL olduğundan hareketle, asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında dikkate alınmaması ciddi bir çelişki olmaktadır.  

           Örnek olarak ortaya konulan bu görüş ve gerekçeler çerçevesinde, belirlenen asgari ücretin yetersiz olduğu görülmektedir. Gerçekçi, bilimsel ve objektif bir asgari ücret ancak yukarıda söz konusu edilen ilkeler çerçevesinde belirlenebilecek ve "insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi" sağlamaya yetecektir. Bu temel görüşümüz çerçevesinde, asgari ücretin bir an önce yürürlüğe girmesini sağlayabilmek amacıyla olumlu oy kullanılmıştır. 

           İŞVEREN TEMSİLCİLERİNİN OY GEREKÇESİ İLE GÖRÜŞ VE TEMENNİLERİ  

           A. OY GEREKÇESİ  

           Asgari ücret tespit edilirken, hesaplamalar sonucu ortaya çıkan seviyenin üzerine, objektif kriterlere dayandığı iddia edilemeyecek önemli oranda bir ilave yapılmış ve asgari ücret, son tespitten bu yana tüketici fiyatlarında yaklaşık yüzde 80 oranda artış olmasına karşılık, yüzde 108 oranında yükseltilmiştir. 

           Bununla birlikte, ülkenin içinde bulunduğu genel ekonomik ve sosyal şartlar; çalışma barışının sağlanmasının önemi; asgari ücretin yürürlük başlangıcının 1 Ocak tarihine alınması teklifimizin kabul görmesi; asgari ücretin toplu iş sözleşmesi uygulayan ve uygulamayan işyerleri için farklılaştırılması teklifimizin işçi kesimi tarafından paylaşılması ve bu konuda geleceğe dönük çözümün ortak şekilde kararlaştırılması; bu gelişmelerin üçlü uzlaşma ve işbirliği açısından ümit verici bir aşama teşkil etmesi nedenleriyle işveren temsilcileri olarak Komisyon kararına kabul oyu verilmiştir.  

           B. GÖRÜŞ VE TEMENNİLERİMİZ  

           Asgari ücret uygulamasının, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasını destekleyen nitelik kazanması için aşağıdaki hususların gerçekleştirilmesini zorunlu görmekteyiz.  

           1. Toplu iş sözleşmeleri gereğince çalışanlara yapılan yan ödemeleri ücret kabul etmeyen mevcut uygulamanın, toplu iş sözleşmesi yapan işyerleri aleyhine işgücü maliyetlerini aşırı şekilde yükseltmesinin yarattığı haksız rekabetin ve bu yolla ortaya çıkan, toplu iş sözleşmesi alanının ve sendikal sistemin zayıflaması, kayıtdışı sektörün güçlenmesinin önlenmesi bakımından, asgari ücret düzeyi toplu iş sözleşmesi uygulayan ve uygulamayan işyerleri için farklılaştırılmalıdır. Bu amaçla Asgari Ücret Yönetmeliği'nde gerekli değişiklik biran önce gerçekleştirilmelidir.  

           Toplu iş sözleşmesi uygulayan işyerlerinde de devlet memurlarının asgari ücrete esas maaş tanımı paralelinde ikramiye, yakacak, izin ve bayram harçlıkları gibi devamlılık arz eden nakdi ödemeler, asgari ücrete esas ücretin hesabına dahil edilmelidir. Böylece, ücret anlayışında tek ölçü kullanılarak, memur-işçi asgari ücretleri tanımında eşitlik sağlanmış olacaktır. Bu durum, işçiye yapılan her türlü nakdi ödemeyi ücret olarak tanımlayan 1475 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesindeki ve Gelir Vergisi Kanunu'nun 61 nci maddesindeki ücret tanımına uygun olduğu gibi, Yönetmeliğe dayandırılan yapay yorumları da ortadan kaldıracaktır.  

           Bir başka çözüm alternatifi olarak, OECD ülkelerinin büyük çoğunluğunda asgari ücretlerin merkezi olarak değil, toplu iş sözleşmeleriyle işkolu ya da işyeri düzeyinde tespit edildiği dikkate alınarak, ülkemizde de toplu iş sözleşmesi uygulayan işyerlerinde yasal asgari ücretin uygulanmamasına ve asgari ücretlerin toplu pazarlık yoluyla taraflarca belirlenmesine imkan verecek mevzuat değişikliği yapılmalıdır.  

           2. Asgari ücretin tespitinde yatırımların, istihdamın, ihracatın ve üretimin artırılması, işsizlik artışının önlenmesi, enflasyonla mücadele, ekonominin rekabet gücünün geliştirilmesi gibi temelde, sosyal refahın gerçek kaynaklarını oluşturan amaçlar ve genel olarak ekonomik faktörler mutlaka dikkate alınmalıdır. 

           Bu amaçla, asgari ücreti düzenleyen mevzuatta gerekli esnekliği sağlamak için değişiklik yapılmalıdır.  

           3. Genç işgücünde yoğunlaşan işsizliği engellemek ve gençlerin istihdamını kolaylaştırmak için, dünyadaki yaygın uygulama paralelinde, 16 yaş yerine 25 yaş esas alınarak farklılaştırma yapılmalıdır. Bunun için Yönetmelikte gerekli değişiklik sağlanmalıdır.  

           4. Gıda harcaması oranı olarak uygulanan rakam, yüksek gelir gruplarını da içeren, tüm gelir gruplarının tüketim yapısını yansıtmaktadır. Oysa söz konusu oran, bilimsel esaslara uygun şekilde, düşük gelir gruplarının ve asgari ücretlilerin tüketim yapısı dikkate alınarak tespit edilmelidir.  

           5. Genel hukuk kurallarıyla bağdaşmaması bakımından, asgari ücretin kanuni para cezaları ile olan ilişkisi kesilmelidir. 

           6. Asgari ücret üzerindeki vergi yükü, belirli bir takvime bağlı şekilde ve kademeli olarak azaltılmalıdır. Özel indirim tutarlarının asgari ücret düzeyine kadar artırılması konusunda 11.7.1992 tarih ve 3824 sayılı Yasanın Bakanlar Kurulu'na verdiği yetki kullanılmalıdır.  

           Üretime herhangi bir katkısı olmayan tasarrufu teşvik kesintileri ve katkı uygulamasına son verecek yasal düzenlemeler biran önce hayata geçirilmelidir.  

           7. Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından uygulanan, sigorta primine esas ücretlerin alt sınırı asgari ücret düzeyi olmak gerekirken, söz konusu sınır asgari ücretin üzerine çıkarılmakta ve aradaki farkın tümü işverenlere ödettirilmektedir. Daha açık bir ifade ile işverenler ödemedikleri ücret için SSK'ya prim ödemektedirler. Bu husus, işletmelerin rekabet gücünü azaltmaktadır.  

           Ayrıca, belirtilen uygulama, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun tespit etmesi gereken asgari ücret düzeyinin önceden belirlenmesi anlamını taşımakta ve Komisyon'un yasal yetkisi SSK'nın ipoteği altına sokulmaktadır.  

           Prime esas ücretlerin alt sınırı, yürürlükteki asgari ücreti aşmamalıdır. Bu amaçla, 506 sayılı Kanunun 78 nci maddesine bu yönde açıklık getirecek değişiklik yapılmalıdır.