Vergi Mevzuatı

 

Resmi Gazete: 08.03.2003 Cumartesi Sayı: 25042

Maliye Bakanlığından:

 

Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliği (Seri: 1)

 

4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu 27/2/2003 gün ve 25033 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Tebliğ ile Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

 

IKAPSAM

4811 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde “1. Bu Kanun hükümleri;

a) 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harçlar, fon payı ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, 16.8.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanuna göre alınan eğitime katkı payı ve buna bağlı gecikme zammı, 8.9.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre alınan ecrimisiller ve buna bağlı gecikme zamları ve Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince tahsil edilen ve 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamına giren ve bu Kanunun ilgili bölümlerinde geçen bazı alacaklar,

b) Vergiler açısından, 31.8.2002 tarihinden önceki dönemler, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannameler ve 2002 yılına ilişkin olarak 31.8.2002 tarihinden önce tahakkuk eden vergiler,

c) Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan ya da işletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların beyanı,

d) Devlete ait olup gümrük idareleri tarafından alınan ve bu Kanunun ilgili bölümlerinde geçen bazı gümrük vergileri, para cezaları ve gecikme zamları,

Hakkında uygulanır.

2. Bu Kanunda geçen vergi tabiri; Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harçlar ve fon payı ile eğitime katkı payını ifade eder.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre Kanunun kapsamı; alacaklı amme idaresi, alacağın türü ve dönemi itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.

 

A- ALACAKLI AMME İDARESİ VE ALACAĞIN TÜRÜ

4811 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar dikkate alındığında, bu Kanuna göre alacaklı amme idaresi; Devlet, il özel idareleri ve belediyelerdir.

Alacağın türü açısından Kanun kapsamına;

 

1- Devlete Ait Olup Maliye Bakanlığına Bağlı Vergi Dairelerince Tahsil Edilen

-213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren her türlü vergi, resim, harçlar, fon payı ile bunlara ilişkin vergi cezaları, gecikme faizi ve gecikme zamları,

-4306 sayılı Kanuna göre alınan eğitime katkı payı ve buna bağlı gecikme zammı,

-2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre alınan ecrimisiller ve buna bağlı gecikme zamları,

-Kanunun 15 inci ve 16 ncı maddeleri kapsamında düzenlenen ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamına giren bazı alacaklar,

 

2- İl Özel İdareleri ve Belediyeler Tarafından Tahsil Edilen

-213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harçlar, bunlara ilişkin vergi cezaları, gecikme faizi ve gecikme zamları,

 

3- Devlete Ait Olup Gümrük İdareleri Tarafından Alınan

-gümrük vergisi, para cezaları ve gecikme zamları,

girmektedir.

Bu Tebliğde gümrük idarelerince alınan gümrük vergisi, para cezaları ve gecikme zamları hakkında açıklamalar yer almamaktadır.

Yukarıda belirtilen alacaklar dışında kalan kaynak kullanımını destekleme fonu primi, ihracatta vergi iadesi, destekleme ve fiyat istikrar fonu primi, çiftçilere doğrudan gelir desteği ödemeleri, kimyevi gübre destekleme primleri, bu Kanunun 15 inci ve 16 ncı madde hükümleri saklı olmak kaydıyla para cezaları gibi Vergi Usul Kanunu kapsamına girmeyen alacaklar, bu Kanunun kapsamına da girmemektedir.

 

B- ALACAĞIN DÖNEMİ

 

1- Vergiler Açısından

Bu Kanunda yapılan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, vergiler açısından;

-31/8/2002 tarihinden önceki dönemleri ve beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannameleri,

-2002 yılına ilişkin olarak 31/8/2002 tarihinden önce tahakkuk eden vergileri,

kapsamaktadır.

Buna göre, 31/8/2002 tarihinden önceki dönemlere ve beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin açıklamalar aşağıdadır.

 

a) Vergilendirme dönemi 15 gün olan mükellefiyetler

Dönemin bitim tarihi ve beyanname/bildirim verme süresinin son günü Ağustos/2002 ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, dönemin bitim tarihi Ağustos/2002 ayına rastlamakla beraber beyanname/bildirim verme süresi Eylül/2002 ayına sirayet edenler kapsama girmemektedir.

Örneğin; 1-15 Ağustos 2002 dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel tüketim vergisinin vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname verme süresinin son günü Ağustos/2002 ayına rastladığından kapsama girmekte, 16-31 Ağustos 2002 dönemi ise dönemin bitim tarihi Ağustos/2002 ayında olmakla beraber beyanname verme süresi Eylül/2002 ayına sirayet ettiğinden kapsama girmemektedir.

Aynı şekilde, 1-15 Ağustos 2002 tarihleri arasında noterler tarafından tahsil edilen ve dönemi izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine yatırılması gereken noter harçları kapsama girmekte, buna karşılık 16-31 Ağustos 2002 dönemine ilişkin olanlar girmemektedir.

 

b) Aylık beyannameli mükellefiyetler

Temmuz/2002 vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama girmekte, Ağustos/2002 vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.

 

c) Vergilendirme dönemi üç aylık olarak belirlenen mükellefiyetler

Dönemin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Ağustos/2002 ayına rastlayan dönemler kapsama girmekte, bu aydan sonraya rastlayanlar girmemektedir.

Örneğin; 5-6-7/2002 dönemi gelir stopaj vergisi (3 aylık) kapsama girmekte, 7-8-9/2002 dönemi katma değer vergisi (3 aylık) kapsama girmemektedir.

2002 takvim yılına ilişkin gelir ve kurumlar vergisine mahsuben ödenmesi gereken geçici vergilerin 1 inci ve 2 nci dönemleri kapsama girmekte, diğer dönemleri girmemektedir.

Özel hesap dönemi tayin edilen mükelleflere ilişkin geçici vergilerde ise geçici vergi dönemi ve beyanname verme süresi 31/8/2002 ve bu tarihten önce olan dönemler kapsama girmektedir.

 

d) Yıllık beyannameli gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetleri

2001 takvim yılı ve önceki yıllara ilişkin vergilendirme dönemleri kapsama girmekte, 2002 takvim yılı vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.

Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin kapandığı tarih ve beyanname verme süresinin son günü 31/8/2002 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmekte, bu

tarihten sonra olanlar ise kapsama girmemektedir.

 

e) Veraset ve intikal vergisi mükellefiyetleri

Bu vergi türünde, beyanname verme süresinin son günü 31/8/2002 tarihi ve bu tarihten önce ise bu beyannameler de kapsama girmektedir.

 

Kanunun dönem itibarıyla bir diğer düzenlemesi; 2002 yılına ait olup, 31/8/2002 tarihinden önce tahakkuk eden vergilere yöneliktir.

2002 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmiş sayılan motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi gibi alacaklar Kanunun kapsamına girmektedir.

Bununla birlikte, 4751 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 20 nci madde uyarınca 2002 yılına ilişkin olarak Kasım ayında tahakkuk eden emlak vergisinin tahakkuk tarihi 31/8/2002 tarihinden sonra olduğundan, ikinci taksit olarak ödenecek emlak vergisi, Kanun kapsamına girmemektedir.

197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince, yıl içinde ilk defa kayıt ve tescil edilen taşıtlara ilişkin olup, kayıt ve tescilin yapıldığı tarihten itibaren 1 ay içinde ödenmesi gereken motorlu taşıtlar vergisinde; ödeme süresinin son günü 31/8/2002 tarihine kadar (bu tarih dahil) olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise girmemektedir.

 

2- Vergi Cezaları Açısından

Vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarında, verginin ait olduğu dönem dikkate alınarak kapsama girip girmediği tespit edilecektir.

Bir vergi aslına bağlı olmayan cezalarda ise Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kesinleştiği halde ödenmemiş, dava açma süresi geçmemiş ya da tespit edildiği halde ceza ihbarnameleri tebliğ edilmemiş olanlar kapsama dahil edilecektir.

 

3- Diğer Alacaklar Açısından

Bu Kanunun 15 inci maddesinde düzenlenen ecrimisil ve bazı alacaklara ilişkin hükümlerde, bu alacakların vergi, resim, harç niteliğinde olmamaları nedeniyle, dönem itibarıyla düzenleme yapılmamış, vade tarihleri ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarih dikkate alınarak düzenleme yapılmıştır.

 

IIKESİNLEŞMİŞ KAMU ALACAKLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

4811 sayılı Kanunun kesinleşmiş kamu alacaklarına ilişkin 2 nci maddesinde; “1. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla (bu tarih dahil);

a) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan vergilerin tamamı ile bu vergilere ilişkin gecikme zammı, gecikme faizinin yerine, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin aylık oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın; dokuz eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları ile Şubat, Nisan, Haziran 2004 ayları sonuna kadar tamamen ödenmesi, dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilere uygulanan gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezaları ile vergi cezalarına uygulanan gecikme zamlarının tamamının,

b) Asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan vergilere ilişkin gecikme zammı ve gecikme faizi yerine, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin aylık oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın ödenmemiş vergi asılları ile birlikte, dokuz eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları ile Şubat, Nisan, Haziran 2004 ayları sonuna kadar tamamen ödenmesi, dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi şartıyla gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezaları ile vergi cezalarına uygulanan gecikme zamlarının tamamının,

c) Bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olup Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş olan vergi cezalarının % 20’sinin; üç eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran 2003 ayları sonuna kadar ödenmesi, dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi şartıyla kalan % 80’inin,

d) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş borcun sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan ve bunlara ilişkin gecikme zamlarından ibaret olması halinde bu cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının,

e) İştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezalarında, cezaya muhatap olanların, cezanın % 20’sini, (a) bendinde öngörülen süre ve şekilde ödemeleri, dava açmamaları veya açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla, cezanın kalan % 80’inin ve bunlara uygulanan gecikme zamlarının tamamının,

Tahsilinden vazgeçilir.

..............”

hükmü yer almaktadır.

Kanunun 1 inci maddesinde, bu Kanunda geçen vergi tabirinin, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harçlar ve fon payı ile eğitime katkı payını ifade ettiği belirtilmiş olup, 2 nci madde metninde “vergiler” ibaresi yer aldığından, madde kapsamına, tür açısından bu vergilerin tamamı, dönem açısından ise Kanun kapsamına giren tüm dönemler girmektedir.

 

A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ

Kanunun 2 nci maddesinde başvuru süresi konusunda bir düzenleme yer almamakla beraber, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, 2 nci maddeden yararlanmak için başvuru süresi 31 Mart 2003 tarihi olarak belirlenmiştir.

Buna göre, mükelleflerin 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairesine ekteki (EK:1) örneğe uygun dilekçe ile başvurmaları zorunludur. Mükelleflerin birden fazla vergi dairesine olan borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmaları halinde, her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurmaları gerekmektedir.

Mükellefler, madde kapsamına giren toplam borçları için madde hükmünden yararlanabilecekleri gibi sadece talep ettikleri dönem ve türler açısından da Kanundan yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin, bu Kanundan yararlanmak üzere her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı için başvuruda bulunmaları zorunludur.

Madde hükmünden yararlanılmasının şartlarından biri de dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi olduğundan, Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuran mükelleflerin, tahsilat işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da vazgeçmeleri zorunludur.

 

B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ

 

1- Kanunun Yürürlüğe Girdiği 27/2/2003 Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Bu Tarihe Kadar (Bu Tarih Dahil) Vadesi Geldiği Halde Ödenmemiş Alacaklar

Kanunun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamına, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi (bu tarih dahil) itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.

Madde kapsamında ödenecek alacak tutarının tespiti için vergi asıllarına;

-vade tarihinden, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar gecikme zammı yerine,

-daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması halinde, bu faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin (TEFE) aylık oranı esas alınarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.

Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin aylık oranı esas alınarak TEFE tutarı hesaplanmasında; 213 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama metodu ve hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme zammı/gecikme faizi nispeti yerine TEFE oranları kullanılacaktır.

Devlet İstatistik Enstitüsünce Ocak/1980 ayından, bu Tebliğin yayımlandığı tarihe kadar açıklanan TEFE oranları ekli tabloda (EK: 2) yer almaktadır.

ÖRNEK:1- 20/5/2002 vadeli bir verginin Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş olması halinde bu vergiye %70 nispetinde hesaplanması gereken gecikme zammı yerine TEFE oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

TEFE Oranı Hesaplanacak Süre

20/05/2002 - 20/06/2002 için

Mayıs ayına ait TEFE oranı

0.4

21/06/2002 - 20/07/2002 için

Haziran ayına ait TEFE oranı

1.2

21/07/2002 - 20/08/2002 için

Temmuz ayına ait TEFE oranı

2.7

21/08/2002 - 20/09/2002 için

Ağustos ayına ait TEFE oranı

2.1

21/09/2002 - 20/10/2002 için

Eylül ayına ait TEFE oranı

3.1

21/10/2002 - 20/11/2002 için

Ekim ayına ait TEFE oranı

3.1

21/11/2002 - 20/12/2002 için

Kasım ayına ait TEFE oranı

1.6

21/12/2002 - 20/01/2003 için

Aralık ayına ait TEFE oranı

2.6

21/01/2003 - 20/02/2003 için

Ocak ayına ait TEFE oranı

5.6

21/02/2003 - 27/02/2003 için

Şubat ayına ait TEFE oranı

3,1

TOPLAM TEFE ORANI

%25,5

Toplam TEFE oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken TEFE tutarı hesaplanacaktır.

Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre ödenecek toplam tutar bulunacaktır.

Madde ile ödenecek tutarın 9 eşit taksitte ödenmesi öngörüldüğünden, bulunan toplam tutar 9’a bölünerek her bir taksit tutarına ulaşılacaktır.

Ödenmesi gereken vergi aslı ve TEFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu vergi aslına ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ile vergi cezalarına uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Vade tarihlerinin ayın son günlerine geldiği hallerde (31 mart gibi) 381 Seri No’lu Tahsilat Genel Tebliğindeki açıklamalar çerçevesinde, gecikme zammı yerine kullanılacak TEFE oranı vade tarihinin rastladığı aydan (mart ayı) başlamak suretiyle hesaplanacaktır.

6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan, “Gecikme zammı 500.000 liradan az olamaz.” hükmü, gecikme zammı yerine alınacak TEFE tutarı için de uygulanacaktır.

6183 sayılı Kanunun 52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini durduran iflas ve aciz halleri söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan süreye TEFE oranı da uygulanmayacak, bu hallerin varlığı TEFE uygulanan süreyi de durduracaktır.

6183 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca, belediye sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar tarafından tahsil edilen ve tahsildarın ilk uğradığı zaman ödeme yapılmadığı takdirde %10 nispetinde uygulanan gecikme zammı yerine, tahsildarın ilk uğradığı aydaki TEFE oranı uygulanacaktır.

ÖRNEK:2- Hopa Vergi Dairesi mükelleflerinden (A), 1999 vergilendirme dönemine ilişkin 31 Mart 2000 tarihine kadar verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesini vermemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, (A) adına 1999 dönemi için 15.000.000.000.-TL Gelir Vergisi tarhedilmesi ve vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. 3 Şubat 2001 tarihinde vergi inceleme raporu vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir. İnceleme sonucu yapılan bu tarhiyat 11 Nisan 2001 tarihinde tahakkuk etmiş ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu tarhiyata göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ve gecikme zamları şu şekildedir.

Gelir Vergisi

:

15.000.000.000.-TL

Vergi Ziyaı Cezası

:

19.425.000.000.-TL

Gecikme Faizi

:

7.650.000.000.-TL

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı

:

27.150.000.000.-TL

Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı

:

35.159.250.000.-TL

Mükellef (A)’nın, 4811 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması halinde, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları şu şekilde olacaktır.

Vergi aslına uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı yerine TEFE oranları kullanılarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.

Buna göre, örnek olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin TEFE oranları ve TEFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.

Gecikme Faizi Hesaplanacak Süre Alacak Tutarı Toplam Gecikme Faizi Nispeti Gecikme Faizi Tutarı Toplam TEFE Oranı TEFE Tutarı

 

I. Taksit

31/03/2000-11/04/2001

5.000.000.000

%69

3.450.000.000

%23.7

1.185.000.000

II. Taksit

30/06/2000-11/04/2001

5.000.000.000

%51

2.550.000.000

%16.5

825.000.000

III.Taksit

30/09/2000-11/04/2001

5.000.000.000

%33

1.650.000.000

%14.3

715.000.000

TOPLAM

15.000.000.000

7.650.000.000

2.725.000.000

Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak TEFE oranları ve TEFE tutarı aşağıdaki şekildedir.

Vade Tarihi- Kanunun Yürürlüğe Girdiği Tarih Alacak Miktarı Toplam Gecikme Zammı Nispeti Gecikme Zammı Tutarı Toplam TEFE Oranı TEFE Tutarı

11/05/2001-27/02/2003

15.000.000.000

(Gelir Vergisi)

%181

27.150.000.000

%72,4

10.860.000.000

11/05/2001-27/02/2003

19.425.000.000

(Vergi Ziyaı)

%181

35.159.250.000

-

-

 

Ödenecek Tutar :

Gelir Vergisi

:

15.000.000.000.-TL

TEFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)

:

2.725.000.000.-TL

TEFE Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)

:

10.860.000.000.-TL

TOPLAM

:

28.585.000.000.-TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar :

Vergi Ziyaı Cezası

:

19.425.000.000.-TL

Gecikme Faizi

:

7.650.000.000.-TL

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı

:

27.150.000.000.-TL

Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı

:

35.159.250.000.-TL

TOPLAM

:

89.384.250.000.-TL

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan ödenecek toplam 28.585.000.000.-TL tutarın 9 eşit taksitte Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 89.384.250.000.-TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.

2- Kanunun Yürürlüğe Girdiği Tarihte Kesinleştiği Halde Henüz Ödeme Süresi Geçmemiş Alacaklar

Kanunun 2 nci maddesinde, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil) kesinleştiği halde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacakların da Kanun hükmünden yararlanacağı belirtilmiştir.

Bu hükme göre, muhtelif şekillerde kesinleşen ve henüz ödeme süresi geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan hususlar ve Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate alınarak işlem tesis edilecektir.

a) Vergi Usul Kanununun uzlaşma hükümlerine göre kesinleşen alacaklar

4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden önce Vergi Usul Kanununun gerek uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak henüz ödeme süresi geçmemiş borcu olan mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza tutarları ile hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

b) Vergi Usul Kanununun 376 ncı maddesinden yararlanılarak ödenecek alacaklar

Vergi Usul Kanunu uyarınca kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun 376 ncı maddesi hükmü uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak, 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmiş, henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için indirimli ceza tutarları dikkate alınarak 4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.

c) Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesinde yer alan pişmanlık hükümlerine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tahakkuk eden alacaklar

Vergi Usul Kanununun pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla 371 inci maddede öngörülen sürede ödenmemiş olan vergiler için bu Tebliğin “V-PİŞMANLIK YA DA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER” bölümünde yapılan açıklamalar da dikkate alınarak işlem yapılacaktır.

4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve henüz ödeme süresi geçmemiş olan alacaklar ise 2 nci madde kapsamında değerlendirilecek ancak, pişmanlık zammı yerine TEFE oranı kullanılarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.

Ancak, bu durumda Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış olması halinde pişmanlık hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir.

d) Vergi Usul Kanunu uyarınca ikmalen, re’sen ya da idarece yapılan tarhiyata ilişkin olarak dava açılmaksızın kesinleşen alacaklar

4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla ikmalen, re’sen ya da idarece yapılan tarhiyata ilişkin olarak herhangi bir ihtilaf yaratılmadan dava açma süresi geçmiş ancak henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi ve ceza ihbarnamelerinde belirlenen tutar ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanılabilecektir.

ÖRNEK:3- Başkent Vergi Dairesi mükelleflerinden (B), 25/5/2002 tarihinde verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesini süresinde vermemiştir.

Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu adına 9.000.000.000.-TL Katma Değer Vergisi tarh edilmiş, ayrıca vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi 27/12/2002 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.

Mükellef, 10/1/2003 tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş, 6/2/2003 tarihi uzlaşma günü olarak verilmiş ve aynı gün varılan uzlaşma sonucuna göre, vergi dairesince aşağıda yazılı tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.

Katma Değer Vergisi

:

9.000.000.000.-TL

Vergi Ziyaı Cezası

:

1.100.000.000.-TL

Gecikme faizi

:

5.040.000.000.-TL

Mükellef (B)’nin 4811 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması halinde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla uzlaşma sonucu tahakkuk eden alacakların henüz ödeme süresi geçmemiş olduğundan, Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları şu şekilde olacaktır.

Ödenecek Tutar :

Katma Değer Vergisi

:

9.000.000.000.-TL

TEFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)

:

1.512.000.000.-TL

TOPLAM

:

10.512.000.000.-TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar :

Gecikme Faizi

:

5.040.000.000.-TL

Vergi Ziyaı Cezası

:

1.100.000.000.-TL

TOPLAM

:

6.140.000.000.-TL

10.512.000.000.-TL’nın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, 6.140.000.000.-TL gecikme faizi ve vergi ziyaı cezasının tahsilinden vazgeçilecektir.

3- Kanunun Yürürlüğe Girdiği 27/2/2003 Tarihi (Bu Tarih Dahil) İtibarıyla Asılları Kısmen ya da Tamamen Ödenmiş Olan Alacaklar

Kanunun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan vergilere ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Buna göre, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla, asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan vergilerle ilgili olarak aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.

a) Asılları kısmen ödenmiş olan vergiler

Asılları kısmen ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,

-vade tarihinden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine,

-daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması halinde, gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,

aylık TEFE oranı esas alınarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.

Ödenmemiş vergi aslı ile TEFE oranları kullanılarak hesaplanan TEFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezaları ile vergi cezalarına uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir. Asılları kısmen ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet eden gecikme zammı ve gecikme faizinin ödenmemiş olması halinde ise aşağıda (b) bölümünde yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

b) Asılları tamamen ödenmiş olmakla birlikte, gecikme zammı ve gecikme faizi ödenmemiş vergiler

Asılları tamamen ödenmiş olmakla birlikte, gecikme zammı ve gecikme faizi ödenmemiş olan vergilerde,

-vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme zammı yerine,

-gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

aylık TEFE oranı esas alınarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.

TEFE oranı esas alınarak hesaplanan TEFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezaları ile vergi cezalarına uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Diğer taraftan, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce vergi aslının, vergi aslına uygulanan gecikme zammının, gecikme faizinin ve vergi cezalarının ödenmiş olması, başka bir ifadeyle, ödenmemiş kısmın sadece vergi cezasına uygulanan gecikme zammından ibaret olması halinde, herhangi bir şart aranmaksızın vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

c) Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kısmen tahsil edilenler

Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kısmen tahsilat yapılmışsa,

-vergi aslının vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme zammı yerine,

-gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

aylık TEFE oranı esas alınarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.

Ödenmiş gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan TEFE tutarından fazla olması halinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak, kalan gecikme zammı/gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tahsil edilmiş gecikme zammı ve gecikme faizinden red ve iade yapılmayacaktır.

Ödenmiş gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan TEFE tutarından az olması halinde ise ödenecek tutar TEFE tutarından ödenmiş olan gecikme zammı/gecikme faizi düşülmek suretiyle tespit edilecektir. Bu şekilde belirlenen TEFE tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, kalan gecikme zammı/gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir.

ÖRNEK:4- Turhal Vergi Dairesi mükelleflerinden (C), 25/1/1998 tarihinde ödemesi gereken 400.000.000.-TL Katma Değer Vergisini süresinde ödememiş, 15/6/1998 tarihinde vergi dairesine başvurarak borcunu ödemek istediğini bildirmiştir.

Vergi dairesi, mükellefin 400.000.000.-TL vergi aslı ile 300.000.000.-TL gecikme zammı olmak üzere toplam 700.000.000.-TL borcu olduğunu tespit etmiştir.

Mükellef (C), vergi aslının tamamını aynı tarihte ödemiş ise de gecikme zammına karşılık herhangi bir ödemede bulunmamıştır.

Mükellefin gecikme zammı borcuna karşılık vergi dairesince 28/12/2001 tarihinde 50.000.000.-TL cebren tahsilat yapılmıştır.

Mükellef (C)’nin, 4811 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması halinde 400.000.000.-TL vergi aslına, vade tarihinden ödendiği tarihe kadar gecikme zammı yerine TEFE tutarı hesaplanacaktır.

Bu durumda uygulanacak toplam TEFE oranı %22,4’tür.

Toplam TEFE tutarı ise (400.000.000 x %22,4 =) 89.600.000.-TL olacaktır.

Mükellefin gecikme zammına karşılık hiç ödeme yapmamış olması halinde, Kanun hükmünden yararlanmak için ödemesi gereken tutar 89.600.000.-TL’dır.

Ancak, mükelleften Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce gecikme zammına karşılık 50.000.000.-TL tahsilat yapıldığından; 4811 sayılı Kanuna göre ödemesi gereken TEFE tutarından, daha önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak tahsili gereken TEFE tutarı bulunacaktır.

Buna göre, ödenecek tutar; (89.600.000 - 50.000.000 =) 39.600.000.-TL’dır.

Mükellefin bu tutarı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde gecikme zammından kalan 250.000.000.-TL’nın tahsilinden vazgeçilecektir.

4- Bir Vergi Aslına Bağlı Olmaksızın Kesilmiş Olan Vergi Cezaları

Kanunun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca, bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olup Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş olan vergi cezalarının %20’sinin 3 eşit taksitte, Şubat, Nisan, Haziran 2003 ayları sonuna kadar ödenmesi, dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi şartıyla, kalan %80’inin tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması halinde ödenmemiş kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.

Madde kapsamına giren cezaların Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre işyeri kapatma cezası uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.

5- Sadece Vergi Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin Gecikme Zammından İbaret Borçlar

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş borcun sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan ve bunlara ilişkin gecikme zamlarından ibaret olması halinde, bu cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Bu hükmün uygulanmasında, vergi aslına bağlı kesilen cezaların ait olduğu vergi türü ve dönemleri ayrı ayrı dikkate alınacaktır.

6- İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları

4811 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendindeki iştirak, teşvik ve yardım fiileri nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin hüküm, 1/1/1999 tarihine kadar olan dönemler için kaçakçılık cezasını, bu tarihten sonraki dönemler için vergi ziyaı cezasını kapsamaktadır. Bu cezalara muhatap olanların, cezanın %20’sini, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemeleri, dava açmamaları veya açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla, cezanın kalan %80’inin ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bu cezalardan kısmen tahsilat yapılmış ise kalan tutar üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.

7- Tecilli Alacaklar

4811 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi gereğince tecil edilen ve bu madde kapsamına giren alacaklardan, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla ödeme süresi geçmemiş olan taksit tutarları için mükellefler dilerlerse bu madde hükmünden yararlanabileceklerdir.

Bu takdirde, Kanunun yürürlük tarihinden önce tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil geçerli olacaktır.

Ayrıca, 4811 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ödemeler ile 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tahsil edilen tecil faizlerinin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesinin yapılmayacağı öngörülmektedir. Bu nedenle, Kanun hükümlerinden yararlanılarak ödeme yapılmak istenmesi halinde, Kanunun yürürlük tarihi olan 27/2/2003 tarihinden önce taksit tutarları ile birlikte ödenen tecil faizleri red ve iade edilmeyecektir.

Bu durumdaki alacaklar için madde hükmünden yararlanmak istenilmesi halinde ödenmemiş alacak aslına; vade tarihinden itibaren Kanunun yürürlük tarihine kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine, gecikme faizi bulunması halinde gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine, TEFE tutarı hesaplanacaktır. Vergi aslı ile TEFE tutarı toplamının maddede öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi gereğince tecil edilen alacağın gecikme zammı, gecikme faizi veya vergi cezasından ibaret olması halinde, bu Tebliğin II/B-3-5 bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde ödenecek TEFE tutarı tespit edilerek Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Bu takdirde de Kanunun yürürlük tarihinden önce ödenmiş tecil faizlerinin red ve iadesi yapılmayacaktır.

ÖRNEK:5- Beydağı Vergi Dairesi mükellefi (D), 20/5/2002 tarihinde ödenmesi gereken 1.000.000.000.-TL Gelir (Stopaj) Vergisini zamanında ödememiştir. 26/11/2002 tarihinde anılan vergi dairesine başvurarak toplam borcu için tecil talebinde bulunmuştur.

Beydağı Vergi Dairesi, mükellefin gecikme zammı dahil 1.490.000.000.-TL borcu olduğunu tespit etmiş ve bu tutarın, ilk taksit Aralık/2002 ayından başlamak, 5 ayda 5 eşit taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.

Aylık Taksit Tutarı: 1.490.000.000/ 5 = 298.000.000.-TL’dır.

Mükellef ilk üç taksiti zamanında ödemiş, ancak Mart ayında 4811 sayılı Kanundan yararlanmak için Beydağı Vergi Dairesine başvuruda bulunmuştur.

Bu örnekte, vergi dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne kadarının vergi aslı, ne kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir. Örnek olayda;

 

Ödenen Borç Tutarı

= Aylık Taksit Tutarı x Ay Sayısı

= 298.000.000 x 3

= 894.000.000.-TL olarak bulunacaktır.

 

Ödenen tutardan vergi aslına isabet eden tutar; aşağıdaki formül ile tespit edilecektir.

Ödenen Tutar x Vergi Aslı

Toplam Borç Tutarı

 

Vergi aslına isabet eden tutar = 894.000.000 x 1.000.000.000 = 600.000.000.-TL’dır.

1.490.000.000

 

Kalan vergi aslı tutarı = 1.000.000.000 – 600.000.000 = 400.000.000.-TL’dır.

Bu durumda, tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Kalan 2 taksit tutarının toplamı 596.000.000.-TL olup bunun 400.000.000.-TL’sı vergi aslı, 196.000.000.-TL’sı gecikme zammıdır. Vergi aslından kalan tutara, gecikme zammı yerine vade tarihinden 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hesaplanacak 102.000.000.-TL TEFE tutarı ile vergi aslı toplanarak ödenecek toplam tutar bulunacaktır.

Madde hükmüne göre ödenmesi gereken vergi aslı ve TEFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde 400.000.000.-TL vergi aslına Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihine kadar hesaplanan 280.000.000.-TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

ÖRNEK:6- İspir Malmüdürlüğü mükellefi (E), 20/8/1997 tarihinde ödenmesi gereken 300.000.000.-TL Gelir (Stopaj) Vergisini 28/10/1998 tarihinde ödemiştir. Mükellefin 300.000.000.-TL vergi aslını ödediği tarihe kadar hesaplanan 639.000.000.-TL gecikme zammı borcu için 6/11/2002 tarihinde yaptığı tecil başvurusu üzerine, ilk taksit Kasım/2002 ayından başlamak ve 6 ayda 6 eşit taksitte ödenmek üzere borcu tecil edilmiştir. Mükellef ilk 4 taksiti süresinde ödemiş, Mart ayında 4811 sayılı Kanundan yararlanmak için anılan Malmüdürlüğüne dilekçe ile başvurmuştur.

Mükellefin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tecil şartlarına uygun olarak ödediği tutar (639.000.000/6x4=) 426.000.000.-TL, kalan gecikme zammı borcu (639.000.000-426.000.000 =) 213.000.000.-TL’dır.

4811 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenecek tutarın tespiti için vergi aslına, vade tarihinden ödendiği tarihe kadar gecikme zammı yerine TEFE tutarı hesaplanacaktır.

TEFE Tutarı

= Vergi Aslı x TEFE Oranı

= 300.000.000 x %67.6

= 202.800.000.-TL

Hesaplanan bu tutar, toplam gecikme zammı tutarına isabet eden kısımdır. Ancak mükellef gecikme zammının 426.000.000.-TL’nı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödemiştir. Bu durumda, ödenen tutar hesaplanan TEFE tutarından fazla olduğundan, mükellef tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadan Kanun hükmünden yararlanılacak, kalan 213.000.000.-TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Hesaplanan TEFE tutarından fazla olarak ödenen gecikme zammı tutarı ile tecil faizleri red ve iade edilmeyecektir.

 

8- 2002 Yılına İlişkin Olarak Tahakkuk Eden Geçici Vergilere İlişkin Gecikme Zammı Alacakları

Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2002 yılında tahakkuk eden ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ödenmemiş olan geçici vergilere ilişkin gecikme zamları yerine, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar aylık TEFE oranı esas alınarak belirlenen tutar ödenmek suretiyle, bu madde hükmünden yararlanılabilecektir. Bu takdirde vergi aslının ödenmesi şartı aranılmayacaktır.

 

9- Deprem Nedeniyle Ödeme Süresi Uzatılan ve Kanunun Yürürlüğe Girdiği Tarih İtibarıyla Ödeme Süresi Belirlenmemiş Vergiler

4811 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Marmara Bölgesi ve civarında 17/8/1999 ve 12/11/1999 tarihlerinde meydana gelen depremler nedeniyle ödeme süresi uzatılan ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödeme süresi belirlenmemiş olan vergilerin vade tarihi 28 Şubat 2003 olarak belirlenmiştir.

Ancak, madde ile yapılan düzenlemede, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ödeme süresi belirlenmemiş olan yıllık gelir ve kurumlar vergileri ile kurumların, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi uyarınca yapacakları gelir vergisi tevkifatı hariç tutularak bu vergilerin vade tarihi belirlenmemiştir.

Ödeme süresi belirlenmemiş olan bu vergilerin ödeme süreleri Bakanlığımızca daha sonra belirlenecektir.

Kanun hükmü ile ödeme süresi belirlenen vergiler, Kanunda öngörülen sürelerde taksitte ödenecektir.

Mükelleflerce yapılan ödemeler, ödeme süresi uzatılan vergi, fon ve payların ilk vergilendirme dönemine ait olanlarından başlamak üzere sırasıyla mahsup edilecektir.

 

10- Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Bu Vergiye İlişkin Gecikme Zammının Kanuna Göre Ödenmesi Sırasında Yapılacak İşlemler

4811 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (6) numaralı fıkrası, Kanun hükmüne göre ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye ilişkin gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE tutarının, Kanunla öngörülen ödeme süresi içinde taksitle ödeneceği dikkate alınarak, bu Kanuna göre borcu taksitlendirilen motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına, denize ve uçuşa elverişli belgelerini almalarına imkan vermektedir.

Ancak, taşıtın satış ve devri halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.

 

C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ

Kanunun 2 nci maddesine göre ödenecek tutarların, 9 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları ile Şubat, Nisan, Haziran 2004 aylarında ödenmesi gerekmektedir.

2 nci maddenin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi kapsamında ödenecek olan bir vergi aslına bağlı olmayan cezaların ise 3 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran 2003 aylarında ödenmesi zorunludur.

Bununla birlikte Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden ilk taksit için Şubat/2003 ayı olarak belirlenen ödeme süresi 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

Deprem nedeniyle ödeme süresi uzatılan ve 2 nci maddenin (5) numaralı fıkrası ile vade tarihi belirlenen vergilerin ilk taksiti de 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar ödenecektir.

 

D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI

4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (7) numaralı fıkrasında “Bu madde ile 2 nci madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, yararlandıkları vergi türlerinden, taksit ödeme süresince tahakkuk edenleri zor durum olmaksızın vadesinde ödemedikleri takdirde belirtilen madde hükümlerinden yararlanamazlar.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm, Kanunun 2 nci maddesine göre ödenecek taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde uygulanacak hükümler ile ilişkili olmayıp Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden sonra tahakkuk edecek vergilerin zamanında ödenmesi ile ilgilidir.

Buna göre, Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin maddede öngörülen diğer şartların yanısıra; madde hükmünden yararlandıkları vergi türlerinden, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra madde ile öngörülen taksit ödeme süresinin sonuna kadar (Haziran/2004) tahakkuk edenlerini vadesinde ödemeleri şarttır.

Vergi daireleri, mükelleflere hangi vergi türlerinden Kanundan yararlandıkları konusunda ayrıntılı bilgi vereceklerdir.

Maddede mükelleflerin zor durumda bulunmaları nedeniyle borçlarını vadesinde ödeyememeleri hali Kanunu ihlal nedeni sayılmamıştır.

Zor durum hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok zor durum” halini ifade etmektedir. Buna göre, 6183 sayılı Kanuna göre borçları tecil edilen mükelleflerin zor durumda bulundukları tabiidir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki nedenlerle uygun görülmeyen mükellefler için tecil yapılmamakla birlikte, zor durum halinin varlığı tespit edilen hallerde madde hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

 

E- DİĞER HUSUSLAR

1- Kesinleşmiş kamu alacaklarına ilişkin hükümlerden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak yararlanabileceklerdir.

3568 sayılı Kanun uyarınca mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunan yeminli mali müşavirlerin de bu madde hükmünden yararlanmaları mümkündür.

2- Adi ortaklıklarda ve kollektif şirketlerde ortakların şirketin borçları dolayısıyla müştereken ve müteselsil sorumluluğunun bulunması nedeniyle şirket adına tarh edilen vergi ve cezalar ile hesaplanan gecikme zammı ve gecikme faizleri için ortaklık adına Kanun hükümlerinden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

3- 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla haklarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflasın açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel kişilerin bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini yürüten iflas idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak müracaat etmesi zorunludur.

Ancak, iflas halinde bulunan mükelleflerden aranılan kamu alacaklarının 31 Mart 2003 tarihinden sonra iflas masasına kaydedilmiş olması halinde, bu alacakların dönemi Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi 4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılmayacaktır.

Bununla birlikte, iflas halindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Kanun uyarınca haklarında bu sıfatları nedeniyle yapılan takip işlemlerinden dolayı tüzel kişiliğin vergi dairesine olan borçları için bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

4- 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri takdirde mahsup talep ettikleri borçları için bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup talepli borçları olması halinde, her birine ayrı ayrı bu Kanundan yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde bildirmeleri gerekmektedir.

Mükellefin kendi borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup talebi olması halinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade beyanı olmadan bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceği tabiidir.

Bununla birlikte, mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade alacaklarını 4811 sayılı Kanunun kapsamı dışında kalan ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra doğacak gerek kendi, gerekse üçüncü şahısların, vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu takdirde, genel esaslar çerçevesinde ilgili dönem borcunun vade tarihi itibarıyla yazılı olarak ayrıca başvurmaları gerekmektedir.

Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, katma değer vergisi iade alacağının vergi borcuna mahsubunu talep eden ve 4811 sayılı Kanuna göre vergi borcunu ödemek üzere mahsup talebinden vazgeçen mükelleflere bu alacaklarının nakden iadesi yapılmayacaktır.

5- 4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuran mükellefler hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasında, bu Kanun hükümlerine göre yapılan ödemeler ile 395 Seri Nolu Tahsilat Genel Tebliğindeki açıklamalar dikkate alınacaktır.

6- Kanunun 2 nci maddesinin (3) numaralı fıkrasında, bu madde kapsamına giren kamu alacakları ile ilgili olarak tatbik edilen hacizlerin yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden teminatların iade edileceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, Kanun kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına karşılık ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği malların kamu alacağını karşılayacak değerde olması halinde, ödemeler nispetinde kaldırılacaktır.

Bu hüküm çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.

7- Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunmayan ya da borçları Kanun kapsamına girmeyen mükelleflerden aranılan kamu alacaklarının süratle takip ve tahsili sağlanacaktır.

 

III– KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN KAMU ALACAKLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde “1. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Vergi Mahkemeleri nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış tarhiyatlarda, vergilerin % 50’si ile bu tutara gecikme zammı ve gecikme faizi yerine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin aylık oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın; dokuz eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları ile Şubat, Nisan, Haziran 2004 ayları sonuna kadar tamamen ödenmesi, dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin % 50’sinin, gecikme zammı, gecikme faizi ile vergi cezaları ve bunlara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir.

2. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri nezdinde itiraza veya Danıştay nezdinde temyize ilişkin olarak dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış tarhiyatlarda, bu maddeye göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınır. Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;

a) Terkin kararı olması halinde, mükelleflerin bu madde hükmünden yararlanabilmeleri için ilk tarhiyata esas alınan verginin % 20’si ile bu tutara gecikme zammı ve gecikme faizi yerine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin aylık oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın, (1) numaralı fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla, verginin kalan % 80’inin, gecikme zammı, gecikme faizi ile vergi cezaları ve bunlara uygulanan gecikme zamlarının tamamının,

b) Tasdik veya tadilen tasdik kararı olması halinde, tasdik edilen verginin tamamı ile bu tutara gecikme zammı ve gecikme faizi yerine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin aylık oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın, (1) numaralı fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla gecikme zammı, gecikme faizi ile vergi cezaları ve vergi cezalarına uygulanan gecikme zamlarının tamamının,

Tahsilinden vazgeçilir.

Ancak, verilen en son kararın bozma kararı olması halinde (a) bendi hükmü, kısmen onama kısmen bozma kararı olması halinde ise onanan kısım için (b) bendi, bozulan kısım için ise (a) bendi hükmü uygulanır.

................”

hükmü yer almaktadır.

3 üncü madde metninde “vergiler” ibaresi yer aldığından, madde kapsamına, tür açısından Kanun kapsamına giren vergilerin tamamı, dönem açısından da Kanun kapsamına giren tüm dönemler girmektedir.

A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ

Madde hükmünün uygulanabilmesi için, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla Vergi Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri veya Danıştay nezdinde, dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş bulunan ikmalen, res’en veya idarece yapılmış tarhiyat bulunması ya da anılan maddenin (6) numaralı fıkrası uyarınca ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere ilişkin dava açılmış olması gerekmektedir.

Kanunun 3 üncü maddesinde başvuru süresi konusunda bir düzenleme yer almamakla beraber, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, 3 üncü maddeden yararlanmak için başvuru süresi 31 Mart 2003 tarihi olarak belirlenmiştir.

Buna göre, madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, davadan vazgeçtiklerine ilişkin 2 örnek olarak hazırladıkları dilekçelerini 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

Açılan davalardan vazgeçilmesine ve yeni dava açılmamasına ilişkin dilekçe örneği ekte (EK:3) yer almaktadır.

Vergi dairelerince dilekçenin bir örneği derhal davanın bulunduğu yargı merciine gönderilecektir.

Birden fazla dava dosyası bulunan mükellefler dilekçelerinde, hangi dava dosyası için Kanun hükümlerinden yararlanmak istediklerini belirteceklerdir.

Tüzel kişilik adına açılan davalar ile ilgili olarak madde hükmünden yararlanmak istenilmesi halinde, tüzel kişilik adına davadan vazgeçilmesi zorunlu olduğundan, tüzel kişiliği kanunen temsile yetkili olmayan kişilerin davadan vazgeçmelerine imkan bulunmamaktadır.

B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ

1- Kanunun Yürürlüğe Girdiği 27/2/2003 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde Dava Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Alacaklar

Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamına ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilmiş olup, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih (bu tarih dahil) itibarıyla Vergi Mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.

Bu safhada vergiler henüz tahakkuk etmemiş olduğundan, madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, dava konusu yapılmış olan vergiler, ilk tarhiyat tutarına göre ihbarnamenin tebliğ edildiği tarih esas alınarak dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten itibaren 1 ay sonrası ise vade tarihi olacaktır.

Madde hükmüne göre, vergi aslının %50’si ile bu tutara; yukarıda belirtilen şekilde belirlenen tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak hesaplanması gereken gecikme zammı ve gecikme faizi yerine hesaplanacak TEFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi, dava açılmaması ve açılan davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin %50’sinin, gecikme zammı, gecikme faizi ile vergi cezaları ve bunlara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Vergi Mahkemesinde dava açma süresi geçmemiş olan vergilere gecikme faizi yerine TEFE tutarı, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hesaplanacaktır.

Madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin, Vergi Mahkemeleri nezdinde devam eden dava sırasında vergilerini tahakkuk etmeden önce ödemiş olmaları halinde, tahsil edilen bu tutarlar Kanunun 20 nci maddesine dayanılarak 3 üncü madde hükmüne göre ödenmesi gereken vergi ve TEFE tutarına mahsup edilecek, kalan tutar 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de gözönünde bulundurularak red ve iade edilecektir.

ÖRNEK:7- Terme Vergi Dairesi mükelleflerinden (Z)’nin defter ve belgelerinin Ağustos/2000 vergilendirme dönemi gelir (stopaj) vergisi yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporu 11/4/2001 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir. Söz konusu rapora istinaden mükellef adına 2.000.000.000.-TL Gelir (Stopaj) Vergisi tarh edilmiş ve 2.330.000.000.-TL vergi ziyaı cezası kesilmiştir.

Bu tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi, 16/5/2001 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiş, yapılan tarhiyata süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ve henüz mahkemece bir karar verilmemiştir.

Mükellef (Z)’nin, bu safhada Kanundan yararlanmak üzere öngörülen süre ve şekilde başvurması ve vergi aslının %50’si ile bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE tutarını 9 eşit taksitte ödemesi halinde, verginin %50’si ile gecikme zammı ve gecikme faizi ile vergi cezaları ve bunlara uygulanan gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.

Buna göre, örnek olayda gecikme faizi hesaplanan süre, gecikme faizi tutarı, bu süre için hesaplanan TEFE oranı ve TEFE tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Gecikme Faizi Hesaplanacak Süre Alacak Tutarı G. Faizi Oranı Gecikme Faizi Tutarı Tahsili Gereken Vergi TEFE Oranı TEFE Tutarı

20/9/2000-15/6/2001

2.000.000.000

%48

960.000.000

1.000.000.000

%38.8

388.000.000

Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan TEFE oranları ve TEFE tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.

Vade Tarihi Kanunun Yürürlüğe Girdiği Tarih Alacak Tutarı Toplam Gecikme Zammı Oranı Gecikme Zammı Tutarı Tahsili Gereken Tutar Toplam TEFE Oranı TEFE Tutarı

15/7/2001-27/2/2003

2.000.000.000

(Gelir Stp.Vergisi)

%161

3.220.000.000

1.000.000.000

% 63.2

632.000.000

15/7/2001-27/2/2003

2.330.000.000

(Vergi Ziyaı C.)

%161

3.751.300.000

-

-

-

 

Ödenecek Tutar :

Gelir (Stp) Vergisi

:

1.000.000.000.-TL

TEFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)

:

388.000.000.-TL

TEFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)

:

632.000.000.-TL

TOPLAM

:

2.020.000.000.-TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacak :

Gelir (Stp) Vergisi

:

1.000.000.000.-TL

Gecikme Faizi

:

960.000.000.-TL

Vergi Ziyaı Cezası

:

2.330.000.000.-TL

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı

:

3.220.000.000.-TL

Vergi Cezalarına Uygulanan Gecikme Zammı

:

3.751.300.000.-TL

TOPLAM

:

11.261.300.000.-TL

2- Kanunun Yürürlüğe Girdiği 27/2/2003 Tarihi İtibarıyla, Bölge İdare Mahkemeleri Nezdinde İtiraza veya Danıştay Nezdinde Temyize Konu Edilmiş ya da Bu Mercilerde Dava Açma Süresi Geçmemiş Alacaklar

Kanunun 3 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamına; ikmalen, re’sen ve idarece tarh edilmiş olup Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.

Bu fıkra hükmüne göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınacaktır.

a) Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş en son kararın terkin kararı olması halinde

Madde hükmünden yararlanılması için ilk tarhiyata esas olan verginin %20’si ile bu tutara uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE tutarının, Kanunda öngörülen şekilde ödenmesi şartıyla; verginin kalan %80’inin, gecikme zammının, gecikme faizinin, vergi cezalarının ve bunlara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir. Madde hükmüne göre ödenecek vergi aslı ve TEFE tutarının tespitinde bu Tebliğin III-B/1 bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınacaktır. Bu safhadaki vergilere karşılık daha önce tahsilat yapılmış olması halinde de aynı bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

b) Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı olması halinde

Tasdik edilen verginin tamamı ile bu tutara ilişkin gecikme zammı ve gecikme faizi yerine hesaplanacak TEFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, gecikme zammı, gecikme faizi ile vergi cezaları ve bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Vergi Mahkemesinin tasdik veya tadilen tasdik kararı üzerine hesaplanmış olan vergilerin Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması halinde, Kanun hükmüne göre ödenecek tutar bu Tebliğin II-B/3 bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.

c) Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş en son kararın

-Bozma kararı olması halinde, ödenecek tutar, bu Tebliğin III- B/2-a bölümüne göre tespit edilecektir.

-Kısmen onama, kısmen bozma kararı olması halinde, onanan kısım için ödenecek tutar, bu Tebliğin III-B/2-b bölümündeki, bozulan kısım için III-B/2-a bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.

3- Kanunun Yürürlüğe Girdiği 27/2/2003 Tarihi İtibarıyla Sadece Vergi Cezalarına Karşı Açılan Davalar

Kanunun 3 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, ihbarnamenin tebliği üzerine sadece vergi cezalarına karşı dava açılmış olması halinde;

-vergi aslına bağlı cezalarda bu cezaların bağlı olduğu verginin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmiş olması ya da Kanunun 2 nci maddesine göre ödenmesi şartına bağlı olarak,

-vergi aslına bağlı olmayan cezalara karşı dava açılmış olması durumunda ise herhangi bir şart aranmaksızın,

tahsilinden vazgeçilecektir.

Kanunun bu hükmü, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilen ve bu tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları için de uygulanacaktır.

4- İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları

Kanunun 3 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrasında, iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Buna göre, belirtilen fiiller nedeniyle cezaya muhatap olan ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu konuda yargı mercilerinde dava açan ya da dava açma süresi geçmemiş olan kişilerin, cezanın %20’sini Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemeleri, dava açmamaları veya açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla, cezanın kalan %80’inin ve bunlara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Bu hükme göre ödenecek ceza tutarının tespitinde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargı mercilerince verilmiş en son karar dikkate alınacaktır.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Vergi Mahkemesinde dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemişse veya terkin ya da bozma kararı verilmişse ödenecek tutar ilk tarhiyata göre belirlenecektir.

5- Kanunun Yürürlüğe Girdiği Tarih İtibarıyla Uzlaşma Talepli Alacaklar

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış, ancak dava açma süresi geçmemiş alacaklar da 3 üncü madde hükmünden yararlanılarak ödenebilecektir. Bu durumda, Tebliğin III-B/1 bölümünde belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.

Bu takdirde, mükelleflerin uzlaşma talebinden vazgeçmeleri ve dava açmamaları şarttır.

6- İhtirazi Kayıtla Verilen Beyannamelere Karşı Açılan Davalar

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere karşı dava açılmış olması ve mükelleflerin madde hükmünden yararlanmak istemeleri halinde de Kanunun 3 üncü maddesi uygulanacağından, ödenecek tutar bu bölümde yer alan açıklamalara göre tespit edilecektir.

C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ

Kanunun 3 üncü maddesine göre ödenecek tutarların, 9 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları ile Şubat, Nisan, Haziran 2004 aylarında ödenmesi gerekmektedir.

Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden ilk taksit için Şubat/2003 ayı olarak belirlenen ödeme süresi 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI

1- 4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (7) numaralı fıkrası uyarınca, 3 üncü madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin, madde hükmünden yararlandıkları vergi türlerinden, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra tahakkuk edenlerini vadelerinde ödemeleri şarttır.

Bu fıkra hükmünün uygulaması ile ilgili açıklamalar bu Tebliğin II/D bölümünde yapılmış olup bu madde uygulamasında da aynı şekilde işlem yapılacaktır.

2- 4811 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (7) numaralı fıkrası uyarınca, 3 üncü madde hükmünden yararlananlar, ayrıca Vergi Usul Kanununun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamayacaktır.

E- DİĞER HUSUSLAR

1- Mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de dava açılmayacak, açılmış davalar sürdürülmeyecektir.

2- Mükelleflerce Vergi Mahkemesine açılmış olan davadan vazgeçilmesine rağmen, Kanun hükümlerine uygun olarak ödeme yapılmamış olması halinde, ilk tarhiyata esas teşkil eden vergi ve ceza tutarları ile gecikme zammı ve gecikme faizleri 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre cebren takip ve tahsil edilecektir.

Gecikme zamlarının, kamu alacağının vade tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için hesaplanacağı tabiidir.

3- Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla Vergi Mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş bulunan kararlar, mükellefler tarafından kabul edilerek dava sona erdirilmiş, ancak idarece tek taraflı olarak dava bir üst yargı merciinde sürdürülmüş ise mükelleflerin bu Kanundan yararlanmak üzere yazılı başvuruda bulunmaları halinde, idarece de açılmış davalardan vazgeçilecektir. Kanun hükümlerine uygun ödeme yapılmaması halinde ilk tarhiyata esas alınan tutarlar takip ve tahsil edilecektir. Ancak, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla yargı merciince verilmiş en son kararın tasdik kararı olması halinde bu karar üzerine hesaplanan tutarlar esas alınarak tahsilata devam edilecektir.

4- 27/2/2003 tarihi itibarıyla madde kapsamına giren alacaklar hakkında verilmiş olan en son kararın terkin kararı olması halinde, madde hükmünden yararlanmak üzere yazılı başvuruda bulunan mükellefler hakkında idarece açılmış davalardan vazgeçilecektir. Bu durumda mükellefçe Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmadığı takdirde ilk tarhiyata göre belirlenen tutarlar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilecektir.

5- Ödeme emri tebliği üzerine açılan davalar ile ilgili olarak, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce dava konusu ödeme emri ile istenilen kamu alacağının tarhiyatına ilişkin karar verilmiş olması ve davanın Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla devam ediyor olması halinde, bu mükellefler söz konusu davalara konu kamu alacakları ile ilgili olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanabileceklerdir.

Ancak, ödeme emrine karşı Vergi Mahkemesinde açılan ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce karar verilmemiş olan davalar ise Kanunun 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilecektir.

IV– İNCELEME VE TARHİYAT SAFHASINDA BULUNAN İŞLEMLERE İLİŞKİN HÜKÜMLER

4811 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak kapsama giren vergi türleri açısından, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanıldığı halde bu tarihe kadar tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine, Kanunun matrah artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, devam edileceği hükme bağlanmıştır.

Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergilerin %50’si ile bu tutara gecikme faizi yerine, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar aylık TEFE oranlarında, bu tarihten sonra geçen süreler için ise gecikme zammı oranında hesaplanacak gecikme faizi tutarının ödenmesi halinde vergi aslının %50’sinin, bu vergilere uygulanan gecikme faizinin ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden ve ayrıca vergi aslına bağlı olmayan cezaların kesilmesinden vazgeçilecektir.

Bu hükümden yararlanılabilmesi için ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yazılı başvuruda bulunulması, ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere 12 ayda ve 6 eşit taksitte ödeme yapılması şarttır.

İştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezalarında ise, cezaya muhatap olanların cezanın %20’sini, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemeleri halinde cezanın kalan %80’inin tahsilinden vazgeçilecektir.

A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ

Kanunun 5 inci maddesi, matrah artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlayan ancak tamamlanmamış bulunan vergi incelemeleri, takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine devam edileceğini öngördüğünden; bu madde hükümden yararlanmak için başvuru süresi, söz konusu işlemlerin tamamlanmasına bağlı olarak düzenlenmiştir.

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.

Mükellefler bu madde hükmünden, adlarına yapılan tüm tarhiyatlar için yararlanabilecekleri gibi sadece talep edecekleri tür ve dönemler için de yararlanabileceklerdir.

B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ

4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden önce başlanıldığı halde bu tarihe kadar tamamlanamamış bulunan vergi incelemeleri ile takdir ve tarh işlemlerinin tamamlanması sonucu hesaplanan vergi ve ceza miktarı dikkate alınarak ödenecek tutar tespit edilecektir.

Tarh edilen verginin %50’si ile bu tutar üzerinden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hesaplanacak TEFE tutarı ile bu tarihten sonra ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizi tutarının, maddede öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla, bu vergilere uygulanan gecikme faizi ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Bu işlemler sonucu, vergi aslına bağlı olmayan bir cezanın kesilmesi gerektiği hallerde, ceza kesilmeyecektir.

İnceleme raporu veya takdir komisyonu kararı üzerine sadece vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği hallerde ise (Örneğin, mahsup dönemi geçtikten sonra yapılan geçici vergi incelemeleri sonucu kesilen vergi ziyaı cezası gibi.) vergi aslına uygulanan gecikme faizi yerine bu Kanuna göre hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu cezanın tahsilinden vazgeçilecektir.

ÖRNEK:8- Karşıyaka Vergi Dairesi mükelleflerinden (Y)’nin defter ve belgeleri Nisan/2002 vergilendirme dönemine ilişkin katma değer vergisi yönünden incelemeye alınmış ve 4811 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla inceleme sonuçlanmamıştır. Ayrıca mükellef tarafından bu Kanun uyarınca matrah artırımında da bulunulmamıştır.

İnceleme sonucu düzenlenen vergi inceleme raporu 28 Mayıs 2003 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmiştir. Bu rapor üzerine mükellef adına 3.000.000.000.-TL Katma Değer Vergisi tarh edildiği ve 4.260.000.000.-TL vergi ziyaı cezası kesildiğine ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin 2 Ağustos 2003 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında, mükellef (Y) 4811 sayılı Kanunun 5 inci maddesinden aşağıda belirtilen şekilde yararlanabilecektir.

Mükellef (Y), ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde 4811 sayılı Kanundan yararlanmak üzere yazılı başvuruda bulunacaktır.

Bu durumda, mükellefin 4811 sayılı Kanuna göre ödeyeceği tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Vergi aslının % 50’si olan 1.500.000.000.-TL’na;

-gecikme faizi yerine Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar TEFE oranları dikkate alınarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.

TEFE Tutarı

= 1.500.000.000 x %25,5

= 382.500.000.-TL’dır.

-Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten, ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin son gününe kadar gecikme zammı oranları kullanılarak gecikme faizi hesaplanacaktır.

Gecikme Faizi

= 1.500.000.000 x % 35

= 525.000.000.-TL’dır.

Buna göre ödenecek toplam tutar,

Vergi Aslının % 50’si

= 1.500.000.000.-TL

TEFE Tutarı

= 382.500.000.-TL

Gecikme Faizi

= 525.000.000.-TL

TOPLAM

= 2.407.500.000.-TL’dır.

Tahsilinden vazgeçilen tutar ise,

Vergi Aslının % 50’si

= 1.500.000.000.-TL

Gecikme Faizi

= 3.150.000.000.-TL

Vergi Ziyaı Cezası

= 4.260.000.000.-TL

TOPLAM

= 8.910.000.000.-TL’dır.

 

NOT: Örnekte gecikme faizi oranları %7 olarak dikkate alınmıştır.

Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla Vergi Usul Kanununun tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere;

-başvuruda bulunulmuş henüz uzlaşma günü gelmemiş,

-uzlaşma sağlanamamış ancak vergi ve ceza ihbarnameleri Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş,

bulunan alacaklar için de bu madde hükmünden yararlanılabilecektir.

Bu durumda, tarhiyat öncesi uzlaşmanın temin edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış olması ya da mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talebinden vazgeçmiş ve tarhiyata ilişkin olarak dava açmamış olması şarttır.

Bu safhada da ödenecek tutarın tespitinde, tarhiyata ilişkin olarak düzenlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutarlar dikkate alınacaktır.

Kanun kapsamına giren dönemlere ilişkin olarak Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden önce tamamlandığı halde, bu tarihte ya da bu tarihten sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden takdir komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları üzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri yapılacaktır.

Yapılan tarhiyat üzerine maddede öngörülen süre ve şekilde ödeme yapılması halinde madde hükmünden yararlanılabilecektir.

Diğer taraftan, Kanunun 6 ncı maddesi hükümleri saklı kalmak şartıyla, vergi inceleme raporlarına veya takdir komisyonu kararlarına dayanmamakla birlikte, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış, ancak bu tarih itibarıyla tamamlanamamış olan tarh işlemlerine de devam edilecek ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan bu tarhiyatlar için de 5 inci madde hükmünden yararlanılabilecektir.

 

C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ

Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunmaları ve madde hükmüne göre ödenecek tutarı ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere 12 ayda 6 eşit taksitte ödemeleri gerekmektedir.

Madde hükmüne göre ödenecek tutarın ilk taksiti ihbarnamenin tebliğ edildiği ayı izleyen ayda, diğer taksitleri ikişer aylık devreler halinde, son taksiti ise 12 nci ayda ödenecektir.

Örneğin, madde kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin ihbarnamenin 18 Ağustos 2003 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında, madde hükmüne göre ödenecek tutarın ilk taksiti Eylül/2003 ayında, diğer taksitleri ise sırasıyla Kasım/2003, Ocak, Mart, Mayıs, Ağustos/2004 aylarında ödenecektir.

 

D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI

1- Kanunun 5 inci maddesi kapsamına, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine konu vergiler girdiğinden, anılan maddede, madde hükmünün uygulanmasına esas olmak üzere incelemeye başlama ifadesine açıklık getirilmiştir.

Buna göre, incelemeye başlama ifadesi;

-Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mükellef nezdinde işe başlama tutanağının düzenlenmesi,

-mükellefe davet veya defter ve belgelerin istenmesi yazısının tebliğ edilmiş olması,

-matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması,

hallerini kapsamaktadır.

Madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere, defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibrazı gerektiğinden, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce defter ve belgelerin vergi inceleme yetkisi olmayanlara ibrazı, vergi incelemesine başlama olarak kabul edilmeyecektir.

2- Mükelleflerin bu madde hükmünden yararlanabilmeleri için dava açmamaları şarttır.

3- Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, Vergi Usul Kanununun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanmaları mümkün değildir.

4- Düzeltme taleplerine ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin düzeltme istediği yıl için 4811 sayılı Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah artırımında bulunmaları halinde, düzeltme talebinden vazgeçtikleri kabul edilerek bu tür incelemeler sürdürülmeyecektir.

 

V– PİŞMANLIKLA YA DA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER

4811 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten Şubat 2003 ayı sonuna kadar Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesinde düzenlenen Pişmanlık ve Islah hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu maddesine göre kendiliğinden beyanname verilmesi ile Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücrete tabi mükelleflere ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

 

A- PİŞMANLIKLA BEYAN

Kanunun 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Şubat 2003 ayı sonuna kadar Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammının ve kesilen usulsüzlük cezasının ayrı ayrı %10’unun; 6 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları sonuna kadar tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve usulsüzlük cezasının kalan %90’ının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmektedir.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

4811 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile pişmanlık hükümlerinden faydalanmak üzere beyannamelerin Şubat 2003 ayı sonuna kadar verilmesi öngörülmüş olmakla birlikte bu süre, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin beyannamelerini 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

Madde hükmünden, pişmanlık talebiyle verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile beyannamelerin verilme tarihi esas alınarak hesaplanacak pişmanlık zammının ve kesilen usulsüzlük cezasının ayrı ayrı %10’unun, maddede öngörülen süre ve şekilde ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.

 

ÖRNEK:9- Harput Vergi Dairesi mükelleflerinden olup işletme hesabı esasına göre defter tutan (V), 25 Mart 2002 tarihine kadar vermesi gereken Şubat 2002 dönemine ait katma değer vergisi beyannamesini 4811 sayılı Kanun hükümlerine göre pişmanlıkla 14 Mart 2003 tarihinde vermiştir. Şubat 2002 dönemine ait ödenmesi gereken katma değer vergisi tutarı 500.000.000.-TL’dır.

Mükellefin bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmesi için:

-Vergi aslı olan 500.000.000.-TL’nın tamamını,

-Pişmanlık zammının %10’u olan (420.000.000 x %10=) 42.000.000.-TL’nı,

-Usulsüzlük cezasının %10’u olan (9.900.000 TL x %10 =) 990.000.-TL’nı,

Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi gerekmektedir.

Bu şekilde hesaplanan toplam 542.990.000.-TL’nın ödenmesi halinde, pişmanlık zammından kalan 378.000.000.-TL ile usulsüzlük cezasından kalan 8.910.000.-TL’nın tahsilinden vazgeçilecektir.

6 ncı maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannamelere ilişkin vergi aslı, gecikme faizi ve gecikme zammı ile bu beyannameler için kesilen ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş ya da dava açma süresi geçmemiş olan vergi ziyaı cezaları hakkında (b) bendi hükmünün uygulanacağı belirtildiğinden, bu safhadaki alacaklar hakkında bu bölümün “B-KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLAR” kısmındaki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

 

3- Ödeme Süresi ve Şekli

Kanunun 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ödenecek tutarın, 6 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden ilk taksit için Şubat 2003 ayı olarak belirlenen ödeme süresi 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

 

4- Diğer Hususlar

Mükellefler, madde hükmüne göre ödeme yapmamaları halinde pişmanlık hükümlerini ihlal etmiş sayılacaklardır.

Bu Kanun hükümlerine göre pişmanlıkla beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında vergi incelemesi yapılmasına ve yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza tarh edilmesine engel teşkil etmez.

 

B- KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLAR

Kanunun 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Şubat 2003 ayı sonuna kadar Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak gecikme faizinin ve kesilecek vergi cezalarının ayrı ayrı %20’sinin; 6 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları sonuna kadar tamamen ödenmesi ve dava açılmaması şartıyla, gecikme faizi ile vergi cezalarının %80’inin tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

4811 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi ile kendiliğinden verilen beyannamelerin Şubat 2003 ayı sonuna kadar verilmesi öngörülmüş olmakla birlikte, bu süre Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin beyannamelerini 31 Mart 2003 tarihi mesai bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

Madde hükmünden, Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak gecikme faizinin ve kesilecek vergi cezalarının ayrı ayrı %20’sinin; maddede öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmesi halinde yararlanılması mümkündür.

 

3- Ödeme Süresi ve Şekli

Kanunun 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca ödenecek tutarın 6 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden ilk taksit için Şubat 2003 ayı olarak belirlenen ödeme süresi 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

 

4- Madde Kapsamına Giren Diğer İşlemler

Kanunun 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş ya da dava açma süresi geçmemiş olan vergi ziyaı cezaları ile bu cezaların bağlı olduğu vergi aslı, gecikme zammı ve gecikme faizinin “Kendiliğinden Verilen Beyannamelere” ilişkin olarak düzenlenen hükümler kapsamında değerlendirileceği, bu durumda, vergilerin tamamı ile gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezalarının %20’sinin, 6 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları sonuna kadar tamamen ödenmesi gerektiği, ceza ihbarnamesinin ilk taksit ödeme süresinden sonra tebliğ edilmesi halinde, ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere 6 ayda 6 eşit taksitte ödenmesi ve dava açılmaması şartıyla gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezalarının kalan %80’inin tahsilinden vazgeçileceği hükme bağlanmıştır.

Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, bu hükümden yararlanmak isteyen mükelleflerin başvuru süresi, 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimi olarak belirlenmiştir.

Bu hükme göre, Şubat/2003 ayında ödenmesi gereken ilk taksit tutarının ödeme süresi de 31 Mart 2003 tarihi mesai bitimine kadar uzatılmıştır.

Ceza ihbarnamesinin ilk taksit ödeme süresinden sonra tebliğ edilmiş olması halinde, madde hükmüne göre ödenecek tutarlar, ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere 6 ayda, 6 eşit taksitte ödenecektir.

Bu hüküm kapsamına giren alacakların, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kısmen ödenmiş olması halinde, kalan kısım için Kanun hükmünden yararlanılabilecek, daha önce ödenen tutarlar bu Kanuna göre ödenmesi gereken tutarlara mahsup edilmeyecektir.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşen cezaların ve bu cezaların bağlı olduğu vergi, gecikme faizi ve gecikme zamlarının Kanunun 2 nci maddesi kapsamında değerlendirileceği tabiidir.

 

5- Diğer Hususlar

Bu Kanuna göre kendiliğinden beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında vergi incelemesi ve yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.

 

C- DİĞER ÜCRET GELİRİ ELDE EDENLERİN BEYANI

Kanunun 6 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasıyla Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücret mükelleflerinin; Şubat 2003 ayı sonuna kadar vergi dairelerine başvurarak, 2003 takvim yılına ilişkin gelir vergilerini tarh ettirmeleri ve karnelerine işlettirmeleri kaydıyla önceki dönemlere ilişkin olarak herhangi bir vergi ve ceza aranmayacağı hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, diğer ücret geliri elde edenlerden daha önce mükellefiyet kaydını yaptırmamış olanların işe başlama tarihi olarak bu Kanuna göre yaptıkları müracaat tarihi esas alınacaktır.

 

VI– MATRAH/VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerinde yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer vergisinde matrah/vergi artırımı uygulamasına ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

 

A- MATRAH/VERGİ ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER

Yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, 1998, 1999, 2000 ve 2001 takvim yılları için 4811 sayılı Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah artırımından yararlanabileceklerdir. Aynı şekilde katma değer vergisi mükellefleri ile hizmet erbabına ödenen ücretlerden gelir vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar da bu yıllarla ilgili olarak matrah artırımında bulunabilirler.

Adi ortaklıklar ve kollektif şirketlerde ortaklar, komandit şirketlerde komandite ortaklar, adi komandit şirketlerde komanditer ortaklar, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda bulunduklarından, bu mükellefler de anılan yıllar için matrah artırımından yararlanabileceklerdir.

Sözü edilen yıllara ilişkin vergi matrahlarının takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmiş bulunan mükellefler ile haklarında vergi incelemesine başlanılmış olan mükellefler de matrah artırımından faydalanabileceklerdir.

Zarar beyan eden veya hiç beyanname vermemiş olan mükellefler de matrah artırımı yapabileceklerdir.

Kurumlar vergisi mükellefleri, anılan yıllarla ilgili olarak vermiş oldukları beyannamelerinde kurum kazancından indirilen ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre tevkifata tabi kazanç ve iratlarının bulunması halinde, bu tevkifat matrahlarını da artıracaklardır.

Basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinden 1999, 2000 ve 2001 takvim yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamelerini vermemiş olanlar sözü edilen yıllar için matrah artırımından faydalanabileceklerdir.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumlular da, 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarındaki her bir vergilendirme dönemleri için ücret ödemelerine ilişkin olmak üzere matrah artırımı yapabileceklerdir.

Öte yandan, 4811 sayılı Kanuna göre matrah artırımında bulunmayan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi mükellefleri diledikleri takdirde, aynı Kanunun 6 ncı maddesine göre, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunmaları da mümkündür. Ancak, pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunan mükellefler hakkında, pişmanlık hükümlerine göre beyanda bulundukları yıllar için vergi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak tarhiyat yapılabilecektir.

 

B- MATRAH/VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YAPILACAK YAZILI BAŞVURUNUN SÜRESİ VE ŞEKLİ

Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerinde başvuru süresi Şubat/2003 ayı olarak belirlenmişse de bu süre Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

Matrah artırımında bulunmak isteyen gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri, Kanunda ve bu Tebliğde belirtilen esaslar dahilinde, 31 Mart 2003 tarihine kadar (bu tarih dahil), gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden artırımda bulunabileceklerdir.

 

Matrah artırımına ilişkin başvurular yazılı olarak yapılacaktır.

Matrah artırım taleplerini yazılı olarak yapmayan mükelleflerin, matrah artırımı amacına ilişkin olsa dahi, hesapladıkları vergilerini vergi dairesine yatırmaları, bu mükelleflerin bu haktan yararlanmaları sonucunu doğurmayacaktır.

Matrah artırımında bulunacak olan mükelleflerin, yıllık gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer vergisi beyannameleri ile Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (6) numaralı bentleri uyarınca yapılan gelir vergisi tevkifatına ilişkin muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine, 31 Mart 2003 günü mesai saati bitimine kadar bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun (EK: 4-12) örneklerdeki bilgileri ihtiva eden dilekçeler ile başvurmaları gerekmektedir.

Öte yandan, Kanun kapsamındaki yıllarda değişik vergi dairelerinin mükellefi olanlar, matrah artırımında bulundukları yıl ve dönemlerde hangi vergi dairesinin mükellefi iseler, o vergi dairesine yazılı başvuracaklardır.

Mükellefler, en geç 31 Mart 2003 günü mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine başvurmadıkları takdirde, 4811 sayılı Kanunla getirilen matrah artırımı hakkından yararlanamazlar.

 

C- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE MATRAH/VERGİ ARTIRIMI

4811 sayılı Kanunun 7, 8 ve 9. maddelerine göre 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin olarak matrah ve vergi artırımından yararlanmak isteyen mükellefler ile bu yıllara ilişkin olarak matrah beyan etmek isteyen mükellefler hakkında, aşağıda belirtilen usul ve esaslar uyarınca işlem yapılacaktır.

1- Yıllık Beyannamelerle Beyanı Gereken Gelirlere İlişkin Matrah Artırımı, Beyanı ve Uygulanacak Vergi Oranları

a) Yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde matrah beyan etmiş bulunan mükelleflerin matrah artırımı

1998, 1999, 2000 ve 2001 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamelerinde vergiye tabi gelir (matrah) beyan eden gelir vergisi mükellefleri ile yine aynı yıllara ilişkin olarak verilen yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde vergiye tabi kurum kazancı (matrah) beyan eden kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının asgari;

1998 yılı için ................................................... %30,

1999 yılı için ................................................... %25,

2000 yılı için ................................................... %20,

2001 yılı için ................................................... %15,

oranlarında artırılması gerekmektedir. Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak artırılan matrahların tutarı;

Gelir vergisi mükelleflerinde:

1998 yılı için .................................................. 2.500.000.000 liradan,

1999 yılı için .................................................. 3.000.000.000 liradan,

2000 yılı için .................................................. 3.750.000.000 liradan,

2001 yılı için .................................................. 5.000.000.000 liradan,

Kurumlar vergisi mükelleflerinde:

1998 yılı için ................................................. 7.500.000.000 liradan,

1999 yılı için ................................................. 9.000.000.000 liradan,

2000 yılı için ................................................. 11.250.000.000 liradan,

2001 yılı için ................................................. 15.000.000.000 liradan,

az olmayacaktır.

Bu mükelleflerin ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi vermeleri ve bu düzeltme işlemlerinin Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar sonuçlandırılmış olması halinde, bu beyanlar da dikkate alınacaktır.

Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan gelir vergisi mükellefleri için vergilendirmeye esas alınacak matrah, ilgili yıllar için yukarıda belirtilen asgari tutarın 1/5’i olarak dikkate alınacaktır. Bir başka ifadeyle artırılan matrah tutarı; 1998 yılı için 500.000.000 liradan, 1999 yılı için 600.000.000 liradan, 2000 yılı için 750.000.000 liradan, 2001 yılı için 1.000.000.000 liradan az olamayacaktır.

Ayrıca, ilgili yıllar için Kanunun 7 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca matrah artırımında bulunan gelir vergisi mükellefleri, mesken olarak kiraya verilen binalardan elde edilen kira gelirlerine ilişkin olmak üzere o yıl için belirlenen istisna tutarlarını matrah artırımı yaparken dikkate almayacaklardır.

Öte yandan, 1998 yılında gerçek usulde vergilendirilen ticari ve zirai kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı, 2000 ve 2001 yıllarında ise ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı hayat standardı esasına tabi bulunmaktadır. Bu nedenle, hayat standardı esasına tabi olan gelir vergisi mükelleflerinin matrah artırımına esas olacak gelirleri, beyan ettikleri gelirler toplamı olmayıp, hayat standardı esası da dikkate alınmak suretiyle bulunan ve verginin hesaplanmasında esas alınan matrahları olacaktır.

Hayat standardı esasına tabi olmayan gelir vergisi mükellefleri ise yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan ettikleri matrahlar üzerinden matrah artırımında bulunacaklardır.

Verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde birden fazla gelir unsuru bulunan mükellefler, matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde yer alan toplam matrah üzerinden yapacaklar ve gelir unsurlarının bir kısmı itibarıyla artırımda bulunmayacaklardır.

Söz konusu yıllarla ilgili olarak 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri hakkında ikmalen veya re’sen gelir ve kurumlar vergisi tarhiyatının yapılmış olması halinde, bu tarhiyata esas olan matrah farkları, matrah artırımında dikkate alınmayacaktır. Diğer bir ifade ile mükelleflerin verdikleri yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan matrahlar, matrah artırımında dikkate alınacaktır.

Basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinden 1999, 2000 ve 2001 takvim yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesini bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce vermiş olanlar hakkında, bu yıllara ilişkin olarak yıllık gelir vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

b) Vergi mükellefiyet kayıtları olup da gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde zarar beyan etmiş veya hiç beyanname vermemiş olan mükelleflerin durumu:

ba) Gelir Vergisi Mükelleflerinin Durumu

1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin olarak, Gelir Vergisi Beyannamesi vermek mecburiyeti bulunduğu halde, bu mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa olsun yerine getirmeyerek beyanname vermemiş olan mükellefler ile bu yıllara ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamelerinde matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden mükellefler;

1998 takvim yılı için ........................ 2.500.000.000 liradan,

1999 takvim yılı için......................... 3.000.000.000 liradan,

2000 takvim yılı için......................... 3.750.000.000 liradan,

2001 takvim yılı için......................... 5.000.000.000 liradan,

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacaklardır.

Adi ortaklıklar ve kollektif şirketlerde ortaklar ile komandit şirketlerde komandite ortaklar yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda olduklarından, bu mükellefler, yukarıda açıklanan esaslardan durumlarına uygun matrah artırımında bulunabilirler. Adi komandit şirketlerin, menkul sermaye iradı elde eden komanditer ortakları da bu iratlarla ilgili olarak matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilirler.

Matrah artırımı talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak gelir vergisi mükelleflerinin ölümü veya gaipliği halinde, bu mükelleflerin varisleri, muris adına matrah artırımında bulunabilirler. Bu takdirde, mirasçıların tamamının matrah artırımını kabul etmeleri gerektiği tabiidir. Ancak şahsi ticari işletmenin faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi halinde ise bu faaliyete devam eden mirasçı veya mirasçıların matrah artırımı yeterli olacaktır.

 

bb) Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Durumu

1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin olarak yıllık kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde bulunduğu halde, bu mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa olsun yerine getirmeyerek beyanname vermemiş olan mükellefler ile bu yıllara ilişkin olarak verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde herhangi bir nedenle matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden mükellefler;

1998 takvim yılı için ........................ 7.500.000.000 liradan,

1999 takvim yılı için......................... 9.000.000.000 liradan,

2000 takvim yılı için........................11.250.000.000 liradan,

2001 takvim yılı için........................15.000.000.000 liradan,

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla, bu Kanun hükümlerinden yararlanacaklardır.

 

c) Faaliyette bulunduğu veya gelir elde ettiği halde mükellefiyet tesis ettirmemiş gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri hakkında yapılacak işlemler

Yukarıda (ba) ve (bb) bölümlerinde mükellefiyet tesis ettirip de yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi vermeyenler ile bu yıllara ilişkin olarak verilen yıllık beyannamelerde herhangi bir sebeple matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden mükellefler hakkında yapılan açıklamalar faaliyette bulundukları veya gelir elde ettikleri halde mükellefiyet tesis ettirmemiş olan mükellefler için de geçerlidir.

Bu nedenle, ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakan mükellefler, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde matrah beyan etmeleri halinde, matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

d) Basit usulde vergilendirilen ve ilgili yıllarda beyanname vermemiş olan gelir vergisi mükelleflerinin durumu:

Bu mükelleflerin, 1999, 2000 ve 2001 takvim yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesini hiç vermemiş olmaları halinde, 1999 takvim yılı için 600.000.000 liradan, 2000 takvim yılı için 900.000.000 liradan, 2001 takvim yılı için ise 1.200.000.000 liradan az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla, bu Kanun hükümlerinden yararlanmaları mümkündür. Ayrıca, artırıma konu herhangi bir yılda beyanname vermemiş olanlar da bu yıl için matrah artırımı yapabileceklerdir.

 

e) Matrah artırımı ve matrah beyanında uygulanacak vergi oranları:

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince yukarıda (a), (b), (c) ve (d) bölümlerinde belirtilen şekilde artırılan veya beyan edilen matrahlara % 30 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır.

4811 sayılı Kanun hükümlerine göre artırılan veya beyan edilen matrahlar üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi için ayrıca herhangi bir vergi ya da fon payı ve eğitime katkı payı hesaplanmayacak ve ödenmeyecektir. Artırılan bu matrahlar üzerinden geçici vergi de hesaplanmayacaktır.

Öte yandan, matrah artırımında bulunmak istedikleri yıllara ait yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini kanuni süresinde vermiş ve bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilerin tamamını süresinde ödemiş bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olmaları şartıyla, 7 nci madde hükmüne göre artırdıkları matrahlara % 30 yerine % 25 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır.

Bu mükelleflerin süresinde vermiş oldukları yıllık beyannamelerde, ilgili Kanunlarında yer alan istisna uygulaması, indirim ve mahsuplar nedeniyle ödenecek vergi çıkmamış olabilir. Bu mükelleflerce artırılan matrahlara da % 25 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.

Bu şekilde indirimli oranda vergi ödeme hakkı bulunan mükelleflerin başvurularında bu hususu başvuruda kullanılan bildirimin ilgili sütununa işaretlemesi gerekmektedir.

 

2- Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının (6) Numaralı Bendine Göre Gelir Vergisi Tevkifatına Tabi Kazanç ve İratları Bulunan Mükellefler Hakkında Yapılacak İşlemler:

Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile kurumlar vergisinden istisna edilen, bu nedenle kurumlar vergisi mükelleflerince verilen yıllık beyannamede kurum kazancından indirilen; menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları, risk sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları, gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları ve emeklilik yatırım fonlarının kazançları, dağıtılsın dağıtılmasın, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (a) alt bendi ile gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmuş bulunmaktadır.

Aynı maddenin (6) numaralı bendinin (b/ii) alt bendi ile de dağıtılsın dağıtılmasın, kurumlar vergisine tabi kurumların, kurumlar vergisinden müstesna kazanç ve iratlarından (iştirak kazançları hariç), kurumlar vergisi beyanname verme süresi içinde gelir vergisi tevkifatı yapılmakta ve tevkif edilen bu vergiler izleyen ayın 20 nci günü akşamına kadar muhtasar beyanname ile beyan edilerek aynı süre içerisinde (karın dağıtılmaması halinde 3 eşit taksitte) ödenmektedir.

Yukarıda açıklanan şekilde (1. Bölümde) matrah artırımında veya matrah beyanında bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı zamanda Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (a) ve (b) alt bentlerine göre gelir vergisi tevkifatına tabi kazanç ve iratlarının bulunması halinde, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir.

Bir başka ifade ile 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamelerinde kurumlar vergisine tabi matrah beyan eden, matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden mükelleflerin, bu dönemlere ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (a) ve (b) alt bentlerine göre, gelir vergisi tevkifatına tabi kazançları ile ilgili olarak vergi artırımı veya matrah beyanında bulunabilmeleri için, bu Tebliğin (C/1) bölümünde belirtilen şekilde kurumlar vergisi matrahlarını da artırmaları zorunludur.

Buna göre, yukarıda belirtilen her iki duruma uygun artırımda bulunmayan mükelleflerin anılan madde hükmünden yararlanmaları mümkün değildir.

Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinin (a/ii) alt bendine göre yapılan gelir vergisi tevkifatının oranı, 93/5148 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile portföyünde en az % 25 oranında hisse senedi bulundurmayan (B) tipi menkul kıymetler yatırım fonları ile aynı nitelikteki menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının, portföy işletmeciliği kazançlarında % 10, diğer fon ve ortaklıklarının kazançlarından ise sıfır (% 0) olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle sadece (B) tipi menkul kıymetler yatırım fonları ve ortaklıkları, portföy işletmeciliği kazançlarına ilişkin olarak vergi artırımı veya matrah artırımı yapabileceklerdir.

Ayrıca, anılan (B) tipi fon ve ortaklıkların ilgili yıllarda münhasıran portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunmuş olmaları halinde, portföy işletmeciliği kazançlarının tamamı Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendine göre kurumlar vergisinden istisna edilmiş olduğundan yıllık beyannamede kurumlar vergisi matrahı oluşmamaktadır. Bu itibarla anılan fon ve ortaklıklar kurumlar vergisi matrahı artırımında bulunulmaksızın gelir vergisi tevkifatına tabi portföy işletmeciliği kazançları üzerinden yapılan gelir vergisi tevkifatı için matrah artırımında bulunabileceklerdir. Diğer kurumlar vergisi mükellefleri ise kurumlar vergisi ve gelir vergisi tevkifat matrahlarını yukarıda açıklanan esaslara göre birlikte artırmak zorundadırlar.

Öte yandan, Kurumlar Vergisi mükelleflerinin verdikleri yıllık beyannamede, kurum kazancından indirilen ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatına tabi kazanç ve iratları bulunmakla birlikte bu kazançlardan tevkifat oranı, Bakanlar Kurulu’nca sıfır (%0) olarak belirlenmiş olanlar ile Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 ve geçici 29 uncu maddelerine göre, kurumlar vergisinden istisna edilen ancak tevkifata tabi olmayan kazançlar, bu Kanunun 7 nci maddesinin (7) numaralı bendine göre yapılacak gelir (stopaj) vergisi matrah artırımı sırasında matraha dahil edilmeyecek ve üzerinden vergi hesaplanmayacaktır.

 

Dağıtılan kar paylarından yapılan gelir (stopaj) vergisi tevkifatı bu Kanun kapsamında artırıma konu edilemez.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b/i) bendine göre, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 1, 2 ve 3 numaralı bendlerinde yazılı kar paylarının dağıtımı sırasında yapılmakta olan gelir vergisi tevkifatına ilişkin olarak kurumların 4811 sayılı Kanuna göre, vergi ve matrah artırımında bulunmaları söz konusu değildir.

 

a) Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde kurum kazancından indirilen Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatına tabi kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan mükellefler

Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde, istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazanç ve iratlarının da bulunması halinde, bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen vergilerini;

1998 yılı için ......................................................................... .%30,

1999 yılı için ..........................................................................% 25,

2000 yılı için ...........................................................................%20,

2001 yılı için ...........................................................................%15,

nispetlerinde artırarak ödemeleri kaydıyla matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Yukarıda açıklandığı üzere, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (a/ii) ve (b/ii) alt bentlerine göre, gelir vergisi tevkifatına tabi kazanç ve iratların daha önce beyan edilmiş olması kaydıyla bu kazanç ve iratların matrahı artırılmamakta, vergileri artırılmaktadır.

 

b) Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler

Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde, kurumlar vergisinden istisna kazancı bulunduğu halde, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre vergi tevkifatına tabi bu kazanç ve iratlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükellefleri, bu yıllara ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için; bu kazanç ve iratlara ilişkin tevkifat matrahlarını;

1998 yılı için ............................................................. 3.750.000.000 liradan,

1999 yılı için ............................................................ 4.500.000.000 liradan,

2000 yılı için ............................................................ 5.625.000.000 liradan,

2001 yılı için ............................................................. 7.500.000.000 liradan

az olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden;

1998 yılı için .........................................................................%19,

1999 yılı için .........................................................................%18,

2000 yılı için .........................................................................%17,

2001 yılı için .........................................................................%16,

oranında hesaplanacak vergiyi ödemeleri gerekmektedir.

4811 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tevkifata tabi kazanç ve iratların, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde istisna uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden araştırılabileceği tabiidir.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre tevkifata tabi olan kazanç ve iratlar için vergi veya matrah artırımı yapılmak suretiyle hesaplanacak gelir vergisi üzerinden fon payı hesaplanmayacaktır.

 

3- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanına İlişkin Diğer Hususlar

a) Matrah beyanında bulunan mükelleflere Vergi Usul Kanununa göre usulsüzlük cezaları uygulanmayacaktır.

Kurumlar vergisi mükelleflerinin 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre tevkifata tabi kazanç ve iratları olduğu halde, bu kazanç ve iratlar için muhtasar beyanname vermemiş bulunan mükellefler hakkında 4811 sayılı Kanun hükümlerine göre yaptıkları vergi artırımı dolayısıyla Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre usulsüzlük cezası kesilmeyecektir.

 

b) Kıst dönemde faaliyette bulunan mükelleflerde asgari matrah beyanı

4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükmüne ve bu Tebliğde yapılan açıklamalara göre matrah artırımında veya beyanında bulunacak mükelleflerin, matrah artırımında veya beyanında bulundukları yıllarda (işe başlama ve işi bırakma gibi nedenlerle) kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları halinde, ilgili yıllar için belirlenen ve yukarıda açıklanan asgari matrahlar tam olarak dikkate alınacak; kıst dönem itibarıyla bir hesaplama yoluna gidilmeyecektir.

 

c) Matrah ve vergi artırımı ile matrah beyanında bulunan mükelleflerin daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin durumu

Gelir ve Kurumlar vergisi mükelleflerinin 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin olarak 4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, artırılan bu matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamını ödemeleri gerekmektedir. Mükelleflerin matrah veya vergi artırımında bulundukları yıllara ilişkin olarak daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergileri, matrah artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsup etmeleri mümkün değildir.

 

d) Matrah artırımında bulunan mükelleflerin geçmiş yıl zararları

4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin 11 numaralı fıkrasında, “Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararların %50’si, 2002 ve izleyen yıl karlarından mahsup edilmez.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, mükellefler, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının yarısını, 2002 ve müteakip yıl karlarından mahsup edemeyeceklerdir. Söz konusu zararların diğer yarısı ise, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup edilmeye devam edilecektir.

 

e) Gelecek yıllarda matrahtan indirim konusu yapılacak istisna ve indirim tutarları ile geçmiş yıl zararlarının artırılan matrahlardan indirilmemesi

Kurumlar vergisinden istisna edilen bazı kazançlar, ilgili yıl faaliyet sonucu zararla sonuçlanmış olsa dahi, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde indirim olarak uygulanmakta ve söz konusu istisna kazançlar, müteakip yıl kazançlarından indirilmek üzere zarar olarak müteakip yıllara devredilmektedir. Ancak, 4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin 12 numaralı fıkrası gereğince matrah artırımında bulunan mükelleflerin devreden bu zararları, bu Kanuna göre artırdıkları matrahlardan indirmeleri söz konusu değildir.

Aynı şekilde mükellefler, yapmış oldukları yatırım harcamaları nedeniyle indirime hak kazandıkları, ancak ilgili yıllarda kazanç yetersizliği dolayısıyla yararlanamadıkları yatırım indirimi istisnası tutarları ile geçmiş yıl zararlarını da 4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre artırdıkları veya beyan ettikleri matrahlardan indiremeyeceklerdir. Ancak önceki yıllarda indirilemeyen yatırım indirimi tutarının, Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde mükelleflerce daha sonraki yıllarda beyan ettikleri kazançlardan indirim konusu yapılabileceği tabiidir.

 

f) Senelere sari inşaat ve onarma işi yapan mükelleflerin durumu

Yıllara sari taahhüt konusu inşaat ve onarım işi yapan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, bu faaliyetleri dolayısıyla 1998, 1999, 2000 ve 2001 yılları için matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilirler.

Birden fazla yıllara sari inşaat işi bulunan mükellefler her bir inşaat itibarıyla işin bittiği yıl esas alınmak suretiyle 4811 sayılı Kanuna göre matrah artırımında bulunabileceklerdir.

Öte yandan önceki yıllarda başlayan, ancak 2002 yılında bitmiş veya halen devam etmekte olan yıllara sari inşaat işleri için 2003 ve müteakip yıllarda beyanda bulunulması gerektiğinden 4811 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanma imkanı bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde beyan ettikleri yıllara sari inşaat ve onarma işine ait istihkaklarından kesilen vergilerin beyannamede mahsubu sonucu vergi iade haklarının doğması ve bu mükelleflerin de anılan yıllarla ilgili olarak matrah artırımı veya matrah beyanında bulunmaları halinde, iadesi gereken bu vergilerin, mükelleflerin matrah artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsubu mümkün değildir.

 

g) Matrah artırımında bulunan mükelleflerin tevkif yoluyla ödenmiş bulunan vergilerin mahsup ya da nakden iadesini talep etmeleri

Matrah artırımında bulunan mükelleflerin, artırımda bulundukları yıllarla ilgili olarak yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, mahsup veya nakden iadesine ilişkin taleplerinin bulunması halinde; bu talepleri bu konuda yayınlanmış olan genel tebliğlerdeki açıklamalar çerçevesinde sonuçlandırılacaktır. Bu nedenle bu mükellefler hakkında tevkif yoluyla ödenen vergilerin mahsup veya nakden iadesi ile ilgili talepleri ile sınırlı kalmak üzere inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.

 

D- KATMA DEĞER VERGİSİNDE ARTIRIM

4811 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde; katma değer vergisi mükelleflerinin 1998, 1999, 2000 ve 2001 yılları için maddede belirtildiği şekilde vergi artırımında bulunmayı kabul etmeleri halinde, artırımda bulundukları dönemler için haklarında vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Katma değer vergisinde vergi artırımı aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde yürütülecektir.

 

1- Vergi Artırımında Bulunulan Yıla Ait Vergilendirme Dönemlerinin Tamamında Katma Değer Vergisi Beyannamesini Vermiş Olanlar

Katma değer vergisi mükelleflerinin, ilgili yıllarda her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) Katma Değer Vergisi beyannamelerinde hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden;

1998 yılı için …………….%3,

1999 yılı için …………….%2,5,

2000 yılı için.…………….%2,

2001 yılı için.…………….%1,5,

oranında hesaplanacak katma değer vergisini, ödemeyi kabul etmeleri halinde 4811 sayılı Kanunun 8 inci maddesindeki vergi artırımı hükümlerinden faydalanabileceklerdir.

İhtirazi kayıtla verilen beyannamelerde hesaplanan katma değer vergisi tutarları yıllık toplama dahil edilir.

Artırımda bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılıp kesinleşen katma değer vergisi tarhiyatları ile ilgili “hesaplanan katma değer vergisi” tutarları yıllık toplama dahil edilecektir.

2 No’lu Katma Değer Vergisi Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilen vergiler, (Katma Değer Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak kısmi vergi tevkifatı getirilen hurda metal ve atık, kağıt, plastik, cam teslimleri ile fason konfeksiyon ve tekstil işleri gibi işlemler dahil) yıllık toplama dahil edilmeyecektir. Bu beyannameler için madde hükmünden yararlanılması mümkün değildir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi ve geçici 17 nci maddelerine göre tecil-terkin uygulaması kapsamında teslimleri bulunan mükelleflerde, tecil edilen vergiler, ilgili dönem beyannamesinde yer alan hesaplanan katma değer vergisinden düşülecek ve yıllık toplama dahil edilmeyecektir.

Mükelleflerin, artırıma esas alınan ilgili yılların vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları gerekmektedir. Ancak, yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.

Mükelleflerce verilen katma değer vergisi beyannamelerinde, vergiye tabi işlemleri bulunmaması nedeniyle hiç hesaplanan katma değer vergisi beyan edilmemesi durumunda bu Tebliğin D/2-b bölümündeki açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır.

 

2- Faaliyette Bulundukları Halde, İlgili Takvim Yılı İçinde Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin Tamamını Vermeyen Mükellefler

a) Bir takvim yılı içinde en az 3 döneme ait beyanname verenlerin durumu

Verilmiş olan beyannamelerde yer alan hesaplanan katma değer vergisi tutarları toplanır ve beyanname verilen dönem sayısına bölünerek ortalaması bulunur. Bulunan bu ortalama tutar, 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek vergi artırımına esas olacak “yıllık hesaplanan katma değer vergisi” tutarına ulaşılır. Bulunan bu vergi tutarı üzerinden Tebliğin (VI-D/1) bölümünde belirtilen oranlarda katma değer vergisi ödenmesinin kabul edilmesi halinde, mükellefler bu maddedeki vergi artırımı hükümlerinden faydalanabileceklerdir.

 

b) İlgili takvim yılı içinde hiç beyanname verilmemesi veya en fazla 2 dönemde beyanname verilmiş olması durumu

İlgili yıllarda hiç katma değer vergisi beyannamesi verilmemiş ya da takvim yılının 1 veya 2 vergilendirme döneminde beyanname verilmiş olması halinde, katma değer vergisi matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilmek için, mükelleflerin ilgili yıl gelir veya kurumlar vergisi yönünden de matrah artırımında bulunmaları zorunludur. Ancak, bu durumda olan adi ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda ortakların tamamının gelir vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları gerektiği tabiidir.

Mükellefler, 4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ve bu Tebliğdeki açıklamalar çerçevesinde artırdıkları gelir veya kurumlar vergisi matrah tutarı üzerinden %15 oranında hesaplanacak katma değer vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu maddedeki matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Mükellefler ödemeleri gereken %15 oranında katma değer vergisini, gelir veya kurumlar vergisi matrahının artırılan tutarı üzerinden hesaplayacaklardır.

 

c) Vergilendirme dönemleri 3 aylık olan katma değer vergisi mükelleflerinin durumu

ca) 1, 2 veya 3 dönem için beyanname verilmiş olması durumu

Üç aylık beyan dönemine tabi mükelleflerin; 1, 2 veya 3 dönem için beyanname vermiş olmaları halinde, yıllık “hesaplanan vergi” toplamı, Tebliğin (VI-D/2-a) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde hesaplanır. Buna göre mükellefler 1 dönem beyanname vermişlerse; bu beyannamedeki hesaplanan katma değer vergisi tutarının 4 katı alınarak yıllık hesaplanan katma değer vergisi toplamına ulaşılır. 2 dönem için beyanname verilmişse verilen beyannamelerdeki hesaplanan katma değer vergisi toplamının 2 katı alınmak suretiyle, 3 dönem için beyanname verilmişse 3 dönem için verilen bu beyannamelerde yer alan hesaplanan katma değer vergisi toplamına, bu tutarın 1/3’ü ilave edilerek yıllık hesaplanan katma değer vergisi hesaplanır. Hesaplanan bu tutar üzerinden bu Tebliğin (VI-D/1) bölümünde belirtilen oranlarda katma değer vergisi ödenmesi gerekmektedir.

 

cb) 3 aylık vergilendirme dönemlerinin hiçbirinde beyanname verilmemesi durumu

Bu mükelleflerin katma değer vergisi artırımından yararlanabilmeleri için, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını bu Kanun kapsamında artırmaları şarttır. Bunların katma değer vergisi artırımı dolayısıyla ödemesi gereken vergi, artırılan gelir veya kurumlar vergisi matrahına %15 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanır.

 

3- İlgili Yıl İşlemlerinin Tamamının Kısmi İstisna Kapsamına Giren Teslim ve Hizmetlerden veya Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlerden Oluşması Nedeniyle Hesaplanan Katma Değer Vergisi Bulunmaması Durumu

İlgili takvim yılı içinde işlemlerinin tamamı kısmi istisna kapsamına giren teslim ve hizmetlerden veya tecil-terkin uygulanan teslimlerden oluşan, bu nedenle beyannamelerinde hesaplanan katma değer vergisi bulunmayan mükellefler, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş olmaları şartıyla katma değer vergisi artırımından faydalanabilirler. Bu mükelleflerin, katma değer vergisi artırımı talepleri nedeniyle ödeyecekleri vergi, gelir veya kurumlar vergilerinde artırılan matrahlara %15 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanır.

Ancak, bu mükelleflerin vergi artırımından yararlanmak istedikleri yıl içindeki bazı dönemlere ait beyannamelerinde “Hesaplanan katma değer vergisi” yer alıyorsa, vergi artırımı nedeniyle ödemeleri gereken verginin tespiti için karşılaştırma yapılması gerekir. Buna göre, artırım talebi nedeniyle ödenmesi gereken vergi; önce bu Tebliğin (VI-D/1 ve 2) bölümüne, daha sonra bu bölüme göre hesaplanır. Bu tutarlardan büyük olan, artırım nedeniyle ödenmesi gereken vergi olarak kabul edilir.

Bu kapsama giren mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmaları zorunludur.

 

4- Yıl İçinde İşe Başlayan veya Bırakan Katma Değer Vergisi Mükelleflerinde Vergi Artırımı

Bu mükelleflerin vergi/matrah artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergi aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde belirlenir.

 

a) Yıl içinde faaliyet gösterilen dönemlerin tamamında katma değer vergisi beyannamelerinin verilmiş olması

Bu beyannamelerde yer alan “hesaplanan katma değer vergisi” tutarlarının toplamı, “kıst dönem yıllık hesaplanan katma değer vergisi” toplamı olarak kabul edilir. Bu tutarlara, Tebliğin (VI-D/1) bölümünde ilgili yıllar için belirlenen oranlar uygulanarak ödenmesi gereken katma değer vergisi bulunur.

 

b) Üç veya daha fazla dönemde beyanname verilmiş olması

Mükellef faaliyette bulunduğu dönemlerin tamamında beyanname vermemekle birlikte, üç veya daha fazla dönem için beyanname vermişse, bu beyannamelerde yer alan “hesaplanan katma değer vergisi” toplamı, beyanname verilen dönem sayısına bölünerek aylık ortalaması alınır ve yıl içinde faaliyette bulunulan dönem sayısı ile çarpılarak “kıst dönem yıllık hesaplanan katma değer vergisi” toplamı bulunur. Bu tutar üzerinden Kanunun 8 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen oranda katma değer vergisi ödenir.

 

c) Mükellef hiç beyanname vermemiş veya 1 ya da 2 dönem için beyanname vermişse

Bu Tebliğin (VI-D/2-b) bölümündeki açıklamalara göre işlem yapılır.

 

5- Basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri hakkında yapılacak işlemler

4811 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin (6) numaralı fıkrasında basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri hakkında 1999, 2000 ve 2001 yıllarındaki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlandığından, bu mükelleflerin vergi artırımı talebinde bulunmalarına gerek yoktur.

 

6- Vergi artırımında bulunanlar nezdinde inceleme ve tarhiyat yapılması

Vergi artırımından yararlanmak isteyen mükellefler nezdinde, vergi artırımı talebinde bulundukları yıl veya yılların kapsadığı dönemler itibarıyla katma değer vergisi yönünden vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmaz. Ancak;

-Artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için “sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi” yönünden vergi incelemesi yapılabilir. Bu incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez. Ancak, elde edilen bulgular artırım talebinde bulunulmayan dönemlerdeki tarhiyatlar için kullanılabilir.

-Artırım talebinde bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran işlemlerden ya da ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak vergi incelemesi yapılabilir. İnceleme sonunda artırım talebinde bulunulan dönemler için terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere tarhiyat yapılabilir.

 

7- Ödenen katma değer vergisinin gelir veya kurumlar vergisi matrahından indirilmemesi

4811 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre vergi artırımı sonucu ödenen katma değer vergisi, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamaz. Katma değer vergisi beyannamelerine indirim olarak ithal edilemez ve herhangi bir şekilde nakden veya mahsuben iade edilemez.

 

E- GELİR (STOPAJ) VERGİSİNDE ARTIRIM

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden, Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine göre sorumlularca gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Vergi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar, 94 üncü maddenin birinci fıkrasında sayılan gerçek ve tüzel kişilerdir. Bunlar, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerdir. Spor kulüpleri de dernek statüsünde olup tevkifat yapmakla sorumludur. Bu kulüpler de ücret hükümlerine göre vergilendirilen ödemeleri için vergi artırımından yararlanabileceklerdir.

Buna göre, hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bu sorumlulukları ile ilgili olarak vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, 4811 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi gereğince aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı beyanında bulunmaları gerekmektedir.

 

1- Muhtasar Beyanname ile Beyanı Gereken Ücret Gelirlerinde Vergi Artırımı

a)Vergi artırımında bulunulan yıla ait vergilendirme dönemlerinin tamamında muhtasar beyanname vermiş olan sorumlular

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen ücret ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;

1998 yılı için .......................................... .%5,

1999 yılı için ........................................... %4,

2000 yılı için ............................................%3,

2001 yılı için ............................................%2,

oranında hesaplanan gelir vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak ücret yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

Vergi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumlular), 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar, muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairesine yazılı başvuruda bulunmaları şarttır.

Öte yandan, ilgili yıllarda muhtasar beyanname yönünden değişik vergi daireleri mükellefi olanlar, matrah artırımında bulundukları yıl için hangi vergi dairesinin mükellefi ise o vergi dairesine başvuracaklardır.

Matrah artırımı yapılan yılın vergilendirme dönemlerinde değişik vergi dairelerine muhtasar beyanname vermiş olanlar, o yılda en fazla muhtasar beyanname verilen vergi dairesine başvuracaklardır. Başvurularında, o yıl içinde hangi vergi dairelerine muhtasar beyanname verdiklerini belirteceklerdir.

Mükelleflerin (sorumlular) ilgili yılların herhangi bir vergilendirme dönemi için vergi artırımında bulunmaları mümkün olmayıp, yılın tamamı için vergi artırımı yapmaları zorunludur. Ancak, yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur. Bu durumda vergi artırımı yapılan yıl için ücretler yönünden inceleme ve tarhiyata muhatap olmayacaklardır.

 

b) Vergi artırımında bulunulmak istenilen yıl içinde en az bir dönemde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde vergi artırımı

Vergi artırımı isteminde bulunulan yılın vergilendirme dönemlerinin en az bir döneminde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde, bu beyannamede yer alan ücret ödemelerinin gayrisafi tutarı, 12 ile çarpılmak suretiyle (1) yıla tamamlanarak vergi artırımına esas alınacak olan yıllık ücretler üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj) vergisinin matrahı bulunur ve bu matraha Tebliğin (VI-E/1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları uygulanmak suretiyle ödenecek vergi bulunur. Öte yandan birden fazla dönemde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde verilen beyannamelerde yer alan ücretin gayri safi tutarlarının toplamı verilen beyanname dönemi sayısına bölünmek suretiyle ortalaması bulunur. Bulunan bu ortalama tutar 12 ile çarpılmak suretiyle vergi artırımına esas alınacak gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunur ve bu matraha Tebliğin (VI-E/1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları uygulanmak suretiyle ödenecek vergi bulunur.

 

c) Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç beyanname verilmemiş olması durumu

Mükellefler (sorumlular) gelir (stopaj) vergisi artırımı isteminde bulundukları yılın vergilendirme dönemlerinin hiç birisinde ücret ödemelerine ilişkin muhtasar beyanname vermemiş iseler bu yılla ilgili olarak aşağıda yapılan açıklamalar çerçevesinde hesaplanan gelir vergisinin ödenmesi halinde, 4811 sayılı Kanunun 9 uncu maddesindeki vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın her bir vergilendirme dönemi için;

ca) 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili yıl için verilmiş olan en son dört aylık sigorta prim bordrosunda bildirilen işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve vergi artırımında bulunulan yılın son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücret tutarı, bu işçi sayısı ile çarpılmak suretiyle bir vergilendirme dönemine ait gelir (stopaj) vergisi matrahı hesaplanacaktır. Bu tutar 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek 4811 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre vergi artırımına esas olacak yıllık ücretler üzerinden hesaplanan gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunacaktır. Bulunan bu tutar üzerinden ilgili yıl için Tebliğin yukarıda(VI-E/1-a) bölümünde belirlenen oranda gelir vergisi ödenmesi suretiyle, vergi artırımı hükümlerinden yararlanılacaktır.

En son dört aylık sigorta prim bordrosunda yer alan ayların en fazla işçi çalıştırıldığı aydaki işçi sayısı hesaplamalarda dikkate alınacaktır.

cb) Vergi artırımı yapılmak istenilen yılda sigorta prim bordrosunun hiç verilmemiş olması halinde, 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi artırımı yapılan yılı izleyen vergilendirme dönemlerinde verilen ilk sigorta prim bordrosundaki işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilir ve bu işçi sayısı esas alınarak yukarıda (ca) bölümünde açıklandığı şekilde bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken gelir vergisi tutarı hesaplanır.

cc) 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarının tamamında 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar sigorta prim bordrosunun hiç verilmemiş olması halinde, en az iki işçi esas alınmak suretiyle yukarıda (ca) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken gelir vergisi hesaplanır.

 

2- Yıl İçinde İşe Başlayan veya İşi Bırakan Mükelleflerin Durumu

Gelir (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumluların) artırımda bulunacakları yıl içinde işe başlamış ya da işi bırakmış olmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri esas alınarak yukarıdaki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili yıl için artıracakları vergi tutarları hesaplanacaktır. Bu hesaplamada, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemlerine ait gelir (stopaj) vergisinin 1 yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.

 

3- Vergi Artırımında Bulunulacak Yıl İçin Yapılıp Kesinleşen Tarhiyatların Durumu

Mükelleflerin (sorumluların), gelir (stopaj) vergisi artırımında bulunmak istedikleri yıl içinde yer alan vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak, haklarında 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ikmalen veya re’sen yapılıp kesinleşen gelir (stopaj) vergisi tarhiyatları ile muhtasar beyannamelerindeki beyanlarının vergi matrahları birlikte dikkate alınacak ve bu toplam matraha Tebliğin yukarıda (VI-E/1-a) bölümünde yer alan vergi oranları uygulanmak suretiyle ödenmesi gereken vergi hesaplanacaktır.

 

4- Vergi Artırımı Sonucu Ödenen Vergilerin Gelir Veya Kurumlar Vergisinden İndirilmemesi

4811 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göre yapılan vergi artırımı sonucu ödenen gelir (stopaj) vergisi, mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamaz.

 

5- Vergi Artırımı Kapsamına Giren Yıllarda Uygulanan Asgari Ücret Tutarları

Bu bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde hizmet erbabına ödenen ücretlere ilişkin gelir (stopaj) vergisinde yapılacak vergi artırımında, ilgili yılların son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücret tutarları aşağıda belirtilmiştir.

1998 yılı için .............................. 47.839.500.-TL

1999 yılı için............................... 93.600.000.-TL

2000 yılı için............................... 118.800.000.-TL

2001 yılı için............................... 167.940.000.-TL

 

F- ORTAK HÜKÜMLER

1- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanı Dolayısıyla Ödenmesi Gereken Vergilerin Ödeme Zamanları:

4811 sayılı Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddeleri hükümlerinden yararlanılarak artırımda veya beyanda bulunanlar anılan hükümlere göre hesaplanan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi ile Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (6) numaralı bentlerine göre gelir vergisi tevkifatına tabi kazanç ve iratları üzerinden, bu Kanun hükümlerine göre tarh ve tahakkuk ettirilen gelir vergisinin 9 eşit taksitte;

Birinci taksitinin Şubat 2003 ayı,

İkinci taksitinin Nisan 2003 ayı,

Üçüncü taksitinin Haziran 2003 ayı,

Dördüncü taksitinin Ağustos 2003 ayı,

Beşinci taksitinin Ekim 2003 ayı,

Altıncı taksitinin Aralık 2003 ayı,

Yedinci taksitinin Şubat 2004 ayı,

Sekizinci taksitinin Nisan 2004 ayı,

Dokuzuncu taksitinin Haziran 2004 ayı,

içinde ödenmesi gerekmektedir.

Ancak, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden Şubat/2003 ayı olarak belirlenen ilk taksit ödeme süresi 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

4811 sayılı Kanuna göre tarh ve tahakkuk ettirilen gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin yukarıda belirtilen taksit süreleri içinde ödenmemesi halinde, aynı Kanunun 18 inci maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsiline devam olunacaktır.

 

2- Vergi Matrahlarının Takdiri İçin Takdir Komisyonlarına Sevk Edilmiş Bulunan Mükellefler İle Haklarında Vergi İncelemesine Başlanılmış Mükelleflerin Durumu

4811 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (4) numaralı fıkrasında bu Kanuna göre matrah artırımında bulunulmasının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmeyeceği hükmü yer almıştır. Ancak, bu mükellefler hakkında vergi incelemesi ile takdir işlemlerine göre tarhiyat yapılabilmesi için aşağıda belirtilen hususlara uyulması gerekir.

a) 4811 sayılı Kanuna göre matrah artırımında bulunan mükellefler hakkında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin, Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen ayın başından itibaren 1 ay içerisinde sonuçlandırılması şarttır. Bu süre içerisinde sonuçlandırılamayan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine devam edilmeyecek, bulunduğu safhada bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan vergileri ödeyeceklerdir.

b) Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış söz konusu vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata konu matrah farkı tespit edilmesi halinde;

ba) Mükellef, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah artırımında bulunmuş ise, inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah farkı ile mükelleflerin bu Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddeleri hükümlerine göre artırdıkları matrahlar birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu mükellefin ilgili yıllarda artırılan matrah tutarlarının, vergi incelemeleri veya takdir komisyonu kararlarına göre o yıl için belirlenen matrah farkından fazla veya bu tutar kadar olması durumunda mükellef hakkında ayrıca vergi incelemeleri ve takdir komisyonu kararlarına göre vergi tarhiyatı yapılmaz ve ceza uygulanmaz.

bb) Vergi incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah farkının, mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutar kadar matrah farkı üzerinden mükellef hakkında gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza uygulanacaktır. Ancak mükellef, bu fark tutarı üzerinden tarh edilen vergiler ile uygulanan gecikme faizi ve cezaları için 4811 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanarak ödemede bulunabilir.

bc) Bir ay içinde sonuçlandırılan ve yukarıda (ba) ve (bb) bölümlerinde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan tarhiyatlar ile ilgili olarak mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz.

bd) Bu bendin uygulanmasında, inceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, vergi inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.

c) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce haklarında vergi incelemesi ve takdir işlemlerine başlanmış olan mükelleflerin, söz konusu inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce 4811 sayılı Kanuna göre matrah arttırımında bulunmamaları halinde, bu mükellefler yukarıdaki uygulamalardan yararlanamayacak yapılan tarhiyatlar için bu Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanabileceklerdir.

d) Bu Kanuna göre matrah artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, mahsup ya da nakden iadesi konusundaki başvuruları, ilgili Kanun hükümleri ve Genel Tebliği esasları çerçevesinde sonuçlandırılacağından, matrah artırımında bulunan mükellefler hakkında mahsup ve iade talebi ile sınırlı olmak üzere vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerin 1 aylık süre içinde sonuçlandırılması şartı aranmayacaktır. İnceleme sonucuna göre mükellefin mahsup ve iade talebi yerine getirilecek veya reddedilecektir. İade talebinin reddi halinde söz konusu vergiler, ister teminat karşılığı isterse teminat alınmadan daha önce iade edilmiş ise gerekli vergi ve ceza tarhiyatı yapılacaktır.

Teminat karşılığı veya teminat alınmaksızın (Örneğin, yıllara sari inşaat işlerinde iadesi talep edilen verginin 2 milyar lirasının tamamı ile fazlasının % 30’unun iade edilmesi gibi) yapılan iadeler ile ilgili inceleme raporunda, tespit edilen matrah farkı nedeniyle talep edilen iadeyi aşan bir vergi farkı bulunması halinde; iadesi talep edilen tutarı aşan kısım için tarhiyat yapılabilmesi incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılmasına bağlıdır. Bu takdirde de mükellefin matrah artırımının dikkate alınacağı tabiidir. Ancak, iade tutarı ile ilgili olarak incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılması şartı aranılmadığından, iade tutarı ile sınırlı olmak üzere inceleme devam edebilecek ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.

e. Bu Kanunun 8 inci maddesinin (7) numaralı bendinde, katma değer vergisi artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden indirilebilir katma değer vergileri ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin ve nakden ya da mahsuben iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere 1 aylık inceleme şartı aranmaksızın bu Tebliğin (VI-D/6) bülümündeki açıklamalar çerçevesinde inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.

 

3- Diğer Hususlar

a) Matrah/vergi artırımında bulunan ve bu konudaki şartları yerine getiren mükelleflerin defter ve belgeleri artırıma konu vergi türleri için kendileri adına tarhiyat yapılmak amacıyla incelenmemesine rağmen, defter ve belgelere, diğer vergi türleri için inceleme yapılması, üçüncü kişilerle ilgili olarak karşıt incelemeler yapılması, mahkemelerce belli konulara bakılması veya bilirkişilerce ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle müracaat edilebilecektir. Bu nedenle, matrah/vergi artırımından yararlanan mükelleflerin, defter ve belgelerini Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca saklayacakları ve ibraz edecekleri tabiidir.

b) Matrah/vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah/vergi artırımlarının doğruluğu vergi dairelerince araştırılacaktır. Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen matrah/vergi artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılacak, bu Kanunda açıklandığı şekilde tahsil edilecektir.

c) Artırılan matrahlar nedeniyle geçici vergi hesaplanmaz ve tahsil olunmaz.

d) Defter ve belgeleri üzerinde daha önce vergi incelemesi yapılmış olan mükellefler dilerlerse vergi incelemesi yapılan yıllar için de matrah ve vergi artırımında bulunabilirler.

e) 4811 sayılı Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah/vergi artırımları, bu Tebliğe ekli bildirim formları ile yapılacaktır. Bu bildirimler nedeniyle mükelleflerden yıllık, muhtasar ve katma değer vergisi beyannameleri için alınmakta olan vergiler (damga vergisi, eğitime katkı payı gibi) alınmayacaktır.

Öte yandan Kanunun 7 nci maddesinin (7) numaralı bendine göre, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratların muhtasar beyanname ile beyan edilmemiş olması durumunda yapılacak vergi artırımlarının da Kanunun 21 inci maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden bu Tebliğe ekli bildirim formu ile bildirilmesi uygun bulunmuştur.

Bu mükellefler hakkında Vergi Usul Kanununun usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.

f) Matrah ve vergi artırımı yapılmayan yıllar ve dönemler için idare vergi incelemesi yapabilecektir.

g) Bu Kanunun 7,8 ve 9 uncu maddelerine göre yapılan matrah ve vergi artırımı sonucu ödenen vergiler, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarından hiçbir şekilde gider veya indirim konusu yapılamaz.

h) Bu Kanuna göre matrah artırımında bulunan mükellefler hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış incelemeler sonucu düzenlenen ve 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar vergi dairesinin kayıtlarına intikal ettirilen inceleme raporlarında; ilave tarhiyat olmaksızın sadece zarar azaltılması öngörülmesi halinde, belirlenen bu zarar tutarının öncelikle ilgili döneminde beyan edilen zarar tutarından indirilmesi, bu işlem sonucu kalan zarar tutarının % 50’sinin 2002 ve müteakip yıl kazançlarından Kurumlar Vergisi Kanununun 14/7 nci maddesi hükmü çerçevesinde mahsup konusu yapılması gerekir. Diğer yarısının ise indirim konusu yapılamıyacağı tabiidir.

 

ÖRNEK:

(B) Anonim Şirketi hakkında 2001 yılına ilişkin olarak bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış bir vergi incelemesi bulunmaktadır. Mükellef 25 Mart 2003 tarihinde 4811 sayılı Kanuna uygun olarak incelemenin yapıldığı yıla ait kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi matrah/vergi artırımında bulunmuştur.

30 Mart 2003 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilen vergi inceleme raporunda; mükellefin 2001 yılında beyan ettiği 120 milyar lira zarar tutarının 80 milyar lirası kabul edilmemiştir. Bu durumda matrah artırımında bulunan mükellefin, anılan yıla ilişkin olarak beyan ettiği zarar tutarından raporda kabul edilmeyen zararın mahsup edilmesi ve kalan (120 milyar lira – 80 milyar lira = ) 40 milyar liranın yarısı olan 20 milyar liranın 2002 ve müteakip yıl kazançlarından Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili hükmü çerçevesinde indirilmesi gerekir. Kalan 20 milyar TL zarar tutarı ise hiçbir şekilde indirim konusu yapılmıyacaktır.

 

Bu bölümde açıklanan matrah/vergi artırımına ilişkin örnekler aşağıda sıralanmıştır.

ÖRNEK:1- Gelir vergisi mükellefi olan (A)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 1998 yılı için 18.500.000.000 lira, 1999 yılı için 24.000.000.000 lira, 2000 yılı için 36.000.000.000 lira ve 2001 yılı için ise 50.000.000.000 liradır.

Bu mükellef, 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını 4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için 14/3/2003 tarihinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

Bu mükellefin 4811 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir ve katma değer vergisi tutarları aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.

Gelir Vergisinin Hesabı

Yıllar

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL) (1)

Artırım Oranı

(2)

Artırılan Matrah Tutarı (TL)

(1x2) (3)

Vergi Oranı

(4)

4811 Sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)

5=(3x4)

Taksit Tutarı

(6/9)

1998

18.500.000.000

% 30

5.550.000.000

% 30

1.665.000.000

185.000.000

1999

24.000.000.000

% 25

6.000.000.000

% 30

1.800.000.000

200.000.000

2000

36.000.000.000

% 20

7.200.000.000

% 30

2.160.000.000

240.000.000

2001

50.000.000.000

% 15

7.500.000.000

% 30

2.250.000.000

250.000.000

T O P L A M

26.250.000.000

7.875.000.000

875.000.000

Katma Değer Vergisinin Hesabı

Mükellef (A)’nın yukarıda belirtilen yılların tamamı için katma değer vergisi yününden de artırımda bulunmak istemesi halinde, söz konusu yıllarla ilgili olarak ödeyeceği katma değer vergisi tutarı 1998 yılı vergilendirme dönemlerinde hesaplanan katma değer vergisi toplamının %3’ü, 1999 yılı vergilendirme dönemlerinde hesaplanan katma değer vergisi toplamının %2,5’u 2000 yılı vergilendirme dönemlerinde hesaplanan katma değer vergisi toplamının %2’si ve 2001 yılı vergilendirme dönemlerinde hesaplanan katma değer vergisi toplamının %1,5’u oranında hesaplanarak 9 eşit taksitte ödemesi gerekmektedir. Bu durumda, yıllar itibarıyla beyan edilen katma değer vergisi toplamı üzerinden yukarıdaki oranlar uygulanarak hesaplanacak katma değer vergisi artırımı şöyle olacaktır.

İLGİLİ YILDA MÜKELLEFİN VERDİĞİ BEYANNAMELERDE

 

YILI

HESAPLANAN K.D.V TOPLAMI

(1)

VERGİ ORANI (2)

ARTIRILAN KATMA DEĞER VERGİSİ 3=(1X2)

TAKSİT TUTARI

4= (3/9)

1998

4.000.000.000

% 3

120.000.000

13.333.333

1999

8.000.000.000

% 2,5

200.000.000

22.222.222

2000

12.000.000.000

% 2

240.000.000

26.666.666

2001

15.000.000.000

% 1,5

225.000.000

25.000.000

TOPLAM

785.000.000

87.222.221

Artırılan Vergilerin Taksit Tutarları ve Ödeme Zamanı

Yukarıda hesaplanan vergiler, 9 eşit taksitte ödenecektir.

Gelir Vergisi

Katma Değer Vergisi

Mart 2003 ayı içinde ödenecek 1. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

Nisan 2003 ayı içinde ödenecek 2. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

Haziran 2003 ayı içinde ödenecek 3. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

Ağustos 2003 ayı içinde ödenecek 4. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

Ekim 2003 ayı içinde ödenecek 5. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

Aralık 2003 ayı içinde ödenecek 6. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

Şubat 2004 ayı içinde ödenecek 7. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

Nisan 2004 ayı içinde ödenecek 8. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

Haziran 2004 ayı içinde ödenecek 9. taksit tutarları.

875.000.000

87.222.221

ÖRNEK:2- (B) Anonim Şirketinin 2001 yılına ilişkin olarak vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesinde beyan ettiği ticari kar 800.000.000.000 liradır. Bu kurum aynı yılda, 400.000.000.000 lira yatırım indirimi uygulamış olduğundan kurumlar vergisi matrahı 400.000.000.000 lira olarak beyan edilmiştir. Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre, tevkif ettiği vergi olan (400.000.000.000 x % 18=) 72.000.000.000 lira gelir vergisini muhtasar beyanname ile beyan ederek ödemiştir. Anonim şirket anılan yıl vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde katma değer vergisi beyannamesi vermemiştir.

Bu şirketin 2001 yılına ilişkin kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi ve katma değer vergisi yönünden matrah artırımında bulunmak istemesi halinde, artırım dolayısıyla ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Kurumlar Vergisinin Hesabı

İlgili Yıl

Beyan Edilen Matrah (TL)

(1)

Artırım Oranı

(2)

Artırılan Matrah (TL)

(1x2=3)

Artırılan Matraha

Uygulanacak Vergi Oranı (4)

4811 Sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)

(3x4=5)

2001

400.000.000.000

%15

60.000.000.000

% 30

18.000.000.000

Gelir (Stopaj) Vergisinin Hesabı

İlgili Yıl

Daha Önce Beyan Edilen Gelir (Stopaj) Vergisi (TL) (1)

Artırım Oranı

(2)

4811 Sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL) (1x2)

2001

72.000.000.000

% 15

10.800.000.000

Bu mükellef, kurumlar vergisi matrahı ile tevkif edilen gelir vergisini birlikte artırmak zorundadır. Aksi takdirde 4811 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanması söz konusu olmayacaktır.

Katma Değer Vergisinin Hesabı

Örnekte yer alan (B) A.Ş. katma değer vergisi yönünden de vergi artırımında bulunmak istemesi halinde, ödeyeceği katma değer vergi tutarı; artırılan kurumlar vergisi matrahı tutarı olan 60.000.000.000 liranın % 15’i olan 9.000.000.000 lira olacaktır.

Ödenecek Taksit Tutarları

Taksit Ödemesi

Kurumlar Vergisi

Gelir (Stopaj) Vergisi

Katma Değer Vergisi

Mart 2003 ayı içinde ödenecek 1. Taksit Tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

Nisan 2003 ayı içinde ödenecek 2. Taksit Tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

Haziran 2003 ayı içinde ödenecek 3. Taksit Tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

Ağustos 2003 ayı içinde ödenecek 4. Taksit Tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

Ekim 2003 ayı içinde ödenecek 5. Taksit Tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

Aralık 2003 ayı içinde ödenecek 6. Taksit Tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

Şubat 2004 ayı içinde ödenecek 7. Taksit Tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

Nisan 2004 ayı içinde ödenecek 8. Taksit Tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

Haziran 2004 ayı içinde ödenecek 9. taksit tutarları.

2.000.000.000

1.200.000.000

1.000.000.000

ÖRNEK:3- (A) Limited Şirketinin 2000 yılı için beyan ettiği kurum kazancı 15.000.000.000 TL’dır. Aynı yılda 15.000.000.000.-TL gayrimenkul satışından doğan ve sermayeye eklenen kazanç istisnası indirim konusu yapıldığından, matrah beyan edilmemiştir. Öte yandan, 15.000.000.000.- TL istisna uygulaması nedeniyle tevkif edilip muhtasar beyanname ile beyanı gereken (15.000.000.000 x %10=) 1.500.000.000.-TL gelir vergisi tevkifatı muhtasar beyanname ile beyan edilmemiştir. Katma değer vergisi beyannamelerini de vermemiştir.

Bu kurumun matrah artırımında bulunması halinde ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Kurumlar Vergisinin Hesabı

İlgili Yıl

Beyan Edilen Matrah (TL)

Artırılan Matrah

(TL)

Artırıma Uygulanacak Vergi Oranı

4811 Sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)

2000

Yok

(*) 11.250.000.000

% 30

3.375.000.000

(*) Mükellef 11.250.000.000.-TL’ndan aşağı olmamak üzere, matrah artırımında bulunmak zorundadır. Bu nedenle, 11.250.000.000.- TL tutarında matrah beyan etmiştir.

Gelir Vergisinin Hesabı

İlgili Yıl

Artırılan Gelir (Stopaj) Vergisi Matrahı (TL)

Artırma Oranı

4811 Sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)

2000

(**) 5.625.000.000

% 17

956.250.000

(**) Mükellef, artırılan kurumlar vergisi matrahı olan 11.250.000.000.TL’nın yarısından aşağı olmamak üzere, matrah artırımında bulunmak zorunda olduğundan 5.625.000.000.-TL tutarında matrah beyan etmiştir. Mükellef her iki matrah artırımını birlikte yapmak zorundadır.

Katma Değer Vergisinin Hesabı

Bu mükellefin 4811 sayılı Kanuna göre katma değer vergisi artırımında bulunması halinde, ödeyeceği asgari katma değer vergisi tutarı; artırılan kurumlar vergisi matrahı tutarı olan 11.250.000.000 liranın % 15’i olan, 1.687.500.000 TL. olacaktır. Bu vergi 9 eşit taksitte (1 taksit tutarı 187.500.000 TL.) ödenecektir.

ÖRNEK:4- (Y) Derneği, 2001 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde hizmet erbabına ödemiş olduğu ücretler üzerinden kesilen vergilere ilişkin muhtasar beyannameyi vermemiştir.

Aynı şekilde anılan yılda SSK’na da bildirimde bulunulmamıştır. Dernek, 2002 yılının ilk vergilendirme dönemi olan Ocak ayında SSK’na vermiş olduğu sigorta prim bordrosunda 10 işçi için prim ödemesinde bulunmuştur. Bu durumda, 2001 yılında ödenen ücretlere ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır. (2001 yılının son vergilendirme dönemi olan Aralık ayında 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücret tutarı 167.940.000 TL’dır.)

-Bir vergilendirme dönemi ücretlere ilişkin gelir (stopaj) vergisi matrahı (167.940.000 x 10=) 1.679.400.000 TL

-2001 yılı toplam gelir (stp) vergisi matrahı (1.679.400.000x12=) 20.152.800.000 TL

-Gelir (stp) Vergisi …………………….. (20.152.800.000 x % 2=) 403.056.000 TL

VII– STOK BEYANLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

A- İŞLETMEDE MEVCUT HALDE KAYITLARDA YER ALMAYAN MALLAR İLE DÜŞÜK BEDELLE YER ALAN MAKİNE TEÇHİZAT VE DEMİRBAŞLARIN BELLİ BİR TARİHE KADAR KAYDA ALINMASI

1-Kapsam

4811 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil) işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları ile kayıtlarında düşük değerle yer alan makine, teçhizat ve demirbaşlarını yasal kayıtlarına intikal ettirmek suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmelerine imkan sağlanmıştır.

Faturasız emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar ile düşük değerle yer alan makine, teçhizat ve demirbaşların kayıtlara intikal ettirilmesine imkan veren düzenleme, bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına, serbest meslek erbabı, ferdi ticari işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları dahil bulunmaktadır.

2- Değerleme ve Beyan

Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar ile kayıtlarında düşük değerle yer alan makine, teçhizat ve demirbaşlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen üçüncü ayın son iş gününe kadar bir envanter listesi ile katma değer vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine bildireceklerdir. Bu kıymetler, bildirim tarihindeki rayiç bedelle değerlenmek suretiyle envanter listesinde gösterilecektir. Rayiç bedel, o kıymetin değerleme günü itibarıyla normal alım satım bedelidir. Dolayısıyla bu bedel, mükellefin kendisi tarafından bizzat tespit edebileceği gibi bağlı olduğu meslek kuruluşuna da tespit ettirilebilecektir. Bildirilen kıymetler yasal kayıt süresi içerisinde kayıtlara intikal ettirilecektir. Envanter listesinin şekli en az aşağıdaki bilgileri ihtiva etmek şartıyla serbestçe (bilgisayar dökümü dahil) belirlenebilecektir.

a) Mükellefiyete ilişkin bilgiler;

-Adı soyadı veya unvanı,

-Vergi dairesi, (Katma Değer Vergisi Yönünden)

-Vergi kimlik numarası,

-Adresi.

b) Emtia, makine, techizat veya demirbaşlara ilişkin bilgiler;

- Cinsi,

- Miktarı,

- Rayiç bedeli.

Bu madde hükmüne göre bildirilecek emtia; alım satım işletmelerinde satışa hazır malları, imalatçı işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı mamül ve mamül malları ifade etmektedir. Aynı şekilde inşaat işletmelerinin (yıllara yaygın inşaat onarım işi, kat karşılığı veya kendileri adına inşaat yapıp satanlar) varsa inşa edilen ve emtia niteliğindeki gayrimenkulleri (daire, dükkan vs) ile üretimde kullandıkları demir, çimento, tuğla gibi ilk madde ve malzemelerini veya yarı mamullerini de bildirmeleri mümkündür.

3- Bildirilen malların satış bedelinin beyan edilen değerinin altında olamayacağı

4811 sayılı Kanunun 11 inci madde hükmüne göre, kayıtsız stok bildiren mükellefler bu mallarını satmaları halinde, defterlere kaydedilecek satış bedeli kayıtlı değerinden düşük olamayacaktır. Gerçek satış bedelinin kayda alınan bedelden düşük olması halinde, kazancın tespitinde kayıtlı bedel dikkate alınacaktır. Bildirime dahil edilen varlıklar için amortisman ayrılmayacaktır.

4- Vergisel Yükümlülükler

4811 sayılı Kanunun 11 inci maddesi uyarınca beyan edilerek kayıtlara intikal ettirilen makine, teçhizat ve demirbaşlar ile genel orana tabi emtianın bedeli üzerinden % 10 oranı, diğer emtianın bedeli üzerinden ise bu emtianın tabi olduğu oranların yarısı esas alınmak suretiyle katma değer vergisi hesaplanarak, 2 No.lu ayrı bir beyanname ile sorumlu sıfatıyla beyan edilecek ve aynı süre içinde ödenecektir.

11 inci madde hükmüne göre verilecek 2 No.lu Katma Değer Vergisi Beyannamesi, aylık vergilendirme dönemine tabi mükelleflerde stok beyanının yapıldığı tarihi izleyen ayın, 3 aylık vergilendirme dönemine tabi mükelleflerde ise stok beyanının tesadüf ettiği 3 aylık dönemi izleyen ayın, 25 inci günü mesai saati bitimine kadar verilecektir.

Bu vergi, kayıtlarda düşük değerle yer alan makine, techizat ve demirbaşların değerleme farkı üzerinden hesaplanır.

Buna göre;

-Stoklarda bulunduğu halde, kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlara ait sorumlu sıfatıyla beyan edilecek vergi, kendilerince veya ilgili meslek kuruluşlarınca belirlenecek rayiç bedel üzerinden hesaplanır. Kayıtlarda düşük değerle yer alan makine, teçhizat ve demirbaşlara ait verginin hesabında ise, bu şekilde belirlenecek rayiç bedel ile kayıtlarda yer alan tutar arasındaki fark esas alınır.

-Verginin beyanı vergi sorumlularına ait ayrıca verilecek 2 No.lu Katma Değer Beyannamesi ile yapılır. Beyanname, 1 aylık vergilendirme dönemine tabi mükelleflerde stok beyanının yapıldığı tarihi izleyen ayın, üç aylık vergilendirme dönemine tabi mükelleflerde ise stok beyanının tesadüf ettiği üç aylık dönemi izleyen ayın 25 inci günü mesai saati bitimine kadar verilir. Beyan edilen vergi de beyan dönemi içinde ödenir.

-Beyan edilen emtia üzerinden hesaplanan katma değer vergisi, 1 no.lu beyannamede genel esaslar çerçevesinde mal ve hizmet teslimleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilecektir. Ancak, gerek kayıtlarda yer almayan gerekse düşük değerle yer alan makine, teçhizat ve demirbaşların bedeli üzerinden hesaplanarak ödenen katma değer vergisinin indirimi mümkün olmayıp bu tutar, verginin ödendiği yılın gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının belirlenmesinde gider olarak dikkate alınacaktır.

-Katma Değer Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasında; fiili ya da kaydî envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa uğratılan katma değer vergisinin, belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu uygulamaya göre yapılan tarhiyata vergi ziyaı cezası uygulanacağı hükmü yer almaktadır. 4811 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre, stok beyanı kapsamında sorumlu sıfatıyla katma değer vergisi beyan eden mükelleflerde bu hüküm uygulanmaz.

-Bu hüküm uyarınca beyanda bulunan mükelleflere, Katma Değer Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrası hükmü uyarınca belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle malın emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re’sen tarhiyat yapılmayacaktır.

5- Beyan Edilen Kıymetlerin Kayıtlara İntikali

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, aktiflerine intikal ettirdikleri emtia için ayrı, makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte karşılık hesabı açılacaktır. Karşılık hesabı, kayıtlarda düşük değerle yer alan makine, teçhizat ve demirbaşlar için değerleme farkı tutarı kadar olacaktır. Belgesiz iktisadi kıymetin iktisabı için çek, senet veya başka bir değer verilmişse karşılık olarak bunlarla ilgili hesap gösterilecektir.

Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde, sermayenin unsuru sayılır ve vergilendirilmez.

Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar ayrıca envantere kaydedilecek ve 4811 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (2) numaralı bendine göre, ayrılan karşılık birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise beyan ettikleri emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydedeceklerdir.

ÖRNEK:1- (Y) Limited Şirketi, stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan (A) malına ilişkin envanter listesini hazırlamıştır. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu malın kendisi tarafından belirlenen rayiç bedeli 20 milyar liradır. Şirketin bu bildirimine ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.

_________________________________ / _____________________________________

153

TİCARİ MALLAR

20.000.000.000

.-TL

191

İNDİRİLECEK KDV

  2.000.000.000

.-TL

525 KAYDA ALINAN EMTİA KARŞ.

20.000.000.000.-TL

(4811 Sayılı Kanunun 11 inci maddesi)

360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR

  2.000.000.000.-TL

(Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)

_________________________________ / _____________________________________

Bu malın satılması halinde kayıtlara intikal ettirilecek satış bedeli 20.000.000.000.-TL’nın altında olmayacaktır.

ÖRNEK:2- (B) Anonim Şirketi kayıtlarında yer almayan makine ve demirbaşlarını bildirmek istemektedir. Sabit kıymetlerin mükellefçe belirlenen rayiç bedeli 40 milyar lira olup envantere alınmasına ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde yapılacaktır.

_________________________________ / _____________________________________

253

TESİS MAKİNA VE CİHAZLAR

40.000.000.000

.-TL

689

DİĞER OLAĞANÜSTÜ GİD.VE ZAR

  4.000.000.000

.-TL

 

526 DEMİRBAŞ MAKİNE VE TEÇHİZAT

40.000.000.000.-TL

      ÖZEL KARŞILIK HESABI

(4811 sayılı Kanunun 11 inci maddesi)

360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR

  4.000.000.000.-TL

(Sorumlu sıfatıyla ödenecek KDV)

_________________________________ / _____________________________________

(B) Anonim Şirketi, söz konusu makine ve demirbaşlarını 31/12/2003 tarihine kadar satarsa, bu satıştan sonra, satmadığı takdirde 31/12/2003 tarihinde aşağıdaki muhasebe kaydını yapacaktır.

_________________________________ / _____________________________________

526

DEMİRBAŞ MAKİNE VE TEÇHİZAT

40.000.000.000

.-TL

ÖZEL KARŞILIK HESABI

(4811 sayılı Kanunun 11 inci maddesi)

257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR

40.000.000.000.-TL

_________________________________ / _____________________________________

(B) Anonim Şirketi, örneğimizdeki makine ve demirbaşlarını peşin olarak 50.000.000.000.-TL’na satması halinde bu satışa ilişkin yukarıdaki kayıtla birlikte yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.

_________________________________ / _____________________________________

100

KASA HESABI

59.000.000.000

.-TL

257

BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR

40.000.000.000

.-TL

253 TESİS MAKİNE VE CİHAZLAR

40.000.000.000.-TL

391 HESAPLANAN KDV

  9.000.000.000.-TL

679 DİĞER OLAĞANÜSTÜ

50.000.000.000.-TL

      GELİR VE KARLAR

_________________________________ / _____________________________________

B- KAYITLARDA YER ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN MALLARIN BEYANI

4811 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil) kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan mallarını,bu Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen üçüncü ayın son iş gününe kadar fatura düzenlemeleri ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.

1- Kapsam

Bu hüküm, bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; ferdi işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri , dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları dahil bulunmaktadır.

2- Belge Düzeni

Madde kapsamında düzenlenecek faturalarda alıcıya ilişkin bilgiler yerine, “4811 sayılı Kanunun 12 nci maddesi çerçevesinde düzenlenmiştir” ibaresi yazılacaktır.

3- Değerleme

Faturada yer alacak bedel, söz konusu malla aynı neviden olan malların gayri safi kar oranı dikkate alınarak tespit edilecektir. Gayri safi kar oranının yasal kayıtlardan tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas alınacaktır.

4- Vergisel İşlemler ve Muhasebe Kayıtları

Yukarıda açıklanan şekilde faturalanan ve yasal defterlere kaydedilen mallarla ilgili işlemler, normal satış işlemlerinden bir farklılık arz etmemektedir. Faturada malın tabi olduğu oranda katma değer vergisi hesaplanacak ve ilgili dönem beyannamesine dahil edilecek, satış hasılatı yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında da dikkate alınacaktır.

Fatura bedeli “600 Yurtiçi Satışlar”, faturada hesaplanan katma değer vergisi de “391 Hesaplanan KDV” hesabına alacak yazılmak suretiyle kayıtlara intikal ettirilecektir. Bu hesapların karşılığını teşkil edecek borçlu hesap uygulamayı yapan mükellefçe gerçeğe uygun olarak tespit edilecektir. Gerçek durum ile kayıtlar arasındaki farklılık faturasız satışlardan kaynaklanmaktadır ve faturasız satılan malların karşılığında işletme kalemlerinden birinde artış olması gerekmektedir. Bu artış nakit para, banka hesabında alacak, alacak senedi, çek ve benzeri değerler şeklinde olabilir. Dolayısıyla, mal çıkışı karşılığında aktif değer olarak işletmede ne varsa veya işletmede beyan tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin hesaplara kayıt yapılması gerekmektedir. Aktif hesaplarda meydana gelen artışın ortaklar tarafından işletmeden çekilmiş olması halinde, “231 Ortaklardan Alacaklar” hesabına, artışın herhangi bir şekilde tespit edilememesi halinde “689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Beyannamenin düzenlenmesi sırasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır) hesabına borç kaydı yapılacaktır.

ÖRNEK: (Y) Limited Şirketi, kayıtlarında yer aldığı halde stoklarında mevcut olmayan mallarını faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek istemektedir. Şirketin ticaretini yaptığı genel oranda KDV’ye tabi olan (A) malının kayıtlarında bulunan ancak stoklarda yer almayan miktarı 20 ton olup kendi kayıtlarına göre bu malın birim maliyeti 150.000 TL/Kg ve gayri safi karlılık oranı ise %10’dur. (Y) Limited Şirketi bu mala ilişkin düzenleyeceği faturada 3.300.000.000.-TL satış bedeli ve 594.000.000.-TL KDV gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın muhasebe kayıtlarına intikali aşağıdaki şekilde olacaktır.

_________________________________ / _____________________________________

689

DİĞER OLAĞANÜSTÜ GİD. VE ZAR

3.894.000.000

.-TL

(Kanunen kabul Edilmeyen Gider)

600 YURTİÇİ SATIŞLAR

3.300.000.000.-TL

      (4811 sayılı Kanunun 12 nci maddesi)

391 HESAPLANAN KDV

   594.000.000.-TL

_________________________________ / _____________________________________

Bu kayıtta yer alan 689 numaralı hesap yerine gerçek duruma uygun olması halinde diğer hesaplardan; kasa, banka, çek, alacak senedi veya cari hesaplardan biri kullanılabilecektir.Örneğin, kayıtsız yapılan satış karşılığında alacak senedi alınmış olması halinde kayıt aşağıdaki şekilde olacaktır.

_________________________________ / _____________________________________

121

ALACAK SENETLERİ

3.894.000.000

.-TL

 

600 YURTİÇİ SATIŞLAR

3.300.000.000.-TL

      (4811 sayılı Kanunun 12 nci maddesi)

391 HESAPLANAN KDV

   594.000.000.-TL

_________________________________ / _____________________________________

Fatura düzenlenmek suretiyle bu bölümde açıklandığı şekilde kayıtlara intikal ettirilen malların daha önceki dönemlerde satıldığının tespit edilmesi halinde, geçmişe yönelik tarhiyat yapılmayacağı gibi ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.

 

5- Yeminli Mali Müşavirlerin Sorumluluğu

Tam tasdik sözleşmesi çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin rapor düzenlenmiş bulunan mükelleflerin, 4811 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmünden yararlanmaları halinde, raporu düzenleyen yeminli mali müşavirin bu işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu aranmayacaktır.

 

C- DİĞER KANUNLARIN UYGULANMASI

4811 sayılı Kanun bir af kanunu olmadığı gibi işlenmiş olan suçların takibatını önlemeye yönelik hükümler de içermemektedir. Kanunun 11 ve 12 nci maddeleri münhasıran vergi ile ilgili yükümlülüklere ilişkindir. Bu nedenle bu bildirimler;

-765 sayılı Türk Ceza Kanunu,

-1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun,

-4458 sayılı Gümrük Kanunu,

-1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun,

-3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu,

-4208 sayılı Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun,

ve diğer kanunlar gereği soruşturma ve inceleme başlatılması için kullanılmayacaktır. Diğer bir ifadeyle bu bilgiler soruşturma ve takibatların hareket noktası olmayacağı gibi yasal görevi gereği bu bilgilere sahip olanlar bunları Maliye Bakanlığı ve yargı organları dışında hiçbir kişi veya kuruma vermeyeceklerdir.

 

D- DİĞER HUSUSLAR

4811 sayılı Kanunun 11 ve 12 nci maddelerinin uygulanmasına ilişkin olarak yapılan işlem ve bildirimlerin doğruluğu Maliye Bakanlığınca incelenebilecektir.

 

E- KIYMETLİ MADEN VE ZİYNET EŞYASI İLE İLGİLİ DEĞERLEME FARKLARININ BEYANI

4811 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde “1. Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil); esas faaliyetleri ile ilgili olarak 31.12.2002 tarihi itibarıyla işletmelerinde mevcut olup, kayıtlarında yer alan kıymetli maden (altın, platin ve gümüş) ve kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet ve inci) ile bunlardan yapılmış ziynet eşyasını aynı tarih itibarıyla borsa rayici, borsa rayici olmayanlarda emsal bedeli ile değerlemek suretiyle hesaplayacakları değerleme farklarını cins, vasıf ve miktarlarını belirten bir beyanname ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen üçüncü ayın son iş gününe kadar bağlı oldukları vergi dairelerine bildirmek kaydıyla, ilgili malların maliyet bedellerine ilave suretiyle defterlerine intikal ettirebilirler.

2. (1) numaralı fıkra hükmüne göre beyan edilecek değerleme farkları % 2,5 oranında vergiye tabi tutulur. Bu suretle tahakkuk ettirilen vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir. Ödenen bu vergiler, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemez, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun hükümleri uyarınca değerledikleri emtiaya ilişkin değerleme farkları karşılığında pasifte özel bir karşılık hesabı açarlar. Bu hesapta izlenen karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde sermayenin unsuru sayılır ve vergilendirilmez. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise söz konusu değerleme farklarını defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydederler.” hükmü yer almaktadır.

 

1- Kapsam

Kanunun bu maddesi hükmünden, esas faaliyetleri kıymetli maden (altın, gümüş ve platin) ve kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet ve inci) ile bunlardan yapılmış ziynet eşyasının imali veya alım-satımı olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil) yararlanabileceklerdir. Bu mükelleflerin madde hükmünden yararlanabilmeleri için belirtilen kıymetli maden ve kıymetli taşların 31/12/2002 tarihinde işletmelerinde fiilen mevcut olması ve kayıtlarında bunlara yer verilmiş olması şarttır.

 

2- Başvuru Süresi ve Şekli

Maddenin konusuna giren emtiaya sahip bulunan mükellefler, 31/12/2002 tarihi itibarıyla bunları borsa rayici ile borsa rayici olmayanları da emsal bedeli ile değerlemek suretiyle hesaplayacakları değerleme farklarını cins, vasıf ve miktarını belirten ve ekte örneği yer alan (EK:13) bir beyanname ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 30 Mayıs 2003 tarihine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine bildirmek zorundadırlar.

Ancak, adi ortaklıklar, kollektif şirketler ve adi komandit şirketlere ilişkin beyannameler, ortaklar tarafından müştereken imzalanmak suretiyle ortaklıkların katma değer vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine verilecektir.

 

3- Vergileme ve Ödeme Süresi

Kanunun kapsamında olan ve madde hükümlerinden yararlanmak isteyen mükellefler, 31/12/2002 tarihinde fiilen işletmelerinde bulunan ve kayıtlarında da yer verilmiş olan kıymetli maden (altın, gümüş ve platin) ve kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet ve inci) ile bunlardan yapılmış ziynet eşyasını borsa rayici, borsa rayicinin olmaması halinde emsal bedeli ile değerlemeleri sonucunda, kayıtlı değeri ile değerleme sonucu erişilen değer arasındaki değerleme farkı üzerinden %2,5 oranında vergi ödemek zorundadırlar. Bu verginin beyanname verme süresi içinde ödenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, süresinde ödenmeyen vergiler, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilecektir. Bu nedenle tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmemesi madde hükmünden yararlanılmasına engel teşkil etmeyecektir.

 

4- Beyan Edilen Değerleme Farklarının Kayıtlara Geçirilmesi

Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümlerine göre değerledikleri emtialara ilişkin ortaya çıkmış olan değerleme farkları karşılığında bilançonun pasifinde bir karşılık hesabı açmaları gerekmektedir.

Bilançonun pasif kısmında açılan hesapta takibi yapılan bu karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde sermayenin bir unsuru sayılacak ve vergiye tabi tutulmayacaktır.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin, yapmış oldukları değerleme sonucunda ortaya çıkan değerleme farklarını, işletme defterlerinin gider kısmına, satın alınan mal olarak kaydetmeleri gerekecektir.

Mükelleflerin beyanname ile bildirmiş oldukları değerleme farklarını genel esaslar çerçevesinde defterlerine kaydetmeleri gerekmektedir.

 

5- Diğer Hususlar

a) Değerleme farkları üzerinden alınan %2,5 oranındaki vergi, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemez; gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak değerlendirilemez.

b) Madde hükümlerinden yararlanılarak borsa rayici esas alınmak suretiyle yapılacak beyanlarda, 31/12/2002 tarihi itibarıyla İstanbul Altın Borsasında uygulanmakta olan borsa rayici esas alınacaktır.

c) Mükelleflerin beyan etmiş oldukları değerleme farklarını, idarenin inceleme hakkı saklıdır.

d) Değerleme farklarının beyanında kullanılan beyannameler üzerinden de diğer beyannameler üzerinden alınan vergi ve payların alınması gerektiği tabiidir.

 

VIIIUYGULANMAYACAK HÜKÜMLER

Kanunun 14 üncü maddesinde “1. Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde sayılan fiilleri 31.8.2002 tarihinden önce işleyenler hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaz, soruşturma aşamasında olanlar için takibat yapılmaz, açılmış bulunan kamu davaları ortadan kaldırılır ve kesinleşmiş mahkumiyet kararları infaz edilmez.

2. Anılan Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasının (1) numaralı bendindeki “Defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler”, (2) numaralı bendindeki “belgeleri sahte olarak basanlar” hakkında (1) numaralı fıkra hükümleri uygulanmaz ve bahsi geçenler bu Kanunun 7, 8 ve 9 uncu madde hükümlerinden yararlanamaz.

3. İşlenen kaçakçılık suçlarından dolayı vergi ziyaına sebebiyet verildiği hallerde, (1) numaralı fıkra hükümlerinden yararlanılabilmesi için; salınan vergi ve kesilen cezalar ile gecikme faizi ve zamlarının, bu Kanunun yürürlüğünden önce ya da bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak suretiyle öngörülen süre ve tutarda tamamen ödenmiş olması ve bunlara karşı idari yargı yerlerinde dava açılmaması veya açılan davalardan vazgeçilmesi şarttır.” hükmü yer almaktadır.

 

A- KAPSAM

Bu madde ile kaçakçılık suçlarına ilişkin cezaların uygulanmayacağı haller düzenlenmiştir. Kaçakçılık suçları ve bu suçlar için hükmolunacak hapis cezaları Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde, fiillerin nitelikleri göz önüne alınarak, bir kısmı için hapis diğer kısmı için de ağır hapis cezası olarak öngörülmüştür.

Buna göre, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında sayılan;

-defter, kayıt ve belgeleri yok etmek veya defter sahifelerinin yok edilerek yerine başka yapraklar koymak veya hiç yaprak koymamak,

-belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlemek,

-belgeleri sahte olarak basmak,

fiilleri, ağır hapis cezası uygulanacak suçlar kapsamında sayıldığından, bu fiilleri işleyenler, Kanunun 14 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca maddenin kapsamı dışında bırakılmıştır. Ayrıca bu maddenin kapsamı dışında kalanlar, Kanunun matrah/vergi artırımı hükümlerinden de yararlanamayacaktır. Bu hükmün uygulanmasında, vergi inceleme elemanı raporu ile yapılan tespitler dikkate alınacaktır.

Yukarıda sayılan fiillerin dışında kalan kaçakçılık fiillerini 31/8/2002 tarihinden önce işleyen mükelleflerden, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmamış olanlar için suç duyurusunda bulunulmayacak, savcılıklara intikal ettirilmiş olup soruşturma aşamasında bulunanlar için takibat yapılmayacak, savcılıklar tarafından ceza mahkemelerinde kamu davası açılmış olanlar için de bu davalar ortadan kaldırılacaktır. Açılan bu davalar sonucu ceza mahkemelerince verilen mahkumiyet kararlarından kesinleşmiş olanlar infaz edilmeyecektir.

Ancak, bu madde kapsamına giren kaçakçılık fiilleri nedeniyle vergi ziyaına da sebebiyet verilmiş ise mükelleflerin maddenin (1) numaralı fıkrası hükümlerinden yararlanabilmeleri; adlarına salınan vergi ve kesilen cezalar ile gecikme faizi ve gecikme zamlarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden önce ya da bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak suretiyle öngörülen süre ve tutarda tamamen ödenmiş olmasına bağlı bulunmaktadır. Bu ödemelere ilişkin ödeme belgelerinin ilgili yargı mercilerine ibraz edilmesi şarttır. Ödemelerin taksitle yapılması halinde tüm taksitleri gösteren ödeme belgelerinin aranılacağı tabiidir. Bununla birlikte, Kanunla öngörülen son taksit ödeme süresini beklemeden, bu hükümden yararlanılmak istenilmesi halinde bu Kanuna göre taksitle ödenecek borcun tamamını karşılayacak değerde 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesine göre banka teminat mektubu veya Hazine tahvil ve bonosunun verilmesi şarttır.

Diğer taraftan, 31/8/2002 tarihinden önce işlenen ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden incelemelerle tespit edilen madde kapsamına dahil kaçakçılık suçları için Kanunun 5 inci maddesinden yararlanılması halinde bu hüküm uygulanacaktır.

 

B- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ

Kanunun 14 üncü maddesinde başvuru şekli ve süresi konusunda bir düzenleme yer almamakla beraber, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden 14 üncü maddeden yararlanmak için başvuru süresi 31 Mart 2003 tarihi olarak belirlenmiştir.

Mükelleflerin, bu madde hükmünden yararlanabilmeleri için, yukarıda belirtilen tarihe kadar bağlı bulundukları vergi dairelerine başvurarak, ilgili yargı mercilerine verilmek üzere yaptıkları ödemelere ilişkin bilgi ve belgeleri talep etmeleri gerekmektedir.

 

IX-ECRİMİSİL VE BAZI ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER

A- ECRİMİSİLLER

4811 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında “1. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsili öngörülen ecrimisillerden, vadesi 31.8.2002 tarihinden önce olduğu halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş bulunanların tamamı ile bu tutara gecikme zammı yerine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin aylık oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın, altı eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları sonuna kadar ödenmesi, dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi şartıyla ecrimisillere uygulanan gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilir.” hükmü yer almaktadır.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

Kanunun 15 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında başvuru süresi konusunda bir düzenleme yer almamakla birlikte Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden ecrimisillere ilişkin hükümden yararlanmak isteyenlerler için başvuru süresi 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimi olarak belirlenmiştir.

Borçluların madde hükmünden yararlanmak üzere bağlı oldukları tahsil dairesine ekteki (EK:14) örneğe uygun dilekçe ile başvurmaları, dava açmamaları, dava açılmışsa davalarından vazgeçmeleri gerekmektedir.

Ecrimisil ihbarnamesine karşı dava açmış olan borçluların madde hükmünden yararlanabilmeleri için davadan vazgeçtiklerini belirten bir dilekçe ile 31 Mart 2003 tarihine kadar ilgili tahsil dairesine başvurmaları zorunludur.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

Kanunun 15 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamına, vadesi 31/8/2002 tarihine kadar (bu tarih dahil) olduğu halde Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş olan ecrimisiller girmektedir.

Madde kapsamına giren ecrimisil aslına, vade tarihinden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin (TEFE) aylık oranı esas alınarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.

Ecrimisil aslının tamamı ile hesaplanacak TEFE tutarının maddede öngörülen sürede 6 eşit taksitte ödenmesi halinde ecrimisil aslına uygulanan gecikme zammının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Ecrimisil aslının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kısmen ya da tamamen ödenmiş olması halinde ödenecek tutar, bu Tebliğin II-B/3 bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.

Dava konusu olan ecrimisillerde ise ödenecek ecrimisil aslının tespitinde, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla yargı merciince verilmiş olan en son karar dikkate alınacaktır. En son safhada verilmiş kararın terkin ya da bozma kararı olması halinde ödenecek tutar ilk aşamada istenilen ecrimisil tutarı olacaktır.

Bu takdirde, ilk aşamada talep edilen ecrimisile vade tarihinden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için gecikme zammı yerine TEFE tutarının hesaplanacağı tabiidir.

 

3- Ödeme Süresi ve Şekli

Kanunun 15 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca ödenecek tutarın, 6 eşit taksitte Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık 2003 ayları sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden ilk taksit için Şubat 2003 ayı olarak belirlenen ödeme süresi 31 Mart 2003 tarihi mesai saatine kadar uzatılmıştır.

 

B- BAZI ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER

4811 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (2) ila (4) numaralı fıkraları ile 16 ncı maddesinde başvuru ve ödeme şartı aranılmaksızın bazı alacakların tahsilinden vazgeçilmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Bu hükümlere ilişkin aşağıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.

 

1- Para Cezaları

Anılan maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmesi gerektiği halde ödenmemiş bulunan, 6183 sayılı Kanun kapsamına giren ve Bakanlığımıza bağlı vergi dairelerince tahsili gereken;

-200.000.000.-TL’nı aşmayan trafik para cezalarının,

-100.000.000.-TL’nı aşmayan diğer para cezalarının,

tahsilinden vazgeçilecektir.

Madde hükmünün uygulamasında, her bir trafik ceza tutanağı ayrı ayrı dikkate alınacaktır.

200.000.000.-TL tutarın tespitinde, trafik para cezasının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ödenmesi gereken tutarı dikkate alınarak alacağın tahsilinden vazgeçilip vazgeçilmeyeceği tespit edilecektir.

Diğer para cezalarında da vade tarihi itibarıyla her bir ceza ayrı ayrı dikkate alınacak, vade tarihi Kanunun yürürlük tarihinden önce olup bu tarihe kadar ödenmemiş olanlar madde kapsamında değerlendirilecektir.

 

2- Yiyecek Bedelleri

15 inci maddenin (3) numaralı fıkrası uyarınca, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilebilir hale geldiği halde ödenmemiş bulunan ve 2548 sayılı Kanuna göre doğan yiyecek bedelleri ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

3- 6183 sayılı Kanunun 41 inci Maddesine Göre Doğan Alacaklar

4811 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (4) numaralı fıkrasında “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 41 inci maddesine istinaden vergi tahsilatı yetkisi verilen bankalar ile postaneler adına uygulanan gecikme zamları ile ilgili kuruluşların sorumluları adına hesaplanan %10 nispetindeki cezaların tahsilinden vazgeçilir.” hükmü yer almaktadır.

Madde metninde “uygulanan” ve “hesaplanan” ibarelerine yer verildiğinden, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre başlanılan ve ilgilisine tebliğ edilen takipler esas alınarak madde hükmü uygulanacaktır.

 

4- Belli Tutarın Altındaki Alacakların Terkini

4811 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde “31.8.2002 tarihinden önce vadesi geldiği halde ödenmemiş bulunan, Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince tahsil edilen ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamına giren her bir alacağın türü, dönemi, asılları ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle tutarı 10.000.000 lirayı aşmayan aslî alacakların ve tutarına bakılmaksızın bu asıllara bağlı fer’i alacakların, aslı ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 20.000.000 lirayı aşmayanların tahsilinden vazgeçilir.” hükmü yer almaktadır.

Madde kapsamına 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre Bakanlığımız vergi dairelerince takip ve tahsil edilen tüm amme alacakları girmektedir.

Madde hükmünün uygulamasında mükelleflerin başvurusu aranılmadan, terkin işlemleri vergi dairelerince yerine getirilecektir.

Terkine esas alınacak alacağın tespitinde;

-Amme alacağının vadesinin 31/8/2002 tarihinden önce,

-Her bir tür ve dönem itibarıyla alacak aslının 10.000.000.-TL ve daha az tutarda,

-Aslı ödenmiş alacaklara ilişkin fer’i alacakların (gecikme zammı, gecikme faizi v.b.) 20.000.000.-TL ve daha az tutarda,

olmasına dikkat edilecektir.

Asli ve fer’i alacakların belirtilen tutarların üzerinde olmalarına rağmen 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden önce yapılan ödemeler nedeniyle bu tarih itibarıyla maddede belirtilen tutar veya bu tutarların altında bir tutar kalmış ise bu alacaklar da terkin kapsamına alınacaktır.

 

X– KANUN HÜKMÜNE GÖRE YAPILACAK ÖDEMELERE İLİŞKİN ORTAK AÇIKLAMALAR

4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen mükelleflerin, maddeler itibarıyla Kanun hükümlerine göre başvuru süreleri ve şekilleri ile ödeme süreleri ve şekilleri Tebliğin ilgili bölümlerinde açıklanmıştır. Uygulama kolaylığı sağlamak amacıyla Kanun hükmüne göre yapılacak ödemelerin süresi ve şekli madde numaraları itibarıyla ekli tabloda (EK:15) belirtilmiştir.

Tebliğin ilgili bölümlerinde de açıklandığı üzere, Kanunda ilk taksit için Şubat/2003 ayı olarak belirlenen ödeme süresi 21 inci maddenin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden 31 Mart 2003 tarihi mesai saati bitimine kadar uzatılmıştır.

Mükelleflerin Kanun kapsamında ödemeleri gereken taksit tutarlarını bir defada ödeyebilecekleri tabiidir.

Taksit ödeme süresinin son günü resmi tatile rastladığı takdirde, ödeme süresi resmi tatili takip eden ilk iş gününün mesai saati bitiminde sona erecektir.

Kanun hükümlerinden yararlanılarak ödenen alacaklar için Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gecikme zammı veya TEFE tutarı hesaplanmayacaktır. Ödemeler, vergi dairelerinin yanı sıra Bakanlığımızca vergi tahsil yetkisi verilen bankalara da yapılabilecektir.

 

XI– KAMU KURULUŞLARININ TAKSİTLERİ

4811 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde; “1. Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar dahil 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ile büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, bunlara ait tüzel kişiler veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar, bu Kanun hükümlerine göre ödeyecekleri tutarları ilk taksit Haziran 2003 ayından başlamak üzere otuzaltı ayda otuzaltı eşit taksitte öderler.

2. Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, bunlara ait tüzel kişilerin veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların bu Kanuna göre ödeyecekleri taksit tutarları, 2.2.1981 tarihli ve 2380 sayılı, 27.6.1984 tarihli ve 3030 sayılı kanunlar uyarınca kendilerine verilen payların, anılan Kanunlar çerçevesinde Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan borçlarına karşılık ayrılan kısımlarından, ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya İller Bankası tarafından kesilerek belirlenecek hesaplara nakden veya hesaben ödenir.Yapılacak kesintinin taksit tutarını karşılamaması halinde eksik kalan tutar, izleyen ilk taksit ayında mükellef tarafından faiz uygulanmaksızın nakden ödenir.” hükmü yer almaktadır.

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre yapacakları başvuru hariç, diğer maddelerden yararlanmak üzere başvurularını bu Tebliğ ile belirlenen sürelerde bağlı bulundukları vergi dairelerine yapmaları zorunludur.

Bu mükellefler için 2 nci madde hükmünden yararlanmak üzere başvuru süresinin son günü, Kanunun 21 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, 16 Mayıs 2003 tarihi mesai saati bitimi olarak belirlenmiştir.

4811 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunan büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, bunlara ait tüzel kişilerin veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların bu Kanuna göre ödeyecekleri borçları ilgili vergi dairesi tarafından tespit edilecek ve her bir taksitte ödemeleri gereken taksit tutarları, ilgisine göre İller Bankası Genel Müdürlüğüne veya Muhasebat Genel Müdürlüğüne bildirilecektir.

Maddede, kamu kuruluşlarına ait tüzel kişilerin de bu hükümden yararlanmaları öngörülmüştür. Bu hüküm uyarınca, tüzel kişiliğin sermayesine anılan idarelerin birinin ya da birden fazlasının % 50 veya daha fazla oranlarda katılımıyla oluşturulan tüzel kişilikler de madde hükmünden yararlanabilecektir.

 

XIISÜRESİNDE ÖDENMEYEN TAKSİTLER

4811 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde “1. Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ödenmemesi ya da eksik ödenmiş olması halinde, ödenmemiş olan tutarların son taksit ödeme süresi sonuna kadar; ödenmeyen ya da eksik ödenen kısmın son takside ait olması halinde ise bu tutarın son taksiti izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen kısım ile birlikte her ay için ayrı ayrı %10 fazlası ile ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır.

2. Bu Kanun kapsamına giren alacakların (1) numaralı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması halinde mükellefler ödedikleri tutar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde ödemede gecikilen her ay ve kesri için ayrı ayrı %10 oranında zam tahsil edilecektir. Tahsil edilen bu zam red ve iade edilmeyecektir.

4811 sayılı Kanunun “Matrah artırımına ilişkin ortak hükümler” başlıklı 10 uncu maddesinde, Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre hesaplanan gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin, Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammıyla takip ve tahsiline devam olunacağı hükme bağlanmıştır.

Madde metninde “Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi” ibaresi kullanıldığından, bu hüküm, Kanunun 18 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.

Bu durumda, matrah artırımı hükümlerine göre hesaplanan vergilerin, süresinde ödenmemesi halinde, Kanunda belirtilen taksit ödeme süresi sonuna kadar (Haziran/2004, ödenmeyen kısmın son taksit olması halinde Temmuz/2004) 18 inci madde hükmü, bu süreden sonra ise 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi hükmü tatbik edilecektir.

Kanunun 2 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası kapsamındaki vergiler için de aynı uygulama yapılacaktır.

Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ancak, Kanun hükümlerine göre taksitlendirilen borçlarının tamamını ödemeyen mükellefler bu Kanundan ödedikleri tutar kadar yararlanacaklardır.

Kanun hükmünden birden fazla vergi türü ve dönemi için yararlanan mükelleflerin yaptıkları ödemeler, vadesi önce gelen borçlardan başlanarak her bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemelerle belirtilen şekilde yapılan mahsup sonucu tamamen tahsil edilemeyen dönemlerde Kanun hükmü ihlal edilmiş sayılacak ve kısmi ödeme olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

Yapılan ödemelerle tamamı tahsil edilen dönemlerde Kanun hükümlerinin ihlal edilmiş sayılmayacağı tabiidir.

ÖRNEK:10- Kadıköy Vergi Dairesi mükellefi (T), 4811 sayılı Kanun kapsamında olan kesinleşmiş tüm borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmuştur.

Mükellefin Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kapsama giren borçları şu şekildedir:

2001 Dönemine Ait Gelir Vergisi

:

900.000.000.-TL

Gelir Vergisine İlişkin Gecikme Zammı

:

504.000.000.-TL

20/04/2002 Vadeli Gelir (Stp) Vergisi

:

250.000.000.-TL

Gelir (Stp) Vergisine İlişkin Gecikme Zammı

:

192.500.000.-TL

TOPLAM

:

1.846.500.000.-TL

Vergi asıllarına vade tarihleri ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE oranı ve tutarları aşağıdaki gibidir:

Gelir Vergisi I. Taksit Tutarı İçin

:

300.000.000 x %26.1

= 78.300.000.-TL

Gelir Vergisi II. Taksit Tutarı İçin

:

300.000.000 x %22

= 66.000.000.-TL

Gelir Vergisi III.Taksit Tutarı İçin

:

300.000.000 x %16

= 48.000.000.-TL

Gelir (Stp) Vergisi İçin

:

250.000.000 x %27.3

= 68.250.000.-TL

TOPLAM

:

1.150.000.000.-TL

260.550.000.-TL

Mükellef vergi asılları ile hesaplanan TEFE tutarları toplamını 9 eşit taksitte ödeyerek 4811 sayılı Kanundan yararlanabilecektir.

Ödenecek Taksit Tutarları

= (Vergi Asılları + Toplam TEFE Tutarı)/9

= (1.150.000.000 + 260.550.000)/9

= 156.727.000.-TL

Mükellef Kanun hükmüne göre 8 taksiti süresinde ödemiş ancak, son taksit için herhangi bir ödeme yapmamıştır.

Bu durumda, mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi ve dönemi önce gelen borçlardan başlanarak her bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler ile yukarıda belirtilen şekilde mahsup sonucu alacağın tamamen tahsil edilemediği dönemlerde Kanun hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde kısmi ödeme olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

Örnekte Ödenen Tutar = 156.727.000 x 8 = 1.253.816.000.-TL

Mükellefin vadesi önce gelen dönem borcu gelir vergisi olduğundan, 1.253.816.000.-TL yapılan ödeme tutarı, ilk önce yıllık gelir vergisi ile buna isabet eden TEFE tutarı toplamına (900.000.000 + 192.300.000=) 1.092.300.000.-TL mahsup edilecektir. Bu şekilde yapılan mahsup sonucunda mükellef, 2001 dönemine ait gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı için Kanundan yararlanmış olacaktır.

Mahsuptan sonra kalan (1.253.816.000 - 1.092.300.000=) 161.516.000.-TL tutar, gelir (stp) vergisi ve bu vergiye ilişkin TEFE tutarı toplamı olan 318.250.000.-TL’nı karşılayamadığından bu dönem borcu için 4811 sayılı Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılacaktır.

Bu durumda, yapılan ödeme tutarı kadar Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına isabet eden tutar;

Vergi aslına isabet eden tutar

= (Vergi Aslı) x (Yapılan Ödemeden Kalan Tutar)

(Vergi Aslı + TEFE Tutarı)

formülü ile bulunacaktır. Buna göre;

Vergi aslına isabet eden tutar

= 250.000.000 x 161.516.000

318.250.000

= 126.878.000.-TL’dır.

Bu tutar Kanun hükümlerine göre ödenmiş sayılacak, gelir (stp) vergisinden kalan (250.000.000 – 126.878.000=) 123.122.000.-TL borç ise vade tarihinden itibaren gecikme zammı uygulanarak tahsil edilecektir.

ÖRNEK:11- Irmak Vergi Dairesi mükellefi (H)’nin, 1997 dönemine ait tahakkuk eden Gelir Vergisi 360.000.000.-TL’dır. Mükellef ilk taksitini 15/5/1998 tarihinde ödemiş, bu tarihten sonra borca karşılık herhangi bir ödeme yapmamıştır. (H), 4811 sayılı Kanundan yararlanmak için anılan vergi dairesine başvuruda bulunmuş, vergi dairesi mükellefin borçlarını aşağıdaki şekilde tespit etmiştir.

Gelir Vergisi I. Taksitinin Kesinleşen Gecikme Zammı

:

36.000.000.- TL

Gelir Vergisi II. Taksiti

:

120.000.000.-TL

Gelir Vergisi II. Taksitinin Gecikme Zammı

:

603.600.000.-TL

Gelir Vergisi III . Taksiti

:

120.000.000.-TL

Gelir Vergisi III. Taksitinin Gecikme Zammı

:

556.800.000.-TL

Gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE tutarları şu şekilde olacaktır.

I.Taksite İlişkin TEFE Tutarı

:

120.000.000 x %8

9.600.000.-TL

II.Taksite İlişkin TEFE Tutarı

:

120.000.000 x %199.3

239.160.000.-TL

III.Taksite İlişkin TEFE Tutarı

:

120.000.000 x %192.8

231.360.000.-TL

Mükellefin 4811 sayılı Kanundan yararlanmak için vergi aslı ile birlikte ödeyeceği toplam tutar : 240.000.000 + 480.120.000 = 720.120.000.-TL’dır.

Ödenecek taksit tutarları ise (720.120.000/9=) 80.013.000.-TL’ dır.

Mükellef, 7 taksitini Kanunda belirtilen sürede ödemiştir. Ancak 8 ve 9 uncu taksitler için bir ödeme yapmamıştır.

Buna göre, ödenen toplam tutar, 80.013.000 x 7 = 560.091.000.-TL olup; bu tutardan öncelikle mükellefin kesinleşmiş 36.000.000.-TL Gecikme Zammına karşılık hesaplanan TEFE tutarı 9.600.000.-TL, daha sonra Gelir Vergisi II. taksit tutarı ile buna ilişkin TEFE tutarı olan (120.000.000 + 239.160.000=) 359.160.000.-TL mahsup edilecektir.

Yapılan ödemeden geriye kalan (560.091.000 – (9.600.000 + 359.160.000) =) 191.331.000.-TL, gelir vergisi III. taksit tutarı ile TEFE tutarını karşılamamaktadır. Bu durumda, 191.331.000.-TL içindeki vergi aslı tutarını hesaplamak için;

Ödemelerden Kalan Tutar x Vergi Aslı Tutarı .

Ödenmesi Gereken Taksit Tutarları Toplamı (Mahsup Edilen Tutar Hariç)

formülü kullanılacaktır.

Buna göre;

191.331.000 x 120.000.000

351.360.000

= 65.345.000.- TL Gelir Vergisi III. taksite isabet eden tutar olup, mükellef 4811 sayılı Kanundan bu tutar için yararlanabilecektir.

Mükelleften tahsili gereken tutar ise şu şekilde bulunacaktır.

Tahsili Gereken Tutar =Vergi Aslı – Mükellefin Kanun Gereğince Yararlandığı Tutar

Buna göre, mükeleften tahsili gereken tutar (120.000.000 - 65.345.000 =) 54.655.000.-TL olup bu borç, vade tarihinden itibaren gecikme zammı hesaplanarak tahsil edilecektir.

ÖRNEK:12- Setbaşı Vergi Dairesi mükellefi (S) 25/1/1998 vadeli 300.000.000.-TL Katma Değer Vergisi borcunu 15/7/1998 tarihinde vergi dairesine ödemiş, gecikme zammı için herhangi bir ödeme yapmamıştır. Mükellefin kesinleşen gecikme zammı borcu 270.000.000.-TL’dır.

Mükellefin Kanundan yararlanmak için süresinde vergi dairesine başvurması halinde, gecikme zammı borcuna karşılık TEFE tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

TEFE Tutarı = Vergi Aslı x TEFE Oranı*

TEFE Tutarı = 300.000.000 x %24

TEFE Tutarı = 72.000.000.- TL’dır.

*Vergi aslının vade tarihinden, ödeme tarihine kadar geçen süre için

Mükellefin ödeyeceği aylık taksit tutarı (72.000.000/9 =) 8.000.000.-TL’dır. Mükellef 3 taksiti süresinde ödemiş, diğer taksitleri için bir ödeme yapmamıştır.

Bu mükellef ödediği tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bunun için;

Toplam Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği Taksit Tutarları Toplamı

Hesaplanan Toplam TEFE Tutarı

 

Formülü kullanılacak ve

270.000.000 x 24.000.000 =

72.000.000

90.000.000.-TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

Kalan 270.000.000 - 90.000.000 = 180.000.000.-TL gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam edilecektir.

ÖRNEK:13- Bu Tebliğin 2 numaralı örneğinde yer alan mükellefin Kanuna göre belirlenen 7 taksiti süresinde ödediğini, kalan 2 taksiti ödemediğini varsaydığımızda bu mükellefin Kanun kapsamında yaralanacağı tutar şu şekilde hesaplanacaktır.

Ödenecek Toplam Tutar: 28.585.000.000.-TL olup (28.585.000.000/9=) 3.176.111.000.-TL, bir taksitte ödenecek tutardır.

Ödenen Taksit Tutarı

= 3.176.111.000 x 7

= 22.232.777.000.-TL’dır.

Mükellefin, 4811 sayılı Kanun gereğince vergi aslından yararlanacağı tutara “T” diyelim.

T = Vergi Aslı x Ödenen Taksit Tutarı

Toplam Taksit Tutarı

 

T = 15.000.000.000 x 22.232.777.000

28.585.000.000

T = 11.666.666.000.-TL olarak hesaplanacaktır.

 

 

Vergi Aslından Tahsil Edilecek Tutar

= Vergi Aslı – Kanun Hükmünden Yararlandığı Vergi Aslı Tutarı

= 15.000.000.000 – 11.666.666.000

= 3.333.334.000.-TL olacak, bu tutarın tahsili

sırasında ayrıca vade tarihinden itibaren gecikme zammı hesaplanacaktır.

Mükellefin, 4811 sayılı Kanun gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar;

Kanun Gereğince Vergi Aslından Yararlanacağı Tutar x Gecikme Faizi

Vergi Aslı

 

Buna göre;

11.666.666.000 x 7.650.000.000

15.000.000.000

 

= 5.949.999.000.-TL’dır.

Tahsil edilecek gecikme faizi tutarı ise (7.650.000.000 – 5.949.999.000 = ) 1.700.001.000.-TL olacaktır.

Mükellefin, 4811 sayılı Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutara “Z” diyelim.

Z = Kanun Gereğince Vergi Aslından Yararlanacağı Tutar x Vergi Ziyaı Cezası

Vergi Aslı

 

Z =

11.666.666.000 x 19.425.000.000

15.000.000.000

Z = 15.108.332.000.-TL olup bu tutar ve buna ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Vergi ziyaı cezasından tahsil edilecek tutar;

= Vergi ziyaı cezası – Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutar

= 19.425.000.000 – 15.108.332.000

= 4.316.668.000 TL’dır. Ayrıca tahsili gereken vergi ziyaı cezasına, vade tarihinden itibaren gecikme zammı uygulanarak tahsil edileceği tabiidir .

 

XIII– DİĞER HUSUSLAR

1- Bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.

2- Bu Kanun kapsamına giren vergilere gecikme zammı ve gecikme faizi yerine TEFE tutarının uygulandığı dikkate alınarak, bu Kanun kapsamında ödenecek olan vergilere vergi mevzuatında gecikme zammı ya da gecikme faizi yerine düzenlenmiş olan “193 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesinin son fıkrasına göre öngörülen yatırımların gerçekleştirilmemesi nedeniyle uygulanan tecil faizi yerine TEFE tutarı, 3065 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendine göre alınan gecikme zammının % 50 fazlası yerine TEFE tutarının % 50 fazlası, aynı bende göre alınan tecil faizi yerine TEFE tutarı, 4760 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre alınan tecil faizi yerine TEFE tutarı” uygulanacaktır.

3- Bu Kanun hükümlerine göre yazılı başvuru gereken hallerde, mükelleflerin yazılı başvurularını iadeli taahhütlü posta yolu ile yapmaları mümkün olup bu takdirde başvuru belgelerinin postaya verildiği tarih esas alınacaktır.

4- Bu Tebliğin ekleri mükelleflerce çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.

Tebliğ olunur.

 

 

EK : 1 Dilekçe

EK : 2 YILLAR İTİBARIYLA TOPTAN EŞYA FİYATLARI ENDEKSİ

EK : 3 Dilekçe

EK : 4 GELİR VERGİSİ MÜKELLEFLERİNDE MATRAH ARTIRIM BİLDİRİMİ

EK : 5 KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİNDE MATRAH ARTIRIM BİLDİRİMİ

EK : 6 BEYANNAME VERENLER İÇİN GELİR (STOPAJ) VERGİSİ (G.V.K. MAD:94/6) BİLDİRİMİ

EK : 7 BEYANNAME VERMEYENLER İÇİN GELİR (STOPAJ) VERGİSİ (G.V.K. MAD:94/6) BİLDİRİMİ

EK : 8 KATMA DEĞER VERGİSİ ARTIRIM BİLDİRİMİ (Yıl İçinde Tüm Dönemlere Ait Beyanname Veren Mükellefler İçin)

EK : 9 KATMA DEĞER VERGİSİ ARTIRIM BİLDİRİMİ (Yıl İçinde 12 Dönemden Az, 2 Dönemden Fazla Dönemde Beyanname Veren Mükellefler İçin)

EK : 10 KATMA DEĞER VERGİSİ ARTIRIM BİLDİRİMİ (8/2-b, 8/3) (Yıl İçinde Hiç Beyanname Vermeyen veya 1 ya da 2 Dönem Beyanname Verenler İle Vergilendirme Dönemi Üç Aylık Olup Hiç Beyanname Vermeyen Mükellefler)

EK : 11 KATMA DEĞER VERGİSİ MATRAH ARTIRIM BİLDİRİMİ (8/2-c) (İstisnalar veya Tecil-Terkin Kapsamına Giren İşlemleri Bulunan Mükellefler)

EK : 12 GELİR (STOPAJ) VERGİSİ ARTIRIMI BİLDİRİMİ

EK : 13 KIYMETLİ MADEN VE ZİYNET EŞYASINA İLİŞKİN VERGİ BEYANNAMESİ

EK : 14 Dilekçe

EK : 15 4811 SAYILI KANUNA GÖRE YAPILACAK ÖDEMELERE İLİŞKİN TAKVİM